Jump to content
Guest Barika'i_Logos

İncil Güvenilir Bir Kitapmidir?

Recommended Posts

Guest Barika'i_Logos
Orijanl metinler ilk yüzyila dayanir. Mattanin söyleyemeye calistigi herkesin onun hakkinda yazdigidir yani söyle söylim. inanmayanlarda yaziyor yani böyle oldu diye zaten bunun icin örnek verdim. Yani bunlar hep günümüze geldi. Simdi kuranla ve peygamerlikle ne alakasi var dersen. Kuranda isaya incil indi denir fakat ortada bu incil yok. diger kitaplarda hz muhammedin ve kuranin önceden müjdelendigi söylenir fakat elimizdeki kayankalarda bu yoktur. Yani sadece ben dersem ki ali yasamistir fakat gidip nüfus kaydina bakip evet yasamistir denir ama burda söyleniyor fakat ortada bir müjdeleme yoktur. Bilginiz baya varmis ama soru sormaniz garibime geldi.

 

esenlikler

 

sorum cevabıyla beraber idi.

empati yaparak sizinle konuşmuştum.

 

şuan eldeki en eski metinler daha önce sizinde alıntıladığınız kaynakta olduğu şekliyle codex vatikanus codex sinaitikus ve diğer iki tanesidir.

bunlarda tam kitap formunda olmayıp eksiktirler ve 400 lü yıllara aittirler. ayrıca müzelerde ışıktan ısıdan ve sair muhalif şartlaın etkisinden korunmak için saklanmakta ve açılmamaktadırlar!.

ben şimdiki zamana kadar hiç bir ciddi hıristiyan kaynagında 400 yıllardan öncesine ait belge olduğuna dair bilgiye rastlamadım. eğer sizin bu konuda referans ve güvenilir bir bilgi kaynagınız varsa okumaktan keyif alır ve teşekkür sunarım.

zaten ilk yüzyıllara ait belgeler olsaydı onlarda mutkaka hemen herkaynakta zikredilir ve en sık sorulan sorularada büyük cevap teşkil ederdi.

 

islami kesimde en büyük yanılgı sizinde ifade etiğiniz gibi isa aleyhisselama kuran gibi yada tevrat metinleri ve musa aleyhisselama indirilen levhalar gibi birşeyler indi şeklindeki yanlış bilgidir.

 

oysaki incil yani müjde isa aleyhisselam ın kendisiydi.

isa aleyhisselam kendisi müjdeci olarak gelmişti ve konuşan vahiy idi.

islam literatüdeki anışlışı şekliyle ruhullah idi taşıdığı bir mana vardı ve o manyı ifade için gönderilmişti.

zaten kendiside incildeki kayıtlardada geçtiği şekliyle baba tarafından gönderilmiş, ne söylemesi istenmişse onu söylemiş onu bildirmiş bir elçi idi; hatta bir yerde kendi rızasıyla değil gönderenin rızasıyla geldiğinide açıkça beyan etmiştir.

 

müslümanların inen bir kitap olduğu yönündeki kanaati incillerin tarihi seyrindeki bazı şüpheleri ortadan kaldırır bir hata değildir.

kitap şeklinde yada kültrel bir gelenek şeklinde ama ortada bir sorun şuki 400 lü yılladan önceki metinler zayi edilmiştir.

hem kaldıki araştırmaı yazar doktor luka nın ifadesinde geçtiği şekliyle pek çok incil söz konusudur.

sadece matta markos luka yuhanna veya pavlosa ait metinler ve diğer mektuplar değil.

 

isa aleyhisselam müjdedir peki neye ? sorusuna incilde kendisine göre cevap vardır.

müslümanlarınsa buna bakışı yani isa aleyhisselam ın müjde oluşuna bakışı farklıdır.

sanırım sizin sorunuz veya aradığınız husus burda gizli.

 

selam ve dua ile

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest Barika'i_Logos

inançlar tartışılmamalı ama müzakere edilmeli.

burada bana göre sorun şu;

insanların yapıkları hatalar inanca maal ediliyor veya inançla beraber anılıyor.

oysaki inanç saftır temizdir ve lekesizdir; insanın şahsına ait içsel isteklerin neticesi bir takım ahlak dışı hatalar veya kabahatlar veya günahlar inanca maal edilmemeli inançla anılmamalı.

çünkü ilahi temele dayalı hiç bir inanç sistemi o tür davranışları tasvip etmez.

 

ince bir nokta;

bence musevi olsun müslüman olsun isevi olsun bu noktada el ele verip büyük bir ahlaksızlık akımı oluşturarak fertleri, aileleri ve dolayısı ile milletleri yıkma ve esir etme politikası güden dinsizik cereyanına kaşı el ele verip birlikte mücade etmeliler.

 

selam ve dua ile

Share this post


Link to post
Share on other sites
sorum cevabıyla beraber idi.

empati yaparak sizinle konuşmuştum.

 

şuan eldeki en eski metinler daha önce sizinde alıntıladığınız kaynakta olduğu şekliyle codex vatikanus codex sinaitikus ve diğer iki tanesidir.

bunlarda tam kitap formunda olmayıp eksiktirler ve 400 lü yıllara aittirler. ayrıca müzelerde ışıktan ısıdan ve sair muhalif şartlaın etkisinden korunmak için saklanmakta ve açılmamaktadırlar!.

ben şimdiki zamana kadar hiç bir ciddi hıristiyan kaynagında 400 yıllardan öncesine ait belge olduğuna dair bilgiye rastlamadım. eğer sizin bu konuda referans ve güvenilir bir bilgi kaynagınız varsa okumaktan keyif alır ve teşekkür sunarım.

zaten ilk yüzyıllara ait belgeler olsaydı onlarda mutkaka hemen herkaynakta zikredilir ve en sık sorulan sorularada büyük cevap teşkil ederdi.

islami kesimde en büyük yanılgı sizinde ifade etiğiniz gibi isa aleyhisselama kuran gibi yada tevrat metinleri ve musa aleyhisselama indirilen levhalar gibi birşeyler indi şeklindeki yanlış bilgidir.

 

oysaki incil yani müjde isa aleyhisselam ın kendisiydi.

isa aleyhisselam kendisi müjdeci olarak gelmişti ve konuşan vahiy idi.

islam literatüdeki anışlışı şekliyle ruhullah idi taşıdığı bir mana vardı ve o manyı ifade için gönderilmişti.

zaten kendiside incildeki kayıtlardada geçtiği şekliyle baba tarafından gönderilmiş' date=' ne söylemesi istenmişse onu söylemiş onu bildirmiş bir elçi idi; hatta bir yerde kendi rızasıyla değil gönderenin rızasıyla geldiğinide açıkça beyan etmiştir.

 

müslümanların inen bir kitap olduğu yönündeki kanaati incillerin tarihi seyrindeki bazı şüpheleri ortadan kaldırır bir hata değildir.

[b']kitap şeklinde yada kültrel bir gelenek şeklinde ama ortada bir sorun şuki 400 lü yılladan önceki metinler zayi edilmiştir.

[/b]hem kaldıki araştırmaı yazar doktor luka nın ifadesinde geçtiği şekliyle pek çok incil söz konusudur.

sadece matta markos luka yuhanna veya pavlosa ait metinler ve diğer mektuplar değil.

 

isa aleyhisselam müjdedir peki neye ? sorusuna incilde kendisine göre cevap vardır.

müslümanlarınsa buna bakışı yani isa aleyhisselam ın müjde oluşuna bakışı farklıdır.

sanırım sizin sorunuz veya aradığınız husus burda gizli.

 

selam ve dua ile

 

Lukayi anlamak icin luka bölümü okumaniz gerekiyor. Bir baska müjdeden bahsetmiyor kesinlikle farkli bir müjdeden bahsetmiyor luka. Ben size diyorum ki incilin eski nüshalari ilk yüzyila dayanir. Birde o bahsettigniz belgeler sadece bir kacidir. Diger bir konu Müzelerde korunuyor ama tahricilerin gözlemleme yapmasina ve incelemesine aciktir.

