Jump to content
brett

Çözülememiş Bir Çok Sıkıntı ve Kederiniz İçin Güçlü Bir Terkib

Recommended Posts

ya kardeşim bunun açıklaması güneşe tapanlar filan iyice okuyun kimse evliyadan bir şey istemez onun hürmetine ister Allahım dostum demiş araya koymayabilirsinizde herkesin kendi seçimi ,

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest selefi

Dileyen diledğine inansın ama sofulerin bu konuda dayandıkları hadislerin hepsi ya uydurma yada zayıftır. Şeyhlerin görüşleri ise bizi bağlamaz çünkü ibadet konusunda tek yetkili şahıs Peygamberdir, salih kimseler ancak ve ancak Peygamberin getirdiklerini anlatırlar.

 

İslam tevhide gölge düşürecek ve şirke yol açabilecek bütün şeyleri yasaklamıştır. (Bir araştırın bakalım Peygamber tevhid oturana kadar neden en masum kabir ziyaretlerini bile yasaklamıştır) Bunlardan biride kabirlerin tapınak haline getirilmesi veya hayır ve şer, fayda ve zarar işlerde, onlara dua edilerek yardım dilenmesi, yada onlardan birşey istenmesi olayıdır.

 

İslam bu gibi şeyleri kesin olarak yasaklamış ve önlenmesi için de gerekli bütün tedbirleri almıştır. Çünkü bu gibi uygulamalar, şirke kapı açan şeylerden kabul edilmiştir.

Rasulullah sellAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:

 

"Dikkat ediniz ki, sizden evvel ki bir çok kimseler kabirleri mescidler, yani secde yeri ediniyorlardı. Dikkat ediniz ve kabirleri mescid edinmeyiniz. Ben sizi bundan mutlaka menediyorum." (Müslim)

Sahih-i Müslimde şu olay kaydedilmektedir:

 

"Hz.Ali, Ebu'ş-Heyyac el-Esedi'yi Yemen'e gönderir ve kendisine şöyle der: Rasulullah'ın beni gönderdiği bir iş için seni gönderiyorum. Yerden yüksek ne kadar kabir varsa yık ve ne kadar heykel varsa yerle bir et." (Müslim)

Görüldüğü gibi islam, tevhide gölge düşürecek veya şirke götürecek bütün şeyleri yasaklamıştır. İslamda kabirlerin mescid haline getirilmesi, yükseltilmesi, onlara doğru namazın kılınması yasaktır. Nitekim Rasulullah sellAllahu aleyhi ve sellem daha öncekiler hakkında islamın yasakladığı şekillerde davrandıkları için saptıklarını belirtmiş ve Allah-u teala'nın bu yüzden onlara lanet ettiğini ifade etmiştir. Durum böyleyken islam aleminde, kabirlerin yükseltilmesi, üzerlerine kubbe yapılması, ziyaretgah, hatta tapınak haline getirilmesi, bid'at ve şirkten başka birşey değildir.

Hz.Aişe ile Abdullah b.Abbas(r.a) şöyle demişlerdir:

 

"Rasulullah sellAllahu aleyhi ve sellem son hastalığında çektiği zahmetten dolayı yanında bulunan siyah bir elbiseyi ikide bir yüzüne örter dururdu. Elbise sıkıntı verdikçe atıp yüzünü açardı, İşte o halde iken:"Yahudi ve hıristiyanlara Allah lanet etsin. Nebilerinin kabirlerini kendilerine mescid edindiler" buyurdu. Ki maksadı yahudi ve hıristiyanların bu yaptıklarından ümmeti sakındırmaktı."

Uzakta iken veya ölümlerinden sonra kabirleri başında peygamberlere ve salih kullara dua edip yakaranlar, aynen yıldızlara yakaran ve meleklerle peygamberleri rabler edinenler gibi, Allah'tan başkasına dua eden müşriklerdendir. (İbn Teymiyye-Tevessül s.224)

Ölüleri, kabirleri putlaştıran bazı kimseler, bu yaptıklarını meşru göstermek için şu uydurma hadisi delil olarak getirirler:

 

"İşler ters gidip darda kaldığınızda, kabirdekilerden yardım isteyin." (Uydurma Hadis)

Hadis alimleri bu sözün Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'e atılmış bir iftira olduğunda ittifak etmişlerdir. Hiçbir hadis alimi böyle bir hadis rivayet etmemiştir ve güvenilir hadis kitaplarında da böyle bir şey yoktur.

