Jump to content

Uydurulmuş Hadisler


Guest ruhülkudüs
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

UYDURULMUŞ HADİSLER[

[oplumda din adına oluşmuş yanlış inanç ve amellerin ekserisi Mevzu/ uydurulmuş Hadislerden kaynaklanmaktadır. Halkın cahil kesimi, bunları sorgulayıp ayıklayamamış, çok sevdiği Peygamberine nispet edilen yalanları kemal-i hürmetle benimsemiş, hatta bu yalanlara sarılmanın kendisine şehit sevabı bile kazandıracağına inanmıştır.[[ydurulmuş hadislerin toplumda yapmış olduğu tahribat maalesef TAMİR EDİLEMEZ boyuttadır. Bizim amacımız, karınca kararınca Müslüman kardeşlerimizin dikkatlerini çekmek ve arı duru İslam’ı kendilerine takdim ve tavsiye etmektir.

 

SIZRULMUŞ HADİS NEDİR ?

 

maalesef atalarının yolundan gitmiş, onlardan gördüklerinin yalan yanlış ayırdını yapmadan takipçisi ve uygulayıcısı olmuştur.

, 164. ayetine aykırı oldukları görülmektedir:

 

 

“Şunu da söyle: Allah her şeyin Rabbi iken O’ndan başka bir rab mı arayayım? HERKESİN KAZANDIĞI KENDİ ÜSTÜNDE KALIR. HİÇ BİR GÜNAHKÂR BAŞKA BİR GÜNAHKÂRIN YÜKÜNÜ TAŞIMAZ. Sonunda dönüşünüz rabbinizedir. Tartışmaya girdiğiniz şeyleri o size haber verecektir.”

 

Başka bir örnek olarak;

“Bir kimse her gün yüzünden iki yüz ayet okursa ......MÜŞRİKLERDEN OLSA BİLE, ALLAH ANA BABASININ AZABINI HAFİFLETİR.” rivayetinin sağlamasını yaparsak, bu rivayetin de Bakara suresinin 86. ve 162. ayetleri ile Nahl suresinin 85. ayetine ters düştüğü görülmektedir. Yani bu hadis de kesin olarak uydurmadır.

Biz, yukarıda verdiğimiz esas ölçüleri doğrultusunda, her akıllı kişinin bu ölçülerle araştırma ve ayıklama yapabileceğine inanmaktayız. Dolayısıyla, kimden duyulursa duyulsun, hangi kitaptan okunursa okunsun her rivayetin mutlaka tahlili yapılmalı, yani her rivayet elekten geçirilmelidir. Toplumda sağlam diye bilinen kitaplar da buna dahildir. Onların içinde de yüzlerce yalan ve yanlış vardır.

İşte Sahih-i Buhari’den bir örnek; Kitabü-l Enbiya 83 numaralı hadis. Metin ve meali birlikte sunuyoruz:

 

“...Ebu hureyre RA. Şöyle demiştir. Rasulüllah SA. Şöyle buyurdu: “Âdem ile Mûsâ birbirine huccet getirip çekiştiler. Mûsâ, Âdem’e:

-Sen, günâhın seni cennetten çıkarmış olduğu Âdem’sin, dedi.

Âdem de Mûsâ’ya:

-Sen Allah’ın risâletleri ve kelâmı ile seçip üstün kıldığı Mûsâ’sın. Sonra sen, ben yaratılmadan evvel üzerime takdir edilmiş bir işten dolayı beni kınıyorsun, dedi.

Bunun ardından Rasulüllah iki kere: “böylece Âdem Mûsâ’ya delil ve bürhanla gâlip oldu” buyurdu.

 

Âdem ve Musa peygamberlerin yaşadıkları yerler ve yaşadıkları zamanlar itibariyle bir araya gelerek konuşmaları mümkün değildir. Bu rivayet hem tarihî hem coğrafî hem de Kur’an’ın verdiği bilgilere ters düşmektedir. O hâlde uydurmadır. Görüldüğü gibi, sağlam denilenlerin içerisinde de buna benzer uydurmalar vardır (hatta yüzlercesi vardır). Bazı rivayetlere ise uydurma sıfatı yetmemektedir. Çünkü içlerinde Kur’an’ın NOKSAN olduğunu iddia edecek kadar, rezil olanları bulunmaktadır.

 

Sonuç olarak, asılları Arapça olan yüzlerce uydurma hadis kitapları içerisinde on binlerce uydurulmuş hadis vardır. Çeşitli kaynaklar bunların sayısının tam olarak bilinemediğini ama kırk elli bin dolaylarında tahmin edildiğini yazarlar. Bu uydurulmuş hadislerin çoğu, daha sonra uyduranlar tarafından itiraf edilip açıklanmıştır. Ama buna rağmen bu uydurmaları kitaplardan ve toplumdan söküp atmak mümkün olmamıştır.

Ülkemizde bunların meşhur olanları ve dilimize çevrilmiş olanları da vardır. Meselâ İmam-ı Gazali’nin İhya-ü Ulumü-d Din’i, Tenbihü-l Gafilin, Dürretü-n Nasihin kitapları bunlardan bazılarıdır. Tasavvuf ve Tarikat çevrelerinde elden ele dolaşan kitaplar ve risaleler, İslâmî bir mahiyet taşımadığından konumuzu ilgilendirmemektedir.

 

KONULARI İTİBARİYLE, OY BİRLİĞİYLE UYDURMA OLDUĞU KABUL EDİLEN HADİSLER:

 

1- Kur’an surelerinin faziletlerini konu edinen hadisler.

2- Aklı yeren hadisler.

3- Haftanın belirli günlerinde nafile namazları öven ve tavsiye eden hadisler.

4- Recep ve Şaban aylarının faziletini ve bu aylarda tutulan orucun faziletini konu alan hadisler.

5- Aşure günüyle ilgili hadisler.

6- Peygamberimizin eşi Ayşe’ye “Humeyra” (sarışın)diye hitap eden hadisler.

7- Kutuplar, gavslar gibi tarikat ve tasavvuf imamlarını konu alan hadisler.

8- Mehdi ile ilgili hadisler.

9- Şehirleri öven, bazı şehirlerin faziletlerinden bahseden hadisler.

10- Gaybe ait, yani geleceğe dair tarih veren hadisler. (Şu tarihte şu olacak, şu gün şu olur gibi.)

11- Bekârlığı öven hadisler.

12- Horoz, güvercin ve tavuk ile ilgili hadisler.

13- Peygamberler ve bazı kişilerin kabirleri hakkındaki hadisler.

14- Ebu Hanife ve İmam-ı Şafi’nin adlarının anıldığı hadisler.

15- Mürcie, Cehmiyye, Kaderiyye, Eş’ariyye mezheplerinden bahseden hadisler.

16- Kıyamet alametlerinin belirli aylarda ortaya çıkacağını haber veren hadisler.

17- Bir peygamberden daha çok bir ihtisas sahibinin tavsiyelerine benzeyen hadisler. Meselâ; “Keşkek beli kuvvetlendirir”, “Yumurta ve soğan kısırlığı giderir” hadisleri gibi.