 

400 yil önceki belgelerin zayi edilmesini neye dayandiriyorsunuz? Hic bir dönemde böyle bir sey yapilmamistir. Cünkü bu müjde hemen hemen her yere yayilmistir. Benim söyledigim seyi anlamadiniz. Siz diyorsunuz ki elimizde gercegi yok ama gönderilmisti. icindede hz muhammet müjdelenmis ayrica kuranda ama desem ki göster diyeceksiniz ortada yok. Mesihin özünü anlamak icin incili okumamiz gerekiyor neden kendisi söz olarak gelmistir. Babasiz dogmasinin sebebi sadece mucize olmasimiydi? Elimizdeki incil o dönemin kaynagina dayaniyor. Konu ile ilgili yazilar vardir formda. isanin islerini anlamak icin incile bakmamiz gerekiyor. Bizim inancimiza göre ayetler teker teker inmemistir.

 

esenlikler

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest Barika'i_Logos

lukayı okudum;

hemde defalarca ama öle sanıyorumki siz birinci babdan birinci ayeti dikkatle okumadınız;

''aramızda doruğa çıkan olayları bir çok kişi sırasıyla anlatmayı amaç edinerek derlemeye koyuldu. baştan beri tanrısal söze görgü tanığı ve görevli olanların bize bildirdikleri gibi; tüm olayları baştan beri inceden inceye izleyen biri olarak sırasıyla sana yazmayı uygun buldum. öyleki; eğitildiğin konularla ilgili gerçeği bilesin.

 

luka ilk dört ayette bunları söylüyor.

bir çok derlemeden bahsediyor ve o derlemeler olmadığı gibi lukanın teofilusa gönderdiği nüshada yoktur.

zaten lukanın şu sözüde ''baştan beri tanrısal söze görgü tanığı ve görevli olanların bize bildirdikleri gibi;'' incillerin sözlü gelenekle yayıldığının delilidir.

ve bizlere ulaşan şuanki eldeki inciller görgü tanığı ve görevlilerin değil onlardan dinleyicilerin aktarımı olmuş oluyor.

ve ısrar ile dediğimi tekrar ediyorum görgü tanığını dinleyeninde değil;

görgü tanığının kayıtlarını yenileyenlerin kayıtlarını okuyoruz.

zira hiç bir müzede lukaya ait olup teofilusa gönderdiği el yazması incil notu yoktur.

aynısı matta markos ve yuhanna vede pavlos ve diğer mektuplar içinde geçerlidir.

eğer varsa bana bunu kaynagı ile bildirirseniz memnun olurum. netice itibariyle kaynak konusunda sizin kadar geniş değilim ve hatalı laf ediyor isem düzeltmek isterim.

 

eğer zayi edilmediyse kaynaklarda geçmesi gerekiyordu.

eğer 400 lü yılardan öncesine ait incil kayıtları varsa bana kaynak belirtirseniz sevinirim.

 

isa aleyhisselam konuşan vahy idi.

konuşan kitapta denebilir açık anlaşılsın diye.

fakat isa aleyhisselam 3 senelik vazifeli dönemini bir anda yaşamadıki incili yani müjdeyi bir anda

sunsun insanlara.

kendi ifadesidir babası ne söylemesini istemişse onu söylediği. yeri ve zamanı geldiğinde söyleyeceği şeyler babası tarafından kendisine bildirilmiş ve oda yerinde söylemiştir.

isa insanların arasında kaldığı süre içinde babadan bağımsız değildir.

incil isa aleyhisselam ın yaptığı işler ve söylediği sözlerdir.

bu ise 3 yıllık bir süreçtir.

isa aleyhiselam ın bir günlük sözü veya bir aylık sözü incil değildir.

vazifeli kılındığı andan insanların arasından alındığı zaman dilimleri arasındaki süreci yani incildir yani müjde.

 

bir çok akadaşıma incil okumasını tavsiye etmiştim.

ve onlardan hep bir ricam olmuştu ''lütfen incili oku ve bittiğind ebana haber ver sana tek bir soru sorucam'' sorum şu oluyordu;

isa kimdir?!

bana göre isa incilde en muğlak ve hakkında şudur diye hüküm verilmesi en zor karakterdir.

bukadar yüceltilen bir kişi bukadar muğlak ve fulu olmamalıdır net olmalıdır ama o netliği ne o zaman ne şimdi göremiyorum incillerde.

 

konudan konuya zıplıyor dapıtıyorum ama ana konudan saptığı için bir çok şey yazmak zaruri oluyor;

''Siz diyorsunuz ki elimizde gercegi yok ama gönderilmisti.'' demişsiniz.

ben öyle demiyorum. ne dediğimi zaten az üstte gayet açık şekilde ifadeye çalıştım.

isa yani müjde isa aleyhisselam ın kendisiydi.

 

selam ve dua ile

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şalom

sevgili dostum bu hristiyan teologlar kimdir isim verebilirmisin merak ettim çünkü ortada kendine hristiyan diyen ve bu işten anladıgını söyliyen o kadar çok kişi varki çoguda ateist sadece konuşmuş olmak için konuşuyorlar sanırım bir toplantıda bulundun yerini tarihini ve bir kaç isim verebilirsen sana daha fazla yardımcı olacak cevaplar alacaksın. diger cevabım size sayın dostum sinirlendigimi söylüyorsun dogrudur ben aynı şekilde sana sorsam kuran güvenilir bir kitapmıdır diye bana nasıl cevap verirdin yaz bende öyle cevap vereyim sorumu bir daha soruyorum kuran güvenilir bir kitapmıdır.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest Barika'i_Logos

şalom bey;

 

öcelikle; etkiye tepki meselesi.

kendimis orgu odasında gibi hissettim bir anda garip!

 

çok fazla ayrıntıya girmeden;

yerli kaynaklar beni çok fazla doyurmadı. ne bire bir görüşmeler nede email yazışmaları.

takip ettiğim kilise toplantılarıda kılasik vaaz dan ve tanıma sürecinden başka bir özelliğe sahip olmadı benim için.

aslında sadece duyralılık diyelim buna.

daha ötesi yok maalesef.

 

bilgisine baş vurduğum eser yada kişilerin düşünce yapısını anlayıp itibar edilip edilmeyeceğini anlayacak kadar tecrübe sahibiyim ALLAH cc a şükür.

ondan dolayı ben bilgi edindiğim kaynakların sakıncalı olduğunu düşünmüyorum.

zaten sakıncalı olsaydı şimdi siz bana bu tarz ifadelerin dışında çok farklı şeyler yazardınız.

melkem arkadaşmız ilede böyle seviyeli ve hoş bir sohbet yapamazdım.

 

sorular hakaret ve aşağılama içermediği sürece öfkeye sebeb olan tek şey kendi içimizdeki yetersizlik veya birikmiş bilinçaltıdır.

bakın sizde bana aynısını sormuşsunuz neden öfkelenmiyorum?

sizce mevcut durumdan dolayımı ! kesinlikle hayır.

çünkü çok doğal bir soru cevabıda okadar doğaldır.

evet kur'anı kerim güvenilir bir kitaptır.

karşınızdaki insanı anladığınız sürece kafanız rahat eder ve huzurlu olursunuz.

isterse can düşmanınız olsun önemli olan birbirini anlamaktır saygı ve muhabbetle insan olarak bakmaktır.

biz inançları konuşuyoruz inanç demek temelde saygı duyulması en elzem husus demektir.

bu sözü söyleyen biri olarak inancınıza saygısızlık bekliyorsanız hala bende değil sizde vardır bir hata.

