Jump to content
quardian

Ahit Sandığı Gerçeği - Deccal ve Gizli Örgütü

Recommended Posts

Merhaba herkese… Bu yazımı lütfen herkes okusun. Çünkü bu yazıda tüm gereçekler ve kötülüklerin kaynağını bulacaksınız...

 

İçerikler:

 

Bölüm 1.) Ahit Sandığı Gerçeği (Tüm İçeriğiyle)

Bölüm 2.) Deccal ve Gizli Örgütü (Siyonizm ve Masonluk)

 

Bölüm 1.) Ahit Sandığı

 

Ahit Sandığı var olan ama nerede olduğu bilinmeyen bir sandık. İçinde Hz. Harun ve Hz. Musa’dan kalan emanetler ile birlikte Tevrat’ın ilk taş tabletlere yazılmış gerçek nüshaları mevcut.

 

Hz. Musa kavmini Mısır’dan çıkarıp verimli araziye göç yaptılar. Bu arada Sina Dağı’nda Hz. Musa’ya Allah tarafından Tevrat taş nüshalara yazıldı…

Hz Musa Tevrat’ta geçenleri halkına anlattı ve Allah’a inanmalarını ve ondan asla vazgeçmemelerini söyledi.

 

Tabi o Sina Dağı’nda günlerce kaldı ve halk arasında tereddütler baş gösterince kimisi tekrar putlara yöneldi…

Bunu gören Allah’ın peygamberi ilk savaşını Sina Dağı yamaçlarında, halkının içinde türeyen sapkınlara karşı oldu ve galip geldi.

 

Sonra bu taş levhalar ve kutsal emanetler korunması için bir sanduka yapıldı. O zamanın şartlarından dışı ağaç içi saf altın kaplamalıydı…

Bu sanduka üstten iki uzun ağacın, sandukanın üzerinde bulunan özel deliklerden geçirilir dört kişi tarafından taşınırdı…

 

Nitekim Hz Musa öldüğünde yahudiler sapkınlığa düştüler ve dinlerini terkettiler. Bu dönemde bir çok eziyet ile karşılaştılar. Yurtlarından sürüldüler. Bu durum karşısında ne kendilerine inandıkları putların ne de dinlerin yardım etmediğini görünce Allah’a sığınıp yardım istediler.

 

Kendilerini yönetecek ve savaşmak için bir lider istediler. Allah Yahudilere Davut’u seçti. Fakat onlar yine isyan edip; bu güçsüz ve malı olmayan bize nasıl hükümdarlık eder şeklinde isyanlarda bulundu. Fakat Yüce Allah, Hz Davut’a hükümdarlığının belgesi olan ahit sandığını verdi.

 

Çok azı dışında zalim Calud’a karşı savaştılar. Fakat çok kısa zamanda olsa Calud, Tabut-u Sakine’yi ele geçirse de, sayıca az olan Hz Davut’un önderliğindeki Yahudiler zafer kazandı. Kudüs’ü ele geçirdiler ve Birleşik Yahudi Krallığı kurdular. Kutsal Tabut’u ise bu krallıkta muhafaza ettiler. Hz Davut ölünce bu krallığı ve Tabut’u Hz Süleyman’a emanet etti.

 

Üç dinin kutsal şehri olan Kudüs’te Hz Süleyman Mabedi diye adlandırılan yerde, Hz Süleyman bu tabut için özel bir muhafaza odası yaptırdı.

Uzun yıllar boyunca korundu.

 

Fakat Hz Süleyman öldükten sonra tabut bir çok kavim tarafından ele geçirildiği (Babilliler, Romalılar ) rivayet edildi.

MS 63 yılında Kral Herodes tarafından Kudüs fethedildi ve mabedi güzelleştirme ve genişletme çabalarında bulundu. Tapınak MÖ 70 yıllarında yakılarak tahrip edildi. Kurtarılan bir kaç eşya ve 7 kollu şamdan Roma’ya götürüldü.

 

MS 63′ten buyana Yahudiler tapınağın yakınlarında ve Herodes’in inşa ettirdiği ve ağlama duvarı diye tabir edilen surlarda ağlarlar, göz yaşı dökerler…

 

MÖ 587 yılında ünlü Babil’in Asma Bahçeleri’ni yaptıran Kral Nebuchadnezzar tarafından Kudüs’ü büyük bir baskın ile işgal etti. Burayı yerle bir ettirerek burada yaşayan Yahudileri Babil’e ve yakın şehirlere sürgün etti.

