Jump to content
PALAUDIS

Arap Paganizmi ve Putperest İbadetleri

Recommended Posts

Putperestlik farça kökenli put kelimesinden türetilmiş bir kelimedir. Türk Dil Kurumuna göre put sözcüğünün tanımı: “Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne, tapıncak, sanem, fetiş.” 

Bunlara bakacak olursak Putperestliği; “Doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne tapımı” olarak yapabiliriz. Putperestlik farklı şekillerde tanımlandığı ve farklı çeşitleri olduğu gibi aynı zamanda paganizm ile denk biçimde kullanılmıştır. Fakat paganizm ve putperestlik farklı anlamları içerir. Paganizm, Latince paganus yani kırsal sözcüğünden türemiştir. Roma dönemi şehirlerde yayılan Hristiyanlığın köylüleri etkileyememesinden dolayı Hristiyanlık dışında kalan inançlar pagan olarak adlandırılmıştır. Günümüzde İbrahimi dinlerin, diğer inançlara verdiği genel isim olup politeizmi, çok tanrıcılığı ve putperestliği kapsar.


Bu başlık altında paganizm ve putperestliğe ait ibadet ve tapınma şekillerini ele alacağız.

  • Ayinler
  • Namaz
  • Oruç
  • Hac ve Tavaf
  • Kurban ve Adak
  • Sünnet
  • Takı, Tütsü ve Büyüler
  • Telbiyeler, İlahiler ve Şiirler
  • Sembol ve Dövmeler

AYİNLER

Kutsal ve özel günlerde genellikle mabetlerde toplanan putperestler geleneklerine göre çeşitli gösterilerde bulunur, ilahiler söyler, toplu ritüeller yaparlar. Ateş üzerinden atlama ya da ateş üzerinde yürüme, vücutlarına şiş batırma bu gösteri örneklerindendir. Kutsal bir puta, geçmişteki kutsal saydıkları kişiden kaldığına inandıkları bir nesneye saygı gösterisinde bulunur, etrafında döner ya da koklayıp öperler. Yıllık ayinlerin dışında mevsim başlarında, özellikle ilkbahar ve sonbaharda yapılan ayinler de vardır. Belirli günlerde güneş ve ay festivalleri yapılır. Türlerine göre ayinlerde kutsal saydıkları sudan içer, kutsal saydıkları yiyecekten yerler.
Dualar eder, dileklerde bulunurlar.

Putperestlerin bu ayin adetlerinin İbrahimi dinlere de geçtiği görülmektedir. Noel kutlamaları Mitra paganlarından geçmedir. Putperest Arapların yevmül Arabu dedikleri cuma toplantıları, kandil geceleri, aşure günleri, cem ayinleri pagan kökenlidir.

NAMAZ

Putperest ibadetlerinden biri namazdır. Namaz, güneş kültünün ritüellerinden biridir ve Hint kökenli bir ibadettir. İslam öncesi Araplar da namaz kılarlardı. Günümüzde Hindular da namaz ritüellerini devam ettirirler.

Sansktitçe “Surya” güneş “Namaskara” ise selamlama veya bağlantı demektir. Böylece “Surya Namaskara” ‘güneşle bağlantı’ anlamına gelmektedir. Surya Namaskara, bedende akan güneş enerjisinin canlandırma tekniğidir.

Arap putperestlerinin namaz kıldığı Kur’an’da yazılıdır.

Enfal-35. Ve ma kane salatühüm ındel beyti illa mükaev ve tasdiyeh fe zukul azabe bi ma küntüm tekfürun

Bilindiği üzere Arapça’da “salat” namaz demektir.
Onların Kabe’deki namazları, ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir.
Küfrünüzden dolayı azabı tadın!
Namaz törenlerindeki ıslık ve alkışlar nedeniyle putperestlerin kıldığı namaz eleştiriliyor. Putperestler de günde 5 vakit namaz kılarlardı.
Bu namazlar şunlardı:

Şaharit namazı -sabah namazı
Musaf namazı – öğle namazı
Minha namazı – ikindi namazı
Neilat Şerarim namazı – akşamüstü namazı
Maarib namazı – akşam namazı

(Hayrullah örs, Musa Ve Yahudilik, s.399-405; Doç.Dr. Ali Osman Ateş, Asr-ı Saadette İslam; Şaban Kuzgun, Hz. İbrahim Ve Hanifilik, s.117; Epstein, Judaism, s.162.)

Kur’an’da geçen namaz vakit sayısı 3 olmasına rağmen 5 vakit kılınıyor olması zamanla putperest döneme dönüldüğü şüphesi taşımaktadır. Aynı şekilde abdest de putperestlerde vardı. Cünup olunca boy abdesti alırlardı.
(İbn-i habib, Muhabber, s.319; Halebi)

ORUÇ

Güneş kültüne sahip putperestlerin ibadetlerinden biri de oruçtur. Namaz vakitlerini güneş zamanlı ayarladıkları gibi oruçlarını da güneşin doğuş ve batışına göre ayarlarlardı. Orucun başlangıcı bile İslamiyet’teki gibi ay’a göre tespit ediliyordu. Tıpkı, bugünkü müslümanlar gibi, ay’ı görmek için gözetleme heyetleri bile kuruluyordu. (Hayrullah Örs, Musa Ve Yahudilik, s.409)

İslamiyet öncesi arap paganlarının ilginç gelenekleri vardı. Bunlar Ramazan dedikleri ayda bir ay oruç tutarlar, Mekke’ye Hacca gidip Kabe’nin etrafında yedi kez dönerler, “Kara Taş” ı ( Hacerül Esved) kutsal sayar onu öper ve günde dört veya beş vakit namaz (salat) kılarlar, şeytan taşlarlardı.
( Is Allah the Same God as The God of Bible?, M. J. Afshari, p 6, 8-9, İslam, Beliefs And Observances, Caesar E. Farah)

“Aişe anlatıyor: Islam öncesinde Kureyş, Aşure gününde oruç tutardı..”
(Buhari, e’s-Sahih, Kitabu’s Savm/1.)

Sabiilik, yıldız kültüne sahip bilinen en eski pagan dinidir. İlginçtir ki Sabiiler de 3 vakit namaz kılar ve 1 ay oruç tutarlardı. Farz orucun dışında nafile oruçlara da sahiptiler.(İbn Nedim, El Fihrist, s. 442-445)

Kur’an’da önceki toplumlarda da orucun olduğu yazılıdır:

Bakara-183. Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki sakınırsınız.

