Jump to content
sevban

Dört İncilin Yazılış Tarihleri...

Recommended Posts

Dört İncilin dili ve yazarları hakkında ortaya çıkan şüphelerin aynısı, onların yazılış tarihleri için de sözkonusudur. İnciller ne zaman yazıldı? Hristiyan kaynakların bellirttiği gibi, Hz.İsa'dan çok kısa bir süre sonra mı, yoksa aradan uzun bir zaman geçtikten sonra mı yazıldılar? Veya yazıldıkları iddia edilen tarihlerde mi yazıldılar?

 

İncillerin yazılış tarihlerinin tesbit edilmesinde karşılaşılan en büyük zorluk, her İncilin üzerinde yazarının adı bulunduğu halde, yazıldığı tarihin bulunmamasıdır. Eğer yazar adı ile beraber yazılış tarihleri de kitapların üzerinde bulunsa idi, fazlaca problem kalmazdı. Hz.İsa ve İncil yazarı oldukları iddia edilen kişilerle çağdaş olan birçok tarihçi eserlerinde, ne Hz.İsa'dan ve ne de İncillerden söz etmemektedirler. Gould'un eserinde Hz. İsa ile çağdaş oldukları halde ondan hiç bahsetmeyen şu Romalı tarihçilerin isimleri geçmektedir: Seneca (M.S.3-65), Petronius (öl.M.S.66), Büyük Pliny (M.S. 23-97), Juvenal (M.S.60-İ40), Martial(M.S.40-104), Quintilian (M.S. 40-118), Epictetus (M.S. 40-120), Apion (M.Ö. 20-M.S.48) vb. kişiler. Ancak Genç Pliny (M.S.61-105), Tacitus (M.S. 55-120) gibi yazarların, sadece Hristiyan toplumun varlığından bahsettikleri ifade edilmektedir. Bunlarda da İncillerden geniş olarak bahis yoktur. İki meşhur Yahudi yazar İskenderiyeli Philo (M.Ö.20-M.S.60) ile Josephus (M.S. 37-100), eserlerinde Hristiyanlıktan hiç bahsetmemişlerdir. Ancak bu iki yazarın eserlerine sonradan birtakım ekler yapılmak sureti ile, sanki onlar Hristiyanlıktan bahsediyormuş gibi gösterilmek istenmiştir. Clement'in (M.S.95-140 yılları arası) Korintoslulara yazdığı mektupta, İncillerden hiç bahis yoktur, sadece Pavlos'un mektubuna işaret vardır. Bu mektupta Hz. İsa'nın sözlerinin yorumları vardır, ama onun hayatı hakkında biyografik bilgi yoktur. Görüldüğü üzere çağdaş Roma tarih kaynaklarında incillerin varlığı ve onların yazılış tarihleri hakkında yeterli bilgi yoktur.

 

 

Daha önce Pavlos'un mektuplarının İnciller yazılmadan önce yazılarak kutsallık kazandıklarını belirtmiştik. Bu konu aslında çok önemlidir. Niçin Pavlos'un Mektupları İncillerden önce yazılarak kutsal yazma muamelesi görmüştür? Pavlos mektuplarını 57-62 yılları arasında yazmıştır. O, yazmış olduğu mektupların Hristiyan cemaatler tarafından korunduğunu çok iyi biliyordu. Acaba o, bunları kutsal kitap tesis etmek gayesi ile mi yazmıştı? Bu gaye ile yazmadı ise, bunların korunup saklanmasına niçin engel olmadı?

 

 

Dört İncilden hangisinin önce yazıldığı konusunda kesin bir sonuç alınamamıştır. Bazılarına göre ilk yazılan İncil, Matta'dır, diğer bazılarına göre ise Markos'tur. Matta mı önce yazıldı, yoksa Markos mu? Matta, Hz. İsa'nın öğrencilerinden, Markos ise onun öğrencilerinden değildir. Buna rağmen nasıl Markos bazıları tarafından Matta'nın önüne geçirilebiliyor? Yine Yuhanna, Hz.îsa'nın Havarilerinden, fakat İncillerin sıralanmasında onun İncili dördüncü sırada yer alıyor. En azından Havari olmadığı bilinen iki kişinin İncili, nasıl Havari Yuhanna'nın İncilinin önüne konulabiliyor? Bazı Hristiyan ilim adamları Matta'nın, Logiayı M.S. 50 yılında, Markos'un da İlk İncilini 55-75 yılları arasında yazdığını söylüyorlar. Hristiyan müfessir Lowther Clarke'ye göre Markos İncili 65 yılında, Matta ile Luka, 80-90 yılları arasında, Yuhanna ise 1001ü yıllarda yazılmışlardır. Art-hur Headlam, Markos'un 60 yılından önce, Matta'nın, 70 yılı civarında, Luka'nın 64 yılından sonra yazıldığının rivayet edildiğini, ancak bu incillerin belirtilen tarihlerden çok daha geç yazıldıklarını söylüyor. Raymond C.Knox'a göre, Matta 70 yılından az sonra, Luka 80 yılından sonra, Yuhanna ise 80 ile 120 yılları arasında yazılmıştır.

 

 

İncillerin yazılış tarihleri hakkında ittifak sağlayan iki müellif dahi yok gibidir. Bu kitapların ne zaman kaleme alındıkları konusunda herkes ayrı ayrı rakamlar vermektedir, Hristiyan kaynağı Mürşidü't-Talibinde Markos İncilinin 61 yılında yazıldığı ifade edilirken, Hristiyan araştırmacı Horn'a göre Markos İncili, 56 veya 60, yahut 63 yıllarında yazılmış olabilir. Hristiyan araştırmacı Bost'a göre Luka İncili, 58-60 yılları arasında yazılmıştır. Bu İncil Horn'a göre 53 veya 63, yahut 64 yıllarında yazılmış olabilir. Bost'a göre Yuhanna İncili, 95-97 yılları arasında yazılmıştır. Horn'a göre Yuhanna İncili 68-70 yılları arasında veya 89 yılında, yahut 98 yılında yazılmış olabilir. Diğer bir Hristiyan müellif Cercis Zevin'e göre bu İncil, 96 yılında kaleme alınmıştır. Mürşidü't-Talibin ise bu İncilin 65-98 yılları arasında yazılmış olabileceğini ileri sürüyor. W.Durant'a göre Matta İncili 85-90 yılları arasında, Markos İncili ise 65-70 yılları arasında yazılmıştır.

 

 

Batılı araştırmacı Schuyler Brown, Markos ve Luka'da yer alan Kudüs'ün tahribi kehanetinin esasında bir kehanet olmadığını, aslında yazarların Kudüs'ün tahribini gözleri ile gördükten sonra ona bir mucize ve kehanet havası vererek İncillerinde yer verdiklerini, onların bu olayı İncillerinde aktarmalarının, aslında bu incillerin yazılış tarihini ele verdiğini ve bu tarihin hiçbir şekilde Kudüs'ün tahribinden önce olamıyacağını belirtiyor. Ona göre Markos 70 yılında, muhtemelen tahripten hemen sonra, Matta ile Luka, 70 yılından sonra yazılmışlardır.

