Jump to content
Sign in to follow this  
Guest Suzie

Kurtuluş Kavramı

Recommended Posts

Guest Suzie

Kurtuluş Kavramı

Meryemana Kilisesinden dır..

 

. Kutsal Kitap’ta açıklanan kurtuluş kavramı

 

Kurtuluş, Kutsal Kitabın ana konusudur. Kutsal Kitap yaprakları boyunca Hıristiyan kişi, günaha düşmüş atalarının çok kötü durumunu ve şeytanla kurtarıcı Mesih’in savaşına tanık olur. Genelde Hıristiyanlık inancı, günahlardan kurtulup Tanrı’nın tinsel çocuğu olabilme inancıdır. Zaten Hıristiyanlık kavramına adını vermiş olan İsa’nın İbranice’deki karşılığı YOŞUA olup, YAHVE KURTARIR anlamındadır.

 

Kutsal Kitap yaprakları boyunca kutsal ve kurtarıcı olan TANRI biz insanları türlü durum ve yöntemlerle kurtarmıştır. KURTULMA durumunu içeren ana konuları şöyle özetleyebiliriz:

 

a) RAB Tanrı günaha düşen atalarımızı, onların yerine bir hayvan öldürerek ve hayvanın derisini onlara giydirerek kurtardı. (Lütfen okuyun: Yar 3, bütün bölüm, özellikle 3,21). Buradaki öldürülen hayvan, çağların sonunda açıklanacak olan Tanrı kuzusu İSA MESİH’İ simgelemekte olup, O’nun bizler için kan dökmesiyle ne şekilde günahlarımızın örtüldüğünü anımsatmaktadır. "Aldığım bilgiyi size öncelikle ilettim: Kutsal Yazılar uyarınca Mesih günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılara uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi" (1 Kor 15,3-4). Tanrı’nın seçilmiş olan topluluğu İsrail halkı, kanla kurtarıldı. (Lütfen okuyun: Çık 12) Burada İsrail gerçek Tanrı’nın seçilmişlerini, Mısır ise günahı simgeler. Tanrı’nın topluluğu günahın içinden çıkmalıydı ama bu çıkışı hiç de kolay olmadı. Her bir ailenin bireylerinin kurtulması için suçsuz olan bir kurban kuzusunun kanı akmalıydı. Tanrı burada günahlılar yerine günahsız bir canı kurban ederek halkını kurtardı ve esenliğe çıkardı. Yeni Antlaşma yani İncil çağında da Mesih kendisi bizlerin günahını kaldırmak için kişisel olarak kurban oldu ve yerimize kanını akıttı. "Yeni bir hamur olabilmek için eski mayadan arınıp temizlenin. Zaten mayasınız. Çünkü Fısıh kuzumuz Mesih kurban edildi" (1 Kor 5,7).

 

b) Tanrı’nı seçilmiş olan halkı İsrail topluluğu aynı zamanda suyla kurtarıldı. Kanla kurtarılıp Mısır’dan dışarı çıkan İsrailliler daha sonra Firavun ve ordusunun kovalanışı ile karşı karşıya kaldılar ve Kızıldeniz’e vardılar. Ancak Rab Tanrı her şeyi önceden planlamış ve kulu Musa’ya bildirmekten geri kalmadı. RAB Tanrı kurtarıcılığını sürdürüyordu. Bu konuyla ilgili olarak Çık 14 ve 15,1-21 okuyun. "Musa, Korkmayın! dedi, yerinizde durup bekleyin, RAB bugün sizi nasıl kurtaracak görün" (14,13). RAB Tanrı’nın gücüyle ortadan yarılan Kızıldeniz’in suyu İsraillilerin kurtuluşuna ve Mısırlıların yok oluşuna neden oldu. Bu olay bir yerde vaftiz töreninin de simgesidir. Tanrı halkı olarak vaftizle günahlarımızı bırakıp yaşam yeniliği içinde yolumuzu sürdürürüz. Bu konuda elçi Pavlus Romalılara yazdığı mektubunda şunları söylüyor: "Baba’nın yüceliği sayesinde Mesih nasıl ölümden dirildiyse, biz de yeni bir yaşam sürmek üzere vaftiz yoluyla O’nunla birlikte ölüme gömüldük. Siz de böylece kendinizi günah karşısında ölü, Mesih İsa’da Tanrı karşısında diri sayın" (Rom 6,4.11).

