Jump to content

кυвiŁαу

Özel Üye
  • Toplam İleti

    18.637
  • Katılım

  • Son ziyaret

  • Kazandığı Gün

    149

İletiler, кυвiŁαу tarafından oluşturuldu

  1.  

    0001872291001-1.jpg.53a4cd495f01442a06566a9b83433076.jpg

    Çağımızın en ünlü filozoflardan biri olan Daniel C. Dennett uzun felsefe kariyerinin büyük bir kısmında “özgür irade” problemiyle uğraşmıştır. Daha önce Alfa Bilimden yayınladığımız Darwin’in Tehlikeli Fikri, Özgürlüğün Evrimi, Sezgi Pompaları ve Diğer Düşünme Aletleri ile Bilinç Açıklanıyor kitaplarında ele aldığı meselelerin ilk nüvesini ortaya koyduğu bu başlangıç kitabında Dennett, özgür iradenin olanaklılığının temellerini atıyor. Dennett meseleyi bütün yanlarıyla ele alıp, klasik felsefede özgür irade konusundaki hatalı önermelerin büyük ölçüde evrim mekanizmalarının bilinmemesi ya da anlaşılamamasına dayandığını gösteriyor.
     
    “Dennett olağanüstü bir felsefeci.”
    –Richard Dawkins
     
    “Daniel Dennett karanlığı aydınlatan bir yazar. Bu kitabı okumayı seçmekte özgür olduğum için mutluyum.”
    –Richard L. Gregory, Bristol Üniversitesi
     
    “Özgürlük Alanı, özgür iradenin en sağlam delillerini ortaya koyan harikulade bir çalışma.”
    –Derk Pereboom, Cornell Üniversitesi
     
    “Dennett bilinç hakkında gündelik düşünceleri yıkarken meseleye radikal bir bakış açısı getiriyor.”
    –Douglas R. Hofstadter

     

    Yazar: Daniel C.  Dennett

    Çevirmen: Emrah Gönok

    Sayfa Sayısı: 324

    Yayın Tarihi: 29 Mayıs 2020

    Yayınevi: Alfa Yayınları

  2.  

    0001761430001-1.jpg.e7748076d5533c3638f2c98ba5e14dc4.jpg

    Daniel Dennett uzun kariyeri boyunca insan davranışına ve insan zihninin doğasına ilişkin düşünüşümüze olağanüstü katkılarda bulundu. Bu kitabında birtakım zor sorular üzerine en sevdiği düşünme aletlerini paylaşıyor. Tanıdık örneklerle başlıyor –Occam’ın Usturası, Platon’un Mağarası– ancak çok geçmeden, zor problemlerin kilidini açan, Acayip Başgardiyan veya Zombiler ve Zimbolar gibi renkli isimlere sahip özgün yaratılarına geçiş yapıyor. Dennett’in eğlenceli ve aydınlatıcı düşünce deneyleriyse hayal gücünün tunç kapılarını açıyor ve özgür iradenin doğası, insan bilinci ve anlam arayışımız üzerinde dönen ateşli tartışmaları teşvik ediyor.
     
    “Okuduğum yeni kitaplar arasında en iyisi.” –Richard Dawkins
     
    “Bay Dennett’in felsefedeki elli yılında karşılaştığı büyük sorulara ihtimamla verdiği radikal yanıtlar üzerine capcanlı bir kitap.” –New York Times
     
    “Bir felsefecinin, düşüncelere dalmış zihinlere sunduğu  bir kutu dolusu alet.”
    –Nature
     
    “Daniel Dennett’in yazdığı kullanıcı dostu bu kitap evrim, bilinç ve özgür irade üzerine bir kariyer boyu üretilen düşüncelerden süzülmüş.” –New York Times
     
    “Bizim gibi sıradan sivilleri hedef almış ve bizim anlayabileceğimiz bir dille kurgulanmış… Taptaze, baş döndürücü.”  –Humanist

     

    Yazar: Daniel C. Dennett

    Çevirmen: Ozan Karakaş

    Sayfa Sayısı: 444

    Yayın Tarihi: 1 Haziran 2018

    Yayınevi: Alfa Yayınları

  3. 0001837450001-1.jpg.af033dd924fda7d52dcb3e03b1213203.jpg

     

    Ahlâkın Yayı'nda Michael Shermer okurlarına şu soruyu soruyor: '' İnsanlık tarihinde son birkaç yüzyılda yaşanan büyük ahlâki ilerlemeyi neye borçluyuz?'' Shermer'in cevabı oldukça net: akıl ve bilim. Shermer antik zamanlardan bugüne doğru uzanan bir süreçte ahlâki sorumluluklarımızın ailemizden mensubu olduğumuz gruplara, oradan da tüm insanlar ve hatta tüm canlıları kapsayan bir ahlâki küreye doğru nasıl genişlediğini detaylıca açıklıyor. Savaşlardan teröre, dini anlatılardan köleliğe, kadın ve eşcinsel haklarına dair birçok konuda akıl ve bilimin bize gerçek ahlâk duygusunun anahtarını nasıl verdiğini çarpıcı örneklerle gözler önüne seriyor. Bununla da kalmayıp insanlığın ahlâki geleceğine dair temkinli fakat umut dolu tahminlerde bulunuyor. Ahlâki duyguların tarih boyunca yaşadığı ilerlemeye dair bu heyecanlı ve aydınlatıcı araştırmayı bütün okurlarımıza öneriyoruz. 