 

 

Bu dört İncil ne zaman yazılmışlardır? Eski ve yeni hiçbir araştırmacı bu konuda kesin birşey söyleyememektedir. Burada kesin olarak bilinen bir nokta vardır. Bu İnciller, Hz, İsa'dan en az 25-30 sene sonra kaleme alınmışlardır. Pavlos'un Risalelerinin, İncillerin önüne geçirilmesi ve bu kitapların Hz. İsa'dan bu kadar sonra yazılmaları İncillere duyulan güveni sarsmaktadır. Ortalama olarak Hz. İsa ile İnciller arasmda 35-40 yıllık bir boşluk vardır. İnsanlar arasında sadece üç sene gibi çok kısa bir süre kalan Hz.İsa'nın yaptıklarının, otuzbeş sene sonra yazılması sırasında unutmalar, değişmeler ve yanılmalar olamaz mı? Bu süre her ne kadar bazı Hristiyan müelliflere göre çok uzun ve unutmak için kâfi bir süre sayılmasa da, aslında durum onların dedikleri gibi değildir.

 

 

Hristiyan inancına göre Hz.İsa, öğrencilerine kendi hayatını ve sözlerini yazmalarını emretmemiş, kimseyi bu tür bir görevle görevlendirmemiş, bu yüzden o sırada kimse böyle bir hazırlık yapmamış, gördüklerini, duyduklarını ileride yazacakmış gibi dikkatlice inceleyip hafızasına kaydetmemiştir. Bazılarına göre durumun böyle olmasına tesir eden esaslı bir sebeb var. Başta Hz.İsa olmak üzere bütün Hristiyanlar, Hz.İsa'nın öldükten kısa bir süre sonra geri gelip "Tanrının Krallığı"nı tesis edeceğine inanmakta idiler. Uzun süre bu beklenti içinde olan ilk dönem Hristiyanları, gelen giden olmadığını görünce 30-35 senelik bir aradan sonra "Hz.İsa geri gelmedi, bari onun sözlerini yazalım" diyerek incilleri yazmaya başladılar. Belki başlangıçta bir hazırlık olsaydı bu 30-35 yıllık arayı telafi mümkün olabilirdi, ama başlangıçta kimsenin beklemediği birşey, uzun bir bekleyiş döneminden sonra gündeme gelince bu boşluğu telafi etmek çok güçleşmiştir.

 

 

İncillerin verdiği bilgiye göre Hz.İsa, dünyada olduğu sırada bütün Hristiyanlar, daha kendi nesilleri yok olmadan, dünyanın sonunun geleceğine inanıyorlardı. Onlara göre Hz. İsa'nın çarmıha gerilmesinden kısa bir süre sonra büyük felaketler olacak, Hz.İsa "Tarı'nın Krallığı"nı kurmak üzere geri gelecek, dünyanın sonu gelecek, herkes cezasını çekecek. Kimsenin bundan başka bir beklentisi yoktu, kimse ilerde Hz.İsa'nın sözlerine ihtiyaç duyulacağını bilmiyordu. Ama o kişinin yakında olacak dediği şeylerin hiçbiri gerçekleşmeyince bazı öğrencileri, birdenbire onun sözlerini, mucizelerini, vaaz ve nasihatlerini, anlattığı meselleri ve hayatını yazmaya koyuluyorlar. Bu şartlar altında sağlıklı bir rivayet ve nakil mümkün olabilir mi? Onlar bu kadar hazırlıksız ve tedbirsiz başladıkları bu işte bazı şeyleri unutmuş olamazlar mı, bazı şeyleri yanlış hatırlayamazlar mı? Bunun mümkün olduğu ve gerçekte bunların meydana geldiği İnciller arasında görülen farklılık ve çelişkiden kolayca anlaşılmaktadır. Bu yorum muharref incillerin yazmış oldukları şeylere dayanılarak yapılan bir yorumdur. Gerçekte Hz. İsa hakkında "Yakında geri geleceğim" dediği halde geri gelmedi, dolayısı ile onun söylediği şeyler vukua gelmedi demek doğru değildir. Yanlışlık onda değil, muharref İncillerdedir.

 

 

İşin tekrar başına dönerek İncil yazarlarının durumuna yeniden bir göz attığımızda, Hristiyan müelliflerin onlar için "görgü tanıkları" dediklerini görürüz. Yani onlar, bizzat gözleri ile gördüklerini, kulakları ile işittiklerini yazmışlardır. Onların bu iddiasına rağmen, en az iki İncil yazarının görgü tanığı olmadığı açıkça biliniyor. Markos ve Luka, direkt olarak Hz.İsa'ya öğrenci olmadıklarından, bunların bizzat görgü tanığı olarak gözleri ile gördüklerini ve kulakları ile işittiklerini yazmaları mümkün değildir. Öyleyse bu iki yazarı Hz. İsa'ya ulaştıran senet silsilesi nedir? Bunlar kimler kanalı ile bu haberleri almışlardır? Bunların ravileri kimlerdir? Ne adı geçen yazarlar ve ne de diğer Hristiyan kaynaklar bu konuda hiçbir bilgi vermemektedir. Diğer iki İncilin yazarları, iddia edildiği gibi Havari değil iseler, bu sorular onlar için de sorulabilir. Onlar kendilerini Hz.İsa'ya ulaştıran bir rivayet silsilesine sahip mi idiler? Eğer sahip idiler ise bu silsile kimlerden oluşmuştu?

 

 

Yazar Yuhanna, İncilinde Hz.İsa'nın çarmıha gerilme olayını anlatırken, kendisinin Zebede oğlu Havari Yuhan-na'dan başka bir Yuhanna olduğu intibaını uyandıran bir anlatım tarzı sergiliyor. O, bu konuyu şöyle naklediyor : "İsa Taberiye denizi kenarında yine şakirtlere kendini gösterdi. Simun Petrus, Didimos denilen Tomas, Galilenin Kana şehrinden Natanel, Zebedi'nin oğulları ve onun şakirtlerinden ikisi ile birlikte idiler.". Burada Zebedi oğulları ile kasdedilen Yuhanna ile Yakub'dur. Bu ifadelerin içinde geçtiği İncil, eğer Zebedi oğlu Yuhanna'nın yazdığı İncil olsaydı, herhalde yazar burada "ben ve kardeşim" tabirini kullanırdı. Halbuki sanki yazarın kendisinin, bu Zebedi oğlu Yuhanna ile alakası yokmuş gibi "Zebedi'nin oğulları" diye onlardan gaip (üçüncü tekil şahıs) sığası ile bahsediyor. Bu ifadeler Yazar Yuhanna'nın, Zebedi oğlu Havari Yuhanna olmadığını ele vermektedir.

