Jump to content
Sign in to follow this  
İη¢ιѕєℓ

"Peşimde Bir Portakal" Hümeyra Yabar

Recommended Posts

Masal

 

 

Zeze’ye bahçedeki heybetli ağaçlardan birini vermediler. Onun payına düşen büyüdüğünde uydurduğu bir portakal fidesiydi, acıydı. Bir ağacın gölgesi altında oynamayan çocuklar büyürken yüzlerindeki güneş lekelerinden kurtulamazlar. Bu lekeler, dalları güneşle savaşan güçlü bir ağaca özlemin kalıcı işaretleridir. Onları silmek için bıkıp usanmadan sahici masallar uydurur, sonra da birbirlerine anlatıp inanmış gibi yaparlar. Yine de kızıyorum Zeze’ye. İnsan, eğer ona sıcak bir yuva verilmişse, bahçesinde neden portakal ağacı yok diye üzülmeyi bırakmalı.

 

Oyun

 

Hangi ağacın hikayesini anlatacağımı bilmiyordum. Sonra öğrendim ki hangi ağacın meyvesi beni çağırırsa onu anlatabilirdim. Çocukken ters çevirdiğim bir şemsiyenin dilimlerinde unuttuğum portakallar, nereye gidersem gideyim peşimi bırakmıyordu. Portakalları ve şemsiyeleri unutmak için uzun uykulara daldım. Rüyalarımda dökülen dişlerimi, uyandığım zaman portakal kabuklarının içine sakladım. Ağzım bomboş ve savunmasız kaldığında yüzümdeki lekeleri tırnaklarımla kazıya kazıya ağladım. Bir yas ancak kelimesiz tutulabilirdi. Konuşmak zamanı hızlandırıyordu, sustum. Rüyalarıma portakallar, uyanıklığıma da kırık dişler taşıdım. Eğer portakal ağacının çiçeklerini yolmasaydım, temizlenmek için süt kovasının üstünde biriken beyaz köpüklerden medet ummaz, onları avuç avuç saçlarıma sürmezdim.

 

Kuyu

 

Yazık ki, beni affedecek adam, ki o beni avcunda taşıyan babamdı, rüzgarın önünde dikilmiyor artık. Kırılan bir kabuğum şimdi, gölgem mermer zeminlerde ufalanıyor. Bütün yükümü tuzlu sivri kayaların üstüne serdim. Güneş, parça parça kurutup katılaştırıyor çocukluğumu. Önce saçlarımdan başlayacağım unutmaya, uzun sürmez. Sonra, bütün oyuncaklarımı gözlerimin içine baka baka kuyuya atacaklar. Yer altında bir kabile yaşarmış, ne ağaçları ne de onları huzur içinde uyutacak masalları varmış. Oyalansınlar şimdi, bir çocuğun ne kadar büyüse de isimlerini asla unutmadığı küskün oyuncaklarıyla.

 

Ev

 

Kuyuyu unutamasam da bahçesini turunçların çevirdiği merdivenli taş evi unuttum. Artık masalları da hatırlamıyorum. Çocukluğum, rüyalarımda uğradığım ve her defasında kırılan kolumun ağrısıyla çığlık atarak uyandığım bir portakal bahçesi. Dilimi sürdüğüm bütün meyvelerin tadı acı. Dişlerimi geçirdiğimin meyve değil, kabuk olduğunu öğrendiğimde çoktan uyanmış oluyorum. Tanrı, parmaklarını portakal kabuklarının içine gizledi. Bu yüzden, kuyunun başında minderlerden ve hasırdan yaptığım çadırda kendi halimde oynarken başımı okşayan olmadı. Bütün çocukluk arkadaşlarımla büyüdüğümde tanıştım. Bir köprüde dikilip kalmış; görenlerin anında unutmak istediği, kulaklarını suyun sesine kapatmış bir gölgeyim. Ellerimi kanatan deniz kestaneleriyle hesabımı bitirdim. Bir yıldız ikiye ayırdı beni. Şimdi toprak üstünde yürüyen iki cılız kök gittikçe kalınlaşıp daha uzağa sürünüyor. Birisi portakal bahçelerinde yitirdiğim oyuncaklarımı arıyor diğeri turunç kokusunu unutmak için var gücüyle kayalıklara tırmanıyor. Zeze’nin ayakları her defasında köklerime takılıyor. Portakal fidesini unutmasın diye önüne çıkıp duran bir çelmeyim.

