Jump to content
Guest

Nazım Hikmet Ran ( 1902)- (03.06.1963)

Recommended Posts

Guest Siddhartha

MEŞİN KAPLI KİTAP

 

Yaldızlı meşin kabı

parçalanmış kitabı

ay altında dün gece

deli bir derviş gibi

mumu sönmüş rahlesi yere devrilmiş gibi

okudum saatlerce

 

yaldızlı meşin kabın

parçalanmış koynunda uyuklayan kitabın

çevirdikçe küf kokan her sarı yaprağını

sandımki eşiyorum bir mezar toprağını

ince el yazıları canlandı birer birer

 

masallarda çizilen yüzleri gösterdiler

iblis bir yılan oldu adem havvaya kandı

kardeşini öldüren lanetli ruhu gördüm

koca yahta bir gemi ummanlarda çalkandı

ufuklardan güvercin bekleyen nuh'u gördüm

ismaili'in topuğu kumdan çıkardı zemzem

tur-u sina da musa kaldırdı kollarını

asasını vurunca yarıdı bahr-i kulzem

buldu ben-i israil kudüs'ün yollarını

zekeriya zikrini

bir sonsuz aha verdi

doğdu isa bikrini

meryem allah'a verdi

kureyş-i muhammed'e kucak açtı medine

bir ateş mezar oldu kerbela hüseyin'e

 

sayıfalar döndükçe bunlar hep birer birer

doğrulup devrildiler

ay battı güneş doğdu

kalbimde ateş doğdu

yaldızlı meşin kabı

parçalanmış kitabı

varsın gömülsün diye bir ebedi uykuya

attım kör bir kuyuya

 

yazık yazık bizeki asırlarca aldandık

karanlıkta çizilen izleri görmek için

görüp yüz sürmek için

yazık yazık bizeki bir çırağ gibi yandık

ne gökten necat geldi ne bir parça merhamet

çlışan esirlere isa, musa, muhammet

sade bir satır dua bir tütsü buhur verdi

masal cennetlerinin yollarını gösterdi

ne beş vaktin ezanı ne anjelüs çanları

zincirden kurtarmadı yoksul çalışanları

yine biz köleleriz efendilerimiz var

yine her melun taşı yosunlanmış bir duvar

esir efendi diye koymuş da adlarını

iki bahta ayırmış arzın evlatlarını

 

efendi işletiyor esir işliyor gene

yine efendilerin gümüşlü sofrasından

kar gibi ekmeğinden şarap dolu tasından

kırıntı artık bile düşmüyor işleyene

yine biz esir geçen her günün akşamında

eve sade bir lokma ekmek getiriyoruz

gece yağmur inlerken evimizin damında

isınabilmek için güneşi bekler gibi

birbirine sokulan hasta köpekler gibi

yırtık yorganımızın altında titriyoruz

çiftimiz balyozumuz sonsuz çalışmamızla

asırlardır bağrında inleyen kazmamızla

heyecana geldide kara toprağın kalbi

kendini teslim eden taze bir kadın gibi

çiçeklerle donandı dünya isimli ağaç

biz bu ağacımızın dibinde ölürken aç

efendiler gösterip sırıtan dişlerini

birer birer topluyor bütün yemişlerini

 

efendiler ağalar evliyalar keşişler

ebedi karanlığın boğulsun kollarında

artık temiz ruhların aydınlık yollarında

sade bir din bir hak bir kanun varsa

o da işleyen dişliler

 

Nazım Hikmet Ran

Share this post


Link to post
Share on other sites

Umut

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar doğar güneş doğarken

ve güneş doğarken çöp kamyonları

ölüleri toplar kaldırımlardan

işsiz ölüleri aç ölüleri

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar geçer güneş doğarken

ve güneş doğarken köylü aile

erkek kadın eşek ve karasaban

saban koşulu eşekle kadın

toprağı sürerler toprak bir avuç

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar geçer güneş doğarken

ve güneş doğarken ölür bir çocuk

ölür bir japon çocuğu hiroşima'da

on iki yaşında ve numaralı

ve ne boğmacadan ne menenjitten

ölür bin dokuzyüz elli sekiz de

ölür bir japon çocuğu hiroşima'da

dokuzyüz kırkbeş te doğduğu için

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar geçer güneş doğarken

ve güneş doğarken tombul bir adam

yatağından çıkar dalgın giyinir

'bugün kimi kime gammazlamalı,

amirin gözüne nasıl girmeli'

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar geçer güneş doğarken

ve güneş doğarken zenci şoförü

ağaca asarlar yol kıyısında

gazyağına bulayarak yakarlar

sonra kimi kahve içmeye gider

kimi saç tıraşı olur berberde

kimi dükkanını açar erkenden

kimi genç kızını öper alnından

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar geçer güneş doğarken

ve güneş doğarken mahpus kadını

kolları masaya bağlı sırtüstü

çıplak memeleri al kan içinde

sorguya çekilir bir bodrumda

sorguya çekenler cigara içer

biri yirmisinde altmışlık biri

gömlekleri terli kollar sıvalı

ve kum torbaları elektrodlar

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar geçer güneş doğarken

ve güneşdoğarken gülyaprağına

uçak alanından sessiz pilotlar

'H' bombası yükler tepkililere

ve güneş doğarken güneş doğarken

otomatik silahlarla biçilir üniversitelilerle işçiler

akasya ağaçları bulvarın

pencereler balkondaki saksılar

ve güneş doğarken devlet adamı

konağına döner bir ziyafetten

ve güneş doğarken kuşlar ötüşür

ve güneş doğarken güneş doğarken

genç bir ana bebesini emzirir

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar geçer güneş doğarken

ve güneş doğarken ben bir geceyi

bir uzun geceyi gene uykusuz

ağrılar içinde geçirmişimdir

düşünmüşümdür hasretliği ölümü

seni memleketi düşünmüşümdür

seni memleketi dünyamızı.

