Jump to content
Sign in to follow this  
Guest shadow

“Kurtla kuzuyu ayırmaya geldim!”

Recommended Posts

Guest shadow

“Kurtla kuzuyu ayırmaya geldim!”

 

 

img_crownofthorns.jpgHazreti İsa aleyhisselâmın şu sözü rivayet edilir:

“Sanmayın ki ben sizi biraraya toplamaya geldim; ben kurtla kuzuyu ayırmaya geldim.”

Zamanın işaretlerini görebilenler pek az…Görenler içinde de, gördüklerini dar pencereden kurtulup geniş bakışla kavrayabilenler pek az…

Oysa, değişimin boyutları sanılandan çok büyük!

Hiç farkında değiller “yenileyici ruhun” neler oluşturmakta olduğunun…

Tüm insanlığın yaşamının ve düşünsel değerlerinin nasıl yenilendiğinin…

Basîret sahibi olmayanlar fark edemese de, nasıl açığa çıkardığını herşeyin iç yüzünü…

Geniş pencereden bakıp gören az olsa da, olanların, aslında kurtla kuzuyu birbirinden ayırmakta olduğunu…

 

 

 

Deccaliyetin açığa çıkması yanısıra, Mehdî ve İsa’nın aşikâr olmasından önce de onların düşünsel değerleri ve ona göre gizlenenlerin içyüzü açığa çıkmaktadır yeryüzünde.

Olaylara ani tepkiler göstermek değil, toplu bir değerlendirmeye tâbi tutarak yaşamın oluşlarını izlemek, “esas aldığımız değerlere” ve kendi yaşamımıza ona göre yön vermektir aklın gereği…

Şimdi sorgulama zamanı!.. Düşünelim! Olabildiğince geniş düşünelim! Geçmişi gelecekte, geleceği geçmişte görmeye çalışarak… Yaşamdaki oluşları izleyerek…

Hazreti İsa, kurtla kuzuyu nasıl ayırdı birbirinden? Etrafındakilerin asıl amaçlarını ve içyüzlerini ortaya çıkarıp; inancı, şaşaalı ruhbanların tekelinden kurtararak, sade ihlâs sahiplerine hakikatlerini bildirmedi mi?

Nebî ve Rasûlleri anlayan, kabul eden için “ruhban sınıfı” ya da “dinadamı”, “dinî lider”, “dinde otorite” gibi varsayımlar sözkonusu mudur?..

Ne çare, “ölünce günahlarınızı affettireceğiz” diye çeşitli şekillerde insanları istismar edip, onlara hükmedebilmek ya da makam, mülk, para gibi dünyevî çıkarlar hatırına insanların inancına, ibadetine yön vermeye çalışanlar tarih boyunca çeşitli görüntüler altında hep “dinadamı” diye toplumlara yutturulmuşlardır!

İnsanoğlunun gelişmişliğiyle övündüğü şu çağa rağmen, çeşitli adlar ve görüntüler altında, değişik mekân ve ortamlarda, değişik tapınma biçimleri ve törenlerle bu tür eski alışkanlıklar hâlâ devam ettirilmektedir. Hatta, toplumların düşünceleri onların gözalıcılığına yönlendirilerek, haktanmış(!) gibi yaşatılmaktadırlar…

Oysa, toplulukların dünya yaşamına yön vermeye çalışan nice kişi, “dinadamı, ermiş, dinî lider, hoca efendi, ulu falanca, bilmem ne filanca” etiketleriyle, yaşamın gerçeğinden, kendi hakikatlerinden ve özlerindeki Allah’a ait kuvvelerden bihaber geçip gitmişler dünyadan… Takipçileri de onların ardısıra… Nebîlerin sonuncusu Allah Rasûlü’nün, “ALLAH” adıyla açıkladığı, varlığın hakikatinin ne olduğundan habersiz, gaflette…

Aldatanların, insanlarla arasında aracı olduklarına inandırdıkları tanrının varolmadığının farkında olmadıklarını mı sanıyorsunuz?

Bu türden uğraşlar dünyada kalacak “oyun ve eğlencelerden” ibarettir sadece; aldatmacalardır karşılıklı…

Ancak, siz “dinadamı” varsayımını ciddiye alarak yola çıktığınızda, İslâm’ın önerdiği bakış açısını başlangıçta terketmiş olursunuz! İnandığınızı söylediğiniz değerleri ve bakış açısını “yok sayıp” yaşayarak, inancınızın gereğini yaşamış olmazsınız! Ondan sonra da elbette bilgisizliğinizin sonuçlarına katlanmaktan kaçamazsınız! Bütün Nebilerin mücadele ettiği, yıktığı, Rasûlullah aleyhisselâmın geçersiz kıldığı şey, insan ile hakikati arasına girmeye çalışan “aldatıcılar” zaten!

Kurtla kuzu, cehaletle ilim, zan ile hakikat, “şirk ile iman” ayrılmakta birbirinden hızla! İç yüzü aşikâr olmakta gizlenenlerin!

“İlim” edinin ve “bilmeyenler” arasından firar edin!

Allah Rasûlü’nün “la ilahe” mesajını anlayıp kabul ederek, “tanrı” varsayımının geçersizliğini bilen, tanrı(!) ile insan arasına kimsenin giremeyeceğini bilir −ne tür özellikleri olursa olsun, kim hangi makam ve mertebeyi verirse versin!

“İlla-Allah”, “sadece Allah” diyerek işaret edilenin, “Ahad, Samed”, “yegâne sınırsız – sonsuz teklik” olduğundan dolayı, insanların tapındığı, yöneldiği “tanrı”lardan hiçbirine benzetilemeyeceğini; herşeyi içeren, herşeyin varedeni, varedicisi, aslı, özü, hakikati olduğunu bilir!

Herşey, özünden itibaren, çeşitli boyutsal katmanlar suretiyle “Allah ilmi ve kudretinden” meydana geldiği için; insan için “Allah’a” giden yol, dışarıya değil, kendi özüne, kendi hakikatine doğrudur!..

İman ettiği gerçeğe yönelerek yaşamayanın, düşünce ve bakışını ona göre yapılandırmayanın, bu bilinçlenme yolunda birşey kazanamamışsa, taklit yollu yaptıklarının çöldeki serap gibi kaybolup gideceğini hatırlayın… Unutmayın! Bilinçteki şirk hali, bağışlanmaktan nasiplenemeyecek, kendi özündeki kuvvelerin getirisini yaşayamayacak yegâne körlük halidir.

“Din” sopasıyla güdülmek üzere varolmuş olanlar, “dinadamları” tarafından güdüleceklerdir. Öte yandan, düşünen, akıl sahibi insanların bugün tek bir temel sorunu vardır: ALLAH ismiyle neye işaret edildiğini “öğrenmek”! İnanıyorum ki, günü geldiğinde “Hazreti Muhammed’in Açıkladığı ALLAH” kitabının okunmadığı ya da dinlenmediği yer kalmayacaktır dünya üzerinde. ALLAH ismiyle işaret edilenin bilindiği yerde ise, tuzun suda eridiği gibi kaybolmaya başlayacaktır insanlar ile hakikatleri arasına giren deccaliyet…m.d

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...