Jump to content
Guest fatma didar

Ahmed Hulusi Kitapları ve Fikirleriniz?...

Recommended Posts

Guest fatma didar

Arkadaşlar,kendim okumadan önce Ahmed Hulusi ile ilgili fikir,görüş ve düşüncelerinizi almak istedim.Kitaplarını okuyanlar varsa paylaşırlarsa , önfikir edinmiş olacağım.teşekkürler

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest StarK

Herşeyi bilimsel olarak açıklamaya çalışıyo, bilimin açıklayamayacağı şeyler de var. Çok kafan karışır sana söyleyimm :) Cehennem güneştir falan filan bişiler diyo..böle yanlış açıklamaları da var..Doğrusu yok mu? Var var olmasına da..onun bahsettiği konuları büyük islam alimlerinin eserlerinden okuyup ona göre değerlendirmek lazım :)

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest fatma didar

KABİRLERDEN ÇIKMA EVRESİ

Kâbir âlemi yaşamında, uykuda, yaşadığınız duyguları, çok daha fazlasıyla ve çok daha yoğunluklu olarak yaşayacaksınız.

Bu durum “Sistemin kıyâmeti” dediğimiz, Dünya’nın Güneş tarafından yutulması evresine kadar devam edecektir.

Güneş Dünya’yı yutmaya başladığında; Dünya’nın manyetik alanı ortadan kalktığında, bütün insan ruhları, otomatik olarak kendilerini bizim anlayışımıza ve yapımıza göre cehennem olarak tanımlanan, Güneşin, dalga boyutlu yapısı içinde bulacaklardır…

Bu evre insanların kâbirlerinden çıkması olarak tanımlanmıştır.

kendisi bu şekilde açıklamış.peki hadiste geçen kuyruk sokumu kemiğinden dirilme olayı nasıl olacak .

Share this post


Link to post
Share on other sites

Gel dostum… Ne olursan ol, gel tefekkür dünyasına, aklını değerlendirenler arasına!.

Bırak taklitçiliği!

Bırak, “kafan karışsın”!.. Denizler durulmaz dalgalanmadan!.

Elbette, şartlandırıldığın yanlışlar, eksikler, yetersizlikler, gelen doğru bilgilerle karşılaşınca karışacaktır!. Kafan, allak bullak olacaktır!.

Katarakttan kurtulmak istiyorsan, ameliyatı kabulleneceksin!.

Ahmed Hulusi

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

ahmet hulusiden önce incelenicek çok kitap ve din adamı olduğunu düşünüyorum,ahmet hulusi en son geliyo dini konularda...

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yazdığı doğru yanlış şeyler olabilir,ancak kendi halinde hizmet vermeye çalışması ve bunu ücretsiz yapması ve bilgi paylaşımı güzel diye düşünüyorum.

  • Like 4

Share this post


Link to post
Share on other sites
Yazdığı doğru yanlış şeyler olabilir,ancak kendi halinde hizmet vermeye çalışması ve bunu ücretsiz yapması ve bilgi paylaşımı güzel diye düşünüyorum.

 

tamam haklısın kuzguncuk abi ama ilk başta başka eserleri incelemek lazım diye düşünüyorum ben:)

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest fatma didar

dini konulardaki hükümlerde ya da gerçeklerde diyelim,yanlış bulduğunuz noktalar var mı varsa nedir düşünsel anlamda yoksa burada kişiliğini eleştirmeyelim.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

“Bir saat tefekkür bazen bir sene ibadetten daha hayırlıdır”(Suyutî, Camiu’s-sağir, 2/127; Aclûnî, I/310) mealinde bir hadis vardır. Bu hadisi şöyle anlamak mümkündür:

 

- Zihni bir saat Allah’ın azametiyle meşgul etmek, onun isim ve sıfatlarının kâinattaki yansımalarına çevirmek, Allah’ın emir ve yasakları çerçevesinde çizilmiş hukukullah ve hukuku’l-ibad(Allah ve kul hakkı) konusundaki taksiratını düşünmek, bir yıl nafile ibadet yapmaktan daha hayırlıdır.

