Jump to content
Sign in to follow this  
melkem

Markos

Recommended Posts

MARKOS

 

Markos Müjde’nin[1] Vaftizci Yahya ile başladığını vurgular. Markos, Mesih’in vaaz ettiği mesaj ve yeryüzündeki yaşamını MÜJDE’ye dahil eder. Markos Müjdeyi yazmakla aslında Mesih’in döneminde yaşamış kişlilerin Mesih’e ve Onun işlerine dair anlatılan öyküleri kendi Müjdesinde bir araya getirmiş oldu. Markos’un Müjdesi büyük ölçüde Petrus’un vaazlarına dayanmaktadır. Markos’un, Petrus’un vaazlarını tercüme ve kayıtlara geçirme yönü bu Müjde’de Petrus’un tanıklığını çok belirgin kılmıştır. Petrus’un konuşmalarındaki sıralama Markos İncilinde özet olarak karşımıza çıkar:

 

 

 

Markos 1:1 Elçilerin İşleri 10:36-38

 

Markos 1:14 Elçilerin İşleri 10:37

 

Markos 1:4-8 Elçilerin İşleri 10:37

 

Markos 1:10 Elçilerin İşleri 10:38

 

Markos 1:16-10:52 Elçilerin İşleri 10:38

 

Markos 11-14 Elçilerin İşleri 10:39

 

Markos 15:1-39 Elçilerin İşleri 10:39

 

Markos 16:1-8 Elçilerin İşleri 10:40

 

 

 

 

 

Çarmıha geriliş Markos’un Müjdesinde ağırlıklı bir yer tutar. Dört Müjde içinde bu bölüm diğerlerine göre daha fazla yer tutar.

 

 

 

Markos Müjdesi Mesih’in bütün hayatını kronolojik bir sıralama içinde incelemeyi amaçlamaz. Çünkü Markos, Mesih’in yaşamına, ölümüne ve dirilişine tanıklık edecek kimselere gerekli olan şeyleri basit ve kısa bir şekilde vermeyi arzular. Markos Müjdesini basitçe dört kısımda özetleyebiririz:

 

1-) Müjdenin vaaz edilmesi Vaftizci Yahya’nın hizmeti ile başlar.

 

2-) İsa’nın Celile ve etrafındaki yerlere olan hizmeti.

 

3-) Yeruşalim’e son ziyareti ve çarhıma gerilmesi

 

4-) Gömülmesi, dirilmesi, öğrencilere görünmesi ve öğrencileri görevlendirmesi

 

Bu dört kısım Müjde’nin amacını bize verir.

 

 

 

Markos bize Mesih’in hayatını örneklerle göstererek (1:13; 12:35-37) Mesih hakkında ileri sürdüğü gerçeklerin kabul edilmesi gerekliliğini vurgular. Çünkü O gerçek İsrail’lidir.

 

 

 

Bundan başka Markos, Mesih’i İnsanoğlu yönüyle tanıtırken Onun Tanrı Oğlu olarak ilahi yönünü vurgular. O, İnsanoğlu olarak günahları bağışlama yetkisiyle gelen (2.10) Tanrı Oğludur (1:1), O Rab’dir (2:8).

 

 

 

Müjde yalnızca teolojik gerçekler değildir. Bu yüzden de Markos için Müjdenin yoksullara ve zenginlere, bilgelere ve cahillere vaazı çok önemlidir (12:24). Çünkü Müjde Tanrı’nın gücüdür (Romalılar 1:16). Öyleyse bu Müjde kötülüklerin ve hastalıkların üzerine vaaz edilmelidir (1:27; 16:15-18).

 

 

 

Markos Müjdesi bizleri Mesih’in uluslara olan ilgisi ile tanıştırmayı ihmal etmez (6:45-9:32). Bu gerçek kilisenin de bir misyonu olmalıdır. Markos bunu Yahudisel bir ifade ile açıklığa kavuşturur: Halka ders verirken şunları söyledi: «`Benim evime, tüm ulusların dua evi denecek’ diye yazılmamış mıdır? Ama siz burayı haydut inine çevirdiniz.» (11:17). Mesih hakkında ulusların da en son itirafı şudur: İsa’nın karşısında duran yüzbaşı, O’nun bu şekilde son nefesini verdiğini görünce, «Bu adam gerçekten Tanrı’nın Oğluydu» dedi (15:39).

 

 

 

Tanrı’nın Egemenliği (Krallık)

1:15 «Zaman doldu»[2] diyordu, «Tanrı’nın Egemenliği yaklaştı.[3] Tövbe edin, Müjde’ye inanın!»

 

Mesih’in gelişi Son Günlerin başlangıcını oluşturdu. Tanrı’nın işi ve Müjdesi büyüyen bir şekilde yeryüzüne yayılmaya başladı. Tanrı’nın Krallığı herşeyi tam yönetmesidir. Bu krallık şimdi insanların kalplerini Mesih’e çekerek kurulmaktadır. Krallık büyüyen bir şekilde hayatın her alanına dokunmakta ve herşeyi Mesih’in Rabliği altına gertirmektedir. Mesih’in gelişi, hizmeti ve ölümü, dirilişi ve Müjdenin tüm dünyaya vaazı Krallığın dünyaya geldiğinin kesin kanıtlarıdır. İsa şeytanı bağlamaya gelmiştir. Böylelikle insanlığa Tanrı’ya giden yolda kapı açmış oldu. Artık kilise bir halk ile sınırlı değildir, bütün dünya halklarına açılmıştır. İsa’nın getirdiği Krallık herşeyi etkilemektedir. Bu yüzden İsa’yı 1.15 ayetinden hemen sonra kötü ruhları kovarken (1:21-28), hastalıkları iyileştirirken (1:29-31) görüryoruz. İsa’ya değişik hastalıkları olan kişileri getiriyorlar (1:32-34) ve o da onları iyileştiriyordu. İsa düşmüş bir dünyaya değişim getirmek onu yenilemek istiyor. İşte bu şey Tanrı’nın Krallığıdır. İsa bu krallığını getirmek için karanlığın güçlü adamını bağlamaya gelmiştir (3:22-27). İsa yeryüzündeki tüm hizmeti, vaazları, mucizeleri ile Tanrı’nın Krallığını ilan ederken bu krallığın gelecekte tamamlanacak ve mükemmelleşecek olduğunu vurgular. Onun yaptıkları toprağa tohum saçmaktır, ürün olgunlaşınca (gelecekte) biçilecektir (4:26-29). Aynı şekilde hardal tanesi benzetmesi Mesih’in şahsında şimdiki zamanda gösterilen Tanrı’nın Krallığına işaret eder (4:30-31). Mesih’in fırtınayı dindirmesi (4:35-41) ölüyü diriltmesi (5:38-42) Tanrısal Egemenliğin bir işaretidir. Çünkü Egemenlik tam olarak geldiğinde artık lanet olmayacaktır (Vahiy 22:3), öyleyse hastalık, kıtlık, açlık (6:35-43), salgınlar ve felaketlere (4:35-41) Tanrı’nın Egemenliğinde yer yoktur (Vahiy 21:4). Mesih Tanrı’nın Krallığını büyütmeye o kadar adanmış bir hizmetçidir ki, kendi memleketinde reddedildiğinde (6:1-4) yılmaz ve havarileri kendi yaptığı mucilerin yetkisiyle görevlendirip ikişer ikişer Krallığın ilanı ve yayılması için gönderir. Ama İsa’nın vaaz ettiği egemenlik bilginlerin, dindarların değil çocukların miras alacağı bir şeydir (9:14-15).