 

selam ve dua ile

Share this post


Link to post
Share on other sites
ben incilde yoktur demedim ama insanlar arasinda zina kavraminin olmadigi kesin inanin buna...ben iclerinde yasiyorum ve burada aciklayamayacagim seyleri kendi gozlerimle goruyorum...belki zina kavramini bilenler vardir inaniyorum ama ben hic denk gelmedim...obur yorumumdada yazdim farkinda iseniz incilde yazilanlarida kuranda yazilanlarida uygulayip uygulamamak sahislara kalmis birsey...ben sadece suan deginiyorum kuran ve incilin arasinda fark yok sadece insanlar kendi beyinlerindeki inanclarina gore yasamayi tercih ediyorlar...a.e.o

 

güzel bir konu, kitapta yazıyor ama insanlarda uygulama yok, bizim dinimizde de günah lakin bazılarına bakıyorsun

kimin eli kimin cebinde, ama lafa gelince benim kalbim temiz kalbe bakacaksın demekten kalmazlar, haram vs herşey bir

şekilde maalesef yapılıyor, sahtekarlık desen var, hırsızlık desen var, hak yemek var,

yapmak istemeyenler bile şu düzen içinde sende ister istemez bişeyleri yapmak zorunda kalıyor bişeylerden kaçamıyorsun,

ama bile bile kasten bişeyleri yapmak birinin hakkını yemek ya da başka şeyler tabiki içindeki inancın temelinden kaynaklanıyor,

ben bir insanın kendimce bu yönleriyle değerlendiririm, şu dinmisin bumusun değil, kendimce çevrem hep müslüman olduğu için

kendimce bu durumu bile test ederim, çünkü herşey Allah korkusunda bitiyor, Allahtan korkmayan kimden korkacak ki, bu korku

insanı günah işlemekten alıkoyar, bu korkuyu başka korkularla karıştırmamak lazım, ahlak,vicdan, merhamet yoksa

ben istediğim kadar şu dindeyim desin tabiki herkesin bir dini var, hepimiz Allaha inanıyoruz,

inancını sorgulamak tabiki kimseye düşmez ama bu yönlerde eksiklik varsa kendimce artık diyorum

sen bu kişiden uzak dur, bir zarar alabilirsin, inancı sağlam olmayan kişi ahlaksızsa tabiki bakacam

ne işim var benim ahlaksız, vicdansız biriyle

 

 

istediklerini hangimiz yapıyoruz, istemediklerini hangimiz yapmıyoruz,

 

sadece inanıyoruz, bir taraftan bişeyleri inkar ediyoruz, yaptığımız günahları kendimiz yaptığımız

için sevaba çeviriyoruz, işimize nasıl gelirse öyle davranıyoruz,

 

tam anlamıyla Allaha en çok hangimiz inanıyoruz,

 

zina yapan kişinin inancı çokmu sağlam, kalbinin temizliği ile işinimi götürüyor

 

siz biraz karıştırıyorsunuz gibi geldi bana, insanların ibadetleri sorgulanmaz,

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şalom

sayın arkadaşım sana sordugum şeylere cevap vermek yerine kendi fikirlerini beyan etmişsin bu da sen bunları ya birilerinden duydun yada her hangi bir siteden okudun ama ikisi,de dogruları söylemiyor anlamına geliyor sorduklarıma cevap vermeni rica ederim.

luka daha kitabın başında amacının isa'nın yaşamını dogru ve ayrıntılı bir biçimde anlatmak oldugunu açıkca ortaya koyuyor.madem başucunda duruyor başından oku ama sana tavsiyem dagıtılan incillerden degil bir kutsal kitap edin oradan oku baglantılarını daha iyi anlarsın sevgili melkem bu da şunu gösteriyor isa mesihin duyurusu işe yaramış en azından merak edenler olabiliyor bu da bir aşama sevgili müslüman arkadaşlar acaba neden merak etmiyorsunuz biz kuran'ı neden merak etmiyoruz neden onun hakkında yazmıyoruz birde bunu düşünün.

unutmadan ben-i kureyza katliamı hakkında bir cevap vermediniz bundan sonraki yazımda bunu yazacagım.

Share this post


Link to post
Share on other sites

İncil güvenilir midir bilemem ama Kuran en güvenilirdir onu iyi biliyorum ve en iyisi varken neden elimdekiyle yetineyim diye soruyorum.

Share this post


Link to post
Share on other sites
lukayı okudum;

hemde defalarca ama öle sanıyorumki siz birinci babdan birinci ayeti dikkatle okumadınız;

''aramızda doruğa çıkan olayları bir çok kişi sırasıyla anlatmayı amaç edinerek derlemeye koyuldu. baştan beri tanrısal söze görgü tanığı ve görevli olanların bize bildirdikleri gibi; tüm olayları baştan beri inceden inceye izleyen biri olarak sırasıyla sana yazmayı uygun buldum. öyleki; eğitildiğin konularla ilgili gerçeği bilesin.

 

luka ilk dört ayette bunları söylüyor.

bir çok derlemeden bahsediyor ve o derlemeler olmadığı gibi lukanın teofilusa gönderdiği nüshada yoktur.

zaten lukanın şu sözüde ''baştan beri tanrısal söze görgü tanığı ve görevli olanların bize bildirdikleri gibi;'' incillerin sözlü gelenekle yayıldığının delilidir.

ve bizlere ulaşan şuanki eldeki inciller görgü tanığı ve görevlilerin değil onlardan dinleyicilerin aktarımı olmuş oluyor.

ve ısrar ile dediğimi tekrar ediyorum görgü tanığını dinleyeninde değil;

görgü tanığının kayıtlarını yenileyenlerin kayıtlarını okuyoruz.

zira hiç bir müzede lukaya ait olup teofilusa gönderdiği el yazması incil notu yoktur.

aynısı matta markos ve yuhanna vede pavlos ve diğer mektuplar içinde geçerlidir.

eğer varsa bana bunu kaynagı ile bildirirseniz memnun olurum. netice itibariyle kaynak konusunda sizin kadar geniş değilim ve hatalı laf ediyor isem düzeltmek isterim.

 

eğer zayi edilmediyse kaynaklarda geçmesi gerekiyordu.

eğer 400 lü yılardan öncesine ait incil kayıtları varsa bana kaynak belirtirseniz sevinirim.

 

isa aleyhisselam konuşan vahy idi.

konuşan kitapta denebilir açık anlaşılsın diye.

fakat isa aleyhisselam 3 senelik vazifeli dönemini bir anda yaşamadıki incili yani müjdeyi bir anda

sunsun insanlara.

kendi ifadesidir babası ne söylemesini istemişse onu söylediği. yeri ve zamanı geldiğinde söyleyeceği şeyler babası tarafından kendisine bildirilmiş ve oda yerinde söylemiştir.

isa insanların arasında kaldığı süre içinde babadan bağımsız değildir.

incil isa aleyhisselam ın yaptığı işler ve söylediği sözlerdir.

bu ise 3 yıllık bir süreçtir.

isa aleyhiselam ın bir günlük sözü veya bir aylık sözü incil değildir.

vazifeli kılındığı andan insanların arasından alındığı zaman dilimleri arasındaki süreci yani incildir yani müjde.

 

bir çok akadaşıma incil okumasını tavsiye etmiştim.

ve onlardan hep bir ricam olmuştu ''lütfen incili oku ve bittiğind ebana haber ver sana tek bir soru sorucam'' sorum şu oluyordu;

isa kimdir?!

bana göre isa incilde en muğlak ve hakkında şudur diye hüküm verilmesi en zor karakterdir.

bukadar yüceltilen bir kişi bukadar muğlak ve fulu olmamalıdır net olmalıdır ama o netliği ne o zaman ne şimdi göremiyorum incillerde.

 

konudan konuya zıplıyor dapıtıyorum ama ana konudan saptığı için bir çok şey yazmak zaruri oluyor;

''Siz diyorsunuz ki elimizde gercegi yok ama gönderilmisti.'' demişsiniz.

ben öyle demiyorum. ne dediğimi zaten az üstte gayet açık şekilde ifadeye çalıştım.

isa yani müjde isa aleyhisselam ın kendisiydi.

 

selam ve dua ile

 

Merhaba; Senin görüsüne göre isa yasayan sözdü. Ama kuran böyle demiyor. Bu hristiyanlarin görüsüdür.

isa mesih dirildikten sonra 40 yil dünyada yasadi. Bahsettigin mektuplar hepsi digerleriyle beraberdir.

 

isa mesih kimdir: incili okuyan bilir. Ama söylim o Rabtir fakat insanlarin özgürdür inanip inanmamakta özgürdür. ayrica herseyi bir yana birak Benim icin kendini feda eden bir Sevgi göstergesi varken ben neden araplarin dilini kurmasi ve kendilerini yüce göstermesi icin gelen bir kitaba inanayim ama saygi duyarim. Yine bu benim görüsüm. ayrica dini kurallarin hemen hemen hepsi incildede vardir. Diger bir konuda arastirin kuran incil ve diger kutsal metinlerin sadece %0' date='01 ini kapsiyor ki bu cok az. Demek ki bir cok seyden bi haberiz.