Allah-u teala şöyle buyurmuştur:

 

"Her zaman ölümsüz diri olana dayan ve O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahından haberdar olarak O yeterlidir:" (Furkan:58)

Kabirlerden yardım istemenin meşru olmadığı her müslümanın bilmek zorunda olduğu konulardandır. (İbn Teymiyye-Tevessül s.441,442)

Hıristiyanlar ölmüş din büyüklerinden yardım isterler, aynı şeyi kimi tarikat ve cemaatlerde yaparlar. Onlarda ölmüş din büyüklerinin yardımını almak, onları aracı ve şefaatçi yapmak için, mezarlarını ziyaret etmeyi, onlara Adaklar adamayı dindarlığın bir parçası sayarlar.

 

İnsanların isteklerinden haberi olmayan, ancak kıyamet günü dirilecek olan bir ölü, bize şah damarımızdan daha yakın olan ve herşeyi bilen Allah-u teala'ya karşı nasıl aracılık edebilir. Kur-an'ın birçok ayeti Allah-u teala'dan başkasına dua etmeyi, müşriklerin en belirgin özelliklerinden sayar. Yanlızca Allah-u teala'nın kadir olduğu hususlarda Müslümanlar sadece O'ndan yardım dilerler.

Allah-u Teala şöyle buyuruyor:

 

"Allah'ım Biz ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım isteriz." (Fatiha: 5)

Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem İbn Abbas'a:

 

"İstediğin zaman Allah'tan iste. Yardım dilediğin zamanda O'ndan dile" demiştir. (Tirmizi, Ahmed)

Share this post


Link to post
Share on other sites

selefi kardeşim evliyaları sevmiyor olabilirsin ama sevenlerde var onlara tabi olanlar var bilmediğin konulara girme bence işin ters gider

Share this post


Link to post
Share on other sites

Selefi insanları yanlıs yonlendirme.

 

İbni teymiye diye bahsettigin kişi meshepsizlige kapı acan yoldan cıkmıs biridir. Ondan gelen bilgilere itibar edilmez. ayrıntısı aşagıda yazıyor. Ustad Necip Fazıl dahi "dini zedeleyen bir mulhiddir" diyor onun hakkında.

 

kabirlerin yıkılması durumu ise bozuk vahhabi dusuncesidir. kabirlerin tamamen yok edilmesi degil 1 karıstan yuksek olanların ust taraflarının yıkılması soylenmiştir.

 

dindeki olcu kabirler icin en fazla 1 karıs yuksekliktir.

 

Vahhabi denen sapkınlar insanların sahabe ve evliyalarla aralarını tamamen koparmak icin zamanında pekcok sahabenin kabrini tamamen yok ettiler. Simdi onların kabirleri uzerinde evler yukseliyor. Daha onceki yazımda yazdıgım gibi Vahhabi azgınları "puta tapıyorsunuz" diyerek Kabeyi de yıkmak istediler. Yemedi ama, kolaymı Kabeyi yıkmak

 

bir kabre gidipte yapılan uygulamalarla, insanın evinde oturup dua ederken yaptıgı seyler farklıdır.

 

Tekrar yazayım; dua ederken sadece Allah C.C. dan istenir ve verenin ve kabul edenin Allah C.C. oldugu bilinip kabul ettikten sonra Rasulullah Efendimiz SAV hurmetine, Ashabı Bedir hurmetine diye birini vesile yapmanın hicbir mahzuru yoktur. Tabi bu da alıskanlık haline getirilmemeli. insan gunahlardan uzaklasıp kendini arındırmalı.

 

Fatihada gecen ayeti yazmıssın, her zamanki mezhepsizlerin yontemi. Ayet gostereip insanlara karsı kendi haklılıklarını kanıtlamaya calısmak. ayet gostermek yetmiyor. bir de o ayetin ne demek istedigi de bildirilmeli insanlara. Onceki mesajlarımda Fatiha tefsirini tefsir aliminden yazdım, tekrar tekrar okursun inşallah.

 

bu da ibni teymiye hakkında bilgi; kaynak dinimiz islam. google da aratırsanız istediginiz kadar bilgi bulursunuz ibni teymiye ve mezhepsizler hakkında.

