Jump to content
Sign in to follow this  
Guest Suzie

IV. Yüzyıla Ait Dinsel Söyleşi

Recommended Posts

Guest Suzie

IV. Yüzyıla Ait Dinsel Söyleşi

Apostolik Babalar Kitabından dır...

 

Kül’den Sonra Cuma

 

Dua ruhun ışığıdır.

 

En büyük iyilik Tanrı’yla bizi samimi ilişkide tutan duadır. Dua Tanrı’yla iletişimi ve birliği sağlar. Bedenin gözleri nasıl ışıkla aydınlanıyorsa, aynı şekilde Tanrı’ya yönelen ruh da onun sözle anlatılamaz ışığıyla aydınlanır. Dua bir dıştan bir duruş almak değildir, dua yürekten gelir. Dua saatlerle ya da belirli zamanlarla sınırlı değildir, faaliyetini gece gündüz demeden bıkmadan sürdü­rür.

 

Gerçekten de, kişi duaya başladığı zaman düşüncesi yalnızca hemencecik Tanrı’ya doğru yönelmesi gerektiği gibi ayrıca başka şeylerle meşgul ise, örneğin, yoksulların bakımı ile, ya da başka hayır işleriyle, bunlara Tanrı arzusunu ve düşüncesini de katmalı, öyle ki Tanrı sevgisiyle çeşnilendirilmiş her şey lezzetli bir yiye­cek olarak evrenin Rabbine sunulsun. Yaşamımızda zamanımızın büyük bir bölümünü duaya ayırmazsak ondan büyük yararlar elde edemeyiz.

 

Dua ruhun ışığıdır, dua Tanrı’yı tanımamızı sağlar, dua Tanrı ile insanlar arasındaki gerçek arabulucudur.

 

Ruh duayla cennete yükselir, Tanrı’yı anlatılamaz bir kucaklamay­la sarar; Tanrısal süte susamış süt bebeği gibi ağlayarak annesine bağırır. En derin dileklerini ifade eder ve görünür doğayı aşan ar­mağanlar alır.

 

Dua güçlü bir elçi gibi huzura çıkar mutluluk verir ve ruhu sakinleştirir.

 

Duadan söz ederken sözcüklerden söz ettiğimi sanma. Dua Tanrı’ya duyulan bir atılımdır, insandan gelmeyen sözle anlatılmaz bir sevgidir. Havari bu konuda şöyle diyor: Doğru dürüst dua etmesi­ni bilmiyoruz, ama Kutsal Ruh’un kendisi bizim yerimize sözle ifade edilemez çığlıklarla araya girer.

 

Tanrı böyle bir dua etme yeteneğini birine bağışlamışsa, bu o kişi için bulunmaz bir nimettir, ruhu besleyen yüce bir besindir. Bunu tatmış kişi Rabbe karşı yüreğini yakan. ateş gibi ebedi bir arzu duyar.

 

Duayı tüm saflığıyla uyguladığın zaman ,evini alçakgönüllülük ve tatlılıkla süsle, onu adaletle aydınlat,.onu hayır işleriyle sıva; evini yontulmuş taşlarla ve mozaiklerle değil de iman ve sabırla dekore et. Bütün bunların üstünde de evini bitirmek için duayı binanın tepesine yerleştir. Bu şekilde Rab için mükemmel bir yer hazır­lamış olursun. Onu görkemli bir sarayda kabul eder gibi kabul etmiş olursun, nur sayesinde ona zaten ruhunun tapınağında sahip­sin.

 

 

 

IV. yüzyıla ait dinsel söyleşi

Olağan, 34, Çarşamba.

 

Bağını ziyaret et, onu koru.

 

Tanrı eskiden açıkça Yahudilere olan kızgınlığından Kudüs’ü düşmanlarına teslim etti; onlardan nefret edenler onlara egemen oldular, ne bir bayram kutlandı ne de kurban kesildi. Tanrı buy­ruğunu yerine getirmeyene karşı böyle öfkelenir, onu düşmanların, kısacası şeytanların ve kötü arzuların eline bırakır; bunlar da onu yoldan çıkararak tamamen yok ederler.