 

 

 

Mesih – Tanrı Oğlu, Davut oğlu, İnsanoğlu

8:29 ayeti Markos Müjdesini bir anlamda ikiye bölmektedir:

 

O da onlara, «Ya siz, ben kimim dersiniz?» diye sordu.

 

Petrus, «Sen Mesih’sin» cevabını verdi.

 

 

 

Mesih İsa bu ayete kadar kendisini mucizeler ve diğer olaylar aracılığı ile tanıtıyor. Petrus’un Mesih’i tanımasından donra ise İsa Mesih ölüp dirileceğini bildirmektedir (8:31). Bundan sonraki bölümler Mesih’in çarmıha odaklı bir şekilde yüremesini göstermektedir. 1:1; 8:29;15:39 ayetlerinde Mesih’in Tanrı Oğlu olması açık bir şekilde görülür.

 

 

 

Markos, Müjdeye Tanrı Oğlu Mesih İsa ile ilgili olduğunu ilan ederek başlar (1.1). Mesih İsa’nın vaftizinde (1:11) ve dağdaki görünümün değişmesinde (9.7) Mesih’in Tanrı’nın Oğlu olduğu vurgulanır:

 

1:11 Sen benim sevgili Oğlumsun,

 

9:7 Sevgili Oğlum budur

 

 

 

Buradaki ifadeler Mesih’in ezeli ve ebedi oğulluğunu vurgular. Çünkü Tanrı Sen Oğlum oldun demiyor. Demek ki Mesih vaftiz olmadan önce Tanrılık sıfatını taşımaktadır.

 

 

 

Çarmıha gerilmesinde önce Mesih İsa yüksek Kurulun sorgusundayken (14:61) Başkahin Ona Yüce olan’ın Oğlu sen misin? Diye sorduğunda Mesih’in cevabı Ben’im olur (14:62). Mesih İsa çarmıh’ta ruhunu verdiği zaman orada bulunan Romalı yüzbaşı ‘Bu adam gerçekten Tanrı’nın oğluydu’ demiştir.

 

 

 

Bunun dışında kötü ruhlardan başka kimse Mesih’in Tanrı Oğlu olduğunu söylemez (3:11; 5:7).

 

 

 

Davut oğlu

Dönemin Yahudi öğretisinde de Mesih, Davut oğlu olarak geçer (12:35). Yahudi öğretisine göre Davut en büyük kraldı. Onun oğlu olarak gelecek olan Mesih ise ondan biraz daha aşağıda bir Kral olacaktı. İsa bu yaygın yanlış anlaşılmayı silmek istedi. Bu yüzden İsa Davut’un Mesih hakkında Rab olarak bahsettiğini hatırlatır (12:36-37) Kör dilencinin Mesih’e verdiği isim ‘Davut oğlu’dur (10:47, 48).

 

 

 

İnsanoğlu

Markos Müjdesi okuyuculara İsa Mesih’in beden almış Tanrı olduğuna dair güven aşılar. Markos’un okuyucuları Tanrı kendisini Mesih’te gösterdiğini, Tanrı Oğlu’nun kendisi hakkındaki ünvanını İnsanoğlu şeklinde açıkladığına tanık olurlar.

 

 

 

İnsanoğlu aramızda yaşayıp mucizeler yapmakta ve çarpıcı vaazlar vermektedir. Mesih’in İnsanoğlu olarak açıklandığı bölümlerde Onun karakteri, yaptığı işleri ve görevinin önemi daha anlaşılır bir şekilde karşımıza çıkar.

 

 

 

Mesih İsa’nın kendisi hakkında İnsanoğlu unvanını kulanması Kutsal Kitap’ta Daniel 7:13-14 ayetlerinde açıklığa kavuşur. Mesih’in ilan ettiği krallığın bahsi de yine Daniel kitabında müjdelenmiştir.

 

 

 

Mesih’in kendisinden İnsanoğlu olarak bahsetmesiyle birlikte bir Krallığı müjdelemesi Getsamani bahçesinde ‘Abba, Baba’ diye seslenişinde daha açıklığa kavuşur (14:36). Mesih, Üçlük inancını bizlere verirken, Krallığın Sahibinin ‘Abba’ (Baba) olduğunu görmemize yardımcı olur.

 

 

 

İnsanoğlu hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye gelen bir hizmet görücüdür (10:45). Öyleyse İnsanoğlunun vaaz ettiği Krallıkta şerefli tacı giyecek olanlar en alçakgönüllü olanlar olacaktır. Bir gün İnsanoğlu Babasının görkemi içinde kutsal meleklerle birlikte gelecek ve Tanrı’nın Egemenliğininin kudretle gerçekleştiği görülecektir (8:38-9.1). Fakat önce İnsanoğlu acı çekmeli, reddedilmeli, öldürülmeli, ve üçüncü gün dirilmelidir (8:31). Böylece Krallık görülecektir.