 

 

XIX. yüzyıldan itibaren Batıda konu üzerinde yapılan araştırmalar neticesinde bugünkü Yuhanna İncilinin yazarının, Havari Yuhanna olmadığı ortaya konmuştur. Bu görüşü ilk olarak ileri sürenler "Tübingen Okulu" mensupları olup bunların başında Baur vardı. Baur ve arkadaşlarına göre, ikinci yüzyılın ortalarında sürgünde doğan bir Yahudi Hristiyan (isminin Yuhanna olduğu tahmin ediliyor), kendi yazdıklarına güven ve itimad sağlamak için, kitabının başına Havari Yuhanna'nın ismini yazmıştır. Baur'un bu iddiasına karşılık, diğer bazı araştırmacılara göre bu İncil, bu kadar erken dönemlere (Baur'a göre ikinci yüzyılın ortaları) ait olamaz. Çünkü bu İncilde İskenderiye felsefe okulunun bir takım helenistik fikirleri, özellikle Plotinos'un (M.S. üçüncü asrın sonları) fikirleri yer almaktadır. Dolayısı ile en iyimser bir tahminle bu İncil, üçüncü asrın sonlarına doğru yazılmış olmalıdır. Durum bu şekilde olunca Matta, Markos ve Luka gibi, Yuhanna'nın da görgü şahidi olarak İncilini yazmış olduğu ifadesi askıda kalmaktadır.

 

 

Hristiyanlıkta Hz.İsa'nm varlığı bir bütün olarak vahiy kabul edilmekle beraber o, Havarilerine, diğer öğrencilerine ve kitap yazarlarına görme ve duyma olmaksızın vahyeden bir Tanrı durumunda değildir. Hristiyanlıktaki vahiy ve ilhamın ana kaynağı Hz.İsa'nın hayatı ve sözleridir. Kimse İncil ve Risale yazarlarının, Hz. İsa'yı görmeden, sözlerini işitmeden, onun hayatını, vaaz ve nasihatlerini sadece vahiy kanalı ile yazdıklarını iddia etmiyor. Hristiyanlar, yazarların görgü tanıkları olarak hadiselere şahit olduklarını, Hz. İsa'nın yaptıklarını gözleri ile gördüklerini, onun söylediklerini kulakları ile işittiklerini, bundan sonra onlardan akıllarında kalanları yazdıklarını söylemektedirler. Hristiyan ilim adamlarına göre yazarlar, incilleri yazarlarken, kendi insiyatiflerini kullanmışlar ve diğer kaynaklardan da istifade etmişlerdir.

 

 

Bu yazarların, hem vahiy ürünü olarak yazdıkları iddia edilecek, hem de bunların vahyin ana kaynağı dışındaki diğer kaynaklardan da istifade ettikleri söylenecek, bunu mantığın kabul etmesi mümkün değildir. Eğer bu iddia doğru ise, vahiy ürünü olan İncillere, vahiy dışı diğer kaynaklardan bazı şeylerin ilâve edildiği açıkça itiraf edilmiş, olmaktadır. Hristiyanlar, İncil yazarlarına gelen vahiy ve ilhamı bu ithamdan kurtarmak için bambaşka bir yorum yapmaktadırlar. Onlara göre, yazarlara gelen vahiy veya ilham, dikte ettirici bir vahiy veya ilham değildir, bu vahiy onların gördüklerini, duyduklarını ve başkalarından aldıkları bilgileri yazarken bu yazarları hata etmekten koruyan bir vahiydir. Mademki durum böyledir, öyleyse İnciller arasında neden bu kadar farklılıklar ve çelişkiler vardır? Hata etmekten, yanlış yazmaktan koruyan vahiy, niçin ortaya çıkan bu çelişkilere engel olmamıştır?

 

 

İnciller ve Risaleler bütünü ile Hz.İsa'nın hayatına ve sözlerine yöneldiklerine göre bunların esas ana noktası, Hz. İsa'nın yaptıkları ve söylediği şeyler olmalıdır. Bu sözlerin ve hadiselerin hatasız ve eksiksiz aktarılması esas olduğu halde, neden bunlarm yazılması ondan an az 25-30 sene geciktirildi? Niçin Hz.İsa kendisi dünyada iken, daha önce Hz. Musa'nın yaptığı gibi yaparak bunları kaleme almadı? En azından onun dünyadan ayrılışından hemen sonra bu yazma işine başlana-maz mıydı? Onları yazmaya o zamanlarda ihtiyaç yok idi ise, neden daha sonraları bu ihtiyaç hasıl oldu? Bu soruya "Görgü tanıklarının azalmaya başlaması yüzünden bunların yazılmasına ihtiyaç hasıl oldu" şeklinde bir cevap verilebilir.

 

 

Ama zaten yazarların bir çoğu görgü tanığı değil, üstelik ruhu'l-kudüs her zaman onlarla beraber olup, Hz. İsa hakkında konuşurken onları sürekli hatadan alıkoyacağına göre, bu bir gerekçe olarak öne sürülemez. Haydi bunu bir mazeret kabul edelim. Hz.İsa ile İnciller arasındaki 25-30 yıllık boşluk ne olacak? Bu zaman zarfında unutulan, yanlış hatırlanan şeyler olamaz mı? Zamanın geçmesi ve görgü tanıklarının yok olması ile bu tehlikeler söz konusu olabiliyorsa ve ilham ve vahiy bu tehlikeleri ortadan kaldıramıyorsa, 25-30 yıllık zaman boşluğunda bu tehlikeyi vahiy veya ilham nasıl engelleyecektir? Kaldı ki bazı Batılı araştırmacıların yaptıkları tesbitlere göre, bugün elde mevcut olan en eski İncil ile Hz. İsa'nın zamanı arasındaki boşluk, 25-30 sene değil, en azından üç asırdır. Bu boşluğu bir rivayet silsilesi ile doldurmak tamamen imkânsızdır. Çünkü böyle bir silsile yoktur.

 

alıntı

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest bora82

incil neden 4 bölümden oluşur.

 

Tek İsa'ya Dörtlü Tanık

 

Yeni Antlaşma (İncil) Hıristiyan aleminde "İncil'ler" olarak bilinen dört bölümle başlar. Bunların her biri İsa Mesih'in yaşamını kaydeder. "İncil"in kelime anlamı, Türkçesi "iyi haber" veya "müjde"dir. Dolayısıyla "İncil", beklenen Mesih ile ilgili müjdedir. Kitap (ve kapsadığı bölümler) açısından, "İncil" İsa Mesih'le ilgili müjdenin kaydıdır. Bu açıdan "Dört İncil" dediğimiz zaman Yeni Antlaşma kitabının dört bölümünden söz ediyoruz.

