Jump to content
Sign in to follow this  
denmeh1

Peygamber Efendimizin Türkler İçin Söyledikleri.

Recommended Posts

[h=2]Türkler Allah Tarafından Neden Övülmüş Bir Millettir? İşte En Güzel Cevabı[/h] Maide Suresi 54. ayet:

“-Ey iman edenler! Aranızdan kim dininden dönerse (şunu) bilsin: Allah onun yerine öyle bir millet getirecek ki, Allah onları sever, Onlar da Allah’ı severler. Mü’minlere karşı mütevazi, kafirlere karşı ise (fevkalade) onurlu ve güçlü, Allah yolunda cihad eden ve hiçbir kınayanın kınamasından kormayan bir millet getirecektir. Bu Allah’ın bir lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah’ın lütfü ve nimeti geniştir, O bilendir.

Birçok müfessir, bu ayet-i kerimede kastedilen milletin, Abbasilerin zayıflmasından sonra öne çıkan “Türk Milleti” olduğunu ifade etmiştir.

Elmalılı Hamdi YAZIR, “Hak Dini Kur’an Dili” adlı tefsirinde bu ayeti şöyle yorumluyor. “…Bu defa Allah Türkleri göndermiş; Arapların kadrini bilemeyip, zayi ettikleri devlet-i İslamı ele alarak İstanbul’a ve oradan kıtaat-ı arzın her tarafına yaymışlar; binaenaleyh Ebnay-i Faris Hadisi’nin delaleti; feth-i Kostantıniyye (İstanbul’un fethi) Hadisi’nin serahati ve “Fe asellahü en ye’tiye bilfethi’ va’di İlahisi’nin işareti ile Türkler bu ayetin tebşirine (müjdesine) nail olmuşlardır. (Yazır 1960)

Hatta Diyarbakırlı bir büyük alim olan Celal YILDIRIM bir adım daha öne atarak “Bu vazife halen Türk Milletinin üzerindedir.” diyor.

Fil Suresi:

1 ) (Ey Muhammed), görmedin mi, Rabbin fil sahiplerine (Ebrehe Ordusuna) ne yaptı ?

2 ) Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı ?

3 ) Üzerlerine sürü sürü kuşlar (ebabil) gönderdi.

4 ) Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlardı.

5 ) Sonunda (Allah) onları yenik ekin yaprağı gibi yaptı.

Fil Suresi’nden de anlaşılacağı gibi Allah o günün süper güçleri olan Bİzans, Pers, Habeşistan, gibi ülkelere Mekke, Medine, Taif gibi

kutsal şehirlerin fethedilmesini mucizelerle engelliyor. Dünya yaratıldığından bu yana bu 3 kutsal şehri hiçbir güç ele geçirememiş.

1070 yılında bu kutsal topraklar Selçuklular tarafından fethediliyor. Ardın 1174 Eyyubiler (Türk devleti) tarafından fethediliyor, 1250 Memlüklü Türk devleti tarafından fethdiliyor, 1517 Osmanlı Devleti tarafından fethediliyor. Yeryüzü yaratıldığından buyana kutsal topraklar 4 kez türk devletleri tarafından fethediliyor.

Ali İmran Suresi :

123 ) Şüphesiz Bedir’de siz güçsüz durumda iken Allah sizi zafere ulaştırdı. Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.

124 ) Hani mü’minlere “Allah’ın sizi indirilen üç bin le desteklemesi size yetmez mi ?” diyordun.

125 ) Evet, eğer sabreder ve sakınırsanız ve onlar da ansızın üzerinize gelirlerse Allah size böyle beş bin nişanlı le yardım gönderir.

Peygamber Efendimizin hadisi:

“Kostantiniyye mutlak feth olunacaktır. Onu feth eden konutan ne güzel komutan o asker ne güzel asker.”

Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi İstanbul’un fethi sadece Türklere nasip olmuştur.

Paygember Efendimizin hadisi:

Ashaptan insanlar Peygamber Efendimize sormuşlar; “Ya Resullallah İslam dinini direk birinci elden sen bize anlattın. Nasıl ibadet edeceğimizi sen bize öğrettin. İslam yolunda mallarınızı harcayın dedin verdik, İslam için cihad edin ve mertebelerin en yükseği olan şehitliğe yükselmemizi söyledin, birçoklarımızda İslam için şehit olduk. Senin her dediğini harfi harfine yaptık. Takva olarak bizden daha üstün birileri var mıdır?” dediler.

Peygamber Efendimiz de “evet vardır dedi. ”

“Öyle bir millet gelecek ki Onlar beni görmedikleri halde beni görmüş gibi iman edecekler. İslamı yüceltip İslam adaletini ve medeniyetini dünyaya yaymaya çalışacaklar ve onlar İslamın koruyucuları olacaklar. İşte ONLAR BENİM CENNETTEKİ KARDEŞLERİMDİR. Takva bakımından da sizden üstündürler.

Tarihimizi daha iyi inceleyip, araştırdıkça bu örneklerin yüzlercesiyle karşılaşmak mümkündür.