 

c) Yusuf, tüm kardeşlerini kurtardı. Bu konu ile ilgili olarak Yar 39,1 – 45,28 okuyun. Yusuf burada İsa Mesih’i simgelemektedir. Çünkü o kardeşlerinin kendisini yabancılara satmalarına karşın onlar için hiçbir kötülük düşünmemiş, tersine yıllar sonra onların aç kalmalarını önlemek için buyruğu altında olan undan onlara gerekli olan payı çıkarıp vermiştir. Açlıktan yok olma durumuna gelen ve kendisini aşağılayan kardeşlerini ekmekle doyurmuştur. Çağların sonunda da İsa Mesih bedensel olarak açıklandığında günahlarımız için hem kendi bedenini vermiş hem de bedenin ekmek şekli karşılığını vermiştir ki bizler sonsuzlara dek acıkmayalım. Şöyle diyor O: "Yaşam ekmeği Ben’im. Bana gelen asla acıkmaz, bana iman eden asla susamaz." (Yuh 3,35)

 

d) Eski çağda Tanrı’nın kararıyla gerçekleşen su tufanı olayında insanlar Nuh’un gemisine binerek kurtuldular. Bu konu ile ilgili Kutsal Kitap anlatımı Yar 6,1 – 8,22’de yer almaktır. Burada da söz konusu olan insanların günahıdır. Tanrı’nın planıyla insanlık yok edilecektir, ancak KURTARICI özelliğe sahip olan Tanrı insanları yok etmek istememekte, tersine onları kurtarmak istemektedir. Bu nedenle kurtarıcılık görevini NUH adında çok kutsal bir kişiye bırakmıştır. Kurtarma öğesi ise bir gemidir. Nuh, sürekli kişileri tövbeye ve Tanrı’ya dönmeye çağırmaktadır, gemiye son anda bile giren kurtulacaktır. Ancak Kurtarıcı gemiye binenlerin sayısı salt sekizdir. Nuh ve gemisi, Yeni Ahit, yani İncil çağındaki İsa ve çarmıhını simgelemektedir. Nuh’un gemisine girmeyenler kurtulamadıkları gibi, Yeni Antlaşma’nın tek kurtarıcısı olan İsa’ya da inanmayanlar kurtuluşu elde edemeyeceklerdir, çünkü: "Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Bu göğün altında insanlara bağışlanmış, bizi kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur." (Elç 4,12).

 

e) Sonucunu Yeni Antlaşmada bulan Eski Antlaşma kökenli bir kurtuluş örneği de Say 21, 4-9 ayetlerinde bulunmaktadır. Burada gerçek yılanlarca ısırılan İsrailliler Tanrı’nın Musa’ya buyurduğu ve bir sırık üstünde yükselttiği madensel yılana bakınca önceki sağlıklarına kavuştular. Elçi Yuhanna bunun İsa’nın Golgota’daki çarmıhını simgelediğini Kutsal Ruh’tan esinleyerek şu sözlerle betimliyor: "Musa çölde yılanı nasıl yukarı kaldırdıysa, İnsanoğlu’nun da öylece yukarı kaldırılması gerekir. Öyle ki, O’na iman eden herkes sonsuz yaşama kavuşsun." (Yuh 3,14-15).

 

Tüm bu Eski Atlaşma örnek olaylarının ana konusu KURTULUŞTUR. Kurtarıcı kişi ise Tanrı’nın kendisidir ve her durumda bazı kurtarıcı öğeleri kullanmaktadır. Burada kurtuluş sağlayan öğelere değineceğiz kısa olarak:

 