     

    Yazar: Michael Shermer

    Çevirmen Erhan Güzel

    Sayfa Sayısı: 536

    Yayın Tarihi: 2 Eylül 2019

    Yayınevi: Phoenix Yayınevi

  4. 0001797267001-1.jpg.25642aae8d50ba753749510d8679f46d.jpg

     

    Yirminci yüzyıl tarihin en kanlı dönemiydi iddiası, ateizm, Darwin, devlet yönetimi, bilim, kapitalizm, komünizm, ilerleme ideali ve erkek cinsiyetin de aralarında bulunduğu pek çok şeytan itham edilirken başvurulan klişelerden biri. Peki ama bu doğru mu? Pinker tam tersini savunuyor. Avcı-toplayıcı toplumların, ilkel kabilelerin ya da devletsiz toplulukların insan öldürmeye daha az eğilimli oldukları şeklindeki klişe, pek çok istatistiksel veriyle çürütülüyor. Peki insanın doğası iyi mi kötü mü? Şiddetin kaynağı ekonomik eşitsizlik mi? Yoksulluk arttıkça insanlar şiddete daha mı eğilimli oluyorlar? Oysa 1960'larda şiddetin zirve yaptığı dönemde Batı toplumlarında eşitsizlik katsayısı hiç olmadığı kadar minimumdaydı. İçimizdeki kötülüğü açığa çıkaran eşitsiz toplum mu yoksa doğuştan mı kötüyüz? Hobbes ile Rousseau arasındaki yüzyıllardır süren bu tartışmayı Pinker bir üst boyuta taşıyarak, modern analizlerle aydınlatıyor. Hümanist devrimin insanı ehlileştirdiğini savunan Pinker, Aydınlanmanın insanın doğasının iyi tarafını nasıl ortaya çıkardığını göstererek, kimi Aydınlanma düşmanlarının saldırılarının geçersizliğini ispatlıyor.

     

    Yazar: Steven Pinker

    Sayfa Sayısı: 822

    Yayın Tarihi: 19 Mart 2019

    Yayınevi: Alfa Yayınları

  5. 4 yılda 384 bin kişi faydalandı! İşte en çok değiştirilen isim ve soyadları

     

    31.01.2021

    İçişleri Bakanlığı'nın mahkeme kararı olmaksızın ad soyad değişikliğini içeren uygulaması vatandaşlardan yoğun ilgi görmeye devam ediyor. Uygulama sayesinde 2017 yılından bugüne kadar 260 bin 157 kişi soyadını, 124 bin 32 kişi ise ismini düzeltti. En çok düzeltilen isimler Rabiye, Hava, Esme, Yunis, Ümüt oldu. Çoşkun ve Uğuz ise en çok düzeltilen soyadlar arasında yer aldı. İlk sırayı İstanbul'un aldığı ad soyad değişikliği uygulaması 6 Aralık 2022 tarihine kadar devam edecek

    SON DAKİKA: İşte en çok değiştirilen isimler ve soyadları - Haberler

     
     
     

    İçişleri Bakanlığı'nın yazım, imla hatası veya düzeltme işareti kullanılmasından kaynaklanan anlam değişlikleri bulunan, genel ahlaka uygun olmayan ve toplum tarafından gülünç karşılandığı değerlendirilen adların mahkeme kararı aranmaksızın değiştirilebilmesine imkan tanıyan düzenleme vatandaşlardan ilgili görmeye devam ediyor. Uygulama sayesinde 2017 yılından bugüne kadar 260 bin 157 kişi soyadını, 124 bin 32 kişi ise ismini düzeltti.

    UYGULAMA 2017 YILINDA BAŞLATILDI

    5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nda 2017 yılında yapılan düzenleme ile Soyadı Kanunu’nun 3'üncü maddesine aykırı yazılan, yazım ve imla hatası veya düzeltme işareti kullanılmasından kaynaklanan anlam değişlikleri bulunan ad ve soyadları il ve ilçe idare kurulunun vereceği kararla bir kereye mahsus mahkeme kararı aranmaksızın değiştirilebilmesine imkan tanınmıştı.

    2019 YILINDA 3 YIL DAHA UZATILDI

    2019 yılında Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa eklenen geçici madde ile belirlenen süre 3 yıl daha uzatıldı. Bunun yanı sıra maddeye eklenen yeni hüküm ile genel ahlaka uygun olmayan ve toplum tarafından gülünç karşılandığı değerlendirilen adlarında mahkeme kararı aranmaksızın il veya ilçe idare kurullarınca değiştirilebilmesine olanak tanındı.

    260 BİN KİŞİ SOYADINI, 124 BİN KİŞİ İSE İSMİNİ DÜZELTTİ

    Belirtilen gerekçelerle ad ve soy adı kaynaklı sıkıtı yaşayan ve değiştirmek isteyen vatandaşlar tarafından düzenleme yoğun ilgili gördü. Uygulama sayesinde 2017 yılından bugüne kadar 260 bin 157 kişi soyadını, 124 bin 32 kişi ise ismini düzeltti "Çoşkun, Uğuz, İşik, Çinar, Top, Kör, Aydin, Dalkıç, Turğut, Kahriman vb." soyadları ile "Rabiye, Hava, Esme, Yunis, Ümüt, Memet, Sümeyya, Firdes, Perişan, Sadet vb." isimler mahkeme kararı aranmaksızın il ve ilçe idare kurulları tarafından değiştirildi.

    UYGULAMA KAPSAMINDA EN ÇOK BU İSİMLER DÜZELTİLDİ

    Ülke genelinde en çok 894 kişi "Rabiye" ismini "Rabia" olarak mahkeme kararı aranmaksızın değiştirdi. Onu sırasıyla 836 ile Hava, 526 ile Esme, 497 ile Yunis, 479 ile Ümüt takip etti.

    'ÇOŞKUN' VE 'UĞUZ' EN ÇOK DÜZELTİLEN SOYADLAR ARASINDA YER ALDI

    Ülke genelinde il ve ilçe nüfus müdürlüklerine yapılan başvurular kapsamında 766 kişi "Çoşkun" soyadını "Coşkun" olarak değiştirdi. Onu sırasıyla 645 ile Uğuz, 563 ile İşik, 472 ile Çinar, 385 ile Top takip etti.

    AD VE SOYAD DEĞİŞİKLİĞİNDE İLK SIRA İSTANBUL'UN

    En çok ad ve soyadı düzeltmesi yapılan ilimiz "İstanbul" oldu. Bugüne kadar 19 bin 271 ad ve 45 bin 332 soyadı değişikliği yapıldı. İstanbul'u takiben; 7 bin 1 adet ile "Ankara", 4 bin 254 adet ile "İzmir", 3 bin 361 adet ile "Diyarbakır", 3 bin 154 adet ile "Antalya", 3 bin 13 adet ile "Adana", 2 bin 940 adet ile "Bursa", 2 bin 633 adet ile "Şanlıurfa", 2 bin 628 adet ile "Konya" en çok ad düzeltmesi yapılan iller olarak sıralandı.