Bir çok tarih ve din kitaplarında ( arap ve türk kaynaklarında ) milletimiz için ;

“Milleti memduha ( övülmüş millet )” ;

İlahi nusretle müeyyed ( Allah’ın yardımı ile te’yid ettiği ) millet” ;

İ’lay-ı kelimetullah ile muvazzaf ( Allah isminin yüceltilmesi ile görevli ) millet”

tabirleri kullanılır. ( Elmalılı Hamdi Yazır 1960 )( Ömer Nasuhi Bilmen 1966 ) ( Celal Yıldırım 1985 ) …..

arkadaslar nasıl bir milletiz türk olmaktan gurur duymalıyız

[h=2]Peygamberimizin Türkler için söyledikleri hadisler[/h] TÜRKLER SİZE DOKUNMADIĞI,HARBETMEDİĞİ SÜRECE,SAKIN SİZ DE TÜRKLERE DOKUNMAYINIZ!”(en-Nesei,Sünen en-Nesei,4,s:44)

“SİZLER;TÜRKLERLE ÇARPIŞMADIKÇA KIYAMET KOPMAYACAKTIR”(el-Buhari,4,s:34,35,156,Sahih-i Müslim,17,s:37,38 )

“Allah’ın “Doğuda” bir ordusu vardır.Onun adını TÜRK koymuştur.Kendisine baş kaldıranlardan işte onlar vasıtasıyla intikam alır”(Hadisi nakleden Kazvini.el-Kaşgari,Mahmud,Divanü’l-Lügat et-Türk,İstanbul,1333,s:292)

[h=2]Hz. Muhammed’in (s.a.v) Türkleri Değerlendirdiği Sözleri[/h] Değerli okurlarım Hazreti Muhammed Türkleri değerlendiren yani Türkleri tanıtan sözlerde söylemiştir. Bu onun Türkler İslam olmadan önce söylediği sözleri olduğuna göre Hz. Muhammed Türkleri tanrı vergisi bilgilerine göre değerlendirmiştir. Bu sözlü hadisler hakkında en kestirme bilgileri Türk Tarihi Dergisinde Doç. Dr. Zekeriye Kitapçı’nın yazısında görebiliriz. Bu yazıda verilen ifadeler şöyledir:

Kaşgari hadislerin değerlendirilmesi

Bu alimler arasında Türk alimi Mahmud el-Kaşgari’ye yer vermemiz gerekmektedir. Kaşgari’nin rivayet ettiği ve Türklerin haşmet ve ikballerini çok heyecanlı bir şekilde dile getiren bu hadisler ve yorumlarını bir çırpıda silip atmaktansa, bu açıdan değerlendirmemiz konuya herhalde daha gerçekçi bir yoldan yaklaşmak olacaktır.

Bu cümleden olmak üzere Ulu Önder Atatürk gibi Türk olmanın gurur ve şuurunu iliklerine kadar duyan ve hisseden Kaşgari, meşhur eseri “Divan-i Lügat’i Türk’de Türklerle ilgili olan hadislerden iki tanesini belirtmiştir. Hatta bunlardan biri hadis literatüründe “kudsi hadis” dediğimiz manası Allah’tan ve sözü Hz. Peygamberden gelen hadisler cinsindedir. Söz konusu hadisi kudsinin muttasıl bir senedle rivayet ettiği metni şöyledir:

“Hz. Peygamber’den rivayet edildiğine göre; aziz ve celil olan Allah buyurur ki, benim bir ordum vardır, adını Türk koydum ve onları doğu ülkelerine yerleştirdim. Herhangi bir kavme öfkelendiğim zaman Türkleri onların başına musallat ederim.”

Kaşgari’nin Türklerle ilgili naklettiği bir diğer hadisin metni ise şudur:

“Hz. Peygamber kıyamet alametlerinin ve ahir zaman kargaşalıklarını ve Oğuz Türklerinin ortaya çıkışlarını anlattıktan sonra demiştir ki, Türk dilini (mutlaka) öğreniniz. Zira mülk ve saltanat uzun zaman onların elinde kalacaktır.”

Kaşgari’nin rivayet ettiği bu hadislerin isnad ve metinleri hakkında Usulü Hadis İlminin ortaya koyduğu kriterler açısından daha fazla münakaşa ve tenkid etmenin yeri herhalde burası değildir. Fakat şu kadarı da bir gerçektir ki, söz konusu doğruluğu hala münakaşa konusu ise de, zaman ve siyasi gelişmeler onların muhteva ve metinlerinin bir başka ifade ile müdafaa ettiği fikirlerin kesinlikle doğru olduğuna, batıya İslam dünyasına yönelmiştir. Cihangir Asya ordularının bir başka öncüleri olan Selçuklular, çok geçmeden Bağdat önlerinde, İslamın taht ve baht şehrinde görülmüşlerdir. Selçuklu Türkleri, İslam dünyasının üstüne kara bulutlar gibi çöken Şii Büvehi saltanatına son vermekle kalmadıkları gibi, başta Bağdat olmak üzere, İmparatorluğun daha ziyade Şii ağırlıklı şehirlerine Nizamiye Medreseleri’ni kurarak onların fikri manada da belini ve Sünni doktrinini de ihya etmişlerdir.

