Jump to content
Sidre

18 Mart Çanakkale Zaferi

Recommended Posts

Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası’nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara savaşlarıdır. İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti konumundaki İstanbul’u alarak boğazların kontrolünü ele geçirmek, Rusya’yla güvenli bir tarımsal ve askeri ticaret yolu açmak, Alman müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı’na girmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olacak, iki tarafın da çok ağır kayıplar vermesiyle İtilaf Devletleri geri çekileceklerdir.

Çanakkale Savaşları, ilgili bütün ulusları derinden etkilemiştir. Avustralya ve Yeni Zelanda’da Anzak Günü adıyla her yıl düzenli bir seramoni tekrarlanır. Ayrıca Avustralyalı ve Yeni Zelandalılar o gün toplanarak Gelibolu Yarımadası’ndaki Anzakların (ANZAC: Australian and New Zeland Army Corps) çıkartma yaptıkları Anzak Koyu’na gelerek atalarının savaştıkları bu yeri ziyaret ederler.

Bu savaşlarda İtilaf subaylarının bile takdirini toplayarak yıldızı parlayan Mustafa Kemal, 8 yıl sonra Türk Kurtuluş Savaşı’nda milletine önderlik edecek, savaş sonunda kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olacaktır.

adsz5vn-1.png

 

topcubaba2xt-1.jpg

 

 

image030sa7-1.jpg

 

teşekkürler sidreciğim şehitlerimiz nur içinde yatsın ..Rabbim onlardan sonsuz razı olsun ..

onların hatrına ayakta duruyoruz...

 

--- Sonraki mesaj ---

 

 
24224_407195710089_319219860089_5558297_-1.jpg

 

Balıkesir’de Ali Şuriri İlkokulu karşısındaki boşlukta eski ayakkabı tamircisi,

kır, pala bıyıklı bir ihtiyar olan Cevdet (Alkalp) dede vardı.

Bir akşamüstü konu Çanakkale’ye gelince ağlamaya başladı. Ve devam etti

 

Rahmetli babam, Hafız Ali Çanakkale’de kaldığında anamın karnında yedi

aylıkmışım. O’nu hiç tanımadım. Bir fotoğrafı bile yoktu. O günler çok zor

günlerdi. Seferberliğin sıkıntıları, Kuvay-i Milliye zamanı, işgal yılları,

kurtuluş, yokluk, sıkıntı, çocukluğumuz hep ekmek peşinde sıkıntıyla geçti.

 

Ama anam, benim çocukluğumdan itibaren her sokağa çıkışta,

her nereye giderse yanıma gelir ve;...

—Oğlum ben pazara gidiyorum. baban gelirse beni hemen çağır ha..!

 

—Ben teyzenlere gidiyorum. baban gelirse beni hemen çağır ha..!

 

—Ben komşulara gidiyorum. baban gelirse beni hemen çağır ha..!

 

Derdi.Anam babamı bekledi durdu. Büyüdüm, dükkân açtım.

annem yine her bir yere gidişte dükkâna gelir,

gideceği yeri söyler ve “baban gelirse beni çağır ha..!” diye eklerdi.

Aradan yıllar geçti. Anacığım ihtiyarladı. gene hep değneğini kaparak

bana gelir ve : “Baban gelirse beni çağır ha..!” diye tembihlerdi.

Günü geldi ağırlaştı. Ölüm döşeğinde bizimle helalleşti.

“Bana iyi baktınız, hakkınızı helal edin.” diyerek bana döndü yavaşça:

“Baban gelirse, o’na annem hep seni bekledi de” dedi.

Birden irkilerek doğruldu ve kapıya doğru gülümseyerek,

“Hoş geldin bey, hoş geldin…” diyerek ruhunu teslim etti.

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

 

Dur yolcu!

 

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver bu sessiz yığın

Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,

Gördüğün bu tümsek, Anadolu’nda

İstiklal uğruna, namus yolunda,

Can veren Mehmet’in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele

Son vatan parçası geçerken ele

Mehmet’in düşmanı boğduğu sele

Mübarek kanını kattığı yerdir.

Düşün ki haşrolan kan, kemik, etin

Yaptığı bu tümsek amansız çetin

Bir harbin sonunda bütün milletin

Hürriyet zevkini tattığı yerdir

 

Şimdi Çanakkale Gelibolu Bahçe bahçe Ülke ülke Mezar dolu Üstü cennet altı

mezar Çanakkale toprağının Kavga bitirmiş mezarlarda Kaynaş olmuş yiten

canlar “Huzur içinde uyusun” Vuruştukları topraklarda Kavgadan kinden

uzakta Yanyana dostça yatanlar

 

24906_400043126941_325269376941_4799461_-1.jpg

''Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı

hayret ve tebrik bir misaldir.

Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu

yüksek ruhtur.”

 

M. Kemal ATATÜRK

 

x1pcjqddvowrmlksvddg9txsd7eel0-1.jpg

 

95 Yıl önce tarihin akışını döndüren muhteşem

bir zafere imza atan

Çanakkale kahramanlarını

ve kendilerini Türk Milleti’nin varlığına adayan

tüm şehitlerimizi minnet,

şükran ve dualarla yad ediyoruz.

Ruhları şad, mekanları cennet olsun...

 

Zafer Hakkında Söylenenler

 

 

  • Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım. (Mustafa Kemal Atatürk)

  • Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur. (Mustafa Kemal Atatürk)

  • Harpte iki meşum (uğursuz) şey vardır. Bunlardan biri taş duvara körü körüne yüklenmek, diğeri kuvvetleri birtakım ayrı ve bağlantısız harekata dağıtıp körletmektir. Biz bu iki ahmaklığı yapmanın tehlikesiyle karşı karşıyayız. (İngiliz Başbakanı Asquith)

  • Ordunun yardımı olmaksızın Filonun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım; fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zorunlu olduğunu anlıyorum. (Churchill)

  • Türkler, Çanakkaleyi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir. (Churchill)

  • Bu Türk kıtaatının cesaret, net ve sedat cihetiyle takdir ve senaya liyakatı, her şüphenin fevkinde bulunmuştur. Donanmasının ateşiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşman taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kıtaat mevkilerini muhafaza etmişlerdir. (Alman Generali Liman von Sanders)

  • Avrupada hiçbir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, Türklerle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Geliboluyu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasalardı. Yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Halbuki, Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar. (General Tawshend)

  • Çanakkale Boğazındaki Türkler ve Almanlar da 18 Martı aralıksız takip eden sessiz günler, şaşkınlık ve sonra da, büyük bir sevinç uyandırdı. Moral, son derece yüksekti. Kaleler ve tabyalardaki hasar da kolaylıkla giderilmiş olmakla beraber, ağır bataryaların cephane durumu ciddiyetini koruyordu. (Robert Rhodes James)

  • Çanakkale müdafaası, üç mucizeler muharebesidir Hali kurtardı; maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı. (Sami Paşazade Sezai)

  • Çanakkalede her şeyimiz kusursuzdur.Fakat başarılı olmadık. Zira Türkler, yuvalarına girilmiş aslanların hiddet, cesaret ve kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim. ( Sör Kombet )

 

 

--------------------------------------------------------------------------

 

Cepheden Mektuplar

 

Hasan Etemin Validesine Son Mektubu

Mektubu yazan , ihtiyat zabit ( yedek subay ) namzedi Hasan Etem , İstanbul

Hukuk Fakültesi son sınıfına devam ederken aynı zamanda Beyazıt Nümune

Mektebinde öğretmendi. Düşmanın Çanakkaleye dayandığını işittiğinde

gözünü kırpmadan binlerce akranı gibi cepheye koştu. Gönüllü yazıldı. Bu onun

son mektubuydu. Bu mektubu yazdıktan iki gün sonra Maydos (Eceabad)da şehit oldu...

 

Valideciğim,

 

Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi,

 

Nasihat-amiz mektubunu Divrin Ovası (Nığde) gibi,güzel,yeşillik bir ovacığın

ortasından geçen derenin kenarındaki armut ağacının sayesinde otururken

aldım.Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu bir kat daha takviye etti.

 

Okudum, okudukça büyük dersler aldım.Tekrar okudum.Şöyle güzel ve

mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim.Gözlerimi açtım,

uzaklara doğru baktım.Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemiyerek

eğilmesi,bana,annemden gelen mektubu selamlıyor gibi geldi.Hepsi benden

tarafa doğru eğilip kalkıyordu ve beni , annenden mektup geldi diyerek tebrik

ediyorlardı.Gözlerimi biraz sağa çevirdim güzel bir yamacın eteklerindeki

muhteşem çam ağaçları kendilerine mahsus bir seda ile beni tebşir

ediyorlardı.Nazarlarımı sola çevirdim çağıl çağıl akan dere , bana validemden

gelen mektuptan dolayı gülüyor , oynuyor , köpürüyordu ...

 

Başımı kaldırdım , gölgesinde istirahat ettiğim ağacın yapraklarına

baktım.Hepsi benim sevincime iştirak ettiğini , yaptıkları rakslarla anlatmak

istiyordu.Diğer bir dalına baktım , güzel bir bülbül , tatlı sedasıyla beni tebşir

ediyor ve hissiyatıma iştirak ettiğini ince gagalarını açarak göstermek istiyordu.

