Jump to content
Sign in to follow this  
Guest Suzie

Kurban Kesmek

Recommended Posts

Guest Suzie

Yazar: Sarkis Paşaoğlu

 

 

 

Kurban kesme ilkesi hemen hemen tüm ilkel ve modern dinlerde mevcut olan çok eski ve çok yaygın bir uygulamadır. Kurbanın anlamı ve amacı konusunda en doğru açıklamayı yine Kutsal Kitap'ta Tanrı'ya ilk kurban sunma olayını Adem'in ilk oğulları Kain ve Habil olayında görüyoruz. Habil'în imanla Tanrı'ya sunduğu kuzu kabul edilmiş, diğerininkiyse kansız ve imandan yoksun olduğundan reddedilmiştir.

 

'Adem karısı Havva ile yattı. Havva hamile kaldı ve Kayin`i doğurdu. “RAB`bin yardımıyla bir oğul dünyaya getirdim” dedi.

 

Daha sonra Kayin`in kardeşi Habil`i doğurdu. Habil çoban oldu, Kayin ise çiftçi.

 

Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RAB`be sunu getirdi.

 

Habil de sürüsünde ilk doğan hayvanlardan bazılarını, özellikle de yağlarını getirdi. RAB Habil`i ve sunusunu kabul etti.

 

Kayin`le sunusunu ise reddetti. Kayin çok öfkelendi, suratını astı.

 

RAB Kayin`e, “Niçin öfkelendin?” diye sordu, “Niçin surat astın?

 

Doğru olanı yapsan, seni kabul etmez miyim? Ancak doğru olanı yapmazsan, günah kapıda pusuya yatmış, seni bekliyor. Ona egemen olmalısın.”

 

Kayin kardeşi Habil`e, “Haydi, tarlaya gidelim*fe*” dedi. Tarlada birlikteyken kardeşine saldırıp onu öldürdü' (Yaratılış 4:1-8).

 

Neden acaba, ta ilkel zamanlardan bu yana insanlar kurban sunma gereğini hissetmişlerdir? Çünkü insanın vicdanı kendi suçluluğunun ve Yaratıcı'sıyla kendi arasında büyük bir uçurumun bulunduğunun bilincindedir ve bunun içindir ki, kendi günahına karşılık bir kurban sunarak kendisini temize çıkarmak ve Yaratıcısı'nın beğenisini kazanarak O'nunla ilişki kurma gereksinimini hissetmiştir. Kutsal Kitap'a göre Tanrı çok kutsal ve aynı zamanda çok da adildir. Fakat insan son derece günahlı ve suçludur.

 

'Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı`nın yüceliğinden yoksun kaldı' (Romalılar 3:23).

 

Günahlı insanın kutsal Tanrı önündeki cezası ise ölüm ve yargıdır.

'Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı`nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa`da sonsuz yaşamdır' (Romalılar 6:23).

 

'İnsanlara bir kez ölmek ve ondan sonra yargılanmak saptanmıştır' (İbr. 9:27).

 

İnsan bu yargıdan kurtulabilmek için ya kendisi ölmelidir ya da onu temsil eden biri.

 

'Nitekim Kutsal Yasa uyarınca hemen her şey kanla temiz kılınır, kan dökülmeden bağışlama olmaz' (İbraniler 9:22).

 

İşte, bağışlanmak ve Tanrı'yla ilişkiye geçebilmek için suçsuz ve kusursuz bir varlığın, suçlunun yerini alarak ölmesi veya öldürülmesi olayına kurban diyoruz. Bu şekilde kurban edilen suçsuz varlık, suçlunun yerini alıp suçlunun cezasını yükleniyor, kurban sunan kişi de böylece özgür oluyordu. Kurban aynı zamanda fidye vermek düşüncesini de içerir.

 

Eski Antlaşma döneminde sunulan bütün bu kurbanlar aslında gelecek olan son ve en büyük kurban İsa Mesih'in birer simgesiydi. Hayvan sunuları gerçekte insan günahını kaldıramaz.

