Jump to content
Sign in to follow this  
Guest jülide

Oniki Meryem - Bir İsa (Hz.İsa Evlimiydi?)

Recommended Posts

Teşekkür ederim bakıcam linke.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest shadow
Allah cc hiç bir zaman her yerde değildir.bunu kimi inancına göre yazdığını anlamış değilim.eğer Allah her yerde olursa,bir bedenli olması gerekirdi.tümel bir yapı hiç bir zaman bölünemez ve her yerde olamaz,ama siz sanırım bu yazdığımdan bişiler anlamazssınız.ve Allah her yerde ise onun bir evi,bir makamı,belli bir yeri olması lazımdı,oysa islamda makamdan ve bedenden münezzehti unutmayınız.

 

- Bari bu söylediginizi diger müslüman arkadaslar görmesin. kuranda isa ölmeden göge aliniyor. Allah peygamberini göge yükseltiyor neden birden görünmez yapmiyor acaba. O zaman diyemeyiz mi peygamberi yukari aliniyorsa demekki Tanri yukardadir. Tanrinin bir evi yada insan gibi durabilecegi bir yere ihtiyaci yok sanirim yada bunu gösterecek bir yer gösteremezsiniz. Mecaz anlami biliyorsaniz Mekkenin yani insanlarin hac ibadetini yerine getirdigi yere Allahin evi denir. Camiler yine o sekilde söylenir. Sence bunu neden söylüyorlar.

 

 

 

ama sizin isa nız bir bakıyorsunuz,bedenli bir insan olup karşımıza çıkıveriyor,çarmıha geriliyor,ve yine o isa zaman sonra yine bir bedenli ve insan olarak gelecek,tabiki size göre.

 

- Beden alma olayi Tanrinin gücünü gösterir zayifligini degil. Seytan bile her dönem her zaman her saniye insanlari kandirma gücüne sahipken sizin deyiminizle Bir peygamberin gücü ondan daha mi az. seytan mi Daha güclüdür yoksa peygaber mi. Ayrica isa mesihin peygaberlik yapmistir fakat kendisi peygamber degildir. Son peygamber hz yahya asil adi yuhannadir.

 

 

 

sakın bu islama göre deme,ben islama göre böyle bişi olmıcanı zaten söyledim.

 

- islamin isaya verdigi ada bir örnek vereyim : mesih; peki mesih ne demek, mesihte meshedilmis demek.

 

kendi dinine göre yazdıklarımı yorumlarsan sevinirim.

 

- Öyle yapiyorum zaten, Sende genellikle dedigin sekilde yapmiyorsun bilmem kim böyle söyle demis.

 

Turan dursun hiç bir zaman diyanet işleri başkanlığı yapmamıştır.(yapmış olsada bu onun bu dini bildiğini gösterirmi ki):

- :)

 

herkesin din anlayışı ve yorumu kendinedir.

 

-Herkesin din anlayisi ve yorumu farkli olabilir ama bunlar genellikle iftira niteliginde olabilir.

 

isa,nın ölümünden hatta onu hiç görmeyen insanalr tarafından kaleme alınmıştır inciliniz.sizce sözler manzumesi olan bir incil ne kadar doğrudur.o zaman;Hz.Muhammedinde sözlerini kutsal kitap ilan edelim.

ilahi söz başkadır,onu söyleyenlerin söylemleri başkadır

 

- Esin konusunda bir arastirma yapmani istiyorum ve ayrica bu konu ile ilgili cevap yazdim. Herkesin anlama kapasitesi bir olamaz ne hristiyan birinin nede atesit birinin nede müslüman birinin. Nasil ki bir dokturun isini demirci yapmayacagi gibi. Herkeste bir konuda bilgili olmayabilir bunu kisisellestirmek yanlistir. Hic bir kitap Allah tarafindan direkt olarak hazir yazilmis bir sekilde gönderilmemistir. Genellikle bir araci kullanmistir. Hz muhammede vahi indigine magradaydi ve tek basinaydi ayrica ona cebrail bildirmistir. islamin vahi gelis sekline bakmak gerekiyo.

 

.ama siz isa,yı ilah dediğiniz için onu görmediği halde söylemiş gibi yazanlarında ilahiliği vardır,belkide oğullarıdır olamaz mı ne dersiniz.

 

- Biz demiyoruz kutsal kitabimizda acik ve net söylüyor. Sen hz muhammedi hayatinda hic gördün mü ? Sadece kurani okuyarak ve onun hakkinda insanlarin yazmis oldugu kitaplari okuyarak bilebilirsin.

 

.bir insan olarak gelen ve bedenlenen bir tanrı nasıl olurda 4 tane nüsha yazdırır.

 

- Kutsal kitabin bütünü 66 bölümden olusur. incil sadece 27 bölümden olusur. Ayrica nüsha derken anlamadim. ?

 

,hayretler içinde kalıyorum ki,bedensel olarak yeryüzüne gelen tanrı neden bunu kendisi yazma ihtiyacı duymaz veya havarilerine sağlığında yazdırma ihtiyacı duymaz.insnalar fesattır,buna bişiler katar demez.

 

Mesih yer yüzündeyken insanlarin bir kitap yazmasina gerek duyulmuyorda zaten Söz Dünyadaydi ve insanlar görüyordu. Hayretler icinde kalmayin canim. Burda zaten hic kimse ne kadar ugrassanda hristiyan olacak diye bir sey yok. olmazda zaten. Yani bu sorular bitmez. Islama baktigimiz zaman Hz muhammed disinda en önemli kisi isa olarak gösterilmekte ve bir cok müslüman harun yahya gibi profesörlerde buna inaniyor ve tekrar gelecektir deniliyor. Isa düyaya gelip yargilayacak deniliyor. Neden bu söyleniyor. Neden Bir peygamber insanlari yargilayabiliyormus. Bir arastir islami kaynaklari.

 

 

 

gerçi tanrı düşünmez o insan değildir.ne dersiniz?

 

- Peki dualarimizda neden Allahim garibanlari muhatac olanlari duy deriz. Acaba Allah düsünmüyorsa biz neden dualarimizda söylüyoruz kendisi zaten düsünmüyor :) Cok basit bir sekilde söyledim. bu konu daha cok acilabilir.

 

bakınız ben sizin dininize sizden daha saygılıyım ve sadece kafama takılanları yazıyorum,oysa net bir yanıt alamıyorum.basit sözlerle geçirtiri veriyorsunuz.

 

- Ben calisiyorum ve genelliklede müsait olamiyorum. Bu siteye gelen herkesi düsünerek cok cabuk anliyacak sekilde söylüyorum. Kastimda burda hristiyan dogrudur hristiyan olmaniz gerekiyorda demiyorum. Bir kisi inancini kendisi arastirarak bulup inanir. Saygili oldugunuza inaniyorum. Zaten burasida inanclari asagilama ve insanlari rencide edici yer degildir. Bir arkadasin bana degersiz nesne vs demesi ayri. Senin arkandan Tek bir getiren, yüzüne tüküren, gavur diyen, oldumu yada cep telefonuna tehdit eden. öyle mailler yollayan. kiliselerinizi bomabalriz diyen boynunda inanci geregi taktigi seyi cekip koparan oldugumu. örnegin ürtünen bir hanfendinin ürtüsünün cekip atilmasi gibi. Ama ben yinede her inancli bir insan her zaman hakarete ugrayabilir diyorum.

 

 

işi siyasete mi döküyorsunuz.bakınız bende size bir şeyler yazayım,evet ben herkesin gerçek yüüzünü göstermesini ve nüfus cüzdanlarına;din hanesini yazmalarını,ama herkesin.ve herkesin kökeninin hangi millete dayandığınıda yazmasından yanayım.bakınız ben sizden dahada ileriye gidiyorum.kimse münafık olmasın herkes aslını yazsın.

 

- Hangi siyaset kimlik olayi mi. O insanlarin ne kadar korktugunu gösterir ayrica eger korkuyorsa inkar ediyordur. inkar ediyorsada Allahla o kisi arasindadir. Kimlikten kastim millet degil yani irksal degil sayina arkadasim. din ile ilgiliydi.

 

 

isa,bedenlenmesi gerekmekteydi,şimdi sizin yaptığınız sadece tanrınız adına karar vermek ve onu verdiniz.gerekmekteydi.

 

-Ne demek istedigimi incil okuyarak bilebilirsin.

 

bir ilah bedenleniyor ve makamı var,tümel bir yapı bölünüyor,sende varsın bende varıma dönüyor ki,bu ilahların çokluğuna işaret eder.

 

Simdi sana bir kac örnek vereyim : Allah öncelikle ruhtur. insanada baktigimiz zaman bir bedene ve bide bir ruha sahiptir. Simdi insan iki kisimi oluyor. Bir agaci düsün güvdesi, kökü, yaprakalri ve dallari vardir. Fakat Kökü yerin icinde oldugu icin görünmez ama kökü oldugun biliriz. AMA dört agac var demiyoruz

 

hırrıstiyanlık ne kadarda zor evet,

 

- Türkce yazarken Bazen klavye hatasi olabilir sizinkinin masallahi var cok mu acele yaziyorsunuz. hirristiyanlik degil. hristiyanlik denir.