İşte O Tarihten Sonra Sanduka kayboldu ve bir daha da izi bulunamadı. Aradan 40 yıl kadar süre geçti Babilliler yıkıldı ve Yahudilerin sürgün hayatı biterek Kudüs’e geri döndüler.

 

Bu tarihten sonra tapınağı yeniden inşa ettiler ve Sanduka’nın odasını boş bırakmak zorunda kaldılar. Fakat Sanduka’nın kaybolmadığı düşüncesi her geçen gün arttı ve Sanduka’nın koruyucuları Levililer’in yaklaşan felaketi önceden görüp, tapınağın altına gizli bölme yaparak oraya sakladığı iddiaları ortaya çıktı.

 

Nitekim bu söylentilerde sandığın yerini bulmaya yeterli olmadı.

Son olarak da tarihi kaynaklara göre Roma valisi Titus’un Kudüs’ü yıktırdıktan sonra bu yer altındaki gizli yere de ulaştığı ve mabedin kutsal eşyaları ile Sanduka’yı Roma’ya götürdüğü kabul edilir.

MÖ 587 ve MS 70 Yılından buyana Sanduka’nın nerede olduğu ve kimlerde olduğu hala bilinmemektedir.

 

Tapınağı Arama Çalışmaları:

 

Tarih 1090 Sion Tapınağı’nın Kuruluşu: Sion Tpınağı’nın amacı Hz İsa’nın soyunu korumak ve Tanrı’nın Dünya’daki güç sembolü olan Kutsal Kadehi muhafaza etmektir. Nitekim bu Tapınak gizli ve korkunç cinayetler ile asıl amacı olan Ahit Sandığı’nı ele geçirmeye çalışması o zamanlar kimse tarafından bilinmemektedir.

 

Hâlâ günümüzde bu tapınak var olup bazı kimseler hariç gizlice arkeolojik kazı çerçevesinde Sandığı aradıkları bilinmemektedir.

Ayrıca Sion Tapınağının kuruluşundan 9 yıl sonra 1. Haçlı Seferi başlamış ve Tapınak Şövalyeleri adını duyurmuştur.

 

Tarih 1099 I. Haçlı Seferi Zamanları. Bu sefere katılan Hıristiyanlar ve Tapınak Şövalyeleri Kudüs’ü ele geçirdiler.

 

Savaş’a katılan askerlerin bir çoğu geri döndü. Sadece Tapınak Şövalyeleri hariç. Başta Fransa’dan gelen bir çok haçlı askeri bölgede kaldı.Kendilerine Tapınak Şövalyeleri denilen bir grup asker için Kudüs’ün ayrıca bir önemi vardı.

 

Tapınakçılar Tarikatı’nı Kuran 9 Şövalyenin gerçek amacı diğer askerden çok farklı. Onlar eski Mısır’ın ve Yahudilerin özünü içeren belgeleri bulmak istediklerini söylüyorlardı.

 

Ancak asıl amaçlarının Ahit Sandığı’nı aradıkları bir gerçekti. Bu nedenler onlar için Kudüs’te bulunmaları elde edilmez bir fırsattı.Çünkü bu bölgede istedikleri gibi araştırmalar yapıp sandığı arayabileceklerdi. Mabed tepesinde yapılan bilinen ilk ve kapsamlı kazı çalışmaları 1. Haçlı Seferi’nden sonra Tapınak şövalyeleri tarafından yapılmıştır.

 

Tapınak Şövalyeleri için Ahit Sandığı’nın önemi, arkalarında bıraktıkları tarihi eserlere bakılarak görülmektedir… 12. YY’da Yaptırdıkları Şartır Katedrali’nin Kuzey kapısına çizdikleri bir kabartmada araba üzerindeki Ahit Sandığının bilinmeyen bir yere taşınması anlatılmaktadır ve altında da Ahit Sandığı Burada gizlidir yazmaktadır. Ancak Tapınak Şövalyeleri 19. yy’a kadar araştırma yapsalar da bir takım bilgiler dışında başka bilgi ve ize rastlamamışlardır.