Başlangıçtan beri Hıristiyan alemi hiçbir zaman dört "İncil"den fazlasını kabul etmemiştir ve bugün elimizdeki "İncil'ler" de bunlardır. İkinci yüzyıldan da önce dört "İncil" geniş bir biçimde Roma İmparatorluğun dört bir bucağına yayılmış ve olduğu gibi okunup öğrenilmişti. Elimizdeki "Dört İncil"in ilk yüzyılda yazıldığı, isimlerini taşıdıkları kişiler tarafından yazıldıkları, Mesih'in yaşamının gerçek kayıtları oldukları ve Kutsal Kitap'lar Tanrı'nın Ruhu'nun esiniyle, Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İsa hakkındaki müjdeyi değişik bakış açılarından yazdılar. Her "İncil" tek başına, Tanrı'nın Oğlu İsa Mesih'in güçlü bir bildirisi olarak ayakta durmaktadır.

Dört Portre - Tek İsa

 

Neden birden fazla "İncil" vardır? Burada iki neden ortaya çıkıyor:

1) "İncil'ler"deki tanıklık birbirini destekler ve aynı şeyler dört kez tekrar edilerek Mesih'in yaşamının büyük tarihsel gerçeklerini bilmemizi sağlar. Bir mahkemede birçok tanığın tanıklığı sadece bir tanığınkinden daha güvenilir sayılır. Buna karşın tanıklıkları kelimesi kelimesine birbirlerininkine uyuyorsa, birbirleriyle işbirliği yaptıkları şüphesi uyanır. Birbirlerini destekleyen tanıklıklarda aktarılan bilgi aynı olup kullanılan sözlerin birbirlerinden farklı olması tanıkların dürüstlüğünü gösterir. Aynı şekilde, dört "İncil"deki benzerlikler ve farklılıklar da onların gerçeklik ve güvenilirliğinin kanıtıdır.

2) Her "İncil", Mesih'i ayrı ve amaçlı bir bakış açısından gösterir. Sıradan bir insanın yaşamının kaydını yaparken, bir biyografici onun sosyal yaşamını, bir diğeri kişisel ya da özel yaşamını ve bir başkası da psikolojik biyografisini yazabilir. Her biri amaçlarına göre, bazı gerçekleri seçip bazı gerçekleri yazılarına katmayabilir. Aynı olayları anlatırken bile, her biri farklı ayrıntıları vurgular. Örneğin, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü ele alalım.

Onun bir komutan olarak yeteneklerinden söz etmek isteseydim, Çanakkale Savaşından bazı olayları seçerdim. Ona büyük bir sosyal reformcu olarak ilgi duyuyorsam Türkiye Cumhuriyetine ve toplumuna tanıttığı bazı devrimci değişiklikleri seçerdim. Yine, eğer sözcükleri kullanma yeteneğiyle ilgileniyor olsaydım, bazı ünlü sözlerini ve konuşmalarını seçerdim. Biyografide yer alan olayların seçilip düzenlenmesi amacıma bağlı olurdu. Sonunda ortaya çıkan biyografiler birçok bakımdan birbirlerinden farklı olsa da yine de her biri Atatürk'ün tamamen geçerli bir biyografisi olurdu. "İncil'ler" için de durum aynıdır. Her birinin kendi amacı vardır: bu yüzden her biri kaydedilmiş olan gerçekleri kendisine göre seçmiş ve düzenlemiştir"

Mesih'ini sadece bir değil dört ayrı mercekten görmemize izin veren Tanrı'nın bu planından ölçüsüz bir biçimde yararlanırız. "Birçok iplikten yapılmış bir ip, ipliklerin teker teker kendi kuvvetlerinden daha kuvvetli olduğu gibi, "İncil"in yazarlar tarafından bildirilişi, ayrılığındaki birlik ve birliğindeki ayrılıkla bütün olarak, teker teker kendi tanıklıklarından daha kuvvetlidir."

"Dört İncil" bir kişi üzerine dört tanıklıktır. Bunun için bazen bu dört bölüm "Matta'ya göre İncil", "Markos'a göre İncil", v.b. şeklinde tanımlanmışlardır. Her portre Mesih'i belirli bir ışığın altında ya da ilişkide açıklamak için dikkatle çizilmiştir. Peki, Mesih'e bu dört bakış nelerdir? İlk yüzyıldan beri, aşağıdaki perspektifler inanlılar arasında genel olarak kabul edilmişlerdir:

Matta - İbrahim ve Davut'un Oğlu Kral Mesih

Matta İncil'indeki Kutsal Ruh'un amacı bize İsa'yı, Kutsal Yazılar'da vaat edilen Mesih, İbrahim ve Davut'un oğlu, Göklerin Egemenliğinin mirasçısı ve özellikle de Yasa'yı veren Kral olarak göstermektir.

Markos - Büyük İşler Yapan Tanrı'nın Kulu Mesih

Markos bölümü bize İsa'yı, Tanrı'nın yetkili Kulu, sabırlı İşçi olarak göstermektedir. Bu nedenle de Mesih'i kanun yapmaktan çok çalışırken, konuşmaktan çok hizmet ederken görüyoruz.

Luka - İnsanların dostu olan Âdem'in Oğlu Mesih

Luka'da İnsanoğlu olan İsa'nın kayıp insanlara sevecen merhametini ve ilgisini görerek O'nun gerçek insanlığına kendimizi çekilmiş buluyoruz. Burada O'nu sadece İbrahim'in soyu için değil bütün insanlık için gelmiş olan ikinci Âdem olarak görüyoruz.

Yuhanna - Göklerden gelen Tanrı'nın Oğlu Mesih

İlk üç "İncil" İsa'nın yaşamını genellikle aynı yönden alırlar onların birçok ortak yanı vardır. Ama Yuhanna'nın tanıklığı bize Mesih'in diğerlerinin yansıttıklarının ötesinde çok değişik bir yönünü açık bir biçimde gösterir. Burada Mesih öncelikle yukardan gelen Kişi, Tanrı'nın Oğlu ve Sözü olarak görülür. Burada İsa Kendisinin Baba'yla bir, dünyanın Işığı, Yol, Gerçek, Diriliş ve Yaşam olduğunu bildirir.

Diğer özel vurgulamaları görmek de olasıdır. Örneğin,

Matta açık bir şekilde Yahudi okurlara seslenip İsa'yı Musa'nın Yasasının yerine gelmesi ve tamamlanması olarak gösteriyor.

Markos, Romalı kafasına sahip olan okurlara daha uygundur, İsa'nın öğretileri yerine, hizmeti ve gücü daha çok vurgulanmıştır.

"Luka İncil'i"ne giriş hakkında en çarpıcı şey kendisinin de gösterdiği gibi, Tanrı'nın lütfunun bütün insanlık için olduğudur. Grek yani Yahudi olmayan dünyaya hitap edilmiştir.

Kutsal Ruh'un diğer üçünden epey bir süre sonra Yuhanna'ya yazdırdığı "İncil", yukarıdaki üç grubun hepsine hitap edip onları imana çağırmanın yanı sıra, Mesih İnanlıları Topluluğu'nda Mesih'in Kimliği konusunda gelişen ince yanlışları yanıtlamak için çok uygundur.

