Jump to content

кυвiŁαу

Özel Üye
  • Toplam İleti

    18.637
  • Katılım

  • Son ziyaret

  • Kazandığı Gün

    149

кυвiŁαу tarafından yazılan her şey

  1. StanleyKubrick, 2001: A Space Odysseyfilminin girişinde insanlığın şafağında bir su birikintisi etrafında verilen mücadeleyi betimlerken, bir kemik parçasını silah olarak daha önce defalarca test etmiş, topluluğun geri kalan üyelerine göre belki biraz cesur, biraz daha farklı düşünen üyesinin liderliğinde kazanılmışİlkçağ’a özgü bir savaşı anlatır. Zaferin getirdiği coşkuyla bu öncü kahraman, silahını havaya fırlatır ve bu silah gizemli bir değişimiçinde, şeklen de benzediği bir uzay aracına dönüşür. Bilim tarihçisi George Basalla, teknoloji ve teknoloji tarihi alanında yapılmış bütün öne
  2. Prof. Dr. Remzi Demir’in sunuşuyla… “Belki de bilim tarihi için temel soru, neden ve hangi anlamda bilimin diğer herhangi bir etkinlikten farklı olduğudur. Bilimsel etkinliğin yöntem ve nesnesinin onu diğer insan etkinliklerinden ayırdığı varsayımı, bilim tarihi ve bilim felsefesini birbirine yakınlaştırmıştır. Bilimsel etkinliğin, insan uğraşlarının diğer biçimleriyle temelde benzer olduğunu savunan karşıt görüş, iki alan arasında belirli bir ayrıma neden olmuştur. Bu nedenle disiplin, kendini bilim sosyolojisindeki ve imparatorluk tarihi, ekonomi tarihi ve dünya tarihi gibi diğer tarihsel
  3. Ünlu paleontolog ve insanin evrimi konusunda bircok onemli eser vermis olan Leakey, evrim sürecinde insani insan yapan unsurlari arastiriyor ve modern insanin toplumsal orgutlenme, kultur ve kisisel davranislari nasil ve neden gelistirdigini irdeliyor. Yazar: Richard Leakey Çevirmen: Sinem Gül Sayfa Sayısı: 176 Yayınevi: Varlık Yayınları
  4. Etrafımızdaki dünya bize oldukça karmaşık ve sürprizlerle dolu görünür; depremler olur, borsada inişler çıkışlar yaşanır, hava durumu çoğu zaman doğru çıkmaz. Bütün bunların bir kuralı var mıdır? Aslında Gribbin bize rastgele gözüken evrenin basit bir neden-sonuç ilişkisinden oluştuğunu açıklamakta. Örneğin neden fren yapan bir sürücü bütün trafiği kitler, neden atmosferdeki çok küçük bir değişimden büyük fırtınalar çıkar ve hatta nasıl olur da bizler cansız maddeden ortaya çıkıp evrimleştik. İşte bütün bu soruların cevabını Derin Basitlik’te bulabilirsiniz. Gribbin, kaos ve karmaşıklık kuraml
  5. Biz bir bilim uygarlığıyız, diyor Jacob Bronowski. Bu demektir ki, bizim uygarlığımızda bilgi ve bilginin doğruluğu asıldır. Bilim toplumunda, işleri uzmanlar yürütür. Ama doğanın nasıl işlediğini, örneğin ampulün nasıl yandığını, insanın nasıl evrildiğini uzman olmayan insanların da bilmesi gerekir. Bronowski’ye göre, uzman olmayan insanlara doğanın nasıl işlediği öğretilmezse halkla iktidar arasındaki uzaklık büyür ve Babil’i, Mısır’ı, Roma’yı yıkan da bu uzaklıktır. Yazar, diferansiyel hesap ya da canlıların evrimi gibi keşifler okul kitaplarında yerini almazsa, insanın yükselişi dur
