Jump to content

Madde Kullanan Kişiyi Tedaviye Yönlendirme


Guest UnknownSecret
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Madde Kullanan Kişiyi Tedaviye Yönlendirme

 

Kişinin bir yakını madde kullanıyor ise, bu konuda ne yapılabileceği iki ayrı düzlemde ele alınabilir. Birincisi, anne ve babalar, ikincisi ise arkadaşlar. Genellikle aileler çocuklarının madde kullandığını öğrendikleri an büyük bir şok geçirirler. Geçirdikleri bu şokun altında birçok etken vardır.

 

Çocuklarından büyük beklentileri olan, çocukları için bir gelecek düşleyen anne baba, bir anda ciddi bir hayal kırıklığı yaşamaya başlar. bütün düşleri, umutları, planları yok olmuştur. Çocuğu kendisine ve anne babasına bunu nasıl yapmaktadır? "Hadi kendini düşünmedin, anne babanı da mı düşünmedin?".

 

Ardından çevre baskısını düşünmeye başlarlar. Çevredeki diğer insanlar, arkadaşlar, yakınlar ne düşünecektir? Onlara bu durumu nasıl anlatacaktır? Anne baba kendini de suçlamaya başlar. Bu duygu giderek bir öfkeye dönüşür. Kendine ve çocuğuna duyduğu öfke, gösterilen ilk tepkidir. Kimi zaman anne ve babalar durumu kabul etmek istemeyebilir. Bunu bir sorun olarak algılamayabilir. Onun bir bağımlı olduğunu ya da olabileceğini düşünmez, ona konduramazlar. Sözkonusu durumu bir anlamda inkar ederler.

 

Tüm bu nedenlerden dolayı, olayın öğrenilmesini takiben soğukkanlı davranabilmek olayın bütün gidişini etkileyip, değiştirebilir. Sakin olmak, iyice düşünmek ondan sonra harekete geçmek doğru olacaktır. Eğer anne baba kendini, bu konuyu çocuğu ile konuşmaya hazır hissetmiyorsa, konuşmaması daha doğru olacaktır. Yanlış hareket etmektense, hiç bir şey yapmamak sorunun çözümü için daha uygundur. Anne baba önce kendini suçlamaktan vazgeçmelidir. Ebeveynin kendini suçlaması, kendine ve çocuğuna karşı öfkeye dönüşebilir.

 

Unutulmamalıdır ki, madde kullanımı ne kadar önce tespit edilir, ne kadar önce bu sorun ile yüz yüze gelinir ise, kişiye o kadar çok yardım edilebilir.

 

Öncelikle genç madde etkisi altında iken tartışmaya girilmemelidir. Tamamen ayılması, kendine gelmesi ve düşünebilecek, olanları muhakeme edebilecek düzeye gelmesi beklenmelidir. Madde etkisi altında sağlıklı bir tartışma olması hemen hemen imkansızdır. Bu dönemde bir iletişim sorunu ortaya çıkabilir ve sonrasında bununla baş etmek çok güç olabilir. Konuşmaktan çekinmemeli ve konuşmaktan çekinmediğini ebeveyn belli etmelidir. Konuşmaktan korkmak sorunu çözmeyi değil, ertelemeyi getirir. Kuşkular ve nedenleri anlatılmalı, gencin kendisini anlatması için cesaret verilmelidir. Anne baba, destek ve yardımcı olduğunu, bu amaçla konuyu konuşmak istediğini belirtmelidir. Ancak konuşurken karşısındakini korkutmamak gereklidir.

 

Tartışma sırasında genç korkutulur ise, yalan söylemek zorunda kalabilir. Örneğin, "eğer madde kullandığını duyayım seni öldürürüm, bacaklarını kırarım" ya da "eğer madde kullanıyor isen, ailemizi mahvedersin, annenin ölümüne yol açarsın" gibi. Tartışmaktan ve kendini anlatmaktan çekinebilir. böyle bir durumda anlaşılmadığını düşünecektir. Madde kullanmakta haklı olduğu düşüncesi uyanacaktır. Baskı altında kalması tekrar maddeye yönelmesine yol açabilir. Karşılıklı konuşmak kadar, birbirini dinlemekte çok önemlidir. Özellikle genç kendisinin dinlendiğinin, kendisine önem verildiğinin farkına varmalıdır. Onu anlamaya çalışmak çok zor ama gerekli bir uğraştır. Bu noktada anne babanın kendini gencin yerine koyması ve onun yaşadıklarını, hissettiklerini ve düşündüklerini anlayabilmesi önemlidir. Olaylara sadece kendi açısından bakmak, geçmişte yapılan hatalara devam etmektir.