18- İmanın artıp eksilmesine dair hadisler.

19- Medine, Mekke ve Kudüs’ün dışındaki şehirleri öven ya da kötüleyen hadisler.

20- Sevap veya ceza konusunda çok abartılı hadisler.

21- Hızır ve İlyas’ın hayatta olduklarına dair hadisler.

22- Abbasoğullarının hilâfetini haber veren hadisler.

23- Arap’ı, Kureyş’i ölçüsüz öven, diğer ırkları yeren hadisler.

24- Satranç ile ilgili hadisler.

25- Çocuğa Ahmed, Muhammed adını koymanın faziletine dair hadisler.

26- Evlâdı ve malı kötüleyen hadisler. (“Sizden birinizin yüz altmış yılından sonra köpek eniği yetiştirmesi, çocuk yetiştirmesinden daha hayırlıdır” hadisi gibi.)

27- İfade tarzı ve içeriği saçma olup peygambere yakışmayan hadisler

28- Akik taşından yapılmış yüzük takmanın faziletine dair hadisler.

29- Mescide kandil takmanın, hasır (halı, kilim) sermenin faziletine dair hadisler.

30- Ticareti kötüleyen hadisler.

31- Mercimek, pirinç, bakla, patlıcan, üzüm, pırasa, karpuz, ceviz gibi yiyecek maddeleri ve gül, nergis, menekşe gibi çiçek ve bitkiler hakkındaki hadisler.

32- “Ya Ali!” diye başlayan ve Ali’ye vasiyet niteliği taşıyan tüm hadisler.

 

Tüm hadis ve din bilginlerince uydurma oldukları oy birliğiyle kararlaştırmış ve konuları itibariyle yukarıda sıralanmış olan özellikler dikkate alınmak suretiyle, uydurulmuş hadisler kolaylıkla ayıklanabilir. Bilhassa da çeşitli yayınlarla (meselâ takvim yapraklarında ve gazete sayfalarında) günlük hayatımıza sokulmak istenen imzasız, hadis diye millete sunulan sözlerin mutlaka tahlilinin yapılması gerekmektedir.

Allah yardımcımız olsun.

 

Hakkı Yılmaz

 

 

 

 

 

 

Hakkı Yılmaz

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

UYDURULMUŞ HADİSLER

 

Toplumda din adına oluşmuş yanlış inanç ve amellerin ekserisi Mevzu/ uydurulmuş Hadislerden kaynaklanmaktadır. Halkın cahil kesimi, bunları sorgulayıp ayıklayamamış, çok sevdiği Peygamberine nispet edilen yalanları kemal-i hürmetle benimsemiş, hatta bu yalanlara sarılmanın kendisine şehit sevabı bile kazandıracağına inanmıştır.

Uydurulmuş hadislerin toplumda yapmış olduğu tahribat maalesef TAMİR EDİLEMEZ boyuttadır. Bizim amacımız, karınca kararınca Müslüman kardeşlerimizin dikkatlerini çekmek ve arı duru İslam’ı kendilerine takdim ve tavsiye etmektir.

 

UYDURULMUŞ HADİS NEDİR ?

 

Bir kimsenin uydurup, iftira ederek peygamberimize nispet ettiği hadislerdir. Yani, peygamberimizin demediği bir sözü, yapmadığı bir davranışı, onaylamadığı bir şeyi, peygamberimiz dedi, yaptı, onayladı diye ortaya atmaktır.

Uydurma hadisleri konu alan yüzlerce kitap yazılmış, bu kitaplarda hadis uyduran kişiler, hadis uydurulan konular ve uydurulmuş hadisler tek tek açıklanmıştır.

Ama bugünkü nemelazımcı Müslüman tipi bunları araştırıp inceleyeceği yerde maalesef atalarının yolundan gitmiş, onlardan gördüklerinin yalan yanlış ayırdını yapmadan takipçisi ve uygulayıcısı olmuştur.

Konunun bilimsel analizi çok uzun ve herkesin anlayacağı türden olmadığından biz, burada kısaca işin özünü sunup faydalı olmak arzusundayız.

 

 

HADİS UYDURMA İLK NE ZAMAN BAŞLADI ?

 

Dünyada her zaman insanları en iyi kandırmanın yolu; Allah’ı, peygamberi, Kur’an’ı, yani kısaca dini alet olarak kullanmak olmuştur. Bu tip aldatmalar, sadece İslâm tarihine de özgü değildir. İnsanlık, tarihinin her döneminde dinî inançları kullanılarak istismar edilmiştir.

Kur’an’ı tahrif edemeyeceklerini görenler, tabiri caizse surda delik açmanın Kur’an dışında bir takım yalanlarla mümkün olabileceğini düşünüp, kötü emellerini hadis uydurmak suretiyle gerçekleştirmişlerdir.

İslâm tarihinde ilk hadis uydurması peygamberimizin sağlığında yapılmış; bir kişinin sevdiği kızı alabilmek için peygamberimizin ağzından bir yalan uydurması ile başlamıştır. Bunu duyan peygamberimiz ise herkesi uyarmıştır:

“Kim bilerek ve kasten benim üzerime bir yalan söylerse ateşten yerine yerleşsin.”

 

O zamanki Müslümanların nitelikleri bu tip bir cinayete zaten elvermiyordu. Onlar Kur’an ile terbiye olmuş ve eğitilmiş kişilerdi. İşin ciddiyeti gereği, ince eleyip sık dokurlardı ve her duyduklarının peygamberimizden de teyidini alırlardı. Peygamberimizden sonra Ebu Bekir ve Ömer dönemlerinde de hadis uydurma pek görülmemiştir. Gerçi peygamberimizin ölümünden sonra ilk halife seçimi sırasında ortaya atılan “İmamlar Kureyş’ten olacaktır” hadisi tartışılmıştır ama peygamber ağzından söz aktarma o dönemde yaygın değildir.

Osman’ın öldürülmesinden sonra ise Müslümanlar arasında inanılmaz fitne ve olaylar baş göstermiş ve bunların taraftarları, otuz-kırk bin Müslüman’ın hatta sahabenin kanına girenler, olaylara ve tuttukları yola bir dayanak bulma mecburiyetine düşerek, hadis uydurmaya hatta uydurtmaya başlamışlardır. Herkes kendini öven, karşı anlayışı da yeren hadisler ortaya atmaya başlamış ve ilk hadis uydurma harekâtı böyle başlamıştır.

Ömer ve Ali’nin birkaç sahabeyi azarladıkları ve tartakladıkları olmuşsa da uydurma hadislerle mücadeleyi ilk defa ciddiye alan ve ayıklamayı ilk emreden Halife Ömer b. Abdülaziz olmuştur. Harun er-Raşid de hadis uyduranları katletmiştir.

Büyük hadis bilgini Abdullah b.El Mübarek bir gurup bilginle birlikte, uydurulmuş hadislerin tespit ve ayıklanmasına büyük emek vermiştir. (Allah onlardan razı olsun.)