 

 

 

Petrus’un İsa hakkında Sen Mesih’sin şeklindeki tanıklığına karşın İsa onlara bu gerçeği kimseye söylememeleri yolunda uyarıda bulunur (8:29). Çünkü Yahudiliğin geleneksel olarak Mesih beklentisi politik bir özgürlük getirecek bir Kral şeklindedir. Ancak bu Mesih dünyasal anlamda bir zafer kazanmaya değil, üçüncü gün görkem içinde dirilmek üzere acı çekip ölmeye gelmiştir (8:31). O halde öğrencilerin ardından yürüdükleri Mesih Yahudi halkını Roma esaretinden kurtaracak askeri bir kahraman değildir. Bu yüzden Onu izleyenlerin savaşan Mesih imajını öncelikle kafalarından atmaları gerekir. Bunun için Mesih Ardımdan gelmek isteyen, kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin şeklinde bir uyarı yapar (8:34). İşgalci Roma’nın halka açık bir şekilde uyguladığı idam yöntemi olan çarmıh havarilerin iyi bildiği bir şey olması sebebiyle Mesih’in bunu mecaz anlamda kullanmadığı açıktır.

 

 

 

Acı çekmek ve Görkem

M.S. 64 yıllarında büyük Roma yangını meydana geldi. Bundan sonra Hristiyanlara yönelik saldırlar daha da arttı. Markos’un Müjdesi bu saldırlar karşısında yok olma tehdidi altındaki Hristiyanlara büyük bir güvence vermekteydi. Efendileri çölde denenirken yabani hayvanların[4] arasındaydı. Hristiyanlar vahşi hayvanlara atılırken, yakılırken, çeşitli işkencelerle yüzleşirken Markos’un Müjdesi ile dünyaya meydan okumaya güç buldular. Mesih İsa da Romalılar elinde acı çekmişti, kendileri de Mesih adından dolayı acı çekmekteydiler. Kendi çektikleri acılarda acı çeken İnsanoğlu’nun sözlerini Müjde’nin özü olarak algıladılar:

 

Markos 8: 34Öğrencileriyle birlikte halkı da yanına çağırıp şöyle konuştu: «Ardımdan gelmek isteyen, kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin. 35Canını kurtarmak isteyen onu yitirecek; canını benim ve Müjde’nin uğruna yitiren ise onu kurtaracaktır. 36İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur? 37İnsan, kendi canına karşılık ne verebilir? 38Bu vefasız ve günahkâr kuşağın ortasında, kim benden ve benim sözlerimden utanırsa, İnsanoğlu da, Babasının görkemi içinde kutsal meleklerle birlikte geldiğinde[5] o kişiden utanacaktır.

 

 

 

Markos Müjdesi Mesih’in Kudüs’e girişinden itibaren (11:1) geçen zamana ağırlıklı bir yer vermiştir. Ancak bu bölümden önceki olaylarda Mesih’in acı çekeceğinin işaretlerini verir:

 

1-) 2:1-12 ayetlerinde felçli bir kişinin iyileştirilmesi Mesih’e olan düşmanlığı belirginleştiğini görmekteyiz.

 

2: 6‑7Orada oturmakta olan bazı din bilginleri ise için için şöyle düşündüler: «Bu adam neden böyle konuşuyor? Tanrı’ya küfrediyor! Tek Tanrı’dan başka kim günahları bağışlayabilir?»

 

 

 

2-) 2:13-17 Levi’nin, diğer havarilere katılması olayı:

 

16Ferisilerden bazı din bilginleri, O’nu günahkârlar ve vergi görevlileriyle birlikte yemekte görünce öğrencilerine, «Niçin vergi görevlileri ve günahkârlarla birlikte yemek yiyor?» diye sordular.

 

 

 

3-) 2:18-22 Mesih oruç ile ilgili olarak konuştuğunda:

 

18Yahya’nın öğrencileriyle Ferisiler oruç tutarken, bazı kişiler İsa’ya gelip, «Yahya’nın ve Ferisilerin öğrencileri oruç tutuyor da, senin öğrencilerin niçin tutmuyor?» diye sordular.

 

 

 

4-) 2:23-28 ;Sebt günü ile ilgili öğretiş:

 

24Ferisiler İsa’ya, «Bak, Sept günü yapılması yasak olanı neden yapıyorlar?» dediler.

 

 

 

5-) 3:6) Eli sakat adamı iyileştirdiğinde:

 

2Bazıları İsa’yı suçlamak amacıyla, Sept günü hastayı iyileştirecek mi diye O’nu gözlüyorlardı. 6Dışarı çıkan Ferisiler, İsa’yı yok etmek için Hirodes yanlılarıyla hemen görüşmeye başladılar.

 

 

 

Bu olaylarla 11:27-12:37 ayetleri arasında geçen beş ayrı hikayeyi aynı paralelde görmekteyiz. Mesih’in kimliği ve kişiliği, Mesih’in öğretişleri dini önderlerin ve halkın ileri gelenleri tarafından tuzağa düşürülmeye çalışılarak yok edilmeye çalışılmaktadır:

 

1-) 11:27-28 Yine Kudüs’e geldiler. İsa tapınakta gezinirken başkâhinler, din bilginleri ve ihtiyarlar O’nun yanına gelip, «Bunları hangi yetkiyle yapıyorsun, bunları yapma yetkisini sana kim verdi?» diye sordular.

 

 

 

2-) 12:12 İsa’nın bu benzetmede kendilerinden söz ettiğini anlayan Yahudi önderler O’nu tutuklamak istediler; ama halkın tepkisinden korktukları için O’nu bırakıp gittiler.

 

 

 

3-) 12:13 Daha sonra İsa’yı söyleyeceği sözlerle tuzağa düşürmek amacıyla Ferisilerden ve Hirodes yanlılarından bazılarını O’na gönderdiler.

 

 

 

4-) 12:18-19 Ölümden sonra diriliş olmadığını söyleyen Sadukiler İsa’ya gelip şunu sordular: «Öğretmenimiz, Musa yazılarında bize şöyle buyurmuştur: `Eğer bir adamın kardeşi ölüp bir dul bırakır ama çocuk bırakmazsa, sağ kalan kardeş, ölenin karısını alıp soyunu sürdürsün.