Eski Çağ dinlerinde, özellikle, rahiplerin Tanrılara yakınlaşmaya hazır olmalarını sağlamaya yarayan bir yoldu. Helenistik Dönemin inançlarına göre, Tanrılar bir takım kutsal öğretileri ancak oruç tutan kişilere vahiy yoluyla gönderirlerdi. Bazı eski kültürlerde ise oruç, öfkelenen Tanrıları teskin etme gibi amaçlara yönelikti. Sibirya Tungu şamanları ise, ruhlarla ilişki kurabilmek için oruç tutarlardı.

Bütün dinlerde, belirli zamanlarda oruç tutma geleneği vardır. Budha rahipleri, gene belirlenmiş günlerde oruç tutarak günahlarını itiraf ederek, arınacaklarına inanırlar. Hindistan’da Sadhular gene günahlarından arınmak için oruç tutarlar. Çin’de göksel Yang ilkesinin başlamasından önce belirli bir süre oruç tutulur.

 

HAC ve TAVAF

Önce Diyanet forumdan bir alıntı yapalım:

ÇEŞİTLİ DİNLERDE HAC

Hac ibadeti pek çok toplumda bulunmaktadır. Japonlar, ataları Güneş’in, bir gün, hâlen kendilerinin üzerinde ikamet ettikleri adaya inip çevrede dolaştıktan sonra tekrar göğe hareket etmiş olduğunu düşünürler. Atalarının kendilerine bahşetmiş olduğu bu şerefin hatırası olarak Japonlar, yaya olarak aynı güzergâhı izlerler ve bu onların haccı olmaktadır.

Hindistan’ın Hinduları başka bir hac telakkisine sahiptirler. Tanrı görülmediğinden, O’na tazimde bulunmak için ilâhî yaratıcı gücün en büyük tezahürlerinin ortaya çıkmış olduğu yerleri, ziyaret etmek gerekir. Ganj, en önemli nehirdir, tâ Himalayalardan Bengal Körfezi’ne kadar kıtayı sular ve hattâ denize açıldığı bir kayadan çıkan Ganj’ın kaynağını ziyaret etmek için yolculuk yapmak Hinduların en önemli haccıdır. Ganj, Alfahabad yakınında, diğer bir büyük nehir olan Jumma ile birleşir ve bu birleşme yerinde bilhassa ay ve güneşin tutulmaları gibi özellikle önemli vakitlerde yıkanmak da, Hindu dininin en büyük haclarından biridir.

Gotama Buda, kendi dinin vahyini bir yabani incir ağacı altında almış olmakla meşhurdur. Önce bu ağacı, sonra da bu kutsal ağacın eskiden varolduğu yeri ziyaret etmek Budistlere göre haccın konusunu oluşturmuştur ve oluşturmaya devam etmektedir. Bir dinin ermiş kurucusunun doğum yeri, onun defnedildiği yer, bir mu’cizenin meydana geldiği yer, çeşitli toplumlara göre yeryüzünün farklı bölgelerinde hac yapılmasının sebeplerini oluştururlar.

İslam öncesi Araplar’da Kabe putperestlerin en kutsal mabediydi ve bölge halklarının hac mekanıydı. Kabe eldeki kanıtlara göre İbrahim peygamber tarafından yapılmamıştır, yaklaşık MÖ800 lü yıllarda yapıldığı bilinmektedir. Ayrıca Kabe hiçbir zaman yahudiler ve hristiyanlar tarafından kutsal sayılmamıştır. Tevrat ve İncil’de Kabe ile ilgili tek bir ayet dahi olmaması bunu kanıtlamaktadır. Kabe MÖ 800 lü yıllardan sonra putperestler tarafından “Allah’ın evi” olarak anılmaya başlanmıştır.
(A Guide to the contents of Quran Faruq Sherif, Reading, 1995, pgs. 21-22., Muslim)

Putperestler Kabe etrafında 7 kez tavaf yaparlardı. Kureyş dışından gelen Bedevi putperestler tavafı çıplak olarak yaparlardı. Putları ziyaret, Hacerül Esved taşına el sürme ve öpme, Safa ve Merve tepeleri arasında gidip gelme, şeytan taşlama hac ibadetinin en önemli ritüellerindendi.

Putperestlerin hac sırasında hep bir ağızdan yaptıkları telbiye de aynen şöyleydi:

Lebbeyk allahümme lebbeyk.
La şerike leke illa şerikun huve lek.
Temlikuhu ve ma-melek

 

KURBAN ve ADAK

Kurban Hinduizm’de çok önemli bir yere sahiptir. Tanrılara sunulan her şey kurbandır. Hinduizm’de yaygın olan kansız kurbanlardır. Ancak yaz ve kış gün dönümleri münasebetiyle kanlı kurbanların da Tanrılar’a sunulduğunu görmekteyiz. Bu kanlı kurbanların en büyüğü ve özel bir tören gerektireni “Soma “kurbanıdır. Soma’da keçi ve inek gibi hayvanlar kurban edilir.

Tanrıların öfkelerini teskin etmek maksadıyla sunulan bu kurbanların yanında özel hediyeler de Tanrılar’a sunulmuştur.Hinduizm’de sunaklarda en iyi hayvanların kurban edilmesi ve etlerinin iyi kısımlarının yine burada bulanan ateşlerde yakılma geleneği vardır. Hinduizm’in bir özelliği de ölmüş kişiler için kurban kesme şartını getirmiş olmasıdır.
Hinduizm’e göre, ölüler kurbansız aç kalırlarmış.

Eski çağlarda insan kurban edilmesi, bir nevi temizlenme ve sihir vasıtasıydı. Ailenin ilk çocuğu Tanrı’ya ait kabul edilir ve kurban edilmesi gerekirdi. Mısırlılar ise köpek başlı olarak tasvir ettikleri insanlara “Ani” diyorlar ve onları “Ay Tanrısı”na kurban olarak sunuyorlardı.

M. Eliade, Anadolu’da özellikle ilk çağlarda hasat mevsimi dolayısıyla yapılan insan kurbanı ve kafa kesme ayinlerine örnek olarak Frigyalılar’ı ele alır. Frigyalıların yüzyıllar önce hasat zamanında insanları, başlarını kesmek suretiyle kurban ettiklerini, hatta elde mevcut delillere göre, o zamanlar bu âdetin Doğu Akdeniz’in her tarafında yaygın olduğunu kaydetmektedir.