  6. Son yüzyıl içinde Hammurabi Yasaları konusunda birçok yararlı çalışma yapılmıştır. Söz konusu bu kapsamlı çalışmaların ilki Sümer, Babil, Asur Kanunları ve Ammi-Ṣaduqa Fermanıdır ki, burada yapılan çalışmalar sırasında, Hammurabi Yasalarının 1. maddesi bile ne yazık ki, doğru olarak tercüme edilememiştir. Bütün bu başarısızlıkların en önemli nedeni, Türkçe yazılmış bir Akadca dilbilgisi olmamasıdır. İşte bu gerçeği yaşayarak bilen biri olarak, elimizde bulunan tüm olanakları değerlendirerek bu doğal eksikliği gidermek için Sümerce Dilbilgisi ile Sümerce ve Akadca İşaret Listesi’nden sonra, Aka
  7. Güneşin doğduğu topraklardan, batıya açılan üç pencere; Smyrna (İzmir), İskenderiye ve Beyrut… Philip Mansel, Levant’ta Doğu ve Batı’nın tarih boyunca süren diyalog ve çatışmalarını barındıran bu şehirlerin bir panoramasını sunuyor. Bu üç şehir, Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupa arasındaki en etkili iletişim noktalarıydı. Farklı kültürlerin, dinlerin ve ulusların birlikte yaşayabildikleri, neredeyse devlet politikalarından bağımsız kendi kadim karakterlerini dayatan şehirlerdi. Sakinleri de, tıpkı yaşadıkları şehir gibi kendilerine farklı kimlikler ve diller seçebiliyor, hatta ortak yaşamları
  8. Elinizdeki kitap Konstantiniyye'nin (İstanbul'un) beş yüz yıllık tarihi... Osmanlı'nın en parlak döneminden çöküşüne, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna uzanan zaman dilimini kapsayan, dünyanın en güzel şehrinin tarihsel haritası. Son yıllarda İstanbul hakkında yazılmış en iyi kitap. Klasik olmaya aday bir yapıt. -Metin Münir Doğup büyüdüğüm İstanbul'un büyülü hikâyesi,.. Tarihçi Philip Mansel'in romansı üslubu zengin araştırmasına hayat katıyor. Konstantiniyye çok makbule geçen bir İkram kitap. -İpek Çalışlar Konstantiniyye, Batılı ziyaretçileri uzun zaman büyül
  9. “Doğu medeniyetleri konusunda en önemli otoritelerden biri olan Philip Mansel, bölgenin en kadim, en büyük ve en kozmopolit şehirlerinden biri için özlü ve zarif bir ağıt kaleme almış. Trajikliği ve zamanlamasıyla, bu kitap bize neden Halep’in yasını tutmamız gerektiğini muhteşem bir şekilde gösteriyor.” William Dalrymple Savaştan sonra Halep bir harabeye dönüştü. Sokakları karanlığa gömüldü ve nüfusunun büyük bir bölümü şehri terk etti. Ama burası bir zamanlar Müslümanların, Hıristiyanların ve Yahudilerin barış içinde bir arada yaşayıp ticaret yaptıkları, canlı bir dünya şehr
  10. Hayvanların tarihsel gelişimini ele alan bu kitap bize Darwin'in düşüncesi hakkında bilgiler sunarken aynı zamanda insanlık tarihine de ışık tutmayı amaçlıyor. Sinek, balina, cennet kuşu, uçan denizanası, fil, toprak solu­canı, ornitorenk, orangutan sayfalarda birer birer belirerek büyük yaşam sirkinin kulisleri gözler önüne serilmekte. Tüm bu hayvanlar bize farkında olmadan evrim teorisini ve teorinin evrimini açıklıyorlar. Yunusun bıyıkları, yarasanın özgeciliği, sivrisineğin bekâret kemeri, zürafanın boynunu uzat­ması, şempanzenin gülüşü, tavus kuşunun kabarması bizi belirsizliklerle dolu b
