Jump to content

Akide Bir Geceye / Ender Emiroğlu


Guest -mona-
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

  • kuru çiçekler topladığım taşlar ve biriktirdiğim aşklarla küçücük bir hayata yanıldım bir gecemi sana vermeden önce külün acının ve sancının ter içinde yaşardım sana dokunmadan önce daha içimde her çoğalan hep gözümde bir yazıyla ağlardım sesimi sevişmeden önce seninle elmas hızmalı kara dövmeli bir sandıkta saklardım saçlarında gece bir uyumadan önce azalan günleri ölüm bilir etimi kendim yakardım boynunda ellerim sihrini görmeden önce bir canı uslanmaz heyecan almaz tanırdım kırmızıya ve siyaha adanmış kana ve acıya bulanmış bir bedenle yatardım bir gecemi sana vermeden önce insan gecesini kendisinden başka kimseye veremez sanırdım üzgün yanlarımı cam fincanda toplar gözyaşımla ah bedenimi sarı tenimi yıkardım yolları ve kalemleri bana asar göğsümden aşağı yaldız kâğıt kara kaplanlar yazardım acıyı tanıdım doğunun doğusunda ve batının batısında binbir gecede yandım ipek ve baharat yollarının ortasında osmanlı ve bizans tahtında acıyı anladım minarelerin kulelerin ve kubbelerin arasında taşların ve çalıların can acıyla ağladım suskun atların ferman yollarında haçı ve alemi kazıdığım saçlarımla başımda taşıdım seni geceme yeğledim tersi düze eledim ve ah köklü küflü toprağıyla asyayı isyan eyledim örümcek ve karınca zehirinin içindeyim rüyaya geldim ki heyhat elimle ayna bir nehirdeydim can aldım canımla baka adlar başka sular tanıdım her gece başka bir insana kandım kalktım ve suyu bakraç suyu iki elimle tutarak saçlarımdan aşağı boşalttım ve ıslandım daha uzağa kendimi bildim elimde cam kadeh elimde can girebileceğim herşeyin içine eridim iblis andım kendi yüzümü tanıdım aynalardan akan sırrın tadında kaldım daha uzağa el ettim ve ah uzak gecesinde yalnız mezarlarınızın ben beni sadece yalnız sadece tek ve sadece bir giydim oyun değildim asya masal değil bin geceden taşıdığım süt tenimle diri canlı gerçek ve tektim bin geceden taşıdığım süt tenimi huzurunda asya senin kutsal huzurunda toprağında kirlettim suyu eledim tuzunu tutarak kendime ellerim sende suyu eledim suyu kendime zerk ettim neredeydim sana vermeden önce deniz kabuğu taş lahit asya ah asya kara kum elledim dinledim asya hiç konuşmadan yüzyıllar boyu artık yeter kara toprağım seni dinledim elimi kestim kırık mavi camlarla güneşe baktım girdim koynuna tenimi yaktım ve denize aktım yalanlarını tanıdım asya tenime zevk ettim ki yalancılarının suretlerine çocuklarımı attım ganimet toplar gibi topladılar beni sudan bedenimi yağmaladım hayır asya hayır asla ağlamadım ağlasam göğsümden sarkan bronz gürz metal halka pas tutar yine döner kendime batardım çamurla uyandım dimdik lahitlerin ortasında çürümüş ahşabın bağrında çamurla uyandım maskelerin ve göz süzmelerin arasında yalancı aşkların oyunların ve masalların yanında atlas halılar sedef kamalar ve kadife kaftanlara sarındım kristal kadehte ihanet şarabını tanıdım yüzüğümü açsam bir devir sallanır açtım ve ağuyu mehtab ağuyu damla damla kanıma akıttım senden yanaydım meyl etsem sana bir ömür saklı geçer bir ömür inziva ateşlerde yanaydım kın içinde saklanır kan içinde aklanırdım bilirim bir gecem senle geçse ben bir ömür yaşlanırdım tarçın kokar bir gecem senle geçse dışımı güneşe sunar içimi gölgeden sakınır kendime saklardım

 

 

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...