Jump to content
Sign in to follow this  
İη¢ιѕєℓ

"Yeşil Yol" Stephen King‏

Recommended Posts

Mahkûmu oradakilerden birisi mi, yoksa hepsi birden mi rahatsız etti bilmiyorum ama gırtlağında hafif bir iniltinin başladığını duydum ve birdenbire tuttuğum kolda önceden varolmayan bir direnme hissettim. Gözucuyla Harry Terwilliger'in, Bitterbuck birdenbire saldırganlaşacak olursa yolunu kesmek üzere harekete geçtiğini gördüm. Kolunu daha sıkıca kavradım ve bir parmağımla dirseğinin içine vurdum. "Ağır ol Şef," dedim ağız ucuyla, dudaklarımı hiç kıpırdatmadan. "Bu insanların çoğu senin hakkında yalnızca gidişini hatırlayacaklar, iyi örnek ol, bir Washita'nın nasıl gittiğini göster onlara." Yan yan bana bakıp hafifçe başını salladı. Sonra kızının yaptığı saç örgülerinden birini alıp öptü. Sandalyenin arkasında duran Brutal'a baktım. En iyi mavi üniformasını giymiş, bütün düğmeleri pırıl pırıl parlatılmış, şapkası kocaman kafasına milimetrik bir şekilde yerleştirilmişti. Hafifçe başımı salladım. Hemen harekete geçti ve bir adım öne çıkıp Bitterbuck'a platforma çıkarken zorlanması halinde yardım etmeye hazırlandı. Yardım gerekmedi sonunda. Bitterbuck'ın sandalyeye oturmasından Brutal'ın omzunun üzerinden hafifçe, "İkiye getir!" diye seslenmesine kadar bir dakikadan az süre geçti. Işıklar yine hafifledi, ama o kadar az ki, eğer özellikle bakmazsanız fark etmezdiniz. Bunun anlamı Van Hay'in, MABEL'İN SAÇ KURUTUCUSU olarak adlandırılan şalteri indirmiş olması demekti. Başlıktan hafif bir vınlama duyuldu ve Bitterbuck göğsündeki kayışın ve kollarındaki kelepçelerin içinde öne doğru sarsıldı. Arkada, duvarın önünde hapishane doktoru yüzünde hiçbir ifade olmadan seyrediyordu. Dudakları o kadar gerilmişti ki, ağzı sanki tek bir beyaz dikiş gibi duruyordu. Provada ihtiyar Tut-Tut'un yaptığı gibi çırpınma ya da hoplama yoktu, yalnızca o ileri doğru atılma. Tıpkı güçlü bir orgazmın pençesindeki bir adamın kalçalarını ileri doğru fırlatması gibi. Şefin mavi gömleğinin ilikleri gerildi, aralarında ufak ufak teni göründü. Ve bir koku duyuldu. Kendi başına fena değildi, ama anlamı tatsızdı. Beni torunumun evine götürdükleri zamanlarda hiçbir zaman bodruma inememişimdir. Küçük oğlan tren setini orada kurmuştur ve büyük-büyükbabasıyla paylaşmayı da pek ister. Trenlere karşı değilim, ama sanırım tahmin edebileceğiniz gibi, dayanamadığım şey oradaki transformatör. Hafifçe vınlaması. Ve ısındığı zamanki kokusu. Onca yıldan sonra bile o koku bana hâlâ Cold Mountain'ı hatırlatır. Van Hay otuz saniye bekledi, sonra akımı kesti. Doktor öne çıkıp stetoskobuyla dinledi. Tanıklar şimdi hiç konuşmuyorlardı. Doktor doğrulup tel kafese doğru baktı. "Düzensiz," dedi ve bir parmağını çevirip kıvırarak ne demek istediğini gösterdi. Bitterbuck'ın göğsünde birkaç gelişigüzel kalp atışı duymuştu. Bunlar büyük olasılıkla kafası kesilen bir tavuğun son çırpınışları kadar anlamsız olsa da, işi şansa bırakmamak en iyisiydi. Tam tünelin yarısına gelmişken mahkûmun birdenbire sedyede doğrulup oturmasını ve tutuşmuş gibi bağırmasını istemezdiniz. Van Hay üçe getirdi ve Şef yeniden öne doğru sarsıldı. Akımın etkisinde biraz sağa sola kıvrıldı. Doktor bu kez dinlediğinde başını salladı. Bitmişti. Bir kez daha yaratamadığımızı yok etmeyi başarmıştık. Seyircilerden bazıları yine alçak sesle konuşmaya başlamışlardı; çoğu başlarını öne eğmiş oturuyor, sanki şoka girmiş gibi yere bakıyorlardı. Veya utanmış gibi.

 

 

 

Bu pasaj, Altın Kitaplar'ın Stephen King - Yeşil Yol kitabından alıntıdır.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...