 

kutsandığında din adamlarının bağışladığı,günahları affettiği,

 

- Afetme konusu hristiyanligin En önemli konularindadir. isa mesih cözme yetkisi verdigindendir. Kutsamakla bagis olmaz. Kastettiginiz günah itirafi ise suan ki konumuzla bir alakasi yoktur. Fakat Mesih yer yüzünden göge ciktigi zaman Son olarak böyle bir yetki vermistir ve bu tekide cözme ve baglama yetkisidir. Günah cikarma gibi bir sey yoktur. Ben bir hristiyan olarak söylüyorum bunlari. Günahin itirafi ile günahin affedilecegi söz konusu degil fakat burda bir kac sözle anlatilacak bir konu degildir.

 

 

,tanrı adına asıp kestiği,cennetten yerler vaat ettiği bir din adamı ve din anlayışı,

 

Söylemek istediginizi tam olarak söyleyemediniz. Tanri adina kesip bicme olayi ne zaman olmustur. Kim yapmistir. Cennette yer vaat etmeyi bazi kendini müslüman alimi sanan müslümanlarin bile sözüne inanmadigi kisiler vaat etmistir. Kisilerin söylemis oldugu seylerin incilde oldugu anlami cikmasin. Bizde cennette Suanki günahli halimizle tam yapamadigimiz ve gercekte görevimiz olan Tam tapinmayi yapacagiz. Orda ne evlenme, ne giyim nede insani tüm kaygilar olacaktir. Incilde melekler gibi olacagiz diyor.

 

 

 

gerçi,bedenlenme ihtiyacı duyan bir ilah için bunlar normaldir.

 

- Tanrinin gücüne sinir koyamazsiniz. bunu demekle Tanri yerine düsünüyorsunuz. yani Allah evet her seye gücü yeter ama bu beden alma olayi benim kafami baya bi kurcaliyor. Nasil olabilir. Asirlardir seytan insani kandiriyo böyle gücü varken Tanriya bunu yapamaz diyemezsiniz.

 

dinler onun için vardır demişsiniz.hangi dinler.

 

- Yahudilik ve hristiyanlik.

 

peki isa,neden bu kadar dinler gelmesine sebeb oldu ki

 

- Peki allah bu kadar dinin gelmesine sebeb oldu ki. Neden tek bir din yok. :) Müslüman olmamis olsaydin ateist dicektim :)

 

 

bir isa var,bir tanrı var,ama bunca dinler var,bu çelişki değil mi sizce?

 

- Bunu birde kendine sor bakalim :)

 

bu yazdıklarım eleştiri değil sadece açıklama istediğim konulardan başka hiç bir şey değildir.islamı yorumlayanlarla benim anladığım islam anlayışı farklı olabilir,o yüzden sizin islam da şöyle demeniz benim açımdan sığ bir düşünceden ibarettir.

 

O zaman benim ne dedigimin bir önemi yok galiba. o zaman soru sorma gibi bir amacinizda olmasin.

 

Saygilarimla

Allah cc dinler getirmedi,onu söyleyenlere söyleyin,ve yine her müslümana sorsanız Allah dinler getirdi demez bir din var der.Adem den bu zamana kadar tebliğ edilen din zaten teslimiyet dini olan islamdı.ilahiyatçıların dedikleri gibi semavi dinler,yok islam dini var,hiç bir din semavattan gelmemiştir,o yüzden siz başkalarının islamı anlattığı gibi bana islam anlatmayınız.kendi dininizi çok acizane savunmaya kalkıyorsunuzsizin dediğinizin önemi yok.evet garibanae bir tutum

Share this post


Link to post
Share on other sites
size yazdığım yazılarıma tutarlı bir cevap almayı beklerdim,sadece boş kalmasın bak cevap yazamadı demesinler diye yazmanızı beklemezdim,ama malesef öyle yapmuşsınız.hep kelime oyunlarıyla yazı yazmışsınız.ben ise sizin yazdıklarınıza tek tek yanıt verdim,harf hataları olabilir,ben yazdıklarıma bir daha dönüp doğrumu yazdım yanlışmı yazıdm diye bakmam.airfe tarif gerekmezdi,siz yazım hatasıda olsa,hırıstiyanlık yazıldığını anlamış olmanıza rağmen,kelime oyunlarıyla,bir başkasını alt etmeye çalıştığınızı sadece zannediyorsunz.ben size kurandan bahsetmiyorum,siz hala kuranda göüe yükseldi yazıyorya diyorsunuz ve bende diyorum ki,kurandan anladıklarıdır bu herkesin,bak bende böyle anlıyorum.peki ben size bu şekilde yönelttiğim sorulara neden,sizi müslümanlar duymasın diyerek kendinizi küçük düşürüyorsunuz.ben bir önceki yazılarımda zaten bunu bildirdim,kuranda ne diyordu,seni öldüreceğim ve katıma yükselteceğim(yükseltmek kelimesi,türkçeye çeviridedir,oysa çok farklı bir anlamdadır.ve katıma ve göğe derken,bu mecaz yollu kullanılmıştır.)beni başkalarının ne anladığı bağlamaz,sizin karşınızda bunu bilerek yazan biri varken..............peygamberi,hiç bir zaman yukarı alınmamıştır,ben bunu sizden çok önceleri bu foruma giren,bir isevi ilede konuştum.ama o sizden kat kat daha bilgiliydi,mirac olayı hiç bir zaman gökte olmamış,bilakis;Resulün derunünde matruşka boyutsallıklarda,esma terkipselliğinin boyutunda vuku bulmuştur.işte ben o yüzden hiç bir zaman gökte bir şey yok ve orda hiç bir şey vuku bulmamıştır diyorum.ama siz defaalrca müslümanlar şunu demiş,bunu demişle iş yapıyorsunuz.artık benim yazdıklarımı anlamalısınız ve ona göre yanıt vermelisiniz.kabe ve camilerin Allahın evi denmeside kuranda mecazdır,aynı zamanda huşunun olduğu yerlerdir.cami-kabe ve mescitler insanın birebir gönlündedir.ama insanalrın kendi,lerine yükledikleri enerjiselliğin baş yerleridir oralar,bu konulara girmek istemiyorum,kendinizi savununuz,başkalarının islam düşüncesi beni neden ilgilendirsin ki,benim islam ve kuran anlayışımda bu.bana göre. yazmalısın,başkalarına göre değil.hiç bir dinde bir tanrı bedenlenmemiştir,sizin tanrınız gibi,bence bu tanrınızın aciz olduğunu gösterir.(Turan dursun hiç bir zaman diyanet işleri başkanlığı yapmamıştır.(yapmış olsada bu onun bu dini bildiğini gösterirmi ki):)bu sizin yazınız sanki imalarınızla ben diyanet işleri başkanlığı yapmış dermişim gibi,oysa bu zevat hiç bir zaman diyanet işleri başkanlığı yapmamıştır.ben bunu söyledim ardındana imanın nereye gittiğinin neyin önemli olduğunu yazmak istedim.siz tutarlı bir insan değilsiniz.o yüzden yazı yazıp islama sataşmayınız.diğer yazdıklarınızı açıklamama hiç gerek yok........sanırım bu yazdıklarımıda anlamassınız

 

Ben gereken cevabi yazdim ben yeterli görüyorum. sizin daha önce kiminle tartistiginizi bilmiyorum ve o kisinin benim kadar bilgili yada bilgisiz oldugunu nerden cikardiniz anlamadim. Ben o kadar basit anlattim bazi konulari ki senin anlaman icin ama bir cok kisinin söyledigi seyi söylüyorsunuz. neymis kelime oyunlari yapiyormusum. Demissin Allah gükte degil yerinide peygambere söylemis bana göster bileyim. sana Allahin evi konusunu söylememin sebebi mecaz anlamin ne oldugunu bilmen icindi onuda ögrenmissin. Ama isine geldigi zaman anliyorsun. Senin sorularina teker teker bikmadan bu konuyu acan kisiye cevap verecek zamanimdan sana saygi duyarak cevap veriyorum.

 

peygamberi,hiç bir zaman yukarı alınmamıştır. demissiniz. :) Hani ölen baska isa idi ve yerine baska biri carmiha gerildi ve isada güge alindi. bunu kim diyor acaba.

 

Yani diyorsun ki burdaki müslüman diger arkadaslarin ne dedigi umrumda degil ben istedigimi söylerim diyorsunuz. Peki saglik olsun.

 

Turan dursun baskan degildi müftüydü bunu düzelteyim.

 

Turan Dursun,

Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Gümüştepe köyünde 1934 yılında doğdu. İmam olan babası, daha o doğmadan "Basra'da ve Kufe'de bile görülmeyecek bir alim" yapma sevdasındaydı onu. İlkokula göndermedi. Çocukluk hayatı şeyhlerin ve din hocalarının yanlarında çeşitli tekke ve dergahlarda geçti. O yıllarda Turan Dursun' un en büyük amacı babasının belirlediği bu amaca hızla ulaşmaktı. Birkaç yılda öğrenilecek dersleri bir- iki ayda öğreniyordu. Sırf İslam bilgileri çok iyi olan Kürt hocalardan ders alabilmek için üç-dört ayda çok iyi denilebilecek ölçüde Kürtçe öğrendi. "sarf" ve "nahv" denilen Arapça grameri çocuk yaşta öğrendi, hem 11. ve 12. yüzyıl Arapçasını hem de 7. ve 8. yüzyıl Arapçasını bilirdi. onyedi yaşına geldiğinde İcazeti almış ve Kazviniyi okumuştu.