 

 

 

5-) 12:28 Onların tartışmalarını dinleyen ve İsa’nın onlara güzel bir cevap verdiğini gören bir din bilgini yaklaşıp O’na, «Tüm buyrukların en önemlisi hangisidir?» diye sordu.

 

 

 

Diğer yandan Vaftizci Yahyanın öldürülmesi (6:14-29) o dönemin nasıl bir ruhsal anlayışının hakim olduğunu anlamamıza yardım eder. Hirodes’in Mesih İsa hakkında duyduğu tanıklıklar kendisine oldukça şaşırtıcı gelmişti. Bunun sonunda Hirodes Mesih’in dirilmiş Yahya olduğuna kanaat getirmesi aslında Onun için hayati tehlike demekti:

 

6:14 Kral Hirodes de olup bitenleri duydu. Çünkü İsa’nın ünü her tarafa yayılmıştı. Bazıları, «Bu adam, ölümden dirilmiş olan Vaftizci Yahya’dır. Olağanüstü güçlerin O’nda etkin olmasının nedeni de budur» diyordu. 15Başkaları, «O İlyas’tır» diyor, yine başkaları, «Eski peygamberlerden biri gibi bir peygamberdir» diyordu. 16Hirodes bunları duyunca, «Başını kestirdiğim Yahya dirilmiştir!» dedi.

 

 

 

Vahtizci Yahya İlyas’ın kişiliğinde geri dönecekti[6] Mesih’in dağda görünümünün değiştiği (9:2-13) zaman Mesih İlyas’ın (Vaftizci Yahya) geldiğini (9:11) ve İnsanoğlu’nun acı çekmesi gerektiğini söyler:

 

9:11-12 O da onlara şöyle dedi: «Gerçekten de önce İlyas gelir ve her şeyi yeniden düzene koyar. Ama nasıl oluyor da İnsanoğlu’nun çok acı çekeceği ve hiçe sayılacağı yazılmıştır? 13Size şunu söyleyeyim, İlyas geldi bile, ve onun hakkında yazılmış olduğu gibi, ona yapmadıklarını bırakmadılar.»

 

 

 

Yazılmış olanlar artık yerine gelmektedir. Bu durumda aklımıza gelen şeyler Mesih’in acı çekmesiyle ilişkili şeylerdir:[7]

 

Mezmur 22: 6 Ama ben insan değil, toprak kurduyum,

 

İnsanlar beni küçümsüyor, halk hor görüyor.

 

7 Beni gören herkes alay ediyor, Sırıtıp baş sallayarak diyorlar ki:

 

8 “Sırtını RAB’be dayadı, kurtarsın bakalım onu,

 

Madem onu seviyor, yardım etsin!”

 

 

 

Daniel 9:26 Bu altmış iki hafta sonunda meshedilmiş olan öldürülecek

 

ve onu destekleyen olmayacak...

 

 

 

İşaya 52:13-52:12 ayetleri arasında hizmetçi olarak gelecek olan İnsanoğlu’nun çarmıh acıları çok açık bir şekilde anlatılır. İnsanoğlu işkencelerden tanınamaz bir hale gelecektir (52:14), Tanrı’ya olan bağlığı onun acı çekmesine engel olmayacak ama çektiği acılar kendi halkına bir bereket olacaktır (53:4-5, 11)

 

 

 

Böylece Markos okuyucuları Mesihin hizmetinin çarmıh ile tamamlanacağı yolunda bilgilendirir. Önceden yazılanlar yerine gelecektir. Mesih, İnsanoğlu’nun hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları uğruna fidye olarak vermeye geldiğini (10:45) söylediğinde Kutsal Yazılarda ‘canını günah takdimesi yapan’ (İşaya 53:10) ve birçoklarını böylece aklayan (İşaya 53:11) hizmetçinin kendisi olduğunu bir kez daha vurgulamış olur. Bu noktadan Markos Müjdesinin başına (1.1) tekrar dönersek Tanrı Oğlu olmanın ne anlama geldiği de açıklanmış olur. Böylelikle Mesih daha ele verilmeden önce öğrencileri çarmıh yoluna hazırlamaktadır.

 

 

 

Mesih ele verildikten sonra sorgulanması sırasında Başkâhinin ‘Yüce Olan’ın Oğlu Mesih sen misin?’ (14:61) diye sorduğunda Mesih’in verdiği cevap Onun Oğulluğunun Tanrı tarafından yeniden onaylanacağını belirtmek olur:

 

14:62 İsa, «Ben’im» dedi. «Ve sizler, İnsanoğlu’nun kudretli Olan’ın sağında oturduğunu ve göğün bulutlarıyla geldiğini göreceksiniz.»

 

 

 

Bundan sonra İnsanoğlu, aşağılanıp işkencelere maruz kalmış bir halde çarmıhta acı çekerek öldüğü zaman Romalı Yüzbaşının ‘Bu adam gerçekten Tanrı’nın Oğluydu’ şeklindeki tanıklığı gözlerimize çarpar (15:39).

 

 

 

Diğer yandan Mesih’in çarmıhta ölmesi tapınaktaki perdenin yırtılması ile tarihe önemli bir not düşer. Tapınaktaki en kutsal bölümde insanlardan saklı olarak duran Tanrı’nın varlığını perdenin yırtılması ile insanların arasına girmiş olur. Artık Tanrı kendini saklayan bir Tanrı değildir[8]. Çünkü Mesih’in ölümü Tanrı’nın sınırsız olan yüceliğini, sınırsız olan lütfunu görünür kılmıştır. Artık Tanrı kendini insanlara göstermiştir. Böylece Mesih’in en başından beri olan misyonu çarpıcı bir şekilde açıklanmış olur.

 

 

 

Diriliş

I.Korintliler 15:17 Mesih dirilmemişse, imanınız yararsızdır ve siz hâlâ günahlarınızın içindesiniz.

