Jump to content
Sign in to follow this  
BalveBadem

Hikayem (Acılar, İhanetler, Mutluluklar)

Recommended Posts

Dilimin döndüğünce son bir haftada yaşadıklarımdan, öğrendiklerimden yola çıkarak hikayemi yazacağım kısaca. Ki hayatlar bir roman veya filimse ben kısa bir sahne, bir bölüm sunacağım sizlere.

 

Yıllar önce 13-14 yıl kadar önce...

Lise 2.-3. sınıflar.

Uzun boylu, açık kumral saçlı, minyon yüzlü, sessiz, utangaç bir kızcağız..

Aşklar yaşadı kendi içinde, gömmedi aslında kalbine, söyledi gerekirse...

İlk kez aşık oldu garibim.

Ama o hem farklı sınıfta hem de sevdiği olan bir yakışıklıydı.

Tyatroda oynuyor okulun, herkes ona bakıyor, aşık oluyor belki kızlar, bizim masum prenses gibi...

 

Mikrofonla bas sesi çıkarıyor, gülüyor, güldürüyor, aktif bir delikanlı bu genç...

Güleç, espirili, sevimli belki...

 

Olmuyor, aşk gönlün içine haps olmuyor...

Bir mektup yazıyor kızımız, 'beni farket artık'

Utangaç ama bir ömür yüreğe gömüp acı çekilecek gibi değil aşk, söylenmeli...

 

Oğlan esirik, kafası hülyalı, görmüyor, belki merak bile etmiyor kızı...

Ama kim olduğunu biliyor, tiyatro arkadaşının ablası.

 

Yanımda dostlarım, güvendiğim arkadaşlarım var..

Stajlara gidiliyor, kreşlere anaokullarına.

Herkes kimi sevdiğimi biliyor, okulun popüler delikanlısına aşık olduğumu...

 

Sonra kapadokya gezisine çıkılıyor.

En sevdiğim arkadaşlarımla guruplaşıyorum.

Aynı otobüste o delikanlı.

Yol arkadaşım dostum, birlikte geziyoruz şehri...

Aşkıma arkadaşları şaka yapmış, çiftleşen bir tospağanın olduğu kartpostal hediye etmişler.

Kızgın, yanımıza geliyor.

Bu utangaç kızın yanına, 3 kişi sıkışıyoruz koltuğa...

Kalbim alabildiğine çarpıyor. Nefesi nefesime değecek kadar yakınımda.

 

Nur... Arkadaşım, uyuya kalıyor, aşkım uyuyakalıyor, ben nasıl dalayım uykulara...

Nu... 'un kafası aşkımın omzuna düşüyor, nasıl sinirim bozuluyor...

Çimdik atıp çekiyorum kızın başını aşkımın omzundan, sonra güya bir daha aynı sahne...

Ah safım, sence bu kız uyuyor mu...

 

Dönüyoruz...

Günlüklere anlatmakla bitiremiyorum yaşadıklarımı, sevdalarımı...

 

Duyuyorum, Nu... almış elimden sevdiğimi.

Yok ya ne elimden alması, o benim hiç olmadı ki,

kuş gibi uçtu, bana değil, dostum sandığım çırpı bacaklıya...

 

Bu kızda ne buldu, sorular sorular,

çirkin bir kere, ama hırsla, kızgınlıkla söylemiyorum, herkes biliyor ki o kız çirkin...

Ne buldu, evet evet cesaret...

Çıktılar bir süre, beni ikisi de bile bile...

 

Dostluk mostluk kalmadı geriye, ya aşk, silemiyorum ki..

Sonra ayrıldılar...

oh olsun!!!

Aşkım beni gördü sonunda, görebildi.

Ellerimden tuttu, N.. nında elini böyle mi tuttun?

Onunla buralarda mı gezdin...

Hiçbirşeyin önemi yok artık, sen yanımdasın ya..

 

Zaman geçiyor, yanıma uğramaz beni arayıp sormaz oluyordu, soğukluklar...