 

İşte bu geçen dakikalar anında , hizmet eri :

 

-Efendim , çayınız , buyrunuz , içiniz , dedi.

 

-Pekala dedim,aldım baktım , sütlü çay...

 

-Mustafa bu sütü nereden aldın ? dedim.

 

-Efendim , şu derenin kenarında yayıla yayıla giden sürü yok mu ?

 

-Evet dedim.Evet ne kadar güzel.

 

-İşte onun çobanından 10 paraya aldım.

 

Valideciğim , on paraya yüz dirhem süt , su katılmamış.Koyundan şimdi

sağılmış , aldım ve içtim. Fakat yukarıdaki bülbül bağırıyordu : �aliden kaderine küssün , ne yapalım.O da erkek olsaydı , bu çiçeklerden koklayacak ,

bu sütten içecek , bu ekinlerin secdelerini görecek ve derenin aheste akışını

tetkik edecek ve çıkardığı sesleri duyacak idik

Şevket merak etmesin o görür , belki de daha güzellerini görür.

 

Fakat , valideciğim , sen yine müteessir olma.Ben seni , evet seni mutlaka

buralara getireceğim.Ve şu tabii manzarayı göstereceğim.Şevket , Hilmi

(kardeşleri) de senin sayende görecekler.

 

O güzel çayırın koyu yeşil bir tarafında , çamaşır yıkayan askerler saf saf

dizilmişler.Gayet güzel sesli biri ezan okuyordu.

 

Ey Allahım , bu ovada onun sesi ne kadar güzeldi.Bülbül bile sustu, ekinler

bile hareketten kesildi ,dere bile sesini çıkarmıyordu.Ezan bitti.O dereden ben

de bir abdest aldım.Cemaat ile namazı kıldık..O güzel yeşil çayırların üzerine

diz çöktüm.Bütün dünyanın dağdağa ve debdebelerini unuttum.Ellerimi

kaldırdım , gözümü yukarı diktim , azımı açtım ve dedim :

 

-Ey Türklerin Ulu Allahı.Ey şu öten kuşun , şu gezen ve meleyen koyunun , şu

secde eden yeşil ekin ve otların şu heybetli dağların Halıkı.Sen bütün bunları

Türklere verdin.Yine Türklerde bırak.Çünkü böyle güzel yerler , Seni takdis

eden ve Seni ulu tanıyan Türklere mahsustur.

 

Ey benim Rabbim !

 

Şu kahraman askerlerin bütün dilekleri ; ism-i Celalini İngilizlere ve Fransızlara

tanıtmaktır.Sen bu şerefli dileği ihsan eyle ve huzurunda titreyerek , böyle

güzel ve sakin biryerde sana dua eden biz askerlerin süngülerini keskin ,

düşmanlarını zaten kahrettin ya , bütün bütün mahveyle. �iyerek dua ettim ve

kalktım.Artık benim kadar mes�t , benim kadar mesrür bir kimse tasavvur

edilemezdi.

 

Oğlun

 

Hasan Etem

4 Nisan 1331

(17 Nisan 1915)

 

 

Kolağası (Ön Yüzbaşı) Bölük Komutanı - Mehmet TEVFİK- 1881 İstanbul

 

Mehmet Tevfik , 2 Haziran 1915 günü yaralanmış ve Çanakkale Askeri

Hastanesi'nde şehitlik rütbesine ulaşmıştır.

 

Sebebi hayatım, feyz-ü refikim,

 

Sevgili babacığım,valideciğim,

 

Arıburnu'nda ilk girdiğim müthiş muharebede sağ yanımdan ve pantolonumdan

kurşun geçti, hamdolsun kurtuldum.Fakat bundan sonra gireceğim

muharebelerden kurtulacağımdan ümidim olmadığından bir hatıra olmak

üzere şu yazılarımı yazıyorum.

 

Hamdü senalar olsun Cenab-ı Hakk'a beni bu rütbeye kadar isal etti.Yine

mukadderatı ilahiye olarak beni asker yaptı.Siz de ebeveynim olmak dolayısıyla

beni vatan ve millete hizmet etmek için ne suretle yetiştirmek mümkün ise öylece

yetiştirdiniz.Sebeb-i Feyz-ü refikim ve hayatım oldunuz.Cenab-ı Hakk'a ve sizlere

çok teşekkürler ederim.

 

Şimdiye kadar milletin bana verdiği parayı hak etmek zamanıdır.Vazife-i

mukaddese-i vataniyeyi ifaya cehdediyorum.Rütbe-işehadete suudedersem

Cenab-ı Hakk'ınen sevimli kulu olduğuma kanaat edeceğim.Asker olduğum için bu

her zaman bana pek yakındır,sevgili babacığım ve valideciğim.Göz bebeğim olan

zevcem Münevver ve oğlum Nezih'ciğimi evvele Cenab-ı Hakk'ın saniyen sizin

himayenize tevdi ediyorum.Onlar hakkında ne mümkün ise lütfen yapınız.