 

 

 

Hristiyan imanı içinde Mesih’in ölümü eşsiz bir yer tutar. Hristiyan İmanı Mesih’in acı çekerek ölmesi üzerine dayanır (8:31). Çünkü Mesih canaını biröoklaraı uğruna fidye olarak vermeye gelmiştir (10:45). Takipçilerinin dirildiğini ilan ettiği İsa Mesih bunu pek çok kanıtlarla ispat etmiş[9] ve göğe yükselmiştir. Bir gün mutlaka Babasının görkemi içinde kutsal meleklerle birlikte geri gelecek ve kendisine ait olan halkı yanına alacaktır (8:38; 13:27). Bu yüzden ölüme giden basamakları büyük bir kararlılıkla çıkar: Başkahinin, Kendisini suçlu çıkaracak (14:61, 63-64) olan sorusuna verdiği cevap açıktır: ‘Ve sizler, İnsanoğlu’nun kudretli Olan’ın sağında oturduğunu ve göğün bulutlarıyla geldiğini göreceksiniz’ (14:63). Dirilip göğe yükselmesi kadar, Kutsal Ruh’u göndermesi de Onun geri geleceğinin kanıtıdır. Bu yüzden Mesih kendi ölümü havarilere anlatırken dirilişi ile birlikte bahseder (9:31). Mesih’in dağda görünümün değişmesi Onun dirilişinin bir ön bildirisidir (Matta 17:9).

 

 

 

1.9-13: Mesih İsa’nın Vaftizi

 

Vaftizci Yahya’nın yaptığı Vaftiz ile Mesih tarafından (Matta 28:19) teşkil edilen Üçlübirlik adına yapılan vaftiz arasında bir süreklik olduğunu görüyoruz. Her ikiside günahların affı ve ruhsal temizlik ile ilişkilidir (Markos 1:4, Elçilerin İşleri 2:38). Fkat bunları ikisi de tam olarak aynı değildir. Vaftizci Yahya tarafından vaftiz edilenlerin daha sonra Hristiyan vaftizi aldıklarını görmekteyiz (Elçilerin İşleri 19:5). Bu anlamda Hristiyan vaftizini gelmiş olan Mesih’le ilişkilendiriyoruz. Yahya’nın vaftizini ise Mesih’e ve Onun dünyaya getireceği yargıya ilişkin bir ön hazırlanma seremonisi olarak görüyoruz (Matta 3:7-12, Luka 3:7, Elçilerin İşleri 19:4). Yahya’nın Mesih’i vaftiz etmeyip Mesih tarafından kendisinin vaftiz edilmesine yönelik ısrarı sonuçsuz kalmıştır. Mesih’in “Şimdilik buna razı ol! Çünkü doğru olan şeyi bu şekilde yerine getirmemiz uygundur” şeklindeki açıklaması Mesih’in Kutsal Yasa içindeki rolünü anlamıza yardım ediyor: Mesih Yasa altında doğan kişi olarak gelmiştir. Mesih, Tanrı’nın İsrail talep ettiği herşeyi böylece üzerine almıştır. Yani günahlı halkın durumunu üzerine alıyor. Böylelikle Mesih’in vaftizi bir şeyi işaret ediyor: Mesih, Tanrı’nın yargısı altındaki günahkarın yerine kendisini koyuyor. Yani doğru olanı yapıp tamamlıyor (Matta 3:15, İşaya 53:11).

 

Mesih’in vaftizinde Kutsal Üçlük açılanmış oluyor; Baba: Ses olarak oradadır, Oğul: Mesih, Baba tarafından Oğul olarak ilan edilmiştir, Kutsal Ruh: Bir güvercin şeklinde görünmüş, Mesih’in üzerine konarak Baba’nın Oğul hakkındaki sözlerini ve Mesih’in Oğul olarak kendisi hakkındaki sözlerini tasdik ederek Mesih’i yeryüzündeki hizmet için mesh etmiştir. Bu olay aynı zamanda Kutsal Ruh’la vaftiz edecek olan kimseyi (Yuhanna 1:32-33) halkın gözünde görünür kılmıştır. Mesih böylece İsrail halkının umudu olan Kutsal Ruh çağını İsarail’e getirmiş oldu (Luka 4:1, 14, 18-21).

 

 

 

3:28-20: Bağışlanamayan Günah

 

Matta 12:31-32, Luka 12:10 ayetleri de bu konuyu bizlere hatırlatıyor. Burada bahsedilen şey özel olarak Kutsal Ruh’a küfretmektir. Küfür konuşarak yapılan bir eylemdir ama anlaşıldığı üzere yürekten geçen düşüncelerin bir ifadesidir.[10] Tanrı günahları bağışlarken neden böyle bir günah için ayrım yapıyor? Efesliler 1:17-18 ayetleri Kutsal Ruh’un akılları aydınlattığını öğretiyor. Bu aydınlanış Müjdeyi bizlere açıklıyor ve öğretiyor (Yuhanna 14:26), böylece canlarımız tövbeye ve gerçeğe inanmaya ikna oluyor. Kutsal Ruh yalnızca Tanrı’yı açıklamıyor, birey Rab’be dönsün diye onu ikna ediyor (II.Korintliler 3:16-17). Ruh’un bu işleyişi bilerek red edildiğinde, gönüllü olarak geri dönüşü olmayan bir şekilde kötülük içinde günah işlenmiş oluyor. Bu durumda Tanrı o kimsenin yüreğini katılaştırıyor, öyleyse kişinin yüreğinde artık tövbe ve iman bulunamayacak (İbraniler 3:12-13). Bu şekilde Tanrı kişilerin kararlarına sürekli olarak izin vermektedir. Tanrı bunu kapris olarak ya da sebepsiz olarak yapmıyor, Onun sonsuz sevgisine karşı çıkılmasına bir cevap olarak bunu yapıyor.

 

 

 

Bir kimse tövbe etmek isteği varsa Tanrı o kimsenin yüreğini katılaştırmıyor ve tövbe eden kimsenin suçunu bağılıyor. Tövbe eden kimse Tanrı’ya karşı en büyük nefreti duymamıştır. Tanrı’nın bağışlamamaya karar verdiği şey ise Tanrı’ya karşı duyulan en büyük nefrettir. Bağışlanamayan günah yüreğimizden gelmektedir. Çünkü doğal olarak hepimiz bağışlanmayan günaha doğru gitmekteyiz. Tanrı hayatımızda iyi bir iş yaptığı için iyi meyve vermekteyiz (Yeremya 13:23).