    14 bin 904 adet ile "Şanlıurfa", 14 bin 661 adet ile "Ankara", 9 bin 536 adet ile "Diyarbakır", 8 bin 260 adet ile "Bursa", 7 bin 823 adet ile "İzmir", 7 bin 647 adet ile "Van", 7 bin 549 adet ile "Gaziantep", 6 bin 599 adet ile "Adana", 6 bin 476 adet ile "Kayseri" ise en çok soyadı düzeltmesi yapılan iller oldu.

    6 ARALIK 2022 TARİHİNE KADAR DEVAM EDECEK

    Uygulama sayesinde ad ve soyadlarının düzeltilmelerine yönelik mahkemelerin iş yükü azaltıldığı gibi bürokratik süreçlerde kısaltıldı. Yazım ve imla hatası veya düzeltme işareti kullanılmamasından kaynaklanan anlam değişiklikleri bulunan, genel ahlaka uygun olmayan, toplum tarafından gülünç karşılandığı değerlendirilen ad ve soyadlarının il ve ilçe idare kurulunun vereceği kararla bir kereye mahsus mahkeme kararı aranmaksızın değiştirilebilmesine olanak sağlayan uygulamadan vatandaşlar 6 Aralık 2022 tarihine kadar faydalanabilecek.

     

    Kaynak: https://www.haberturk.com/son-dakika-iste-en-cok-degistirilen-isimler-2956993

  6. 0000000677170-1.jpg.5cbfb9139761365e78c70e0b78f4a7a1.jpg

     

    Belirlenimci bir dünyada özgürlük ve özgür irade var olabilir mi? Ünlü felsefeci Daniel Dennett, bize özgür iradeyi ve ahlakı sağlayan evrimleşmiş zihnimiz ile hayvanlar arasında ne kadar yalnız olduğumuzu göstererek bu soruya güçlü bir evet yanıtı veriyor. Dennett evrimsel biyoloji, bilişsel sinirbilim, ekonomi ve felsefeden yararlanıyor ve zengin bir biçimde ayrıntılandırılmış hikâyeyi dokuyarak standart yeni-Darwinci akıl yürütmeyi kullanıyor. Ahlak, anlam ve özgürlük konuları üzerine en iyi ve en derin insani düşünceleri, en basit yaşam biçimlerinden hareket ederek inşa edebileceğimizi açıklıyor. Etikle ilgili geleneksel çalışmalara Darwinci bir katkı yaparak etiği, hak ettiği temeller üzerine kurmaya çalışıyor: doğadaki yerimize bütünlüklü bir bakış.

    "Bilimsel teori ile insan doğası hakkında düşünme biçimimizin etkileşimiyle ilgilenen herkes bu kitabı okumaktan daha iyi bir iş yapamaz.-Simon Blackburn, American Scientist

    "Entelektüel olarak özgürleştirici." 
    -San Fransisco Chronicle

    "Dennett bir dizi parlak kitabında, gerçekten önemli konulara el atmış, bunları açıklığa kavuşturmuş, ciddiyetle ele almış ve üzerinde düşünecek ve (daha önemlisi) karşı çıkılacak pek çok şey sunmuştur."
    -The Washington Post Book World

     

    Yazar: Daniel C. Dennett

    Çevirmen: Çağatay Tarman

    Sayfa Sayısı: 385

    Yayın Tarihi: 23 Aralık 2015

    Yayınevi: Alfa Yayınları

  7.  

    pc_436.jpg.aa2e42cf1d23535156476398842fda99.jpg

    İnançlar nasıl doğar, şekillenir, pekiştirilir, ayakta kalır, değiştirilir ve yok edilir?
    Bu çalışma psikolog, bilim tarihçisi ve dünyanın en ünlü şüphecilerinden biri olan Michael Shermer'in otuz yıllık birikiminin ürünüdür. Shermer'a göre beyin bir inanç motorudur. Önce inançlar gelir, sonra açıklamalar. Duyu verilerinden gelen bilgiyi işleyen beyin doğal olarak önce bir kalıp arar, daha sonra bu kalıba göre anlam bulur. İşte beynimizin noktaları birleştirerek yarattığı bu kalıplar inançlardır, inançlar bir kere oluşunca, bunları sağlamlaştırmak için kanıt aramaya başlanır.

    Shermer bu sürecin nasıl işlediğini göstermek için siyasetten ekonomiye, dinlerden komplo teorilerine ve doğaüstü olaylara kadar gerçek yaşamdan sayısız örnekler veriyor. En sonunda da inançlarımızın gerçeklerle bağdaşıp bağdaşmadığına karar vermek için en iyi aracın bilim olduğunu gözler önüne seriyor.

     

    Yazar: Michael Shermer

    Çevirmen: Nurettin Elhüseyni

    Sayfa Sayısı: 436

    Yayın Tarihi: 6 Temmuz 2017

    Yayınevi: Alfa Yayınları

     

  8.  

    Resim_1471352519.jpg.3977be194b1c8ddb3a2e1fb7f7c033ba.jpg

    Bilimin, ahlak konusunda söyleyecek hiçbir sözü olmadığı şeklindeki korkunç söylenceyi savunanlardan birisi de bendim. Şaşırtıcı olan, Ahlakın Coğrafyası: Bilim İnsani Değerleri Nasıl Belirler? düşüncemi tümüyle değiştirdi.