 

Oğlumun talim ve terbiyesine siz de refikamla birlikte lütfen

sayediniz.Servetimizin olmadığı malumdur.Mümkün olandan fazla birşeyi

isteyemem,istesem de pek beyhudedir.Refikama hitaben yazdığım matuf mektubu

lütfen kendi eline veriniz.Fakat çok müteessir olacaktır,o teessürü izale edecek

vechile veriniz.Ağlayacak üzülecek tabi teselli ediniz.Mukadderat-ı ilahiye

böyleymiş.Malumat ve düyunatın hakkında refikam mektubunda laf ettiğim

deftere ehemmiyet veriniz.Münevver'in hafızasında ve yahut kendi defterinde

mukayyet düyunat da doğrudur.Münevver'e yazdığım mektubum daha

mufassaldır.kendisinden sorunuz.

 

Sevgili baba ve valideciğim ,

 

Belki bilmeyerek size karşı birçok kusurlarda bulunmuşumdur.Beni

affediniz,hakkınızı helal ediniz,ruhumu şadediniz,işlerimizi tavsiyesinde

refikama muavenet ediniz ve muin olunuz.

Sevgili Hemşirem Lütfiye'ciğim,

 

Bilirsiniz ki sizi çok severdim.Sizin için vesayemin yettiği nisbette ne yapmak

lazımsa yapmak isterdim.Belki size karşı da kusur etmişimdir,beni affet

,mukadderatı ilahiye böyle imiş hakkını helal et ruhumu şadet , yengeniz

Münevver hanımla oğlum Nezih'e sen de yardım et , sizi de Cenab-ı Hakk'ın lütuf

ve himayesine tevdi ediyorum.

 

Ey akraba ve ehibba ve evda , cümlenize elveda , cümleniz hakkınızı helal

ediniz.Bnim tarafımdan cümlenize hakkım helal olsun.Elveda , elveda..

Cümlenizi Cenab-ı Hakk'a tevdi ve emanet ediyorum..

 

Ebediyen Allah'a ısmarladım.

 

Sevgili Babacığım ve Valideciğim....

 

Oğlunuz Mehmet Tevfik

 

Üsteğmen Zahid'in Vasiyeti

 

"Bu günlerde her zamankinden daha önemli muharebelere gireceğiz. Bilirsin ,

her muharebeye giren ölmez. Fakat eğer ben ölürsem sakın gam yeme... Beni

ve seni yaratan Allah bizi nasıl dünyada birbirimize nasib etti ise , benden

şehitlik rütbesini esirgemediği taktirde , elbette , ruhlarımızı da birbirine

kavuşturur. Vatan yolunda şehit olursam bana ne mutlu. Ancak , sana bir

vasiyetim var :

 

Birincisi benim için katiyyen ağlama...

 

İkincisi, eşyamın listesi ilişikte. Bunları sat , ele geçecek paradan "mihr-i

muaccel" ve "mihr-i müeccel" ini al , üst tarafı ile bana bir mevlüt okut. Eğer

bunlar sana borcumu ödemezse hakkını helal et ve ilk gece aramızda geçen

sözü unutma..."

 

Ayrıca mektubun içinden kırmızı kordelaya bağlı bir de saç demeti çıkar.

Saçın tazeliği bunun mini mini bir yavrunun başından kesilmiş olduğunu

göstermektedir.

 

İşte o zaman herkes Zahidin evli olduğunu ve Nadide isminde de bir

yavrusunun varlığını öğrenir. Çünkü Zahid Üsteğmen cepheye gelirken

arkasında evlad ü iyal düşüncesini de bırakmıştır. Ve savaş boyunca ne izin

isteyerek evine gitmeyi düşünmüş ne de o konuda iki çift laf etmiştir.

 

Zahid , 9 Ocak 1916da şehit olur.

 

Gümüşhane' nin Şiran ilçesinden Üsteğmen Zahid , Aziziye ilçesinin Kılıç Mehmet

Bey köyünden Ahmet Efendinin kızı, eşi Hanife Hanım'a yazdığı ve vasiyetini

bildirdiği mektubunu şu cümle ile bitirir :

 

Bu vasiyetimi aldığınız zaman yüksek sesle ağlamanıza razı değilim.