Buhari’nin Türkler hakkındaki hadisleri

Her ne kadar Türklerle ilgili hadislerin büyük bölümü yukarıda da işaret edildiği gibi, daha ziyade sonraki devirlerde bazıları tarafından şu veya bu maksatla uydurulmuş ise de, bunlar arasında doğruluğundan hiç bir zaman şüphe edilmemesi gereken hadisler de vardır. Bunların başında şüphesiz hadis ilminin gelmiş geçmiş en büyük otoritelerinden biri olan İmamı Buhari’nin, Sahih adındaki meşhur hadis kolleksiyonunda naklettiği hadisler gelmektedir. Daha ziyade Şeyhi’le-muhaddisin unvanıyla şöhret bulan büyük imam ve değerle alimin asıl adı Muhammed b. İsmail el Buhari el Cufi’dir.

Uzun tarihi seyri içinde büyük ölçüde Türk nüfuz ve hakimiyeti altında kalmış olan ve hatta İslami fetihler sırasında dahi Türk soyuna bağlı hükümdar aileleri tarafından idare edilen Buhari’nin Türklerle ilgili hadisleri nakletmesinde muhtemelen Türk çevrelerinde dünyaya gelmiş ve buralarda yetişmiş olmasının da büyük tesirleri olsa gerektir. Hatta onun Türk soyundan geldiğini söyleyen Buhari, Türklerle ilgili hadisleri, meşhur eserinde “Siyer ve Cihad Kitabı” adını verdiği genel bölümünde ve “Türklerle Savaş” başlığı altında özel bir bölümde toplamıştır. Bunun yanısıra muhteva itibarı ile birbirine çok yakın olan bir diğer hadisi de “Çarık Giyenlerle Savaş” bölümünde bize nakletmektedir. Sözler ve metin itibarı ile birbirlerine çok yakın olan bu hadislerden biz burada sadece sahabeden Amr b. Tağlib ve Ebu Hüreyre kanalı ve müstakil senedlerle bize kadar gelen hadisleri açıklamakla yetineceğiz.

Amr b. Tağlib’in müstakil senedle Hz. Peygamberden rivayet ettiği hadisin metni şudur:

“Amr b. Tağlib’den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber buyurmuştur ki; Kıyamet kopmasının şartlarından (biri de, sizlerin kıldan çarıklar giyen bir kavim olan (Türkler)le harbetmemizdir. Yine kıyamet kopmasının şartlarından bir (diğeri de) sizlerin yuvarlak yüzlü öyle ki, yüzleri (örs üstünde döğülmüş ve) üzeri derilerle kaplanmış (sağlam) kalkanlar gibi bir kavim (olan Türklerle) çarpışmanızdır.”

Buhari’nin Türklerle ilgili bir hadisi de yine muttasıl bir senedle büyük sahabe tarafından nakledilmiştir. Bu hadis de şudur;

“Ebu Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, Hz. Hz. Peygamber buyurmuştur ki; Sizler küçük çekik gözlü, kırmızı benizli, yatık burunlu, çehreleri sanki (örs üstünde döğülmüş ve ) üzeri derilerle kaplanmış (sağlam) kalkanlar gibi bir kavim olan Türklerle çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Yine sizler, kıldan çarık (ve çoraplar) giyen bir kavimle (Türk) çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır.”

Müslim’in Türkler hakkındaki hadisleri

Türklerle ilgili hadisler, sadece Buhari değil, hadis ilminin Buhari’den sonra en büyük otoritelerinden İmamı Müslim tarafından da açıklanmıştır. Asıl adı, Müslim b. el-Haccac el-Kuşeyri olan bu değerli alim Nişabur’da dünyaya gelmiştir. (Doğ. 817-Öl. 875) İmamı Buhari’ye karşı aşırı derecede saygı ve bağlılığı ile tanınmıştır.

Büyük İmam daha ziyade “Sahihu Müslim” adı ile İsllam dünyasında hürmet ve itibar gören meşhur eserinde, Türkler hakkındaki hadisleri “Kargaşalıklar ve Kıyametler Alametleri Kitabı” adını verdiği çok geniş ve genel bir bölümde toplamıştır. Daha ziyade Ebu Hüreyre kanalı ile bize kadar ulaşan bu hadislerin sayısı beş kadardır. Hadisler gerek söz gerekse muhteva itibarı ile birbirlerine çok yakın ifadelerle nakledilmiştir. Müslim’in naklettiği bu hadislerin Buhari’deki hadislerle metin bakımından çok benzer olduğu gözden kaçmamaktadır. Demek oluyor ki, her iki imam da bu hadisleri bir ömür boyu çok büyük bir titizlik hatta meşakatle hazırladıkları kitaplarında tam bir gönül rahatlığı ile kaydetmiştir..(*)

Biz burada bu beş hadisten bir fikir vermek üzere sadece iki tanesini belitmek istiyoruz. Bu hadislerden biri aynen şöyledir;

“Ebu Hüreyre’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber buyurmuştur ki, müslümanlar kıldan elbiseler giyen ve kıldan çoraplar çarıklarla yürüyen çehreleri (sanki örs üstünde döğülmüş ve) üzeri derilerle kaplanmış kalkanlar gibi kuvvetli bir kavim olan Türklerle çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır.”(35)

İmamı Müslim’in Türklerle ilgili buraya kaydetmek istediğimiz bir diğer hadisi de aynen şöyledir;

“Ebu Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber, buyurmuştur ki; Sizler kıldan çarıklar giyen bir kavim (Türklerle) çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Yine sizler çekik gözlü, ince ve yassı burunlu, ‘kırmızı benizli’ bir kavimle çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır.(35)