İslam öncesi Arapların da eski dönemlerde Sabah Yıldızı’na daha doğmadan büyük bir acele ile insan ve beyaz deve kurban ettikleri, yine önemli putlardan Uzza’ya oğlanlarla, kızların ve esirlerin de kurban edildikleri ileri sürülmektedir. Yakın dönemde ise insandan vazgeçilmiş, hayvan kurbanına geçilmişti.

Putlara özel kurban kestikleri gibi genelde Safa ve Merve tepelerine dikilmiş kayadan putlara kurban keserlerdi. Bu kayaların bir İsaf diğeri Naile adlı puttu. İsaf ve Naile iki sevgiliydi ve Kabe’nin kutsallığını kirlettikleri için öldürülmüş, daha sonra efsaneleşerek kutsallaştırılmışlardı.

Araplar, putlara adak da adarlardı. Dilekleri gerçekleştiğinde, önemli işlerinde ve uzun seyahatlerinde adak keserlerdi. Adaklarının çoğu da ilk çocuklarının erkek olması içindi.

 

SÜNNET

Sünnet, yazılı tarihten önce başlamıştır. Antropologlar sünnetin başlangıcı hakkında görüş birliğine varamamıştır. Sünnetin tarihini M.Ö. 15.000 yıllarındaki taş devrine kadar götürenler varsa da antropolog Ashley Montagu’nun da savunduğu gibi 6.000 yıl önce antik Mısır’da sünnetin varolduğu kesinleşmiştir. Eski mısır piramitlerinde bulanan bazı mumyaların sünnetli oldukları görülmüştür. Tarih boyunca mısırlılar, Yahudiler ve Babillilerin sünnet adetine sahip oldukları tespit edilmiştir.

Sünnet pagan geleneğinin tek tanrılı dinlere uzantısıdır.
İslam öncesi putperestler de sünnet adetine sahiptiler. Putperest Araplarda hem kadın hem de erkekler sünnet edilirdi. Erkeğin sünneti için “hıtan” kadınların sünneti için “hafd” kelimesini kullanmaktaydılar. Ancak “el-hıtanan” ifadesi sünnet edilen yer anlamına hem kadın hem erkek için müşterek kullanılırdı.
Hadislerde Muhammed’in, halifelerin ve ashabın sünnetinden bahsedilmemesi, onların zaten putperest adeti gereğince sünnetli olduklarını gösterir.

Kadın sünneti sadece putperest Araplarda değil, eski Mısırlılarda da mevcuttu. Mısır’da yapılan arkeolojik kazılarda bulunan bazı kadın mumyalarının sünnetli olduğu belirlenmiş, kadın sünnetinin nasıl yapıldığı M.Ö 1600’lü yıllardan kalan duvar resimlerinde detaylı bir şekilde tasvir edilmiştir. Bu, kadın sünneti geleneğinin kökeninin çok eski çağlara dayandığının göstergesidir ve sünnet geleneğinin tarihinin tek tanrılı dinlerden daha eski olduğunu, asıl olarak bir pagan geleneği olduğunu, tek tanrılı dinlere pagan toplumlardan geçtiğini gösterir.

BM istatistiklerine göre bugün dünyada 130 milyon kadın ve kız çocuğu sünnetli.
Kadın sünneti esas olarak, Afrika kıtasının orta şeridinde yer alan 30 Afrika ülkesinde uygulanıyor. Bu bölgedeki kadınların neredeyse tamamı sünnetli.
Sünnetsiz kadınlar aşağılanıyor, pis ve fahişe olarak suçlanıyor. Umman, Yemen, Birleşik Arap Emirliği’nde, Endonezya ve Malezya’nın bazı bölgelerinde, Kuzey Irak’ta bazı Kürt bölgelerinde yaşayan kadınlar arasında da daha az oranlarda olmakla beraber sünnet geleneği yaşatılmakta. Bunların içinde Müslüman, Yahudi ve Hristiyanlarla birlikte çok tanrılı din inanırları da var.

Tıpta erkek sünnetinin az da olsa bir yararına değinilse dahi kadın sünnetinin hiçbir yararı olmadığı, kadının cinsel isteğini öldürdüğü, ölüm ve yaralanmalara neden olduğu biliniyor. Buna rağmen bu ilkel, çağdışı adet ısrarla sürdürülmekte, hem de Allah’a, ilahlara dayandırılarak.

 

TAKI, TÜTSÜ ve BÜYÜLER

Putperest toplumlarda şans, uğur ve hayır getirmesi için birtakım taş ve takılar kullanmak adettendi. Kendilerini kötü ruhlardan, cinlerden, nazardan koruması için çeşitli nesneleri vücutlarına, boyunlarına takar ya da üzerilerinde taşırlardı.

Büyü günümüzde de süregelen ilk çağ pagan ritüellerinden biridir. Sıradan insanlarda bulunmayan gizli bir gücün sahibi olmak, düşmanlarını, rakiplerini altetmek, aşk ve cinsellikle ilgili isteklerine kavuşmak amacıyla çok çeşitli büyü yöntemleri uygulanırdı.

Tütsü ise arınma, temizlenme, kötü ruhları ve cinleri kovma amacıyla paganların okült seremonilerinde, Antik Yunan‘da, Hitit Uygarlığı‘nda, Babil‘de, Firavunlar dönemi Mısır‘ında, Roma İmparatorluğu‘nda, Hindistan, Tibet ve Japonya’da çok eski zamanlardan beri kullanılmaktadır.

Tek tanrılı dinlerde bunlar yasaklanmış ve günah sayılmışsa da değişik versiyonlarla sürdürüldüğü bir gerçektir. Örneğin muskalar, ayet yazılı kağıtların evlere, arabalara asılması, hastalığa ve nazara karşı okuyup üfleme, nazar boncukları, mum yakma vb.