Diyanette müftü olabilmek için İlkokulu dışarıdan bitirdi. İlk olarak köy imamlığı yaptı. İstanbul Çarşamba'da Üçbaş ve İsmailağa medreselerinde hocalık yaptı. 1958-1965 yılları arasında Tekirdağ, Gemerek, Türkili, Altındağ ve Sivas' ta Müftülük yaptı. Atatürkçü ve şeriatın katı kurallarına ters davranışları nedeniyle İslamcı çevrelerde yadırgandı. Müftülükleri sırasında bu nedenlerle sürgünleri oldu. 60'lı yıllarda aydın müftü olarak kamuoyunda yankılar getirdi. Kendi deyişiyle İslama olan inancını yitirdikten sonra 1965 yılında müftülüğü bıraktı.

 

4 eylül 1990 tarihinde İstanbul-Koşuyolu' ndaki evinin yakınlarında teröristler tarafından tabancayla vurularak öldürüldü. Oysa onun kalemi ve kitapları dışında hiç bir silahı yoktu. Öldürüldüğü günün ertesinde İran radyolarından sevinç çığlıkları yükseldi. Türkiye' deki İslam savunucuları da rahat bir nefes aldı.

 

Daha öncede dedigim gibi bir insan inandigi seyler ugruna öldürülebilir ama bu onun dogru oldugunu göstermez yada yanlis oldugunu. Kimse kimseyi öldürmesin.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Teşekkür ederim bakıcam linke.

 

sayin mira ben tsk ederim.

 

Sayin shadow. Allah cc dinler getirmedi: Dinler kendiliginden mi ortaya cikti

,onu söyleyenlere söyleyin,ve yine her müslümana sorsanız Allah dinler getirdi demez bir din var der. Tamam varda nerden cikti :)

Adem den bu zamana kadar tebliğ edilen din zaten teslimiyet dini olan islamdı.

Adem ve havva ilk basta cennetteydiler ve bir dinede ihtiyaclari yoktu.

ilahiyatçıların dedikleri gibi semavi dinler,yok islam dini var,hiç bir din semavattan gelmemiştir,o yüzden siz başkalarının islamı anlattığı gibi bana islam anlatmayınız

- kime inanacagimi sasirdim canim :)

.kendi dininizi çok acizane savunmaya kalkıyorsunuzsizin dediğinizin önemi yok.evet garibanae bir tutum

- yani hayret dogrusu..

Sayin julide sizin sorunuza ayiracagim zamani bir baskasi masallah aliyor. Bari bir cizgi koyunda araya kimse girmesin :) yani konu disi ekleme olmasin

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest shadow

turan dursun,un iman bir önceki yazıda gülünecek cinsten iyi bir denemeydi.şimdi ki özür geç kalmış bir özür sanırım.buda islam hakkındaki bilgileriniz sadece işitmeden öteye gitmediğini göstermekte.sizin isanız,pardon tanrınız hiç bir zaman göğe çıkmamış ve alınmamıştır,bunalr mecazdır,anlayabilene,müslümanlar bunu böyle yorumlamamışlarsa onların da gök tanrısı hayırlı olsun ne diyeyim.ben bir muhammedi olarak dopğru neyse onu söylerim.bu bizim müslüman kardeşlerimizde olsa,hiç önemli değil,keşke sizde bunu anlamış olarak bu yazılarınızı kaleme almış olsaydınız..siz yazdıklarımı hiç anlıyamamışsınız,öyle olsa hep aynı şeylerin teleffuzunda bulunmazdınız.bakınız turan dursun,un nasıl ateist olduğuna;elime bir kova aldım,içini suyla doldurdum,elime bir de fırça aldım,duvara sürmeye başladım,baktım ki duvarda şekiller belirmeye başladı,o zaman anladım ki bu dünya ve içindekiler tesadüfi yaratılmıştır.işte turan dursun,un kendi dilinden acizane bir ateist oluşluk hikayesi...

 

--- Sonraki mesaj ---

 

evet dinler gelmedi,sizin geldi dediğiniz din,yani sizin anladıüınız bir biçimde bir yerlerden gelmedi(gökten)gerçi sizin tanrınız bedenlendiğine göre,illaki bir yeri ve makamı olmalı,aski bunun kendinizi inkardır

Share this post


Link to post
Share on other sites

Özür diledim cünkü diyanette müfti diyecegim baskani dedim. onun nasil atesit oldugu beni ilgilenmez hem o kisi tevrat ve incil hakkindda yazilar yazmistir yani kisilere bakmamak gerekiyor demek istedigim buydu. Bi kac müslümana arkadasina bir sor bakalim isa ne oldu. uctu mu ? gizlendi mi ? bir yerde saklandi mi ? neden isa degilde baska birinin onun yerine öldügüne ve onunda Tanri katina cikildigini göstermektedir. Senin düsüncenin dogrulugunu söylecek kisiler var mi acaba burda :)

 

Allah demişti ki : Ey İsa, seni vefat ettireceğim (teveffa), seni Kendime yükselteceğim; seni, inkâr edenlerden kurtaracağım. Ve sana uyanları, kıyamet gününe kadar inanmayanlardan üstün kılacağım... (Ali İmran 3 / 55)

(İsa) Ben onlara : “ Benim ve sizin Rab'biniz olan Allah'a kulluk edin” diye, Senin bana emretmiş olduğundan başka birşey söylemedim. Ben onların içinde olduğum sürece onları kolladım, fakat Sen beni vefat (teveffa) ettirince onları gözetleyen yalnız Sen oldun... (Maide 5 / 117)

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest shadow

siz galiba anlatmak istediklerimi ya anlamak istemiyorsunuz,yada kasıtlı yapıyorsunuz.başkalarının ne dedii beni neden ilgilendirsin ki,ben onlar gibi düşünmüyorum diyede islam dan çıkacak değilim,islamdan çıkartmak kişilerin elindede değildir,unutmayınız,ama sizde sanırım din adamlarınızın elinde olmalı yanılıyormuyum.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şalom

önce bir konuya açıklık getirelim kuran kitabı tam olarak okundugunda ayetler arasında kopukluklar devamlı tekrarlar olan bir kitaptır birde içinde tanrının veya sizin allahınızın devamlı olarak beddua okuması ,çogul olarak konuşması ve bariz hatalar da vardır önce gökten inan bir kitapsa ki kitap degil söylenen vahy dir ezberden bazı metaryallerin üzerine yazılmıştır neden on emir gibi tek seferde gelmemiştir ebubekir zamanında yazılırken bazı ayetler neden eksiltilmi,ş,yakılmış yok edilmiştir (şeytan ayetleri)için ne diyeceksiniz daha bir çok soru işaretleri en önemlisi neden yahudi dönmesi bir yazıcı tarafından yazılmıştır bunlara bir cevap verin.

Share this post


Link to post
Share on other sites

siz galiba anlatmak istediklerimi ya anlamak istemiyorsunuz,

- Valla onca seyi bosuna yazdigimi düsünüyorum. sorunuza karsi verdigim cevaba ayrica cevap verebilirdiniz. bu daha makul olurdu.

 

yada kasıtlı yapıyorsunuz.

 

- Nasil bir kasit var acaba :)

 

başkalarının ne dedii beni neden ilgilendirsin ki,

 

-Baskasinin ne dedigi önemli degilse. baskasinin dediklerini örnek göstermemeniz gerekiyor. buda mümkün degil.

ben onlar gibi düşünmüyorum diyede islam dan çıkacak değilim,

 

-Size inancinizi degistirin dedim mi :)

 

islamdan çıkartmak kişilerin elindede değildir,

 

- Bende insanlarin özgür iradeye ve düsünceye sahip oldugunu ve istedigine inanabilecegini söyledim zaten

 

unutmayınız,ama sizde sanırım din adamlarınızın elinde olmalı yanılıyormuyum.

 

- Dinle kilise ruhanilerini karistirmayin. cünkü o zaman bende diyecem ki. senin dininde imamlarin elinde gibi komik bir sey cikar bu arada söylediklerinize dikkat ederseniz teker teker cevap veriyorum. yani bir insan bir sey söylerken ne kadarda soru yagmuruna tutulabiliyor. yazinizda tam 6 yeri soru olarak anladim ve her birini ayri ayri cevapladim. buda bana her cevap yazdiginizda en az 5 - 6 soru sordugunuzu gösterir ki. benim sorduklarim sorularada hic cevabiniz yoktur. genellikle cevaplariniz soru seklinde ve itirazdir. bununla yetinmiyor yeni konular öne cikariyorsunuz. ve sorular soruyorsunuz. ayni soruyu en az 3 kez sordunuz. :)

esenlikle

Share this post


Link to post
Share on other sites
insan anlayamadığı şeye güler oysaki o anlmadığımız şeye güleceğmize merak edip öğrenmeye çalışsak arkasından gülünecek değilde düşündürecek şok şeyin olduğunu anlayabilirz lütfen siz kendiniz kadar ciddi olan siz güldürmeyen konulara yönelin teşekkürler :)

 

neyi düşüneceğim senin zırvalarınımı açtığın konuların hepsi insanların kafasını karıştırmak için hazırlanmış biz neyin doğru neyin yanlış olduğunu biliyoruz siz gölge etmeyin yeter .