 

Aynı şekilde bir ev içinde sahibi oturmuyorsa karanlıklara ve ha­rabeye döner, kir ve çöplükle dolar; aynı şekilde melekler toplu­luğunun eşlik ettiği Efendisi tarafından terk edilen bir ruh günahın karanlıklarıyla kötü arzuların utancı ve aşağılaması ile dolar.

 

Hiç kimsenin geçmediği, hiçbir insan sesinin duyulmadığı yola ne yazık! 0 yol vahşi hayvanların ini haline gelir. Rabbin kendisiyle yürümüyorsa, sesiyle tinsel kötülüğün vahşi hayvanlarım kaçırt­mıyorsa ne yazık o ruha! Sahibi tarafında oturulmayan eve ne yazık! Ekilmeyen toprağa ne yazık! Kaptanı bulunmayan gemiye ne yazık, çünkü dalgalarda ve fırtınalarda yolunu kaybeder! Gerçek Kaptana yani Mesih’e sahip olmayan ruha ne yazık! Çünkü denizin karanlıklarında tutku dalgalarında sallanarak kötü sularla sarsılarak en sonunda mahvolur gider. Özenle tohum ekmek ve Ruh’un lezzetli meyvelerinden elde etmek için Mesih’e sahip olmayan ruha ne yazık! Terkedilmiş, diken ve köklerle kaplı olarak ancak ateşe atılmaya yarar. Kendisinde oturan Sahibi Mesih olmayan bir ruha ne yazık! Issız, tutkuların kokuşmuşluğu ile dolu bir kötülükler ini haline gelir.

 

Çiftçi toprakta çalışmaya başlamadan önce aletlerini alması ve çalışmasına uygun giysileri giymesi gerekir. Mesih için de aynı şey söz konusudur, bu yüce kral ve gerçek çiftçi, kötülük tarafından çoraklaşan insanlık arasına geldiğinde, yeni bir bedene büründü, alet olarak da haçını sırtladı, üzüntülü ruhu işledi, kötü ruhların köklerini ve dikenlerini ayıkladı, günah otlarını kökünden söktü ve bütün kötülük saplarını yaktı. Haç odunuyla böyle çalıştıktan sonra Tanrı olan Sahip’e hoş gelecek her çeşit lezzetli meyve veren Ruh’un şahane bahçesini dikti.

 

 

Eski Paskalya Dinsel Söyleyişi

 

Paskalya Devresi, 2. pazartesi

Paskalya, ebedi yaşamın başlangıcı

 

Yahudilerce kutlanan Paskalya bayramı ilk doğan çocukların esen­liğini simgeliyordu. Ama bizim kutladığımız Paskalya herkesin onda kurtarılmış ve yaşam verilmiş yaratılan ilk insandan baş­layarak tüm insanların esenliğinin nedenidir.

 

Kısmi ve geçici gerçekler, kusursuz ve ebedi gerçeklerin şekil ve hayalleri, eskizler gibi, şimdi ufuktan yükselmiş Gerçek’in belirtile­riydi; ancak Gerçek kendisini gösterince şekil geçerliliğini yitirdi: kralın kendisi geldiğinde hiç kimse canlı kralı bırakıp da onun res­mi önünde secde kılmaz.

 

Şeklin gerçekten aşağı seviyede olduğu çok açıktır, şekil, Yahu­dilerin ilk doğanların geçici yaşamlarını kutladığında, Gerçek tüm insanların sürekli yaşamını kutluyor. Çünkü kısa bir süre ölecek­ken, ölümden bir süre için kaçınmak büyük bir marifet değildir; ama ölümden büsbütün kurtulmak büyük bir şeydir; bizde olan işte budur, çünkü Mesih, Paskalya kuzumuz kurban edildi.

 

Gerçeğe uygun bir şekilde çevirirsek bayramın adı bile tüm gör­kemine kavuşuyor. "Paskalya" gerçekten de , "geçiş" olarak çevrilir, çünkü ilk doğanları kıyan Kıyıcı İbranilerin evleri önünden "geçiyordu". Ne var ki Kıyıcının bu "geçişi" , doğrusu bizde, bizim üstümüzden geçip gidiyor, çünkü bizler Mesih aracılığıyla ebedi yaşama dirildik.