 

--------------------------------------------------------------------------

 

ÇANAKKALE DESTANI

 

Bir millet dirilmişti, tek parola vatandı

Masmavi olan deniz, al kanlara boyandı

Etten kale örüldü hepsi taze civandı

Her yerde ceset vardı, sanki döndü mahşere

Çanakkale geçilmez, koştuk büyük zafere

 

Topraklar dile gelse, ah konuşsa şu taşlar

Nidalarda tekbirler, gökte ağladı kuşlar

Kol bacaklar kopmuştu, yerde vücutsuz başlar

Şahadete ermişti, kan dolmuştu miğfere

Çanakkale geçilmez, koştuk büyük zafere

 

İman gücü göğsünde, koca Seyit onbaşı

Sürdü ağır gülleyi, duşmanın bitti işi

Muzzaffer ordumuzun, onurla dikti başı

İnanmış cengaverler, indi yattı sipere

Çanakkale geçilmez, koştuk büyük zafere

 

Nusrat mayın gemesi, mayın döşedi vurdu

Yedi düvel saldırdı, lakin pes etti durdu

İngilizler şaşkındı, şahlandı bizim ordu

Çünkü büyük bir görev, verilmişti nefere

Çanekkale geçilmez, koştuk büyük zafere

 

Anafartalar yandı, artık kalmadı mecal

Akan şehit kanına. göklerde indi hilal

Atam emir vermişti, ya ölüm ya istiklal

İkiyüz eli üç bin, şehit girdi makbere

Çanakkale geçilmez, koştuk büyük zafere

 

Artık şanlı ordumuz, başarıyı tatmıştı

Düşmanın gemileri, birer birer batmıştı

Anzaklar çaresizdi, Fransızlar bitmişti

Mehmetciğimin ünü, ulaştı bin bir yere

Çanakkale geçilmez koştuk büyük zafere

 

Kevseri der: kurtardı, yardım eyledi Allah

Şefaat kanı lütuf, eylesin Resulullah

Artık zafer bizimdi, şükür elhamdullilah

Bir tarih yazılmıştı, tek tek geçti deftere

Çanakkale geçilmez, koştuk büyük zafere

Aşık Kevseri

------------------------------------------------------------------------

 

Bugün hepimiz için sonsuz değerli ve önemli bir gün elbette

Ama benim için çok daha farklı anlamları var..

Çanakkale'li olmak,o ruhla büyümek,

O tarihin kokusunu iliklerine kadar özümsemek tarif edilemez güzellikte..

18 Mart..Dünyada eşine rastlanmayacak destanın yazıldığı tarih..

Şehitlerimizin ruhu şad olsun..

13b-1.jpg

 

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim gel seni tarihe, desem sığmazsın…

 

siperde-1.jpg

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.

medya-1.php?mn=4617

 

''
Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini

gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir.

Emin olmalısınız ki,

Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.

 

M. Kemal ATATÜRK

 

 
or1czn-1.jpg

 

Ve Kahraman Şehitlerimiz, Gazilerimiz.. Onlar Ki, Önce VATAN Dediler Ve..

 

20l2sg-1.jpg

 

Mekanları Cennet, Ruhları Şad Olsun.. Sizlere Minnettarız..

 

2v2tpwl-1.jpg

 

Çanakkale Zaferimizin 95. yılında,

başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere,

bu güzelim vatanı bizlere kanlarıyla emanet eden

şehit ve gazilerimizi rahmetle ve saygıyla anıyor,

ruhları şad, mekânları cennet olsun diyorum.

 

 

--- Sonraki mesaj ---

 

18 Mart Çanakkale Zaferi

 

00178901-1.jpg

 

10hs9-1.jpg

 

ÇANAKKALE ARSLANLARI

 

İman ile yürüdüler,

Hak zırhını bürüdüler,

Zaferleri sürüdüler,

Çanakkale arslanları.

 

Hepsi birer cevher idi,

Vatan için server idi,

Dünyada pek ender idi,

Çanakkale arslanları.

 

Yıldırım olup çaktılar,

Düşman üstüne aktılar,

Mermiye nişan taktılar,

Çanakkale arslanları.

 

Yıkılmadı yürekleri,

Bükülmedi bilekleri,

Şehadetti dilekleri,

Çanakkale arslanları.

 

Sılasından kopup geldi,

Vatan için nefsi çeldi,

Dere tepe aşıp geldi,

Çanakkale arslanları.

 

ataturk_anafartalarda_madajpg-1.jpg

 

anakkalesc1-1.jpg

 

sondua-1.jpg

 

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin en başarılı olduğu cephe Çanakkale Cephesi' dir. Dünya tarihinin en kanlı savaşı bu cephede cereyan etmiştir.