 

Sanduka Filmlere’de Konu Olmuştur:

 

Uzun yıllar Ahit Sandığı’nı bulmaya yönelik çalışmalar filmlere de konu olmuştu.Örneğin; Indiana Jones’un ilk serisi olan Kutsal Hazine Avcıları. Filmin konusu, ünlü arkeolog Indiana Jones’un ülkesi tarafından görevlendirilerek Ahit Sandığı’nı bulmalasını istemiştir. Jones, bu emaneti bulabilmek için onlarca tuzaktan geçiyor ve maceralara atılıyor. Bu serideki filmler gösterime girdiği anda bütük ilgi uyandırmıştı.

 

Filmler yalnızca çevrelerce değil dini topluluklarca da ilgi ile izlenmiştir. Filmin konusu ve geçtiği yerler ne kadar da dini bilgilere ile uyuşmasa da görsel olaylar ve konusunun ilginçliği izlenmesi için yeterliydi. Bu sayede de Ahit Sandığı’nın aranması da tekrar gündeme gelmişti.

 

Tabut-u Sekine’nin Yeri

 

Peygamber efendimizden rivayet edildiği üzere Tabut, Hatay(Antakya) civarındadır. Ve Ahir Zaman’da gelecek olan Mehdi AS’nın bulup, tıpkı Hz Talut (Davut)’un hükümdarlığının nişanı olacaktır. Bu konudaki hadisler şu şekildedir;

 

1.) O’na Mehdi denilmesinin nedeni gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir. Antakya denilen bir yerden Tabut2u ortaya çıkaracaktır. (Suyuti, el-Havi lîl Fatava, 11.82)

 

2.) Mehdi, Rumlar ile savaşmak için bir ordu gönderir. O’nun fıkıh bilgisi on aliminkine bedeldir. O, Tabut-u Skine’yi de Antakya mağarasından çıkarır. (Naim bin Hammad, Kitab-ül Fitem)

 

Romalıların baskılarından kaçan Yahudi Mezheplerinden olan Esseniler’in bir kısmı Ürdün yakınlarında ve Lûd Gölü kıyısında Kumran’a bir kısmı ise Antakya civarına yerleşmişlerdi. Antakya çevresine yerleşmiş olan Esseniler yanlarında Tabut-u Sekineyi getirmişlerdi.

 

Yıllardır baskı ve zulümden korunmak ve Tabut’u korumak için Antakya’yı uygun görmüşlerdir.

 

Esseniler bir çok topluluktan bazı özellikleriyle ayrılıyordu. Kumran tarafına yerleşenler kendilerini Tevrat’a ve çoğaltılmasına adamışlardı. Antakya tarafına yerleşenler ise Sandığı korumaya ve kollamaya kendilerini adamışlardı. Öyle ki bu uğurda canlarını feda edecek durumdaydılar.

 

Kendilerini toplumdan tamamen tecrit etmişlerdi ve kimseyle görüşmüyorlardı. kendilerine ait çiftlikleri ve yetiştirdikleri yiyecekleri vardı. Sandığın korunması ise en önemli görevleriydi. Belki onların bu titizliği sayesinde Sandık, bozulmaya uğramadan ve kimse tarafından bilinmeden bulunmaktadır.

 

Peygamberimiz’in Antakya’ya dikkat çekmesi son derece anlamlıdır. Bu bölge kalkerli olmasından dolayı doğal mağara oluşumuna müsait olduğu için bir çok mağara vardır ve uzun süre saklanması için elverişli yerlerdir.Sandığın bu bölgede bulunamamış olması mağaraların çokluğu, coğrafi yapının elverişsiz olması ve teknik imkanların tam anlamıyla olmamasından olabilir.

Ancak bulunamamış sandığın son yıllardaki teknolojik gelişmeler sayesinde bulunması mümkündür.

 

Peki Tabut-u Sekine Nasıl Antakya’ya gelmiştir?

 

Tabut-u Sekine’yi kendisine korumak için ilke edinen Levililer bu Romalılar ve Babilliler’in baskısından kurtulmak ve Tabut’u kurtarmak için gizli bölme yaptıkları bilinmektedir. Babilliler’in sürgün ettiği Yahudiler tekrar Kudüs’e gelmiş ve Tapınakta tadilat yapmışlardır.

 

Bu tadilat sırasında kutsal Tabut’un gizli bölmeden çıkarmış ve o zaman Hem Kudüs’e yakın Hem de bulunması zor olan tek yakın yer olan Antakya’ya gitmiş olabilirler. Coğrafi konumu, bereketli toprakları ayrıca kalkerli arazisi nedeniyle bu bölge tercih edilmiş ve Romalılar’ın saldırısında bu bölge Esseniler tarafından seçilmiştir. Ayrıca Hadislerde de bu bölgeye işaret edilmesi bu tezi kuvvetlendirmektedir.

