Jump to content
Sign in to follow this  
Renan

Bilime Göre Bebekken Sahip Olduğumuz 5 Süper Güç...

Recommended Posts

Bilime Göre Bebekken Sahip Olduğumuz 5 Süper Güç

 

bebek-resimleri-2.jpg

 

1. Süper Zihin

 

Çocukların öğrenme konusunda şaşırtıcı bir zekâya sahip olduğunu her zaman bilirdik ama diyetleri için Play-Doh oyun hamurunu ve minyatür oyuncak arabaları tercih ettiklerine şahitlik ettikten sonra bebeklere gerçekten zeki diyemeyiz. Her neyse işin aslı şu ki bebek zekası bundan çok daha derine gidiyor. Modern araştırmalara göre bebekler gün boyunca ve her gün bizleri salak ediyorlar.

 

İnsanlar yaklaşık olarak 100 milyar nöron ile doğar, bu sayı samanyolundaki yıldızların sayısıyla aynıdır. Yine de büyük bir sayıda sinapsise sahip olmadan bir sürü nörona sahip olmak, onları dolduracak kurşun olmadan etkileyici bir silah koleksiyonuna sahip olmak gibi bir şeydir.3 yaşında bebekler nöron başına 15.000 sinapsise sahiptir. Bu sayı kendi türünden bir yetişkinin sahip olduğu sinapsis sayısının yaklaşık 3 katına eşit.

 

Bunların hepsi onların sürekli bıkmadan usanmadan yaşadığı dünyayı anlamaya çalışan, çevreden bilgi alan, onları saklayan, analiz eden ve kıyaslayan beyinleri sayesindedir. Bir bebeğin bilgiyi edinme ve işleme kapasitesi, bir yetişkinin bilgiyi edinme ve işleme kapasitesini kolaylıkla geçer ve bu da bebekleri doğuştan birer üstün zekâ yapar.

 

Yani onların yüzlerine yumruk atma isteğiniz tamamen doğal...

 

Ama bütün iyi şeylerin olduğu gibi, bu yeteneklerin de bir sonu var elbette. Beyinlerimiz uzun süreli bilgiyle uğraşmak için dizayn edilmedi, yani 4 ve 6 yaşları arasında nöronlarımızdaki sinapsislerin sayısı 3te 2 oranında azalır. Bu olay tıpkı, dev penisinizi dünyada onu evcilleştirecek bir kadın olmadığından onu kopartmanız gibidir.

 

Kısacası, gelecekte bize makul fiyatlara seks androidleri dahi verebilecek dâhilerden, çizgilerin içini bile taşırmadan boyayamayan bir avuç aptal çocuğa dönüyoruz.

 

2. Mutant Metabolizması

 

Hiç küçük çocukların kilo problemi olmadığını fark ettiniz mi? Sırları nedir? Elbette bir yığın sihirli yağ.

 

Küçük çocukların bedenlerinin kütlelerinin yaklaşık yüzde beşi kahverengi yağ dokusu ya da kahverengi yağdır. Belinizdeki, göğsünüzdeki, kollarınızdaki, boynunuzdaki ve ayaklarınızdaki beyaz yağın aksine kahverengi yağ, özellikle kalorileri alıp, çocuklarımız Scarlett Johansson'ın kalçası gerçekten yanarken olduğundan bile daha sıcak olana kadar ısı için yakmak işlemi için tasarlanmıştır. Bu da onların metabolizmasını, fazla kalorileri etkili bir şekilde aşırı enerjiye çevirmeye yarayan bir ocağa dönüştürüyor.

 

Bir yetişkin vücudunda 3 parça kahverengi yağ olsaydı eğer, günlük 400-500 kalori ya da senede yaklaşık olarak 10 kilogram beyaz yağ yakmak için yeterli olacaktı. Fakat, maalesef bu da bebekliğimizde sahip olduğumuz ve sonradan kaybettiğimiz bir süper güç.

 

3. İleri İşitme Yeteneği

 

Araştırmalar, bebeklerin körlüğün getirdiği işitme kabiliyeti artışı olmadan bile Daredevil gibi duyabildiğini gösteriyor. Bin yıl önce sahip olduğumuz duyu yeteneği, ilk atalarımızın en yakın kayanın arkasında saklanan kılıç dişli sincapların en küçük seslerini bile duymalarına olanak verdiği için hayatta kalma konusunda büyük önem taşırdı.

 

Benzer bir şekilde ister önlerinde konuşan bir kişi olun ya da yan odadaki anne, bebeklerin kulağına göre her ses hayati önem taşır ve eşit seviyede duyulabilirdir. Yaşımız ilerledikçe modern beynimiz sadece dar bir ses aralığına odaklanır ve size şu anda şeker vermeyen bir yetişkinin seli gibi önem taşımayan her şeyi arka plana atar.