    —Richard Dawkins, Oxford Üniversitesi
    Bilim, ahlak ve hayatın amacı gibi insani değerleri belirler mi? Bu, kadim bir tartışmanın en temel sorusu olup, verilen cevap bağlamında örtük bir uzlaşının da bulunduğu bir sorudur. Ahlak ve hayatın amacı gibi insani değerlerin gerek bireysel düzeyde “öznelliği”, gerekse de toplumsal düzeyde “kültürel göreceliliği” anlayışı en radikal muhafazakârlarla en ilerici düşünceye sahip felsefecileri ve bilim insanlarını, “Bilimin, insani değerler hakkında söyleyeceği hiçbir şey yoktur.” önermesinde birleştirmektedir. Bu uzlaşı, en radikal söylemlerin toplumsal düzeyde hoşgörüyle karşılanmasına ve giderek eleştiriden muaf tutularak bir kutsallık zırhına bürünmesine yol açmaktadır.
    Sam Harris kitapta bu toplumsal uzlaşıya sert bir eleştiri getirerek ahlakın ve insani değerlerin bilimin çalışma konusu olacağını ve fizik biliminin yasalarına benzer evrensel ahlak yasalarının keşfedilmeyi beklediğini savunuyor. Bu savunusunu, ahlaki ilkeleri ve yasaları din ya da erdemler gibi maddi olmayan düşünsel dünyada arayanların aksine bilinçli varlıkların esenliği üzerinde temellendirir. Ahlak ve hayatın asıl amacı hakkındaki soruların, aslında bilinç sahibi varlıkların esenliği ile ilgili sorular olduğunu ileri süren Sam Harris’e göre bu değerler bilimsel olarak anlaşılabilecek gerçeklerdir. Ona göre bilinçli varlıkların esenliği, tümüyle dünyadaki olaylara ve insan beyninin durumuna bağlıdır.

     

    Yazar: Sam Harris

    Sayfa Sayısı: 360

    Yayın Tarihi: 1 Ağustos 2016

    Yayınevi: Akılçelen Kitaplar

  9. berresu, 28.10.2020 - 23:58 yazdı:

    Biz zaten ölümsüzüz bunu bir kitapta okumamıza gerek yok

    Gerçekten okumamıza gerek yok çünkü bir şey anlaşılmıyor. Kitabın çevirisi rezalet ötesi. Google çeviri ile sözde tercüme edip basmışlar. Şu an 70. Sayfadayım ve bitmesine daha 400 sayfa var. Anlaşılır ve not alınmaya değer yerleri -olduğu kadar- alıp hızlıca geçerim. Okurken sinirimi daha da bozarsa yayınevine e-mail bile atabilirim. 

    • Beğen 1
  10. 1588159552.jpg.e6cb96052aeec9236d6b186a5f13b681.jpg

     

    Antropoloji biliminin "kurucu babaları"ndan kabul edilen James George Frazer, medeniyetimizin ve insanın kültür tarihinin izlerini sürdüğü, farklı toplum ve topluluklardaki dinsel inanışların; bu farklı toplumların tarih boyunca var oluş sorularına verdikleri yanıtların ve ritüellerin ayrıntılı analizlerini yaptığı çalışmaları ile dünyaca ün kazanmıştır. 
    Altın Dal, Ateşin Kökenine Dair Mitler, Büyük Tufan gibi çalışmaları ile insanlık tarihinin gizlerini ortaya koyan Frazer, linguistikten teolojiye, arkeolojiden edebiyat çalışmalarına, astrolojiden paranormal fenomenlere uzanan geniş bir alanda çalışmalar yapmış ve gerek geliştirdiği bütüncül yöntem, gerekse de çalışmalarının kapsadığı bu geniş alan sayesinde halen modern antropolojiden teolojiye, edebiyattan folklor çalışmalarına kadar geniş bir alanı aydınlatmaktadır.
    İnsan, Tanrı ve Ölümsüzlük, yazarın insan gelişimi üzerine düşüncelerini içeren, çalışmalarının bir özü, kendi deyimiyle "incili" olarak görülebilir.
     
    "Başucu kitaplarımdan..."
    Richard Dawkins
     
    "Bütün çalışmalarımın İncil'i olan bir kitap bu..."
    Sir James George Frazer
     
    "Dünyada yaşamış en ünlü bilgelerden biri Frazer... İzinden gidiyorum."
    Daniel C. Dennett
     
    "Bilgin engin derinliği kucaklayacak okuru... İnsan, Tanrı ve Ölümsüzlük elimden düşmeyen bir kitap..."
    Carl Sagan

     

    Yazar: James George Frazer

    Çevirmen: Onur Aydın

    Sayfa Sayısı: 546

    Yayın Tarihi: 17 Haziran 2020

    Yayınevi: Kanon Kitap

  11.  

    wi_500.thumb.jpg.70310bc38e806f50b9319779dc5dedcc.jpg

    "Eğer düşünmek bir spor sayılsaydı, bu dörtlü ulusal süperstarlar olurlardı; ve Dört Ath'yı okumak bir all-star oyununda ön koltuğa sahip olmak gibi. Bu ateizm ve din hakkında bir kitap olmaktan daha fazlası; tüm insan toplumlarının içine işlemiş yanılgı ve yanlış anlama dumanını yarıp geçmek için zekamızı nasıl kullanacağımız üzerine bir ders."
    — Tim Urban, Bir Dakika! Ama Neden? sitesinin ve kitabının yazarı
    "Doğaüstü açıklamalara inanmamaya eğilimli insanlar için Dört Atlı
    ustalıklı, komik, eğlenceli ve ciddi derecede kışkırtıcı bir başucu kitabı."
    — Kurt Andersen, stüdyo 360 radyo programının sunucusu ve Fanteziler Diyarfnın yazarı
    "Hitchens, Dawkins, Harris ve Dennett'in kelimelerine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuluyor. Onlar Voltaire'nin varisleri."— Matt Ridley, Herşeyin Eurimi kitabının yazarı
    "Bu kitabın her kelimesinin keyfini çıkartmak için bir ateist veya atlı olmanız gerekmez. Sadece gerçek entelektüel sorgulamaya ve özgür tartışmaya aç olmanız yeter. Ve gelin yüzleşelim, aç olmanın ötesinde, muhtemelen açlıktan ölmek üzeresiniz."
    — Meghan Daum, Konuşulangaz'ın yazarı
    "Bir Ateist devriminin başlangıç noktasını söylemek imkansız olsa da, bu sohbetten daha iyi bir aday zor."
    — Penn Jillette, Tanrı, Hayır! kitabının yazarı
    "Kutsalları umursamayan, engin bilgili, yıkıcı biçimde gerçekçi, sinsice neşeli... Bu kitabı okumak, öğleden sonranızın büyük kısmını en büyük entelektüellerin bazılarıyla konuşarak geçirmek gibi."
    — Julia Sweeney, aktör, komedyen, yazar
    "Kitap beni ele geçirdi. Bu çok bilgili sohbet boyunca sergilenen bilimin alçak gönüllülüğü ve açık sözlülüğü dinin kibri, ikiyüzlülüğü ve `uydurmaktaki' muazzam küstahlığı karşısında ışık saçıyor. Ne kadar da umut verici bir sohbet!"
    — Susan Blackmore, Mem Makinesi kitabının yazarı