Share this post


Link to post
Share on other sites

İncil'de Meryem Ana'nın yanı sıra başka Meryemlerin de adı geçer. Mecdelli Meryem (Maria Magdalena),

 

- Kötü ruhlardan ve hastalıklardan kurtulan bazı kadınlar, içinden yedi cin çıkmış olan Mecdelli denilen Meryem, Hirodes`in* kâhyası Kuza`nın karısı Yohanna, Suzanna ve daha birçokları İsa`yla birlikte dolaşıyordu. Bunlar, kendi olanaklarıyla İsa`ya ve öğrencilerine yardım ediyorlardı.

Luka 8:2-3 incilde mecdeli meryem ismi asagi yukari 12 defa gecer. bu ayetler :

1 Aralarında Mecdelli Meryem, Yakup ile Yusuf`un annesi Meryem ve Zebedi oğullarının annesi de vardı.

Matta 27:56

2 Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.

Matta 27:61

3 Şabat Günü`nü* izleyen haftanın ilk günü*, tan yeri ağarırken, Mecdelli Meryem ile öbür Meryem mezarı* görmeye gittiler.

Matta 28:1

4 Olup bitenleri uzaktan izleyen bazı kadınlar da vardı. Aralarında Mecdelli Meryem, küçük Yakup ile Yose`nin annesi Meryem ve Salome bulunuyordu.

Markos 15:40

5 Mecdelli Meryem ile Yose`nin annesi Meryem, İsa`nın nereye konulduğunu gördüler.

Markos 15:47

6 Şabat Günü* geçince, Mecdelli Meryem, Yakup`un annesi Meryem ve Salome gidip İsa`nın cesedine sürmek üzere baharat satın aldılar.

Markos 16:1

7 Bunları elçilere anlatanlar, Mecdelli Meryem, Yohanna, Yakup`un annesi Meryem ve bunlarla birlikte bulunan öbür kadınlardı.

Luka 24:10

8 İsa`nın çarmıhının yanında ise annesi, teyzesi, Klopas`ın karısı Meryem ve Mecdelli Meryem duruyordu.

Yuhanna 19:25

9 Haftanın ilk günü* erkenden, ortalık daha karanlıkken Mecdelli Meryem mezara gitti. Taşın mezarın girişinden kaldırılmış olduğunu gördü.

Yuhanna 20:1

10 Mecdelli Meryem öğrencilerin yanına gitti. Onlara, “Rab`bi gördüm!” dedi. Sonra Rab`bin kendisine söylediklerini onlara anlattı.

Yuhanna 20:18

11 İsa, haftanın ilk günü* sabah erkenden dirildiği zaman önce Mecdelli Meryem`e göründü. Ondan yedi cin kovmuştu.

Markos 16:9

12 Kötü ruhlardan ve hastalıklardan kurtulan bazı kadınlar, içinden yedi cin çıkmış olan Mecdelli denilen Meryem, Hirodes`in* kâhyası Kuza`nın karısı Yohanna, Suzanna ve daha birçokları İsa`yla birlikte dolaşıyordu. Bunlar, kendi olanaklarıyla İsa`ya ve öğrencilerine yardım ediyorlardı.

Luka 8:2-3

Yuhanna'nın annesi Meryem,

- Petrus olanların farkına varınca Markos diye tanınan Yuhanna`nın annesi Meryem`in evine gitti. Orada birçok kişi toplanmış dua ediyordu.

Elçilerin işleri 12:12

 

Meryem ile ilgili ayetler ve bilgiler söyledir:

Luka 1-2 ci bolumlerde, Isanin annesi olan meryem var

Meryem Magdelene, icinden 7 cin cikarilan. Luka 7:37 Luka 8:23

Marta ve Lazarusun, kiz kardesi olan Betani li meryem. Luka 10:38

2 elcinin annesi olan Meryem - Matta 27:55-61

Elcilerin isleri 12:12, markos yuhannanin annesi Meryem

Romalilar 16:6, Romali meryem

Yuhanna 19:25 Klopasin karisi, Meryem

Koloseliler 4:10, barnabasin kiz kardesi ve markusun annesi

Musa; nin kiz kardesi Meryem. Cikis 15, 20,21

Yose`nin annesi Meryem, İsa`nın nereye konulduğunu gördüler.

Markos 15:47

 

 

 

İncil'de adı geçen tam on Meryem vardır ve bunlardan İsa'nın annesi olarak gösterilen 'Bakire Meryem' dışındakilerin kimlikleri koyu bir sis perdesinin ardına saklanmıştır.

 

- Bu meryemler hakkinda bilginin az olusu onlarin sir gibi saklaniyor olmasindan degildir. Zaten önemli olan isa mesihtir. meryemler degil.

 

Bu on Meryem'den hangisinin Maria Magdalena olduğu da belli değildir. Hatta Maria Magdalena'nın, İsa'yı yetiştirmiş olan bir süt anne olduğu bile iddia edilmiştir.

- Kötü ruhlardan ve hastalıklardan kurtulan bazı kadınlar, içinden yedi cin çıkmış olan Mecdelli denilen Meryem, Hirodes`in* kâhyası Kuza`nın karısı Yohanna, Suzanna ve daha birçokları İsa`yla birlikte dolaşıyordu. Bunlar, kendi olanaklarıyla İsa`ya ve öğrencilerine yardım ediyorlardı.

Luka 8:2-3

 

İsa Mesih, annesini dışında tutarsak bu dokuz Meryem'den biriyle gerçekten de evlenmiş miydi acaba?

 

- Bu dokuzdan bahsediyorsunuz isimlerini veriyorsunuz, kimliklerini vermek o kadar mi zor. :)

 

Günümüzde çok bilinen ve tartışılan bu konu Hıristiyanlığın 2000 yılına damgasını vurmuştur.

 

- öyle bir sey söz konusu degil.

 

 

Bu tasarımsal evlilik konusunda daha ilk yüzyıldan başlayarak kitaplara konu olmuş sayısız tartışma yaşanmıştır. Şimdi kısaca bu tartışmalardan bazılarını görelim.

Hangi Meryem?

İlkin İncil'de yer alan şu on Meryem'i görelim. Bunlar sırasıyla, İsa'nın annesi Kutsal Bakire Meryem, Havari James'in annesi Meryem, Evangelist=İncil'in dördüncü kitabının yazarı Yuhanna'nın (John) annesi Meryem, kim olduğu bilinmeyen ve esrarengiz bir kadın olarak kalan ve sadece 'ÖTEKİ' (Other) diye tanıtılan Meryem, fahişe Meryem, Mary Jacoby diye adı ve soyağacıyla belirtilmiş olan Meryem, Maria Magdalena (Mecdelli Meryem), Mark'ın yazdığı ikinci kitapta adı geçen Bethany'li Meryem ve son olarak da Mısırlı Meryem'dir. İlginçtir ki 16.yy'da iki Meryem daha eklenmiştir bu listeye.

 

- Alinti yaptigin yerden sonra türkceye cevirseydin. Bu konu tüm islam forumlarda dolanip duruyor. nerden cikti nasil cikti. kim ortaya atti. Simdi ki görüsler nelerdir. soran yok. gelen gecen baksin nede olsa dogrudur. desin.

 

 

Şöyle ki, İsa'nın annesi Meryem'in annesi Hannah (Anna) İncil'de anlatıldığına göre kısırdı. Bu aynı zamanda tüm Kutsal Kitap'taki beşinci kısır kadındır. Daha sonra, Tanrı'nın lütfuyla hamile kalıp Meryem'i doğurmuştur. 16.yy'da bu klasik anlatım bir hayli tartışılmış ve bazı din adamları bunun doğru olmadığını, üçüncü yüzyılda uydurulduğunu ve amacın da İsa'nın annesine kutsiyet atfedebilmek için Kutsal Kitap'taki Abraham (İbrahim Peygamber) ve eşi Sarai'yi örnek alarak Hannah'ı da kısır yaptıkları şeklindeki iddiaydı. Özellikle Protestanlığın ilk kuruluş yıllarında ortaya atılan bu iddiaya göre Hannah kısır değil tam tersine üç evlilik yapmış ve her kocasından bir kız çocuk evlat edinmiş ve üçüne de Meryem adını vermişti. İsa'nın annesinin bu hesaba göre kendisinden yaşça çok genç neredeyse İsa ile yaşıt iki de 'Bebek Teyzesi' vardı. Protestanlar bu nedenle Bakire Meryem'e hiçbir kutsiyet atfetmezler ve onun sadece Tanrı'nın 'Biricik' Oğlu'nun yeryüzüne gönderilmesinde kullanılmış bir araç, daha doğrusu bir tekne (=Vessel) olduğunu öne sürerler.

 

İsa evlendi mi?

 

- Anna adında çok yaşlı bir kadın peygamber vardı. Aşer oymağından Fanuel`in kızıydı. Genç kız olarak evlenip kocasıyla yedi yıl yaşadıktan sonra dul kalmıştı. Şimdi seksen dört yaşındaydı. Tapınaktan ayrılmaz, oruç tutup dua ederek gece gündüz Tanrı`ya tapınırdı.

