Jump to content

Nicolas Steno...


Renan
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Nicolas Steno (11 Ocak 1638 - 25 Kasım 1686) (Danca: Niels Stensen, Latince yazılı kitaplarda Nicolaus Steno), anatomi ve jeoloji dalında Danimarkalı öncü bir bilim adamı Hali hazırda 1659 yılında, sadece bir kitapta yazdığı için bilgileri kabul etmemeye, bunun yerine kendi kendine araştırıp açıklığa kavuşturmaya karar verdi Steno, jeoloji ve stratigrafinin babası olarak kabul edilir

 

Erken dönem çalışmaları

 

Nicolas Steno, Jülyen takvimine göre Yeni Yıl Günü'nde, Danimarka Kralı Christian IV için düzenli olarak çalışan Lutheran bir kuyumcunun oğlu olarak Kopenhag'da doğmuştur Stensen, bilinmeyen bir hastalık yüzünden çocukluğunda yalnız olarak büyüdü Annesinin başka bir kuyumcu ile yeniden evlenmesinin ardından, 1644 yılında babası vefat etti 1654-1655 yılları arasında, onunla aynı okulu ziyaret eden 240 öğrenci, bu dönemde salgın gösteren büyük vebahastalığı yüzünden öldü Steno'nun yaşadığı evin sokağının hemen karşısında, 1671 yılında ona Kopenhag'da profesörlük önerisi yapacak olan Peder Schumacher yaşıyordu Steno, üniversite eğitimini tamamladıktan sonra, aslında hayatının geri kalan kısmına kadar sürecek olan bir Avrupa yolculuğuna çıkar Bu yolculukta Steno, Hollanda, Fransa, İtalya ve Almanya'da önde gelen hekim ve bilim adamları ile temaslarda bulundu Steno'nun bunlardan etkilenmesi, önemli bilimsel keşifler yapmak için onun kendi gözlem gücünü kullanmasına yol açtı Bilimsel soruların genellikle yerleşmiş ve katı otoritelerce cevaplanmaya çalıştığı bir dönemde Steno, yaptığı gözlemler her ne kadar geleneksel doktrinlerden farklı olsa bile, kendi gözlerine güvenecek kadar cesurdu.

 

Thomas Bartholin'in çağrısına uyan Steno, önce Rostock'a, sonra da Gerard Blasius'dan anatomi eğitimi aldığı Amsterdam'a giderek lenfatik sisteme tekrar odaklandı Steno, koyun, köpek ve tavşan kafalarında, daha önce de tanımlanmış olan "duktus stenonianus" (parotis tükürük bezi kanalı) isimli bir yapıyı keşfetti Bu keşfin kime mal edileceğine dair Blasius ile bir anlaşmızlık olsa da Steno'nun ismi bu yapıyla ilişkilidir.

 

Bir kaç ay içinde Steno, Oca Swammerdam, Frederik Ruysch, Reinier de Graaf gibi öğrencilerle, bunun yanında ünlü bir profesör olan Franciscus de le Boe Sylvius ve Baruch Spinoza ile buluşmak üzere Leiden kentine gitti.Ayrıca bu dönemde René Descartes de beyin çalışmaları üzerine araştırmalar yazıyor ve Steno, Descartes'in gözyaşının kökenine dair yaptığı açıklamaların doğru olmadığı kanısındaydı Steno, kalp üzerine eğitim almıştı ve kalbin sıradan bir kas olduğunu belirlemişti.

 

Steno daha sonra Fransa'ya Saumur kentine gitti ve burada Melchisédech Thévenot ve Ole Borch ile bir araya geldi Steno, buradan da Montpellier'e geçerek onun çalışmalarını ünlü bir İngiliz bilim topluluğu olan Royal Society'e tanıtan Martin Lister ve William Croone ile buluştu Steno, İtalya'nın Pisa kentine giderek orada sanat ve bilimi destekleyen Toskana Grandük'ü Ferdinando II de' Medici ile bir araya geldi Floransa'nın Vecchio Sarayı'nda (Palazzo Vecchio) kalması için teklif alan Steno, bunun karşılığında ondan doğa bilimleri hakkında Rönesans devrine ait birçok paha biçilmez eserlerin barındığı Harikalar Kabinesi'ne (Cabinet of curiosities) çeki düzen vermesi istenildi Steno, önce Roma'ya gitti ve burada dönemin papası olan Alexander VII ve İtalyan bir hekim olan Marcello Malpighi ile buluştu Bir hastanede anotomi uzmanı olarak görev alan Steno burada kas sistemi ve kas kasılmasının doğası üzerine çalışmalara odaklandı Ayrıca Floransa Deney Akademisi'nin (Accademia del Cimento) bir üyesi oldu Vincenzio Viviani gibi Steno da kasların kasılırken şekil değiştirdiğini ama hacimlerinin sabit kaldığını göstermek için geometriden yararlandı