     

    Çevirmen: Melisa Miller

    Sayfa Sayısı: 200

    Yayın Tarihi: 30 Ekim 2019

    Yayınevi: Kuzey Yayınları

  12. 0001777161001-1.jpg.a0de56248956d3f0e9eba9cd836cff97.jpg

     

    “Richard Dawkins’in entelektüel dünya üzerine düşünceleriyle sağladığı aydınlık, biyolojinin çok ötesine uzanıyor. Kurgudan felsefeye ve moleküler biyolojiye, maddenin ve anlamın tek bir birleşik görüşle birbirine nasıl uyduğunu bu kadar açık bir şekilde görmek ne kadar büyük bir zevk!”
    —DANIEL C. DENNETT
     
    “Thor’a ve Zeus’a teşekkürler olsun ki çağımızın büyük kelime ustasını büyük bir rasyonalist yapmışlar. Ve bu büyük rasyonalisti büyük bir kelime ustası yaptıkları için de teşekkürler tabii.”
    —MATT RIDLEY
     
    Onlarca yıl boyunca Richard Dawkins dünyanın en parlak bilimsel iletişimcisi oldu, doğanın harikalarını sürekli olarak aydınlatıyor ve hatalı mantığa saldırıyordu. İçeriği otuz yıla yayılmış olsa da, bu kitap daha zamanlı veya daha kaçınılmaz olamazdı. Seçilmiş yetkililer son yarım yüzyılda kabul edilemez olarak görülen veya en azından yeraltında kalan peşin hükümlerin baraj kapaklarını artık açtılar. Tutkulu bir şekilde yazdığı giriş kısmında, mantığın merkezde yer almasını ve yabancı düşmanlığının, kadın düşmanlığının ve diğer kör önyargıların oy sandığından uzak tutulmasını istiyor bizden. Ve günümüzde her birine dipnotlar eklediği makalelerinde, aralarında deneysel kanıtların öneminin, kötü bilimin zararlarının, okullardaki dinin ve iklim değişimi retçilerinin de olduğu birtakım konuları araştırıyor.
     
    Gittikçe daha çok mantıksızlaşan ve gerçeklere düşman olan bir dünyada Ruhtaki Bilim vazgeçilemez bir yazarın yazılarının esaslı bir koleksiyonu.

     

    Yazar: Richard Dawkins

    Çevirmen: Melisa Miller

    Sayfa Sayısı: 368

    Yayın Tarihi: 17 Eylül 2018

    Yayınevi: Kuzey Yayınları

     

  13. 36899444_wi_500(4).thumb.jpg.ae2ee7323ebe97e67c0b4ac45bd5216e.jpg

     

    GEN BENCİLDİR, KÖR SAATÇİ, TANRI YANILGISI ve GERÇEĞİN BÜYÜSÜ KİTAPLARININ EDEBİYAT ÖDÜLLÜ ÜNLÜ YAZARINDAN
    Tanrıya inanmalı mıyız? Bu modern ateizmin enerjik tanıtımında dünyanın en büyük bilim yazarlarından biri neden inanmamamız gerektiğini anlatıyor.
     
    Richard Dawkins Tanrıya inanmayı bıraktığında on beş yaşındaydı. Canlıların güzelliğinden ve karmaşıklığından derinden etkilenerek bunların mutlaka bir tasarımcısı olması gerektiğini düşünmüştü. Ama evrimi öğrenmek fikrini değiştirdi. Şimdi en iyi ve en çok satan bilim iletişimcilerinden biri olan Dawkins okuyucularına, ister genç ister yaşlı olsunlar, büyük sorular üzerinde tekrar düşünmek için aynı fırsatı veriyor.
    On iki son derece eğlenceli, zihin genişletici bölümde, Dawkins doğal dünyanın bir tasarımcı olmadan nasıl yükseldiğini anlatıyor. Bir embriyonun veya bir sığırcık sürüsünün mühendisliğini yapan “aşağıdan-yukarıya programlamanın” olasılıksızlığını ve güzelliğini açıklıyor ve dünyanın dinlerinin yaptıkları en temel varsayımların bazılarına kafadan meydan okuyor: Tanrıya inanır mısın? Hangisine?
    İncil bir “İyi Kitap” mıdır? Bir dine bağlanmak insanların birbirlerine iyi olması için gerekli midir? Dinin en saçma öykülerinden bir kar tanesinin üretilmesine kadar her şeyi masaya yatıran Tanrıyı Aşmak, kendiniz için düşünmenin özlü ve uyandırıcı bir kılavuzu.
     
    Tanrıyı Aşmak için Alkışlar
    “Oğlum altıncı sınıfa başladığı ilk gün eve sızlanarak geldi ve öğrenmeyi talep etti: ‘İsa’yı hiç duymuş muydunuz?’ Kahkahalarla yıkıldık. Oğlumuzun gerçekten perişan bir durumda bize baktığını düşünürsek belki de en iyi ebeveynlik anımız değildi bu. Bir sabah kendi yaşıtlarının onun korkutucu bir şekilde mantıksız bulduğu inançları ifade ettikleri bir dünyaya aniden uyandığını hissetmişti. Tanrı Yanılgısı gibi kitapları yalayıp yutmaya başladı, kendi görüşlerini formülleştirip kendi doğrusunu savunmasına yardımcı olan kitapları yani. Dawkins’in bu yeni kitabı ise ateistlerin insancıllığı ve akılcılığı savunma gayretleri için özel bir kitap, çünkü dinin baskıcı taktiklerinin en savunmasız olanlarına değiniyor. Dawkins’in kendisinin ithaf yazısında söylediği gibi, bu kitap ‘kendi adlarına karar verecek kadar büyümüş tüm genç insanlar için.’ Eklemeliyim ki, aynı zamanda onların ebeveynleri için de.”
    Janna Levin, Kara Delik Cazı kitabının yazarı
     
    “Birisi ateizme geçmeyi düşündüğünde ona ilk önce İncil’i sonra Dawkins’i okumasını söylüyorum. Tanrıyı Aşmak: sadece İncil’e geçiliyor!”
    Penn Jillette, Tanrı, Hayır! kitabının yazarı

     

    Yazar: Richard Dawkins

    Çevirmen Melise Miller

    Yayın Tarihi: 12 Ekim 2019

    Yayınevi: Kuzey Yayınları

  14.  