3. KURTULUŞ’U SAĞLAYAN ÖĞELER: Bunlar Kan, su ve ekmektir.

 

a) Kan, günahları kaldırıcı güce sahiptir. Kan, Musevi ve Hıristiyan inancında özel bir yer tutar. Eski Antlaşma’nın temeli de kandır, çünkü Tanrı Oğlu İsa Mesih insansal bedeniyle ölümü tatmıştır, yani kanını akıtmıştır. Tüm Kutsal Kitabın kurtuluş temeli "Cana karşı candır" yani günahlı bir insanın yerine günahsız bir yaratık kanını dökerek günahlı kişiyi kurtarıp doğru kişi kılmaktadır. Musa bu konuyu ve gerçeği şu sözlerle bize bildiriyor: "Çünkü canlılara yaşam veren kandır. Ben onu size sunakta kendinizi günahtan bağışlatmanız için verdim. Kan yaşam karşılığı günah bağışlatır." (Lev16,11). Yine Eski Antlaşma kanıyla bağlantılı olarak İbraniler mektubunda şunları okuyoruz: "Ama Mesih, gelecek iyi şeylerin başkahini olarak ortaya çıktı. İnsan eliyle yapılmamış, yani bu yaratılıştan olmayan daha büyük, daha yetkin çadırdan geçti. Tekelerle danaların kanıyla değil, sonsuz kurtuluşu sağlayarak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi." (İbr 9, 11-12). Eski Antlaşma, kanının günahı kaldırma gücü olduğu gibi, Mesih’in de kanı bizleri her tür günahlardan temizlemektedir. Bu konuda elçi Yuhanna şunları söylüyor: "Ama O ışıkta olduğu gibi biz de ışıkta yürürsek, birbirimizle paydaşlığımız olur ve Oğlu İsa’nın kanı bizi her günahtan arındırır." (1 Yuh 1,7). Kanın günahları kaldırıcı güce sahip olduğunu İncil’in şu ayetleriyle de bilebiliriz:

 

-"Tam bir bilgelik ve anlayışla yağdırdığı lütfunun zenginliği sayesinde Mesih’in kanı aracılığıyla Mesih’te kurtuluşa, suçlarımızın bağışlanmasına kavuştuk." (Ef 1, 7-8).

 

-"Kendinize ve Kutsal Ruh’un sizi gözetmen olarak görevlendirdiği bütün sürüye göz kulak olun. Rab’bin kendi kanı pahasına sahip olduğu kiliseyi gütmek üzere atandınız." (Elç 20,28).

 

-"İnsanlar İsa Mesih’te olan kurtuluşla, Tanrı’nın lütfuyla, karşılıksız olarak aklanırlar." (Rom 3,24).

 

-"Tekelerle danaların kanıyla değil, sonsuz kurtuluşu sağlayarak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi." (İbr 9,12).

 

-"Biliyorsunuz ki, atalarınızdan kalma boş yaşayışınızdan altın ya da gümüş gibi geçici şeylerle değil, kusursuz ve lekesiz kuzuyu andıran Mesih’in değerli kanının fidyesiyle kurtuldunuz." (1 Petr 1,18-19).

 

-"Yeni bir ezgi söylüyorlardı: "Tomarı almaya, mühürlerini açmaya layıksın! Çünkü boğazlandın ve kanınla her oymaktan, her dilden, her halktan, her ulustan insanları Tanrı’ya satın aldın."" (Vah 5,9).

 