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar geçer güneş doğarken

ve güneş doğarken hiç umut yokmu

umut umut umut... umut insanda.

Nazım Hikmet

 

 

bu şiirini çok seviyorum kendi sesinden:

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Umut

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar doğar güneş doğarken

ve güneş doğarken çöp kamyonları

ölüleri toplar kaldırımlardan

işsiz ölüleri aç ölüleri

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar geçer güneş doğarken

ve güneş doğarken köylü aile

erkek kadın eşek ve karasaban

saban koşulu eşekle kadın

toprağı sürerler toprak bir avuç

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar geçer güneş doğarken

ve güneş doğarken ölür bir çocuk

ölür bir japon çocuğu hiroşima'da

on iki yaşında ve numaralı

ve ne boğmacadan ne menenjitten

ölür bin dokuzyüz elli sekiz de

ölür bir japon çocuğu hiroşima'da

dokuzyüz kırkbeş te doğduğu için

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar geçer güneş doğarken

ve güneş doğarken tombul bir adam

yatağından çıkar dalgın giyinir

'bugün kimi kime gammazlamalı,

amirin gözüne nasıl girmeli'

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar geçer güneş doğarken

ve güneş doğarken zenci şoförü

ağaca asarlar yol kıyısında

gazyağına bulayarak yakarlar

sonra kimi kahve içmeye gider

kimi saç tıraşı olur berberde

kimi dükkanını açar erkenden

kimi genç kızını öper alnından

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar geçer güneş doğarken

ve güneş doğarken mahpus kadını

kolları masaya bağlı sırtüstü

çıplak memeleri al kan içinde

sorguya çekilir bir bodrumda

sorguya çekenler cigara içer

biri yirmisinde altmışlık biri

gömlekleri terli kollar sıvalı

ve kum torbaları elektrodlar

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar geçer güneş doğarken

ve güneşdoğarken gülyaprağına

uçak alanından sessiz pilotlar

'H' bombası yükler tepkililere

ve güneş doğarken güneş doğarken

otomatik silahlarla biçilir üniversitelilerle işçiler

akasya ağaçları bulvarın

pencereler balkondaki saksılar

ve güneş doğarken devlet adamı

konağına döner bir ziyafetten

ve güneş doğarken kuşlar ötüşür

ve güneş doğarken güneş doğarken

genç bir ana bebesini emzirir

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar geçer güneş doğarken

ve güneş doğarken ben bir geceyi

bir uzun geceyi gene uykusuz

ağrılar içinde geçirmişimdir

düşünmüşümdür hasretliği ölümü

seni memleketi düşünmüşümdür

seni memleketi dünyamızı.

 

işler atom reaktörleri işler

yapma aylar geçer güneş doğarken

ve güneş doğarken hiç umut yokmu

umut umut umut... umut insanda.

Nazım Hikmet

 

 

bu şiirini çok seviyorum kendi sesinden:

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

41.jpg

Nâzım ile Piraye Mithat Paşa köşkü günlerinde.

 

50.jpg

 

Çekirge'de Piraye'nin kaldığı otele banyo izniyle gelen Nâzım'ın sokak fotoğrafçısına çektirdiği bir mutluluk fotoğrafı.

02.jpg

Grevin altıncı günü gazete haberi

60.jpg

Moskova'da Novodeviçiy Mezarlığı'nda Nâzım Hikmet'in mezarı.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ölümünün 51. yılında, Nazım Hikmet'i saygıyla anıyoruz..

 

Büyük şairimizin, Hatice Piraye'nin arşivinde bulunan yayımlanmamış şiiri:

 

DÖRT GÜVERCİN

 

 

Geldi dört güvercin

suda yıkanmak için.

Su mahpusane yalağındaydı.

ve güneş

güvercinlerin

gözünde, kanadında, kırmızı ayağındaydı.

girdi dört güvercin

yıkanmak için

suyun içine.

ve kederli toprakta dört insan

baktı dört güvercine.

Güvercinler hep beraber

güneşi taşıyıp kırmızı ayaklarında

uçabilirler.

Durdurmaz onları demir ve duvar.

güvercinlerin yumuşak kanatları var.

Ve kanatlar

Şimdi burda, şimdi damın üzerinde.

İnsanların kanatları yok

İnsanların kanatları yüreklerinde.

Dört güvercin

güneşe varmak için

yıkandı, uçtu sudan.

 

10308067_712227722167369_1693416571377879642_n.jpg

Share this post


Link to post
Share on other sites

13335897_1285901254772980_9010215566797566211_n.jpg?oh=5db268e02c5bd635deaccebc307c3d2d&oe=57C85F53

 

 

Nazım Hikmet'i ölüm yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.

 

 

(15 Ocak 1902 - 3 Haziran 1963)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...