 

- Bu külli kaide, her zaman herkes için aynı sonuç doğuracağı anlamına gelmez. Anlaşılması gereken husus; bir sene nafile ibadetlerden daha sevaplı olan bir saat tefekkürün var olduğu ve bu kapının herkes için açık olduğudur. Kişilerin ilmi, takvası, aklı, marifeti ve tefekkür kapasitesinin bunda büyük rolü vardır.

 

- Suyutî bu hadisi zayıf olarak değerlendirmiştir. Ancak amellerin fazileti konusunda zayıf hadislerle de amel edileceğine alimler hem fikirdir.

 

- Bediüzzaman Said Nursi, özetle: “R. Nurlarda, böyle bir tefekkür zemini vardır” demek suretiyle, bu tefekkür çeşidinin daha çok iman esasları çerçevesinde olduğuna işaret etmiştir. Özellikle Allah’a ve ahirete iman konusu büyük önem arz etmektedir.

 

- Allah'tan fazlasıyla sevap ummanın zararı yoktur. Tefekkürün bazı şartları vardır. Bu şartların yerine gelmesi gerekir. Ayrıca tefekkürde bir an vardır ki o an yakalandığında yapılan tefekkürün sevabı bir sene on sene veya daha fazla bir sürelik nafile ibadete mukabil gelebilir. Kadir gecesini yakalayıp, kadir gecesindeki tefekkürde de bu anı yakalayan insan Allahtan çok büyük sevaplar umabilir.

 

Tefekkürün müminin hayatında çok önemli bir yeri vardır. Ancak bunun için tefekkürün ne demek olduğunu bilmek gerekir. Tefekkür evvela bir ön bilgiye dayanır. Âmîce ve câhilâne tefekkürler, kuru birer tahayyüldür ve zamanla bıkkınlık verir, daha sonra da insan onu anlamsız görmeye başlar. Bu sebeple insanın evvela tefekkür edecek mevzuu bilmesi, yani önceden belli bir malumatının olması gerekir.

 

Ayların ve yıldızların dönüşünü, onların insanla münasebetini.. insanı teşkil eden zerrelerin deveran ve cereyanını bilmek, tefekkür adına bir adımdır, ama Ay’ın ve Güneş’in harekatına bakıp kâinatın baş döndürücü güzellikleri karşısında şairane ilhamlarla coşmak tefekkür değildir. Bu şekilde düşünen, hayallere dalan malûl, yalnız ve garip bir sürü natüralist şair vardır. Onlar, mütefekkir değil, içlerini ve kalblerini kaybetmiş, gönüllerini Mefisto’ya kaptırmış hayalperestlerdir. Bunlar da bazen düşünüp kâinatın güzelliklerinden bahsedebilirler. Dünyevi güzellikler onların ifadelerinde öyle destanlaştırılır ki, onların bu beyanları karşısında insan, cennetin güzelliklerini duyuyor, dinliyor gibi olur. Bazen suların şakır şakır akması, yağmurun şapır şapır yağması, ağaçların hemhemesi, kuşların demdemesi hakkında öyle destan tuttururlar ki, insan kendisini cennetlerin ortasında zanneder. Ancak bütün bunlar tefekkür olmadığı gibi kalbî ve rûhî hayat adına da hiçbir şey vaat etmezler. Bunlar, bir adım bile ileriye gidememiş ve tenteneli perdenin verâsına geçememişlerdir. İşte bu tefekkürün hiçbir faydası yoktur. Ne kadar derin hülyalara dalınırsa dalınsın böyle bir tefekkürün insana bir şey kazandırmadığı bir vâkıadır.

 

Yukarıda da ifade edildiği gibi tefekkür etmek için evvela icmâlî bir malumatın olması şarttır. İnsanlık, hal-i hazırda ulaştığı ilim seviyesi itibarıyla, bu ilk bilgi sayesinde yeni terkipler, yeni tahliller yapacak, onlar üzerinde derinleşecek ve daha değişik hükümlere varacaktır. Vardığı bu hükümleri de ileride varacağı daha başka hükümler için mukaddime yaparak, bundan yeni yeni neticeler çıkaracak, çıkarıp tefekküründe derinleşecek, tek buudlu tefekkürünü çok buudlu yapacak ve muzaaf tefekküre ulaşacaktır. Bütün bunlarsa malumat sahibi olmaya vâbestedir. Malumatsız insanın tefekkür etmesine imkan yoktur. Bunun için bol bol kitap okuma çok önemlidir. Daha sonra tefekkür yolunun ve usûlünün öğrenilmesi ve son olarak da şeriat-ı fıtriyenin ve âyât-ı tekviniyenin mütalaa edilmesi gerekir ki, sabit ve sağlam düşünebilme imkanı doğsun.