Ortak Tanıklık

 

Buna karşın, "İncil"in önemli bir yönü vardır ki, bu her dört anlatımda da bulunur. Bu, O'nun doğumu, vaftiz olması, oruç tutması, mucizeleri ya da dağda görünüşünün değişmesi değil çarmıhı ve dirilişidir

İsa'nın sayısız etkinlikleri ve sözleri arasında, ölümü ve dirilişi ortak tanıklık için harika bir konu olarak seçilmiştir... İbrahim'in Oğlu acı çeker ve ölür. Tanrı'nın Kulu acı çeker ve ölür. Âdem'in Oğlu acı çeker ve ölür. Tanrı'nın Oğlu acı çeker ve ölür. İbrahim'in Oğlu ölümden dirilir. Tanrı'nın Kulu ölümden dirilir. Âdem'in Oğlu ölümden dirilir. Tanrı'nın Oğlu ölümden dirilir.

 

SONUÇ

"İncil" bir kitabın ismi değildir. Dünyanın tek Kurtarıcısı olan İsa Mesih hakkında çok, çok önemli bir mesajdır. İsa'nın Kendisi Müjdedir. "Bunlar, İsa'nın Tanrı'nın Oğlu Mesih olduğuna iman edesiniz ve iman ederek O'nun adıyla yaşama kavuşasınız diye yazılmıştır" (Yuhanna 20:31). Eski Antlaşma'da peygamberler Tanrı'nın gelecek olan Mesih'i ve O'nun yapacağı şeyler hakkında sürekli tanıklık ettiler. Şimdi O geldiği için, Tanrı bu haberi bütün insanlığa bir değil dört yetkili tanıklık aracılığıyla onayladı. Tanrı'nın Kendisinin seçtiği tanıkların sözleri aracılığıyla tek Müjde'nin kusursuz, dörtlü bir anlatımına sahibiz. Yeryüzündeki hiçbir güç bu Müjde'nin gücünü değiştiremez ve azaltamaz.

 

8849.jpg

 

 

 

 

bu arada forum yöneticilerinden ricam inanç gibi konularda kaynak istemesinler

 

biri diyorki 4 tane incil var diyor öbürüde 4 bölümden oluşur hayır diyor.ama silinen mesaj benim oluyor.o zaman konuyu tümden silin.karşı tarafında bu inançsal konuda kaynağı yok.

Share this post


Link to post
Share on other sites
incil neden 4 bölümden oluşur.

 

Tek İsa'ya Dörtlü Tanık

 

Yeni Antlaşma (İncil) Hıristiyan aleminde "İncil'ler" olarak bilinen dört bölümle başlar. Bunların her biri İsa Mesih'in yaşamını kaydeder. "İncil"in kelime anlamı, Türkçesi "iyi haber" veya "müjde"dir. Dolayısıyla "İncil", beklenen Mesih ile ilgili müjdedir. Kitap (ve kapsadığı bölümler) açısından, "İncil" İsa Mesih'le ilgili müjdenin kaydıdır. Bu açıdan "Dört İncil" dediğimiz zaman Yeni Antlaşma kitabının dört bölümünden söz ediyoruz.

Başlangıçtan beri Hıristiyan alemi hiçbir zaman dört "İncil"den fazlasını kabul etmemiştir ve bugün elimizdeki "İncil'ler" de bunlardır. İkinci yüzyıldan da önce dört "İncil" geniş bir biçimde Roma İmparatorluğun dört bir bucağına yayılmış ve olduğu gibi okunup öğrenilmişti. Elimizdeki "Dört İncil"in ilk yüzyılda yazıldığı, isimlerini taşıdıkları kişiler tarafından yazıldıkları, Mesih'in yaşamının gerçek kayıtları oldukları ve Kutsal Kitap'lar Tanrı'nın Ruhu'nun esiniyle, Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İsa hakkındaki müjdeyi değişik bakış açılarından yazdılar. Her "İncil" tek başına, Tanrı'nın Oğlu İsa Mesih'in güçlü bir bildirisi olarak ayakta durmaktadır.

Dört Portre - Tek İsa

 

Neden birden fazla "İncil" vardır? Burada iki neden ortaya çıkıyor:

1) "İncil'ler"deki tanıklık birbirini destekler ve aynı şeyler dört kez tekrar edilerek Mesih'in yaşamının büyük tarihsel gerçeklerini bilmemizi sağlar. Bir mahkemede birçok tanığın tanıklığı sadece bir tanığınkinden daha güvenilir sayılır. Buna karşın tanıklıkları kelimesi kelimesine birbirlerininkine uyuyorsa, birbirleriyle işbirliği yaptıkları şüphesi uyanır. Birbirlerini destekleyen tanıklıklarda aktarılan bilgi aynı olup kullanılan sözlerin birbirlerinden farklı olması tanıkların dürüstlüğünü gösterir. Aynı şekilde, dört "İncil"deki benzerlikler ve farklılıklar da onların gerçeklik ve güvenilirliğinin kanıtıdır.

2) Her "İncil", Mesih'i ayrı ve amaçlı bir bakış açısından gösterir. Sıradan bir insanın yaşamının kaydını yaparken, bir biyografici onun sosyal yaşamını, bir diğeri kişisel ya da özel yaşamını ve bir başkası da psikolojik biyografisini yazabilir. Her biri amaçlarına göre, bazı gerçekleri seçip bazı gerçekleri yazılarına katmayabilir. Aynı olayları anlatırken bile, her biri farklı ayrıntıları vurgular. Örneğin, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü ele alalım.

Onun bir komutan olarak yeteneklerinden söz etmek isteseydim, Çanakkale Savaşından bazı olayları seçerdim. Ona büyük bir sosyal reformcu olarak ilgi duyuyorsam Türkiye Cumhuriyetine ve toplumuna tanıttığı bazı devrimci değişiklikleri seçerdim. Yine, eğer sözcükleri kullanma yeteneğiyle ilgileniyor olsaydım, bazı ünlü sözlerini ve konuşmalarını seçerdim. Biyografide yer alan olayların seçilip düzenlenmesi amacıma bağlı olurdu. Sonunda ortaya çıkan biyografiler birçok bakımdan birbirlerinden farklı olsa da yine de her biri Atatürk'ün tamamen geçerli bir biyografisi olurdu. "İncil'ler" için de durum aynıdır. Her birinin kendi amacı vardır: bu yüzden her biri kaydedilmiş olan gerçekleri kendisine göre seçmiş ve düzenlemiştir"

Mesih'ini sadece bir değil dört ayrı mercekten görmemize izin veren Tanrı'nın bu planından ölçüsüz bir biçimde yararlanırız. "Birçok iplikten yapılmış bir ip, ipliklerin teker teker kendi kuvvetlerinden daha kuvvetli olduğu gibi, "İncil"in yazarlar tarafından bildirilişi, ayrılığındaki birlik ve birliğindeki ayrılıkla bütün olarak, teker teker kendi tanıklıklarından daha kuvvetlidir."

