calisan-3-542315730Eğitiminizi tamamlayıp üniversiteden mezun olduktan sonra, sizi dışarıda çok daha çetin bir hayat bekliyor. Çünkü, iş hayatına atılma zamanı geldi. Aldığınız eğitimle çok iyi bir diploma sahibi olarak, çok iyi imkanları olan kariyerli bir işe başlamaya hak kazanmış olabilirsiniz. Bununla her şey bitti zannederseniz yanılmış olursunuz. Çünkü, asıl hayatınız işinize başladığınızda yön bulmaya başlayacak.

Okullar teorik eğitim üzerine kurulu olduğu için, iş yaşantınıza nasıl başlamanız gerektiği, iş arkadaşlarınızla kuracağız ilişkilerin boyutu ya da ofis davranışlarınız hakkında deneyim sahibi olarak mezun olmanız mümkün değil.

Ofisteki ilk gününüzün, iş geleceğiniz ve arkadaşlarınızla ilişkilerinizde çok etkili olacağını unutmayın. İş yerinize ilk geldiğinizde muhakkak birileriyle tanışacaksınız. İyi ilişkileri başlatmak için adım atmak hoş bir davranış olabilir ama bir çırpıda kendinizle ilgili her şeyi anlatmak çok yanlış bir davranış olacaktır. Ofise girerken tavrınızı belirlemelisiniz.

İşinizde giyeceğiniz kıyafet seçiminiz de başarınızı etkileyecek unsurlardan bir tanesi. Okulda giydiğiniz kıyafetleriniz, işyerinde giymek için uygun olmayabilir. Elbise dolabınızı sil baştan yenilemeniz gerekebilir. Belirli bir bütçeyle değişik kombinler yapabileceğiniz parçalar almaya özen gösterin.

Genelde en stresli görüşmenin, mülakat olduğu söylenir ve siz de öyle zannedebilirsiniz. Oysa işinizdeki ilk gününüzün stresi hiç bir stresle kıyaslanamayacak kadar büyüktür. İlk günden sergileyeceğiniz davranış tablosu, karakterinizi ortaya koyacağından, mesafeli, hevesli ve öğrenmeye açık bir görünüm sergilemeniz en uygunu olacaktır.

Yeni bir işe başladığınızda göreceksiniz. Kendinizi ilk günden bir iş yığınının içinde bulabilir ve panikleyebilirsiniz. Bu durumda en doğru davranış bilmediğiniz yerlerde danışmak, işleri önceliklerine göre sıraya koymak ve yavaş ama etkin bir şekilde çözümlemektir.

İlk iş günü öncesinde sizi en çok heyecanlandıran şeylerden biri de kimlerle çalışacağınız olacaktır. Ofiste ilk gününüz biraz yalnız geçebilir. Ancak zamanla özellikle molalarda ve öğle aralarında sohbet ettiğiniz kişi sayısı artacaktır.

Bir hata yaptığınızda en ince detayına kadar açıklama yapmayın. Üzerinde çalıştığınız projenin her adımını müdüre rapor etmeniz gerekmez. Toplantılarda herkes onay verse de müdürün görüşlerine onay vermek zorunda hissetmeyin. Müdürler mantıklı açıklama yaparak itiraz edenleri onaylayanlardan daha çok sever.

Ofiste arkadaş olarak seçmeniz gereken kilit kişiler vardır. Ofisin en sosyali, çekmecesi abur cuburla dolu birisi, bilgi işlem gurusu, en gönüllü çalışanı, sizi teşvik edecek birisi ve ofise sizden sonra başlamış kişi kesinlikle bu grupta olmalıdır. Böylece ofis hayatı çekilebilir bir hal alacaktır.

Tüm işleri zamanında bitiren ancak kimseyi zorda bırakmayan biri olmak kolay değildir. Kendinizi gösterirken işgüzarlık yaptığınızda sevilmeyen biri olabilirsiniz. Sizinle birlikte bir kaç kişiye verilen bir iş olduğunda ve diğerlerinin bitirmediğinden emin olduğunuzda müdürün odasına gidip “Ben tamamladım” demek dışlanmanıza neden olabilir. Bireysel işlerdeki hızınızı ekip işlerinde de devam ettirin ancak son noktayı koyar koymaz müdürün kapısında bitmeyin.

Pozitif şeyler duymak güzeldir. Ancak eleştirilere doğru tepki vermek maharettir. Öncelikle daha ilk cümlede şaşırmayın. Sakince dinlediğinizde eleştiriyi bütün olarak görebilirsiniz.

İş hayatınızdaki ilk yılınızda her çevreden kişiyi tanımaya çalışın ancak kendinize yakın biri de seçin. Projelerde fikir alabileceğiniz, zor durumlarda sizi kurtarabilecek ve elbette bunların karşılıklı olacağı biri uygun olacaktır. Ofiste kahve veya çay yapana her daim hürmet edilir. Bir bardak sıcak kahvenin kimlerle sohbeti ilerletmenize yardımcı olabileceğine inanamazsınız. İlk yıl iş hayatını tanıyacağınız bir süreç olacağından kendinizle ilgili her şeyi anlatmamaya çalışın. Zira iş arkadaşlıklarının dostluğa dönüşmesi gerçekten zordur. Samimi ancak mesafeli olmak size fayda sağlayacaktır.