Sonra ayrılık rüzgarı, yok yok fırtınası, kalbimi delip geçen...

Kendi içime nasıl da gömülüyordum böyle...

Gökhan özen duman gözlümü söylüyordu,

Taner kendini affetmiyordu,

İyi yürekliye ağıt yakılıyordu...

Gidecek yerim mi var... diyecek sözüm mü var...

 

Olamazdı ki, anne baba görememişti küçük kızlarının kalbinin hassaslığını,

Onlar da her gün daha fazla kırıyorlardı bu zayıf kalbi...

Gözyaşı, posterler arkadaşım, sonra geceler ve balkondaki rüzgar...

Şiirlerim, günlüklerim, nesirlerim...

Susadım merhamete...

Kalbim çok kırık, dünyada yapayalnızım...

 

Kızkardeşim erkek lisesinden bir yakışıklıyla çıkıyor,

Hafta sonları peşine beni de sürüklüyor...

Mal gibi onların peşinde geziyorum...

 

Aaa, bu oğlan yanında arkadaşını getirmeye başladı...

Kızkardeşim erkek arkadaşıyla dolaşıyor,

sap kalmayayım diye onların arkadaşıyla da ben.

Sonra yazıyor bu oğlan bana.. İlgi duyuyor, ama benim kalbim kor gibi...

Günler geçiyor, dinliyor beni, yaralarıma ilaç oluyor adeta.

Öyle iyi geliyor ki, derman oluyor herşeye,

Farklı bir insan, 5 yaş fark var aramızda...

İyi kalpli, sevgi dolu ve beni gerçekten seviyor.

 

Yaralarımın dermanına ilgi duyuyorum, açım sevgiye ben!

Sonra deneyelim olur diyorum.

Gezmeler, hediyeler, kucak dolusu sevgiler..

Boğdu aşka beni bu çocuk...

 

Boş gelmiyor yanıma, yemişler, parfümler, hediyeler, herşey...

Staj görüyorum o dönem haftada 3 gün.

Staj arkadaşım z.. 'kız sen çok şanslısın' diyor

Şanslıyım, kimin kaderinde var bu kadar büyük sevgi..

Staj arkadaşım görüyor hediyelerimi ilk, ya üstümde ya dilimde...

Benimle mutlu oluyor sevenlerim...

 

Dünyaya senin gibisi gelirmi sevdam, kalbim iyileşiyor sayende...

Senle doluyor...

17 yaşımdayım henüz. Ama olsun evlenmeliyiz, okul da bitiyor.

Şubat tailinde istemeye geliyorlar, güya benim haberim yok.

Staj yerindeki Sema abla göndermiş görücüleri(!)

 

Babam kapıdan kovuyor, annem onları yolluyor bohçalarını suratlarına fırlatıp,

Nasıl olacak şimdi?!

'kızımız okuyacak!' okutmaya çok niyetliler ya (!)

Olsun sabrediyorum.

 

Biz En iyi markadan en iyi eşyaları alıyoruz, evleneceğiz nasılsa,

Aşkım bana aşkını ıspatlamaya, niyetinin ciddiyetini göstermeye çalışıyor böylece.

İnanıyorum ki zaten.

Ben ne istersem, mağazaya girdiğimde tüm eşyaların etiketleri ters çevrilmiş.

Ben hangisini beğenirsem o olacak, fiyatları beni etkilemeyecek.

Gönlümce seçiyorum.

Staj arkadaşım z.. anlatıyorum, hala ona göre çok şanslıyım.

Akıl sır erdiremiyor bu sevgiye..

 

Yaz tatili çabucak geliyor,

Bir kez daha şansını deniyor erkek arkadaşım...

Araya tanıdıklar, sevilen hatırı sayılır kişiler sokuluyor..

Ben aileme baskı yapıyorum, olacak diye...

Mecbur veriyorlar beni...