 

 

HADİS UYDURMANIN AMAÇLARI:

 

1- Müslümanları içlerinden kendi silâhlarıyla vurmak, arı duru İslâm’ı tahrif ederek dini yozlaştırmak. (Bu amaç için genellikle Yahudi kökenli kişiler çok hadis uydurmuşlardır.)

2- Bazı mezhep ve tarikat gibi ekollerin kendilerini güçlendirmek ve taraftar toplama gayretleri.

3- Cahil halkın sömürülmesi.

4- Devlet adamlarına yaranabilmek, onlardan makam mevki koparabilmek.

5- Din adamı geçinen bazı sapık ve cahil kimselerin, halkı ibadet ve takvaya gayret ettirmek, kötü şeylerden de uzak tutabilmek için peygamber adına hadis uydurmanın yararlı olacağı inancına sahip olmaları.

6- Siyasi çıkarlar. (İlk kez Osman ve Ali ihtilâfı döneminde yaygınlaşan uydurmacılık daha sonra Şam’da saraylarda devam etmiştir. İstanbul’un fethini müjdeleyen hadis de o dönem uydurmalarındandır.)

7- Irk, kabile, dil, şehir ve imam taraftarlığı. (FANATİZM)

8- Gaflet, cehalet, kibir. (Bazı raviler iyi ezberleyememiş, bazıları bunamış durumda hadis rivayet etmişlerdir. Bazıları yanlışı ortaya çıkınca düzeltmemiş, bazıları da karıştırmıştır.)

 

 

UYDURULMUŞ HADİS NASIL BELLİ OLUR ?

 

Bunun bir çok yolu ve usulü olmasına rağmen, bilimsel yöntemlerin herkes tarafından bilinmesi ve uygulanması imkânsızdır. Bu sebeple burada pratik ipuçları veriyoruz:

 

Uydurulmuş hadis;

1- Kur’an ve sahih sünnete aykırıdır.

2- Anlamı bozuktur.

3- Akla, bilime, tecrübeye, müşahedeye ve evrensel normlara ters düşer.

4- Ahlâksız, kişiliksiz, yalancı, çıkarcı vs. kişiler tarafından ortaya atılmıştır.

5- Rivayetteki sözler ve rivayetin konusu, peygambere yakışmayacak ölçüde bayağıdır.

6- Bir çok insan tarafından duyulması lâzım gelen konularda sadece bir kişi tarafından rivayet edilmiştir.

7- Rivayet eden kişinin çıkarları doğrultusundadır.

8- Tarihî ve coğrafî bilgilere uymaz.

9- Peygamber tarafından rüyada öğretildiği iddiası ile sunulur.

 

 

Uydurulmuş hadisleri tespit etmenin bunlara benzer daha bir çok yolu vardır. Ama bunların en sağlamı ve en kısa yolu hadisin KUR’AN İLE SAĞLAMASINI YAPMAKtır. Nasıl ki sarraflar altının saflık derecesini mihenk taşı ile tespit ederlerse, Müslümanlar da bir rivayetin doğru olup olmadığını Kur’an ile sağlama yaparak tespit etmelidirler. Kur’an’a ters olanların yalan ve uydurma oldukları kesindir.

Meselâ;

bir çok hadis kitaplarında,”VELED-İ ZİNA CENNETE GİREMEZ” ve “ÖLÜ, ARKASINDAN EHLİNİN AĞLAMASI NEDENİYLE AZAP OLUNUR” hadisleri yer almaktadır. Kur’an ile sağlaması yapıldığında bu rivayetlerin En’âm suresinin, 164. ayetine aykırı oldukları görülmektedir:

“Şunu da söyle: Allah her şeyin Rabbi iken O’ndan başka bir rab mı arayayım? HERKESİN KAZANDIĞI KENDİ ÜSTÜNDE KALIR. HİÇ BİR GÜNAHKÂR BAŞKA BİR GÜNAHKÂRIN YÜKÜNÜ TAŞIMAZ. Sonunda dönüşünüz rabbinizedir. Tartışmaya girdiğiniz şeyleri o size haber verecektir.”

 

Başka bir örnek olarak;

“Bir kimse her gün yüzünden iki yüz ayet okursa ......MÜŞRİKLERDEN OLSA BİLE, ALLAH ANA BABASININ AZABINI HAFİFLETİR.” rivayetinin sağlamasını yaparsak, bu rivayetin de Bakara suresinin 86. ve 162. ayetleri ile Nahl suresinin 85. ayetine ters düştüğü görülmektedir. Yani bu hadis de kesin olarak uydurmadır.

Biz, yukarıda verdiğimiz esas ölçüleri doğrultusunda, her akıllı kişinin bu ölçülerle araştırma ve ayıklama yapabileceğine inanmaktayız. Dolayısıyla, kimden duyulursa duyulsun, hangi kitaptan okunursa okunsun her rivayetin mutlaka tahlili yapılmalı, yani her rivayet elekten geçirilmelidir. Toplumda sağlam diye bilinen kitaplar da buna dahildir. Onların içinde de yüzlerce yalan ve yanlış vardır.

İşte Sahih-i Buhari’den bir örnek; Kitabü-l Enbiya 83 numaralı hadis. Metin ve meali birlikte sunuyoruz:

“...Ebu hureyre RA. Şöyle demiştir. Rasulüllah SA. Şöyle buyurdu: “Âdem ile Mûsâ birbirine huccet getirip çekiştiler. Mûsâ, Âdem’e:

-Sen, günâhın seni cennetten çıkarmış olduğu Âdem’sin, dedi.

Âdem de Mûsâ’ya:

-Sen Allah’ın risâletleri ve kelâmı ile seçip üstün kıldığı Mûsâ’sın. Sonra sen, ben yaratılmadan evvel üzerime takdir edilmiş bir işten dolayı beni kınıyorsun, dedi.

Bunun ardından Rasulüllah iki kere: “böylece Âdem Mûsâ’ya delil ve bürhanla gâlip oldu” buyurdu.

 

Âdem ve Musa peygamberlerin yaşadıkları yerler ve yaşadıkları zamanlar itibariyle bir araya gelerek konuşmaları mümkün değildir. Bu rivayet hem tarihî hem coğrafî hem de Kur’an’ın verdiği bilgilere ters düşmektedir. O hâlde uydurmadır. Görüldüğü gibi, sağlam denilenlerin içerisinde de buna benzer uydurmalar vardır (hatta yüzlercesi vardır). Bazı rivayetlere ise uydurma sıfatı yetmemektedir. Çünkü içlerinde Kur’an’ın NOKSAN olduğunu iddia edecek kadar, rezil olanları bulunmaktadır.

 

Sonuç olarak, asılları Arapça olan yüzlerce uydurma hadis kitapları içerisinde on binlerce uydurulmuş hadis vardır. Çeşitli kaynaklar bunların sayısının tam olarak bilinemediğini ama kırk elli bin dolaylarında tahmin edildiğini yazarlar. Bu uydurulmuş hadislerin çoğu, daha sonra uyduranlar tarafından itiraf edilip açıklanmıştır. Ama buna rağmen bu uydurmaları kitaplardan ve toplumdan söküp atmak mümkün olmamıştır.