 

Bölüm 2.) Deccal ve Gizli Örgütü:

 

Bilindiği üzere 1090 yılında 9 Şövalyenin katılımıyla "Tapınakçılar Tarikatı" kurulmuştur. Bu aslında tüm kötü olan herşeyin örgütlenmesinin ilk tarihiydi...

 

Bundan 2010 yıl önce yani miladi 0 yılı... Hz İsa'nın doğumu. Bu doğumu bir çok sapıtmış yahudi kahinleri biliyordu. Çünkü onlar gök hareketleri,şeytani ilimler ile bunu bilmişlerdi... Bu kahinler 3 Kişiden oluşan bir oluşumdur. Bunlar kahinliği yani büyücülük,şeytani ilimler ve gök ilmini eski Mısır geleneklerinden ataları miras bırakmıştır...

 

Bu 3 kahin aslında Hz İsa'yı asla istemiyordu. Hz Meryem ve Babası Hz Zekeriya'ya bir çok maneyi anlamda işkence ve iftira atarak onlara işkence çektiriyorlar,halkı onlara karşı kışkırtıyorlardı.

 

Nitekim Hz İsa'yı kaldırma planı yaptılar ve Hz İsa'yı bir zaman bir mağarada sıkıştırdılar. Onun yerini haber veren casus onu getirmek için mağaraya girdi ve Hz İsa mücize ile Allah onu kendi katına yükseltmişti... İçeri giren casus O'nun orda olmadığını söylemek için dışarı çıksada artık o Allah tarafından ceza olarak Hz İsa suretini verdi ve onu Hz İsa sanarak öldürmek isteyenler yakaladı.

 

Büyük işkence yaptılar.Kaynaklara göre kırbaçlandı ve şehirde gezdirildi... Sonra da çarmıha gerilerek öldürüldü... İşte her kötülüğün kaynağı burda başlıyordu.3 Kahin...

 

3 Kahin Kimdir Ve Ne Yaparlar:

 

3 Kahin günümüzde Masonluğun kurucularıdır. 13 Kahin geçmişteki kayaklara göre halkın gözünü büyü ve şeytani ilimle korkutan ve onlara acı çektiren kişilerdir. Bu kişiler Masonluğu yönetir ve kimse de nerede yaşadığını ve şu an ne yaptıklarını bilmezler.

 

Tarih 1090... 9 Şövalye Tapınak Tarikatı'nı kurdu ve amaçları Ahit sandığını aramak oldu. Ve ayrıca Hz İsa'dan kaldığına inandıkları Kutsal Kase'yi korumakla kendilerini mükellef kıldılar...

 

Bu tarihten sonra Aslında Masonluğun ilk adımı atıldı.

 

Bu Şebekenin Özellikleri:

 

Gizli Dünya Devletinin yapılanması, Doların üzerindeki "Piramit"le gösterilen şekilde şöyledir:

 

A) Her şeyi gözetleyen ve denetleyen göz: Şeytan ve şebekesi (Deccal)

 

B) Şeytanla ilişki kuran Kabalist kâhinlerden seçilmiş ve özel sırlarına vakıf 3 haham komitesi

 

C) 13'ler, 33'ler, 70'ler ve 300'ler meclisini oluşturan üst sınıf Hahamlar konseyidir. (Sanhadrin) Bunların hepsi büyü bilmektedir.

 

D) Sanhadrin Hahamlarınca tayin edilip dünyayı yönetmekle görevlendirilen 70 kişilik yeminli Siyonist-Yahudi yönetici ekibi. Amerika'nın patronu Rockefeller ve başta İngiltere, bütün Avrupa'nın baronu Rothcshild aileleri bunlara dâhildir. Buraya kadar olan bütün Siyonist kişiler ve ekipler tamamen gizlidir, dışarıda başka sıfat ve statülerle bilinmektedirler.