 

Nişan hemen... Koluma bilezikler parmaklarıma yüzükler takılıyor..

15 gün sonrasına düğün tarihi alınıyor,

jet hızıyla, başım döndü, herşey ne kadar hızlı oluyor böyle...

Kaderin önüne mi geçilirmiş, oluveriyor herşey...

 

Arkadaşlarımı tek tek dolaşıyorum, düğün davetiyesi dağıtıyorum..

Mezun oldum okuldan, üniversite sınavı vasattı zaten.

Sınıfta ilk evlenen benim. 18imdeyim.

 

Herkes geliyor düğünüme, tüm sevdiklerim.

1-2 arkadaşım yok ama önemli değiller zaten..

 

Hayatımda hiç oynamadım ben oynamayı bilmem ama bu benim düğünüm,

Nasıl kıvırdım bu işi... Nasıl da oynadım, doyasıya, herkesle.

 

Arkadaşlarım her biri bir hediye getirmiş, belki birden çok..

Elleri dolu dolu. Ev süsleri, züccaciye, çeyiz...

Evimin her bir köşesini donatıyorum,

nazar boncukları, tabaklar, sürahi bardaklar, vazolar, çiçekler belki...

 

Cicim ayları çok tatlı geçiyor.

Sürekli gülüşmeler...

 

Arkadaşlarım ziyaretime geliyor, elleri yine dolu.

Ben kekler pişiriyorum onlara, çekirdekler kavuruyorum..

 

Z.. Dersaneye başlamış. diğer z ile.

L.. evlendi benim gibi hemen o yaz.

S. evlendi ama hem düğünüme gelmedi hem de kendi düğününe davet etmedi.

Lise 1 den H. Aynen S gibi yaptı, ama hiiç umrumda değiller.

Üniversite okuyan 1-2 kişi çıktı sınıftan.

 

Z.. staj arkadaşım arada uğruyor, burda dersaneye gidiyor ya.

Zaten staj arkadaşıydık yakındık yani...

Ermeni arkadaşından bahsediyor bir keresinde...

Müslüman değil diyor, hepimiz tüm arkadaşlar uzaklaşmasını söyledik ama, yok o iyi biri dedi...

 

Bir keresinde geliyor yine dersane hocasının kendisine büyü yaptırdığından bahsediyor...

Ne tuhaf, z...ye, yani ne bileyim Allah yaratmış ama bu kara kuru kıza mı, koskoca öğretmen diyorum içimden...

Ama arkadaşım seviyorum yine de, inanır inanmaz bir moddayım...

 

Bir ziyareti daha z.. nin.

Ablam, diyor, kıskanıyor beni, eniştemden, yok artık!

 

Tuhaf hikayeler..

Hocaya götürmüş annesi, normal değilsin kızım demiş,

Hocasının büyüsünü bu hocadan öğrenmiş.

Ateşler içinde hep onu düşünürmüş istemsizce.

Hoca büyüyü bozmuş.

Meğersem ermeni arkadaşı ile hocası yapmışlar bu büyüyü,

Çünkü o ermeni kız büyü ile uğraşıyormuş.

 

Her ziyaterinde değişik hikayeler,

Tuhaf z.. den daha da tuhaf olaylar..

Lisede de tuhaftı, 70ler 80 ler takılırdı, moda ilgisi farklı, saçları bi garip, cadılar gibi...

Yine bir gün sorgulamasından bahsediyor; haşa ''Allah var mı yokmu, onu düşünüyorum''

'kov kafandan kızım şu düşünceleri, uzaklaştır...'

 

İşyerinde 'Herkes beni kıskanıyor, çekemiyor, arkamdan konuşuyorlar' diyor.

 

Değişmiş daha da sanırım....

 

Benim hayatımda küçük sarsıntılar...

Eşimle kavgalarımız, çekilmez sözler.

Değişti adam, hani beni çok seviyordun, hediye mi, yoook, bir kez bile almıyor artık.

Özel günleri asla hatırlamıyor, ama böyle değildi ki...