Ülkemizde bunların meşhur olanları ve dilimize çevrilmiş olanları da vardır. Meselâ İmam-ı Gazali’nin İhya-ü Ulumü-d Din’i, Tenbihü-l Gafilin, Dürretü-n Nasihin kitapları bunlardan bazılarıdır. Tasavvuf ve Tarikat çevrelerinde elden ele dolaşan kitaplar ve risaleler, İslâmî bir mahiyet taşımadığından konumuzu ilgilendirmemektedir.

 

 

KONULARI İTİBARİYLE, OY BİRLİĞİYLE UYDURMA OLDUĞU KABUL EDİLEN HADİSLER:

1- Kur’an surelerinin faziletlerini konu edinen hadisler.

2- Aklı yeren hadisler.

3- Haftanın belirli günlerinde nafile namazları öven ve tavsiye eden hadisler.

4- Recep ve Şaban aylarının faziletini ve bu aylarda tutulan orucun faziletini konu alan hadisler.

5- Aşure günüyle ilgili hadisler.

6- Peygamberimizin eşi Ayşe’ye “Humeyra” (sarışın)diye hitap eden hadisler.

7- Kutuplar, gavslar gibi tarikat ve tasavvuf imamlarını konu alan hadisler.

8- Mehdi ile ilgili hadisler.

9- Şehirleri öven, bazı şehirlerin faziletlerinden bahseden hadisler.

10- Gaybe ait, yani geleceğe dair tarih veren hadisler. (Şu tarihte şu olacak, şu gün şu olur gibi.)

11- Bekârlığı öven hadisler.

12- Horoz, güvercin ve tavuk ile ilgili hadisler.

13- Peygamberler ve bazı kişilerin kabirleri hakkındaki hadisler.

14- Ebu Hanife ve İmam-ı Şafi’nin adlarının anıldığı hadisler.

15- Mürcie, Cehmiyye, Kaderiyye, Eş’ariyye mezheplerinden bahseden hadisler.

16- Kıyamet alametlerinin belirli aylarda ortaya çıkacağını haber veren hadisler.

17- Bir peygamberden daha çok bir ihtisas sahibinin tavsiyelerine benzeyen hadisler. Meselâ; “Keşkek beli kuvvetlendirir”, “Yumurta ve soğan kısırlığı giderir” hadisleri gibi.

18- İmanın artıp eksilmesine dair hadisler.

19- Medine, Mekke ve Kudüs’ün dışındaki şehirleri öven ya da kötüleyen hadisler.

20- Sevap veya ceza konusunda çok abartılı hadisler.

21- Hızır ve İlyas’ın hayatta olduklarına dair hadisler.

22- Abbasoğullarının hilâfetini haber veren hadisler.

23- Arap’ı, Kureyş’i ölçüsüz öven, diğer ırkları yeren hadisler.

24- Satranç ile ilgili hadisler.

25- Çocuğa Ahmed, Muhammed adını koymanın faziletine dair hadisler.

26- Evlâdı ve malı kötüleyen hadisler. (“Sizden birinizin yüz altmış yılından sonra köpek eniği yetiştirmesi, çocuk yetiştirmesinden daha hayırlıdır” hadisi gibi.)

27- İfade tarzı ve içeriği saçma olup peygambere yakışmayan hadisler

28- Akik taşından yapılmış yüzük takmanın faziletine dair hadisler.

29- Mescide kandil takmanın, hasır (halı, kilim) sermenin faziletine dair hadisler.

30- Ticareti kötüleyen hadisler.

31- Mercimek, pirinç, bakla, patlıcan, üzüm, pırasa, karpuz, ceviz gibi yiyecek maddeleri ve gül, nergis, menekşe gibi çiçek ve bitkiler hakkındaki hadisler.

32- “Ya Ali!” diye başlayan ve Ali’ye vasiyet niteliği taşıyan tüm hadisler.

 

 

Tüm hadis ve din bilginlerince uydurma oldukları oy birliğiyle kararlaştırmış ve konuları itibariyle yukarıda sıralanmış olan özellikler dikkate alınmak suretiyle, uydurulmuş hadisler kolaylıkla ayıklanabilir. Bilhassa da çeşitli yayınlarla (meselâ takvim yapraklarında ve gazete sayfalarında) günlük hayatımıza sokulmak istenen imzasız, hadis diye millete sunulan sözlerin mutlaka tahlilinin yapılması gerekmektedir.

Allah yardımcımız olsun.

 

Hakkı Yılmaz

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

UYDURMA OLDUĞUNDA İTTİFAK EDİLEN HADİSLER - 1

 

 

1. HADİS: "iyilik yaptığın kimsenin kötülüğünden sakın." [15] Sehavî: Bunu -hadis olarak- bilmiyorum, demiştir.[16]

2. HADİS: "Soğuktan sakınınız. Zira o kardeşiniz Ebu'd-Derdâ'ya soğuk öldürmüştür." [17] Sehavî: Bunu -hadis olarak- bilmiyorum, demiştir.[18]

3. HADİS: "Bulaşıcı hastalığa yakalananlardan sakının." [19] Sehavî: Bunu -hadis olarak- görmedim, demiştir.[20]

4. HADİS: "Hızır ve İlyas (a.s)'ın her yıl hac mevsi­minde Mina'da buluşması hakkındaki hadis: [21] Askalânî diyor ki: Bu konuda hiçbir şey sabit olmamıştır.

5. HADİS: "Toplanın ve ellerinizi kaldırın," dedi. Toplandık ve ellerimizi kaldırdık. Sonra -üç defa- şöyle buyurdu: "Allah'ım!.. Kur'ân'm kaybolmaması için Öğretmenleri bağışla. Dinîn kaybolmaması için âlimleri aziz eyle." [22] Uydurmadır.

Aynı şekilde: "Allah'ım!.. öğretmenleri bağışla, ömür­lerini uzun eyle ve kazançlarını bereketli eyle." [23] hadisi de uydurulmuştur. Leâlî'de böyle denilmiştir.[24]

6. HADİS: "Allah'ım!.. Kur'ânın kaybolmaması için öğretmenleri bağışla. Dinin kaybolmaması için âlimleri aziz eyle." [25] Uydurmadır. LeâJî'de böyle denilmiştir.[26]

7. HADİS: "Allah'ım!.. Öğretmenleri bağışla. Ömürle­rini uzun eyle ve kazançlarım bereketli eyle." [27] Uydur­madır. LeâJî'de böyle denilmiştir.[28]

8. HADİS: "Allah'ım!.. Din hakkında bilgisizce konuşmaktan sana sığınırım." Hadis olarak bulunamamıştır.

9. HADİS: "Allah'ım!.. İslâm'ı iki Ömer'den biriyle destekle." [29] Bu lafızla aslı yoktur.[30]

10. HADİS: "Dövme ile tedavi, en son tedavidir." [31] İbnü'd-Deyba'ın dediği gibi; bu, hadis değil, (halk arasında yaygın) bir sözdür.

