Jump to content
Sign in to follow this  
denmeh1

Oğlak Burcu Yeniayı...

Recommended Posts

29 Aralık 2016 günü, İstanbul’a göre 09:53 itibariyle YENİAY adını verdiğimiz Güneş & AY kavuşumu tam halini alacak. Bu kavuşumun açık etkileri 26 Aralık – 31 Aralık sürecinde hissedilebilir.

Yılın SON YENİAYI’nı değelendirirken aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;

 

  • Güneş ve AY, Oğlak Burcunun 8 derecesinde ve haritanın 12’inci evinde kavuşum halindeler. Bu kavuşuma, Retro konumdaki Merkür, hatta geniş orbla da olsa Pluto eşlik ediyor.
  • YENİAY, Balık Burcunda yol alan Mars ve Neptün ile kavuşum halinde olan Güney AY Düğümü ile 60 derece, Kuzey AY Düğümü ile 120 derece açı yapıyor.
  • Haritanın Yükselen Noktası Oğlak Burcunun son derecesi.
  • Oğlak’ın yöneticisi olan Satürn, 11’inci evde, Yay Burcu’nda yerleştmiş.
    • Uranüs – Jüpiter karşıtlığı, Satürn’den ılımlı açılar alarak iyice tetikleniyor.
    • Satürn Chiron ile kare açı içinde.

     

    [*]Lilith MC’ye yerleşmiş. Chiron ile üçgen, 9’uncu evin yöneticisi olan Venüs ile de kare açı yapıyor.

MEALİİİİ :)

Valla işte dünyanın hali malum… Mecbur biraz bahsedeceğim :)

BU YENİAY SÜRECİNDE İŞARETLERİNİ GÖRECEĞİMİZ HER ŞEY 2017 BOYUNCA GÜNDEM OLUŞTURACAK! Zira, YENİAY haritası, 2017 boyunca etkin olacak en önemli transitleri kendinde toplamış.

 

  • Dünya devleri arasında kamplaşmanın belirgin hale geleceği bir zaman. Ön planda görünen gerilimin, bir de arka plan hesapları var ve biz bunları bilmiyoruz… Barış girişimlerini sabote eden gelişmeler ile karşılaşabiliriz.
  • Dünya devleri, acı çeken, ezilen insanlar ve uluslar üzerinden birbirleri ile çatışmaya devam edecekler. Kaynama noktasını geçmiş gibi görünen Halep’ten yeterli malzeme çıkmazsa, Antartika’da foklar birbirlerine düşürülüp, sonra ”buna bi dur demek lazım”a kadar gidilebilir…
  • YENİAY döneminde uluslararası arenada taraflar, işbirlikleri ve kapışma meydanı netleşir!
  • Türkiye için uluslararası siyasette ve askeri işbirliklerinde nerede duracağına dair önemli bir KARAR ZAMANI!
  • Dünya ekonomisi pek tıkırında sayılmaz! Şimdilik bir sis örtüsü ile durumun boyutları saklanabilir. Ancak yeniyıla girilirken tüm dünyada daha sıkı para politikaları uygulanacağı belli.
  • Radikalizm ve Terörizm, bütün yangınların baş tetikleyicisi olacak. Hem etnik ayrılıkçı, hem de radikal dinci gruplar, bu ara hep başrolde! Noel ve Yeniyıl döneminde üzücü olaylar yaşanabilir…

Biz fanilerin içinden geçtiğimiz hallere gelince;

İçdenizlerde, yelkensiz kalmış gemilere benziyoruz bu aralar :)

Pek mahzun, pek mağdur, pek eli kolu bağlı bir duygu durumu hakim üzerimizde… İçin için kaynıyor ama adım atamıyoruz!

İçimize bastırdığımız arzular ve korkular var… Bunlara dair ne yapacağımızı hiç bilememişiz! Şimdi sanki biz koltukta oturuyoruz, onlar karşımızda :) Kaçacak yerimiz olmadığından mecburen sohbet ediyoruz.

Hayatımızın akışında bizi tatmin etmeyen, içimize sinmeyen şeyleri önümüze koyup, yeni yönler çizecek bir cesaret bulmaya çalışıyoruz. Ya da işte tam da bunu yapmak zorundayız!

Kendimize acıyarak hiç bir yere varamayacağımızı görmemiz, çaresizlik algısından, kurban senaryolarından uzak durmamız, olan biteni gerçekçi ve olabildiğince duygudan uzak mantığa yakın değerlendirmemiz lazım şimdi…

Hayat istediğimiz gibi gittiği sürece – bir terslik olduğunu gördüğümüz konulara dair inisiyatif almadığımız – herşeyi akışa bıraktığımız, ya da sadece olabilecekleri düşünmekten kaçarsak olaylardan da kaçabileceğimizi sandığımız günler, artık bitti!

Artık bizi koruduğunu düşünürken körelttiğini fark etmediğimiz kabuğu kırmak, yıkımı, sonu, değişim mecburiyetini kabul edip, zaaflarımızla ve korkularımızla vedalaşmak zorundayız.

Şimdi zaman akılcı, dürüst, güçlü, tutarlı olma ve yeni hayat prensipleri belirleme zamanı…

Yepyeni başlangıçlara düşünmeden atılma, üç koyup bir alma değil, önce ne ekip ne biçtiğimizin adını koyma, sonra toprağımızı biraz nadasa bırakma, hızlı doyumların renkli oyunların değil, anlamlı ve uzun vadeli kazanımların peşine düşme, sabırla, abartısız, yeterli, verimli kalıcı sistemler kurma zamanı…

Birazcık yalnız, birazcık sessiz kalma… Dışarı parlama değil, içimizdeki unutulmuş parıltıları bulma… Kendimize yeterli olma fikrinden korkmamayı öğrenme… Sadeleşip durulma zamanı…

Evet depresif ve yılgın olmaya çok müsait gibi görünüyor ortam. Ama unutmayalım ki depresyon, en güzel kaçıştır! Kaçmakla kurtulunur bir devran değil bu devran…

Olan oldu ve biz elimizdekileri toplayıp yeni bir kayık yapmak ve tekrar denize açılmak zorundayız. Birileri geçmişte olanların suçunu paylaşabilir bizimle ama ilerisi için kabahati atacağımız kimsecikler yok . Zaman hayatımızın sorumluluğunu alma, olgunlaşma zamanı!

Hayat üzerinde değil kendi üzerinde, nefsi üzerinde otorite kurabilir anca insan :) Bunu yapmaktan kaçınmama zamanı…

ŞEMS-İ TEBRİZİ’den bir alıntı ile bitirmek yakışır bence bu yazıyı…

”Sonsuza götüren bir denizin kıyısına varmıştım.

O zaman anladım ki, susmak bir cüsse işi… derin denizlerin işi.

Sığ suları en hafif rüzgârlar bile coşturabiliyor.

Derin denizleri ise ancak derin sevdalar..

Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her şey susuyor.

Anladım ki susan her şey derin ve heybetli.

Bazen, uzaklaşmak gerekir yakınlaşmak için…

Bazen, hatırlamak gerekir hatırlanmak için…

Bazen, ağlamak gerekir açılmak için…

Bazen, anmak gerekir anılmak için…

Bazen de susmak gerekir duymak için

Alıntı.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...