Kalbimi kolay kırıyor..

Bizde büyü mü var aşkım diye soracak oluyorum,

'sakın ha benim ailemden şüphelenmeyesin' azar, azar, azarlıyor hep...

 

Öyle olsun...

 

Kabuslar, kara kedi yapışıyo bacaklarıma, tepiyorum, yine uçarak gelip yapışıyor, korku korku...

 

Yine bir kabus, kocam uyandırmak istiyor sarsıyor beni,

Hayır bu başka bir yaratık kocam olamaz,

Uyanıyorum evet oymuş.

 

Banyoda gözlerimi kapatamıyorum...

Korkuyorum, ya kapatınca bir varlık belirirse karşımda, hemen açmalıyım.

Gözüme köpük kaçsa da gözlerimi açmalıyım...

Kapatamam! kokruyorum!

 

Yalnız kalsam vesveseler var ama çabuk kovuyorum onları, ben kendimi iyi telkin etmeliyim.

Yıllar sürüyor böyle...

Geceleri yalnız uyuyamıyorum, ışık açık kalmalı, ezanla gözüme uyku girer.

 

Evliliğim yıllar içinde oturuyor, birbirimizi yontuyoruz,

Kalp kırmalarımız çok daha azalıyor,

Sevgimiz perçinleniyor.

Bir oğlumuz var ikinciyi düşünüyoruz.

Hamileyken gördüğüm dehşetli kabus, 2. bebeğime kızıma hamileyim

2 tane köpek, kovalıyor, sonra surete bürünüp insan oluyorlar.

Binanın en üst katından merdiven boşluğuna atıyorlar beni.

Aşağıda dehşetli kalabalık, ellerimi kollarımı koparıp yemeye başlıyorlar...

Deli gibi ağlayarak uyanıyorum, geçti canım geçti, sadece rüya, kocam teskin ediyor.

 

Evliliğim süresince eşimin desteğiyle öss kazanıyorum ve öğretmenlik okuyorum.

Üniversiteyi bitiriyorum...

Kpss hazırlanıyorum. Dersane süreci ağır geliyor.

Okula başladığımda 40 olan puan, mezun oluncaya kadar 80 olmuş ve tırmanışta.

Yapamıyorum, kazanamıyorum...

Boşluktayım. Kendime bir uğraş buluyorum.

İnternetten korku hikayeleri okumak!

 

Deli gibi her gün okuyorum.

Kokuyorum yine de okuyorum, keçili hikayeleri, gece ziyarete uğramalar, kabuslar, değişik varlıklar....

 

İlk gece salondan gürültü duyuyorum, gözlerim açık uyumuyorum ki!

Herkes yatıyor ben film seyrediyorum.

Kızarak gidiyorum, çocuklar siz hala uyumadınız mı?

Ohooo çocuklar 40. uykusunu uyuyorlar.

 

Eminim evin içinden geldi ses.

Yatayım, yatıyorum. Benimki beni gece sarsarak uyandırıyor, duydun mu?

Neyi? Sesi! Ne sesi? (üst kat eşyalı ama 3 yıldır boş, insan yaşamıyor)

Üst kattan bulaşık makinasının sepetiyle oynuyorlar, alıp alıp duvara çarpıyorlar.

Ne nededin, ben zaten korkuyorum, bana neden söylüyorsun!!!

Aynı gece burnuma çürümüş et kokusu geliyor! Leş!

Sabah zor oluyor, eşim beni sakinleştirecek güya, kiracının sesidir, yanlış duymuşuzdur.

 

Sonra her gece; Oğlumun sesiyle 'anne' uyanıyorum ama ben biliyorum kimin sesi,

Yalnızca taklit!

Sonraki gece kızımın sesi; 'anne'

Taklit!

Kapı gıcırtısı, duvara vurma! Gürültü!

Uyanınca kesiliyor.

Çok şükür ayetel kürsü felak nas ile geçip gidiyor...