 

Paskalyanın ve ilk doğanların esenliğinin gerçekleştiği yılın başı olarak ele alınan bu buyruk Gerçekle kıyaslanınca ne anlama geliyor? Bu bizim için de Paskalya kuzusunun kurbanı ebedi yaşamın başlangıcı anlamına geliyor. Gerçekten de, yıl sonsuzluğu simgeliyor, çünkü hep daire şeklinde kendisine geri geliyor ve hiç bir bitimde durmuyor. Bizim esenliğimiz için kurban olarak sunulan Mesih de gelecekteki ebediyetimizin Babasıdır. Kısacası, daha önceki tüm yaşamımızı geçersiz kılarak yeni doğumun banyosunda,ölümüne ve dirilişine benzer olarak başka bir yaşama başlamamızı sağlıyor.

 

Sonuçta, esenliği için kurban edilmiş paskalya kuzusunu tanıyan her insan yaşamının başlangıcı olarak Mesih’in kendisi için kurban edildiği anı göz önüne almalıdır. İnsan nuru ve bu kurban ile kendisine sağlanan yaşamı kabul ederse ancak Mesih onun için kurban edilmiş olur. Bunu bilerek bu yeni yaşama başlamaya can atsın, artık sona ermiş eskisine bir daha dönmesin. Çünkü şöyle yazıyor: Günaha ölmüş bizler, nasıl onda yaşamaya devam edebili­riz?

 

 

Filipililere Mektup üzerine Eski bir Dinsel Söyleşi

 

Olağan, 26. Cuma.

 

Hep neşe içinde olun.

 

Sevgili kardeşlerim, Tanrısal iyilik bizi ruhlarımızın esenliği için ebedi mutluluk sevincini tatmaya davet ediyor, işittiğiniz okuma­daki gibi, burada Havan şöyle diyor: Rabde hep sevinin. Dünyanın verdiği sevinçler insanı üzüntüye sürükler; ancak Tanrı’nın iradesine uygun sevinçler bunda ısrar edenler için sürekli ve ebedi sevinçleri de beraberinde getirir. Bunun içindir ki Havari ekliyor Yineliyorum, sevinin.

 

Tanrı’ya daha çok yaklaşmamız için ve onun buyruklarını yerine getirmemiz için içimizdeki sevinci gittikçe büyültmemizi istiyor, çünkü, Tanrısal buyruklara uymak için bu dünyada ne kadar çok mücadele verirsek, o kadar gelecekte mutlu olacak ve Tanrı huzu­runda yüceltileceğiz.

 

Serinkanlılığınız bütün insanlar tarafından bilinsin: kısacası iyi davranışınız yalnızca Tanrı önünde değil ama insanlar önünde de görülmelidir, yeryüzündeki insanlara dinginlik ve kendini tutma konusunda örnek olmalısınız, ya da Tanrı ve insanlar önünde iyi anılar bırakmalısınız.

 

Rab yakındadır; hiçbir şeyden endişe duymayın: Rab, kendisine dürüstçe, sağlam bir inançla, sağlam bir umutla, ve kusursuz bir sevgiyle yakaranlara daima yakındır: Çünkü o neye ihtiyacımız olduğunu biz daha istemeden bilir: 0, kendisine sadıkça hizmet edenlere, ihtiyaçları ne olursa olsun, her zaman yardıma hazırdır. Felaketin pek yakın olduğu zamanlarda fazla kaygılanmaya gerek yoktur, çünkü Tanrı’nın yakınımızda ve bizim savunucumuz olduğunu bilmemiz yeter Yüreği üzüntü içinde olanların yakı­nandadır, o ruhu yıkılmış olanları kurtaracaktır. Doğruların dertleri çoktur, ama Rab onları bütün dertlerinden kurtaracaktır. Buyruk­larına sadık kalır ve onları gerçekleştirirsek, o da vaatlerini yerine getirmede gecikmeyecektir.

 

Ama her durumda şükran duyguları içinde dua edin ve Tanrı’ya di­leklerinizi belirtin, dertler başımızı aşmış olabilir, onlara üzüntü ve söylenerek değil de, her zaman ve her şeyde Tanrı’ya şükrede­rek sabırla ve neşe ile katlanalım.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...