 

www.estanbul.comwww.estanbul.com

 

İngiltere ve Fransa, müttefikleri Rusya'yla birleşerek savaşın seyrini lehlerine çevirmek istiyordu. Rus ekonomisi savaşın yükünü kaldıramaz hale gelmişti. İtilaf Devletleri Osmanlı Devletini saf dışı bırakmak, Rus Ordusu' na gerekli askeri yardımı ve malzemeyi en hızlı bir şekilde ulaştırmak, Kafkasya Cephesinde bunalan Rusya'yı rahatlatmak ve Türk Ordusu'nun geri çekilmesini sağlamak için Çanakkale Boğazı'na harekat düzenlediler.

 

İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin Çanakkale Boğazı'ndan geçişlerine 18 Mart 1915'te başarıyla karşı konuldu.

 

DUR20YOLCU-1.jpg

 

Rahmetle ve Saygıyla Anıyoruz

 

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın,

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,

Bir vatan kalbinin attığı yerdir!…

 

img9652o-1.jpg

 

18 Mart günü, bundan 94 yıl önce, Çanakkale'de ufukları ümit ve zafer neşesi kaplayan bir gün daha doğdu. İtilaf Donanması 18 savaş gemisiyle saat 10.00'da boğazı yarıp geçmek üzere girmeye başladılar. İlk ateşi TRIUMPH zırhlısı, Çanakkale'ye 12 Km. mesafedeyken saat 11.15'te açtı. Savunma planımıza göre, gemiler topçularımızın ateş menziline girinceye kadar pusuda bekleyecek ve baskın tarzında ateş açılacaktı. Nitekim böyle yapıldı. Düşman; yaklaştıkça, topçularımızın giderek yoğunlaşan isabetli atışlarıyla karşılaşıyordu. Saat 12.00'ye geldiğinde orta kesimdeki 3 tabyamız ağır hasar almış, ama ayakta kalan diğer topçularımızın hedefini şaşmayan mermileri AGAMENNON zırhlısının çelik yeleğini parçalamış, INFLEXIBLE zırhlısının komuta köprüsü uçurulmuş ve bu arada düşman donanması Çanakkale'ye 7 Km. kadar sokulmayı başarmıştı. Savaşın en şiddetli anları yaşanıyordu. Türk topçuları Boğazı cehenneme çeviriyor, düşman zırhlıları da kıyı şeridindeki mevzilerimizi hallaç pamuğu gibi atıyor, kıran kırana bir savaş oluyordu.

Bu sırada Fransız GAULOIS zırhlısı aldığı ağır yaralarla saf dışı kalmış, BOUVET zırhlısı yırtılan çelik gömleğini yenilemek üzere geriye kaçarken, bir gece önce Dz. Yzb. Hakkı'nın NUSRET mayın gemisiyle boğaza döşediği mayınlara çarparak 639 personeli ile birlikte karanlık limanın sularına gömülerek kayboluyordu. BOUVET'in imdadına koşan SUFFREN ve GAULOIS da aynı akıbete uğramıştır. Saat 15.00'te IRRESISTIBLE ve onu takiben 16.00'da INFLEXIBLE ve 10 dakika sonra OCEAN zırhlıları, tam ileri atılacaklarken onların da ayakları Yzb. Hakkı'nın tuzağına takılarak batarken, INFLEXIBLE güçlükle kurtularak römorkör yedeğinde İmroz'a dönüyordu. Böylece 6 saatte 3 büyük zırhlısını kaybeden, bir bu kadarı da ağır hasara uğrayan gemilerini acıyla seyreden Amiral De ROBECK, kalanları kurtarabilme telaşıyla saat 17.30'da boynu bükük çekilme emrini veriyordu.

 

canakkalepanoramasiseyi-1.jpg

 

Yıl 1915

18'indeyiz Martın.

Kendine gel biraz!

Pek tekin değildi Çanakkale'nin suyu,

Geçilmez bu boğaz...

Geçilmez bu boğaz...

Bizi

Ne topun yıldırır,

Ne kurşunun.

Çünkü artık

Başladı cengimiz.

Er meydanında bulunmaz dengimiz...

Sen misin Mustafa Kemal'im ileri diyen?

İşte fırladık siperden.

Sırtına yüklenmiş kahraman

Seyit 276 kiloluk mermiyi,

Koşuyor bataryasına ateşler içinden.

Bu mermi denizlere gömecek Elizabet'i Buvet'i...

Yanıyor bugün Anafartalar yanıyor,

Denizler yanıyor,

Dağlar yanıyor.

Zafer bizimdir artık

Düşman zırhlıları batıyor...

Türk'üm,

Muzaffer olarak doğmuşuz bir kere.

Bir karış toprak uğruna

Kimimiz şehit oluruz.

Kimimiz gazi.

Hiç değişmez bu yazı.

Dünyada her yer geçilir belki

Lâkin geçilmez Çanakkale Boğazı...