Ebu Davud’un Türklerle ilgili hadisleri

Buhari ve Müslim’den sonra şimdi de biz büyük hadis imamlarından Ebu Davud’un meşhur eseri Sünen üzerinde durmak istiyoruz. Türlerle ilgili hadislerden sözeden ve “Kütübü Sitte” dediğimiz meşhur hadis kitaplarından biri olan bu kolleksiyonun, üzerinde durduğumuz konu açısından çok büyük bir önemi vardır. Büyük hadis imamlarından biri olan Ebu Davud tarafından telif edilmiş olan bu eser, müslümanlar arasında derin bir hüsnü kabule mazhar olmakla kalmamış, aynı zamanda Mısır ve Magrib gibi daha bir çok ülkelerde tasnif edilen Sünenler içinde bir örnek olmuştur. Yazarın asıl adı Süleyman b. Eşas’tır. Horasan illerinden Sicistan’da doğmuştur. (Doğ. 817-Öl. 888)

Ebu Davud’un Sünen’inde Türklerle ilgili olarak dört hadis açıklanmıştır. Bu hadislerden ilk üçü aynen Buhari’de olduğu gibi “Türklerle Savaş” genel başlığı altında toplanmış diğer biri ise “Türkleri ve Habeşlileri Harbe Tahrikten Çekinmek” bölümünde verilmiştir. Hadislerden ikisi daha önceden tanıdığımız büyük sahabe Ebu Hüreyre tarafından rivayet edilmekte ve Buhari ve Müslim’den naklettiğimiz hadislerle büyük ölçüde bir benzerlik arzetmektedir. Bunlarda Türklerin ırkı özelliklerini açıklayan hadisler gibidir. Fakat bizim asıl üzerinde durmak istediğimiz Ebu Davud’un açıkladığı diğer iki hadisidir. Gerek muhteva gerekse temas ettiği konular bakımından daha öncekilere hiç de benzemeyen ve tamamen farklı olan bu hadisler, ilk hicret asrından itibaren resmi devlet yazışmalarına geçmiş, dolayısıyla İslam alimleri tarafından büyük bir ilgi ve kabul görmüşlerdir. Söz konusu hadisler, Türk-Arap siyasi münasebetlerine ışık tutması bakımından önümüzdeki sayfalarda daha etraflı bir şekilde değerlendirilecektir.

Büyük İmamın, Türklerin bedeni yapılarını açıklayan ve daha önce Buhari ve Müslim’de gördüğümüz hadislerin nerede ise bir tekrarından ibaret olan hadislerini bir fikir vermesi bakımından burada da kaydedeceğiz. Bunlardan birisi şudur;

“Ebu Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber demiştir ki; Müslamanlar kıldan elbiseler giyen ve çehreleri (sanki örs üstünde döğülmüş ve ) üzeri derilerle kaplanmış kalkanlar gibi kuvvetli bir kavim olan Türklerle çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır..”(37)

Diğer hadis ise aynen şöyledir;

“Ebu Hüreyre’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber buyurmuştu ki; Sizler deriden çarıklar giyen bir kavim (olan Türkler) le çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Yine sizler, küçük gözle, yatık burunlu ve yüzleri sanki (örs üstünde döğülmüş ve) derilerle kaplanmış kalkanlar gibi (kuvvetli) bir kavim (olan Türkler) le çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır.”

[h=3]HAZRETİ MUHAMMED’ (S.A.V) !İN TÜRKLER HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ[/h] Peygamber efendimiz Hz.M U H A M M E D’in (s.a.v.) T Ü R K LER hakkında söyledikleri

Selçuk oğullarının kazandıkları zaferler, hele Alp Arslan’ıın Bizans İmparatoru Romanos Diogenes ‘in ordularının 1071 yılının 26 Ağustos günü yenip imparatoru esir alması İslâm âleminin, hele Türk dünyasında büyük heyecan ve sevinç yaratmış, Türk milli gururunu canlandırmıştır.

O devrin büyük dilcisi ve filozofu Mahmud Kaşgari “Türk” kelimesinin açıklamasında naklettiği “hadis-i kudsi” o devirdeki Türklerin sevinç ve heyecanlarının ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir. Mahmud Kaşgari’ye göre, Kâşgarlı bir şeyhin Türkler hakkında rivâyet ettiği bu hadis, Allah’ın, peygamberinin ağzıyla söylediği kutsal sözlerdir.”Yüce Allah buyuruyor ki: Benim bir ordum vardır, ona Türk adını verdim, onları doğuda yerleştirdim. Bir ulusa kızarsam Türkleri o ulus üzerine musallat kılarım.” Kaşgarlı bu hadisi naklettikten sonra şöyle diyor: “İşte bu, Türkler için bütün uluslara karşı bir üstünlüktür. Çünkü Allah ad vermeyi kendi üzerine almıştır, onları yeryüzünün en yüksek yerinde, havası en temiz ülkelerinde yerleştirmiş ve onlara ”kendi ordum’ demiştir.”

Başka hadislerin aranmasına devam edilmiş ve şu hadisler de tespit edilmiştir:

“Türkler üzerinize saldırmadıkça, siz de onlara saldırmayınız.”

“Ümmetimin idaresi, sonunda Türklerin eline geçecektir.”