"Dört İncil" bir kişi üzerine dört tanıklıktır. Bunun için bazen bu dört bölüm "Matta'ya göre İncil", "Markos'a göre İncil", v.b. şeklinde tanımlanmışlardır. Her portre Mesih'i belirli bir ışığın altında ya da ilişkide açıklamak için dikkatle çizilmiştir. Peki, Mesih'e bu dört bakış nelerdir? İlk yüzyıldan beri, aşağıdaki perspektifler inanlılar arasında genel olarak kabul edilmişlerdir:

Matta - İbrahim ve Davut'un Oğlu Kral Mesih

Matta İncil'indeki Kutsal Ruh'un amacı bize İsa'yı, Kutsal Yazılar'da vaat edilen Mesih, İbrahim ve Davut'un oğlu, Göklerin Egemenliğinin mirasçısı ve özellikle de Yasa'yı veren Kral olarak göstermektir.

Markos - Büyük İşler Yapan Tanrı'nın Kulu Mesih

Markos bölümü bize İsa'yı, Tanrı'nın yetkili Kulu, sabırlı İşçi olarak göstermektedir. Bu nedenle de Mesih'i kanun yapmaktan çok çalışırken, konuşmaktan çok hizmet ederken görüyoruz.

Luka - İnsanların dostu olan Âdem'in Oğlu Mesih

Luka'da İnsanoğlu olan İsa'nın kayıp insanlara sevecen merhametini ve ilgisini görerek O'nun gerçek insanlığına kendimizi çekilmiş buluyoruz. Burada O'nu sadece İbrahim'in soyu için değil bütün insanlık için gelmiş olan ikinci Âdem olarak görüyoruz.

Yuhanna - Göklerden gelen Tanrı'nın Oğlu Mesih

İlk üç "İncil" İsa'nın yaşamını genellikle aynı yönden alırlar onların birçok ortak yanı vardır. Ama Yuhanna'nın tanıklığı bize Mesih'in diğerlerinin yansıttıklarının ötesinde çok değişik bir yönünü açık bir biçimde gösterir. Burada Mesih öncelikle yukardan gelen Kişi, Tanrı'nın Oğlu ve Sözü olarak görülür. Burada İsa Kendisinin Baba'yla bir, dünyanın Işığı, Yol, Gerçek, Diriliş ve Yaşam olduğunu bildirir.

Diğer özel vurgulamaları görmek de olasıdır. Örneğin,

Matta açık bir şekilde Yahudi okurlara seslenip İsa'yı Musa'nın Yasasının yerine gelmesi ve tamamlanması olarak gösteriyor.

Markos, Romalı kafasına sahip olan okurlara daha uygundur, İsa'nın öğretileri yerine, hizmeti ve gücü daha çok vurgulanmıştır.

"Luka İncil'i"ne giriş hakkında en çarpıcı şey kendisinin de gösterdiği gibi, Tanrı'nın lütfunun bütün insanlık için olduğudur. Grek yani Yahudi olmayan dünyaya hitap edilmiştir.

Kutsal Ruh'un diğer üçünden epey bir süre sonra Yuhanna'ya yazdırdığı "İncil", yukarıdaki üç grubun hepsine hitap edip onları imana çağırmanın yanı sıra, Mesih İnanlıları Topluluğu'nda Mesih'in Kimliği konusunda gelişen ince yanlışları yanıtlamak için çok uygundur.

Ortak Tanıklık

 

Buna karşın, "İncil"in önemli bir yönü vardır ki, bu her dört anlatımda da bulunur. Bu, O'nun doğumu, vaftiz olması, oruç tutması, mucizeleri ya da dağda görünüşünün değişmesi değil çarmıhı ve dirilişidir

İsa'nın sayısız etkinlikleri ve sözleri arasında, ölümü ve dirilişi ortak tanıklık için harika bir konu olarak seçilmiştir... İbrahim'in Oğlu acı çeker ve ölür. Tanrı'nın Kulu acı çeker ve ölür. Âdem'in Oğlu acı çeker ve ölür. Tanrı'nın Oğlu acı çeker ve ölür. İbrahim'in Oğlu ölümden dirilir. Tanrı'nın Kulu ölümden dirilir. Âdem'in Oğlu ölümden dirilir. Tanrı'nın Oğlu ölümden dirilir.

 

SONUÇ

"İncil" bir kitabın ismi değildir. Dünyanın tek Kurtarıcısı olan İsa Mesih hakkında çok, çok önemli bir mesajdır. İsa'nın Kendisi Müjdedir. "Bunlar, İsa'nın Tanrı'nın Oğlu Mesih olduğuna iman edesiniz ve iman ederek O'nun adıyla yaşama kavuşasınız diye yazılmıştır" (Yuhanna 20:31). Eski Antlaşma'da peygamberler Tanrı'nın gelecek olan Mesih'i ve O'nun yapacağı şeyler hakkında sürekli tanıklık ettiler. Şimdi O geldiği için, Tanrı bu haberi bütün insanlığa bir değil dört yetkili tanıklık aracılığıyla onayladı. Tanrı'nın Kendisinin seçtiği tanıkların sözleri aracılığıyla tek Müjde'nin kusursuz, dörtlü bir anlatımına sahibiz. Yeryüzündeki hiçbir güç bu Müjde'nin gücünü değiştiremez ve azaltamaz.

 

8849.jpg

 

 

 

 

bu arada forum yöneticilerinden ricam inanç gibi konularda kaynak istemesinler

 

biri diyorki 4 tane incil var diyor öbürüde 4 bölümden oluşur hayır diyor.ama silinen mesaj benim oluyor.o zaman konuyu tümden silin.karşı tarafında bu inançsal konuda kaynağı yok.

 

bildiğim kadarıyla forumda alıntı yazılıyor sonuçta başka yerlerden de alıntı oluyor ve üyelik isteyen sitelerin linki vermek yasak

peki bora senin eklediğinin kaynağı ne ???

yazılmamışta

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest bora82

kaynağa gerek yok.bu bölümler birbirini tamamladığına göre bir bütnün parçasıdır ve bölümdür.benim inancım bu yönde kaynağa gerek vermeye gerek duymuyorum.az önceki paylaştığım yer ise facebook:DÇ:DÇD eheuehe

Share this post


Link to post
Share on other sites
kaynağa gerek yok.bu bölümler birbirini tamamladığına göre bir bütnün parçasıdır ve bölümdür.benim inancım bu yönde kaynağa gerek vermeye gerek duymuyorum.az önceki paylaştığım yer ise facebook:DÇ:DÇD eheuehe

o zaman diğer bölümüde kaynağı yok diye suçlayamazsın:)

sana göre yanlış olabilir ama bir başkasına göre doğrudur

burada yazmaz senin doğrunla başka bir konu açarsın :)

ve böylece bu kadar gerilmezsin

Share this post


Link to post
Share on other sites

[TABLE]

[TR]

[TD]

İlk üç müjdede (incil) birçok benzerliğin bulunması ve hatta bazı bölümlerin

kelimesi kelimesine aynı olmakla birlikte birçok farklılığında olmasına

"Sinoptik Sorun" denir. Bu tutucu Mesih imanlılarından çok, Kutsal Kitap'ın

esinini inkar edenler için genellikle bir sorun oluşturmaktadır.

