Jump to content
sipahi

Gölge

Önerilen İletiler

"Gölge" benliğin karanlık yönünü, zihin ve ruhtaki negatif enerjiyi, yıpratıcılığı ve yok ediciliği, bütünden ayrılık gibi temalarla sembolize edilir. “Jung’a göre benliğe ulaşma yolunda kişi ilk önce kendi gölgesi ve anima/animus‘u ile yüzleşmelidir. Kişinin gölgesi ile yüzleşmesi “cesaretin ilk adımı” diye nitelenir. Kimileri için bu kişiliğin karanlık yüzü ile karşılaşmak çok rahatsızlık vericidir. Zaten bu işi yapmamızın sebebi de budur, çünkü bu kabullenemediğimiz duyguları dışarı yansıtırız.” Kendi duygularımızı sahiplenip, gölgemizi yansıtmaktan kurtulmanın en büyük avantajı dünyayı daha aydınlık görmeye başlamaktır. Bir bilincimiz bir de bilinçdışımız, bir eril bir de dişil doğamız vardır ve bizler birer içsel ve dışsal insanoğluyuzdur, aydınlık ile karanlık arasında dururuz. Yolculuğun amacı da bütün olabilmek ve her iki yönü de yaşayabilmek ve uzlaştırabilmektir. “Erkeğin bilinçdışı dişil(anima) kadının ki ise eril(animus) davranır. Karşı cinste olan bu bilinçdışının farkına varmak, onunla yüzleşmek ve onu kabul etmek içsel yolculuğun temel bir parçasıdır. Mitler hep bize büyük görevin ancak yaşamını karşı cinsten birisi ile paylaşan kişi tarafından başarılabileceğini anlatırlar. Kadın ile erkek arasındaki, bu yüzleşme her insanın kendini tanıması ve benliğinin gelişimi için vazgeçilmez bir katalizördür. Gerçekte kim olduğumuzu bilme yolun ilk yarsının hedefidir, ikinci yarısı için de ön koşuldur.” Yoksun olduğumuz şey bize yolculuk esnasında tekrar tekrar geri dönüş yaşatır.

''En kutsal yol kişinin kendi arayışı için çıktığı Yol'dur.'' Yolculuk içe doğru başlar. Kendi cehennemine inip, kendi ejderhasını tanımayan, iyi ve kötü yönleri ile bütünleşmeyen, gölgelerini yani eksik yanlarını fark etmeyen yolcu ya da şövalye yolculuğa çıkamaz, bütünleşemez. Kendini bilmek, tanımak, aramak, ne aradığını bilmek, anlamak, idrak etmek, eyleme geçmek ve kendini gerçekleştirmek gereklidir. Aynayı önce kendimize tutmak önce kendi içine bakmak gerekliliğindendir. Büyük çoğunluk gördüğünden hoşlanmayacağı için bu yolculuğa baştan çıkmaz ya da gördüğünü görmezden gelir.

Freud’un ortaya attığı ‘kişisel bilinçdışı” kavramına Jung, “kolektif bilinçdışı”’nı eklemiştir. Kişisel bilinçdışını kompleksler yönlendirirken, kolektif bilinçdışını “arketipler” şekillendirir. Arketip, içgüdüsel davranış ve algılama biçimleridir ve bunların izi rüyalarda ve mitolojik hikâyelerde bulunabilinir. “Bilinçdışı bizi bizden daha iyi bilir.”

“Gölge, insanın temel içgüdülerini içerir. Kişiliğimizin hayvana benzeyen yanıdır. Hayatın daha alt şekillerinden bize kalan mirastır. Uygar olabilmemiz için gölgemizdeki hayvansı eğilimleri evcilleştirmemiz gerekir. Gölgenin olumlu tarafı insani gelişim için gerekli olan yaratıcılığın, içgörünün ve yoğun coşkuların kaynağı olmasıdır. Ego ve gölge işbirliği yaptığında kişi kendini yaşam dolu ve canlı hisseder. Gölgenin red edilmesi kişiliğin sönük kalmasına neden olur.” Arketipsel imgeler kendi doğalarında gizli olan sezgilerdir. “Jung’a göre gölge, bilinçaltı bir komplekstir. Bilinç ve benliğin karşıtı, tersidir. İstenilmeyen, kabul görmeyen tüm kişisel özelikler gölge kompleksine dâhil olmaktadır. Gölgenin içindekiler kötü olmak zorunda değildir. Gölge ne mutlak iyi ne de mutlak kötüdür. Varlığımızın az gelişmiş ve gelişmemiş yönleri bu tanımın kapsamı içindedir. Bu yönleri gölge içine iterek onları görmezden gelmeyi yeğler insanoğlu. Böyle yaparak diğerlerinin de bu yönlerimizi görmeyeceğini varsayar. O büyük idrakten asla kaçış olmayacağını hesap etmez. Gölgelemeye çalışılan yönler gören gözler için günışığı kadar açıktır. “Gölge, egonun başkalarından saklamayı istediği, ruhu ile ilgili utanç duyduğu, görmezden gelmeyi yeğlediği, alt, uygarlaşmamış ve hayvani nitelikleridir. Egonun nefisle özdeşleşmesi onu şişirir ve tehlikeli kılar. Gölgeler tamamlanmayan bir bulmacanın eksik parçalarıdır.”

“Gölgemiz karanlıkta kaldığı, yani onunla yüzleşmediğimiz takdirde sorun yoktur ama gün ışığına çıkmaya başladıkça ışığımız onunla bütünleştiği için daha da güçlenir ve işte biz bu ejderhadan ve onun gücünden korkarız. Bu, kahramanın test edildiği nokta, kendi ejderhamızla yaptığımız dövüştür. Burada içsel bir süreç olarak yüzleştiğimiz gölgemiz dışsal bir kaynağa yansıtılmıştır ve biz gölgemizi bir kişiye ya da bir olaya yansıtarak deneyimleriz. Gölge altından kalkılması gereken zorlu bir olay olarak da kendini gösterebilir. "Neyi, nasıl değiştirmeliyim?"in cevabını bulmamız ve onu uygulamamız gerekir. Yeni bir parçanın oluşabilmesi için başka bir parçamız ölmüştür. Bağımsız ve güçlü olabilmemiz için bağımlılığımız ölmüştür. Yaşama bakışımızda bir şeyler değişmiş, biz değişmişizdir. Gerçekleşen dönüşümümüzün ardından kendimizle birlik içerisinde olma duygusu deneyimleriz. Dönüşümümüzün özü, içinde bulunduğumuz toplumda öyle ya da böyle bir farklılık yaratıp ona katkıda bulunmaktır.”

 

alıntıdır

İletiyi paylaş


İletiye bağlantı
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

×