Kaynak: Tarihe Hükmeden Millet: TÜRKLER Cemal Anadol Milli Kültür Yayınları,1977

*** *** **

Bunun gibi değerli Hadislerinde bulunduğu bir kıymetli, kaynak ve belgelerinin de bulunduğu Hadis-i Kutsi yazmak istedim. Tüm değerli ve kıymeti Canab-ı Mevlâ’mızdan, yaratılan ve ispatını tarih boyunca gerçek ve açık şekilde ortaya koyan yüce Türk Milletinin nasıl bir Millet olduğunun, manevi ifadesidir bunlar!

Sonsuz saygılarımla tüm câmiamıza sunulur!

Alem-i Sır

Hadislerde Türkler

davaislam

Her Millet kendi milleti icin birseyler arastirmak ister , Peygamber Efendimiz (s.a.v) biz Türkler hakkinda neler söylemis ,ben bunu herzaman merak etmisimdir .

Ve bunca zamandir Peygamber Efendimiz’in Fatih Sultan Mehmed hazretleri hakkinda ima’lida olsa sadece bir hadis söyledigine inanirdim ama arastirdigimda ibrahim canan hocaefendinin hadislerden cikardigi hadis’i seriflerde Türkler cok ilgimi cekti ve sizler ile bir nebze olsun paylasmak istiyorum.

Ebû Sekîne …(ki Muharrerler’den bir kimsedir) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın bir sahabesinden naklen anlatıyor:-

… “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:-

“Sizi bıraktıkları müddetçe siz de Habeşîleri bırakın. Sizi terkettikleri müddetçe Türkleri terkedin.” (Ebû Dâvud, Melâhim 8, (4302).)

[h=3]Türkler Hakkında Peygamber Efendimizin Söylediği Hadis-i şerifler[/h] Evet Peygamber Efendimizin s. Türkler hakkında hadisi şerifi vardır. Efendimiz şöyle buyuruyor.” Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın” ( Ebu Davut, Melahim: 8) müslüman Araplar Hicri 4. asırda türklerle temas kurdular. Bu temaslar sonucunda Türkler müslüman oldu ve asırlar boyunca İslâm’ın bayraktarlığını yaptılar.

Yukarıdaki sorunun ikinci şıkkına geçecek olursak İslam, Milliyetçiliği müspet (iyi) menfi ( kötü) olarak ikiye ayırmıştır. Kötü milliyetçilik, ırka dayalı olanıdır. Hakka hukuka bakmadan kendi milletinden olana suçlu bile olsa taraf olma menfi, ırka dayalı milliyetçiliktir. Diğer taraftan; her millet kendi milletinin fazilet ve hasletlerinden bahsedip onları sevebilir. İslamiyet hukuk ölçülerinin gözetildiği böyle bir milliyetçiliği müspet milliyetçilik olarak görür. Nitekim Efendimiz’e s. Sahabilerinden bir tanesi soruyor; ” Bir kişinin kendi kavminden birini sevmesi ırkçılık mıdır?” Efendimiz s. ” Hayır, ancak kişi kavminin zulmüne yardımcı olursa ırkçılık olur.” buyuruyor. ( İbni Mace, Fiten: 8) Kur’an Allah katında üstünlüğün ancak takva ile olduğunu belirtirken aynı zamanda insanların kavim ve kabilelere ayrılışının hikmetini de şöyle ifade ediyor.

“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır.

Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.” ( Hucurat- 18) Bu ayetlerde çok açık bir şekilde Allahkarşısında üstünlüğün takva ile olduğu belirtiliyor.

TÜRKLER HAKKINDAKİ HADİSLER;

Bana benden önce hiç bir Peygambere verilmeyen 5 şey verilmiştir( bunlardan biride) benim bütün kırmızı ve siyah kavime Peygamber olarak gönderilmemdir ( Ebi Zer-Ğıfari )

Büyük çarpışmada (Malazgirt) harbinin o kan gövdeyi götürdüğü günlerde “kırmızı çehrelilere” ( TÜRKLERE ) müjdeler olsun! Allah”a yemin ederimki insanlar çatlasada patlasada Allah onları , hem bu dünya , hemde öbür dünyada kesinlikle mükafatlandırılacaklardır ( Tubeyin kab)

şanı yüce olan Allah şüphesiz bana (ümmetime kırmızı çehreliler sayesinde ) İranı ve Bizansı ele geçirmeyi vaad etti Bundanda öte ; onların karılarını , çocuklarını , kölelerini , ve bütün hazinelerini bana peşkeş çekti Zira bana kırmızı çehrelileri (TÜRKLERİ) yardımcı kılmakla beni çok güçlendirdi (Raşid b sa)

Sizler deriden çizmeler giyen bir kavimle çarpışmadıkça kıyamet kopmaz O kadarki sizler küçük gözlü kırmızı çehreli yassı burunlu yüzleri sanki örs üstünde döğülmüş ve üzeri derilerle kılıflı kalkanlar gibi sağlam (bir kavim olan) TÜRKLERLE çarpışırsınız ( Ey Ebu Hüreyre! ) insanların ( Allah katında ) en hayırlılarının , bu dine girmeden önceki devirlerde bu dinden en fazla yüz çeviren kimseler olduğunu görürsün Oysa insanlar tıpkı ( has) madenler gibidir cahiliye devrinde hayırlı olan kavimler İslam dinine girdikten sonrada bu dinin (en) hayırlıları olurlar Sizden birinizin üzerine öyle bir zaman gelecekki ; bu kişi için beni görme isteği ; onun aile ferdleri ve mallarının bir misli daha o kimsenin kendine verilmesinden daha sevimli olacaktır ( TÜRKLERDEN öyle insanlar geleceklerdirki onların Peygamberi sevme ve ona kavuşma sevgisinin önüne mal , mülk ve aile ferdleri de dahil hiç bir şey geçmeyecektir) (ebu hüreyre)