 

TELBİYELER, İLAHİLER ve ŞİİRLER

Putperest toplumlar ayinlerinde telbiyeler, ilahiler söylenirdi. Cenaze törenlerinde ağıtlar yakılır, naatlar okunurdu. Örneğin eski Mısır’da ölü evinden kadınlar sokaklara çıkar dövünerek ölüye ağıtlar söylerlerdi. İslam öncesi Araplar da telbiyeler, ilahiler, şiirler çok önemliydi. En beğenilenleri Kabe’ye asarlar, putları için okurlardı. İslam öncesine ait ne varsa yakılıp yokedildiği için ne yazık ki bu kültürden elde çok az bilgi kalmıştır. Bunlardan biri de “Yedi Askı” denilen şiirlerdir.

SEMBOL ve DÖVMELER

Pagan inançlarda dilin sembollerle kullanılmasına yoğun olarak rastlanılır. Hemen hemen her pagan toplumda çeşitli semboller mevcuttur. Pentagram denilen beş köşeli ters yıldız en ünlüleridir.

Dövme de pagan toplumlarda sıkça kullanılan bir sembol yöntemidir. Hintliler, Japonlar, Amerika Yerlileri ve Afrika’daki bazı kabileler dövmeyi bir süs olarak yaparlarsa da pek çok toplumda dövmenin hastalıklara ve kötü ruhlara karşı koruyucu bir tılsım olarak uygulandığı, bireyin toplumdaki konumunu (köle, efendi, ergen, işçi, asker) vurgulamak için kullanıldığı bilinmektedir.

Dövme yapma geleneği hayli eskidir. İ.Ö 2000’lerde Eski Mısır toplumunda dövmenin yapıldığı mumyalardan anlaşılmıştır. Mısırlıların dışında Britonların, Galyalıların ve Trakların da dövmeleri vardı. Eski Yunanlılar ve Romalılar, “barbarlara özgü bir uğraş” saydıkları dövmeyi suçlular ile kölelere yaparlardı..

Hun kurganlarında çıkan cesetlerde son derece kıvrak çizgilerle ve dekoratif bir anlayışla yapılmış düşsel yaratıklar ve koç figürlerinden olusan dövmeler görülmektedir. Dinsel-büyüsel kaynaklı bu dövmelerin is olduğu ihtimali ve deriye şırınga edilmesi ile oluştuğu düşünülmektedir. Hunlara ait Pazırık kurganında bulunan bir başkana ait cesetten anlaşıldığı üzere Hunlarda asil ve kahraman kişilerin dövme yaptırabildiği, daha sonraları Kazak ve Kırgızlarda da devam eden bu geleneğin yine kahramanlık niteliği taşıyan bireylere uygulandığı bilinmektedir.

İlkel topluluklarda dövme yapılırken törenler düzenlenir. Dövmeyi yapan kişi birtakım dinsel ve büyüsel kuralları yerine getirmek zorundadır.

 

*************************************

Sonuç:

Buraya kadar anlattığımız putperest adet ve ibadetleri konusunda sanırım herkes hemfikirdir. Müslümanlar da putperestlerin bu ibadetlere sahip olduğunu reddetmez. Bilmeyenler de inceleyip araştırdıklarında doğruluğunu göreceklerdir. Bunlar din derslerinde, din kitaplarında pek anlatılmadığı için sanılır ki Kur’an’da yazılı olanların tümü Muhammed peygamber tarafından getirildi. Görüyoruz ki İslam’ın ve Kur’an’ın getirdiği yeni birşey yok. Zekat ve sadakaya varana kadar hepsi putperestlerde mevcut. Putperestlerde olmayanlar da Yahudilerde var. Peygamberlik, melekler, kıyamet, ahiret, cennet, cehennem gibi..

Bu durumda putperestlikle tek tanrı dinlerindeki ortak ibadetleri nasıl açıklayacağız?
Örneğin İslam dininin ibadetleri ile İslam öncesi Arap putperestlerinin hemen hemen aynı ibadetlere sahip olmasının sebebi nedir?

Dinlerden özgür düşünenler bu durumu dinlerin evrimine bağlar. Totemizmle başlayan ilkel dinler daha sonra ruhçuluğa ve putataparlığa, çok tanrılı dinlere ve sonunda da tek tanrılı dinlere evrilmiştir. Geçiş yapan toplumların önceki inançların etkisiyle eski adet ve ibadetlerini kısmen değiştirerek de olsa sürdürdükleri görülmüştür.

İslam’ın kurucusu Muhammed’in yeni hiçbir şey getirmediği, Kur’an’da yazılı olanların tümünün putperestlerden ve Yahudilerden derleme, toplama olduğu gerçeği karşısında İslamcı görüş ve inanış:
Dinlerin evriminin doğru olmadığı, İslam’ın Adem’den itibaren varolduğu, değişik adlarla da olsa peygamberlerin daima İslam’a çağrı yaptıkları, namaz, oruç, hac, zekat, kurban, sünnet vb. ibadetlerin başından beri olduğu ancak toplumların zamanla İslam’dan saparak putlar ve ilahlar edindikleri, İslam’dan miras aldıkları ibadetleri bu putlara ve ilahlara yaptıkları şeklindedir.

Örneğin büyük çoğunluğu müslüman olan Türk toplumunun zamanla İslam’dan saptığını, putlar edindiğini ve Allah’a ilaveten ay tanrısı, güneş tanrısı vb. ilahlara taptığını ama namaz kılmaya, oruç tutmaya, hacca gitmeye, zekat vermeye, sünnet olmaya devam ettiğini düşünelim.
Bu mümkün müdür?

Ya “Tanrı denmez Allah denir” diye ısrar eden zihniyet, Allah ismi Adem’den beri var ise Sümer’de, Mısır’da, Hind’de, Çinlilerde, Türklerde, Yahudiler’de, hristiyanlarda “Allah” isminin unutulmasını ya da yok edilmesini ama Arap putperestlerince korunmasını nasıl izah edebilir?
Her toplumun kendi dilinde “Allah”a karşılık gelen bir isme sahip olduğu şeklinde mi?
Yani Eloha, Brahma gibi..


Öyleyse ne diye Tengri’ye, Tanrı’ya karşı çıkarlar?