11. HADİS: "Allah'ın kitabından bir âyet, Muhammed ve ehl"i beytinden daha hayırlıdır." [32] Askalânî: Bunu —hadis olarak— görmedim, demiştir.

12. HADİS: "Allah, Kitabından başkasının sahih olmasını murad etmemiştir." [33] Sehavî: Bunu -hadis ola­rak— bilmiyorum, demiştir.[34]

13. HADİS: "Çocukların sünnetini gizli tutun. Nikâhı duyurun." [35] Sehavî diyor İd: Birinci cümlenin aslı yoktur.

14. HADİS: "Allah dünya semasına inmeyi murad edince, arşından bizzat iner." [36] Bunu hadis olarak rivayet eden deccaldir.[37]

15. HADİS: "Allah Teâlâ buyurdu ki: Dünyayı tahrip etmek istediğimde önce Beyt'imi tahrip ederim. Sonra dünyayı tahrip ederim." [38] Irakî diyor ki: Bunun aslı yoktur.[39]

16. HADİS: 'Ta Muaz!.. Husayb [40] arazisine gelince oradan hızlı geç. Zira orada huriler vardır." [41] Bu arazi Yemen'dedir. Sehavî diyor ki: Bunu hadis olarak bilmiyorum.

17. HADİS: "Talebe alimin önüne oturunca, Allah ona yetmiş rahmet kapısı açar. Talebe, onun yanından kalktığında annesinden doğduğu gibi günahsız kalkar. Allah, ona her harfe karşılık yetmiş şehid sevabı verir, her hadise karşılık bir senelik ibadet yazar." [42] ZeyJ'de: Bu uydurmadır, denilmiştir.[43]

18. HADİS: "Yatsı namazı ile akşam yemeği aynı anda olursa, önce yemekten başlayın." [44] Irakî diyor ki: Hadis kitaplarında bu lafızla aslı yoktur.[45]

19. HADİS: "Kur'ân okuyanın sultana sığındığını görürsen, bil ki o hırsızdır. Onun ahmaka sığındığım görürsen, bil ki o gösterişçidir. Sana: Sen şefaat et de böylece mazlumun cezasını düşüresin, ya da haksızlığı gideresin, denildiğinde aldanmaktan sakın. Zira bu İblis'in hilesidir. Günahkâr Kur'an okuyucuları bunu kendilerine basamak edindiler." Bu söz, Sevrî'nin sözüdür.[46]

Yine şu söz de Sevrî'nin sözüdür: "Ben kızdığını biriyle karşılaşırım da, o bana, Nasıl sabahladın? derse, kalbim ona karşı yumuşuyor. Ya insan tiritlerini yediği ve yaygılarında oturduğu kimseye nasıl karşı çıkabilir?.[47]

Bu konuda şu zayıf hadis gelmiştir: "Allah'ım!.. Hiçbir fâcirin nimetini bana nasib etme ki, kalbim onameyletmesin. "[48]

Denilmiştir ki: Alim kimse arandığında, o şimdi emirin kapısındadır, denilmesi ne kadar çirkindir!..

20. HADİS: "Sevgi samimi ise, edep şartları düşer." [49] İbnü'd"Deyba' Hadis değildir, demiştir.

21. HADİS: "Bana salavat getirdiğinizde umumî ifade kullanın." [50] Sehavî diyor ki: Bu lafızla görmedim.[51]

22. HADİS: "Gölge bir buçuk iki zira' arasında olursa öğle namazını kılın." [52] Bâtıldır.

23. HADİS: "Sizden biriniz, bir yazı yazdığında o yazıya 'Beleğa' yazmasın. Zira o şeytan ismidir. Sadece 'Allah' yazsın." [53] Uydurmadır. Leâîî' de böyle denilmiştir.[54]

24. HADİS: "Sudan sorumlu olduğunda suda cimrilik yapma." [55] Sehavî: Bunu —hadis olarak— görmedim, demiştir.

Sivrisinek sizden birinizin tabağına iyice batırın." [56] Sahihtir, atın" ifadesi uydurma-

25. HADİS: düştüğünde onu -yemeğe-Ama "yemeğe batırın ve sonra dır. [57] Mugrib'de böyle denilmiştir.[58]

26. HADİS: "Dört şey dört şeye doymaz: Toprak yağmura, kadın erkeğe, göz bakmaya, âlim ilme doymaz." [59]İbnü'l-Cevzî bunu "Mevzuat" kitabında [60] zikretmiştir.[61]

27. PİRİNÇ HADİSİ": [62] Sabit değildir. İbnü'd-Deyba' bu şekilde zikretmiştir.[63]

28. HADİS: "Denizdeki toprak, karadaki ahır gibidir." [64] Bunun aslı bulunamamıştır.[65]

29. HADİS: "Niyetini saf kıl. Toprakta uyu." [66] Ha­dis değildir. İbnü'd-Deyba' bu şekilde zikretmiştir.[67]

30. HADİS: "Bütün dertlerin aslı, insanın kendi nefsinden hoşnut olmasıdır," [68] Selef alimlerinden birinin sözü olup hadis değildir. İbnü'd-Deyba' bu şekilde zikretmiştir.

31. HADİS: "Dilsiz sarıktan [69] Allah'a sığınırım."[70]Süyûtî diyor ki: Bunun aslı yoktur.[71]

32. HADİS: "Müşteriye yardım edin." [72] Bu lafızla aslı yoktur.

"Müşteriye yardım olunur," sözü de böyledir. Bu hükmü İbnü'd-Deyba' zikretmiştir.

33. HADİS: "İbadetlerin en faziletlisi en zor olanıdır." [73] Zerkeşî: Hadis olarak bilinmemektedir, demiştir. İbn Kayyim Şerhli MenazilısSairin'de: Bunun aslı yoktur, demiştir.

34. HADİS: "Cennet ehlinin çoğu, aptaldır." [74] Bu ha-dişi Bezzar zayıf olarak, Kurtubî ise sahih kabul ederekrivayet etmiştir. [75] Bu hadis "Cennetin en üst makamlarında olanlar, akü sahipleridir", ilâvesiyle rivayet edilmiştir. Bu ilâvenin aslı yoktur.

Hadisin metninde geçen "Bülh" kelimesi, kendi halinde olan anlamındaki "ebleh" kelimesinin çoğuludur. "Ebleh" ise, kötülüğün farkında olmayan ve her şeyi iyi zanneden kimsedir.

Sehl et'Tüsterî, böylelerini kalpleri coşkuyla dolu ve daima Allah ile meşgul olan kimseler olarak açıklamıştır. Yine denilmiştir ki: Ebleh, dünya hakkında bil­gisiz olup dininde derin anlayış sahibi olan kimsedir. Makasıd' da şöyle denilmiştir: Böyleleri dünya işlerin­de bilgisiz olanlardır.[76]

35. HADİS: "Abdest suyuna değer verin." [77] İbn Teymiyye: Uydurmadır, demiş, Zejtf'de [78] ise, Onun dediği gibidir, denilmiştir.