 

Karşısındaki insanın sınırlarına girmeden ve onun özgürlüklerini ve en önemlisi varlığını yadsımadan onu anlamak çözümdür. En çok yapılan hatalardan biri onu yargılamaktır. Madde kullanması, davranışları, daha önce söyledikleri, yaşadıkları bir anda yargılanmaya başlar ve hemen oracıkta bir mahkeme kurulur. Yer ve zaman mahkeme (!) kurmak için uygun değildir. Amaç hızla sorunun üstüne gitmektir. Çözüm için ne yapılması gerekiyor ise o yapılmalıdır. Hesaplaşma sonraya, hatta çok sonraya bırakılmalıdır. Sorun anlaşıldıktan, karşılıklı iletişim ve güven sağlandıktan sonra sıra ne yapılacağına gelmiştir. İşte bu noktada onun fikri sorulmalıdır. Maddenin kendisinden götürecekleri ve sonunu ne olduğu iyice anlatılmalıdır.

 

Ancak aile her ne olursa olsun, her zaman onun yanında olacağını belirtmelidir. Maddeyi bırakması istenmelidir. Bağımlı kişilerin maddeden kurtulmanın mümkün olmadığına dair bir inançları vardır. Bırakmak ve kurtulma çabasından çekinirler. Çünkü çok zahmetli bir iştir. Yapılması gereken bağımlının tüm yaşamını değiştirmesidir. Bu nedenle kişi cesaretlendirilmelidir. Soruna bir çözüm bulunabileceği anlatılmalıdır. İlk başta bir tedavi kurumuna başvurmak istemeyebilir. Özellikle hastanede yatmak ve bağımlı olarak etiketlenmekten korkabilir. Ancak, profesyonel bir sağlık personeline danışılması soruna birçok yeni açılım getirecek, bazı noktalardaki gölgeleri ve kuşkuları yok edecektir. Israrlı bir tutum takınmak gerekli olabilir. Ancak bu bıktırıcı değil, özendirici olmalıdır.

 

Aile ile daha önce yaşanan çatışmalar var ise, bunları unutmak, en azından şimdilik kaydı ile ertelemek gence bir tür ödül gibi olacak, madde sorununa odaklanmak ise sorunun önemini vurgulayacaktır. Eğer kişi kullanmaya bıraktıysa onu sürekli bir suçlu gibi izlemek, potansiyel bir tehlike olarak değerlendirmek, geçen günleri sık sık gündeme getirip onu suçlamak büyük hatadır. Tekrar başlaması için zemin hazırlamaktır. İzleme özen ve dikkat gösterilerek sessizce ve gencin onurunu kırmadan yapılmalıdır. Tam olarak bağımlılık gelişti ve kişi tedavi olmaya ya da bırakmaya niyetlenmiyor ise onu artık zorlamak iyi olacaktır. Bu zorlama, zor kullanarak onu tedaviyi götürmek anlamında değildir. Onun imkanlarını, seçeneklerini daraltmak, gösterilen hoşgörünün sınırlı olduğunu hissettirmek, indirek baskı yöntemleri kullanmak çoğu zaman kişiyi tedaviye zorlar.

 

Bunların ötesinde daha fazla birşey yapmak, kişiye herhangi bir şey kazandırmayacaktır. Kendi istemediği taktirde, kimse bağımlı kişiye madde kullanmayı bıraktıramaz. O kendi sorumluluğunu almadığı sürece, başkalarının onun sorumluluğunu onun yerine üstlenmesi çözüm yaratmaz. Aksine sorun giderek karmaşıklaşır. Bu nedenle kişinin kendi sorumluluğunu üstlenmesini sağlamak iyi bir seçenektir. Kendi başına ve kendi isteği ile bırakması, tekrar başlamasını da engelleyecektir. Gençler arasında yapılan bir hata ise, arkadaşını maddeden kurtarmak için kendini ateşe atma davranışıdır. Birçok kişi madde kullanan arkadaşını bu sorundan kurtarmak ister. Onun sorundan uzaklaşması için yapması gerekenden ve yapabileceğinin üstünde çaba göstermeye başlar. Kimi zaman o kadar yakınlaşır ki kendisi de madde kullanmaya başlar.

Bu durumlar klinik pratikte sıklıkla gözlenmektedir. Bu nedenle, madde kullanan kişiye yaklaşılırken kişi kendi sınırlarını zorlamamalı, sorunu tek başına çözebileceği inancına kapılmamalı ve yardım istemelidir. Kişinin ailesinden ya da sağlık kuruluşlarından istenecek yardımdan kaçınılmamalıdır..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

çok güzel bir yazıydı teşekkürler...