 

Bilim ayrıca, birkaç günlük bebeklerin ana dilleri ve yabancı diller arasındaki farkı anlayabileceğini iddia ediyor. Onların durumunda olduğunuzu hayal edin, bir gün yorganınıza sıkıca sarılmış yatıyorsunuz ve birisi sizi birden çekiyor ve sürekli anlaşılmayan sesler üreten devlerin yaşadığı garip ve tanıdık olmayan bir yere götürüyor. Sonra birkaç saatten sonra hangi sesin diğerine uyup uymadığını söyleyebiliyorsunuz.

 

4. İleri Derecede Görüş Kabiliyeti

 

Sheffield Üniversitesi ve Londra Üniversitesi'nde yapılan bir deneyde bir grup tarafından 6 ve 9 aylık bebeğe, daha önceden gördükleri bir yüzü de içeren iki set insan ve maymun vesikalığı gösterildi. İki grup da kolay bir şekilde aşina oldukları insan suratını fotoğraflar arasından tanıdı ama maymunlara gelince sadece 6 aylıklar birbirinden ayırt edebildi.

 

Bu sonuçlar, fotoğraflar bebeklere tepe taklak gösterildiğinde bile değişmedi. Bu deney, 6 aylık bebeklerin dünyada gezen ve her detayı kayıt eden bir zeki yetişkinin bile ötesinde bir çeşit hiper incelik gösterdiğini gösterdi. Haklısınız. Tıpkı Dr. House gibiler.

 

9 aylık bebekler ise aynı performansı gösteremedi. Peki, bebekler tam olarak nasıl sadece üç ayda küçük keşişlerden primat ırkçılarına dönüşüyorlar. Araştırmacılara göre yaşlandıkça, beyinlerimiz kendilerini insan yüzlerindeki önemli değişiklere odaklanmak için yeniden ayarlıyor. Ve asla 6 aylıkken olduğu keskinliğinde olmayacak bir şekilde ayarlıyor. Bu yeniden ayarlama bizi ayrıca diğer görsel süper güçlerimizden mahrum bırakıyor: Çizgifilm Görüşü.

 

2008'de İngiltere'de yapılan bir çalışma ise çocukların yetişkinlere göre oldukça farklı ve derin bir şekilde çevrelerindeki dünyayı algıladıklarını belirtiyor.

 

Asıl mesele, yetişkin beyinlerinin çok meşgul olması ve renkleri görmek gibi önemsiz şeyler için zamanı olmamasıdır. Dil öğrendiğimiz zamandan itibaren (7-9 aylık arası) beynimiz dünyayı olduğu gibi gören bebeklerin aksine gerçek şeyden çok renk kavramını algılamaya başlar. Biz yetişkinler sürekli her gördüğümüz şeyin yalan olduğu bir kalıbın olduğu yerde yaşarız fakat bebekler gerçeği görür.

 

5. Küçük Telepatiler

 

Bir duyudan mahrum kaldığında, insan genellikle o duyuyu geri kalan duyularıyla telafi eder. Bu yüzden görme engelli insanlar şaşırtıcı bir duyma yeteneğine sahiptirler ya da biçimsiz komedi yazarları yatakta inanılmazdır.

 

Aynı şekilde bir dili tam olarak konuşamayan bebekler oldukça hızlı bir şekilde çevrelerindeki insanların fiili olmayan duygusal durumlarını çok hızlı bir şekilde okumayı öğrenirler. Aslında bebekler uzmanların akıl okumayla karşılaştırdıkları vücut ve yüz dilini okumada oldukça yeteneklilerdir.

 

2007 yılında Washington Üniversitesi Öğrenme ve Beyin Bilim Enstitüsünde 18 aylık bebeklerle deney yapan bir grup, bebeklerin yakınına geldiğimizde neden genellikle ağladıklarına dair bir açıklama getirdiler. Ekibe göre bebekler, insan ifadelerindeki en ufak bir psikolojik değişime aşırı hassaslar.

 

Bebekler, sahte gülüşünüzün altındaki en ufak bir nefreti bile anlayabilirler.

 

Olay bu noktada daha da garipleşiyor.

 

Bebeklerin akıl okuma yeteneği sadece insanlarla sınırlı değil. Birmingham Genç Üniversitesi 'nde yapılan bir çalışma, bütün hayatları boyunca bir köpekle yüzleşmeyen ve 6 aylık bile olmayan bebeklerin kolayca köpeklerin havlamalarını uyumlu resimlerle eşleştirebildiğini gösterdi. İşin ilginç kısmı ise bebeklerin, hayvanları anlayabiliyor olması.

 

Maalesef bu şaşırtıcı yetenekler, bebekler konuşmayı öğrenip ellerini sosyal medyaya uzatınca birer birer yok oluyor. Yetenekler kaybolmadan önce bebekler, aslında birer Küçük Profesör.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...