Sevgi Zehirlenmesi

asiri-sevginin-zarariTüm duygulanımların aşırısı gibi, sevginin aşırısı da hem sevene, hem de sevgi duyulana zarar verir. Aşırı sevgi, psikolojik olarak kişiye kaybetme korkusu yaşattığından sürekli endişe verir. Bu endişe, karşıdaki kişiye çeşitli baskı yöntemleriyle yansıtılır. Kıskançlıkla başlayan çeşitli davranış bozuklukları fiziksel ve duygusal şiddete kadar uzanır. Bu da kişiler arasındaki ilişkiye zarar verir. Bağların kopmasına sebep olur.

Bu nedenle uzmanlar, duygulanım bozukluğu yaşanmaması açısından, öfke, kin, nefret gibi duyguların yanı sıra sevginin de kontrol altında tutulması gerektiğine dikkat çekiyorlar.

Uzmanlar, aşırı sevginin, sevgi besleyene verdiği fiziksel zararlar üzerinde duruyorlar. Sevginin kişiler üzerinde zehirleyici etkisi var. Alınan bir gıda kişiyi nasıl zehirlerse, aşırı sevgi de aynı şekilde zehirlenme etkisi yaratıyor. Bunun adına sevgi zehirlenmesi deniliyor.

Duygularını aşırı uç noktada yaşayan kişilerde kontrolün kaybedildiği zamanlarda, kaygı, kontrol çabası ve sevgi duyulan kişiye aşırı odaklanma olarak ortaya çıkıyor.

Aşırı sevgiden kaynaklanan sevgi zehirlenmesine karşı, Üsküdar Üniversitesi Feneryolu Polikliniği Uzman Klinik Psikoloğu Zehra Erol çiftlere uyarılarda bulunuyor. Fazla sevmenin zararlı olmadığını ancak, kişilere kontrolü kaybettirecek boyutlara geldiğinde karşıdakine zarar verilebileceğini belirtiyor. Ayrıca sevgi zehirlenmesinin, algıları daraltıp bazı gerçeklerin görülmesine engel olduğunu belirtiyor.

Uzm. Psk. Erol bir örnekle durumu açıklıyor;

“Yoğun sevgi yaşayan kişi karşısındakinden gördüğü ilgiye odaklanırken aynı kişinin aşağılayıcı, hakaret eden tutumlarını göremeyebilir. Karşımızdakini ve ilişkiyi gerçekçi bir şekilde görmemizi engeller. Davranışlarımız üzerinde de belirgin etkilerde bulunur. Sevilen kişinin merkezde olmasını ve mutluluğun o kişiye bağımlı olmasına neden olur. Sevgi duygusunu yoğun yaşayan kişilerde ilişki üzerinde aşırı odaklanma, kontrol duygusu, kaygı içi içedir. Bu kişilerde yoğun sevgi heyecan ve kaygı birbirine karışmıştır. Bu nedenle de bu yoğun duygular bir yandan kişiyi yorsa da yoğunluğun verdiği heyecan duygusu da tatmin edicidir.”

Erol, aşırı sevgi yaşayan kişinin karşısındaki için ise durumun aynı olmadığını söylüyor;

“Başta heyecan veren bu durum sonrasında zorlayıcı olabilir. İlişkide sevgisini göstermek için aşırı verici davranan, bunu karşısındakine hissettiren kişinin beklentileri karşısındakinin özelliklerini de dikkate alarak değil tamamen kendi ihtiyaçlarına odaklı şekillenecektir. Aşırı sevgi yaşayan kişi beklentileri gerçekleşmeyince bunu bazen direkt, bazen de dolaylı yoldan ifade eder. İstediği oluncaya kadar da karşı tarafı zorlar.”

Karşı taraf için durum boğucu hale geldiyse ilişki alarm verir diyen Psk. Zehra Erol, sevmek ile karşı tarafı boğmak arasındaki farka dikkat çekiyor.

“Günde 3-4 kez aranmayı sevginin ifadesi olarak gören kişi 1 kez arandığında bunu yetersiz görecek ve karşı taraf onu 3-4 kez arayana kadar zorlayacaktır. Bu olmadığında da somurtarak, inciterek, bunun doğru olduğunu vurgulayarak istediğini yaptırmaya çalışacaktır. Bu durum da karşı tarafın sıkıntı yaşamasına neden olur. Karşınızdaki için durum boğucu hale geldiyse ilişkiniz alarm veriyordur. Sevginizi göstermek ile karşınızdakini boğmak arasında fark vardır. Yüzme öğrenen birine fazla müdahale ettiğinizde yüzme öğrenen kişi bocalayıp, boğulmak için zemin oluşuyorsa ilişkide de fazla müdahale boğucu hale gelmesine neden olur. Yoğun sevgi yaşayan kişiler bunu kontrol davranışlarıyla şekillendirirler.”

Erol 3 tutuma vurgu yapıyor.
Karşısındaki kişinin ilgisini, dikkatini çekmek için aşırı çabalayarak
Karşısındaki kişinin sorunlarını üstlenip çözmeyi kendine görev edinerek
Aşırı koruyarak

Bu üç tutumda başta cazip gelebilir. Oysaki temelde aşırı sevgi talep etme içerdiğinden bencillik de içerir. Bu şekilde aşırı tepkileri olan sevgisini bu şekilde gösteren kişiler karşısındakinden de benzer tepkiler bekleyeceklerdir. Bu olmadığında da sevilmediğini düşünüp sevgiyi alabilmek için çabalayacaktır. Bu tutumlar karşı tarafın özel alanlarını da daraltacağından kişi adeta sevgi zehirlenmesi yaşar. Çünkü ilişki her tarafını adeta kuşatır. İlişkide nefes alacak boşluklar olmaz.

Yukarıdaki tutumlarda olduğu gibi görünüşte iyi niyetli olduğu için sevgi- öfke çatışması da yaşatır sevilen kişiye. Bir yandan korunmak, sorunların çözülmesi kişiyi mutlu ederken diğer yandan da fazla müdahale kişinin kendini kıstırılmış hissetmesine neden olur öfke uyandırır. İlişki sürecinde aşırı sevgi içinde kaygı, kontrol duygusu ve kızgınlık gibi farklı duyguları da barındırır. Duyguların şiddeti ve yoğunluğu davranışlarımızı belirler. Bu nedenle duygularımızı tanımlama ve uygun şekilde gösterme ilişkinin sürekliliği açısından oldukça önemlidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here