36. HADİS: "Yaratılmışların dilleri Hakkın kalemleridir." [79] Aslı yoktur. Bu hükmü İbnü'd-Deyba' zikretmiştir.

37. HADİS: "Kölenin verdiği eman (güvence) geçerlidir." [80] İbnü'l- Hümam [81]: Bunun aslı bilinmemektedir, demiştir.[82]

38. HADİS: "Ben, zahirle (görünen delillerle) hüküm vermekle emr olundum. Gönülleri bilen ise Allah'tır."[83]Irakî ve başka âlimler, bunun aslı olmadığım kesin olarak ifade etmişlerdir.[84]

39. HADİS: "Yemekte lokmayı küçültmekle ve iyice çiğnemekle emrolunduk." [85] Nevevî: Sahih değildir, [86] demiştir.

40. HADİS: "Ben araplarm en fasih konuşanıyım. Şu kadar var ki, ben Kureyş'liyim." [87] Süyûtî: Ne bunu tahric eden bir kimse, ne de senedi bilinmektedir, demiştir.

41. HADİS: "Ben dad harfiyle konuşanların -yani Arapların— en fasih konuşanıyım." [88] Ibn Kesir ve Ibn Cezerî'nin dediği gibi! manası doğrudur, aslı yoktur.

42. HADİS: "Peygamberler lider, Fakihler efendidirler. Onlarla oturmak ziyadedir." Hulâsa'da. [89] belirtildiği gibi, uydurmadır.

43. HADİS: "Gerçeği itiraf eden insaflı davranmıştır." [90] Sehavî: -Hadis olarak- Bu şekilde bilmiyorum, demiştir.[91]

44. HADİS: "Söz gümüşse, sükût altındır." [92] Süleyman aleyhiaselâm'm sözü veya Hz. Lokman'm oğluna nasihatlerinden biridir. Bunu İbnü'd-Deyba' zikretmiştir.

45. HADİS: "Âlimler Allah'ın velî kulları değilse, Allah'ın velî kulu yoktur." [93] Hadis değil, bilakis İmam Ebu Hanife (r.a) ve İmam Şafiî (r.a)'nin sözüdür.

46. HADİS: "Allah, her mü'minden her münafıka buğzetme, her münafıktan da her mü'mine buğzetme, sözü aldı." [94] Hadis olarak bulunamamıştır.

47. HADİS: "Allah, nağmeli duayı kabul etmez." [95] Aslı bilinmemektedir.

48. HADİS: "Allah, aklı yarattığında ona: Öne geç dedi, o da öne geçti. Geri kal dedi, O da geri kaldı. Sonra şöyle buyurdu: İzzetime ve celâlime yemin olsun ki, Ey akıl!. Senden daha şerefli bir yaratık yaratmadım. Seninle verir, seninle alırım." [96] Alimler: Bu yalandır, ittifakla uydurmadır, dediler. Makasıd' da böyle denilmiştir.[97]

49. HADİS: "Allah, zenginlerin yemeğinin tadını fakirlerin yemeğine nakletmiş tir." [98] Süyûtî: Bu uydur­madır, demiştir.

50. HADİS: "Allah, Beytullah'a her yıl altı yüz bin kişinin haccedeceğini vaad etti. Eğer sayı eksik kalırsa Allah, bunları meleklerle tamamlar. Kabe, mahşerde gerdeğe giren gelin gibi yaratılacak, Beytullah'ı hacce­den herkes onun eteklerine sarılacak, Beytullah Cen­nete girip de hacılar da onunla birlikte Cennete girinceye kadar onun etrafında tavaf edeceklerdir." [99] Irakî: Bunun aslını bulamadım, demiştir.

51. HADİS: "Allah, işsiz adamdan hoşlanmaz." [100] Zerkeşî: Bunu bulamadım, demiştir.[101]

52. HADİS: "Toprak, sünnetsizin idrarından dolayı kırk gün necis olur." [102] Senedinde hadis uydurmacısı Davud [103] bulunmaktadır.

53. HADİS: "Cennet ehli, Cennette âlimlere muhtaç olurlar. Zira onlar her Cuma Allah'ı ziyaret ederler. Cenab-ı Hak:

-Benden dilediğinizi temenni edin, buyurur. Cennet ehli bunun üzerine âlimlere yönelirler: -Biz, Rabbimizden ne temenni edelim? derler. Alimler de: -Şöyle şöyle... temenni edin, derler." [104] Mizan' da bunun uydurma olduğu ifade edilmiştir.[105]

54. HADİS: "İman hem söz hem de ameldir, artar ve eksilir" veya 'İman hem artmaz ve eksilmez." [106] Firûz-âbadî: Hiçbiri sahih değildir, demiştir.

55. HADİS: "Bilâl, ezanda (şîn) harfini (sin) olarak değiştiriyordu." [107] Bunun aslı yoktur.

56. HADİS: 'Terle gök arasında bulunan ve ken­disine Velhân adı verilen Şeytan'm yanında Adem oğullarının sekiz katı kadar askeri vardır. Onun aynı zamanda Hanzeb denilen bir halifesi vardır." [108] Ibn Cevzi: Uydurmadır, demiştir.

57. HADİS: "Âlim ve talebesi bir kasabaya uğradıklarında; Allah Teâlâ bu kasabanın mezarlığından kırk gün azabı kaldırır/' [109] Hafız Celâl [110]: Bunun aslı yoktur, demiştir.

58. HADİS: "Bir kulun övgüsü doğu ile batı arasında yayılır da, Allah nezdinde sinek kanadı kadar ağırlığı olmayabilir." [111] İhya'da bu şekildedir. Irakî ise: Bu şekilde bulamadım, demiştir.

Buharı ve Müslim'in Sahih lerinde Ebu Hureyre rr vay etiyle şu sahih hadis bulunmaktadır: "Kıyamet gü­nü iri yapılı, şişman adam gelir. Halbuki Allah nez~ dinde sinek kanadı kadar ağırlığı yoktur. "[112]

59. HADİS: "Kısa boylu hanımın boyu uzayabilir." [113] Yani kısa boylu hanım uzun boylu çocuk dünyaya getirebilir. Kamus sahibi diyor ki: Bu bir atasözü olup Cevherî'nin zannettiği gibi hadis değildir.