 

İnsan, bir saat sağlam tefekkür ederse, o insanda erkân-ı imaniye (iman esasları) inkişaf eder. Daha sonra o insan, Allah’ı sever ve kalbinde derin bir muhabbet-i ilâhî belirir, derken zevk-i ruhanîye ulaşır ve ötelere doğru kanatlanır gibi olur. İşte böyle bir tefekkürle bazen insan, gider bin sene ibadet yapan ancak bu türlü bir tefekkürden mahrum kimselerin varabildiği ufka varır. Böyle bir anlayış ve şuur içinde, Rabbi’ne teveccüh etmeyen biri, bin sene bir yerde dursa da düşünüp derinleşemediğinden kat’ettiği mesafe bir saat tefekkürle kazanılan mesafeye müsavi gelmeyecektir. Ancak bu, onun bin sene yaptığı ibadetin boşa gittiği şeklinde de kesinlikle anlaşılmamalıdır. Zira Allah karşısında ne bir rükû, ne bir secde, ne bir kavame, ne de bir celse boşa gider. “Zerre ağırlığınca hayır yapan onu bulur. Zerre ağırlığınca şer yapan da onu bulur.” (Zilzal, 99/7-8) ayet-i kerimesinin ifadesiyle, herkes kazancına göre bir kısım şeylere mazhar olur. İbadetlerini yerine getiren bir insan, vazife-i ubudiyetini eda etmiş olur; ne var ki, o tefekkürden hâsıl olan derinliği elde edemez. İşte bu manadaki tefekkür, bir sene ibadete mukabil gelebilir.

-ALINTI-

 

--- Sonraki mesaj ---

 

İslâmî bir farz: Tefekkür

 

Hazreti Aişe (radıyallahu.anha) validemizin naklettiği ve sabah Hazreti Bilal radıyallahu anh gelinceye kadar ağlayıp ibadet eden sevgili Efendimiz’in durumunu anlatan hadisin sonunda Cenab-ı Peygamber aleyhı efdalusselam ve ekmeluttehaya, “Bu ayetleri (Âl-i İmran,3/190-194) okuyup uzun uzun tefekkür etmeyenin vay haline.” şeklinde buyurmaktadır. Cenab-ı Peygamber aleyhı efdalusselam ve ekmeluttehaya’in bu ifadeleri ve o gece nazil olan ayetlerden, gecenin sessizliği içinde tefekküre dalmanın her mü’min için bir gereklilik olduğunu anlamak mümkündür. Muhasebeyi de tefekkürden ayırmak mümkün değildir. Müminin her gün, her saat, iyi-kötü, yanlış-doğru, günah-sevap yaptığı şeyleri gözden geçirip, hayırları, güzellikleri şükürle karşılaması; inhirafları, günahları istiğfarla gidermeye çalışması; yanlışları ve kötülükleri de tevbe ve nedametle düzeltmeye gayret etmesi adına önemli bir cehd ve insanın kendini isbat etmesi adına da ciddi bir teşebbüs sayılan muhasebe, adeta içe dönük ve biraz da pratik neticeleri olan bir tür tefekkür sayılabilir.

 

Hazreti Ebu Bekir Radıyallahu Anh tefekkür ederdi

 

Hazreti Ebu Bekir radıyallahu anh, geceleri, yatsı namazından sonra bir-iki saat kadar ev halkıyla sohbet ederdi. Onlar yattıktan sonra kalkar, abdestini tazeler, iki rekât namaz kılıp seccadesi üzerinde oturarak, huşû içinde tefekküre dalardı. Geceleyin kalkar, on rekât teheccüd ve üç rekât vitr kılar ve ev halkını da uyandırırdı. Arkasından sabah sünnetini kılıp camiye giderdi.

 

 

Lokman Hekim: Tefekkür Cennete ulaştırır

 

 

Lokman Hekim, tek başına ve uzun uzun düşünürdü. Dostları kendisine uğrar ve “Yalnız niye oturuyorsun, toplum arasına karışıp onlarla kaynaşsan daha iyi olmaz mı?” deyince, Lokman; “Yalnızlık, tefekkür için daha uygundur. Tefekkür insanı Cennet yoluna ulaştırır.” cevabını verirdi.