 

Fahri ERSAVAŞ

 

canakkale_sehitligi-1.jpg

 

Bulutlar sarmıştı her yanı,

Kapkara bir geceydi,

Yağmur, bardaktan boşalırcasına,

Sağnak gibi yağıyordu,

Yedi düvelin gemilerinden yükselen,

Top, tüfek sesleri,

Her yanı inletiyordu,

Mustafa Kemalin askerleri,

Aslanlar gibi dövüşüyordu,

Ve Çanakkale kahramanca,

Düşmana selam veriyordu,

Kükrüyordu tepeden,

Mustafa Kemal,

Vatanıma ayak basacaksa düşman,

Yaşamanın ne gereği var,

En son nefer ölünceye kadar,

Dövüşeceksiniz aslanlar,

Görecek bütün dünya,

Ne aslanlar doğururmuş,

Emineler, Hatçeler, Ayşeler, Fatmalar.

 

Ali Osman Yılmaz

 

img9681-1.jpg

 

Cehennem Olsa Gelen

Göğsümüzde Söndürürüz,

Bu Yol ki Hak Yoludur

Dönme Bilmeyiz Yürürüz…

 

img9663-1.jpg

 

“Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren sayani hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.”

Mustafa Kemal ATATÜRK

 

"Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir.”

Churchill

 

“... Bu Türk kitaatinin cesaret, metanet ve se’bat cihetiyle takdir ve senaya liyakati, her şüphenin fevkinde bulunmustur. Donanmasının ateşiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşman taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kitaat mevkilerini muhafaza etmişlerdir.”

Alman Generali Limon Von Sanders

 

“Çanakkale Savaşları, modern savaş tarihinde birleşik kara ve deniz savaşlarının başlangıcı ve ilk örneğidir.”

Japon Prof. Dr. Em. Krg. Hideo MIKI

 

 

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

M.Akif ERSOY

 

 

VATAN SİZE MİNNETTARDIR

RUHUNUZ ŞAD OLSUN…

canakkale15re7-1.jpg

 

Çanakkale Şehitlerine

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?

En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.

-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-

Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.

Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!

Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'

Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,

Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,

Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.

Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,

Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!

Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:

Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.

Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...

Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!

Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,

Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,

Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;

Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.

Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...

Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.

Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,

Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

 

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;

Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;

Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,

Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;

O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.

Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,

Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.

Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,

Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.

Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...

Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!

Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?

Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?

Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

 

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,

Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;

Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;

'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.

Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:

İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.

Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...

O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,

Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...

Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?

'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.

Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...

Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.

'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;

Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,

Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,

Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;

Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,

Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,

Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;

Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;

Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...

Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,

Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,

Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...

Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;

Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;

Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,

Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif Ersoy

 

 

nd2cdk-1.jpg

 

--- Sonraki mesaj ---

 

 

Kanla yazılan destan: Çanakkale

 

Dünyanın gördüğü en kanlı savaşlardan biri olan, Türk askerinin kahramanlık destanları yazdığı, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri deha olarak tarihteki yerini aldığı Çanakkale Savaşları, 95 yıldır büyük bir gurur ve coşkuyla kutlanıyor.

 

 

Yazar Mehmet Işık'ın “1915 Kanla Yazılan Çanakkale Destanı” adlı kitabından derlenen bilgiye göre, 1914 yılında başlayan 10 milyondan fazla insanın ölümüne ve milyonlarca insanın yaralanmasına neden olan 1. Dünya Savaşı'nda yer alan Osmanlı Devleti de büyük kayıplar verdi.

 

Devleti yönetenlerin, her ne sebepten olursa olsun savaşa girdikten sonra ülkenin korunması amacıyla Anadolu halkını sürüklediği cephelerden biri de Çanakkale Cephesi'ydi. Çanakkale Cephesi, tarihin en kanlı savaşlarından birine tanık oldu.

 

Binlerce yıl vatan uğruna canını feda eden Türk halkı için bir seferberlik baş gösterdi. Anadolu halkı hiç çekinmeden, korkmadan varıyla yoğuyla bu seferberliğin gereğini yerine getirmeye gayret etti. Bu seferberliğin bir ürünü olan Çanakkale Savaşı, 500 bin insanın öldüğü bu cephe, Türk ve dünya tarihine kanlı ve bir o kadar da şanlı bir şekilde adını altın harflerle yazdırdı.

Anaların çocuklarını kınalayarak gönderdiği bu mahşer yerinde binlerce körpecik fidan toprağa düştü. Bir tarafta vatanını namus sayan Mehmetçikler diğer tarafta ise ne için geldiğini ve kime karşı savaştığını bilmeyen kandırılmış insanlar saf tuttu. İki yıla yakın süren savaş her iki taraf için de büyük kayıplara neden oldu.