Luka 2:36-37

Protestanlarin görüsü sadece mesihin ön plana cikmasiydi. Diger mezheplerde meryeme cok büyük kutsiyet vermekteler cünkü Tanriyi doguran annedir ve bunun icinde cok degerlidir. En cokta katolikler deger konusunda fazla ön plana cikar. Buda isanin evli oldugu ve görevinin yerine gelmedigi anlamina gelmez.

 

Bu oniki Meryem'den Mısırlı ve Bethany'li Meryemler 17.yy'dan itibaren Maria Magdelena ile özdeşleştirilmişler ve bazı din adamlarına göre bu şekilde anılmışlardır. Nedir ki bu konuda tam bir anlaşma sağlanabilmiş değildir. Bunlara ek olarak yine bu oniki içinde yer alan ve toplumsal statüsü itibarıyle Yahudi cemaatinde daha üst bir düzeyde olan Haham Cleophas'ın eşi Meryem vardır. Bu Meryem de İncil araştırmacıları için bir sorundur. Çünkü bunun işte yukarda sözünü ettiğim Hannah'ın üç kızından biri olma olasılığı vardır. Bu durumda İsa'ya en çok karşı çıkan Haham'ın karısı İsa'nın küçük teyzelerinden biri olmaktadır. Özellikle de 20.yy'da yapılan bilimsel araştırmalara göre İsa'nın, tabii eğer böyle birisi yaşadıysa evlenmiş olabileceği Meryem'in, Maria Magdelena olması gerektiği konusunda genel bir kabul vardır. Yine de bazı araştırmacılar evlilik adayı olarak Bethany'li Meryem'i de göstermektedirler. Onlara göre Maria Magdalena ile Bethany'li Meryem iki ayrı kadındırlar ve ikisi de İsa ile evlenmek istemişlerdir.

 

- Böyle bir sey söz konusu degil. isanin gelisi belli oldugu icin o dönemde evlenme gibi bir durumu söz konu olmaz. Tanri gelip beden alip sonra dünyevi seyleri düsünüp sonra evlenmesi. söz konusu olamaz. Tanri insan gibi degildir. Ve bir sey yapacaksa eksiksiz yapar.

 

-----------------------------------------

Kadınlara yönelik yasak

 

Çok gerilere gitmeden çağımızdaki tartışmalara bakarsak İsa'nın 'Evlilik' yapıp yapmadığı sorunu ile doğrudan bağlantılı ilk bilimsel çalışmanın 1970 yılında Protestan ilahiyatcı William E. Phipps tarafından gerçekleştirildiğini görürüz. Bu Protestan ilahiyatcı 20. yy'da İsa'nın evli olup olmadığını sorulayan ve 'Evli' olduğunu öne süren ilk akademisyendir. Prof. Phipps, kitabında ilk dönem Kilise Babaları'nın bu gerçeği örtbas ederek İsa'ya Tanrısal bir görev (Mesihlik) atfedebilmek için onu 'Evlilik ve Kadın' düşmanı gibi takdim ettiklerini iddia etmiştir.

 

- Mesihin tanriligi kanitlanmistir. Ayrica sadece öne sürmüs ve kesinlik söz konusu degildir. Suandada kanitlandigina dair bir sürü kanit vardir. O'nun öğretişi ve etkisi nereye gittiyse, evliliğin kutsallığı, kadın hakları ve sesler' topluluk tarafından tanınmış;yüksek eğitim okulları ve üniversiteleri kurulmuş ; çocukları koruyan yasalar çıkartılmış; kölelik feshedilmiş; ve insanlık adına sayısız değişiklikler yapılmıştır.

 

Kişisel yaşamdan inanılmaz değişikliklere uğramıştır. Örneğin, ünlü general ve edebi deha Lew Wallace, ateist olarak biliniyordu.

 

İki yıl boyunca Wallace, Avrupa ve Amerika kütüphanelerinden eğitim ve bilgi alarak, Hristiyanlığı sonsuza dek yok edecek bilgileri araştırdı.

Yazmayı planladığı kitabının ikinci bölümündeyken ,birden kendini İsa'ya diz çökmüş halde ağlarak seslenir halde buldu :"Rabbim ve Tanrım."

 

Sağlam kanıtlar olmasından dolayı, İsa Mesih'in Tanrı'nın Oğlu olduğunu daha fazla inkar edemezdi.

Sonra Lew Wallace Ben Hur isimli kitabı yazdı, Mesih'in zamanına ilişkin şu ana dek yazılmış en ünlü İngilizce romanlardan biridir.

 

Benzer olarak, sonraları C.S. Lewis isimli İngiltere'deki Oxford Universitesi'deki profesör, Mesih'in tanrılığını yıllarca reddeden bir Agnostik (bilinemezci) idi.

Fakat o da, akılsal olarak dürüstçe, İsa'nın tanrısallığına ilişkin çok kanıtları incelemeleri sonucunda, İsa'yı Rabbi ve Kurtarıcısı olarak kabul etti.

 

Gerçekten de İncil'in Herüstik ve Hermeneutik (iki ayrı bilimsel okuma yöntemi) okumalarında İsa, gerçekte olmadığı ve olamayacağı kadar evlilik aleyhtarı ve kadın düşmanı gibi sunulmuştur. Özellikle de Aziz Pavlus (Paul) tarafından yazılan metinlerde kadınlardan uzak durulması istenmiş ve ilginçtir ki kadınların Kilise'ye geldiklerinde en arkada ve başları ve yüzleri örtülü olarak sessizce oturmaları istenmişti.

 

 

- Çünkü kadın erkekten yaratıldığı gibi erkekte kadından doğar.İncil 1. Korintliler 11:12

Dul kadınların malını mülkünü sömüren, gösteriş için uzun uzun dua eden bu kişilerin cezası daha ağır olacaktır.”

Markos 12:40

İsa Mesih’i neden sınamak istiyorlardı? Çünkü Kutsal Yasa’nın söylediklerini başka bir bakış açısıyla insanlara açıklıyordu. Bu yüzden Kutsal yasa’ya göre en ciddi ve ölüm cezası gerektiren bir suçla karşısına gelerek ne yapacağını görmek istediler. Zina Tanrı'nın gözünde çok çirkin bir şey idi. Çünkü böylece Tanrı'nın yaratmış olduğu bedeni ve ruhu kirletiyordunuz. Tanrı'nın büyük saygı duyduğu evlilik kuruman karşı işlenmiş büyük bir suçtu aynı zamanda zina.

Bu kadın bu işi pek çok defalarca yapmış bir kadındı. Para ile bedenini pazarlıyordu. Aslında herhalde zina ederken pek çok kere yakalama fırsatları vardı. Ancak bu fırsatı şimdi kullanmak istediler. “Kutsal Yasa’ya göre bu kadının taşlanması gerekir” diyen Ferisi yani din bilgini bu konuda bütün gerçeği söylüyor muydu? Kutsal Yasa’daki bu ayete bir bakalım

“Biri başka birinin karısıyla, yani komşusunun karısıyla zina ederse hem kendisi hem de zina ettiği kadın kesinlikle öldürülecektir.” Levililer 20:10

“Eğer bir adam başka birinin karısıyla yatarken yakalanırsa hem kadınla yatan adam hem kadın ikisi de öldürülecek.” Yasa’nın Tekrarı 22:22

Ferisinin bahsettiği ayetler yukarıdadır. Ancak görüldüğü gibi Din Bilgini gerçekten doru söylüyordu kadın öldürülecekti ama eksik bir şey var.. Erkekte öldürülecekti peki bu olayda erkek nerede? Her şeyde olduğu gibi insan kendi yetkisini güçlü olandan yana kullanarak hiçbir dayanağı olmayan bir kadını ortaya sermiş ,kendi hemcinsini kurtarmıştı.

Ama İsa Mesih bunun böyle olduğunu biliyordu ve gerçeği onlara kendi merhametli üslubuyla açıkladı. Normal erdemli namuslu kadınları bile hor gören bir erkek egemen toplumda İsa Mesih böyle bir günahkar kadının saygısını yeniden kazandırıyordu. Erkeklere seslendi “Günahsız olan ilk taşı atsın” herkes kendi vicdanıyla baş başa kaldı. Dağıldılar. Kadın, İsa Mesih’in önünde duruyordu. İsa Mesih o anda Sevgi ve Merhamet yasasını yürürlüğe koydu “Ben de seni yargılamıyorum”

 

“Artık ne Yahudi ne Grek, ne köle ne özgür, ne erkek ne dişi ayrımı var. Hepiniz Mesih İsa'da birsiniz.” Gal.3: 28

 

 

Yine Aziz Paul'un koyduğu bir kurala göre kadınların kutsal metinlere el sürmeleri ve kutsal kabul edilen objelere yaklaşmaları yasaklanmıştı. Bu öylesine sert uygulanmıştı ki, Hıristiyan kadınlar yüzyıllarca İncil'i okuyamamışlar ve ona el sürememişlerdi. Bu saçma yasağı kaldıran ilginçtir ki eşlerini öldürmekle ünlenmiş olan İngiltere Kralı VIII. Henry olmuştu. VIII. Henry, Katolik Kilisesi ile bağlarını kopartarak bağımsız bir Kral olabilmek için mücadele etmişti ve ilk kez bu kral kızını karşısına oturtarak tüm saray mensuplarının önünde Papa'nın yasağını kaldırdığını ve kızının (Elizabeth) İncil'i tutarak okuyacağını açıklamıştır. Böylelikle İncil'in kadınlar tarafından okunabilmesi ilk kez 16.yy'da önce İngiltere'de, sonra da yavaş yavaş Avrupa'da yaygınlaşmıştır!