 

 

Geceleri yattığımda; Kur’an’ı düşünürüm

 

Mutarrif’in şu sözleri bize tefekkürü ne güzel anlatır: “Geceleri sırt üstü yatağıma uzanır, Kur’ân’ı düşünür ve amelimi Cennet ehlinin ameliyle kıyaslarım. Onların, altından kalkamayacağım şekilde amel yaptığını görürüm. Çünkü onları Kur’ân şöyle anlatıyor: “Geceleri pek az uyurlardı. Seherlerde istiğfar ederlerdi.” (Zariyat, 51/17) “Onlar ki, gecelerini Rabb’lerine secde ederek (O’nun huzurunda ayakta) durarak geçirirler.” (Furkan, 25/64) “Yoksa o, gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan ve Rabb’inin rahmetini uman gibi midir? De ki, “Bilenle bilmeyenler bir olur mu?” Doğrusu ancak akl-ı selim sahibi olanlar öğüt alır.” (Zümer, 39/9)

 

 

***

 

 

Hazreti Ali Radıyallahu Anh: “Tefekkürü olmayan bir susma, unutkanlık ve dalgınlıktır.”

 

Hasan el-Basri: “Bir saat tefekkür, bir gece ibadetin­den hayırlıdır.”

 

Zünnun el-Mısrî: “İbadetin anahtarı tefekkür, isa­betli yolda olmanın alâmeti heva, heves ve nefse muhalefettir.”

 

Mumşad ed-Dineverî: “Hakimler hikmeti, te­fekkür ve sükût ile elde etmişlerdir.”

 

Ebu Süleyman ed-Dâranî: “Gözünüzle ağlamayı ve kalbinizle düşünmeyi âdet haline getirin.”

 

Mansur b. Ali: “Hikmet, ariflerin kalbinde sıdk diliyle, zahidlerin kalbinde tafdil diliyle, abidlerin kalbinde tevfik diliyle, müridlerin kalbinde tefekkür diliyle, alimlerin kalbinde ise tezek­kür diliyle konuşur.”

 

Ömer b. Abdülaziz: “Allah’ın nimetleri üzerinde düşünmek en makbul ibadetlerdendir.”

 

--- Sonraki mesaj ---

 

arkadaşlar tefekküre dair sorucevap tarzı olan islami bir siteden alıntıladığım ""İbadetlerini yerine getiren bir insan, vazife-i ubudiyetini eda etmiş olur; ne var ki, o tefekkürden hâsıl olan derinliği elde edemez."" şu bölümde olsa iyi olur ama olmaması günah değil sadece sebeplenememek olarak anlatılmış

ancak şurada da;

""“Bu ayetleri (Âl-i İmran,3/190-194) okuyup uzun uzun tefekkür etmeyenin vay haline.” şeklinde buyurmaktadır. Cenab-ı Peygamber aleyhı efdalusselam ve ekmeluttehaya’in bu ifadeleri ve o gece nazil olan ayetlerden, gecenin sessizliği içinde tefekküre dalmanın her mü’min için bir gereklilik olduğunu anlamak mümkündür""

gereklilik olarak ele alınmış

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest jadore

Merhabalar, Ahmet Hulusi Protestan İslam yanlısıdır. Türkiyede cemaat toplantılarında çevre edinmiştir ve bir takım yardımlarla Amerika da yaşamaktadır.Gönderdiği ücretsiz kitapların refere edilmesi kayınpederi tarafındandır.Master konumla ilgili olduğundan Diğer ,çıkan tüm islam ile ilgili kitapları takip ettiğim gibi Kendisinin de pek çok kitabını bizzat satın aldım ve okudum.İslam hologramik beden ,astral seyahat filan gibi konulardan çok daha derin ve üstündür.Yazar Fedai Erdoğ un Protestan İslam ve Duaların sırrı isimli kitabını size karşıt düşünce örneği olarak gösterebilirim.Kur'an ı Kerim Çözümü isimli en son çalışmasıda elime yeni geçti.Henüz incelemem bitmedi.Daha sonra o konuda da bilgi verebilirim.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...