 

'Kutsal Yasa`da gelecek iyi şeylerin aslı yoktur, sadece gölgesi vardır. Bu nedenle Yasa, her yıl sürekli aynı kurbanları sunarak Tanrı`ya yaklaşanları asla yetkinliğe erdiremez. Erdirebilseydi, kurban sunmaya son verilmez miydi? Çünkü tapınanlar bir kez günahlarından arındıktan sonra artık günahlılık duygusu kalmaz

 

Ancak o kurbanlar insanlara yıldan yıla günahlarını anımsatıyor.

 

Çünkü boğalarla tekelerin kanı günahları ortadan kaldıramaz.

 

Bunun için Mesih dünyaya gelirken şöyle diyor: “Kurban ve sunu istemedin, Ama bana bir beden hazırladın.

 

Yakmalık sunudan ve günah sunusundan Hoşnut olmadın.

 

O zaman şöyle dedim: `Kutsal Yazı tomarında Benim için yazıldığı gibi, Senin isteğini yapmak üzere, Ey Tanrı, işte geldim.`”

 

Mesih ilkin, “Kurban, sunu, yakmalık sunu, günah sunusu istemedin ve bunlardan hoşnut olmadın” dedi. Oysa bunlar Yasa`nın bir gereği olarak sunulur.

 

Sonra, “Senin isteğini yapmak üzere işte geldim” dedi. Yani ikinciyi geçerli kılmak için birinciyi ortadan kaldırıyor.

 

Tanrı`nın bu isteği uyarınca, İsa Mesih`in bedeninin ilk ve son kez sunulmasıyla kutsal kılındık.

 

Her kâhin* her gün ayakta durup görevini yapar ve günahları asla ortadan kaldıramayan aynı kurbanları tekrar tekrar sunar.

 

Oysa Mesih günahlar için sonsuza dek geçerli tek bir kurban sunduktan sonra Tanrı`nın sağında oturdu.

 

O zamandan beri düşmanlarının, kendi ayaklarının altına serilmesini bekliyor.

 

Çünkü kutsal kılınanları tek bir sunuyla sonsuza dek yetkinliğe erdirmiştir.

 

Kutsal Ruh da bu konuda bize tanıklık ediyor. Önce diyor ki,

 

Rab, `O günlerden sonra Onlarla yapacağım antlaşma şudur: Yasalarımı yüreklerine koyacağım, Zihinlerine yazacağım` diyor.

 

Sonra şunu ekliyor: “Onların günahlarını ve suçlarını artık anmayacağım.”

 

Bunların bağışlanması durumunda artık günah için sunuya gerek yoktur.

 

"Bu nedenle, ey kardeşler, İsa`nın kanı sayesinde perdede*, yani kendi bedeninde bize açtığı yeni ve diri yoldan kutsal yere girmeye cesaretimiz vardır.

Tanrı`nın evinden sorumlu büyük bir kâhinimiz* bulunmaktadır' (İbraniler 10:1-21).

 

'İlk antlaşmanın tapınma kuralları ve dünyasal tapınağı vardı.

 

Bir çadır kurulmuştu. Kutsal Yer* denen birinci bölmede kandillik, masa ve adak ekmekleri* bulunurdu.

 

İkinci perdenin arkasında En Kutsal Yer* denen bir bölme vardı.

 

Altın buhur sunağıyla her yanı altınla kaplanmış Antlaşma Sandığı* buradaydı.

 

Sandığın içinde altından yapılmış man* testisi, Harun`un filizlenmiş değneği ve antlaşma levhaları vardı.

 

Sandığın üstünde Bağışlanma Kapağı`nı gölgeleyen yüce Keruvlar dururdu. Ama şimdi bunların ayrıntılarına giremeyiz.

 

Her şey böyle düzenlendikten sonra kâhinler* her zaman çadırın ilk bölmesine girer, tapınma görevlerini yerine getirirler.,

 

Ama iç bölmeye yılda bir kez yalnız başkâhin girebilir. Üstelik kendisi için ve halkın bilmeden işlediği suçlar için sunacağı kurban kanı olmaksızın giremez.

 

Kutsal Ruh bununla çadırın ilk bölmesi durdukça, kutsal yere giden yolun henüz açıkça gösterilmediğini belirtiyor.

 

Bu, şimdiki çağ için bir örnektir; sunulan kurbanlarla sunuların tapınan kişinin vicdanını yetkinleştiremediğini gösteriyor.