b) Su ise, günahları yıkayıcı ve yok edici güce sahiptir. Sekiz kişinin dışında tüm yeryüzündeki insanları yok eden su tufanı olayında, suyun tüm yeryüzünü yıkadığını, günahlıları yok ederek, kalanlara yeniden yaşam sağladığını, Yar 9,8-17’de okuyoruz. Bu su günahlıları yok etti, ancak İsa’yı simgeleyen gemiye binenlere yaşam nedeni oldu. Buna bağlı olarak Yeni Antlaşma’da elçi Petrus şunları söylüyor mektubunda: "O zamanki dünya yine suyla, tufanla mahvolmuştu." (2 Petr 3,6). Bu olay bir yerde VAFTİZ gerçeğini de açıklar. Çünkü vaftiz aracılığı ile kişi günahlı doğasını reddedip, bundan böyle Tanrı onuru ve amacı için yaşamayı yeğlemiş olur. Elçi Pavlus Romalılara yazdığı mektubundaki şu bölüm su ve vaftiz konularını çok açık bir şekilde belirtmektedir: "Öyleyse ne diyelim? Lütuf çoğalsın diye günah işlemeye devam mı edelim? Kesinlikle hayır! Günah karşısında ölmüş olan bizler artık nasıl günah içinde yaşarız? Mesih İsa’ya vaftiz edildiğimizde, hepimizin O’nun ölümüne vaftiz edildiğimizi bilmez misiniz? Baba’nın yüceliği sayesinde Mesih nasıl ölümden dirildiyse, biz de yeni bir yaşam sürmek üzere vaftiz yoluyla O’nunla birlikte ölüme gömüldük. Eğer O’nunkine benzer bir ölümde O’nunla birleştiysek, O’nunkine benzer bir dirilişte de O’nunla birleşeceğiz. Artık günaha kölelik etmeyelim diye, günahlı varlığımızın ortadan kaldırılması için eski yaradılışımızın Mesih’le birlikte çarmıha gerildiğini biliriz. Çünkü ölmüş kişi günahtan özgür kılınmıştır. Mesih’le birlikte ölmüşsek, O’nunla birlikte yaşayacağımıza da inanıyoruz. Çünkü Mesih’in ölümden dirilmiş olduğunu ve bir daha ölmeyeceğini, ölümün artık O’nun üzerinde egemenlik sürmeyeceğini biliyoruz. O’nun ölümü günaha karşılık ilk ve son ölüm olmuştur. Sürmekte olduğu yaşamı ise Tanrı için sürmektedir. Siz de böylece kendinizi günaha karşı ölü, Mesih İsa’da Tanrı karşısında diri sayın. Bu nedenle bedenin tutkularına uymamak için günahın ölümlü bedenlerinizde egemenlik sürmesine izin vermeyin. Bedeninizin üyelerini haksızlığa araç ederek günaha sunmayın. Ölümden dirilenler gibi kendinizi Tanrı’ya adayın; bedeninizin üyelerini doğruluk araçları olarak Tanrı’ya sunun. Günah size egemen olmayacaktır. Çünkü Kutsal Yasa’nın yönetimi altında değil, Tanrı’nın lütfu altındasınız." (Rom 6,1-14).

 

c) Ekmek ise doyurucu güce sahip olup, yaşam veren bir öğedir. Kişinin doyumunu sağlayan en önemli besin unsurudur. Eski Antlaşma çağında RAB Tanrı, çölde göçebe olan topluluğunu gökten yağdırdığı MAN ekmeği ile doyurdu. "Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı. Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü. Bunu görünce İsrailliler birbirlerine, Bu da ne? diye sordular. Çünkü ne olduğunu anlayamamışlardı. Musa, RAB’bin size yemek için verdiği ekmektir bu, dedi" (Çık 16, 13-15). Yine RAB Tanrı şöyle buyurmuştu halkına: "Sizi aç bırakarak sıkıntıya soktu. Sonra sizin de atalarınızın da bilmediği man ile sizi doyurdu. İnsanın yalnız ekmekle değil, RAB’bin ağzından çıkan her sözle yaşadığını size öğretmek için yaptı bunu." (Yas 8,3). Bu konuyla bağlantılı olarak Mezmur yazarı Asaf da, Kutsal Ruh’tan esinlenerek şöyle diyor: "Man yağdırdığı onları beslemek için, Göksel tahıl verdi onlara." (Mez 78,24). Yaşam kaynağı olan ekmeğin Eski Antlaşma tapınışı içinde de özel yeri vardı. Tanrı’nın tapınağındaki özel masa üstüne konan ekmekler her hafta yenilip yerine yenileri konmaktaydı. "İnce undan oniki pide pişireceksin. Her biri efanın onda ikisi ağırlığında olacak. Bunları RAB’bin huzurunda iki sıra halinde, altışar altışar saf altın masanın üzerine dizeceksin. İki sıra ekmeğin yanına anma payı olarak saf günnük koyacaksın. Bu RAB için yakılan sunu olacak ve ekmeğin yerini alacak. Bu ekmek, İsrail halkı adına sonsuza dek sürecek bir antlaşma olarak, her Şabat Günü aksatılmadan RAB’bin huzurunda dizilecek. Ve Harun’la oğullarına ait olacak. Onu kutsal bir yerde yiyecekler. Çünkü çok kutsaldır. RAB için yakılan sunulardan onların sürekli bir payı olacak" (Lev 24,5-9). İsa Mesih de Yaşam Ekmeği’nin kendisinin olduğunu vurguladı öğrencilerine. Bunu da kanıtlamak için öz bedenini Golgota’daki çarmıhta ölüme verdi. Ayrıca bu ölümün sürekli yenilenmesi için son akşam yemeğinde Kutsal Sofra’yı kurarak ekmek ve şarapla gerçekleştirilen Kutsal Tören’i bizlere bıraktı. Yuh 6,25-71 ayetlerinde İsa’nın yaşam ekmeğinin olduğunun sözlerini görüyoruz. Bu bölüm dikkatlice okunmalıdır. "Çünkü Tanrı’nın ekmeği size Musa vermedi, gökten size gerçek ekmeği Babam verir." (Yuh 6,33).