 

Kurs hocalığına başladığım kursta bayanlara yaşadıklarımı anlatıyorum aylar sonra.

Eğlenceli bir insanım, onlar da arkadaşlarım, paylaşıyorum,

Kimisi gülüyor, kimisi korkuyor...

 

Bir öğrencim, safça biraz, dersleri kötü, devamsızlığı çok!

Senin evinde nazar boncuğu var diyor bana, var!

At onu!

Tamam, dikkate alırım, kim söylerse söylesin, nazar boncuğu sonuçta, şirk sayılır.

Ama ben onu süs diye barındırıyordum ki!

Neyse 1-2 gün gçiyor.

Aynı bayan yüzüme bakıyor, 'sen o boncuğu atmamışsın!'

Nerden bildin ki?

'Yüzüne bakınca gördüm'

Ne yüzüme bakınca mı?

evet...

''Suya at diyorlar'' diyor kadın.

Kızım onu okutmuşlar hem de çok fena!

Nasıl olur, herşey tepe taklak oluyor bende!

 

Hatırlamıyorum ki kim getirdi.

Bir türlü hatırlayamıyorum o boncukları kimin getirdiğini.

 

Tenefüste yanıma çağırıyorum.

Neden okutmuş? 'Seni o evden gitsin diye',

''Seni hiç sevmiyor hocam'' ''Seni hiç sevmiyor''

''Sen nasıl oldu da delirip o evden gitmedin onca sene'' Şaşkınlık!

''Benim düşmanım yok ki'' diyorum,

''Sen zaten ondan hiç şüphelenmiyorsun''

Kim bu? Söylemiyor

Ertesi gün estanbuldan soruyorum ne yapayım boncukları,

Bi abim sirkeye ısla ayak değmedik bir yere at diyor.

 

Sirkeye ıslıyorum.

Kadın ertesi gün yüzün parlamış atmışsın diyor.

Atmadım ama atıcam.

Yine çağırıyorum, kim yapmış?

Tarif et şüphelendiklerini, diyor...

Eltim olabilir diyorum,

ben eltini bilmem yüzünü tarif et ben yüzünü gördüm çünkü, diyor.

Anlatıyorum, o değil, eltin arkadaşın olamaz,

Yani arkadaşım mı, başını sallıyor

Aslında söylemek istemiyor.

 

Siyah kıvırcık saçlı esmer, z.., başını sallıyor.

Bekar mı diyorum, biliyorum bekar, diyor.

Dünyam tepetaklak!

 

Ertesi gün oluyor, fotoğraf götürüyorum tüm arkadaşlarımın olduğu,

Kadın burdakilerin hepsi arkadaşın değil ki, diyor, evet bazıları akrabam.

Görüyor musun?

Evet! Kim! Ses yok!

Söylemiyor, tüm ısrarlarıma ramen göstermiyor onu bana.

Var mı fotoğrafta? diyorum, var, diyor.

Söyletemiyorum...

 

Yaklaşık 4-5 gün oldu öğreneli ve ne yemek yiyebildim, ne gülebildim.

Dost görünüşlü düşman dedikleri bu olsa gerek.

Ağladım, kederlendim, neyi sevsem, neyi istesem elimden almak isteyen,

Çekemeyen bu insanları anlamıyorum!

Hayatı boyunca dostlarının sevinçlerini paylaşmış,

Kederlerine ortak, insanlara hep güvenmiş, onların sırlarını saklamış bir insan oldum ben.

Neden bu kadar kıskanç insanlar...

Anlamıyorum.

 

Onlar kıskandıkça Allah bana daha fazlasını verdi...

Şükürler olsun Rabbime!!!

 

Gittim akan çaya döktüm tüm şüphelendiklerimi...

Güvenimi, sevgimi hepsini döktüm...

 

Kalbinin karası yüzüne vurmuş insan müsveddeleri...

 

Hayatından birden çıkarma, ve asla intikam hissi besleme dediler.