 

-ALINTIDIR-

  • Thanks 2

Share this post


Link to post
Share on other sites

Cerrahi sünnet (hitan) konusu hakkında ufak bir not düşmek istiyorum. Tıpta kabul edildiği söylenen o ufak fayda için sünnet olmanın gereği yoktur. Hijyen konusunda sözde bir faydası olduğu ve penis kanserini önlediği iddia edilir fakat bunun bir geçerliliği bulunmuyor. Penis kanseri erkekler arasında çok ender görülen bir hastalıktır. Bu hastalığa hijyen eksikliği yüzünden yakalanmak için ürolojik bölgeye bir sene hiç su değmemesi gerekiyor! Yani bir erkeğin penis kanseri olabilmesi için insanüstü bir çaba göstermesi lâzım. 

  • Like 1
  • Thanks 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
кυвiŁαу, 23 saat önce yazdı:

Cerrahi sünnet (hitan) konusu hakkında ufak bir not düşmek istiyorum. Tıpta kabul edildiği söylenen o ufak fayda için sünnet olmanın gereği yoktur. Hijyen konusunda sözde bir faydası olduğu ve penis kanserini önlediği iddia edilir fakat bunun bir geçerliliği bulunmuyor. Penis kanseri erkekler arasında çok ender görülen bir hastalıktır. Bu hastalığa hijyen eksikliği yüzünden yakalanmak için ürolojik bölgeye bir sene hiç su değmemesi gerekiyor! Yani bir erkeğin penis kanseri olabilmesi için insanüstü bir çaba göstermesi lâzım. 

Evet.. Hatta sünnetin zararlı olduğunu açıkladılar. Bu konu hakkında bir yerde yazım mevcuttu bulabilirsem buraya eklerim. 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Putperestler hacta allahumme lebbeyk diyecek serike leke diyecek.cok tanrıya tapacak Allahtan başkasını şirk kosmuyoruzdiyecek.sasilacak bir şey

Al  yapıştır ile İslamiyet putperest inancından alıntıdır demek dinleri sumerden esintilerdir.diye yaftalamak küfürdür.

Hz peygamber ve diğer peygamberler bozulan dini yeniden düzene koymak için gönderilmiş elçiler .dir.dinler ademden beri bozulmuştur. Suriye iblidde bulunan tabletlerde İbrahim İsmail Lut ve diğer kişiler sumerde Nuh tufanı ve Tevrat a kadar gelen ortak inançlar Dinin belli zamanlarda bozulmasının en büyük delilidir.
Budanin mısırda akeneton Yunanda eflatun peygamber olmadıkları ne malum

 

Edited by serbest
  • Thanks 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
serbest, 13.02.2020 - 22:43 yazdı:

Putperestler hacta allahumme lebbeyk diyecek serike leke diyecek.cok tanrıya tapacak Allahtan başkasını şirk kosmuyoruzdiyecek.sasilacak bir şey

Al  yapıştır ile İslamiyet putperest inancından alıntıdır demek dinleri sumerden esintilerdir.diye yaftalamak küfürdür.

Hz peygamber ve diğer peygamberler bozulan dini yeniden düzene koymak için gönderilmiş elçiler .dir.dinler ademden beri bozulmuştur. Suriye iblidde bulunan tabletlerde İbrahim İsmail Lut ve diğer kişiler sumerde Nuh tufanı ve Tevrat a kadar gelen ortak inançlar Dinin belli zamanlarda bozulmasının en büyük delilidir.
Budanin mısırda akeneton Yunanda eflatun peygamber olmadıkları ne malum

 

Şimdi islam tarihini ne kadar okuduğunuzu ve bildiğinizi, İslam hatta inandığınız dinin kitabı Kuran-ı Kerim hakkında ne kadar bilgili olduğunuzu sorgulamadan size sormak istediğim bir kaç soru olacak. 

 

1.si (Mekkede) Arap pagan geleneklerinde ki baş tanrı yani El İlah isimli put için Muhammedin babası Abdullah'ın kurbanlık olduğunu ve bu yüzden Muhammedin "2 kurbanlığın oğluyum" dediğini biliyor musunuz? İslamiyetten önce Abdullah (Allahın / El ilahın kulu) ismi size hiç acayip gelmedi mi?

2.si Kurandan önce gelen hiç bir kitap hakkında bir bilginiz var mı? okudunuz mu?

3.sü Kuranın çok büyük bir bölümü tevrat ile neredeyse birebir aynıdır. (Okusaydınız anlardınız!) Şimdi ki sorum ise. Tevrat değiştirildi ise Kurana alıntı yapıldıktan sonra mı değiştirildi? yoksa alıntılanmadan önce mi değiştirildi?

Eğer önce ise Kuran'ın doğruluğunun kabul dahi edilmemesi gerekli! Eğer sonra ise yine Kurandan önce Musevilik değiştirilmemiş oluyor farkında mısınız?

Allah tarafından korunduğunu düşündüğünüz Kuran'ı Kerimin kaç defa toplatılarak yakıldığını ve sadece her kişinin 4 şahit gösterilerek tekrar yazıldığını biliyor musunuz? Bu islam tarihinde geçer ve hadislerden daha gerçektir. Bu olaylar olurken değiştirilmediğine ne kadar emin olabiliyorsunuz? Nihayetinde İslamın şartları bile emevi uydurması iken (Ki bir çok müslümanın bilmediğine eminim!) Kuranın değiştirilmediğine inanmak açıkçası bana göre gülünçtür!

Şimdi şöyle düşünün; Allahın evi/ibadethanesi denilen camilere bile yıldırımdan korunmak için paratoner takan insanlarsınız :) Allah korumuyor muydu? Ha buna en iyi verilen cevapta şudur; "İnsan tedbirini alacak".. İşte bizde buna "Bilim" diyoruz! Bilime inandığınız sürece tehlikelerden korunursunuz dua ederek yıldırım düşmemesini beklemek ile değil!

Lütfen bir defa dahi olsa şu tüm dinlerin kitaplarını Türkçe ve en önemlisi anlayarak okuyunuz! ve notlar alarak karşılaştırınız!

 

Saygılar

 

  • Thanks 2

Share this post


Link to post
Share on other sites
PALAUDIS, 4 saat önce yazdı:

Şimdi islam tarihini ne kadar okuduğunuzu ve bildiğinizi, İslam hatta inandığınız dinin kitabı Kuran-ı Kerim hakkında ne kadar bilgili olduğunuzu sorgulamadan size sormak istediğim bir kaç soru olacak. 