 

Evet, haçta dökmüş olduğu kanla, inanarak vaftiz olduğumuz suyla ve İsa Mesih’in yaşam ekmeğiyle göksel kurtuluşu gönenmek için atılımda bulunan tümümüz için Kurtuluş’a doğru adımlarımız nasıl olmalıdır? Şu dizelgeye özellikle dikkat edelim:

 

1. Tanrı bizleri seviyor ve yaşamımız için çok güzel bir planı var. Şöyle diyor elçi Yuhanna: "Tanrı sevgidir. Sevgide yaşayan Tanrı’da yaşar, Tanrı da onda yaşar." (1 Yuh 4,16). İsa ise şunu diyor: "Bense insanlar yaşama, bol yaşama sahip olsunlar diye geldim." (Yuh 10,10).

 

2. Her bir insan günahlıdır ve günahları yüzünden Tanrı’dan uzak kalmıştır. Şöyle diyor elçi Pavlus: "Herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı." (Rom 3,23). Oysa bizlerin günahlı olmamıza karşın Tanrı kendisi kutsaldır. Bu konuda elçi Petrus şöyle diyor: " Kutsal olun çünkü ben kutsalım." (1 Petr 1,16). Petrus’un ağzından, kendisinin kutsal olduğunu söyleyen Tanrı’ya karşı insan günahı yüzünden Tanrı’dan ayrı düşmüştür, yani insanla Tanrı arasında kopukluk vardır. Bunun için elçi Pavlus Romalılara yazdığı mektubunda diyor: "Günahın ücreti ölüm." (Rom 6,23). Ama hamdolsun, İsa Mesih Rab’bimiz, Tanrı kuzusu olarak bizlerin günahları uğruna ve yerimize çarmıhta ölerek döktüğü kanıyla günahlarımızı kaldırmış ve bizlere sonsuz yaşam sağlamıştır. Vaftizci Yahya O’na ilişkin diyor ki: "İşte dünyanın günahlarını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!" (Yuh 1,29). Elçi Pavlus da şunu diyor: "Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkarken, Mesih bizim için öldü." (Rom 5,8). O, günahlarımıza karşılık öldü, ancak yeni yaşam vermek için aynı zamanda dirildi. Yine aynı elçi bu kez Korint kilisesine yazdığı birinci mektubunda diyor ki: "Kutsal yazılara uyarınca Mesih günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi. Kefas’a, sonra Onikiler’e göründü." (1 Kor 15,3-5). Bu durumda İsa, kurtarıcı, aynı zamanda her birimiz için "YOL, GERÇEK ve YAŞAM’dır" (Yuh 14,6). Bizler, O’nun kurtuluşuna gönenmek için O’na inanmalıyız. "İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir." (Ef 2,8-9). İsa Mesih’i kişisel olarak kabul etmeliyiz: "Kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı’nın çocukları olma hakkını verdi." (Yu 1,12). İsa şöyle diyor her birimize: "İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim." (Vah 3,20).

 

3. Tanrı’nın sağladığı kurtuluş evrensel olup, kurtuluş çağrısı her birimizedir. Kişi İsa’nın çarmıhta sağladığı kanlı kurtuluşu benimseyerek kurtuluşa adımını atabilir. "Çünkü Yahudi Grek ayrımı yoktur, aynı Rab hepsinin Rabbi’dir. Kendisine yakaranların tümüne eliaçıktır. Rab’bin adını çağıran herkes kurtulacak." (Rom 10,12-13). O halde şu adımı atalım: "İsa’nın Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve Tanrı’nın O’nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın. (Rom 10,9).

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...