 

E) B'NAİ B'RITH ve Bilderberg gibi, yüzü görünen ama özü gizlenen GDD'nin gizli hükümetleri

 

 

 

F) Mason Locaları

  1. Büyük Şak Locası (Fransa)
  2. Komünizm Locası (Rusya)
  3. İskoç Locası (İngiltere)
  4. York Locası (Almanya)

G) Hayır ve hizmet kurumu diye yutturulan ama Masonluğa hazırlık yapan, yani Masonluğun ilk ve orta eğitimi sayılan Rotary ve Lions kulüpleri

 

H) Masonlarla resmi ve organik bağı olmayan ama onlar hesabına çalışan siyasi partiler, sivil örgütler ve dini cemaatler ( Mavi Localar)

 

I) Masonik ve Siyonist amaçlar için toplumu hazırlayan, köşe yazarı, sanatçı, din adamı, üniversite hocası, ticaret ve şirket erbabı gibi önlüksüz Masonlar ve ılımlı insanlar

 

J) Bütün insanlık ( potansiyel hizmetçiler ve köleler)

 

KABALA: Siyonist Yahudilerin Gizli Dünya Devleti, Büyük İsrail hayali ve Masonik örgütlenmeleri: Şeytan ve cinlerle ilişkiye giren, büyü ve kehanet gibi gizli öğretilere göre hareket eden Hahamların asırlar boyu birbirine aktararak, korudukları şifreli sırlara ve şeytani esaslara, kabala denir.

 

Çok gizli ve şifreli kabbalist sırlar, piramitte gösterilen 3 Haham tarafından bilinir, biri ölünce yerine geçene öğretilir.

 

TALMUD: Kabbalist Hahamların Tevrat'taki ayetleri değiştirerek ve bazılarını bir araya getirerek, Yahudilerin Dünya Hâkimiyeti anayasası olarak hazırladıkları bir nevi Tevrat tefsidir.

 

Seçkin ve üstün ırk oldukları ve mutlaka dünyaya hâkim olacakları, Siyonist Yahudilerin ve uşakları Evangelic'lerin sapık inancı ve amacıdır.

 

İsrail'in eski Cumhurbaşkanı Ben Gorion 6 Şubat 1962 tarihli Look Magazin'deki demecinde:

 

"Bütün dünya merkezi Kudüs olacak yeni bir Birleşmiş Milletlerin, Federatif bir üyesi haline gelecek, bütün ordular feshedilecek ve böylece Yeni Dünya Düzeni gerçekleşecektir." iddiasında bulunmaktadır.

 

17 Şubat 1959 da ABD senatosunda konuşan Siyonist James Warurg: "Sevseniz de sevmeseniz de, zorla veya antlaşmayla, ama mutlaka bir Dünya Devletine kavuşacağız" şeklindeki planlarını açıklamıştır.

 

Yine meşhur Siyonistlerden H. Mendlovit: "Bir Dünya Hükümeti kurulacağı kesindir. Sorun bunun ne şekilde gerçekleşeceğidir. Savaşla mı yoksa dünya ülkelerinin gönüllü katılımıyla mı?" tehdidini savurmaktadır.

 

Siyonist Yahudi sermayesinin sömürüp sağdığı ve ordularına kadar hizmetinde kullandığı ABD'nin Rockefeller gibi 10 Yahudi ailesine olan devlet borcu 10 trilyon doları aşmıştır. Bunun sadece yıllık faizi 1 trilyon dolardır. Bütün bu paralar Gizli Dünya Devleti'nin bütçesini oluşturmaktadır. Yani Siyonizm'in yıkılmasından en karlı çıkacak ülke Amerika'dır.

 

 

 

Gizli Dünya Devleti,

  1. Her yıl yeşil kâğıt olan ve karşılıksız basılan dolarla, bütün dünyanın sırtından 1 trilyon dolar
  2. Tahvil dedikleri sarı kâğıtlarla 1 trilyon dolar
  3. Rezerv denen beyaz kâğıtlarla 1 trilyon dolar
  4. Kendilerinin çıkardığı ekonomik krizler ve borsa dalgalanmalarıyla da yine 1 trilyon dolar olmak üzere 4 trilyon dolardan fazla havadan para kazanmakta ve bütün bu korkunç sermaye İsrail'in dünya hâkimiyeti için harcanmaktadır.

1967 Ağustosunda Kuzey Amerika Gazeteciler Birliği'nin yayımladığı bir makaleye göre Siyonist Rockefeller'in bu efsanevi sermayelerine rağmen, devlete ödediği vergi, sadece "685" dolardır.