 

 

Sunu unutmayin sayin arkadasim; Burda seni inandirmak inancindan cikman anlami tasir ki bu senin icin mümkün degildir.

 

Bahsettigin tarih incil metinlerinin bulunma tarihi. yazi tarihi farklidir.

 

[b']Öncelikle esinlemeyi ögrenmeliyiz![/b]

Kitab’ı Mukaddes’de esinlemenin tanımı şöyledir: Tanrı, seçtiği yazarları öyle yönlendirmiştir ki, yazarlar asıl elyazmalarında kendi özgün kişiliklerini, üsluplarını ve sözcük dağarcıklarını kullanarak Tanrı’nın insana olan vahyini hatasız bir biçimde oluşturmuş ve kaydetmişlerdir.

 

Bu gerçekler, gökten gönderilmiş olan Kutsal Ruh’un gücüyle

size Müjde’yi iletenler tarafından bildirildi.”

(1 Petrus 1:12)

Kitap” ve “İncîl” anlamdaş olmaya başladılar. Kitap olarak İncîl’i de İsa yazmadı. Onu kaleme alan kişiler, İsa’nın bunun için tayin ettiği elçilerdir.7 Elçilerin görevi hâfızdan öteydi. İsa Mesih buyruklarını (sözünü) elçilere emanet etti (Elçilerin İşleri 1:1-2). Onları, Kutsal Ruh’un gücüyle kendisine tanıklar olmak üzere atadı:

 

“Çünkü konuşacak olan siz olmayacaksınız, Babanızın Ruhu

sizin aracılığınızla konuşacaktır.” (Matta 10:20)

 

Elçiler, Kutsal Ruh’un denetimi altında yazarak, tanık oldukları olayları ve kendi anlayışlarını ifade tarzlarını birleştirerek Tanrı’nın istediği sözleri yazdılar! Esin Tanrı’nın “nefesi”dir. Kutsal Ruh, yanlışlık olmadan, her kelimeyi denetleyerek yazdırıyordu.8 “Hiçbir peygamberlik sözü insan isteğinden kaynaklanmadı. Onlar Kutsal Ruh’ça yöneltilerek Tanrı’nın Sözlerini ilettiler.” (2 Petrus 1:20-21)

 

Petrus’un kâtibi Markos ya da Pavlus’un kâtibi sayılabilenLuka.

 

Luka'nın dostu Teofolis'e yazdığı bir önsözle başlar (1:1-4)

Dedigim gibi incil ayet ayet inmemistir esinlenmistir. Luka’nın yazıları aynı zamanda bir tarihçe niteliği taşımaktadır. Bu kitapların yazılış amacı şöyle açıklanmaktadır:

Luka 1:1-3 Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişmiştir. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize iletmişlerdir. Ben de tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.

İlk kitap Mesih’le ilgili olarak doğuşu, çarmıha gerilişi ve yükselişini anlatmaktadır. Bunları Kitabın yazılış amacı olarak söyleyebiliriz. Elçilerin İşleri kitabını yazarken Luka bu açıklamayı yaparak ikinci kitabına başlıyor:

Elçilerin İşleri 1:1-2 Ey Teofilos, İlk kitabımda İsa’nın yapıp öğretmeye başladığı her şeyi, seçmiş olduğu elçilere Kutsal Ruh aracılığıyla buyruklar verip yukarı alındığı güne dek olanları yazmıştım.

Ancak Luka’nın hitap ettiği Teofilos[1] hakkında çok net bir bilgimiz yoktur. Bu bir kişi olabileceği gibi, Allah’tan korkan, uluslardan Yahudi inancını benimsemiş kimseler olabilir. Neticede Teofilos Mesih’e ait olaylarla ilgilenmektedir ve mutlaka bu konuda bazı bilgilere sahiptir. Anacak Luka bu bilgileri ‘özenle araştırmış biri olarak’ bunları doğru bir sıra ile ve doğru bir bakış açısından vererek Teofilos’u doğru bilgilendirmek istemiştir. Luka ilk kitabında Mesih inancının başlangıcını verirken, ikinci kitabında bu inancın Mesih’e dayalı olarak gelişmesi ve yayılması üzerinde durur. Bunları verirken Mesih’in kilise içindeki varlığı ve Mesih’in kilisede çalışmasını özenle açıklar ve böylece ilk yüzyıl kilise tarihini bu yazılar oluşturur.

Luka’nın iki çalışması bir tarihçi yaklaşımıyla yazılmıştır. Luka da tıpkı klasik tarihçiler gibi bir olayı anlatırken olayın geçtiği zamanı dönemin iyi tanınan kimselerin adlarını kullanarak belirginleştiriyor:

Luka 1:5 Yahudiye kralı Hirodes zamanında, Abiya bölüğünden Zekeriya adında bir kâhin vardı. Harun’un soyundan olan karısının adı ise Elizabet’ti.

(olaylar Yahudiye Kralı Hirodes zamanında geçiyor)

Luka 2:1 O günlerde Sezar Avgustus tüm Roma dünyasında bir nüfus sayımının yapılması için ferman çıkardı. 2 Bu ilk sayım, Kirinyus’un Suriye valiliği zamanında yapıldı.

(Luka’nın demek istediği şudur: anlattığım bu olaylar Sezar Avgustus’un tüm Roma dünyasında bir nüfus sayımının yapılması için ferman çıkardığı zamanla ilişkilidir.)

Aynı şekilde Mesih’in doğumunu anlatmadan önce yapmış olduğu girişe dikkat edelim:

Luka 2:2 Bu ilk sayım, Kirinyus’un Suriye valiliği zamanında yapıldı. 3 Herkes yazılmak için kendi kentine gitti. 4 Böylece Yusuf da, Davut’un soyundan ve torunlarından olduğu için Celile’nin Nasıra kentinden kalkıp Yahudiye bölgesine, Davut’un kenti olan Beytlehem’e gitti. 5 Orada, hamile olan nişanlısı Meryem’le birlikte yazılacaktı. 6-7 Onlar oradayken, Meryem’in doğum yapma vakti geldi ve ilk oğlunu doğurdu. Onu kundağa sarıp bir yemliğe yatırdı. Çünkü handa kendilerine yer yoktu.

(Luka 2:1-2 ayetlerinde Luka, İsa Mesih’i önce bir zamana koyuyor, 2:4 ayetinde Mesih’in doğduğu coğrafya ve yeri Onun soyu ile ilişkili olarak belirtiyor)

Luka 3:1 Sezar Tiberyus’un egemenliğinin on beşinci yılıydı. Yahudiye’de Pontiyus Pilatus’un valiliği sürüyordu. Celile’de Hirodes, İtureya ve Trahonitis bölgesinde Hirodes’in kardeşi Filipus, Abilini’de de Lisanyas yönetimin başındaydı. 2 Hanna ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı, sözünü çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahya’ya duyurdu.

 

Tanrı’nın Yahya’ya sözünü iletmesini bahsetmeden önce yaptığı girişe dikkat ediniz. Luka önce tarihi belirliyor: ‘Sezar Tiberyus’un egemenliğinin on beşinci yılıydı’ sonra mesajın ilişkili olduğu coğrafyayı gösteriyor: ‘Yahudiye’de Pontiyus Pilatus’un valiliği sürüyordu. Celile’de Hirodes, İtureya ve Trahonitis bölgesinde Hirodes’in kardeşi Filipus, Abilini’de de Lisanyas yönetimin başındaydı.’ Ve mesajıyla ilgili kimseden bahsetmeden önce bahsedeceği kişinin yaşadığı yerlerle ilişkili olarak önemli isimleri de kayıt altına alıyor: ‘Hanna ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı’ bundan sonra ekliyor: ‘Tanrı, sözünü çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahya’ya duyurdu.’