 

Matta 12: 33«Ya ağacı iyi, meyvesini de iyi sayın; ya da ağacı kötü, meyvesini de kötü sayın. Çünkü her ağaç meyvesinden tanınır. 34Sizi engerekler soyu! Kötü olan sizler nasıl iyi sözler söyleyebilirsiniz? Çünkü ağız yürekten taşanı söyler.

 

 

 

Matta 12:32 İnsanoğlu’na karşı bir söz söyleyen, bağışlanacak; ama Kutsal Ruh’a karşı bir söz söyleyen, ne bu çağda, ne de gelecek çağda bağışlanacaktır.

 

 

 

İnsanoğlu o an için dünyadadır ve kendisine karşı olan şeyler bu anlamda bağışlanabilir. Ama Kutsal Ruh insanların yüreklerinde çalışarak onlara konuşur. O halde bilinçli olarak red etmek affedilmeyen günaha girer. İsa burada özellikle Ferisilere karşı bunu söylemektedir.

 

 

 

Eğer bir kimse yeniden doğmuşsa bu günahı asla işlemeyecektir. Çünkü Kutsal Ruh o kimsenin içinde yaşamaktadır. Tanrı kendisine karşı bölünemez (Markos 3:23-26, I.Yuhanna 3:9).

 

 

 

İbraniler 6:4-6; 10:26-29, I. Yuhanna 5:16-17 ayetleri bağışlanamayan günahtan bahsetmektedir. Özel olarak Tanrıdan anlayış ve aydınlanma almış bir kimsenin bu günahı işlemesi mümkündür. Yani kiliseye katılmış, sakramentleri paylaşan, Kutsal Kitap bilgisine sahip bir kimse böyle bir günah işleyebilir. Mesih’in Ferisilere yönelik konuştuğunu düşünürsek Ferisler berlirli bir aydınlanma almış kimselerdir. İşte böyle bir kimse Kutsal Ruh’a küfrederse bu kimse bağışmanamaz bir günah işlemiş olur. Ferisi örneğinden yola çıkarak dünyanın uzak bir köşesinde hiç kutsal kitaba ilişkin bir şey duymamış bir kimsenin bağışlanamaz bir günah işlemesini düşünmüyoruz. Yargı sonucunda cennetteki ödüllerimiz farklı olduğu gibi yargı sonucunda cehennemdeki cezaların dereceleri de farklıdır.

 

 

 

9:1-13 - Mesih’in Görünümün Değişmesi

 

Matta 17:1-8 ve Luka 9:28-36 ayetlerinde bahsedilen bu olaya II.Petrus 1:16-18 ayetinde de yer verilir. Yuhanna[11] Mesih’in ilahi Oğul olarak nasıl beden aldığını açıklarken bu Görünüm Değişimine tanık olmuş biri olarak yazmaktadır. Görünüm Değişimi Mesih’in tanrılığının açıklanmasıdır. Mesih dua ederken görünümü bir anda değişiyor (Luka 9:29). Mesih yeryüzündeyken ilahi yüceliği gizlenmişti, bu olay Mesih’in tekrar geldiğinde ilahi görkem içinde açıklanacak olmasının bir önceden bildirisidir. Dua ederken yüzünden itibaren görünümün değişmesi Mesih’te esasen var olan ilahi Oğulluğun açıklanmasıdır (İbraniler 1:3). Görünüm Değişimi olayında ayrıca önemi olan şey Tanrı’nın Krallığının ilan edilmesidir. Musa Kutsal Yasa’yı, İlya ise Peygamberleri temsil etmektedir. Yasa ve Peygamberler Mesih’e tanıklık eder, çünkü Yasa ve Peygamberlikler Mesih’te tamamlanacaktır. Musa ile İlya Mesih’in ölümünü (dirilişini, göğe yükselişini) konuşmaktırlar. Onların konuştukları bu ayrılış (ölüm) yalnızca dünyayı terk etmek değildi; sanki Musa’nın İsrail halkını Mısır’dan kölelikten özgürlüğe çıkarması gibi şimdi de İsa aracılığı ile günaha kölelikten çarmıhta fidye ödenerek günahtan özgürlüğe çıkmak ile ilişkiliydi.

 

 

 

9:42-49 - Cehennem

 

Kutsal Kitap cehennemi son yagıda sonsuz cezaya çarptırılanların ikamet yeri olarak vermektedir (Matta 25:41-46, Vahiy 20:11-15). Karanlık ve ateşin (Yahuda 7,13), ağlayış ve diş gıcırtısının olduğu (Matta 8:12; 13:42,50; 22:13; 24:51; 25:30) yıkım yeri (II.Selanikliler 1:7-9, II.Petrus 3:7, I.Selanikliler 5:3) olarak tanımlanır. Orada ıstırap vardır (Vahiy 20:10, Luka 16:23). Kutsal Kitap bu öğretiş ile bizi bir yandan korku ile sarsarken diğer yandan aslında cennetin düşünebildiğimizden çok daha güzel bir yer olduğuna ve cehennemin hayal edebileceğimizden çok kötü ve korkunç bir yer olduğuna bizleri ikna ediyor. Bunlar sonsuzlukta karşılaşacağımız önemli gerçeklerdir. Tanrı’nın hoşnutsuzluğunun ve gazabının sonucu olarak cehennem çok uzakta uzakta değildir. Çünkü Tanrımız yakıp tüketen bir ateştir (İbraniler 12:29). Tanrı’nın doğruluğu O’na karşı gelen ve günaha bulaşmış olan kimseleri yargı altına sokacaktır (Romalılar 2:6, 8-10, 12). Kutsal Yazı cehennemin sonsuz bir yer olduğunu vurguluyor (Yahuda 13, Vahiy 20:10). Kutsal Kitap insanlara ölümden sonra ikinic bir şans tanımıyor. Cehennemde olanlar ışıktan çok karanlığı sevip kainatı yaratanı Rab olarak kabul etmedikleri için kendi kendilerini cezaya çarptırdıklarını fark edeceklerdir. Onlar kendilerini yaratan Tanrı’yı red edip günahın sürüklediği arzularının peşinden gittiler (Yuhanna 3:18-21, Romalılar 1:18, 24, 26, 28, 32; 2:8, II.Selaniklilier 2:9-11). Genel vahiy herkesi Tanrı’nın açık olan varlığı ile yüzleştirir. Bu noktada cehennemi Tanrı insanın tercihine bırakmış olur. Kişilerin bu tercihi ya Tanrı ile olmak yada Tanrısız olmak şeklindedir. Cehennemde olanlar yalnızca yaptıkları şeyler için değil, yüreklerinde bunu seçmiş oldukları için Tanrı’nın yargısına çarptırılırlar. Kutsal Yazıların cehennem hakkındaki öğretisi, minnettarlık duyarak bizi kurtaran Mesih’in lütfuna dönmemiz içindir (Matta 5:29-30; 13:48-50). Bu sebepten Tanrı cehennem konusunda bizlere yaptığı uyarı oldukça merhametlidir; ‘Varlığım hakkı için diyor Rab Yahve, ben kötü kişinin ölümünden sevinç duymam, ancak kötü kişinin kötü yollarından dönüp yaşamasından sevinç duyarım. Dönün! Kötü yollarınızdan dönün! Niçin ölesiniz, ey İsrail halkı!’ (Yeremya 33:11).