 

 

- Bu gün bazı eleştiriler kadına bu değerin Pavlus tarafından verilmediği yönündedir. Pavlus mektuplarında kadınlar hakkında yazdığı zaman Yahudi geleneğinin sert şeriatçı ve yine kadını ikinci sınıf gören bir tavır sergilediği iddia edilmektedir.

Ancak Elçi Pavlus’un yazılarını incelediğimizde bu eleştirinin ne kadar haksız olduğunu görebiliriz.

Pavlus’un mektuplarından kadınlar hakkında yazılan bazı ayetleri ele alarak bunu inceleyelim;

Romalılar 16:1-2 “Kenhere'deki kilisenin görevlisi olan kız kardeşimiz Fibi'yi size salıkveririm. Kutsallara yaraşır biçimde onu Rab'bin adına kabul edin. Herhangi bir ihtiyacı olursa, kendisine yardım edin. Çünkü o, ben dahil, birçoklarına destek sağlamıştır.”

Fibi, Pavlus tarafından Roma’daki imalılar topluluğuna salık veriliyor. Bu resmi bir tavsiye ve Fibi’nin işinin onaylanmasıdır. (2. Korintliler 3:1-2 ile karşılaştırın). O imanda bir kızkardeştir ve “deacones” ya da “minister” (yani görevli) resmi unvanına sahiptir. Bu sözcük Pavlus’un kendisinden Apollos’tan (1.Kor. 3:5), Tihikus’tan (Efes. 6:21- Kol. 4:7) ve Timoteos’tan (1.Tim. 4:6) söz ederken kullandığı sözcüklerle aynıdır. Bir “diyakon” Ruh’a dayalı Yeni Antlaşma’nın hizmetkârıdır. (2.Kor. 3:6). Pavlus, Tanrı'nın lütfuyla müjdeyi yaymakla görevlendirilmişti, sözcüğün orijinal anlamıyla “diyakon” olmuştur. (Efes 3:7). Klasik Yunanca’da “diyakon” garson anlamına geliyordu. Pavlus diyakonları Tanrı Sözünün hizmetkarları, müjdeden sorumlu kişiler olarak görür. Görevleri fiziksel gereksinimleri karşılamak idiyse de bunlar ruhsal gereksinimlerden ayrılmazlardı. (Elç İş. 6:7’de İstefan hem yiyecek dağıtır hem de vaaz ederdi).

O zaman Fibi kabul edilmeli ve Rab’de onurlandırılmalıdır. Ağırlanılmalı ve, işlerinde yardım edilmelidir. Zaten Pavlus dahil bir çoklarına hizmet ettiği için salık verilmiştir.

Bu önemli bölümden şu noktalar ortaya çıkmaktadır; İlkin Fibi, Kenhere’deki toplulukta görevli birisidir. İkincisi Romadakiler onu onurlandırmalı ve yardım etmelidir. Üçüncü olarak, sonuçlarıyla tanınan bir görevi vardır. Bu Tanrı'nın çağrısı ve onun üzerindeki bereketinin açık bir işaretidir. Dördüncü olarak onun görevi öylesine değerlidir ki kendi topluluğunun dışına da taşmıştır. Romadakilere yardım etmesi beklenmektedir. Beşincisi Pavlus’a da fiziksel ve ruhsal yardımda bulunmuştur. Onun adına bu mektubu Roma’ya götürenin Fibi olması olasıdır.

Romalılar 16: 3-5 “Mesih İsa yolunda emektaşlarım olan Priska ve Akvila'ya selam edin. Onlar benim uğruma yaşamlarını tehlikeye attılar. Yalnız ben değil, öteki ulusların* bütün kiliseleri de onlara minnettardır. Onların evindeki inanlılar topluluğuna da selam söyleyin. Asya İli'nden Mesih'e ilk iman eden sevgili kardeşim Epenetus'a selam edin.”

Pavlus veda selamlarına ona işinde önemli bir yardımda bulunmuş olan bir çifti ayırarak başlıyor. (1. Kor. 16:19- Elç.iş. 18:2,18) İlk önce kadın olan Piriska’ya sesleniyor. Ayrıca onu ve kocasını emektaşlarım diye niteliyor ki bu terim Pavlus, Apollos (1. Kor. 3:9) Evodiya, Sintiya ve Klement (Fil. 4:2-3) için de kullanılır.

Pavlus için canlarını tehlikeye atan Priska ve Akvila diğer ulusların toplulukları arasında tanınırlar ve kendi topluluklarında da görevlidirler. Pavlus ikisini de salık veriyor.

Hiçbir yerde Priska’nın Akvila’dan görev yönünden aşağıda olduğunda söz edilmez. Tersine eşitlik belirten emektaş sözcüğü kullanılıyor.

Romalılar 16:6

Sizin için çok çalışmış olan Meryem'e selam söyleyin.

Pavlus Romalılar arasında sıkı çalışan Meryem’e işaret ediyor. Aynı fiil elçi tarafından müjde işinde çalıma olarak başka yerlerde de kullanılır. 16:12’de aynısı Persis adlı bir kadın için de kullanılır. 1. Kor 15:10’da elçilerin işlerini anlatırken de geçer.

Romalılar 16:12

Rab'bin hizmetinde çalışan Trifena'yla Trifosa'ya selam edin. Rab'bin hizmetinde çok çalışmış olan sevgili Persis'e selam söyleyin.

Trifena ve Trifosa muhtemelen kız kardeştirler. Persis ile birlikte Rabbin işçileridir. Fiilin kullanımı onları ofis görevinden çok diğer işlerle ilgilendiklerini düşündürür. Persis’e de “sevgili” diye hitap eden Pavlus erkeklerle olduğu kadar kadınlarla da iyi kardeşçe ilişkiler içinde olmaktan korkmamaktadır.

Romalılar 16:15

Filologus'la Yulya'ya, Nereus'la kızkardeşine, Olimpas'la yanlarındaki bütün kutsallara selam edin.

Yulya sık rastlanan bir Romalı kadına adıdır. Nereyus’un kız kardeşi ile birlikte o da selamlanır.

1. Korintliler 11:1-16 Her durumda beni anımsadığınız ve size ilettiğim öğretileri olduğu gibi koruduğunuz için sizi övüyorum. Ama şunu da bilmenizi isterim: Her erkeğin başı Mesih, kadının başı erkek, Mesih'in başı da Tanrı'dır. Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür. Ama başı açık dua ya da peygamberlik eden her kadın, başını küçük düşürür. Böylesinin, başı tıraş edilmiş bir kadından farkı yoktur. Kadın başını açarsa, saçını kestirsin. Ama kadının saçını kestirmesi ya da tıraş etmesi ayıpsa, başını örtsün. Erkek başını örtmemeli; o, Tanrı'nın benzeri ve yüceliğidir. Kadın da erkeğin yüceliğidir. Çünkü erkek kadından değil, kadın erkekten yaratıldı. Erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratıldı. Bu nedenle ve melekler uğruna kadının başı üzerinde yetkisi olmalıdır. Ne var ki, Rab'de ne kadın erkekten ne de erkek kadından bağımsızdır. Çünkü kadın erkekten yaratıldığı gibi, erkek de kadından doğar. Ama her şey Tanrı'dandır. Siz kendiniz karar verin: Kadının açık başla Tanrı'ya dua etmesi uygun mu? Doğanın kendisi bile size erkeğin uzun saçlı olmasının kendisini küçük düşürdüğünü, kadının uzun saçlı olmasının ise kendisini yücelttiğini öğretmiyor mu? Çünkü saç kadına örtü olarak verilmiştir. Bu konuda çekişmek isteyen varsa, şunu bilsin ki, bizim ya da Tanrı'nın kiliselerinin*böyle bir alışkanlığı yoktur.

Korintliler mektupları özellikle Pavlus’un bölünmekte ve karışıklıklarla sorunu olan bir kiliseye yazdığı bir mektuptur. O yüzden bu mektubu bu şekilde okuyup anlamakta fayda olduğunu düşünüyorum.

Bu konuda Sir William Ramsay şöyle yazar; “Doğu ülkelerinde örtü kadının itibar, onur ve güç imgesidir.Başındaki örtü iler her yere güvenlik içinde gidebilir. O zaman kimse onu görmez ve onu gözleriyle izleyenler de ayıplanır. Ancak örtüsüz bir kadına değer verilmez, hatta aşağılanır. Kadının saygınlık ve otoritesi çıkardığı örtü ile birlikte kaybolur. Dolayısıyla Pavlus için Hıristiyan özgürlüğünün anlamı kadının örtüsüz kalarak toplumun genel düzenini bozması olamazdı. Kilise toplu yaşamının bazı ortak özelliklerini ortadan kaldıran bir hareket değildi. Pavlus’un aktardığı 10:32-33 ayeti burada tapınma sırasındaki kadınlara uygulanmaktadır.”