 

IMF ve Dünya Bankası yoluyla bütün ülkeleri borç batağına sokup kendilerine mahkûm ve mecbur hale koyan, "Şeytanın, ilahi laboratuardan çaldığı nükleer sırları, halifesi hahamlara ve Yahudi ilim adamlarına öğretmesiyle" geliştirdikleri atom bombaları ve nükleer silahlarla korkunç bir güç kazanan bu Siyonist canavarlar, Japonya'nın Hiroşima ve Nagasaki kentlerine attıkları bombalarla yüz binleri katletmişler, Vietnam'da 50 bin Amerikan askerini ve yüz binlerce yerli sivili ölüme sürüklemişler, Afganistan ve Irak'ı işgal edip milyonlarca Müslüman'ı vahşice öldürmüşler ve okyanuslardaki nükleer denemeler ve tektonik tetiklemelerle büyük depremlere ve Tsunami felaketlerine sebep olmuşlardır.

 

Tüm dünyayı medya marifetiyle sınırsız bir ahlaksızlığın ve çeşitli hastalıkların girdabına sokan Siyonist güçler, bütün bunları şeytanın dünya hakimiyeti adına yapmaktadırlar.

 

Eski ABD Genelkurmay Başkanlarından Thomas Moorer şu itirafta bulunmaktadır: "Şimdiye kadar hiçbir ABD Başkanının İsrail'e karşı koyduğunu ve Amerikan çıkarlarını koruduğunu görmedim. İsrail, her zaman istediğini elde etmiştir. Eğer ABD halkı, İsrail'in ABD yönetimindeki ve ekonomisindeki etkilerini bilselerdi, hemen ayaklanacaklarından eminim. Ama maalesef, milletimiz neler döndüğünü bilmemektedir.

 

İşte Hakikat:

 

gizli_dunya_devleti-1.jpg

 

wol_error-1.gifAşağıdaki resim küçültülmüştür. Buraya tıklayarak büyütebilirsiniz. Resmin orijinal boyutları 856x316.1bill-1.jpg

 

 

pyramid_dollar_bill-1.jpg

 

 

Yukarı resimdeki "Tek Göz" SİMGESİ Deccalin simgesidir... Onun gözü tepesinde olacak ve insanları aşağılarsana tepeden bakacaktır. Tek Göz simgesi 13'ler meclisinin yönetici kadrosudur. Buradaki en baş koltuk binlerce yıl beklenen Deccal'e aittir... Yan koltuklar ise şeytani ilimlere vakıf kabalistler, talmud hahamları ve şeytan ile iletişime geçen büyücülerden oluşmaktadır.

 

Bu kadro tüm bilgileri şeytandan alıp 13'ler meclisine aktarır ve 13'ler meclisi kendilerine bağlı localara, 33'ler meclisi ve 300'ler msclisine emir vererek tüm işlerini hallederler.

 

Bu kabalistler, talmud hahmları ve büyücülerin geçmişi Hz.Musa zamanında Eski Mısır'a dayanmaktadır. Bu zaatların ataları ilk önceleri şeytani büyücülerdi. Hz. Musa'yı karalamak için halka çeşitli büyüler gösterip Hz. Musa'nın haksız olduğunu ve O'nun bir peygambedr olmadığını halka inandırmaya çalışıyorlardı. Bu büyücüler Mısır tapınaklarının da aynı zamanda baş din adamlarıydı.

 

Tapınaklara halkı çağırıyorlar ve halkı inandırmak için ilizyon yapıyorlar ve halkı putlara tapmaya teşvik ederek halkın kazancını tapınağa vermeye çalışıyorlardı...

 

Böylece Mısır tapınakları her zaman gücünü halktan aldığı için saray içinde itibar ve söz sahibiydiler ki bunun en büyük kanıtı, firavunlara baş danışmanlık yapmalarıydı. Firavunlara "Siz Tanrı'sınız." gibi vaadlerde bulunarak firavunların aklını çelip halka zulüm,işkence ve köle muamelesi göstermesini sağlıyorlardı büyücüler... Bu aslında şeytanın en büyük amacı idi...

 

Kendisi ile irtibata geçen büyücülere şeytan, ilimlerini öğretiyor ve ne nasıl yol izlemeleri konusunda bir yol haritası çiziyordu.