 

Ülkemizde maalesef madde bağımlısı gençlerin sayısı büyük bir hızla artmaktadır,ve kullanım yaşı; az gelişmiş bölgelerde ( sosyal,kültürel,ekonomik)

olarak ilkokul yaşına kadar düşmüştür...Yasalarda ki birçok boşlukta bana göre bu durumu tetiklemektedir...Denetim alanlarının ve Sosyal hizmetler de ki yetersizliği de göz önünde bulundurursak uyuşturucu tacirlerine her zaman açık bir kapı bırakılması kaçınılmazdır..Bunun yanısıra toplum olarak madde bağımlılarına karşı duyarsızlıkta - aman bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın -

misali olunca binlerce gencin bu tuzaktan kurtarılması neredeyse imkansıza yakın olacaktır..

Diyeceksiniz ki - peki hırsızın hiç mi kabahatı yok- elbetteki toplumumuzda ailelere çok büyük sorumluluk düşüyor.. Çocuklarımızın;çocukluktan ergenliğe geçiş dönemlerinde onları fazla algılayamadığımız bir gerçek bence...- Benim çocuğum asla yapmaz- diyen bir çok ailenin çocuğunun uyuşturucu bağımlısı olması gibi..

eğer çocuklarınızın;hareketlerinde davranışlarında hissetiğiniz değişikliklerle,arkadaş çevresinde yaptığınız araştırmalarla eminseniz,ya da çocuğunuz kullandığını kabul edip,tedaviyi reddediyorsa yapacağınız en akıllıca iş

bulunduğunuz bölgedeki Kaymakamlığa gidip durumunuzu izah eden bir dilekçeyle başvurmanız,durumunuzu açıklayıp yardım istemenizdir..

Durumunuzun en kısa zamanda incelenip olumlu bir cevap alacağınızdan emin olabilirsiniz ..Daha sonra polis yardımıyla çocuğunuzu hastaneye yatırabilir,denetimli serbestlik adı altında tedavi olmasını sağlayabilirsiniz...Denetemli serbestlik; dr ların,savcılığın ve sosyal hizmetlerin

ortak çalışmasıdır,psikologlar,sosyologlar dr lar ve savcılığın ortak çalışmasıyla ciddi bir şekilde süren tedaviyle kurtulamaz diyen,tedaviyi reddeden bir çok gencimiz bu şekilde biraz uzun süren bir tedaviyle sosyal hayata kazandırılmıştır..bir çoğu yeniden okumaya ve çalışmaya başlamışlardır... Denetimli serbestlik;adı üzerinde olduğu gibi sıkı bir denetim altında,dr ların belirlediği tarihler arasında (7-15-21 gün) idrar tetkikleri ile madde almadıkları düzenli bir şekilde kontrol altında tutulmaktadır,ve her tahlil sonucu savcılığa bildirilmektedir,sürenin sonunda (6 ay-1veya 2 yıl) heyet raporuyla bağımlının kullanmadığı belirlenirse bu durum savcılığa bildirilir ve denetimli serbestliği son bulur..Aksi takdirde hem tedavi olup hem tahlil sonuçları kullandığını kanıtlarsa,tekrar hastaneye yatırılması ve yatarak tedavi görmesi gerekmektedir,bu durum dr ların değerlendirmeleriyle; devam etmesi sonucu, kullanma ve üzerinde bulundurma gibi alışkanlıkların devamı ilgili yasaların ceza hükümlerince cezalandırılır..

Bu çok zor ve meşakkatli bir iştir,anne ve babalara çok büyük görevler düşmektedir,sürekli sevgi ilgi,ilaçların aksatılmadan zamanında verilmesi,hareketlerinin bağımlıyı rahatsız etmeden takip edilmesi,sosyolog,psikolog ve dr larla olan randevuların takibi ve sürekliliği çok önemlidir..

 

eminim ki bu yazıyı okuyanlardan bir kısmının,çevresinde,yakınların-

da,akrabalarında belki de ailesinde bu tür durumlar yaşanmış ya da yaşanmaya devam ediyordur temennim tabi ki asla yaşanmamış olmasıdır,ama bizlere de bu toplumun bireyleri olarak düşen görevlerin olduğu kaçınılmaz bir gerçektir...çocuklarımıza ve çevremize karşı biraz daha duyarlı olmak eminim ki birçok gencin hayatını kurtarmaya yardımcı olacaktır....

 

Ailelere söylemek istediğim son şey asla pes etmemeleri gerektiğidir,bağımlı birey tedaviyi ne kadar reddederse,onların olayın üzerine gitmeleri ve asla vazgeçmemeleridir,Devlet bu gibi durumlarda

madde bağımlılarına öncelik tanıyıp,herhangi bir sosyal hakkınız yoksa

yeşil kart ile tüm tedaviyi ücretsiz karşılıyor...Aileleler lütfen pes etmeyin..........

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...