“Ey Ali ! sizler beni asfar ( rumlarla) çarpışacaksınız Oysa sizden sonra onlarla asıl çarpışacak ( bir millet ) “İSLAMIN YÜZ AKLARI” uluları gelir Onlar öyle kimselerdirki Allah yolunda cihad etmekten ; ne bir kınayanın kınamasından ve nede onlarn dedikodusundan aska çekinmezler” ( ibn Kesir )

Benim onlarla veya onlardan baıları ile birlikte olmam , sizlerle yada sizlerden bazıları ile birlikte olmamdan daha güvencelidir ( Nasıf, et-Tac fi Ehadis er-Rasul)

Türkler size dokunmadıkça sakın sizde TÜRKLERE dokunmayınız Çünkü , Allah”ın ümmetine vermiş olduğu bu mülk ve saltanat nimetini ilk defa bu Kantura Oğulları onların elinden çekip alacaklardır” ( et- Taberani)

yakın bir gelecekte kantura oğulları ırak ahalisini ıraktan çıkaracaklardor Sanki ben bunu gözlerimle görür gibiyim Onlar kısık gözlü , yassı burunlu , değirmi yüzlü insanlardır (ebul-Kemal)

Sakın habeşiler size dokunmadıkça sizde onlara dokunmayınız (Türkler de böyledir) Hele TÜRKLER size ilişmedikçe sakın sizde TÜRKLERE ilişmeyiniz (onlara saldırmayınız) ( en-Neseş)

TÜRKLER size dokunmadıkça sizde TÜRKLERE dokunmayınız Zira onlar çok sert ve haşin tabiatlı insanlardır (el-Cüveyni)

müslümanlar ; yüzleri örs üstünde döğülmüş ve derilerle kılıflı kalkanlar gibi (sağlam) bir kavim olan TÜRKLERLE çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır Onlar yünden yapılmış elbiseler giyerler ve yünden yapılmış çarıklarla yürürler (Sahih-u Müslim)

Allah bu ümmete mevalilerden bir ordu gönderecektir onlar ata binmede Araplardan çok üstün silah kullanmada onlardan çok daha mahirdir İşte Allah bu dini onlarla yeniden ihya edecektir!

çok yakın bir gelecekte Allah (C C) ellerinizi (yurt ve yuvalarınızı) bazı yabancılar (TÜRKLER)’le dolduracaktır Onlar aslanlar gibi cesurdurlar Harblerde düşmandan yüzgeri edip kaçmazlar İşte bunlar ; daha önce sizin harbettiğiniz kavimlerle harbedecekler ve sizin ganimetlerinizide onlar yiyeceklerdir (harblerde aldığınız ganimetler bundan böyle onların eline geçecektir) ( et-Taberani)

İstanbul ; onun böbreği ele geçirilinceye kadar feth olunmayacaktır ya böbreği neresidir diye sorulduğunda o, AMURİYE demiştir ( el-Fiten)

İstanbuldan önce ve İstabnbul ise ROMADAN önce mutlaka fethedilecektir (el- fiten)

Ülkeleri ( düşmana karşı) koruma gücü on kısma ayrıldı : Bunun dokuzu TÜRKLERE ve biri diğer milletlere verildi Yine böyle, cimrilikte on kısma ayrıldı ; bunun dokuzu iranlılara vbiride diğer milletlere , cömertlikte on kısma ayrıldı ; dokuzu ehli Sudana biride diğer insanlara , haya da on kısma ayrıldı ; dokuzu kadınlara , biride diğer insanlara , hased ( nifak ) de on kısma ayrıldı ; dokuzu araplara biri diğer milletlere , kibirde n kısma ayrıldı ; dokuzu rumlara biri diğer milletlere verildi ( et- Taberi)

ben onların isimlerini , babalarının isimlerini , hatta (harb meydanlarında) binmiş oldukları atların renklerini dahi pekala biliyorum onlar, o dehşetli günlerde yer yüzünün en hayırlı süvarileri (yani akıncıları) dır

siyah sancaklılar gelinceye kadar harbler kendi aranızda olacaktır Daha sonra (hazar) Türkleri baş kaldıracak ve sizler onlarla çarpıacaksınız bundan sonra bineklerinizin sırtındaki eyerler henüz kurumadan Mağrip halkı isyan edecektir ( el-fiten)

Mümmetimden bir kavim hindistana gaza ederler ve oraların fethini Allah onlara nasib eder o kadar ki hind hükümdarları boyunları demir zincirlerle bağlı (esir) olarak gelirler İşte Allah onların günahlarını bütünüyle affedecektir ( el-fiten)

