Jump to content
Sign in to follow this  
logos

Kara Göründü!

Recommended Posts

Gözün göremediğini ruh yakalar;ruhun dokunamadığına da göz ulaşır.Ancak gözün ve ruhun aklın labirebtlerinde çözülemediği yerde,insanca olan herşet,sahildeki çakıl taşları gibi ,dalgaların önünde durur.

Orada;dalgaların önünde öylece durur..

 

teşekkürler:)

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yaşanan her olay,attığımız her adım,yaşadığımız her gün biraz daha yaklaşmak gibi bütünleşmeye..Ve insanın bütünleştiği o son nokta ölümdür.Yaşam ölümle bütünleşir.İnsanın bütün hikayesini ;son duruşunu;son sözünü ölüm belirler.Hikayeyi iyi yazmak gerekir.

Çünkü insanın gideceği son mabedidir ölüm..

 

Yol da,zaman da ,rüzgar da ikimizden yana olsun,demiştim;yineliyorum.Ve sözün büyüsüne kapılıp devam ediyorum bu zor yolculuğuma!Çünkü:

 

 

mükemmell yüreğinize teşekkür ederim maialmia...

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Şimdi zamansızlığı yaydım yaşadığım an'lara ,sadece mevsimler var(sıcak ya da hüzünlü diye adlandırdığım);ve bazı ayların adları var..

Eskiden olduğu gibi günleri de saymıyorum artık;bu kaçıncı gün diye!

 

Çünkü yol bitecek gibi değil,ama yaşam çok kısa..En ürkütücü olan da bu!İşte bu nedenle bir tarihi yok..

 

Siyah-beyaz dönemin aşkları şimdiki aşklara benzemiyor.Şimdiki aşklar daha renkli,daha sesli ve daha hızlı!Ama hiç birisi aşk değil!Gerçek aşk değil!Ölünmüyor artık aşk için ve öldürmüyor hiçbir aşk!

 

Bir anlık bir bakışla başlayıp aynı gecenin sabahında bitiyor çoğu zaman .Derinliği olmayan sularda yüzmek gibi..Aşk da vardı bir zamanlar .Vardı.Ve her aşkta bir ben ölürdü;geride an'lar kalırdı..

 

Ve her şeye rağmen ,her aşk yeni bir ölümdür,eskisini silen;yok eden..Ancak,her aşk yeni bir yüzle geliyor ama aynı sonla bitiyor.Bunu unutuyoruz.Çünkü aşk,unutturacak kadar güçü vuruyor her seferinde..

 

Ten üşür;ten titrer;ten sarsılır;ten çürür..Bir tek aşktır ruhu tenden çalan.Bir tek aşktır ötekini içre kılan..Dedim ya,sözün büyüsüne kapıldım gidiyorum:

 

Aşk vuruyordur her an bir yerlerde..Bir zamanı,bir mekanı,bir dili yoktur ki aşkın!

Kalabalık bir garda yıkılıyordur yavaş yavaş,elinde güllerle genç bir adam..

 

...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Teşekkürler Ecrin,yüreğine

siyahbeyaz_ask05-1.jpg

Hayat bir dalga!İnişleri ve dibe vuruşları,yükselme hareketi izler.Sen diptesin.Bütün gücünle ayaklarını yere vur ve yükselişine ivme kazandır..Düş kırıklıkları ya da ayrılıklar yaşansa da,her aşktan geriye bir şeyler kalır;kuru bir çiçek,bir kitap,bir şehir,bir film,bir şarkı ,bir çay bahçesi,bir koku,bir sokak,bir fotoğraf..

 

Ya da bir ben!Bir aşktan geriye kalan bir çiçekten fazla bir şey ise ve başka bir şey de yok edemiyorsa bu aşkı,panzehiri olmayan bir zehir gibidir ruha bulaşan..

 

Her yanımı saran gizli bir hastalık gibi ölüyorum ben sende..Akşamın karanlık sularında ,Boğaz vapurunda,kendini rüzgara bırakan genç bir adamın aklından ve yüreğinden geçen bunlar olmalıydı o gün.Oysa günlerce umutla bekleyecektir.Ve o çoktan yaşamını adayacaktır bu bekleyişe.Aşk bu kadar sinmiştir ruhuna!