 

1.si (Mekkede) Arap pagan geleneklerinde ki baş tanrı yani El İlah isimli put için Muhammedin babası Abdullah'ın kurbanlık olduğunu ve bu yüzden Muhammedin "2 kurbanlığın oğluyum" dediğini biliyor musunuz? İslamiyetten önce Abdullah (Allahın / El ilahın kulu) ismi size hiç acayip gelmedi mi?

2.si Kurandan önce gelen hiç bir kitap hakkında bir bilginiz var mı? okudunuz mu?

3.sü Kuranın çok büyük bir bölümü tevrat ile neredeyse birebir aynıdır. (Okusaydınız anlardınız!) Şimdi ki sorum ise. Tevrat değiştirildi ise Kurana alıntı yapıldıktan sonra mı değiştirildi? yoksa alıntılanmadan önce mi değiştirildi?

Eğer önce ise Kuran'ın doğruluğunun kabul dahi edilmemesi gerekli! Eğer sonra ise yine Kurandan önce Musevilik değiştirilmemiş oluyor farkında mısınız?

Allah tarafından korunduğunu düşündüğünüz Kuran'ı Kerimin kaç defa toplatılarak yakıldığını ve sadece her kişinin 4 şahit gösterilerek tekrar yazıldığını biliyor musunuz? Bu islam tarihinde geçer ve hadislerden daha gerçektir. Bu olaylar olurken değiştirilmediğine ne kadar emin olabiliyorsunuz? Nihayetinde İslamın şartları bile emevi uydurması iken (Ki bir çok müslümanın bilmediğine eminim!) Kuranın değiştirilmediğine inanmak açıkçası bana göre gülünçtür!

Şimdi şöyle düşünün; Allahın evi/ibadethanesi denilen camilere bile yıldırımdan korunmak için paratoner takan insanlarsınız :) Allah korumuyor muydu? Ha buna en iyi verilen cevapta şudur; "İnsan tedbirini alacak".. İşte bizde buna "Bilim" diyoruz! Bilime inandığınız sürece tehlikelerden korunursunuz dua ederek yıldırım düşmemesini beklemek ile değil!

Lütfen bir defa dahi olsa şu tüm dinlerin kitaplarını Türkçe ve en önemlisi anlayarak okuyunuz! ve notlar alarak karşılaştırınız!

 

Saygılar

 

Siz dinin tahrif edildiğini kabul etmiyorsunuz.

Sahte hadisleri din olarak kabul edip milletin aklıyla oynamayın. 

Kuran geçmiş kitapları takdis etmiştir. Allahın sözü aşağı yukarı diğer kitaplarda da değişmez. 

Putperest ve diğer sapkın dinlerde dahi tek ilah mevcuttur.putlar sadece yardımcı şefaatçi pozisyonundadir.

1400 sene önce kuranı bilen hafızalar yoktuda 4 kişimi kafasına göre yazdı. 

Emevi döneminde Yahudi dönmeleri münafıklar saltanat meraklısı halifenin ve çevresinin uydurduğu hadis dinini insanlara dikta edemezsiniz.

Hicbirsey kendi kendine var olmaz yüksek mimari vardır. Sırf Allahı inkar etmek için onun bunun fikirlerini alıp yapıştırmak ilim değil yobazlık soytarılık tir.

Peygamber yalancı olsaydı 1.5 milyar insanı 1400 sene sonra etkileyemezdi.

Yahudilikte geçmeyen İsmail as kuranda ve milattan önce 2 binlerde ebla tabletlerinde geçmektedir. Kuran Tevrat in kopyası değil tahrip edilen kitabın toplanmış mükemmel halidir. 

Edited by serbest
  • Thanks 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Zebur bilmiyorum okumadım. 

Tevrat ve kuranı kerim çok benziyor hatta bildiğim kadarı ile vakıa, mülk süresi ve bir kaç süre tevrad tan alındı diye okumuştum Kuranı kerimde. İncilide okuyordum değişmiş insanlar kendi egosunu yazmış dediler zaten pekde hoşuma gitmedi okumadım. Allah bu kitapları okumamızı, peygamberlere inanmamızı yazmış. Lakin öbür kitaplar geçerliliğini kaybetmiş son kitabımız Kuranı kerim olduğu için geçerliliğini koruyor yazılı. 

Çok detaylı bilmiyorum yazdıklarınızı da okuyorum. Yorum bile yapamıyorum. 

Güzel şeyler yazıyorsunuz. Bazı şeylere katılmasamda acaba diyorum araştırıyorum. Mantıklı bir açıklamamda yok açıkcası. 

İnsanlarada pek güvenmeyin uy diyenin peşinden giden tipleriz. Adamlar 600 rekat namaz kıldırıyor neymiş eksik kıldığı namazlar varmış bidonlar altın dolacakmış. Vurgun 8 milyon yeni para, eski para ile trilyonlar. Rabbim saf aklımızı versin bizlere... 

 

  • Like 2

Share this post


Link to post
Share on other sites
serbest, 16.02.2020 - 01:39 yazdı:

Siz dinin tahrif edildiğini kabul etmiyorsunuz.

Sahte hadisleri din olarak kabul edip milletin aklıyla oynamayın. 

Kuran geçmiş kitapları takdis etmiştir. Allahın sözü aşağı yukarı diğer kitaplarda da değişmez. 

Putperest ve diğer sapkın dinlerde dahi tek ilah mevcuttur.putlar sadece yardımcı şefaatçi pozisyonundadir.

1400 sene önce kuranı bilen hafızalar yoktuda 4 kişimi kafasına göre yazdı. 

Emevi döneminde Yahudi dönmeleri münafıklar saltanat meraklısı halifenin ve çevresinin uydurduğu hadis dinini insanlara dikta edemezsiniz.

Hicbirsey kendi kendine var olmaz yüksek mimari vardır. Sırf Allahı inkar etmek için onun bunun fikirlerini alıp yapıştırmak ilim değil yobazlık soytarılık tir.

Peygamber yalancı olsaydı 1.5 milyar insanı 1400 sene sonra etkileyemezdi.

Yahudilikte geçmeyen İsmail as kuranda ve milattan önce 2 binlerde ebla tabletlerinde geçmektedir. Kuran Tevrat in kopyası değil tahrip edilen kitabın toplanmış mükemmel halidir. 

Ben sizin dediğinizin aksine tüm dinlerin hatalı ve uydurma olduğunu savunuyorum. Bu dünyada ne yazdıysa İnsan yazdı. o yüzden İnsana inanıyorum :)  Bu daha yalın ve akla, mantığa uygun değil mi?