 

Bunlar yalnız yiyecek, içecek, çeşitli dinsel yıkanmalarla ilgilidir; yeni düzenin başlangıcına kadar geçerli olan bedensel kurallardır.

 

Ama Mesih, gelecek iyi şeylerin başkâhini olarak ortaya çıktı. İnsan eliyle yapılmamış, yani bu yaratılıştan olmayan daha büyük, daha yetkin çadırdan geçti.

 

Tekelerle danaların kanıyla değil, sonsuz kurtuluşu sağlayarak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi.

Tekelerle boğaların kanı ve serpilen düve külü murdar* olanları kutsal kılıyor, bedensel açıdan temizliyor.

Öyleyse sonsuz Ruh aracılığıyla kendini lekesiz olarak Tanrı`ya sunmuş olan Mesih`in kanının, diri Tanrı`ya kulluk edebilmemiz için vicdanımızı ölü işlerden temizleyeceği ne kadar daha kesindir!

Bu nedenle, çağrılmış olanların vaat edilen sonsuz mirası almaları için Mesih yeni antlaşmanın aracısı oldu. Kendisi onları ilk antlaşma*fx1* zamanında işledikleri suçlardan kurtarmak için fidye olarak öldü' (İbraniler 9: 9-15).

 

'Mesih'in ilk ve son kez sunmuş olduğu bu tam ve eksiksiz kurbandan dolayı artık Mesih inanlıları hayvan kurbanları sunmaya gerek görmezler. Fakat bunun yerine ruhsal, minnettarlık kur banları sunarlar' (İbraniler ):24-26).

 

Tanrı'nın razı olup onayladığı tek şey en büyük kurban İsa Mesih'in kurbanlığıdır. Yahya peygamber İsa Mesih'i görünce, ' İşte dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzu'su' diye ilan etti. Mesih'in ilk ve son kez sunmuş olduğu bu tam ve eksiksiz kurbandan dolayı artık Mesih İnanlıları hayvan kurbanları sunmaya gerek görmezler. Fakat bunun yerine ruhsal, minnettarlık kurbanları sunarlar.

 

İbraniler 9.24-26 / 10:11-14 / 13.16

 

1.Petrus 2:5

 

Romalılar 12: 1.-2

 

--------------------

.......

 

İncil'de Kurban Kavramı

 

İncil de ise, Kurban kanının akıtılmasıyla günahların affedilmesinin simgelendiğini anlatılır. Hayvan kanı ancak simge niteliğini taşıdığından günahların bağışlanmasını sağlayamaz. Allah'ın Halil İbrahim'in oğlunun yerine verdiği koç gelecek olan kurbanın bir simgesiydi.

 

Hayvanların özde kutsal olmaları söz konusu olamaz. Özde kutsal olan tek varlık Allah'tır. Bir de ruhsal yönden O'nun benzerliğinde yaratılan günahsız insan kutsal sayılabilir. ("Benzerlik" denince insanın aklına fiziksel anlamda değil, ruhsal niteliklerinde Allah'a benzeyerek yaratıldığı vurgulanır). Kesilen hayvanın simgelediği kurbanın kutsal olması şarttır. Allah bunun nasıl gerçekleşeceğini İbrahim'e oğlunun canına kıymasını buyurmakla açıkladı. Bu buyruk boş ve anlamsız değildi. Allah bununla gelecek bir çağda ne yapacağını simge niteliğinde imanımızın atası İbrahim'e gösterdi.

 

İbrahim nasıl büyük iman ve Allah sevgisiyle kendi canı olan oğlunu Allah'a vermeye hazır idiyse de, Allah da dünyanın günahını kaldırmak için birini vermeye hazırdı. İbrahim'in oğlu nasıl kendi soyu idiyse, gelecek kişi de İbrahim'in soyundan olacaktı. Koç nasıl İbrahim'den gelmeyip Allah tarafından verildiyse, gelecek olan bu kişi de Allah tarafından verilecekti. Gerçekten, İbrahim'in dağın tepesinde oğlunu feda etmek için bıçağı indirmek üzereyken Allah tarafın durdurulması harika ve ilginç bir olaydır. Ama Allah'ın ileri bir tarihte yaptığı, bu olayla simgelenen iş çok daha mükemmel ve ilginçtir. Nasıl İbrahim'le ilgili olaya inanıyorsak, İsa Mesih'le ilgili olaya da inanmalıyız. Çünkü İbrahim'in inançla dolu hareketi ne kadar büyük de olsa yine bir insanın hareketi, Allah'ın sözüne itaat etmesiydi. Oysa İsa Mesih'in ölümü ve dirilişi Allah'ın insana yönelik hareketi,girişimiydi!