Mümmetmden iki askeri birlik vardırki Allah onları cehennem ateşinden mutlaka koruyacaktır Bu birliklerden biri hindistana gaza eder ve diğeri ise HZ İSA( a.s) ile birlikte olur ( ve ona yardım eder) (et-tac fi ehadis er-rasul)

Allahın ordusu idi onları Cenab-ı Hak doğu cihetine yerleştirmişti adını bizzat kendisi TÜRK olarak koymuştu herhangi bir kavme öfkelendiği zaman , onlardan bu TÜRK olrdusu ile intikam alırdı( el-kaşgari nin bir sözümü yoksa hadismi tam emin değilim)

Yüce Allah”ın HZ ADEM”i yarattığından bu güne kadar , şu sema gölgesinin altında katledilmek suretiyle öldürülenlerin en hayırlıları şunlardır: bunlardan birincisi Habildir onun kardeşi Kabi melun öldürmüştür Daha Rumların kanlı harblerinde öldürülenlerdir.bular bedir harbinde öldürülen ( mümin) ler gibidir. Daha (moğol ) Türklerinin öldürdükleridir.bunlar Uhud harbinde ölen (müslüman) lar gibidir ( el- fiten)

ben bu kan gövdeyi götüren harblere hele bir ulaşabilsem, ondan önceki (harbler) bana hiç gelir ve ondan sonra olacaklara aldırış bile etmem Zira o kan gövdeyi götüren harb en büyük harbdir ve DECCALİN harbinden daha büyüktür. Zira deccalin ordusu bir milletten oluşur. bu harbi yapanların ordusu ise birçok milletten oluşur( konusu geçen harb malazgirt savaşıdır ve karşı tarafta 12 kralın toplam 80 sancak altında 12şer bin askeri vardır ki bu 960 bin düşman eder TÜRK ordusu ise 25bin kişidir yani aradaki fark 38 (4 kattır hadis el fiten den alınmıştır)

Rumlar A”mak (antakya) ve mercidabık”a inmeden önce kıyamet kopmayacaktır İşte bu sıralarda , onların karşısına şehirdeki bir ordu dikilir ki, bunlar yer yüzünün en hayırlılarıdır. Her iki ordu harbetmek üzere yerlerini aldıklarında Rumlar ;

“bizimle (Araplar, yani) bizim karılarımızı ve çocuklarımızı esir alanlarla aramızdan çekilinki viz onlarla çarpışalım Müslüman (askerler) bunu kabul etmezler ve şöyle derler ;

“Sizinle (bu) kardeşlerimizin arasından Allah”a and olsunki asla çekilmeyeceğiz.

bu sırada harbde başlamış olur.Müslümanların üçte birisi (harbetmeden) mağlup olur.Allah onların hiçbir zaman tevbelerini kabul etmesin Bu arada müslümanların üçte biride öldürülür, bunlar Allah katında en yüce şehitlerdir.Askerlerin geri kalan üçte biri Rumları yener ve fetihlerine devam ederler, ayrıca bir fitneye de düşmezler. İşte İstanbulu da bunlar (TÜRKLER) fethedecektir. (ebu hüreyre)

Allah katında en ulu şehid şüphesizki denizlerde yapılan harblerde şehit olanlardır. Sonra ise Antakya ve civar kasabalarında (Rumlara karşı) şehit olanlar, daha sonra ise Deccal”a karşı şehit olanlardır ( Abdullah b el-Astan)

Kan gövdeyi götüren asıl o büyük harpler başladığında , Şamdan bir ordu çıkar. İşte bunlar Allahın gelmiş geçmiş en hayırlı kullarıdır ( sözü edilen ordu halifenin TÜRKlerden oluşan ordusudur (el fiten)

Utbe b Nafi”den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir ; Bir gazada AllahIN ELÇİSİ ile beraberdik Hz PEYGAMBERe batı tarafından ve üzerlerinde yün elbiseler bulunan bir kavim geldi Onlar kendisine bir tepenin yanında kavuşmuşlardı Onlar ayakta , Hz PEYGAMBER ise oturuyordu İçimden bir ses bana dediki ; ” Şunların yanına git de onlarla PEYGAMBERİN arasında dur! Ona bir baskın yapmasınlar!” Sonra (kendi kendime) onlarla bir sır konuşur, dedim ve yanlarına vararak onlarla Hz.PEYGAMBER”in arasında durdum (ve o konuşmalardan ) dört kelime belledim, bunları elimle de sayarım, (Hz.PEYGAMBER onlara şöyle diyordu) ;

Sizler ( araplar ) Arap yarımadasına gaza edeceksiniz. Allah onu size fethedecektir. Sonra İran”a gaza edeceksiniz. Allah orasını da size fethedecektir Sonra yinesiz ( Osmanlı Türkleri ) Deccalla gaza edeceksinizAllah onuda fethedecektir.Bunun üzerine ” ya Cabir! Biz Bizans ( toprakları ) fethedilmedikçe Deccalın çıkacağını zannetmiyoruz dedi”

Amir b Avr”ın rivayet ettiğine göre ; Hz. PEYGAMBER (S.a.v) şöyle buyurmuşlardır : “Sizler (rumlarla olan) en uzak sınır boylarında (mesela) Bevla da düşmana karşı nöbet tutmadıkça kıyamet kopmayacaktır” ; Ondan sonra hz. PEYGAMBER