Tüm hadisler uydurmadır güzel kardeşim. Muhammed 600'lü yıllarda yaşamış, Buhari vb hadisçiler ise 200 sene sonra! Hatta işin ilginci bu hadisler 1300lü yıllarda yani hadisleri uyduranlardan 5 asır sonra yaşamış El Yununi tarafından ilk defa kaleme alınmıştır. Ki onun yazdığı rivayet edilir ama aslıda bulunamamıştır. Bunları lütfen araştırın bu konuda konuşmayı isterim elbette. Mesela 600bin hadis toplandığını ve bu hadisler için istihareye yatıldığı falan anlatılır. 

Allahın sözü diğer kitaplarda değişmez diyorsun ama tevrat'ın değiştirildiğini söylüyorsunuz. Allah o kitapları neden koruyamadı da sadece Kuranı koruduğuna inanıyorsunuz. Ve gerçekten de siz Kuranın kitap haline getirilmeden önce musafların, derilerin vs vs yazılı her şeyin toplanıp yakıldığını gerçekten bilmiyor musunuz? Şimdi 4 kişilik olayını tekrar yazayım sen anlamamışsın olayı; O dönemdeki yazmanlar tarafına bir ayet yazdıracaksan en az 4 kişi şahit göstermen gerekliydi (Ki islam anlayışına göre kadın yarım insan sayılır! düşün kadın şahidin varsa 8 tane olması gerekliydi! neyse) Buna göre kitap haline getirilmiştir Kuran! Birde o emevi dediğin insanların olayına bir bakalım :) Kuranda zekat ne şekilde geçer aslında? Kazancının sana olan fazlasını camiye vb yerlere vermendir! ama Emeviler paraya tamah ettikleri için malının 40ta 1i diyerek mallarını korumuşlardır. araştırmanı tavsiye ederim bunu. Ve emevilere fazla kızma onlar olmasaydı islam arabistan yarımadasına sıkışmış bir din olarak kalacaktı. 

Tabi bu arada kuran/islam tamamlayıcı din midir? yoksa diğer dinleri ve kitapları bitirmek, hükmünü kaldırmak için mi? Bu konuda ilahiyatçılar bile iki düşünceyi de destekliyor. Ama baskın gelen tamamlayıcı olduğu :)

En basitinden düşünmek gerekir ise Veda hutbesini verdiğinde yüz bin kişi olduğu söylenir iken Muhammedden sonra kim başa geçecek kavgası yaşanmış! cenazesi 3 gün bekletilip 16 kişilik cemaatle 1 imam (Ali) olarak 17 kişilik bir grupla defnedildi! Size bu garip gelmiyor mu cidden? Geçen aylarda sahte peygamberde bile 3bin kişi vardı!

Ha bu arada aklıma gelmişken ben hiç bir incile inanmam hepsi sadece safsatadır. Şöyle düşün şimdi bir kitap yazıyorum ve hiç görmediğim dedemin yazdırdığını söylüyorum.. İsa hiç bir yazılı bir şey bırakacak kadar yaşamadı ki. düz mantık ;) 

Hiç bir şey kendi kendine var olmaz demişsin. Evet insanı Tanrı değil! Tanrıyı insan yarattı diyorum bende zaten. Ve kimseye hakaret etmediğimi görmediğin gibi hiç bir araştırma yapmadan yobazlık soytarılık gibi hakaretler ediyorsun. Kötü söz sahibine aittir dememe gerek yok elbette ve ekleyecek olursam; senin dini kitabında diyor ki "Allah ademi çamurdan yarattı ve kendi ruhundan üfledi" işte bu bağlamda senin inancına göre bende allahın ruhunu taşıyorum ve bana hakaret ederek Allaha hakaret etmiş olmuyor musun? Hani nerede kaldı sizin "Benim dinim bana senin dinin sana" düşünceniz :) 

İnsan bir şeyden korkmadan yaşayamaz. Dediğim gibi bende insana inanıyorum ve dünyadaki durumu görüyorsun insan ne hale getiriyor. bana tek zarar verecek şey insan! Tanrı varsa eğer önce lütfen açlıktan ölen, tecavüze uğrayan bebeklerle, saatlerce işkence görerek yakılan Özgecan gibi gençliğinin baharında öldürülen kızları korusun! 1400 yıldır inanılması haricinde diyorum ki binlerce yıldır tantıya puta vs tapılıyor bu yer yüzünde. 

İsmail örneğini vermişsin :) Peki her şeyi bilen gören ve anlatan bir kitap neden sünnet ritüelinden hiç bahsetmemiş ve bu yüzden kaç yüz bin kadın dahi ölüyor? oysa bu tevratta geçer ama kuranda geçmez mesela! neden? Bu konuda lütfen mısır hiyerogliflerine göz gezdir bakalım karşına neler çıkacak hatta şu örneği vereyim sana;

  

PALAUDIS, 21.12.2018 - 15:51 yazdı:

DÜNYALININ SÜNNET DERİSİ OLDUĞU FARKEDİLİYOR

Teni pürüzsüz, Anunnakilerin teni gibi yumuşacıktı. Rengi koyu kan kırmızısı gibiydi; Abzu'nun çamurunun rengini almıştı. Erliğine baktılar: Biçimi garipti, ön kısmını bir deri örtmekteydi!!!!! Anunnakilerin erliğinin tersine bunun ön kısmından bir deri sarkmaktaydı. Dünyalılar biz Anunnakilerden bu gulfe ile ayırt edilsinler, dedi Enki.