  11. Türlerin Kökeni’ni kaleme alırken Charles Darwin’in kafasını tek bir soru karıştırıyor ve evrim teorisini çıkmaza sokuyordu: “Neden Kambriyen dönemden önce yaşamış canlılara ait kalıntılar bulunamıyordu?” Literatürde “Darwin’in İkilemi” olarak bilinen bu problem yıllarca çözülemeyecekti, ta ki paleontoloji profesörü Martin Braiser evrimin “kutsal kâse”sinin peşine düşene kadar. Darwin’in Kayıp Dünyası Braiser’ın Kambriyen patlaması öncesinde yaşamış canlı türlerine ait fosilleri arayışının öyküsünü anlatıyor. Karayip sahillerinden Sibirya steplerine uzanan bu zorlu bilimsel çaba, hayvan
  12. En derin mağaralardan okyanusların dibindeki müthiş sıcaklardaki volkan ağızlarına kadar dünyanın istisnasız her yerinde bulunan virüsler milyarlarca insanın hayatını etkileyerek insan sağlığına zarar vermektedirler. Aynı zamanda, geçtiğimiz yüzyılın önemli biyolojik gelişmelerinde de başrol oynamışlardır. Bunlardan Smallpox virüsü, şimdi dünya üzerinden kökten yok edilmiş olmasına rağmen, bir zamanlar insanlığın bir numaralı düşmanıydı. HIV gibi yeni virüsler, farklı tehlike ve sorunlar çıkarmaya devam ediyorlar. Virüsler gezegen ekolojisi üzerinde görünmeyen, ama etkin olan oyunculardır
  13. Charles Darwin’in Türlerin Kökeni cüretkâr bir meydan okumaydı. Ne var ki bu, paleontologlarla jeologların yeryüzündeki yaşamın kronolojisini hesaplamasından, biyologların da kalıtım ve doğal seçilimin temelinde yatan molekülleri ortaya çıkarmasından çok önceydi. Carl Zimmer’in 150’yi aşkın renkli resmin yer aldığı olağanüstü kitabı, Darwin’in kuramının geniş kapsamlı içerimlerini inceleyen ve hayatlarımıza etkisini ortaya koyan zengin ve çağdaş bir evrim görüşü sunuyor. Darwinci tıp ve cinsel seçilimden, dilin kökenine, evrimsel psikolojiye ve yaratılışçılık etrafında dönen tartışmalara kadar
  14. Dennett’e göre Darwin’in “doğal seçilim”i akılsız, mekanik algoritmik işlem olarak tanımlaması, evrimin bütün meyvelerinin algoritmik bir süreç sonucu ortaya çıktıklarını vurgulaması bu düşüncesi, Darwin’in tehlikeli fikridir. “Darwin’in doğal seçilime bağlı evrim kuramı beni her zaman çok heyecanlandırmıştı; ama seneler içinde onun büyük düşüncesinden duydukları rahatsızlığı gizleyemeyen, kusur arayıp işi azarlama boyutuna vardıran kuşkuculuktan tutun, açıkça düşmanlığını ilan edenlere kadar hayret uyandıran bir düşünür topluluğunu karşımda buldum. Bunlar yalnız sıradan insanlar ve din
  15. Tanrı ve Çoklu Evren’in amacı, uçsuz bucaksız evrenimizin hâlihazırdaki resminin ve çoklu evrenlerin büyük olasılığının, insanlar gökyüzüne bakıp orada ne olduğunu sordukları ilk andan itibaren bin yıllar içeresinde nasıl geliştiğini göstermek. Kitapta doğaüstü yaratılışa dair antik düşüncenin, sonunda tamamen doğal süreç­lerle açıklanabilir hale gelen şeyi anlatmak üzere nasıl doğduğu inceleniyor. Hikâye zorunlu olarak uzun. Bu nedenle okuyucudan sabırlı olup kronolojik ilerlemeyi; insanlığın kozmosa bakışını, yukarıda gök­ler ve aşağıda sular olan düz bir Yeryüzünden her biri yüz milyar yı