 

Bu yol haritasında tüm insanlar (sadece şeytana inanmış ve onunla yoldaş olanlar hariç) şeytani imparotorluk için çalışacak olan kölelerdir. İşte bu düşünce şimdiki İsrail Devleti'nin düşündüğü "Yeni Dünya Düzeni"nin yol haritasıdır... Yani yüzyıllardır süregelen ata geleneğinin bozulmadan devam ettirilmesidir...

 

Bu yolda öldürmek,fitne ve benzeri gibi ahlaki,maddi ve manevi tahribatlar mübahtır...

 

 

İşte bu imparatorluğun tek varisi ise Eski Mısır'dan bu yana beklenen Deccal'dir.

 

 

Annuit cœptis yazan yazının manası herşeyi gören göz'dür... Bu 1 dolar üstündeki tek göz simgesi amerika'nın ilk kuruluşundan buyana olmuştur...

 

20 dolarda da farklı katlandığında ikiz kulelerin yok olduğunu gösteren ve pentegon'un yanışını simgeleyen bir kare ortaya çıkacaktır...

 

Bu demek oluyorki Hz.Musa zamanında başlayan özel kahinlerin yönettiği ve albümde görülen tek göz ise Deccal olacağı apaçıktır...

 

Fakat deccal henüz çıktı mı? Çıkmadıysa 200 yıldan buyana olan 1 dolar ve 20 dolar simgesi nasıl oldu?

 

İşte bu Eski Mısaır zamanında yaşayan kahinlerin eseridir... Onlar şeytani ilimler ile bu seneryoları tasarlayıp gizli semboller ile aslında bize hep kendilerinin gelecek olan deccal'e hizmet ettiklerini gösterdiler... İşte bu gerçekki çıkacak olan deccal horasanda kaybolacak ve bu kayboluşuda bu masonların 13'ler meclisinin üst kadrosu nedeniyle olacaktır... Onu bulup hazırlamış oldukları tahta oturtacaklardır...

 

 

Bu yazımızda Hz Musa AS zamanından günümüze kadar olan dönemde israiloğullarının kurduğu yeni dünya düzenini açıkladım.

 

dır

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Aslında herşey göz önünde sadece görmek için görmeye çalışmak yeterli olabiliyor bazı şeyleri

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest apocalypse

okumak üzre kaydettim usb ye paylaşı için teşekkürler..

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest kemtamin

bunların hepsini biliyorum ve aynen katılıyorum..gözü tamamen kapalı olanlar faydalanır umarım..

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest apocalypse

Senin bildiğin kesin Kemtamin :) o fotodaki gözler hiç de boş bakmıyor :)

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest kemtamin
Senin bildiğin kesin Kemtamin :) o fotodaki gözler hiç de boş bakmıyor :)

 

iltifat olarak aldım:) teşekkür ederim;)

Share this post


Link to post
Share on other sites
bunların hepsini biliyorum ve aynen katılıyorum..gözü tamamen kapalı olanlar faydalanır umarım..

 

Umarım Bir faydası olmuştur ,Olmuş ise ne mutlu bana.:)

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest kemtamin

ABD, 'Dünyanın İlk Masonik ve Kabalistik Cumhuriyeti'... Yahudi önde gelenlerinin Amerika'da Masonluğu yayma yönünde giriştikleri hummalı faaliyetin ardından, ABD, "dünyanın ilk Masonik Cumhuriyeti" olarak tarih sahnesine çıktı. Amerikalı tarihçi Robert Hieronimus, America's Secret Destiny (Amerika'nın Gizli Kaderi) adlı kitabında, bu ülkenin kuruluşunun ardındaki masonik etkenle ilgili bazı ilginç bilgiler veriyor:

 

Günümüz tarihçileri, 17. ve 18. yüzyılları akıl ve Aydınlanma çağı olarak kabul ederler ve bu dönemdeki tüm zihinsel faaliyetlerin 'evrenin bilimsel yasalarını ispata' harcandığını söylerler. Oysa ki, ABD'nin kurucuları, bunların yanında, mistisizm, okültizm ve illüminizm üzerine yoğunlaşmışlardı. Astroloji, simya ve Kabala ile derinden ilgilenmişlerdi.