 

Bunu açıklamak için, birçok karmaşık teoriler oluşturulmuştur. Bunlar sık sık

da yazılı biçimde elimize geçmemiş olan, teoride kaybolmuş belgelerle

ilgilidirler. Bunlardan bazıları Luka 1:1’e uyarlar ve gerçek Mesih İnancına

göre en azından olasıdırlar. Ancak bu teorilerden bazıları, ilk yüzyıldaki

kilisenin, İsa Mesih hakkında "mit"ler oluşturduğunu söyleme noktasına kadar

uzanmıştır. Bu "eleştirisel biçimde" iddia edilen teorilerin, bütün Hıristiyan

Kutsal Yazılarına ve kilise tarihine küfür etmelerinin yanısıra, hiçbirini

kanıtlayacak belge de yoktur.Ayrıca, "hiçbir bilgin" bu teorilerin Sinoptik

Müjdeleri nasıl kategorilere ve parçalara ayırdığı konusunda "görüş birliğine

varamazlar". Buna daha iyi bir çözüm yolu, Yuhanna 14:26 daki Rab'bimizin

sözlerinde buluunmaktadır:"Ama Baba'nın benim adımla göndereceği Yardımcı,

Kutsal Ruh, size herşeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak." Bu,

görgü tanıkları oldukları için Matta ve yuhanna'yı ve belkide kilise tarihinin

söylediği gibi, Petrus'un hatırladıklarını kaydettini varsaydığımız Markos'uda

içerir.

 

Bunlara, Luka 1:1'de sözü edilen yazılı belgelere Kutsal Ruh'un dolaysız

yardımını, Yahudi halkının hayret verici bir doğrulukla aktarılan "sözel

geleneklerini" ekleyince Sinoptik sorun yanıtlanır. Bu kaynakların ötesinde olan

gerekli gerçeklerin, ayrıntıların yada yorumların hepsi Kutsal Ruh'un öğrettiği

"sözlerle" açıklanmıştır. (1.korintliler 2:13) Böylece, apaçık bir çelişki yada

ayrıntılarda bir değişiklik bulduğumuzda, "Bu müjde neden bu olayı yada

konuşmayı içermiyor (yada içeriyor yada vurguluyor)?" diye sormakla iyi ederiz.

 

 

Örneğin, Matta iki kez, iki insanın (körlükten ve cinlerden) kurtarıldığını

kaydederken, Markos'la Luka sadece birinden söz ederler. Bazıları bunu bir

çelişki olarak görürler. Yahudilere yönelik yazıldığı kabul edilen (yahudilerin

anlayabilecekleri stilde yani: eski antlaşmadan alıntılar, ayrıntılı

tartışmalar, Rabbimizin soy ağacı ve geneldeki Yahudi tarzı, yeni bir okur

tarafından bile hemen fark edilir.) Matta'yı yasa "iki yada üç şahit"

gerektirdiği için, iki adamdan ve diğerlerinide ün sahibi, meşhur bir adamdan

(kör Bartimay) söz ediyor görmek çok daha iyidir. Aşağıdaki seçilmiş bölümler,

Müjdelerdeki aynı şeyin ikinci kez tekrarı gibi görülen kısımların aslında

ilgiyi önemli farklılıklara çekmek olduğunu anlatırlar: Luka 6:20-23, Dağdaki

vaazı tekrarlıyor gibidir, ama Luka 6:20-23 düzlük yerde verilen bir

vaazdır.(Luka 6:17) Matta 5:2-10, Tanrı Krallığına ait ideal bir vatandaşın

karakterini tanımlar, ama Luka Mesih'in öğrencilerinin yaşam biçimlerini

gösterir. Luka 6:40, Matta 10:24'le aynı gibidir. Ama Matta'da İsa Efendi,

bizlerde O'nun öğrencileriyiz.

 

Luka'da öğrenciyi yetiştiren Efendidir, eğittiği kişi ise öğrencidir. Matta

7:22 Kral için hizmeti vurgular, Luka 13:25-27 ise Efendiyle paydaşlığı

tanımlar. Luka 15:4-7 Ferisileri suçlamasıdır, Matta 18:12-13 çocuklar ve

Tanrı'nın onlar için olan sevgisi ile ilgilidir. Yahya, yanında sadece inanlılar

varken, "O sizi Kutsal Ruh'la vaftiz edecektir" demiştir (Markos 1:8, Yuhanna

1:33). Etrafta özellikle Ferisileri içeren karışık bir kalabalık olduğunda ise,

"O sizi Kutsal Ruh ve ateşle (bir yargı vaftizi olan) vaftiz edecek" demiştir.

(Matta 3:11; Luka 3:16) "Hangi ölçekle ölçerseniz" sözü, Matta 7:2'de "diğer

insanlara karşı yargılayıcı tavırlarımızdan", Markos 4:24'de Tanrı'nın Sözünü

kendine mal etmekten ve Luka 6:38'de de cömertliğimizden söz etmektedir.

 

Öyleyse bu farklılıklar çelişki olmayıp Tanrı Sözü üzerinde derin düşünen

imanlıların düşüncesine hizmet eden Ruhsal gıdadır.

 

Alintidir.

 

Daha önceden benzer konularda bunlara cevap vermistim. incilin yazilis tarihi karbon 14 testine göre en dogru belge tarihi verilmektedir. Bu durum diger kutsal kitaplar icin yapilsada kuran-i kerim icin yapilmamistir. Diger önemli bir konu ise islamdan farkli olarak ne yahudilere nede hristiyanlara özel olarak indirilmis bir kitap yoktur. Yani arkali önlü yazilmis özel bir dil kullanilan bir kitap yada kitaplar degildir. Ayrica her yazilan incil bölümleri icin incilde özet olarak yazilmistir. Daha öncede yazdigim gibi islami yazarlar genelde incilin 4 bölümüyle özel ilgilenirler cünkü amaclari bellidir. incilin nasil yazildigi ve hangi kosullar altinda günümüze geldigi konusunda kendi kutsal kitabi icin ayni elestiriyi yapacaklarini sanmiyorum.

 

incilin 27 kismi vardir. Bizim icin her söz incil ve müjdedir bu bakimdan bölümler icinde incil denmelerinin sebebi budur. Fakat bunu demeleri sanki birden fazla birbirinden ayri farkli inciller bulundugunu düsündüren fikirler ortaya cikmasina sebebiyet veriyor. isa mesih hic bir zaman bir kitap yazmamistir. Cünkü kendisi sözdür. Bu yüzden söz dünyaya geldi ve insan oldu diyoruz. Ve söz degismezdir. Tanrinin gücü biliyoruz ki sinirsizdir. Engindir. Biz insanlar yillar önce yazilmis olan mitolojik bir eseri bile müzelerde korumaktayiz. Yeşaya’nın sözünü etttiği Kul olan İsa Mesih, canını birçokları için kurban

olarak vermekle hizmetini tamamladı, ve böylece insanların günahını yüklenip

Tanrı’nın önünde aklanmalarını sağladı (Yeşaya 52:13-53:12). Aynı şekilde,

İsa’nın ölümü ve dirilmesinden sonra, O’na bağlı olanlar şunu ilan ettiler:

“Kendisine iman eden herkes, günahların bağışlanmasını O’nun adıyla alacaktır,

diye bütün peygamberler O’na tanıklık ediyorlar” (Elçilerin İşleri 10:43).