 

Allah İbrahim'in sınırlı, insansal öyküsünün simgelediği gerçeği İsa Mesih'in kurban edilmesiyle tüm çağlar ve sonsuzluk için yerine getirmiştir. İbrahim oğlunu feda etmeye hazır olmasıyla Allah'ı ne denli çok sevdiğini gösterdi. İsa Mesih Musa'nın yaptığı gibi insanlığa şeriat getirmedi. Tam tersine aynı şeriatın mükemmel ve zor buyruklarını yapmakta hep başarısızlık gösterip günahlılıklarını anlayan insanlara Allah'ın yüce merhameti, sevgisi ve adaletini açıkladı. İbrahim dağa çıkarken nasıl korkunç acı çektiyse, Allah da aynı şekilde kurtuluşumuz için İsa'yı ölüme verirken derin acı duydu. Elbette, insan. Allah'ın kurtuluşumuz için böyle acı çektiğini düşünemez. Böyle işe kimin aklı erer,der. Ama insanın kavrama zayıflığı Allah için sorun mu olur? Allah bunu yapmaya karar vermişti. Allah'ın insana yönelik planı ve girişimiydi bu. Biz buna, aklımıza geldiğimden değil, Allah'ın onu yaptığı ve bize açıkladığı için inanıyoruz. Kutsal kitap'ta şöyle yazılıdır: "Benim düşüncelerim sizin düşünceleriniz değil, Rab diyor. Çünkü gökler nasıl yerden yüksek ise, yollarım sizin yollarınızdan, ve düşüncelerim sizin düşüncelerinizden öyle yüksektir" (İşaya 55:8,9 )

 

Bunlara inanıyor musunuz? İki olay aynı zaten. Önceki olay ruhsal olan değil, doğal olandı. Ruhsal olan İsa'yla gerçekleşti. Bir olaya inanırım deyip öbürüne önem vermemek olmaz. Üstelik İsa günahlarımızın affolunması için ölmediyse, Allah'ın İbrahim'e çocuğunu kesmek buyruğu ne anlamda olabilir?! Bütün kutsal yazılarda Allah'ın bu kadar olağanüstü ve ilginç bir buyruğuna hiç rastlanmıyor. Allah bunu sadece İbrahim için mi, yoksa bütün insanlar için mi yaptı? Bütün insanlar için yaptığına inanırız. Bu nedenle bu olay Allah'tan büyük bir esinleme olarak kabul edilmelidir.

 

Kurban keserken elde etmek istediğimiz sonuç İsa Mesih'in kurban edilmesiyle gerçekleşmiştir. her çağda yaşayan insanlar için gerçekleşmiş olduğuna göre, neden Allah'ın rızasını kazanmak için daha kurban kesmeyi sürdürüyoruz? Elbette, buna karşılık olarak, İbrahim'in Allah için yaptığını anmak, hatırlamak ve simgelemek içindir, diyenler çıkar. Gerçi bu olayı anmak ve üzerinde düşünmek iyidir. Bu olay sonsuzluklar boyunca anılacaktır. Çünkü Allah kurban kavramını sonsuzlaştırmıştır. Bu nedenle nasıl İbrahim'in kurban etmesi İsa'nın dünyaya gelişini önceden belirttiyse, İbrahim'in kurbanı nı anmak için yapılan her kurban da Allah'ın İsa Mesih'le sunduğu bağışlamaya dikkat çeker. Günahlarımızın affolunması, sadece İsa Mesih'e ve akıtılan kanına iman etmemize dayanır. Çünkü kutsal olan kurban değil, İsa Mesih'tir. İsa Mesih müjdesiyle kutsal olmaya çağrılan bizlerin günahlarının affolunmasına kurbanın kanı çok az gelir, sayısız hayvanın kanı olsa bile. İbrahim dağa tırmanırken kendi kendine şunu sorduğunu sanırız: "Oğlumu kesmem isteniyor, nedeni ne ama ne olabilir?" Allah insanı öldürmek mi ister? Hayır, istemez. Allah yaratır ve yaşatır.Allah İbrahim'e peygamber olduğu için onun aracılığıyla tüm insanlığa günah işlemenin ne kadar pahalıya mal olduğunu bildiriyordu. Türkçe'de "Namus insanın kanı pahasınadır" diye bir deyim var. Namussuzluk, insanın ahlak kuralına karşı beslediği bağlılık duygusunu çiğnemek demektir. Allah kendisiyle insanın arasına koyduğu kuralları vardır.(antlaşma) Allah ile insanlar arasındaki antlaşma bağlılığı bozulmuş durumdadır. Bu antlaşmayı yenilemek için bir kan pahası var. Kutsal ve kusursuz bir kurbanın kanı gerekliydi.