 

ABD'nin kurucularının Yahudi mistisizminin kaynağı olan Kabala ile ilgilenmeleri oldukça ilginçtir. Ancak ABD kurucuları Kabalacı birer Yahudi olmadıklarına göre, anlaşılan odur ki, Kabala'dan ilham almak için ille de Kabalacı bir Yahudi olmak gerekmemektedir. Kabala'ya ve Kabalacılar'a bağlı olan yahudilerin dışında bazı örgütler de vardı. Bu örgütlerin başında ise masonluk geliyordu... Bu durumda ABD'nin kurucularının nasıl olup da Kabala ile ilgilendiği sorusunun cevabı aydınlanıyor. Çünkü Amerika'yı kuranların hemen hepsi Masondular. Hem de oldukça "üstad" masonlar... Bunun yanısıra çoğu aynı zamanda Masonluğun Yeniçağ'daki ikinci bir versiyonu olan Gül-Haç örgütüne üyeydi. Aralarında bir diğer Masonik örgüt olan İllüminati'ye bağlı olanlar bile vardı.Robert Hieronimus yazdığına göre, esoterik tarihçiler ABD'nin kurucuları arasında 50'ye yakın Mason sayıyorlar... ABD'nin dört kurucusu-Washington, Jefferson, Franklin ve Adams-Gül-Haç tarikatının üyesiydi. Bu kurucuların üçü-Jefferson, Franklin ve Adams-aynı zamanda İllüminati tarikatına da üyeydiler. George Washington ve bağımsızlık savaşının Fransız destekçisi olan General Lafayette, yalnızca yakın arkadaşlar değil, aynı zamanda aynı locanın üyesiydiler. Bağımsızlık savaşına komuta ederken, Washington, düzenli olarak askeri localarda yapılan toplantılara da katılıyordu. Washington Bağımsız Büyük Loca'nın (Independent Grand Lodge) Büyük Üstadlığı'na seçildi. Bu loca, 1805 yılında onun anısına Alexandria Washington Locası adını aldı.

 

Esoterik tarihçiler, Bağımsızlık Bildirgesi'ni imzalayan 56 kişiden 50'sinin mason olduğunu da bildiriyorlar. Bunun yanısıra, Amerikan ordusundaki subayların büyük çoğunluğunun Mason olduğu ve askeri localarda toplandığı biliniyor. Kendisi de bir Mason olan General Lafayette, Washington'ın 'mason olmayan subaylarına hiçbir zaman içinden gelerek emir vermediğini, zaten neredeyse tüm yakın askeri çevresinin onun mistik bir bağ ile bağlanmış biraderleri olduğunu' yazmıştır.

 

ABD'nin bir diğer kurucusu Benjamin Franklin de Washington'dan pek farklı değildir. Masonik tarihçiler, Benjamin Franklin'i döneminin en büyük Amerikalı Masonu olarak kabul ederler. Franklin kendi gizli derneğini de kurmuştu: Leather Apron Club (Deri Önlük Klübü). Organizasyonun adı bile olaydaki Masonik etkiyi gösteriyor, çünkü o sıralar Masonik önlükler deriden yapılıyordu.Franklin, siyasi bir ittifak oluşturmak amacıyla 1776'da Fransa'ya geldikten hemen sonra, Fransız mason localarıyla bağlantı kurdu. 1778 yılında Voltaire'in Nine Sisters (Dokuz Kızkardeşler) adlı locadaki tekris töreninde Franklin de bulunuyordu. Ertesi yıl bu locanın üstadlığına seçildi. Bunun yanında iki Fransız locasıyla daha ilişki kurdu: Saint Jean de Jerusalem (Kudüslü Aziz Jean) ve Loge des Bons Amis (İyi Dostlar Locası). Fransızlar'la kurduğu ilişkiyi, Amerikan-Fransız ittifakının kurulmasında kullandı. İki taraf arasındaki diplomasi ve gizli görüşmeler, Masonik protokole uygun olarak yürütülüyordu.ABD'nin kuruluşuna imza atan bir diğer isim de Thomas Jefferson'dı. Onun bağlantıları da incelediğimiz diğer biraderlerini aratmayacak niteliktedir. 1960 yılında yayınlanan Masonic Bible Jefferson'ın 'aktif bir mason olduğuna kuşku olmadığını' bildirir... Bunun yanında 'Gül-Haç uzmanı' Dr. Spencer Lewis, Jefferson'ın Gül-Haç olduğuna dair önemli deliller sunar. Dr. Lewis, Jefferson'ın yazdığı bir kağıtta 'garip bazı işaretler' bulduğunu, bu işaretlerin de eski gizli ve kutsal Gül-Haç metinlerinde yer alan bir şifre türü olduğunu açıklamıştır.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...