Büyüsünü yenileyebilir ya da daha beterini yapabilir dediler.

Yanına yaklaşması gerekmez uzaktan da yapabilir, dediler.

Ben de aynı kanaatteyim.

Zaten böylelere aynısı gibi davranmakla onlara benzemek istemem.

Değmezler.

 

Face'den bak dedi eşim, beni uzun zaman önce silmiş.

Ben pek girmediğim için hiç farkedememişim.

Uzun zaman önce bana tahammmül edemediği için silmiş.

34 ortak arkadaşım hala onda ekli duruyor, eşimi bile silmemiş ama beni silmiş.

Benim mutluluğum ona hep azap vermiş.

Ama yüzüme hep gülmüş, hiçbirşeyi belli etmemiş.

Kalbi çok karaymış...

Zira Allah'ın varlığını sorgulayacak kadar imanı bile zedelenmiş.

 

Beni her ziyaret ettiğinde bir taravmayla dönmüş olmalı.

Çünkü Allah o kadar nimet verdi ki bana, ona nasip olmayan herşey bana nasip oldu,

Sadece kendini övdü, meğersem beni kendiyle kıyaslıyormuş...

 

İlk evlendiğimde eşimle olan bir tartışmamı anlatmıştım ona

Sonra tüm arkadaşlarıma benim eşimle geçinemediğimi, ayrılacağımı söylemiş.

Bunu kendisine sormuştum o zamanlar

12 yıl önce, ama inkar etmişti,

Asla kabul etmemişti.

Meğersem beklediği tek şey buymuş...

Staj yaptığım yerdeki görevli sema abla demişti,

'seni çok kıskanıyor, dikkat et' diye, ama o benim dostumdu, konduramamıştım hiç.

 

Gayet güzel para kazanıyor ama parasını kullanmayı bilmiyor!

Başkalarının hayatlarıyla uğraşıyor.

 

Allah herkesin gönlüne göre vermiş.

Ben ne desem boş.

Asla beddua etmem!

Allah beni korumuş!

Beni tehlike, acı, ayrılık teğet geçmiş.

Allah beni kokrumasaydı ben şimdi nerde ne halde olurdum kim bilir!

Allah'ıma şükürler olsun...

 

Allah var!!!

Diyecek söz yok!!!

 

 

 

Not; dilimiz sürçtüyse affola!

Arkadaşlar hem yorumlarınızı inşallah cevaplayacağım,

hem de sizin hikayelerinizi dinlemek isterim.

Siz de paylaşın...

  • Like 2

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ordan oraya o kadar çok atlamışsın ki okurken yoruldum demeden gecemeyeceğim :) Birde anlatım tarzın şimdiki zamanla yer yer -di'li geçmiş zaman arası olunca zor sürükledi yazının sonuna.İçeriğine gelince yaşadıkların lise aşkları vs. hemen emen herkesin yaşadığı şeyler.Dost dediğin kişinin yaptıklarına da üzüldüm.Çevremizdekileri iyi niyetli sanıyoruz işte böyle aslında gercek yüzleri sonradan çıkıyor ortaya.Bu yüzden ben hep dua ederken yüze gülen dost belasından sana sığınırım rabbim derim.Allah yardımcın olsun canım.Yazıyla biraz seni tanımış olduk,ailenle birlikte mutluluklar dilerim.

Edited by İη¢ιѕєℓ

Share this post


Link to post
Share on other sites

Atalarımızın bir lafı vardır ya , insanın alacası içindedir diye cidden ne kadar doğru bir söz her dost görünen dost değil maalesef arkadaşım insanların içinde ne hasetlikler ne kötülükler ne pislikler uyuyor ama bunu bir o kadarda başarıyla gizliyorlar işte. Bence sende çok iyi niyetli bakmışsın hep çevrendekilere, ben açıkçası bana ters gelen bişeyine şait olduysam karşımdaki kişiye bir set çekerim en ufaandan. Neyseki iyi niyetin ve masumiyetinle Rabbim korumuş seni. Bundan sonrasına dikkat artık bence

Share this post


Link to post
Share on other sites

Başından sonuna kadar okudum.Her insanın başına gelebilecek şeyler.Geçmiş olsun Allah tekrarından korusun. Korktugunuz zaman 11 defa ya hafız cekmenizi tavsiye ederim.Ayrıca aşşagıda vereceğim dua Emir bu hariye ait olup etkili bir kalkandır.Gece ve gündüz bir defa okumak yeterlidir.Saygılarımla.