 

Su

 

Yeteri kadar ikna olursa, ellerini açacak ve birkaç kelime konuşacak benimle. Kendimi açık ellerine bırakıyorum. Kapatırsa da içinde saklasın beni. Başkasını değil, kendimi suya bırakmak için bir yol arıyorum. Evimizin üstünde, koyu yapraklı tıknaz ağaçların delikli gölgesi var. Her sabah rüyalarımın çukurundan çıkıp onların içine düşüyorum. Bir yükseklikten aşağı çakılmak değil bu. Birbirlerine çarpmaktan yorgun düşmüş, aynı zeminde yuvarlanan meyvelerin diriliklerini kaybetmesi. Zeze, gölgenin korkulacak bir şey olmadığını anlatıyor. Eğer yeterince meyve toplayabilirsek gölgeyi turuncu ışıklara boğabiliriz. Neden sonra aklıma çocukken bahçedeki ağaçların hiçbirinin omzuna tırmanmadığım geliyor. Gölgenin yüzümde yürüyüp oraya yerleşmek için başka bir sebebe ihtiyacı yok.

 

Koku

 

Soyup soyup baş ucuma koyduğum portakallarda aradığım Tanrı’nın parmaklarıydı. Uyandığımda saçlarımda turunç kokusu varsa, babam saçlarımı okşamış demekti. Gelmeyeceğini anladığımda portakal çiçeklerini kavanoza doldurup buzdolabında saklamaya başladım. Onu özlediğimde, kavanozları açıp soğuk ve keskin kokuyu içime çekiyordum. Kokladıkça yüzüm aydınlanıyordu. Öyle seviniyordum ki, en sonunda küskünlüğümüzü unutup Zeze’yi oyuna çağırıyordum. Uykumuz gelene kadar ağaçların arasında koşturuyor, ağzımızı kuyuya dayayıp karanlıklar kabilesine onları korkudan öldürecek marşlar söylüyorduk. Bu mutlu halimizi gören yıldızlar merhamet edip ışıklarını üstümüze daha güçlü salıyorlardı. Işığın azalması, ağzımdaki dişleri kontrol edip uykuya dalmadan önce “Göreceklerimin hepsi bir rüya!” diye defalarca tekrarlayacağım gecenin başladığı anlamına gelirdi.

 

Babam

 

Köklerim huysuz bir damar gibi atıyor toprağın üstünde. Yüzümdeki güneş lekeleri, affetmeyen bir çocuğun nişanı. Yalan söyledim! Oyuncaklarımı kuyuya atmadılar, portakal ağaçlarına astılar! Bu yüzden bahçemizdeki bütün portakallar kanlı! Yer altında bir kabile yaşamıyor, hepsi öldü. Bir daha uyanmasınlar diye köklerimle toprağa parmaklıklar ördüm. Sadece yıldızlar biliyor babama ihanet ettiğimi. Başkası için değil kendim için korkuyorum. Ah bir açsa ellerini, huzurla yatsam avuçlarına. Babam, omuzlarına çıktığımda güneşi yakalayacak kadar uzun boyluydu. Bütün şemsiyelerden daha hızlı döner, hiçbir çelmeye takılmadan koşardı. Uzun saçlarımı portakal çiçekleriyle örüp, örgülerimi alnıma dolardı. Dünyadaki en mutlu portakal çiçeği kraliçesiydim, yüzüme bu lekeler düşmeden hemen önce.

 

Gölge

 

Bırakın öyleyse beni, güneşten paltomla koşayım kör tepelere. Rüzgar bedenimi adamakıllı terslese de yuvarlanarak ayaklarımın dibinde biriken meyveler yeter acımı dindirmeye. Bırakın, Zeze’nin yanlışlıkla devirdiği süt kovasında yıkanayım defalarca.

Oysa beni bırakmayan, nereye gidersem gideyim peşimde yürüyen portakal ağaçlarından başka kim!

 

Bu pasaj, Karabatak Dergisi'nin Mayıs - Haziran 2015 sayısından alıntıdır.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...