 

 

Sonra birgün,posta kutusunda Ankara havası estiren bir mektup bulacaktır.Açıp okumak için can atan yüreğini dindirip zarfı ellerinin arasında evirip çevirecek,koklayacak,dalıp gidecek aşkının hayaline..Neden sonra en zarif şekliyle kaleme alınmış o kısacık açıklamayı okuyacaktır..

 

 

Ve şimdi ben,burada ,tüm bunları sözcükler dünyasına taşırken sanki yeniden yazıyorum bir yüreğe her şeyi.

Kaç kez dibe vurdum;artık konuşamıyorum,yazıyorum..

Yanmadan ,yakmadan geçip gidemezsin aşkın içinden..Aşk!Beni ne kadar derine vurdun?Ne kadar?

 

...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Beni anlaşılmaz bir hüzne bulaştırırdı..Ta ki,bir gün isimler,yüzler,mekanlar ve olaylar birleşip yerlerine oturuncaya kadar!

Hepimiz bu yazgının bir parçasıydık;O,sen,ben..

 

Yüreğinde gizli bir aşkla bağlandığın bir ötekinin varlığı,iki katlı ahşap konağın odalarında yayılan müziğin hüzünlü sesi;ve sesin seni de ele verecek korkusuyla suskunluğa gömülen dudakların..Bu aşktı ,değil mi?

 

Geçmişle yaşam arasında garip bir oyun oynuyorum.Ya da yaşamı dengelemeye mi çalışıyorum?Ama daha çok yaramazlık yapan bir çocuk gibi,oyun bozan birisine benzetiyorum kendimi..Yaşamın kareleriyle oynuyorum.Yaşamın karelerini sözün büyüsüne taşıyorum,hiç söylenmemiş ya da dikkate alınmamış haliyle!

Yani tahta kutulardan dizilerek yapılmışbir oyuncak evi bozar gibi,yıkıyorum.Yeniden kurmak için..

 

Sözcüklerle oynuyorum.

...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yoksa her şey kızılca kıyamet!Kızılca kıyamet bir dünyaya meydan okuyorum ya da..Yaşamın neresinde ,ne zaman sakin ve uyumlu olur ki insan?Ya da yaşamın neresinde,ne zaman oyun bozan ruhumuzu dindirebiliriz?

Çok yol almadım biliyorum;hatta hiç yol almadım henüz..

 

Geçmişorada;kırık dökük eşyaların arasında;tozlanmış raflarda;hüzünlü fotoğraflarda;an'ların sessizliğinde;buruk bir anlam ya da acı veren ad'larda..

 

Geçmişi böyle kabullenmek,beni her gün daha çok sende;senin yaşanmışlıklarında mahkum etmekten başka birşey değildi.Şimdi ise,bana yeni bir güç veriyor bu fotoğrafta bulduğum!Sen ,bunu şimdi bilebilirdin değil mi?Eğer konuşabilseydin,neler kaçırdığını ,ne sudan sebeplerle mutluluğuna gölge düşürdüğünü şimdi itiraf edebilirdin,değil mi?

 

 

Henüz doğmadığım bir dönemin mutluluğu ile avunmak istiyorum.Bir düğün fotoğrafı için çok fazla hüzünlüler.Ama onlar hayatlarının en mutlu günündeler!Garip yerlerde dolaşıyorum biliyorum,ama bu ölüler dünyasında dolaşmaktan daha çok huzur veriyor bana..

 

Fotoğrafın garip bir rastlantı ile hüzünlü duruşuna yenik düşmek istemiyorum.Belki de bu nedenle ,yıllarca ortaya çıkmamış /çıkamamış bu fotoğrafla yüz yüze gelmekten korkmuyorum artık.

 

Ben bir aşkın içinde sahiplenilmiş,kuşatılmış,düşlenmiş ve sevilmiş birisiydim.Bir fotoğrafa ;fotoğraftakilere ait olmanın anlamı ,bu kadar basit olamaz.Olmamalı..Bu daha çok ,usun ve yüreğin özümleyerek ,yaşamlardan yaşamlar katarak ortaya koyabileceği bir kendine ait olma anlamıyla kucaklaşabilmek olmalı!

...