 

 

 

 

 

--------------------------------------------------------------------------------

 

[1] Müjde, Tanrı halkı için sürgünlükten dönüp Küdüs’ün yeniden inşaa edileceğinin haberidir. İşaya 52:7 (Romalılar 10:15 ayetine Pavlus İşaya Kitabındaki bu ifadeyi taşır).

 

[2] Galatyalılar 4:4 Ama zaman dolunca Tanrı, Yasa altında olanları özgürlüğe kavuşturmak için kadından doğan, Yasa altında doğan öz Oğlunu gönderdi.

 

[3] Matta 3:2; 4:17

 

[4] Yabani hayvanlar: Şeytanın efendisi olduğu lanetli yeri tanımlamaktadır (Matta 12.43, Efesliler 2.2). İsa bu egemenliğin güçlü adamını bağlamaya girmektedir (3.23-27).

 

[5] 12.6-11: 6«Bağ sahibinin yanında tek biri kalmış, o da sevgili oğluymuş. `Oğlumu sayarlar' diyerek bağcılara en son onu yollamış. 7«Ama bağcılar birbirlerine, `Mirasçı bu' demişler, `gelin onu öldürelim, miras bizim olur.' 8Böylece onu yakalayıp öldürmüşler ve bağdan dışarı atmışlar. 9«Bu durumda bağın sahibi ne yapacak? Gelip bağcıları yok edecek, bağı da başkalarına verecek. 10‑11Şu Kutsal Yazı'yı okumadınız mı?

 

`Yapıcıların reddettiği taş,

 

işte köşenin baş taşı oldu.

 

Rab'bin işidir bu,

 

gözümüzde harika bir iş!'»

 

14.62: ...Ve sizler, İnsanoğlu'nun kudretli Olan'ın sağında oturduğunu ve göğün bulutlarıyla geldiğini göreceksiniz

 

[6] Malaki 4: 5 "RAB'bin büyük ve korkunç günü gelmeden önce size Peygamber İlya'yı göndereceğim. 6 O babaların yüreklerini çocuklarına, çocukların yüreklerini babalarına döndürecek. Öyle ki, gelip ülkeyi lanetleyerek yok etmeyeyim.

 

[7] İşaya 52:13-53:12, Filipililer 2:7, Luka 23:11

 

[8] İşaya 45:15 Gerçekten sen kendini gizleyen bir Tanrı'sın, Ey İsrail'in Tanrısı, ey Kurtarıcı!

 

[9] I.Korintliler 15:5Kefas'a, sonra Onikilere göründü. 6Daha sonra da beş yüzden çok kardeşe aynı anda göründü. Onların çoğu hâlâ yaşıyor, bazılarıysa öldüler. 7Bundan sonra Yakup'a, sonra bütün elçilere ve en son, zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.

 

[10] Matta 12:33-37 33«Ya ağacı iyi, meyvesini de iyi sayın; ya da ağacı kötü, meyvesini de kötü sayın. Çünkü her ağaç meyvesinden tanınır. 34Sizi engerekler soyu! Kötü olan sizler nasıl iyi sözler söyleyebilirsiniz? Çünkü ağız yürekten taşanı söyler. 35İyi insan, içindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan ise içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır. 36Size şunu söyleyeyim, insanlar, söyleyecekleri her boş söz için yargı gününde hesap verecekler. 37Kendi sözlerinizle aklanacak, yine kendi sözlerinizle suçlu çıkarılacaksınız.» Romalılar 10:9-10: 9İsa'nın Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve Tanrı'nın O'nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın. 10İnsan yürekten iman etmekle aklanır, imanını ağzıyla açıklamakla da kurtulur.

 

[11] Yuhanna 1:14 Söz insan olup aramızda yaşadı. Biz de O'nun yüceliğini, Baba'dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu olan biricik Oğul'un yüceliğini gördük.

 

 

Alinti

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest MEGANOM

Nasıl oluyorda aynı anda tanrı hem üç hem tek oluyor melkem

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest acizabd

bize göre ALLAH evlat edinmekten münezzehdir, Lem yelid velem yuled'dir. Neden İsa'yı evlat edinme gereği duyuyor?

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest MEGANOM

evlad edinme gereği duymuyor yok öyle bir şey hz isa nın doğumu Allahın yoktan var etme kudretinin bir delili ama hristiyanlar bunu bir türlü anlayamıyor ve çok acı bir küfre düşüyorlar yazık.

Share this post


Link to post
Share on other sites

istersen buradaki dille tanrı diyelim..