 

İbrahim de günahlıydı, yetişkin oğlu da, hepimiz de... Kendimizi samimi bir şekilde gözden geçirirsek, günahlı olduğumuzu kabul etmek zorunda değil miyiz? Kutsal yasa'ya göre günahın cezası ölümdür. Allah bu olayla insanın, kim olursa olsun, ölüm cezasını hak ettiğini İbrahim'e ve tüm insanlara gösteriyordu. İstenen kurbanın çok sevdiği oğlu olmasından başka bu gerçek , İbrahim'in ta yüreğine işliyordu. Ama her insanı temsil eden genç, hak ettiği cezayı en sonunda yemedi. Allah onun yerine bir bedel verdi. Bedel. Türkiye'de kolaylıkla anlaşılan bir kavramdır. Örneğin, bazıları yapacakları askerlik yerine devlete para bedelini öder. Bedel askerlik görevini yapmış olmalarıyla eşdeğerde sayılır. Oysa insanlığın günahlarının affolunmasının bedeli bir hayvanın kanı olamaz.(Hayvan insanla eşdeğerli tutulur mu Allah'ın önünde)? İbrahim'e verilen koç dünyanın günahını ortadan kaldırabilecek güçlü ve kutsal bir kişiyi temsil ediyordu. Bu da İbrahim'in soyundan doğan İsa'dır. Neden birçokları İsa'ya bağlanmaya ihtiyaç duymaz? Çünkü O'na değil, kurban ettikleri hayvanlara güvenirler. Doğal ve simgesel olaydan sonra gerçekleşen ruhsal olayın yerine öncekini koyarak Allah'ın insana esinleme tarihini geriletircesine, geçmiş sayılanı tutarlar. Bizler sizleri, yaratık olan ve kanında bizi günahlardan kurtaracak hiçbir özelliği bulunmayan hayvanlar yerine yukarıdan gelen kutsal kurban ve kurtarıcı olan İsa'ya iman etmeye davet ederiz. Bu davet kesinlikle herhangi bir ülke, dil, ırk, kültür, hatta bir "din" ile ilgili değildir. Bizler Allah'ın İbrahim'in öyküsüyle insanlığa neyi bildirmek istediğini araştırarak Allah'ın verdiği son ve gerçek Kurban olan İsa'ya bağlandık.

 

İbrahim Allah'a öyle iman ediyordu ki öz oğlunu kesseydi bile (çünkü bıçağı kaldırdığında ne olacağını bilmiyordu), yine de Allah'ın onu ölüler arasından dirilteceğine inanıyordu. Kutsal Kitap'ta şöyle yazılıdır: "İbrahim , iman ettiği Allah'ın, ölülere yaşam veren, var olmayanı varlığa çağıran Allah'ın katında hepimizin babasıdır. ...Allah'ın, kendi vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi. Bunun için aklanmış sayıldı" (Romalılara 4:17,21 ve 22 ayetleri). Allah, İbrahim'in iman ettiği şeyi yaklaşık iki bin yıl sonra gerçekleştirdi. İsa Mesih'i ölümünden üç gün sonra dirilterek, O'nu yüceliğe kavuşturmuştur. Kurtarıcımız ölü değil, yaşayan kurtarıcıdır! Her gün O'na güvenebilir. ve her gün ona yalvarabiliriz. Çünkü kutsal kitap şöyle der " İsa'ya yalvaran herkes kurtulacaktır."

 

 

Derleme

 

 

Kapsam gazetesi

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...