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest blöf

Ben zor olanla yürüyorum.Çünkü ışıkların altında görünmek kolaydır;ama karanlığın içinde görünmek başlıbaşına bir olaydır.Ve ben ,kendi karanlığıma ışımak için yeniden kat ediyorum tüm yolları..Sende ışığa boğulacağım.

 

 

Olağanüstü ifadeler.. Güzel paylasım. Teşekkürler..

Share this post


Link to post
Share on other sites

İfadelerin yolculuğunu hisseden özlü yüreğine,teşekkürler Blöf..

kalp-1.gif

Ben senin yaşamından,yaşadıklarından ,yaşananları süzerek bir ben oldurmaya çabalıyorum..Biliyorum,çok acı veren yerleri var;biliyorum neler kaybettiğimizi ;nelerden yoksun kaldığımızı..Ancak yaşamın bedelini hepimiz öderiz.Sen ödedin.Şimdi bu bedeli ben de ödeyeceğim.Ama bu benim yolculuğum..

 

Mutluluk yaşamın neresinde?Mutluluk sayıkladık hayatımız süresince..Hiç mutlu olamamış geçmiş yüküyle yaşadık sanki!Sormak faydasız gibi;kim yanıtını verebilir ki? Mutluluk özlemlerin bittiği yerde mi?Oysa yaşadığımız sürece ne çok özlem biriktiririz..

 

Mutluluk,acının tükendiği yerde..mi?Yaşam acılardan arınabilir mi?Mutluluk beklentilerin karşılığını bulduğu yerde ..mi?Düşler olmadan da yürüyemeyeceğimize göre..Oysa yanlış olan sorumuz.Çünkü mutluluk yaşam diyebileceğimiz her yerde .Sorun ,mutluluğun kalıcı olamaması;kendine yetmemesinde!

 

Çünkü hiçbir tabloya,hiç bir besteye ,hiç bir dile sığdırılamayacak mutluluk;tıpkı şu yanan güzel kokulu tütsüler gibi,belli bir zaman dilimi içine de hapsedilemeyecek kadar uçucu!

 

Fakat,yaşamın temeli mutluluk üzerine yazılmamış gibi..Tıpkı çöl rüzgarlarının her şeyi ve her yeri kumla örttüğü gibi ,sanki acıların şalı örtüyor durmadan mutluluğu..

 

Yeterince acı çekmemiş bir yürek,mutluluğun anlamını,değerini kavrayabilir mi?

 

...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yeterince acı çekmemiş bir yürek,mutluluğun anlamını,değerini kavrayabilir mi?

askvekalp-1.jpg

 

Kulağımda sanki kendi ağlama sesimi duyuyorum.Neden diye sorguluyorum neden daha önce okumadım ben bu cümleleri ..Ağlayışım sakinleştiriyor ancak.

 

Kelimelrin içindeki gizem beni sana o kadar çekiyor ki kendimi alamıyorum cümlelerin içine dalmaktan..Yüzmek hatta son nefesime kadar cümleciklerinin içinde kalmak ve son bir nefesle dışarı atıp kendimi sana yazmak istiyorum..bu yazışım sadece tekrar boğulma isteğime kadar devam ediyor ve gene dalıyorum gönüllüce cümlecik denizlerine...

 

Şimdi yeniden bakıyorum siyah-beyaz fotoğrafa.Gelin ve damat!Kayıtlara geçen beraberliklerinin ilk günü!Bitmeyen kavgalarından,her an birinin evi terk edip gitmesi korkularından ve ikisini de kaybettiğim yıllardan sonra daha değerli ve anlamlı bir şeydi bu fotoğrafta sonunda bulabildiğim..

 

Kendimi alamıyorum cümlelerin içine dalmaktan..

Sanki ben konuşuyorum,,sihri paylaşıyorum..Bir mabet gibi hayat oluyor..

 

Geride kalan tek şeyin aşk olduğuna inanarak kendimi kandırıyor da olabilirim..Ancak ,yine de sözcüklerin gerisine gömdüğüm bir büyük trajediyi aşkla kuşatmak bana dinginlik ve huzur veriyor..Artık kimse ,bu fotoğrafa baktığında aşktan başka bir şey göremeyecek!İşte !Bunu yazmaya çalıştım..

 

 

...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...