Tartışma kutsal bir baş olma düzeninin olduğunu belirleyerek başlar. Tanrı Mesih’in başı, Mesih erkeğin ve koca da karısının başıdır.Baş olma köken itibariyle çok üstün fazla olma ya da yönetme anlamına gelmez. Örneğin; Efes 5:23’de Mesih, onu oluşturan kurtarıcısı olduğu için topluluğun başıdır. Efes 4:15-16’da Mesih, Kendisinde büyüyen bedenini besleyen baştır. Başın yaşamın kaynağı oluşu gibi Pavlus’da her erkeğin başı Mesih’tir derken erkeğin Mesih bağlılığında O’nun tarafından güçlenip yaşatılmakta olduğunu kasteder. Aynı şekilde Mesih, Tanrı’ya bağlı olarak kadın da kocasına bağlı olarak yaşar. Mesih kendisini vererek baş olmuştur, alarak ya da elde ederek değil. Bu kocaların karılarına baş olmada izleyecekleri yoldur.

Koca Mesih’e bağlılığını başı açık tapınarak gösterir. (11:4) Kadının kocasına bağlılığı onun örtülü olarak tapınmasıyla yansıtılmış olur. (11:5) Kısa saçlı ya da tıraş edilmiş olmak onun için utanç verici olduğundan (itibaren düşmenin ve toplumdan dışlanmanın işaretleri) onun için baş örtüsüz tapınmak utanç vericidir. Çünkü kadın erkeğini yüceliğidir. (11:7) ve ona bağlılığını örtüsüyle gösterir. (11:10) BU nedenle eğer örtüsünü açsaydı kurulu düzeni bir fahişe ya da dul gibi bozmuş olurdu. Bu da onun Mesih’teki özgürlüğünü kötüye kullanması anlamına gelirdi.

Yaratılış cinslerin birlik ve eşitliğini açıklarken farkını da açıklar (2:18-25). Pavlus kadının bağlı olma durumunu iki açıdan haklı çıkarır.birincisi tarih sırası yönünden erkekten sonra yaratıldığı için ikincisidir. (11:8-9) Ancak bu ifade ardından gelen şu sözlerle açıklığa kavuşturulur. “Ne var ki Rab’de ne kadın erkekten ne de erkek de kadından bağımsızdır. Çünkü kadın erkekten yaratıldığı gibi erkek de kadından doğar. Ama her şey Tanrı’dandır.” (1. Kor. 11:11-12) O halde yalnız kadın erkeğe değil, erkek de kadına dayanmak durumundadır. Yalnızca Rab olan Mesih’te kadın-erkek sorunu çözülmüş olmaktadır.

O halde bu önemli bölüm hakkında ne söyleyebiliriz.

1) Pavlus imanlı kadının toplumda zor duruma düşmemesi için örtünmesini desteklemişti.

2) Pavlus cinsler arası farklılık ve sürtüşmelerin Mesih’te aşıldığını gösteriyor. Kadınlar da Ruh ile dolup armağanlarına göre Mesih’in bedeninde tapınmak ve hizmet etmek durumundadırlar. Ruhsal armağanlarını kullanarak özgürlüklerini gösterirler.

3) Yaratılış’ın 2. bölümündeki yaratılış öğretisi topluluktaki sıralama ya da öncelikleri belirleyemez.

Korintliler 14:33-36 Çünkü Tanrı karışıklık değil, esenlik Tanrısı'dır. Kutsalların bütün topluluklarında böyledir. Kadınlar toplantılarınızda sessiz kalsın. Konuşmalarına izin yoktur. Kutsal Yasa'nın da belirttiği gibi, uysal olsunlar. Öğrenmek istedikleri bir şey varsa, evde kocalarına sorsunlar. Çünkü kadının toplantı sırasında konuşması ayıptır.Tanrı'nın sözü sizden mi kaynaklandı, ya da yalnız size mi ulaştı

İlk okunduğunda ayetten anlaşılan kadınların toplulukta konuşmaması ve liderlik rolü almaması olabilir. Eğer burayı olduğu gibi alırsak kadınların dua etmenin ve peygamberlikte bulunmasının beklendiği 1. Korintliler 11:2-16 iler ters bir duruma düşeriz. Kimisinin dediği gibi bir peygamberlikte bulunma yalnızken evde yapılacak bir şey olamaz. Çünkü 1. Kor. 11:3-4 bunun topluluğa ve eğitmek için yapılması gerektiğini söyler. Öte yandan dillerle konuşulunca yorum da verilmelidir.(14:28)

O zaman Pavlus hem kadınları dua edip peygamberlikte bulunmaya teşvik etmekte hem de sessiz kalmalarını istiyor olurdu. Bu eşlerine evde soracakları sorularla ilgiliydi. O zamanlar Sinagoga giden ve fazla bilgisi olmayan kadınlar Kiliseye geldiklerinde yeni buldukları özgürlük nedeniyle öğrenmek için soru soruyorlardı. Sorun buydu.

Kutsal Ruh ve armağanları hem kadın hem de erkeğe verildiğinden kullanılmaları da anlamlıdır.

Galatyalılar 3:28

Artık ne Yahudi ne Grek*, ne köle ne özgür, ne erkek ne dişi ayrımı var. Hepiniz Mesih İsa'da birsiniz.

Burada da sosyal be ırksal engeller olduğu kadar cins ayrılığı da ortadan kaldırılmıştır. Mesih İsa’da bir olmakla bu tür tartışmalar sonlanmıştır.

Efesliler 5:21-33 Mesih'e duyduğunuz saygıdan ötürü birbirinize bağımlı olun. Ey kadınlar, Rab'be bağımlı olduğunuz gibi, kocalarınıza bağımlı olun.Çünkü Mesih bedenin kurtarıcısı olarak kilisenin* başı olduğu gibi, erkek de kadının başıdır. Kilise Mesih'e bağımlı olduğu gibi, kadınlar da her durumda kocalarına bağımlı olsunlar. Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin. Mesih kiliseyi suyla yıkayıp tanrısal sözle temizleyerek kutsal kılmak için kendini feda etti. Öyle ki, kiliseyi üzerinde leke, buruşukluk ya da buna benzer bir şey olmadan, görkemli biçimde kendine sunabilsin. Amacı kilisenin kutsal ve kusursuz olmasıdır. Aynı biçimde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendini sever. Hiç kimse hiçbir zaman kendi bedeninden nefret etmemiştir. Tersine, onu besler ve kayırır; tıpkı Mesih'in kiliseyi besleyip kayırdığı gibi. Çünkü bizler O'nun bedeninin üyeleriyiz. "Bunun için adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak." Bu sır büyüktür; ben bunu Mesih ve kiliseyle ilgili olarak söylüyorum. Size gelince, her biriniz karısını kendisi gibi sevsin. Kadın da kocasına saygı göstersin.

Kadınlar kocalarına boyun eğme durumundularsa da kocaların kendilerini karıları için feda edebilecek kadar sevmeleri gereklidir. Burada erkek egemenliği değil hizmet söz konusudur. Mesih’in hizmeti ön planda tutan bir bakış açısı vardır. Kadınlar kocalarına körü körüne boyun eğmek durumunda olmayıp kocalarında bulunması gereken ve Mesih’in kendi bedeni için olan sevgisidir.

Filipililer 4:2-3 Evodiya'ya rica ediyorum, Sintihi'ye rica ediyorum, Rab yolunda aynı düşüncede olun. Evet, gerçek yoldaşım sana da yalvarırım, bu kadınlara yardım et. Çünkü onlar benimle, Klement'le ve adları yaşam kitabında bulunan öbür emektaşlarımla birlikte Müjde'yi yaymak için mücadele ettiler.

Evodiya ve Sintiya Filipi topluluğunda geri hizmetlerde değil lider konumundadırlar. Aralarındaki sorun öğretişe ait olmayıp kişiseldir. “Benimle birlikte mücadele ettiler” derken aynı işi yaptıklarını belirtiyor. Pavlus’un altında değil onunla birlikte çalıştılar. Onları “emektaşlarım” diye çağırırken aynı işi yapmakta olduklarını vurgulamış oluyor. Pavlus aynı terimi Romalılar 16:3’de Akvila için Rom. 16:9’da Urbanus, Rom. 16:21’de ve 1. Sel. 3:2’de Timoteos içinde kullanılır. Demek ki kadın ve erkekler Pavlus ile birlikte Müjde için hizmet etmekteydiler.

Timoteos 2:11-15 Kadın sükûnet ve tam bir uysallık içinde öğrensin. Kadının öğretmesine, erkeğe egemen olmasına izin vermiyorum; sakin olsun. Çünkü önce Adem, sonra Havva yaratıldı; aldatılan da Adem değildi, kadın aldatılıp suç işledi. Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.

Burada kadına izin vermiyorum derken şimdiki zaman kipinde konuşmaktadır. Bu tüm zamanları kapsayan bir şekle dönüştürülmelidir. Havva ilk aldatılan olmakla birlikte kadın çocuğun yani Mesih’in doğmasıyla kurtulacaktır. (2:15) Mesih’te aynı aldanan kadından gelmişti. O’nun doğmasıyla tüm kadınlar da kurtuluşa erişiyordu. Pavlus’un karşı olduğu yanlış öğretişlerin yayılmasıydı. O sırada yanlış öğretişler yayan kadınlar olmuş olabilir. Mesih’i doğurmuş olan O’nun müjdesini duyurmaktan alıkonulabilir mi?