 

SAVAŞIN SONUÇLARI

İtilaf devletleri kısa sürede İstanbul'u ele geçirip Osmanlı Devleti'ni savaş dışına itmek, müttefiki Rusya'ya yardım ulaştırmak ve Almanya'yı doğu ve güney cephesinden sıkıştırmak amacıyla Çanakkale Cephesi'ni açtılar.

Kahraman Türk askeri, dünyada eşine pek rastlanmayan mücadeleyle düşman gemilerinin ve askerlerinin denizden ve karadan Boğaz'ı geçmesini engelledi. Yüzyıllarca dünyada “yenilmez armada” olarak bilinen İngiltere ve Fransa büyük bir hezimet yaşadı. Yanlarında getirdikleri 21 devlete mensup asker de Çanakkale'nin geçilemeyeceğini yaşayarak gördü.

Çanakkale'de kendi kanında, kendisini yeniden bulan Türkler, kendilerine olan güvenlerini arttırdıkları gibi dünyaya bir kez daha kahramanlıklarıyla, cesaretleriyle dürüst ve insanlıklarıyla ders verdi.

Çanakkale Savaşı'nın Osmanlı Devleti tarafından kazanılması, İtilaf Devletleri'nin prestijini yerle bir etti. Bulgaristan, savaş sonrasında 1. Dünya Savaşı'nın ittifak kuvvetleri tarafından kazanılacağını düşünerek bu gruba girdi.

 

DESTANIN PERDE ARKASINDA YAŞANANLAR

- Galatasaray Lisesinin binası 1915 yılında bir süreliğine hastane haline getirildi. Vefa Lisesi, Hilali Ahmer (Kızılay) Hastanesi olarak kullanıldı.

- Galatasaray Lisesinde öğrenci olan Celal İbrahim, Çanakkale Cephesi'ne giden ilk gönüllü asker olmak için yazım gününden önceki geceyi askerlik şubesi önünde geçirdi.

- Dünyada ilk kez bu savaşta uçak kullanılmaya başlandı. Dünyanın ikinci ve üçüncü sırada yapılan ilk denizaltılar Osmanlı Donanması'nda yer aldı.

- Kimyasal silahlar ilk kez yoğun olarak Çanakkale Cephesi'nde kullanıldı.

- Çanakkale Cephesi'ndeki şehitler nedeniyle İstanbul ve Anadolu'da birçok lise mezun veremedi.

- Çanakkale Cephesi'nde bir metrekarelik alana 6 bin mermi düştü.

- Havada çarpışma oranı 600 milyonda bir olarak gösterilen mermilerden, Çanakkale Şehitliği'ndeki müzede çok sayıda bulunuyor.

 

İngiltere ve Fransa, sömürgelerinde çıkan ayaklanmalarla uğraşmak zorunda kaldı. Almanya, Osmanlı Devleti'yle olan ilişkilerini daha ileri bir seviyeye taşımak için çalışmalarını artırdı. Rusya müttefiklerinden yardım alamayınca iç karışıklıklar yaşadı. Savaşın muhalifi olan Bolşevikler, bir süre sonra Ekim Devrimi'ni gerçekleştirerek Çarlık rejimine son verdi.

Türk halkı ise binlerce şehit, gazi, dul, yetim, esir, kayıp ve psikolojik sorunlu insanla bu savaşı bitirdi. Savaş sırasında binlerce kişi, gencecik çocuğunu Gelibolu'ya gömdü.

İngilizlerin 205 bin, Fransızlar'ın 47 bin kayıp verdiği Çanakkale Cephesi'nde, Türkler 252 bin 300 şehit verdi.

 

DÜNYA TARİHİNİN EN KAHRAMAN ALAYI

Türk ordusunun güzide alaylarından biri olan 57. Alay, Anzaklar ile son eri şehit olana kadar mücadele etti.

Tüm askerleri şehit olduktan sonra Alay'ın sancağı Anzakların eline geçti. Bugün Avustralya'nın Melborn kentinde yer alan askeri müzede sergilenen 57. Alay'ın sancağının altında ise şu not yer alıyor:

“Bu alay sancağı, Gelibolu savaş alanından getirilmiştir ama esir edilememiştir. Çünkü Türk ordusunun milli geleneklerine göre bir alayın sancağı, alayın son eri ölmeden teslim edilemez. Bu sancak, sonuncu muhafızın da altında ölü olarak yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur. Kahramanlık timsali olarak karşınızda bulunan bu Türk alay sancağını selamlamadan geçmeyiniz.”

 

 

 

lahuticiğim sanada teşekkürler ..

şehitlerimiz nur içinde yatsın ..Rabbim onlardan sonsuz razı olsun ..

onların hatırına ayakta duruyoruz...

Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...