Akdeniz yöresi boyunca İsa’nın Müjde’sini

yayanların en önemlisi Tarsus’lu Pavlus’tur. O, İsa Mesih’in ilk öğrencilerinde

biri değildi; aksine, Kudüs’te ve çevresindeki bölgelerde bulunan küçük

Hıristiyan topluluklarına şiddetle zulmediyor ve onu yok etmek istiyordu. Ama

Şam’a giderken olağan üstü bir tecrübenin sonucu İsa’ya iman ettikten sonra

Pavlus, daha önceleri yok etmeye çalıştığı inancın en büyük savunucusu oldu.

İsa’nın müjdesini yaydığı için Pavlus çok sıkıntı ve işkence çekti, uzun zaman

hapiste kaldı ve sonunda İ.S. 67 yılında başı kesilerek şehit oldu. Yeni

Antlaşma’nın kısımlarından on üçü Pavlus’un yazdığı mektuplardır ve yaşamının

önemli bir bölümü Elçilerin İşleri adlı bir kitapta kaydedilmişti. Pavlus’un

çabaları sayesinde İsa Mesih’in yolu Pagan dünyasında kökleşti ve nihayet

(Pavlus’un ölümünden 250 yıl sonra) Roma İmparatorluğu’nun resmi dini oldu.

Pavlus kesinlikle, Anadolu’nun en parlak adamlarında biri olarak sayılmalıdır.

 

Yahudi tarihçi Yosefus (İ.S. 37-105) şunları

yazmıştır:

 

 

“Bu zamanlarda İsa adlı bilge bir adam

vardı, eğer O’na adam demek doğruysa... Çünkü O, şaşılacak işler yapan biri

olup, gerçeği sevinçle kabul edenlerin öğreticisiydi. Yahudilerin ve Paganların

(Yahudi olmayanların) birçoğunu Kendi tarafına çekti. O’nun Mesih (beklenen

Kurtarıcı) olduğuna inanılıyordu. Pilatus da, aramızdaki ileri gelenlerin

önerisine uyarak, daha önceden O’nu sevenler Kendisini terk etmediler. Çünkü O,

çarmıha gerilmesinden sonra üçüncü günde tekrar onlara diri olarak görünmüştür;

nitekim Tanrı’nın diğer peygamberleri de O’nunla ilgili onbinlerce şaşılacak

şeyleri önceden haber vermişlerdi. Adları İsa Mesih’ten alınan Hıristiyanlar’ın

nesli de bugün bile tükenmiş değildir.

 

Bugün Kuzeybatı Anadolu’da bulunan Bitinya

vilayetinin Romalı valisi Pliniyus (İ.S. 69-113), İmparator Trayanus’a yazdığı

mektupların birinde şöyle yazmıştır:

 

“İmparatorun heykeline tapınmadıkları

için cezalandırdığım Hıristiyanlar’ın dediklerine göre, suçları yahut hataları

özet olarak ancak şu kadardı: Tanrı’ya söyler gibi Mesih’in (İsa Mesih’in)

şerefine sıra ile ilahi söylemek üzere kararlaştırılan bir günde güneş doğmadan

önce düzenli bir şekilde toplanmışlardı.”

 

İsa’nın on iki elçisinden olan Yuhanna’nın

kendi İncil’i hakkında söyledikleri, Yeni Antlaşma’yı oluşturan tüm kısımlar

hakkında söylenebilir:

 

“İsa, öğrencilerinin önünde, bu kitapta

yazılı olmayan başka birçok mucizeler yaptı. Ama bunlar, İsa’nın Tanrı’nın oğlu

Mesih olduğuna iman edesiniz ve iman etmekle Onun adıyla yaşamınız olsun diye

yazılmıştır.” (Yuhanna 20:30-31).

 

incilin yazilis tarihi isanin geldigi miladin baslangicidir. söz miladin baslangicinda geldi. Elimizde bulunan incil disinda farkli inanclarin görüslerinin veyahut yeni bir peygamber gelecegini kanitlayan o incil tarihte olmamis ve olmadi. incilin hic bir bölümünde sonradan her hangi bir peygamber gelecegi konusunda (Sahi peygamber) hic bir önbildiri yoktur. Kutsal kitabin hic bir sözünü hic bir ölümlü insan degistiremez. incilin ayetleri kisa degil ve bir konudan bahsederken birden baska bir konuya atlamaz. Örnegin duadan bahsederken dua hakkinda bilgiyi tam olarak vererek bitirir. isanin gelisi ile ilgili olarak zaman belli degildir. Kisa demesinin iki sebebi var. Birincisi ayik ve uyanik olmamiz. ikincisi Tanri icin insanlarin belirledigi zaman araligi yoktur onun icin zaman farkli olabilir.

esenlikler

[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest bora82
o zaman diğer bölümüde kaynağı yok diye suçlayamazsın:)

sana göre yanlış olabilir ama bir başkasına göre doğrudur

burada yazmaz senin doğrunla başka bir konu açarsın :)

ve böylece bu kadar gerilmezsin

gerilme sebebim 3 defa mesajımın silinmesi.haklıydım ve mesajımda duruyor artık gergin değilim merak etme.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

neyse ben yabancıyım konuya melkem geldi artık o cevap verir.

Share this post


Link to post
Share on other sites
gerilme sebebim 3 defa mesajımın silinmesi.haklıydım ve mesajımda duruyor artık gergin değilim merak etme.

yok valla ben neden merak ediyim :D:rofl:

tam tersine melkemin yazdıklarını okuyordum

teşekkürler melkem ve sevban :)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Başka sitelerden alınan konular için "Site Adı" vermek yasaktır.

Başka insanların araştırmaları ise "yazanın adı" yazılabilinir.

Bunun dışında kaynaklar bu şekilde paylaşılır.Din ve inanç konuları çok hassas olduğu için kaynak önemli değildir gibi birşey söz konusu olamaz.

Birden fazla farklı şeyler yazılmış olabilir çoğunlukla kişilere ait konulardır ve farklılık olması çok normal.

Ciddi konularda usluba dikkat edilirse sorun olmaz.

 

 

İyi paylaşımlar dileriz.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest bora82

miracım bu 4 bölüm birbirini tamamlar niletikte dediğimiz zaman dört ayrı kitap olarak düşünebilirmiyiz.

kaynak matematik dersi mantık konusu.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

sonuç olarak 4 kitap yok 4 ayrı birbirini tamamlayan bölümler var ve bu bölümlerin bütününe incil denir.kaynakta zaten incil.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...