Aynı şekilde Elçilerin İşleri kitabında Luka, Pavlus’un savunmalarını kayıt altına aldığında bu tarihsel olayların hangi dönemde geçtiğini anlamamıza yardım eder (Elçilerin İşleri 18:12; 23:26; 24:2,27; 25:13; 26:24).

Bütün bunların ışığında söyleyebileceğimiz şey Luka’nın yazılarının arkeloglarca bile tarihsel bir gerçek olarak doğrulanabileceğidir. Bu yazım şekli yalnızca Luka’ya aittir.

İnancın Yayılması ve Savunulması

Mesih İsa’nın çarmıha gerilmesinden sonra dirilmesi Müjdenin yayılmasına önlenemeyecek bir ivme kazandırmıştır. Romalıların çarmıha gerdiği Mesih İsa havarilerin vaazında Rab ve Kurtarıcı olan kişi olarak ilan edilmiştir.

Yahudiler için İsa, çarmıha gerilmiş bir kişi olarak ancak lanetin simgesi olabilirdi (Tesniye 21.23) Grekler içinse bu durum ciddi olmaktan uzak bir konudur (17:32) çünkü çarmıha gerilmiş bir bilge kişi onlara göre zeki insanlara yönelik belki bir hakaret anlamını taşıyabilirdi (I.Korintliler 1:22-23). Diğer yandan Roma’yı temsil eden güçler her zaman Hristiyanlara şüpheyle bakmış ve Hristiyanları politik bir oluşum gibi algılamıştır. Çünkü Mesih’in kendisini Kral ilan etmiş olması (Yuhanna 18:33-37) Sezar’a karşı olmak anlamında anlaşıldığından Mesih’i çarmıha germiş olan Roma bu yüzden Hristiyanlara karşı oldukça sert bir politika izlemiştir. Bu yüzden inancın yayılması kadar savunulması da ilk Hristiyanlar için önem taşımaktaydı. Luka Müjdesi ve Elçilerin İşleri kitaplarını yan yana düşündüğümüzde Luka’nın Mesih inancını aynı anda Yahudi, Grek ve Roma dünyasına Müjdelediği ve bu inancı savunduğunu görmekteyiz.

Luka Müjdesinin anahtarı 19:9-10 ayetleridir:

Luka 19:9 İsa dedi ki, “Bu ev bugün kurtuluşa kavuştu. Çünkü bu adam da İbrahim’in bir oğludur. 10 Nitekim İnsanoğlu, kaybolmuş olanı arayıp kurtarmak için geldi.”

Elçilerin İşleri kitabı ise 1:8 ayeti üzerine bina edilmiştir:

Elçilerin İşleri 1:8 Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Kudüs’te, tüm Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bir bucağında benim tanıklarım olacaksınız.

İnancın savunması yanında Elçilerin İşleri kitabı boyunca Kudüs’te, Yahudiye, Samiriye’de ve dünyanın diğer yerlerinde kaybolmuş olanların nasıl bulunduğuna tanık olmaktayız.

Kudüs’te Büyüyen Kilise (1:1-6:7)

Elçilerin İşeri 6:7 Böylece Tanrı’nın sözü yayılıyor, Kudüs’teki öğrencilerin sayısı arttıkça artıyor, kâhinlerden birçoğu da iman çağrısına uyuyordu.

İstefan’ın tutuklanması (6:8-15) ilk kilise açısından bir kilometre taşı olarak değerlendirilebilir. Çünkü bundan sonra başlayan baskı dönemi (5:17-42) imanlıların Kudüs’ten dağılmasına sebep olmuştur. Bu da imanlıların gittikleri her yerde kiliselerin kurulmasına (uluslara yayılmasına) vesile olmuştur:

Elçilerin İşleri 8:1 İstefan’ın öldürülmesini Saul da onaylamıştı. O gün Kudüs’teki inanlılar topluluğuna karşı korkunç bir baskı dönemi başladı. Elçiler hariç tüm imanlılar Yahudiye ve Samiriye’nin her yanına dağıldılar.[2]

Filipus’un Samiriye’ye yaptığı ziyaret her ne kadar olağan gözüküyorsa da Elçilerin İşleri Kitabına baktığımızda Mesih’in Elçileri görevlendirmesi (1.1-8) üzerine gelişen olaylar olduğu açıktır. Filipus’un Etiyopyalı haznedarı vaftizi yine Müjde’nin uluslara yayılması adına bir harekettir. Bunun neticesinde ortaya çıkan sonuç şudur:

Elçilerin İşleri 9:31 Tüm Yahudiye, Celile ve Samiriye’deki inanlılar topluluğu esenliğe kavuştu. Gelişen ve Rab korkusu içinde yaşayan topluluk, Kutsal Ruh’un yardımıyla sayıca büyüyordu.

Bundan sonra Müjde’nin dünyaya yayılmasına tanık olmaktayız. Petrus’un Eneyas’ı iyileştirip (9:32-35), Tabita’yı diriltmesi (9:36-43) Lidda, Şaron ve Yafa’da imanlıların çoğalmasına ve müjdenin yayılmasına sebep olmuştur. Kornelyus’un iman etmesi (10:1-8, 23-48) Etiyopyalı haznedarın iman etmesi gibi Müjde’nin tüm ulusları kapsaması adına örnek gösterilebilir.[3]

Petrus’un hapishaneden kurtulmasından (12: 1-19) sonra Hirodes’in ölümü onun konuşmasını dinleyen kimselerin önünde Tanrı’nın yüceliğini ve yargısını açıkça göstermesi adına dikkat çekicidir. Bu korkunç olaydan sonra ayet şöyle diyor:

Elçilerin İşleri 12:24 Tanrı’nın sözü ise yayılıyor, etkisini artırıyordu.

Bunun anlamı şudur: Tanrı sözü önünde duranlar Tanrı sözüne karşı direnemez, Tanrı’nın Müjdenin yayılmasına ilişkin vaadi önünde hiçbir şey duramaz.

Elçilerin İşleri 1:1-12:25 ayetleri arasında Petrus’un hizmeti ön plandaydı. Bundan sonra Luka, Pavlus’un hizmetine dikkatimizi çekiyor (12:25-28:31). Burada Pavlus’un Yahudi olmayanlara yönelik hizmetine tanık olmaktayız. Bu hizmetler sırasında olan bir başka dikkat çekici olay Yahudilikten gelen Hristiyanlarla, uluslardan gelen Hristiyanların birbirlerini kabul iman kardeşi olarak kabul etmeleridir (15:1-16:4). Uluslardan gelen Hristiyanlara sünneti öğretmeye çalışan bazı sapkın öğretişlere karşı Barnaba ve Pavlus Elçilerin Kilisesi olan Kudüs’te bir konsül nitelikli toplantı yaparak cevap oluştururlar. Elçilerin Antakya kilisesine yazılı ve sözlü olarak cevap göndermeleri ayrıca Ulusların Kilisesinin de Kudüs kilisesini bir yetki olarak kabul etmesinin işaretidir. Burada ayrıca gördüğümüz şey şudur: Yeryüzünde kiliseler sayı ve iman bakımından güçlenmeye devam etmektedir.

Elçilerin İşleri 16:5 Böylelikle toplulukların imanı güçleniyor ve sayıları günden güne artıyordu.

Bundan sonra 16:6-19:20 ayetleri arasında ulusların arasında Müjdenin daha büyük bir coğrafya içinde yayılmasını gözlemliyoruz. Ana başlıklar altında toplamak gerekirse bu yayılmayı bölgesel bazda şöyle gözlemlemekteyiz:

Filipi (16:11-40)

Selanik (17:1-9)

Veriya (17:10-15)

Atina (17:16-35)

Korint (18:1-17) [Efes (18:24-19:20)]

Müjde’nin buralara ulaşması Avrupaya ilk girişin işaretleridir. Pavlus’un tutukluluğu sebebi ile Roma’ya gitmesi ise Müjdeyi Roma dünyasının tam kalbine taşıyacaktır. Bu bölümler Müjde’nin Yahudi olmayan uluslar arasına nasıl girdiğini ve yayıldığını anlamamıza yardım etmektedir.

Elçilerin İşleri 19:20 Böylelikle Rab’bin sözü güçlü bir biçimde yayılıp etkinlik kazanıyordu.