    0000000419047-1.jpg.062790be90aca173ec4ae07eee1c353d.jpg

    Büyünün pek çok çeşidi var. Doğaüstü büyü, atalarımızın bilimsel yöntemi geliştirmeden önce dünyayı açıklamak için kullandıkları büyüdür. Eski Mısırlılar gecenin varlığını, tanrıça Nut'un güneşi yutmasıyla açıklamışlardı. Vikingler gök-kuşağının, tanrıların dünyaya uzanan köprüsü olduğuna inanıyorlardı. Japonlar depremleri dünyayı sırtında taşıyan dev bir kedibalığının kuyruğunu sallamasıyla açıklıyorlardı. Bunlar büyü içeren, sıradışı masallar. Ama bir başka büyü türü daha var ve bu büyü bu sorulara gerçek cevaplar keşfederken yaşadığımız keyifte yatıyor. Bu sözünü ettiğim, gerçeğin büyüsü, yani bilim.

    Zeki düşünce deneyleri, göz kamaştıran resimler ve ağzınızı açık bırakacak gerçeklerle Gerçeğin Büyüsü şaşırtıcı derecede geniş bir yelpazedeki doğa olaylarını açıklıyor. Madde neden yapılmıştır? Evren kaç yaşındadır? Tsunamilere neden olan şey nedir? Neden bu kadar çok çeşit bitki ve hayvan var? İlk kadın veya erkek kimdi? Bu kitap sadece bilimsel ipuçlarını bulup çıkarmakla kalmayan, okuyucuyu da bir bilimci gibi düşünmeye teşvik eden çar-pıcı bir dedektiflik hikayesi.

    “Benden sıklıkla gençler için güzel bilim kitapları önermem istenir. Bundan sonra tereddüt etmeme gerek kalmadı. Gerçeğin Büyüsü, çok az bilinen gerçekleri çok yay-gın olarak inanılan masallardan ayırırken evren hakkında hepimizin merak ettiği soru-lara değinen güzel, kolay anlaşılır ve geniş çaplı bir kitap sunuyor. Bu nedenle, belki de bilimi popülerleştirme işini en iyi yapan kişi olan Dawkins'in ustaca ve edebi üslubuyla yazılmış ve Dave McKean tarafından nefis bir şekilde resimlendirilmiş bu kitap her yaştan insan için etkili bir kaynak olmalı. İnsan başka ne isteyebilir ki?”
    -Lawrance Krauss,

     

    Yazar: Richard Dawkins

    Çevirmen: İstem Fer

    Sayfa Sayısı: 272

    Yayın Tarihi: 18 Nisan 2017

    Yayınevi: Kuzey Yayınları

  15. 0000000370531-1.jpg.6f06d98618c32bf01f3cc7a469173685.jpg

     

    “Dawkins, bilimin popülerleşmesi konusunda bir dâhi. Eğer daha önce onun kitaplarından birini okumadıysanız, Olasılıksızlık Dağına Tırmanmak mükemmel bir başlangıç olacak: çünkü bu kitap duraksız bir zihinsel ve edebi haz içeriyor.”
    Mark Ridley

    Oldukça karmaşık olan ve tamamıyla iş gören bir organ olan insan gözü gibi anlaşılması güç bir nesne nasıl tesadüf eseri ortaya çıkabilir? New York Times’ın “bir başyapıt” olarak nitelendirdiği bu eserde Richard Dawkins evrimsel adaptasyonu dünya üzerindeki yaşamın mekanizması olarak öne sürdüğü argümanını, sebeplerini dikkatlice belirterek ve muhteşem bir şekilde görselleştirerek açıklıyor. “Olasılıksızlık Dağı” metaforu, canlıların “tasarımlanmış” gibi görünen karmaşıklığında bulduğumuz mükemmellik ve olasılıksızlık kaynaşmasını temsil ediyor. Dawkins, mükemmelliğe giden uzun ve olasılıksız yolda, dağın geçitleri boyunca zirvelerine çıkararak, okuyucuya nefes kesici bu yolculuk esnasında ustaca rehberlik ediyor. İncirlerin verimli popülâsyonları, örümceklerin ipeksi karmaşık dünyaları, uçamayan hayvanların vücutlarındaki kanatların evrimi gibi sıra dışı evrimsel adaptasyonların etkili bir şekilde gerçekleştirilen anlatımına akıl dolu görseller eşlik ediyor. Tüm bu yolculuk sürecinde, zaman çizgisi boyunca bitmeyen kutsal yolculuğunda kendi kaderinden sorumlu olan yaşam molekülü DNA bağı da yerini alıyor.

     

    Yazar: Richard Dawkins

    Çevirmen: Duygu Özpolat, Fahri Yılmaz, Mutlu Demirkan

    Sayfa Sayısı: 352

    Yayın Tarihi: 1 Ağustos 2011

    Yayınevi: Kuzey Yayınları

  16.  

    2126497102_wi_500(2).jpg.7684f9a0f35a92d0ff6173922316e726.jpg

    1890'dan beri, çeşitli oylumlarda durmadan yayımlanan Altın Dal, insan düşüncesinin doğuşundan uygarlaşmış dönemlere dek uzanan süreçte insan davranışlarının kökenlerini araştırmakta ve günümüz insanını, binlerce yıl öncesinin yabanıl insanına çok yakın kılan şaşırtıcı örnekler sergilemektedir. "Yabıla çok şey borçluyuz, hatta bugün bile, onunla olan benzerliklerimiz, farklılıklarımızdan çok," diyen Frazer, tıpkı Freud'un insan ruhunu çözümleme koltuğuna yatırması gibi, uygarlığı çözümleme masasına sermektedir.