 

-----

 

[TABLE=align: center]

[TR]

[TD]

İbni Teymiye

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD]

Sual: Vehhabilerin [selefilerin] Şeyh-ül-İslam bilip yolundan gittikleri İbni Teymiye kimdir, âlimlerimiz onun hakkında ne demiştir?

CEVAP

Hanbeli fıkıh ve hadis âlimi iken mezhepsiz oldu. Ehl-i sünnete uymayan yazılarından dolayı Mısır’da iki defa hapsedildi. 1263 senesinde Harran’da doğup, 1328 de Şam’da kalede hapiste iken vefat etti.

 

İbni Teymiye, Ehl-i sünnet âlimlerinin büyüklüğünü anlamamış, tasavvufu inkâr etmiş, Ehl-i sünnetten ayrılmıştır. Kitapları, kendilerine Selefiyyeci diyen mezhepsizlere kaynak olmaktadır. Mezhepsizler, onu övmekte, İslam müceddidlerinin piri demektedirler. İbni Teymiye’nin şaki ve dalalette olduğu Seyf-ül-Cebbar ve farisi Tâlim-üs-sübyanda da yazılıdır.

 

Camiul-ezherdeki hanefi âlimlerinden Muhammed Bahitin (Tathir-ül-füad min-denisil itikad) kitabı, (Et-tevessüli bin-Nebi ve bis-Salihin), (Şevahid-ül-hak), (Cevahir-ül-bihar), (Seyf-ül-Cebbar) ve (Tâlim-üs-sübyan) kitapları, İbni Teymiye’nin dalalete düştüğünü vesikalarla ispat etmektedir.

 

İbni Battuta, ibni Hacer-i Mekki, imam-ı Sübki, kendi oğlu Abdulvehhab, izzeddin bin Cema'a, Ebu Hayyan Zahiri, Zahid-ül Kevseri, Yusuf-i Nebhani, imam-ı Şarani, Ahmed bin Seyyid Zeyni Dahlan, Şeyh-ül-İslam Mustafa Sabri Efendi gibi nice âlimler İbni Teymiye’ye reddiyeler yazmışlar, dalalet ve küfürlerini açıklamışlardır. Üstad Necip Fazıl da, (14. asrın irşad kutbu seyyid Abdülhakim Arvasi, “İbni Teymiye dini içinden zedeleyen mülhiddir” buyurdu) diyor. (Türkiye’nin Manzarası)

Dal ve mudil olduğu, Savi tefsiri 107. sayfasında da yazılıdır.

 

İslam âlimleri buyuruyor ki:

(Allahü teâlânın, sapıtmasına ilmini sebep ettiği kimsedir.) [İbni Hacer-i Mekki - Fetava-yı hadisiyye]

(İbni Teymiye öyle bir kimsedir ki, bozuk sözlerine ve çürük vesikalarına, büyük âlimler cevap vermişler ve düşüncelerinin çirkinliğini ortaya koymuşlardır. [Şam, Mısır ve Kudüs’de kadılık yapmış olan şafii fıkıh ve hadis âlimlerinden Muhammed] İzzibni Cemaa, onun için, Allahü teâlânın dalalete sürüklediği, azdırdığı ve zillet gömleği giydirdiği kimsedir. İslam âlimlerine ve bilhassa Hulefa-i raşidine karşı ahmakça itirazlarda bulunmuştur demiştir.) [İbni Hacer-i Mekki - El-cevher-ül-munzam]

 

(İbni Teymiye’nin sözlerinin kıymeti yoktur. O, dalalettedir ve Müslümanları dalalete sürüklemektedir. Müslümanların icmasından ayrılmış, bid’at yolunu tutmuştur. İslam âlimleri, onun dalalette [sapık] olduğunu, sözbirliği ile bildirdi. Kutbüd-Berdiri, Şerhi Muhtasarda, bunu uzun yazmaktadır.) [Tahir Muhammed Süleyman - Zahiretül-fıkhil-kübra]

 

[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

 

 

konu devam ediyor, siz kaynagından daha fazlasını okuyabilirsiniz. İbni Teymiye ve onun gibilerine aldırmayın. Dogru olan Ehl-i Sunnet yoludur.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bunu da yapicam..Acim o kadar büyük ki kimse anlayamaz elimden ne geliosa bu gafillerin helaki için yapicam...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...