Bundan sonra Müjdenin dünyaya yayılışını görmekteyiz. Pavlus’un Roma yolculuğu ve bunun Müjde’nin önlenemez yayılması ile Elçilerin İşleri kitabının başındaki 1:8 ayetindeki sözün böylece tamamlanmasını görmekteyiz. Pavlus’un Hristiyanlığı ve kendi imanını savunma[4] durumunda kalması ayrıntılarla verildiğinden Hristiyanların suçsuz bulunduğuna tanık olmaktayız.

Elçilerin İşleri 28:31 Hiçbir engelle karşılaşmadan Tanrı’nın Egemenliğini tam bir cesaretle duyuruyor, Rab İsa Mesih’le ilgili gerçekleri öğretiyordu.

Luka Müjdesinin genel görünüşü:

Luka Müjdesinde belirgin olarak gördüğümüz şey Tanrı’nın günahkarlara, kötü ün sahibi kimselere ilgisidir:

Luka 7:36-50: İsa Mesih günahkar kadının Meshini kabul eder.

Luka 7:51-56: İsa Mesih samiriyelilerin (günahkarların) yanmasını istemez

Luka 15:1-31: Buradaki üç benzetme bizlere Tanrı’nın kaybolmuş olan günahkarlara olan ilgisini göstermektedir.

Luka 17:11-19: Yahudilerin yapmadığı ama İsa Mesih’in davet ettiği müjdeyi Samiriyelinin şükranla kabul edişini Mesih onaylamıştır.

Luka 18:9-14: İsa Ferisi pişmalık içinde olan günahkarı kabul etmiştir. Luka 19:1-10: İsa Mesih kendi halkına ihanet etmiş olan bir günahkarı kabul etmektedir.

Luka 22:47-51: İsa Mesih başkahinin kölesinin kulağını iyileştir.[5]

Luka 23:40-43: İsa Mesih çarmıhta tövbe eden günahkarı kabul eder.

Bundan başka Tanrı’nın toplumda önemsiz kabul edilen, fakirler, kadınlar ve çocuklar, ünlü olmayan kimselere yönelik ilgisi vurgulanır (Luka 1:26-56):

Elizabet (1:39-45)

Meryem (1:48, 52-53)

Çobanlar (2:8-18)

Şimon (2:25-35)

Anna (2:36-38)

Mesih’in soy kütüğündeki ünlü olmayan kimseler (3:23-38)

Mesih’in tapınakta okuduğu mesaj (4:16-21)

Fakir ve ihtiyaç içinde olan kimseler (6:20-26)[6]

Marta ve Meryem (10:38-42)[7]

Zengin dini önderlere karşılık söylenen altı bildiri:

11:42 vay halinize ey ferisiler ...

11:43 vay halinize ey ferisiler ...

11:44 vay halinize ...

11:46 vay halinize ey Yasa uzmanları ...

11:47 vay halinize ...

11:52 vay halinize ey Yasa uzmanları ...

Zengin budala adam (12:13-21) Sakat kadının iyileştirilmesi (13:10-17) Tanrı’nın hastalar (14:2), yoksullar, kötürümler, sakatlar, kötürümler ve körlere olan ilgisi (14:13)[8]

Dilenci Lazar ve Zengin tüccar (16: 19-31)

Dul kadın (18:1-8)

İsa toplumun mükemmel kabul ettiği bir standartta yaşayan Zakay’ın evine gider. Çünkü Zakay’ın esas ihtiyacı kurtuluştur (19:1-9).[9]

 

Ağlayan kadınlar (23:27-31)

Luka Müjdesinde Mesih’in Kudüs’e doğru olan yolculuğu gözlemlernirken Elçilerin İşleri kitabında ise Mesih’in (kilisesi aracılığı ile) dünyaya doğru olan yolculuğuna dikkat çekilir.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Elçilerin İşleri Kitabının açılımı:

 

Elçilerin İşleri 1:6 Elçiler bir araya geldiklerinde İsa’ya şunu sordular: “Rab, İsrail’e egemenliği şimdi mi geri vereceksin?:

Elçilerin ilk akıllarında olan şey geleneksel Yahudi inancının tapınak ve Kudüs merkezli inanış biçimine göre bir egemenlik olmuştu. Ancak bundan sonra gelişen olaylar durumun tam tersi olduğunu göstermektedir. Çünkü İsa Mesih göksel bir tapınak ve Göksel bir Kudüs (göksel olan egmenlik) bahsetmetedir.Pentekost Günü geldiğinde Yahuilerin ırksal olarak Tanrı’yı sahiplenmiş olan önyargıları Kudüs’te oturanların diğer uluslar arasında oturanlardan[10] daha kutsal olduğu fikri yerini şaşkınlığına dönüşüyor:

 

Elçilerin İşleri 2:9-11 Aramızda Partlar, Medler, Elamlılar var. Mezopotamya’da, Yahudiye ve Kapadokya’da, Pontus ve Asya ilinde, Frikya ve Pamfilya’da, Mısır ve Libya’nın Kirene’ye yakın bölgelerinde yaşayanlar var. Hem öz Yahudi hem de Yahudiliğe dönme Romalı konuklar, Giritliler ve Araplar var aramızda. Ama her birimiz Tanrı’nın büyük işlerinin kendi dilimizde konuşulduğunu işitiyoruz. 12 Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, “Bunun anlamı ne?” diye sordular.

 

Bu olaydan sonra Kilisede çıkan bir yardım dağıtımı konusundaki şikayet Aramice konuşanların ve Grekçe konuşanların tamamıyla eşit olduğunu göstermektedir. Çünkü klasik Yahudi inancında Aramice konuşmak, Kudüs’te tapınağa yaşamak bir ayrıcalık idi. Burada Luka seçilen diyakonların tamamının Grek kökenli olduğuna dikat çeker. Bu da Müjdenin herkes için olan evrensel boyutunu göstermektedir:

Elçilerin İşleri 6:5-6 Bu öneri bütün topluluğu hoşnut etti. Böylece, iman ve Kutsal Ruh’la dolu biri olan İstefan’ın yanısıra Filipus, Prokorus, Nikanor, Timon, Parmenas ve Yahudiliğe dönme Antakyalı Nikolas’ı seçip elçilerin önüne çıkardılar. Elçiler de dua edip ellerini onların üzerine koydular. 7 Böylece Tanrı’nın sözü yayılıyor, Kudüs’teki öğrencilerin sayısı arttıkça artıyor, kâhinlerden birçoğu da iman çağrısına uyuyordu.

Filipus elçi değil, Aramice konuşan bir Yahudi kimse değil, ama Yahudilerin hiç sevmediği Samiriye halkına gidiyor. Elçilerin ise Kudüs’te kalmış olması çok düşündürücü:

Elçilerin İşleri 8:5 Filipus, Samiriye kentine gidip oradakilere Mesih’i tanıtmaya başladı. 6 Filipus’u dinleyen ve yaptığı mucizeleri gören kalabalıklar, hep birlikte onun söylediklerine kulak verdiler. 7 Birçoklarının içinden kötü ruhlar yüksek sesle haykırarak çıktı; bir sürü felçli ve kötürüm iyileştirildi. 8 Ve o kentte büyük sevinç oldu.

Olan şeyleri duymak herhalde Elçileri şaşırtmış olmalı ki Filipus’un tecrübesinden öğrendiklerini gidip yerinde görmek istiyorlar:

Elçilerin İşleri 8:14 Kudüs’teki elçiler, Samiriye halkının, Tanrı’nın sözünü benimsediğini duyunca Petrus’la Yuhanna’yı onlara gönderdiler.

Elçilerin İşleri 1:8 ayetindeki tüm dünyaya gidip tanık olma vaadinin henüz dikkate alınmadığını görüryoruz. Ancak İstefanos’un öldürülmesi sonucu başlayan baskı sonucu imanlıların gitmeye başladığını görmekteyiz:

 

Elçilerin İşleri 8:1 İstefan’ın öldürülmesini Saul da onaylamıştı. O gün Kudüs’teki inanlılar topluluğuna karşı korkunç bir baskı dönemi başladı. Elçiler hariç tüm imanlılar Yahudiye ve Samiriye’nin her yanına dağıldılar. Bu olayları diğer bir diyakon olan Filipus’un Etyopyalı bir saray görevlisini vaftiz etmesi izlemektedir (8:26-38).