  16. Muhteşem yazım tarzı ile Shakepeare Edebiyat Ödülü kazanmış bir bilim insanı olan Profesör Richard Dawkins, karmaşık bilimsel gerçekleri insanlara basit bir dille anlatmayı kendisine görev edinerek, yaşamın doğa üstü bir yaratıcı olmadan nasıl ortaya çıktığını ateşli bir şekilde anlatıyor. Çağımızın en çok okunan bilim insanları listesinde muhtemelen ilk sırayı alan Dawkins, Gen Bencildir ile sarstığı dünyayı bu kitapla bir kez daha canlandırıyor. Bilimi yanlış anlayan veya anlamak isteyen çeşitli kesimlere çekinmeden dağıttığı eleştirileriyle, uzun yıllar sonra yazacağı Tanrı Yanılgısı kitabı
  17. Dawkins, çok satan kitabı Gen Bencildir’in devamı olarak altı yıl sonra yazdığı bu kitabında, evrim konusundaki görüşlerini netleştirmekte ve “Seçilim Birimi Olarak Gen” kavramını bilimsel argümanlarla desteklemekte. Kendi sözleriyle “Bu, ne bir ders kitabıdır ne de özel bir alana yönelik giriş mahiyetindeki bir kitaptır. Bu kitap, yaşamın evrimine, özellikle doğal seçilimin mantığına ve doğal seçilimin etkide bulunduğu yaşamın hiyerarşik düzenine ilişkin kişisel bir bakışı içermektedir.” Dawkins kitabın hedef kitlesini, tüm branşlardaki lisans ve yüksek lisans öğrencileri dahil olmak üzere, u
  18. “Gen Bencildir” ilk yayımlandığı 1976 yılında biyologlar ve halk arasında büyük bir heyecan dalgasına yol açmıştı. Genin gözünden hayata bakışı parlak bir şekilde ve sade bir yazımla sunuşu, doğal seçilimin doğasıyla ilgili düşünce dizileri ile birleşerek evrimi anlayışımızla ilgili geniş kapsamlı imalarda bulunmuştu. Zaman, kitaptaki fikirlerin önemini onayladı. Kuvvetli entelektüelliğe sahip olmasına rağmen teknik bir dille yazılmamış olan “Gen Bencildir” birçoklarınca bilim yazıtının başyapıtı olarak görülür ve kitaptaki öngörüler günümüzde bile ilk yayımlandığı gündeki kadar güncelliğini k
  19. Milyar Yılda Devr-i Hayat! Çağımızın dünyada ve Türkiye'de en çok okunan bilim insanı unvanını elinde tutan Prof. Richard Dawkins, modern insandan ve türlerin günümüzdeki muazzam çeşitliliğinden başlayarak zamanda geriye yöneldiğimiz bir yolculukta bize rehberlik ediyor. Dawkins, yaşamın 4 milyar yıla yayılan evrimi hakkındaki bilgilerimizi biyolojinin farklı alanlarında çalışan uzmanlara ait 300'den fazla bilimsel kaynakla temellendiriyor. Bu görkemli yolculukta belli duraklarda soluklanacak, her birinde diğer türlerden –hayvanlar, bitkiler, bakteriler- kuzenlerimizi de yanımıza katacak v
  20. Gen Genlerle ilgili son keşiflere dayanan başarılı bilim yazarı Matt Ridley, insan davranışlarının kökenine eğildiği bu kitabında, dikkatini doğa yetiştirme tartışmasına çeviriyor. Ridley, doğa ve yetiştirme partizanları arasındaki yüzyıl savaşını naklediyor ve böylelikle insanoğlu dediğimiz çelişkilerle yoğrulmuş bu varlığın aynı anda nasıl hem özgür irade sahibi hem de içgüdüler ve kültürün etkisi altında olduğunu açıklıyor. İnsan genomunun şifresinin çözülmesiyle artık biliyoruz ki genler beynin yapısını kabaca belirlemekle kalmıyor, ayrıca deneyimlere yanıt verebiliyor, sosyal