 

tanrı ademi yarattı yani hem babasız hem anasız ortada hiçbir şey yokken yarattı bir babya bile ihtiyaç duymadan,şimdi kimse çıkıpta adem A.S. tanrını oğlu demez sebep hazırdır tanrı onu hiç yoktan yarattı..acaba aynı tanrı Hz isayı yaratırken neden bir babaya ihtiyaç hissetti veya acaba böyle bir şey varmıydı...birde bu olaya bilimsel olarak bakalım..Hz ademi yaratırken tüm kromozomları dengeli bir şekilde verdi ve Hz adem ortaya çıktı hemde bir insan olarak hemde 23+23=46 kromozom olarak...peki aynı denklemi birde Hz isaya uygulayalım bakalım neler çıkacak..23 Hz meryemden+23 tanrıdan..=siz bu denkleme inanıyormusunuz..yani tanrının 23 kromozomlu bir varlık olduğuna tanrının 23 kromozomlu olduğunu nereden biliyorsunuz..eğer tanrı da 23 kromozom verebiliyorsa insan demektir eğer değilse 23+ 25 olsa isa As. olmaz 23+22 olsa yine isa As olması mümkün değil peki tanrının kromozom sayısı kaç sizce...tanrının kromozomları olduğuna eminmisiniz...yapmayın..eğer tanrı Hz ademi ortada hiçbir şey yokken yaratabildiyse isa As da bir babaya ihtiyaç olmadan da yaratabilir sonuçta öyle değilmi....yani üçün toplamı bir etmez bir zaten tanrıdır.tanrı tektir başka alternatifi ve muadilide yoktur...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bu konu hakkinda hristiyan görüsüne göre daha sonra sorduklariniza cevap vermeye calisacagim. Unutmayin amac kimseyi inandirmak degil. Sadece gercege uygun bir sekilde hristiyanligin temel teolojisine göre cevap vermeye calisacagim. Sayin Hayalgözlüm; Güzel bir aciklama olmus fakat islami görüsü destekleyici sekildedir.

 

Esenlikler.

 

 

Nasıl oluyorda aynı anda tanrı hem üç hem tek oluyor melkem

 

Güzel bir soru. Öncelikle belirteyim; 3 Tanriya inanmiyoruz. Böyle bir sey yoktur inancimizda. Baba, Ogul ve Kutsal ruh yani Kutsal üclü birlik dedigimiz sey Tanrinin Özünü ifade etmektedir. Hic kimse tam olarak aciklayamaz ve anlatamaz. Buda her inanin Tanriyi tam olarak aciklayamamasindan geliyor. Mantigin üzerindedir.

 

 

1. korintliler 1:9 Yazılmış olduğu

gibi, «Tanrı'nın, kendisini sevenler için hazırladıklarını

hiçbir göz

görmemiş,

hiçbir kulak işitmemiş,

hiçbir insan yüreği kavramamıştır

 

1. Korintliler 1:14 Doğal haliyle kişi, Tanrı'nın Ruhuyla ilgili gerçekleri kabul

etmez. Çünkü bunlar ona saçma gelir. Ruhça değerlendirildikleri için de bunları

anlayamaz.

 

Bu üclü birlik olayi eski antlasmadada vardir. Tanri eski antlasmada kendisini üc sekilde aciklamistir.

"Ey Yakub, ve çağırdığım

İsrail, beni dinle: Ben O'yum; ilk benim, son da benim. Evet, yerin temelini

benim elim koydu, ve gökleri sağ elim yaydı; ben onları çağırınca, birlikte

dikilip dururlar...Bana yaklaşın, bunu dinleyin: Başlangıçtan beri gizlice

söylemedim; vaki olduğu zamandan beri ben oradayım; ve şimdi Rab

Yehova (Baba) ve onun Ruhu (Kutsal Ruh) beni (Söz)

gönderdi." (Yeşaya

48:12-13, 16)

 

Bir İbranî peygamberinin

yazıya geçirdiği bu ayetlerde Üçlü Birlik açıkça görülür. Gelelim Yeni Ahit'e.

Kutsal Ruh'un Havari Matta aracılığıyla verdiği şu ayete bakalım:

 

İsa yanlarına gelip

kendilerine şunları söyledi: "Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. Bu

nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin. Onları

Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla(tek ad!) vaftiz edin. Size

buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an

sizinle birlikteyim" (Matta 28:18-20).

 

Bu üclü birlik olayi hem eski ahit resulleri ile hristiyan resulleri tarafindan bilindigini görebilirsiniz. Burdaki Baba ve Ogul mecazi anlamdadir. "Allah birdir, Ondan baska ilah yoktur!" (Tesniye 4:39; 6:4; 32:39;

I. Samuel 2:2; I. Krallar 8:60; Yeşaya 45:5, 6; Matta 4:10; 6:24; Markos 10:18;

12:29; Luka 18:19).

 

"Sen, Tanrı'nın bir olduğuna inanıyorsun; iyi ediyorsun! Cinler bile buna

inanıyor ve titriyorlar......" (Yakup 2:19-20).

 

 

Allah'ın değişmez Kitap'ının açık ve orijinal öğretişine göre O'nun Sözü

(Kelamullah) ezelden beri O'nun özünden "doğmak"tadır. Bunun için Allah'a "Baba"

ve Söz'e "Oğul" terimleri kullanılmaktadır. Allah'ın Sözü, Özü kadar ezelidir.

Kutsal Ruh ise başmelek Cebrail (!) değil, Allah'ın Kendi Ruhudur (Ruhullah). O

da ezeli-ebedidir. Ezeli Söz/Oğul iki bin yıl önce yüceliğinden soyunarak bakire

Meryem'in rahminden doğdu. Oğul, İsa diye bildiğimiz insan oldu ve lütuf ve

gerçekle dolu olarak aramızda yaşadı, ölüleri diriltmek kadar büyük ve sayısız

mucizeler yaptı, çarmıhta gönüllü ve günah bağışlatan kurban olarak öldü,

gömüldü, ve üçüncü gün ölümü yenerek dirildi. Allah böylece bu İsa'yı hem Rab

hem Mesih yaptı. İşte İncil denen Müjde budur ve biz "Müjde'den utanmıyoruz.

Bu, iman eden herkesin kurtuluşu için Tanrı'nın gücüdür" (Romalılar

1:16).Evet Kitabı Mukaddes Tanrı Sözü’dür!(Lütfi Ekinci)

 

evlad edinme gereği duymuyor yok öyle bir şey hz isa nın doğumu Allahın yoktan var etme kudretinin bir delili ama hristiyanlar bunu bir türlü anlayamıyor ve çok acı bir küfre düşüyorlar yazık.

 

Degerli kardesim; Hristiyanlarin Tanri evlad edindi diye bir iddaasi yoktur. islamdaki Hz isa ile Hristiyanlikta aciklanan isa mesih ayni degildir..

 

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...