 

Örgüt üyesiydi

 

İncil'de Mecdelli Meryem'in adı, pişman olmuş fahişe olarak geçer. Buna göre, İsa bir gün havarileriyle dolaşırken mesleğini icra etmekte olan bu kadına rastlar ve ona hiçbir söz söylemeden bir süre bakar. Kadın (MM) birden silkinir ve fahişeliği bırakarak İsa'nın aradıkları arasına katılıverir. Bu İsa'nın mucizelerinden biri olarak gösterilmiştir. Oysa özellikle 1960'dan sonra Harvard'lı ilahiyatçılar bu fahişelik meselesinin de tıpkı diğer bir çok uydurma gibi İncil'e sonradan ve özellikle de İmparator Konstantin'in isteğiyle kararlar almış olan İznik Konsili'yle birlikte eklendiğini saptamışlardır. Bu ilahiyatçılara göre Mecdelli Meryem, bırakın fahişe olmayı, gizli bir ezoterik örgütün 'Baş Rahibelerin'den biriydi.

 

- bu örgüt hakkinda bir biliginiz var mi. ? O dönemde rahibeler var miydi. Tek tanrili inanclarda. Peki isa zamaninda kutsal kitap sapa saglam duruyorken. simdi böyle bir sey yokken. Hatta bu meryem hakkinda her hangi bir sey bilmiyor ken neden durup duruken örgüt cikti ortaya bir rahibe oldugu.

 

 

Dahası, İsa'nın bilmediği birçok sırrı bu Meryem İsa'ya aktarmış ve onu hem eğitmiş hem yönlendirmişti. Bu iddia özellikle İngiliz ve Amerikalı kadınlı erkekli çok geniş bir ilahiyatçılar topluluğu tarafından savunulmaktadır. Vatikan ise onların bu istekleri ve iddiaları karşısında şimdilik sessiz kalmayı her zamanki gibi- seçmiş görünmektedir. Yine de İncil'in düzeltilmiş yeni basımının hazırlandığı şu dönemde hiç değilse İsa'nın annesi Meryem'in hamileliği ile ilgili bazı düzeltmelerin yapılacağı tahmin edilmektedir.

 

- Su karaladigim yere bakilirsa bunu söyleyen yeni cevirden habersiz. iznik konsilinin toplanma amaci arius denen bir metropolitin isanin tanrisalli üzerindeki söylemleri icindir. iznik konisilde her kes ayni kitaba göre tartismislardir ve ortaya bir iman kanonu cikmistir.

 

 

 

Mecdelli Meryem'in, fahişe değil gizli bir -Mısır kökenli ve İsis çıkışlı- örgüt üyesi olduğuna dair kanıları güçlendiren belgeler 1947'den sonra bulunan ve/veya ortaya çıkartılan bazı ilk dönem İncillerinden ve yine o yıllarda yazılmış ama Kilise tarafından yok edilmeye çalışılmış olan bazı GNOSTİK İncil'lerden kaynaklanmıştır. Bunların en önemlisi işte bu yeni bulunun 'Mecdelli Meryem İncili'dir. Klasik İncil'de fahişe olarak tanıtılan bu Meryem'in Gnostiklerce yazılmış olan yaşamında bambaşka bir profil vardır. Bu İncillerde Meryem 'Dişil İlkeyi' (Sofya=Hikmet) temsil eden bir tür Bilge Kadın ve Baş Rahibedir. Bu iddia İncil terminolojisi ve literatürü için çok tehlikeli bir belgedir, çünkü İznik Konsili'nde İsa, 'Logos' adı verilerek 'Tanrı'nın Kelamı ve Hikmeti' yapılmıştı. Dolayısıyla dişil ilke 'Eril=Logos' yapılarak İsa'ya mal edilmişti.

 

- Hani bir bilgi yoktu. nerden cikti bu bilgiler. :)

 

Bu Gnostik İncil'den sonra 1990'larda bu kez bir de 'Gerçek' Markus İncil'i bulundu. Kısaca 'Markus'un Gizli İncil' diye bilinen bu metinlerde de Bethany'li Meryem'in İsa ile olan ilişkileri anlatılmıştı. Klasik İncil'de anlatılandan çok farklı olan bu anlatımda ayrıca 'Öteki' diye adlandırılan kişi olan esrarengiz Meryem'in İsa'ya yardım için uzak bir yerden gönderildiği şeklinde pasajlar vardır.

Kısacası klasik anlatımda yer alan fahişelik olayı 'Kadın Düşmanı' Kilise Babaları'nın bir uydurmasıdır, diyebiliriz. Kaldı ki, kesin olan, Mecdelli Meryem'in ve/veya Bethany'li Meryem'in İsa'nın gömüldükten sonra mezarının 'Boş' olduğunu gören ilk kişi olduğudur. Gnostik yazarlara göre ise Üç Meryem bunu birlikte görmüşlerdir. Üçüncüsü Havari James'in annesi Meryem'dir. Bu sonucu Meryem'in ardında İncil'deki 'En' esrarengiz kişi sayılan zengin ve kültürlü bir Yahudi vardır. Bu esrarengiz adam, Joseph Arimeteadır. Gerçekte İsa'nın gömülmesi için yapılan mezar bu adama aitti ve Meryemler'in 'Boş' buldukları mezar buydu -çünkü Joseph Arimetea ölmemişti ve İsa'nın bedenini Çarmıh'tan indirme hakkını Romalı garnizon komutanı ona vermişti.

Kilit adam: ARİMETEA

 

Joseph Arimetea'yı ilginç ve esrarengiz yapan husus adının Havariler arasında geçmemesine rağmen Dört İncil'de de (Gospellerde) tartışmasız geçmesi ve dördünde de hiçbir değişiklik yapılmadan aynı şekilde zikredilmesindedir.

 

Adıyla ve sanıyla anlatılan bu adam kimdi? Romalı Komutan, İsa'nın Çarmıh'tan indirilme hakkını -bu o dönemde çok önemliydi- niçin İsa'nın annesine veya Havarilere değil de bu adama vermişti? Bu sorular çok önemlidir. Çünkü İsa'nın Çarmıh'tan erken ve henüz ÖLMEMİŞKEN indirilmiş olması olasılığı vardır. Bunu bilen tek kişi işte bu Arimetea idi. İlginç olan Arimetea'nın İsa'yı idama gönderen Yahudi Yaşlı Yargıçlar Kurulu Sanhedrin'in 'En Saygın' Başdanışmanı olmasıdır! Gnostik İnciller'e göre, Arimetea, İsa'yı henüz ölmeden Çarmıh'tan indirmiş ve İsa kendisine çok gizli bir sır vererek onun bu sırra uygun davranmasını istemiştir. İşte bu sır daha sonraki yıllarda Tapınak Şövalyeleri'nin ve Gül ve Haç Kardeşliği Örgütü'nün kurulmasına yol açmıştır.

 

- Bu konu hakkinda carsamba günü yazmaya calisacagim.

 

Judas hain değildi

 

Prof. Phipps'in kitabı 1970'li yıllara damgasını vurmuştu. Bu kitaptan sonra İncil araştırmacıları başka uyduruk eklemelere ve İsa'nın ağzına söyletilmiş yalanlara rastlamaya başladılar.Bunlardan en ilginçi ise 12. Havari diye bilinen Judas Iscariot ile ilgili olandı. İncil'de anlatıldığına göre bu Havari Romalılar'dan 30 gümüş sikke alarak İsa'yı ihbar etmiş ve onun öldürülmesine yol açmıştı. İlahiyatcılar günümüzde bunun kesinlikle yalan ve uydurma olduğunu kanıtlamışlardır.

 

- Hangi ilahiyatcilar.? yahuda iskaryot hakkinda carsamba günü devam edecegim.

 

 

 

Diğer bir anlatımla Judas, İncil'de anlatıldığı gibi bir hain değildir.

 

- kimin diger bir anlatiyla :)

 

Ne Yahudilerden ne de Romalılardan rüşvet almıştır.

 

- kim diyor bunu ?

 

Onu intihara götüren nedense, İsa'nın Çarmıh'a gerilerek ölmesidir.

 

- Hem ölmedi diyorsunuz hemde ihanet etmedi diyorsunuz ve bide rüsvet yani ihanete karsi aldigi parayi kabul etmedi diyorsunuz. Yada bu konuyu yazan kisiye sormak lazim :)

 

Judas da diğer Havariler gibi İsa'nın asla ölmeyeceğine çünkü İnsan Üstü olduğuna inanmıştı.

- diger havariler gibi mi :)

 

Onu intihar ettiren bu derin düş kırıklığıydı. Kilise Babaları ise Judas'ı, eski bir kehanet doğrulansın diye 'Hain' ilan etmişlerdi..

 

- böyle bir ihaneti eski ahit önceden bildiriyor zaten.

 

. Tıpkı Mecdelli Meryem'i de 'Fahişe' ilan ettikleri gibi...

 

- Mecdeli meryem cine tutulmus bir kadindi yukarida ayet var.

 

alıntı

Son iki konuya devam edecegim. Tabi konuya daha cevap vermeden soru sorulmasalar :)

 

iyi geceler..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...