  21. Francis Crick, 28 Şubat 1953'te DNA'nın yapısını çözdüğünde şöyle demişti: "Hayatın sırrını keşfettik." Ancak bu sırrın ne olduğunu anlamamız uzun bir süre daha alacak, yüzyılımızın en önemli bilim dallarından birisi genetik olacaktı. İnsan genomu, 23 çift kromozomdan oluşan bir pakettir. Matt Ridley bu paketi açıyor ve ortaya dökülen ama genetik dilinde yazılmış pek çok sırrı bizim anlayacağımız bir dile tercüme ediyor. İnsan genomunda "genetikçe" yazılmış bu "yazılar" aslında türümüzün biyolojik tarihinin kaydını, başka bir deyişle otobiyografisini oluşturuyor. Kökenlerimiz, evrimimiz,
  22. “Yıldızlardaki cevherlerin doğuşundan Dünya’mızın gelecekteki yaşanabilirliği üzerine derince düşünülmüş geniş çapta ses getiren büyük bir öykü.” -SCIENCE Dünya evriliyor. Gezegenimiz ilk atomdan moleküle, mineralden magmaya, granit tortudan tek hücreye ve oradan da yemyeşil canlı doğaya sürekli bir değişim içindedir. Hazen, bilimsel terminolojiyi akılları karıştırmadan kullanarak üzerinde yaşadığımız Dünya’nın milyarlarca yıl önce başlayan eşsiz öyküsünü sizlerle buluşturuyor. Uzun yıllardır ev sahipliğimizi yapan Dünya’nın bir atom molekülüyken başlayan yolculuğunun tüm ayrıntılarını
  23. Göktaşları yeryüzüne yağarak bize anlatıldığı gibi yaşamı yok edecekler mi? Yumurtalar yalnızca baharın ilk günü mü dik durabilirler? Kendi çişini içemk hastalıkları iyileştirir mi? Böyle gülünç sorular, öyle görünüyor ki günümüzde, sanki bilim adı altında ortaya çıkan korku ve şaşkınlık yaratmaktan başkaişe yaramayan teorileri de kapsayan bilgi kırıntılarına açmışız gibi, milyonların zihnini meşgul ediyor. Yine de bu fikirler, ne denli gülünç olurlarsa olsunlar, ciddi makalelerde, "haber" programlarında, ciddi dergilerde yer alıyor, kolayca saygın bilgi olarak ortaya atılıyor ve kısa bir zama
  24. Afektif Nörobilim Teorisinin kurucusu olan Profesör Dr. Jaak Panksepp bu kitabında insan ve hayvan duygularının nöral mekanizmalarını inceliyor. Sadece bilişsel süreçlere odaklanan uzmanlara karşı arkaik beyinde öncülüğün duygularda olduğunu savunan Dr. Panksepp limbik sistemin önemini vurguluyor. Panksepp uygarlığın, tek frontal lobu işleyen bir beyinden ibaret olmadığını, evrimsel olarak önceliğin ve zihinsel hâkimiyetin aslında duygular ve duygulardan sorumlu arkaik beyinde olduğunu öne sürüyor. Darwin’in İnsan ve Hayvanlarda Duyguların İfadesi’nden sonra bu konuda yazılmış en önemli kitap
  25. Bilim Tarihi dünyayı algılayışımızı değiştiren insanların ve onların içerisinde yaşadıkları altüst oluş dönemlerinin büyüleyici öyküsüdür. Düşünceleri yüzünden Engizisyonda yargılanan Galileo’dan rakiplerini tarih kitaplarından silen Newton’a; keşfettiği ve adını verdiği element yüzünden ölen Marie Curie’den geçmişte buzul çağının yaşandığını kanıtlamak için meslektaşlarını bir dağın tepesine çıkartan Louis Agassiz’e dek herkesi bu kitapta bulabilirsiniz. Öncüler, ileriyi görenler, kendine özgü şahsiyetlerle dolu bu kitap bilim tarihinin daha önce hiç anlatılmamış bir hikâyesini sunuyor.
×
×
  • Yeni Oluştur...