Petrus’un Görümü ve Yüzbaşı Kornelyus’un evine gidip Müjde’yi vaaz etmesi (10:9-48) bir başka önemli olaydır. Petrus’un görümü her ne kadar yiyecek ile ilgili gibi gözükse de geleneksel Yahudi inancının diğer uluslardan olanlarla ilişki içine girmemesi, onların evine gitmemesi ve bazı yiyeceklerden uzak durmak gibi günlük hayata ilişkin pratiklerle ilişkilidir. Bu olayın kaydedilmesi artık Müjdenin evrenselliğinin anlaşılmaya başlandığını göstermektedir. Ama bu durum Yahudilikten gelen Hristiyanları rahatsız etmişti.[11]

 

Elçilerin İşleri 11:3 “Sen sünnetsiz kişilerin evine gidip onlarla yemek yemişsin!” dediler.

 

 

 

Diğer ulusların önce Yahudi olup sünnet olması fikrinin ilk kilise döneminde yaygınlığını böylece daha iyi anlıyoruz. Yahudi kültürü diğer uluslarla Tanrı halkı arasında bir bariyer oluşturmaktaydı ve İsa bunu yıktı. 10:34-35: O zaman Petrus söz alıp şöyle dedi: “Tanrı’nın insanlar arasında ayrım yapmadığını, ama kendisinden korkan ve doğru olanı yapan kişiyi, ulusuna bakmaksızın kabul ettiğini gerçekten anlıyorum.

Aynı şekilde 15. bölüm bu konuya ışık tutmaktadır.

Elçilerin İşleri 10:6 ayetine baktığımızda Petrus’un Simun isimli bir dericinin yanında kaldığını görmekteyiz. Oysa Yahudiler derişcilik işi yapmazdı. Kan ile ilişkili olarak bu şeylere dokunan kimse tapınağa da giremezdi. Bu durumda Luka’nın bu kaydı dönemin Yahudi inancına artık birşeylerin değiştiğini öğretmektedir.

Petrus’un Kornelyus’un evindeki vaazında olanlara dikkat edelim:

 

Elçilerin İşleri 10:44 Petrus daha bu sözleri söylerken Kutsal Ruh, konuşmayı dinleyen herkesin üzerine indi. 45 Petrus’la birlikte gelmiş olan Yahudi imanlılar, Kutsal Ruh armağanının diğer uluslardan olanların da üzerine dökülmesini şaşkınlıkla karşıladılar.

Petrus’un bu tecrübesine (10:1-11:18) geniş bir yer verilmesi bu olayın kilise için çok önemli olduğunu göstermektedir. Petrus’un Elçi olarak (güvenilir bir kimse) olarak tanıklığı kalabalığın tepkisini yatıştırıyor. Ancak buna rağmen bu olayın şaşkınlığı halen üzerlerindedir:

Elçilerin İşleri 11:18 Bunları dinledikten sonra yatıştılar. Tanrı’yı yücelterek şöyle dediler: “Demek ki Tanrı, tövbe etme ve yaşama kavuşma fırsatını diğer uluslara da vermiştir.”

Bu durumun kolay anlaşılamadığı yine karşımıza çıkıyor:

 

Elçilerin İşleri 11:19 İstefan’ın öldürülmesiyle başlayan baskı sonucu dağılan imanlılar, Fenike, Kıbrıs ve Antakya’ya kadar gittiler. Tanrı sözünü sadece Yahudilere duyuruyorlardı.

13. bölüme geldiğimizde Antakya kilisesinin önem kazandığını görmekteyiz. Çünkü Elçiler halen Kudüs’ten ayrılmıyor ama Antakya kilisesi ise Elçiler göndermeye başlıyor:

Elçilerin İşleri 13:1 Antakya’daki inanlılar topluluğu içinde bazı peygamberler ve öğreticiler vardı: Barnaba, Niger denilen Şimon, Kireneli Lukyus, bölge kralı Hirodes’le birlikte büyümüş olan Menahem ve Saul. 2 Bunlar Rab’be tapınıp oruç tutarlarken Kutsal Ruh kendilerine şöyle dedi: “Barnaba’yla Saul’u, kendilerini çağırmış olduğum görev için bana ayırın.” 3 Böylece oruç tutup dua ettikten sonra, Barnaba’yla Saul’un üzerine ellerini koyup onları yolcu ettiler.

Pavlus Kıbrıs’a gelince yine kültürel olaral alıştığı üzere havraları dolşıyor (13.5). Ama Yahudi olmayan uluslarla da görüşmekten çekinmiyor. 13:42-44 ayetlerinde Yahudilere yönelik müjdeleme yapan Pavlus ve Barnaba karşılaştıkları zorluklar (45-46) neticesinde diğer uluslara gideceklerini cesaretle bildiriyorlar (13:46-47). Bu haber Uluslar arasında sevinç yaratıyor (13:48).

Pavlus ve Barnaba bu gezi sonucu Antakya’ya döndüklerinde Tanrı’nın Kurtuluş planının tüm uluslardan insanları nasıl kapsadığı kafalarında aydınlanmıştı:

Elçilerinİşleri 14:27 Oraya vardıklarında inanlılar topluluğunu bir araya getirip Tanrı’nın kendileri aracılığıyla neler yaptığını, diğer uluslara iman kapısını nasıl açtığını anlattılar.

15. bölüme baktığımızda Yahudilerin diğer ulusları kabul etmekteki güçlüğü tekrar karşımıza çıkıyor.[12]

16. bölümden itibaren Müjde’nin diğer uluslara yayılmasını görmekteyiz. 21. bölüme geldiğimizde Pavlus’un tapınağa gittiğini görmekteyiz. Pavlus uluslarla olan ilişkisinden dolayı Yahudilerin onun hakkındaki nefretini kaldırmak için tapınağa gidiyor (21:24). Ama Pavlus’un tapınağa bu şekilde saygı göstermiş olması[13] çoğu Yahudinin kızgınlığını yatıştırmadı (21:28, 30, 31). 16. bölümden itibaren görüyoruz ki Yahudilerin Pavlus’a olan kızgınlığı Pavlus’un Sözü yaymasını engelleyemedi. Müjde Yahudi olmayan uluslar arasında yayılmaya devam etti. Yahudiler Mesih’in Müjdesini reddettiği için elçiler artık uluslara gidecektir:

 

Elçilerin İşleri 13:46 ... “Tanrı’nın sözünü ilkönce size bildirmemiz gerekiyordu. Siz onu reddettiğinize ve kendinizi sonsuz yaşama layık görmediğinize göre, biz şimdi diğer uluslara gidiyoruz (18.6).

 

Çünkü Tanrı diğer uluslara iman kapısı açmıştır:

 

Elçilerin İşleri 14:27 Oraya vardıklarında inanlılar topluluğunu bir araya getirip Tanrı’nın kendileri aracılığıyla neler yaptığını, diğer uluslara iman kapısını nasıl açtığını anlattılar.

 

Uluslar da bu çağrıya cevap vermektedirler:

 

Elçilerin İşleri 15:3 Böylece inanlılar topluluğunca gönderilenler, diğer uluslardan olanların Tanrı’ya nasıl döndüğünü anlata anlata Fenike ve Samiriye bölgelerinden geçerek tüm kardeşlere büyük sevinç verdiler.

Çünkü bu uluslar arasında Tanrı’ya ait kimseler vardır:

Elçilerin İşleri 15:15-16 Peygamberlerin sözleri de bunu doğrulamaktadır. Yazılmış olduğu gibi: `Bundan sonra ben geri dönüp, Davut’un yıkılmış konutunu yeniden kuracağım. Onun yıkıntılarını yeniden kurup onu tekrar ayağa kaldıracağım.

17-18 Öyle ki, geriye kalan insanlar, bana ait ola tüm uluslar Rab’bi arasınlar. Bunları ta başlangıçtan bildiren Rab, işte böyle diyor.