 

Paleontoloji ve jeolojiye katkıları

 

Ekim 1666'da, iki balıkçı Livorno kenti açıklarında büyük bir dişi köpekbalığı yakalarlar ve bunun haberini alan Toskana grandükü Ferdinando II de'Medici yakalanan hayret verici bu köpek balığının incelenmesi için kafa kısmının Steno'ya getirilmesini emreder Steno parçalara ayırdığı kadavrayı dikkatle inceleyerek buna dair elde ettiği bulguları 1667 yılında yayınlar Steno, köpekbalığı dişlerinin, kaya oluşumları içinde gömülü bulunan ve kendi çağdaşlarının dile benzedikleri için glossopetrae yani "konuşan taşlar" olarak adlandırdığını belirli taş nesnelerle şaşırtıcı derecede büyük benzerlikler taşıdığını fark etti Romalı yazar Plinius gibi bazı antik dönem yazarlar, örneğin onun "Doğa Tarihi" (Latince: Naturalis Historia) isimli eserinde, bu taşların gökten ya da Ay'dan düştüklerini öne sürmüştür Bu antik dönem yazarların fikirlerini takip eden diğerleri de, bu fosillerin taş ve kayalar içinde kendiliğinden doğal olarak büyüdükleri görüşündeydiler Örneğin Steno'nun çağdaşlarından biri olan Athanasius Kircher, [[Aristotelesçilik |Aristotelesçi]] bir yaklaşımla, bahsi geçen fosillerin "tüm geokozmik vücudun (vahdeti vücut) taşa çevrilmiş bir fazileti" olarak tanımlamış ve yeryüzünün doğal bir özelliği olarak kabul etmiştir Ancak Fabio Colonna, 1616 yılında yayınlanan De glossopetris dissertatio isimli ahitnamesinde zaten konuşan taşların, glossopetrae'nın köpekbalığı dişleri olduğunu inandırıcı bir şekilde göstermişti.Steno, Colonno'nun teorisine ek olarak glossopetrae ile yaşayan köpekbalıklarının dişleri arasında kompozisyon farklılıkları olduğuna dair yeni bir tartışma konusu ekledi Steno, bu dönemdeki nesnecik kuramını kullanarak, fosillerin şekil değiştirmeseler bile, sahip oldukları ilk kimyasal bileşimlerin zaman içinde değişebileceğini öne sürdü.

 

Steno'nun köpekbalığı dişleri üzerindeki çalışması onu, böyle bir kaya veya kaya katmanı gibi herhangi bir katı nesnenin başka bir katı nesnenin içinde nasıl gelmiş olabileceği sorusuna yöneltti Steno'nun ilgisini çeken sadece "katı nesne içindeki katı organ parçaları" değildi Aynı zamanda, bizim bugün tanımladığımız gibi mineraller, kristaller, kireç oluşumları, kireç kabukları, kaya ve taş damarlar gibi tüm kaya katmanları ve tabakaları da ilgilendiriyordu Steno, buna dair yaptığı jeolojik çalışmaları 1669 yılında, "De solido intra solidum naturaliter contento dissertationis prodromus" veya "Katı Bir Nesne İçinde Doğal Olarak Kaplanmış Bululan Katı Bir Vücut Hakkındaki Teze Dair Bir Ön Söylem" isimli bir kitabında yayınladı Steno fosillerin, yaşayan organizmalar olduğunu belirten ilk kişi değildi; nitekim çağdaşları Robert Hooke ve John Ray de fosillerin, bir zamanlar yaşayan organizmaların kalıntıları olduğunu savunmuştur.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...