– “Ey Ali! Ey Ali! Ey Ali!” diye seslendi Hz. Ali,

– “Anam babam sana feda olsun Ey AllahIN ELÇİSİ (buyurunuz)” dedi PEYGAMBER şöyle buyurdu ;

“Sizler Rumlarla mutlaka çarpışırsınız! Ne varki sizden sonra ” İslamın yüz akı” bir ordu ( OSMANLI ) gelir ve Rumlarla, asıl onlar çarpışır Onlar öyle kimselerdirki ; Allah yolunda olmaktan ve bir kınayanın kınaması ve nede dedikodusundanhiç korkmazlar İşte onlar tesbih ve tekbir sesleri ile İstanbulu fethederler Ordanda daha önce hiç bir yerden alamadıkları miktarda öyle çok ganimetler elde ederler Onlar bu ganimetleri aralarında kalkanları ölçek yaparak taksim ederler

Kostantiniyye (İstanbul) mutlaka fetholunacaktır Onu fetheden kumandan ne ulu kumandan , onun askerleri ise ah ne iyi askerlerdir.

İstanbulu ; Allahın evliyaları ( dostları ) olan kavimlere Allah nasip edecektir.Artık Allah onlara bir daha ölüm , hastalık , bela ve musibet yüzü göstermeyecektir. ( el-Fiten )

İstanbulu fetheden zatın adı da benimki gibi Muhammed olacaktır ( el-Fiten ) ( Mehmet ismi Muhammed isminin Türkçe yazılışıdır )

Nefsim elinde olan Allah”a yemin ederinki ; yılanın sıkışıp hücresine girdiği gibi , imanda sıkışacak ve sonunda şu iki mescide ( mekke ve Medineye ) çekilecektir. Bu sırada Allahta öfkelenir, kılıncıyla onlara darbe ve mızrağı ile onlara hucum eder ( Abdullah b amra ; “Ey Abdullah Allahın kılıncı ve mızrağından maksat nedir? diye soruldu o da : mümin kullarinin kılıncı ve oku olmalıdır!” dedi) Artık bundan sonra Rumların hepsi helak olur Sonra bu (TÜRKLER) Rum ülkelerine alırlar, onların bütün kalelerini ve şehirlerini tekbir ve tehlil sesleri ile ele geçirirler En sonunda Heraklenin şehrine (İSTANBUL) gelirler ve Halici karşılarında (bir çarşaf gibi ) yayılmış olarak bulurlar Daha sonra orayı (istanbulu) tekbir ve tehlil getirerek gth ederler Onlar kükreyen tekbir sesleriyle öyle hucum ederlerki, surların bir tarafı düşer, sonra bir kere daha (ufukları dolduran ) tekbir sesleri ile hucum ederler bu defa surların diğer kısmı düşer Ne varki surların denize bakan (haliç) kısmı düşmez Bundan sonra onlar ROMAya yürürler ve orasınıda tekbir sesleri ile elegeçirirler İstanbuldan öyle çok ganimet alırlarki onlar o gün ganimetleri (altınları) sayarak değil, ölçek , ölçek taksim ederler” (el-Fiten)

“Allah müminlerin (ordusu)na İstanbul ve Romayı tesbih ve tekbir sesleri ile fethini nasin etmedikçe kıyamet kopmayacaktır ( Amr b Avf)

“Mülk ve bir diğer ifadeye göre hilafet, taki kırmızı benizli , sanki yüzleri örs üstünde döğülmüş , derilerle kılıflı , sağlam kişiler olan (TÜRKLER ) bu ululukta (hilafette) onlara üstünlük sağlayıncaya kadar , mutlaka benim torunlarımın elinde olacaktır (Bundan sonra hilafet artık TÜRKlere geçmiş olur) (el-Hamevi)

“TÜRK dilini mutlaka öğreniniz Zira mülk ve saltanat uzun süre onların ellerinde olacaktır” ( el-Kaşgari ,Divan-ı Luğat et-Türk )

“Ümmetimin emirliğine (yani hilafete) en sonunda Kantura Oğulları (TÜRKLER) sahip olacaklardır”

TÜRKLERİN ALİMLER TARAFINDAN TASVİRİ

Çevrenin insanlarına tesiri hususunda TÜRKülkelerinden daha kuvvetli tesir eden başka bir ülke duymadık onlar, öyle şeylerdir ki , devletlerini , atlarını , hülasa orda yaşayan her şeyi TÜRKleştirir ve TÜRKE has bir şekle sokarlar ( el cahiz)

Türkler ; çokluk , cesaret , kahramanlık gibi özellikleri ile diğer milletlerden ayrılırlar onların yüzleri geniş, burunları yassı bilekleri kalındır Öfkeli , et yemeye çok düşkünlerdir.Yürümekten bıktıklarını sandığın zaman yeni yürümeye başlamış gibi at koşturduklarını , dağların başlarına tırmandıklarını görürsün Onlar büyük gayret ve himmet sahibi kimselerdir. Onlardan biri köle olduğu zaman dahi, efendisinin askerlerine kumandan olmakla yetinmez belki efendisinin yerine geçmek ister. Nitekim nların bu özelliklerine işaret eden Hz. Peygamber , ” TÜRKler size dokunmadıkça sizde TÜRKlere dokunmayınız!” buyurmuşlardır ( el-Kazvini )

Alıntı.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...