( İşte tam burada sünnet geleneğini konuşalım. Sünnetli penis tanrısallığı simgelediğine göre insanların sünnet geleneği bu arzudan olmasın? İbrahim Yehova'nın emriyle penisini sünnet ediyor. Bunun için keser kullanıyor. ( İslam'a göre) Keser kullanması da penisinin; ileride de anlayacağımız gibi, Anunnakilerin penisinin Dünyalılardan çok daha büyük olduğunu gösteriyor. Belki de Dünyanın değişik bölgelerinde bulunan büyük penisli tanrı heykelleri de bu sebeple yapıldı. İbrahim bir yarı tanrı. Yani bir Anunnaki'den olma neslin devamı. Anunnakiler yarı Dünyalı böyle çocukları kurdukları şehirlere kral ya da rahip yaptılar. İbrahim de böyle bir rahip olan Terah'ın oğlu. Böyle rahipler ve krallar Anunnakilerle yani Tanrılarla kan bağı olduklarını göstermek için kendilerini sünnet ederek farklı olmaya çalışıyorlardı. Tevrat ve İslam silsilesiyle gelen ( aslında Kur'an da sünnetle ilgili tek kelime edilmemiştir. Her ne hikmetse sadece Yahudilerin uyguladığı sünnet İslam da en baştan beri vardır????!!!) sünnet emri Tanrıların yani Anunnakilerin kendine bağlı kabilelerin farklı olması için olabilir mi? Çünkü Tanrı İbrahim'e kendisini penisinden tanıyacağını söylüyor. Tıpkı yukarı da Enki'nin açıkça Dünyalılardan Anunnakileri ayıran işaretin sünnet derisi olduğunu söylemesi gibi.)

Bak 6000 sene önce nerede geçiyor sünnet ritüeli :)

Mükemmel kitaptan bir kaç örnek vereyim sana;

Canlılar çift yaratıldı der mesela "Her şeyi çift (erkek-dişi) yarattık ki düşünüp ders alasınız." (Zâriyât, 51/49) ama tek hücreli canlı var?

Mesela “İkisinden de inci ve mercan çıkar. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?" (Rahman, 55/22-23) da belirtildiği bir yer yoktur. Araştırmalar sadece bir çok yerde suyun bu hale geldiğinini onunda zaten karıştığını belirtiyor. hadi bunu geçelim. Mercan tatlı suda yetişmez :) buda bilimin açıkladığı yegane olaydır.

Yada Kehf suresinde geçen güneşin balçığa batması? Büyük İskenderden bahsedilen ve Zülkarneyn olarak bilinen peygamberi örnek verelim mi? 

 

İnan yaz yaz bitmez bu örnekler. Ki daha Cahiliye döneminde bile ayıp sayılan olayların normalleştirildiği Ahzap suresine girmek bile istemiyorum...!

Dip not; Bir daha hakaret eder bir yazını gördüğümde engellerim!

hacersş, 16.02.2020 - 12:35 yazdı:

Zebur bilmiyorum okumadım. 

Tevrat ve kuranı kerim çok benziyor hatta bildiğim kadarı ile vakıa, mülk süresi ve bir kaç süre tevrad tan alındı diye okumuştum Kuranı kerimde. İncilide okuyordum değişmiş insanlar kendi egosunu yazmış dediler zaten pekde hoşuma gitmedi okumadım. Allah bu kitapları okumamızı, peygamberlere inanmamızı yazmış. Lakin öbür kitaplar geçerliliğini kaybetmiş son kitabımız Kuranı kerim olduğu için geçerliliğini koruyor yazılı. 

Çok detaylı bilmiyorum yazdıklarınızı da okuyorum. Yorum bile yapamıyorum. 

Güzel şeyler yazıyorsunuz. Bazı şeylere katılmasamda acaba diyorum araştırıyorum. Mantıklı bir açıklamamda yok açıkcası. 

İnsanlarada pek güvenmeyin uy diyenin peşinden giden tipleriz. Adamlar 600 rekat namaz kıldırıyor neymiş eksik kıldığı namazlar varmış bidonlar altın dolacakmış. Vurgun 8 milyon yeni para, eski para ile trilyonlar. Rabbim saf aklımızı versin bizlere... 

 

Zebur zaten çok kısadır aynıları tüm dinlerde geçtiği gibi insanların benimsediği 10 emiri kapsar. Kurandan ahzap suresini çıkart ve indirildiği dil olan aramice olarak oku tevrata benzerliği muhteşemdir. Fakat nasıl olduysa tevrat değiştirildiği söylenir. Bunu bir çok ilahiyatçıya sordum ama ne zaman değiştirildi? diye alıntılardan önce mi sonra mı? :) tabi cevap yok. ve o cübbeliye uyzum terlik falan satıyor ama twitterda hep engelliyor beni :)

Diğer kitaplar geçerliliğini kaybetmiş ise serbest'e verdiğim örnekteki olay olur; İslam diğer dinleri siler ve tek din olur diğerlerinin hükmü kalkar. o halde müslüman erkekler neden yahudi adeti olarak nitelendirilen ama 6000 senedir var olan sünnet ritüeline maruz kalırlar. ki sağlık açısından çok sakıncalı olduğuna dahi girmiyorum. 

Bu konuda bir uzlaşma yok. İslam diğer dinlerin hükümlerini kaldırıp atıyor mu? yoksa diğerlerini tamamlıyor mu? Tamamlıyor ise diğerleri değiştirildi tezi koca bir yalan! hükümsüz sayıyor ise yukarıda verdiğim basit örneği neden yapıyorlar?

Kimsenin elindeki hıyara elimde tuz ile koşmam :) tek tek araştırırım, bir çok sağlam yayın yapan kanallar var youtube üzerinde bu alanda. ve kanıtsız hiç bir yazı vb paylaşımları olmaz. tek tek islam tarihinden örnekler verirler delilleri ile beraber. 

Bakın bir örnek vereyim size islamdan önce mekkenin her hangi bir haritada geçmediğini biliyor musunuz?

  • Thanks 2

Share this post


Link to post
Share on other sites

ya palaudis yazdıklarının bir kısmı cidden de doğru bazılarına katılıyorum kesinlikle mesela arapları kabile toplum millet vs vs artık  ne dersen de hiç sevmiyorum bunu inkar edemem

  • Like 2

Share this post


Link to post
Share on other sites
zebercet, 10 saat önce yazdı:

ya palaudis yazdıklarının bir kısmı cidden de doğru bazılarına katılıyorum kesinlikle mesela arapları kabile toplum millet vs vs artık  ne dersen de hiç sevmiyorum bunu inkar edemem

İslam tarihinde ve diğer çevrede alışveriş yaptıkları toplumların tarihinde (Çin, hint vb) ne yazıyorsa onu buluyoruz.

İşin en ilginç yanı ise o tarihte anlatılan arabistanın sınırları ile şimdikinin arasında çok büyük fark var. En basit şekilde şunu söyleyebiliriz islamiyetten önce herhangi bir haritada mekke ismine hiç rastlanmıyor!

  • Like 1
  • Thanks 2

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...