Çünkü Tanrı tüm ulusları tek bir insandan türetmiştir (Elçilerin İşleri 17.25).Bu yüzden Tanrı’nın Kurtarış Planında Yahudiler kadar ulusların da yeri vardır. Bundan dolayı Mesih Pavlus’u uluslara göndermeyi uygun bulmuştur (Pavlus’un elçiliği ve görevi Mesih’ten gelmektedir):

Elçilerin İşleri 22:21 “Rab bana, `Git’ dedi, `ben seni uzakta olan uluslara göndereceğim.

Elçilerin İşleri 26:17-18 Seni kendi halkının ve diğer ulusların elinden kurtaracağım. Seni, ulusların gözlerini açmak ve onları karanlıktan ışığa, Şeytan’ın hükümranlığından Tanrı’ya döndürmek için gönderiyorum. Öyle ki, bana iman ederek günahlarının affına kavuşsunlar ve kutsal kılınanların arasında yer alsınlar.

Zaten bu olaylar Kutsal Kitapta daha önceden bildirilmiştir. Öyleyse bütün bu Mesihçi hareket Yahudi inancının zaten önceden bildirdiği şeylerdi:

Elçilerin İşleri 26:22 Ama bugüne dek Tanrı yardımcım olmuştur. Bu sayede burada duruyor, büyük küçük herkese tanıklık ediyorum. Benim söylediklerim, peygamberlerin ve Musa’nın önceden haber verdiği olaylardan başka bir şey değildir.

Elçilerin İşleri 26:23 Onlar, Mesih’in acı çekeceğini ve ölümden dirilenlerin ilki olarak gerek kendi halkına, gerek diğer uluslara ışığın doğuşunu ilan edeceğini bildirmişlerdi.”

Öyleyse Mesih’e ait olan bu Müjde’yi ulusların duyması kaçınılmazdır:

Elçilerin İşleri 28:28-29 Şunu bilin ki, Tanrı’nın sağladığı bu kurtuluşun haberi diğer uluslara gönderilmiştir. Ve onlar buna kulak vereceklerdir.

Yahudi olmayanların Müjde içindeki yeri:

Luka bu gerçeği, Tanrı’nın sağladığı kurtuluşun haberinin diğer uluslara gönderileceği haberini ilk kitabının başında, bebek İsa’nın tapınağa getirilmesinde dikkatimize sunar:

Luka 20.30-32 Çünkü senin sağladığın

ve tüm halkların gözü önünde hazırladığın kurtuluşu,

ulusları aydınlatıp

halkın İsrail’e yücelik kazandıracak ışığı

gözlerimle gördüm.

Şimon’un burada ne dediğine dikkat edin. Tüm halkların gözü önünde hazırlanan bir kurtuluştan bahsediyor. Mesih’in çarmıhının üzerinde asılı suç yaftasının üç lisanda yazılması, sözün Kudüs, Yahudiye, Samiriye ve tüm dünyaya yayılacak olması planı, pentekost günü değişik coğrafyadan insanların Kutsal Ruh’un gelilşine tanık olması, bu insanların tekrar memleketlerine gittiklerinde bu haberleri başkalarıyla paylaşacak olmaları kurtuluşun gizli yada örtülü bir plan olmadığını göstermektedir. Diğer yandanŞimon bu Kurtuluş ışığının yalnızca Tanrı’nın halkı İsrail’i değil ulusları da kapsadığını bidiriyor.

Luka bu kurtuluşu anlatırken esas ilgisi Mesih’in vücut alıp aramıza gelmesi ve bu kutuluşu ilan etmesidir. Bu da bizi İşaya 49.6 ayetine görtüryor:

“Yakup’un oymaklarını canlandırmak,

Sağ kalan İsrailliler’i geri getirmek için

Kulum olman yeterli değil.

Seni uluslara ışık yapacağım.

Öyle ki, kurtarışım yeryüzünün dört bucağına ulaşsın (İşaya 42.6).”

İşaya’nın bu sözlerine 1. ayetten itibaren baktığımızda şunu görüyoruz; Mesih hizmetçi gibi gelecektir. Çünkü Tanrı Onu uluslara Müjde’nin ışığını (kurtuluş mesajını) götürmek için seçmiştir. Luka bu olayın Yahudi olmayanlara yönelik olan hizmette artık başlamış olduğunu bildirmektedir:Elçilerin İşleri 13:47 Çünkü Rab bize şöyle buyurmuştur: `Yeryüzünün dört bir bucağına kurtuluş götürmen için seni uluslara ışık yaptım.’”

Öyleyse bu olaya Mesih’in havarilere olan vasiyetine bakarak yaklaşalım:

 

Matta 28:18 İsa yanlarına gelip kendilerine şunları söyledi: “Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. 19 Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin. Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin. 20 Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim.”

O halde şunu söyleyebiliriz ki, Havarilerle gelişen bu misyon hareketi bugün aynı şekilde Müjde’nin ışığını bütün uluslara götürmektedir. Pavlus ve Barnaba bu ayetin kendilerine Müjde yayma görevi (Yahudi olmayan uluslara) verdiğinden bahsetmektedir.

Luka ilk kitabının başında Mesih’in Müjdesinin diğer ulusları da kapsadığını bildirmiştir:

Luka 3:6 Ve tüm insanlar Tanrı’nın sağladığı kurtuluşu görecektir.

Yani Luka Greklere yönelik olarak ilk kitabını yazdığında okuyucularını en başta Tanrı’nın Yahudi olmayan olmayan uluslara olan ilgisinden bu şekilde haberdar etmektedir.

Mesih’in tapınakta okuduğu İşaya kitabındaki sözler ise Yahudiler kadar ulusları da ilgilendirmektedir:

Luka 4:18-19 “Rab’bin Ruhu benim üzerimdedir. Çünkü O beni, müjdeyi yoksullara iletmek için meshetti. Tutsaklara serbest bırakılacaklarını, körlere gözlerinin açılacağını duyurmak için, ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak ve Rab’bin lütuf yılını ilan etmek için beni gönderdi.”

Burada serbest bırakılacak olan tutsaklar ve özgürlüğe kavuşacak olan ezilenler kimdir? Bunlar dönemin Yahudi kültüründe çok iyi anlaşıldığı üzere her elli yılda bir boru çalınarak ilan edilen Lütuf yılında salıverilen kölelerdir, yani düğer uluslardır. Ancak bu sefer dünyasal kölelikten çok Mesih ruhsal olan, günaha olan kölelikten bahsetmektedir. İsa Mesih, bu sözlerin Kendisinin gelmesi ile ilişkili olarak tamamlandığını söylemektedir. Luka Yahudi olmayan okuyucularına Müjdenin en başında böyle bir güvence vermektedir. İsa bu sözleri okumakla kalmıyor durumu daha belirgin ve anlaşılır kılmak için Yahudilerin iyi bildiği iki olayı onlara hatırlatıyor:

Luka 4:26 İlyas bunlardan hiçbirine gönderilmediği halde, Sayda diyarının Sarafat kentinde bulunan dul bir kadına gönderildi.

27 Elişa peygamberin zamanında İsrail’de çok sayıda cüzamlı vardı. Bunlardan hiçbiri iyileştirilmediği halde, Suriyeli Naman iyileştirildi.”

28 Havradakilerin hepsi, bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.

29 Ayağa kalkıp İsa’yı kentin dışına sürdüler. O’nu uçurumdan aşağı atmak için kentin kurulduğu tepenin yamacına götürdüler.

 

İlyas İsrail’de kıtlık olduğu günlerde İsrail’den birine değil başka ulustan bir dul kadına gönderilmişti. Elişa ise Suriyeli Naaman’ı cüzamndan iyileştirmişti. Yahudiler kendilerini diğier uluslardan daha üstün gördükleri için İsa’nın ulusları Yahudilerle eş seviyeye çıkarması yada onları Yahudilerden üst seviyeye çıkarmış olması onları oldukça kızdırıyor. İsa bu konuşmayı canı pahasına yapmaktadır. Çünkü öfkelenen Yahudiler (4.28) onu uçurumdan aşağı atmak istemişlerdi (4.29).

 

O halde Mesih’in gelişi ile zaten Müjde’nin uluslara yayılması başlamıştı. Tanrı’nın kurtuluş planı içinde uluslara da yer vardı.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...