60. HADİS: "Sizler, kendilerine amel ilham edilen bir zamandasınız. Öyle bir toplum gelecek ki onlara tartışma ilham edilecek." [114] İhya' da zikredilmiştir. [115] Irakî: Bunu bulamadım, demiştir.[116]

61. HADİS: "İbrahim Halü ve Ebu Bekir Sıddık'ın Cennette sakah vardır." [117] Sahih değildir. Musa ve Ha­run (a.s) hakkında söylenen hadis de böyledir.[118]

62. HADİS: "Allah'ın Ölüleri taşıyan melekleri vardır." [119] Sehavî: Bunu -hadis olarak- görmedim, demiştir.

63. HADİS: "Allah'ın bir meleği vardır ki, iki kaşınınarası beş yüz yıllık mesafedir." [120] Bunun aslı bulunamamrştır.[121]

64. HADİS: "Mescid, -yere atılan- sümükten ezilip büzülür." [122] Bulunamamıştır.[123]

65. HADİS: "Size en az verilen şey, yakîn ve sabır azîmetidir. Kime bu iki hususta nasib verilmişse gece namazı ve gündüz orucundan kaçırdığı şeye aldırış etmesin." [124] Gazzalî bunu İhya'da zikretmiş, Irakî ise şöyle demiştir: Bunun aslını görmedim, ibn Abdi'1-Berr, Muaz hadisi olarak şunu rivayet etmiştir: "Allah yakînden daha az bir şey indirmemiştir."

66. HADİS: "Kulun her sözünde istisna etmesi -yani inşaallah demesi—, onun imanının kâmil olduğunun alâmetidir." [125] Münkerdir.[126]

67. HADİS: "Günahlardan öyleleri vardır ki, bu günahları Arafat'ta vakfeye durmaktan başka bir şey silemez."[127] Irakî diyor ki: Bunun aslını bulamadım.

68. HADİS: "Maddî imkân bulamaman, Allah'ın seni koruduğunun alâmetlerindendir." [128] Tasavvuf erbabının sözlerindendir.

69. HADİS: "Ölü, kendi evinde yedi gün ateş (mum) yakıldığını görür." [129] İmam Ahmed ve başkaları diyor ki: Bu batıldır, aslı yoktur. Bu (âdet) bid'attir.[130]

70. HADÎS: "Ben Rahman'm nefesini Yemen tarafmda buluyorum." [131] Irakî diyor ki: Bunun aslını bulamadım.[132]

71. HADİS: "Gül, Hz. Peygamber (s.av)'in terinden -veya Burak'ın terinden- yaratıldı." [133] Nevevî; Sahih değildir [134] demiş; Askalanî ve başkaları ise: Uydurmadır, demişlerdir.[135]

72. HADİS: "İman kalple tasdik, dille ikrar, azalarla ameldir." [136] Ibnü'l-Cevzî, bu hadisin uydurma olduğuna hükmetmiştir. (Abdülfettah Ebu Gudde: Doğru olan budur, demiştir.)[137]Sehavî ise şöyle demiştir: Bu hadis, İbn Mace'de Ab-düsselâm b. Salih'in hadisi olarak yer almaktadır. [138]

73. HADİS: "Ey İbn Ravaha!.. Seci'den (kafiyeli konuşmaktan) sakın." [139] Ihya'da böyledir. Irakî şöyle demiştir: "Bu şekilde bulamadım. Hadis, İbn Sünnî'nin er-Riyada ve Ebu Nuaym'in Hılye kitabında Hz. Aişe (r.a) hadisi olaraksahih isnadla rivayet edilmiştir. Hz. Aişe (r.a) Saib'e şöyle demişti: "Seci'den sakın. Zira Peygamberimiz (s.a.v) ve ashabı seci' yapmıyorlardı." İbn Hıbban rivayetinde: Seci'den kaçın, denilmiştir. Buharl&e İbn Abbas'm sözü olarak benzeri bir ifade nakledilmiştir."[140]

74. HADİS: "Gizli olan nedir? denildi. Olmayan şey, dedi." [141] Askalanî: Bunun aslını bilmiyorum, demiştir.

75. HADİS: "Patlıcan ne niyetle yenilirse o gerçekleşir." [142] Batıldır, aslı yoktur. Hadis hafızları bunu açık­ça ifade etmişlerdir.

76. HADİS: "Bakla hadisi." [143] Sâbıt değildir.[144]

77. HADÎS: 'Ümmetimin cimrileri terzilerdir." [145] Se-havî diyor ki: Bunu —hadis olarak- görmedim.[146]

78. HADİS: "Cimri, çok ibadet eden [147] biri olsa bile; Allah'ın düşmanıdır." [148] Bunun aslı yoktur.

79. HADİS: "Soğuk, din düşmanıdır." [149] Hadis değildir, âlimlerden birinin sözüdür.[150]

80. HADİS: "Bereket, pidenin küçüklüğündedir." [151] Nesaî'den bunun hadis olmadığı nakledilmiştir.

81. HADİS: "Ortaklık tenceresi [152] kaynamaz." [153] Hadis değildir. Bunun aslı yoktur, demiştir. Aclûnî ise, Keşfül-Hafa'&a. (1/332) şöyle demiştir: "İbnüTGars, bu kelimenin bazı yazma nüsha­larda buğday satanlar anlamındaki (hannatûn) şeklinde oldu­ğunu zikretmektedir."

82. HADİS: "Güler yüzlülük, misafire ikram etmekten daha hayırlıdır." [154] Sehavî: Bunu -hadis olarak-bilmiyorum, demiştir.

83. HADİS: "Katile öldürüleceğini müjdele." [155] Se­havî: Bunu -hadis olarak- bilmiyorum, demiştir.

84. HADİS: "Şişmanlık, zekâyı giderir." [156] Hadis değildir. Amr b. As (r.a) ve başkalarının sözüdür.[157]

85. HADİS: "Karpuz ve faziletleri hadisi." [158] Zerkeşî: Sabit olmamıştır, demiştir.[159]

86. HADİS: "Din, temizlik üzerine bina edilmiştir." [160] İhya'da zikredilmiş, Irakî şöyle demiştir: [161] "Bu şekilde bulamadım. İbn Hıbban'ın ed'Duafa (zayıf raviler) kitabında Hz. Aişe hadisi olarak; "Temiz olun. Zira islâm temizdir", rivayeti; ayrıca Taberanî'nin el-Evsat kitabında çok zayıf bir senedle İbn Mes'ııd hadi­si olarak! "Temizlik imana davet eder", rivayeti bulun­maktadır."[162]

87. HADİS: "Beytü'l-Makdis, akreplerle dolu altından bir tastır." [163] Hadis değildir. Bu söz, Tevrat'a nispet edilmektedir.

88. HADİS: "Beytullah'ta tavaf, Tahıyyetü'l-Mescid namazı yerine geçer." [164] Sehavî: [165] Bu lafızla görmedim, demiştir.[166]

89. HADİS: "Zebercedi yüzük taşı olarak kullanın. Zira o, kolaylıktır. Onda zorluk yoktur." [167] Askalânî: Uydurmadır, demiştir.