     

    Yazar: James George Frazer

    Çevirmen: Mehmet H. Doğan

    Sayfa Sayısı: 399

    Yayın Tarihi: 1 Haziran 1992

    Yayınevi: Payel Yayınları

  17. 1567293637_wi_500(1).jpg.37ff00b3656f75a772ce86e1fb9bf172.jpg

     

    1890'dan beri, çeşitli oylumlarda durmadan yayımlanan Altın Dal, insan düşüncesinin doğuşundan uygarlaşmış dönemlere dek uzanan süreçte insan davranışlarının kökenlerini araştırmakta ve günümüz insanını, binlerce yıl öncesinin yabanıl insanına çok yakın kılan şaşırtıcı örnekler sergilemektedir. "Yabıla çok şey borçluyuz, hatta bugün bile, onunla olan benzerliklerimiz, farklılıklarımızdan çok," diyen Frazer, tıpkı Freud'un insan ruhunu çözümleme koltuğuna yatırması gibi, uygarlığı çözümleme masasına sermektedir.

     

    Yazar: James George Frazer

    Çevirmen: Mehmet H. Doğan

    Sayfa Sayısı: 395

    Yayın Tarihi: 1 Nisan 2004

    Yayınevi: Payel Yayınları

  18. wi_500.thumb.jpg.8de56e79948a8e5d2c4a3854a89d45d6.jpg

     

    Karla kaplı bir dünyada keskin zekâları sayesinde hayatta kaldılar. Boylarından büyük hayvanları avladılar, bazen de onlara yem oldular. Meşalelerin titrek ışığı altında mağara duvarlarına bizon, geyik, mamut resimleri çizdiler. Bu resimler bugün bile hayranlık uyandırıyor. Yonttukları heykelciklere şaşkınlıkla bakıyoruz. Yaptıkları alet ve silahların arkasında yatan teknolojik akıl bizi etkiliyor. Arkeologlar onlara Cro-Magnon diyor. Onlar yaklaşık 40.000 yıl önce Avrupa’nın çeşitli yerlerinde yaşamaya başlayan, anatomik olarak ilk modern insanlar, Avrupa’nın ilk sakinleri. Yırtıcılarla, rakip bir tür olan Neandertallerle ve çok sert iklim koşullarıyla girdikleri mücadeleden galip çıktılar.
     
    Brian Fagan bu ilk Avrupa kültürünün Afrika’dan neler getirdiğini, Avrupa’da hangi gelişmeleri kaydettiklerini ve içinde yaşadıkları Buzul Çağı ikliminin bu kültürün gelişimi üzerindeki etkilerini yalın bir dille açıklıyor.

     

    Yazar: Brian Fagan

    Çevirmen: Nurdan Soysal

    Sayfa Sayısı: 376

    Yayın Tarihi: 30 Temmuz 2019

    Yayınevi: Say Yayınları

     

  19. 0001889679001-1.jpg.9df16f575b9fdb874d585b05757e3c43.jpg

     

    Dinozorların bile başına geldiyse, bizim de başımıza gelebilir mi?
    Sürprizlerle dolu bir hikâye bu: Triyas’ın kısıtlı bir ekosisteminde yaşayan bir grup ufak, uysal yaratık nice felaketi atlatıp Jura’da tüm dünyaya dehşet saçan devasa dinozorlara dönüşüyor. Dünyaya geldiğinde güvercin boyutunu aşmayan bebekleri, erişkin çağında metrelerce uzunluğa, tonlarca ağırlığa ulaşıyor. Ne var ki dinozorların ayaklarının altındaki toprak ve başlarını uzattıkları gökyüzü de yerinde durmuyor, değişiyor.
    Ve gün geliyor, devran dönüyor; çeşitliliği baş döndürücü, dehşeti sonsuz bu devlerin 150 milyon yıllık hâkimiyetine son verecek bir göktaşı, dünyanın tarihini baştan yazıyor. Yaşam, yeni bir mecraya giriyor. Dinozor çığlıklarının dindiği sessizliğin ardından, memeliler milyonlarca yıldır saklandıkları karanlıktan çıkıp serpiliyor ve işte içlerinden biri, Dinozorların Yükselişi ve Çöküşü’nü kaleme alıyor! Dinozorlardan geriyeyse, sadece, bu çöküşün yazarının penceresine konan kuşlar kalıyor.
    Paleontolojinin genç yıldızı Steve Brusatte felaketler, yeniden doğuşlar ve amansız mücadelelerle dolu bu hikâyenin kadim kahramanlarının peşinde kâh Polonya’nın göller bölgesinde, kâh Arjantin’in dağlık kanyonlarında, kâh Çin’de bir inşaat sahasında iz sürüyor. Brusatte gibi soğuğa, neme, toza, açlığa aldırmadan dünyanın dört köşesinde fosil peşine düşmüş bir avuç maceraperestin işbirliğiyle ortaya çıkan Dinozorların Yükselişi ve Çöküşü, bir yandan Afrika’yı Amerika’yla, T. rex’i martılarla buluşturuyor, bir yandan da dönüp dolaşıp Brusatte’ın o kaçınılmaz sorusuyla karşı karşıya bırakıyor: Bizim de başımıza gelebilir mi gerçekten?
    ABD’li paleontolog Steve Brusatte, dinozorların evrimi alanındaki çalışmalarına Edinburgh Üniversitesi’nde devam ediyor.

     

    Yazar: Steve Brusatte

    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Sayfa Sayısı: 272

    Yayın Tarihi: 23 Eylül 2020

    Yayınevi: Koç Üniversitesi Yayınları

  20. 0000000680273-1.jpg.df1522e54bfc4db9bf0d163f0894b39a.jpg

     