Bismillahirrahmanirrahıym

Allahumme salli ala Muhammedin ve alihi ve sahbihi ve sellim. Ya iddetı inde şiddeti veya gavsi inde kürbeti veya harisi inde külli musiybeti veya hafızi inde külli beliyyeti Ve salli ala Muhammedin ve alihi ve ala cemiıl mürseline velhamdülillahi Rabbilalemin

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Hepinizden Allah razı olsun.

 

Ben edebiyat köşesine yazmamıştım aslında.

Niyetim de Edebi birşey çıkarmak değildi

Sadece yaşadığım ihanetleri olaylarla dokuyarak anlatmaktı.

Zaten serbest kürsü forumuna yazdım buraya taşıdılar.

 

Hala bana kandil- cuma mesajları atan, bir araya gelince yüzüme tebessümle bakan bu insanı çözemiyorum. Beni face den sildiğini onca zaman farketmedim hadi, hiç mi demedi herkesi bırakıp onu sildiğimi anlamaz mı, diye hiç mi sorgulamadı. Ben bunu farkettiğimde ''bana mesaj atmaya devam ediyorsun ama face den silmişsin, ne iş?'' diye sorabileceğimi düşünmedi mi? İlla ki bir şey uyduracaktı. Liseden arkadaşım L.. geldi, facede aktif, paylaşım yapıyor dediğinde farkettim, uzun zamandır hiç paylaşımına rastlamadığımı.

 

Kurstaki kadın bana durumu söyledikten ve yüzünü tarif ettikten sonra herşey bir bir canlandı zihnimde.

12 yıl öncesinden başlayarak;

Büyüden, hocadan, ermeni arkadaşından bahsetmeleri...

Taa staj gördüğümüz zamanlarda benim erkek arkadaşımın hediyelerini ilk onun görmüş olması.

Aşkımın bana söylediği şarkıyı telefona kaydederek ona dinletmem,

hep bunlar onu rahatsız ediyormuş meğersem...

 

Çok şükür ki kurtuldum. Allah korumuş.

 

Allah yine de herkese fazlasıyla bol bol versin.

Hasetten korusun bizleri.

Boşa demiyorlar sosyal paylaşım sitelerine mutlu aile fotoğrafları koymayın,

Yediğinizi gezdiğinizi paylaşmayın, insanların hasedini üstünüze çeker, diye.

HAklılar.

İnanınki internette aktif olsam bu kızın beni sildiğini farkederdim, zira arkadaş sayım 40-50 yi geçmez, öyle yüzlerce değil.

Aktif olsaydım, sürekli afedersiniz çıkardığını paylaşanlar gibi her anımı paylaşsaydım bu kız beni büyülere boğardı herhalde :)

Herkesin hayatı kendine.

Benimde kendimce sorunlarım dertlerim oluyor.

İnsanlar ne diye hep 'elimizdeki iyi olan'a odaklanıyor anlamıyorum.

Belki aynı sıkıntı onlarda olsa katlanamayacaklar.

Bize Allah iyi verdiyse yanına kötüyü de vermiş.

Dışardan göründüğü gibi değil ki herşey!

 

Bence kimsenin hayatına yarsımamalı, çünkü en iyisi elimizdeki hayat!

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bir yönden sevindim Allahın sevgili kuluymuşsunuz gecte olsa yapılan kötülügü size farkettirecek aracı göndermiş

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...