    Pulitzer Ödülü Sahibi
    New York Tımes Book Review’a Göre Yılın En İyi 10 Kitabından Biri
    New York Tımes Bestseller Natıonal Book Crıtıcs Cırcle Ödülü Finalisti
    Son yarım milyar yılda tam beş kitlesel yok oluş yaşandı; dünyada yaşam çeşitliliği aniden ve dramatik ölçüde azaldı. Peki gözlerimizin önünde yeni bir kitlesel yok oluş yaşanıyor olabilir mi?
    “Altıncı Yok Oluş harika bir kitap... Büyük, ani değişikliklerin yaşanabileceğini, bunun olasılık dışı olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bunlar daha önce yaşandı, yeniden yaşanabilir.”
    —ABD Başkanı Barack Obama
    Dünyanın dört yanında bilim insanları, dinozorların yok olmasına neden olan asteroit çarpmasından sonra en yıkıcı yok oluş süreci olduğunu öngördükleri altıncı yok oluşu gözlemliyor. Bu kez, felaketin nedeni biziz.
    “Doğa bilimciler dünya tarihinde beş yok oluş gerçekleştiğini söyler; Kolbert, insan faaliyetlerinin, gezegeni altıncı yok oluşa götürdüğüne dair ikna edici bir tez ortaya koyuyor.”
    ―Bill Gates
    Hem samimi, hem eğlenceli, hem de bilgi dolu bu kitapta, New Yorker yazarı Elizabeth Kolbert, insanın, gezegenimizdeki hayatı, diğer hiçbir türün yapmadığı şekilde değiştirmesinin nedenini ve nasılını anlatıyor. Çok sayıda disiplinde yapılmış araştırmaları, yok olmuş türlerin tanımlarını ve kavram olarak yok oluşun geçmişini bir araya getiren Kolbert, gözlerimizin önünde yok olmakta olan türlere dair etkileyici ve kapsamlı bir hikaye sunuyor. Kolbert, altıncı yok oluşun insanoğlunun en kalıcı mirası olmaya aday olduğunu gösteriyor ve bizleri insan olmanın anlamını yeniden düşünmeye zorluyor.
    Altıncı Yok Oluş, dünyanın geleceğine dair; entelektüel tarih, doğa tarihi ve saha muhabirliğini bir araya getiren ve gözlerimizin önünde süregelen kitlesel yok oluşa dair güçlü bir anlatım sunan önemli bir kitap.

     

    Yazar: Elizabeth Kolbert

    Çevirmen: Nalan Tümay

    Sayfa Sayısı: 400

    Yayın Tarihi: 24 Eylül 2019

    Yayınevi: Okuyan Us Yayınları

  21. 0000000412576-1.jpg.3788a92f3ead77450d49d171463bf6c3.jpg

     

    Hem evrim kuramını benimseyip hem de Tanrı’ya inanabilir misiniz? İnsanlar diğer hayvanlardan üstün mü, yoksa bu düşünce sadece bir insan önyargısı mı? Evrim bize yaşamın amacının ne olduğunu söylüyor mu, yoksa yaşamın nihai bir amacı olmadığını mı ima ediyor? Evrim, ahlaki bakımdan neyin doğru, neyin yanlış olduğunu gösteriyor mu, yoksa son tahlilde yanlış ya da doğru diye bir şey olmadığını mı ima ediyor? Bu etkileyici ve ilgi uyandırıcı kitabında Steve Stewart-Williams evrim kuramı ve evrimci psikoloji tarafından ortaya atılan böylesi temel felsefi sorulara yanıtlar bulmaya çalışıyor. Yazar biyoloji, psikoloji ve felsefeden faydalanarak Darwinci bilimin nihai amaç ya da ahlaki yapıdan yoksun bir tanrısız evren görüşünü desteklediğini öne sürüyor. Fakat insanın hem böyle bir görüşe sahip olması hem de iyi ve mutlu bir yaşam sürmesi mümkün.

    “Stewart-Williams dünyanın Darwin’den sonra da anlamlı, harika ve ahlaklı bir yer olarak kalacağını itinalı ve eğlenceli bir dille anlatıyor.”
    — Stephen Hill, Massey Üniversitesi

    “Evrim kuramının insan doğası, ahlak ve din ile ilgili standart görüşleri ne yönde etkilediğini anlamak isteyen herkesin okuyabileceği, önemli, anlaşılması kolay ve tam vaktinde yazılmış bir kitap.”
    — Stephen Boulter, Oxford Üniversitesi

     

    Yazar: Steve Stewart Williams

    Çevirmen: İbrahim Hoca

    Sayfa Sayısı: 392

    Yayın Tarihi: 16 Şubat 2017

    Yayınevi: Say Yayınları

  22. 0000000399088-1.jpg.929821718a12daa8aeff19ba89b4d432.jpg

     

    Din Nasıl Ortaya Çıktı ve Neden Hâlâ Var Olmaya Devam Ediyor?
    Nicholas Wade

    Modern bilim, dinozorlar ile Eski Mısırlıların aynı çağda yaşadığı, güneşin dünyanın çevresinde döndüğü ve tüm canlıların ilahi bir güç tarafından yaratılmış olduğu gibi dinsel açıklamaları geçersiz kılmış olmasına karşın bugün neden insanlar hâlâ bu öğretilerin peşinden gitmeyi sürdürüyorlar?

    New York Times gazetesi köşe yazarlarından Nicholas Wade bu kitabında dinin nasıl ortaya çıktığı, geçmişte ve günümüzde toplum içerisinde nasıl bir rol oynadığı ve gelecekte hangi biçimleri alabileceği konusundaki düşüncelerini sizlerle paylaşıyor.
    Dinin ilkel toplumların müzik, dans ve trans pratiklerinden doğduğunu vurgulayan Nicholas Wade, Richard Dawkins gibi “azılı” ateistleri dinin tarih boyunca insan toplumlarının hayatta kalmasına yaptığı önemli katkıyı küçümsemekle eleştiriyor. “şimdiye kadar, bir dini olmadan uzun süre ha-yatta kalmış hiçbir toplum yoktur. Sovyetler Birliği yalnızca 70 yıl dayanabilmiştir,” diyen Wade’e göre, din insan toplumlarına evrimsel bir üstünlük kazandırmıştır.

    Günümüzde organize dinler bilimle daha uyumlu yeni inanç biçimlerinin oluşumunu engellemektedir, ama gelecek, evrim kuramı gibi bilimsel ilerlemeleri kendi öğretisine dahil eden yeni dinlerin doğuşuna sahne olacak gibi görünmektedir.

    inanç içgüdüsü, tabiri caizse, ateizme “içeriden” bir eleştiri. Batı’da ateistler ile dindarlar arasındaki tartışmalara yabancı olmayan Türk okuru bu kitabı ilgiyle okuyacak.

     

    Yazar: Nicholas Wade

    Çevirmen: Müge Sözen

    Sayfa Sayısı: 392

    Yayın Tarihi: 14 Mayıs 2012

    Yayınevi: Say Yayınları

×
×
  • Yeni Oluştur...