90. HADİS: "Âdeti terk etmek, düşmanlığa sebep olur." [168] Bunun aslı yoktur.

91. HADİS: "Geyiğin selâm vermesi hadisi." [169] Dil­lerde ve nebevi medhiyelerde meşhur olmuştur. İbn Kesir şöyle demiştir: Bunun aslı yoktur. Kim bunu Peygamberimiz (s.a.v)'e nisbet ederse yalan söylemiş olur.[170]

92. HADİS: "Ümmetim, yetmiş küsur fırkaya ayrılacak. Bir fırka dışında hepsi Cennete girecektir." Ashab: —Kim bu fırka? diye sordular. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle cevap verdi: -"Bunlar zındıklardır, kadercilerdir." [171] (Bu lafızla) hadisin aslı yoktur. [172] Leâli'de böyledir.[173]

93- HADİS: "Evlenmeden önce fıkıh Öğrenin." [174] Bu, Hz. Ömer (r.a)'in sözüdür. [175] Bir rivayete göre manası: Evlenmeden, ev ve hizmetçi sahibi olmadan fıkıh tahsil edin, demiştir. Bu manada şöyle bir söz nakledil­mektedir: İlim, kadınların baldırlarında kaybolmuş­tur. [176] Sevrî diyor ki: "Kim başkanlığa koşarsa ilmin çoğuna zarar verir. Kim de başkanlığa koşmazsa ya­zar, yazar sonra yine yazar." Bu mana, daha kapsamlı bir manadır. Doğrusunu bilen Allah'tır.[177]

94. HADİS: "Bir saat tefekkür, bir sene ibadetten daha hayırlıdır." [178] Hadis değildir. [179] Bu söz, Seriyyü's-Sekatî (rh.a)'nin sözüdür.[180]

95. HADİS: "Tekbir [181] cezimdir." [182] (yani uzatılmaz.) Nehaî'nin sözüdür.[183]

96. HADİS: "Siz hanımlardan her biriniz, ömrünün yarısını namazsız geçirir." [184] Hadis hafızları: Bu lafızla aslı yoktur, demişlerdir. [185] Manası "sahih" hadiste geçmektedir.[186]

97. HADİS: "İnsanların alışkanhk hâline getirdikleri ayları ve bayramları tebrik etmeleri hadisi."[187]Bu konuda (hadis olarak) hiç bir şey vârid olmamıştır.[188]

98. HADİS: "Herkese güvenmek acizliktir". [189] Sehavî diyor ki: Bunu bu lafızla bilmiyorum.[190]

99. HADİS: "Üç şey vardır ki, bunlara az bile olsa meyledilmez: Dünya, Sultan, Kadın". [191] Doğru bir sözdür, hadis değildir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

100. HADİS: 'Türkün zulmü olsun, arabın adaleti olmasın". [192] İbnü'd-Deyba' diyor ki: Düşük bir sözdür, hadis değildir. Ben de derim ki: Bilakis bu, açık bir inkarcılıktır.

101. HADİS: "Açhk kâfirdir. Onu öldüren Cennet ehlindendir". Aslı yoktur.

102. HADİS: "Cîze, [193] Cennet bahçelerinden bir bahçedir. Mısır Allah'ın yeryüzündeki hazineleridir".[194]Askalanî diyor ki: Bu yalandır, uydurmadır.

103. HADİS: "Bana sizin dünyanızdan (üç şey) kadınlar ve güzel koku sevdirildi. Namaz gözümün nuru kılındı".[195]

Bu hadisi Nesaî ^ü^ezz'inde, Taberanî Evsafta rivayet etmiştir. Gazzalî ve başkalarının ifadelerinde yer alan (Selâs-Üç) kelimesi hakkında İmam İbn Fûrek zorlama açıklamalar yapsa bile, hadis hafızlarının dedikleri gibi, bu kelimenin aslı yoktur. Doğrusunu bilen Allah'dır.[196]

104. HADİS: "Ümmetimden hilâlleyenler ne güzeldir!.." [197] Saganî: Bunun uydurma olduğu açıktır, demiş ve bunu abdest alırken parmaklarını hilâllemek veya yemekten sonra dişleri temizlemekle açıklamıştır.[198] (Abdülfettah Ebu Gudde diyor ki: Saganî'nin bu hadis hakkındaki uydurma olduğu iddiası kabul edilemez.)[199]

105. HADİS: "Kediyi sevmek imandandır". [200] Uydurmadır. Bu hükmü Sagani ifade etmiştir.

106. HADİS: "Vatanı sevmek imandandır". [201] Hadis hafızlarına göre bunun aslı yoktur.

107. HADÎS: "Sevgili, sevgilisine azab etmez". [202] Sehavî: Bu sözü merfû (Allah Resûlü'nün hadisi) olarak bilmiyorum, demiştir.

108. HADİS; "Hacûn ve Bakî iki uçlarından alınır ve Cennette saçılır". [203] Bu iki yer, Mekke ve Medine'nin mezarlıklarıdır. Bu hadisin aslı bilinmemektedir.

109. HADİS: "Mescidde konuşma, hayvanın otu yediği gibi, [204] haseneleri yiyip bitirir". [205] Bulunamamıştır. Muhtasar 'da böyledir.[206]

110. HADİS: "Söz, hiç ara vermeksizin peş peşe söylenmez". Selef âlimlerinden birinin sözüdür.

111. HADİS: "Ebrarın (salih kulların) güzel amelleri, Mukarreblere (Allah'a çok yakm kullara) göre günah sayılır". [207] Ebu Said el-Harraz'm sözüdür.[208]

112. HADİS: "Güzellik, rahmete vesiledir". [209] Tabiînden Ebu Hazim'in sözüdür.[210]

113. HADİS: "Nafilelerinizi güzelce eda edin ki, farzlarınızdaki [211] eksiklikler bunlarla tamamlansın". [212] Bu lafızla aslı yoktur.[213]

114. HADİS: "Bir âlimin meclisinde bulunmak bin rekat namazdan daha faziletlidir..." [214] ihya'da. Ebu Zerr hadisi olarak bu şekilde zikredilmiştir. Irakî: "İbnüTCevzî, bu hadisi Mevzuat (Uydurma Hadisler) Kitabında Hz. Ömer hadisi olarak zikretmiştir. [215] Bu­nu Ebu Zerr tarikiyle bulamadım, demiştir.

115. HADİS: "Benim bir kişi için verdiğim hüküm, bir cemaat hakkında verdiğim hüküm gibidir". [216] Aslı yoktur. Bunu Irakî ve başkaları ifade etmiştir.[217]

116. HADİS: "(el-Hamdülillah) Rahman'm ridâsıdır". [218] Aslı bulunamamıştır.

117. HADİS: "Kızarmaya başlayınca bilirsin". [219] Hadis değildir.[220]

118. HADİS: "Çoluk-çocuğu olmayan bir toplumun eli boş kalır." [221] Mekhul'ün sözüdür.[222]

119. HADİS: "Yiyecek depolayan, gazaba uğrar." [223] Hadis değildir.[224]

120. HADİS: "Yahudilere muhalefet edin, sarıkları kuyruksuz bırakmayın. Zira sarıkların kuyruksuz olması Yahudilerin kıyafetidir." [225] Süyûtî'nin zikrettiği" ne göre, aslı yoktur.

121. HADİS: "Dininizin yarısını Humeyra'dan [226] alın." [227] Bunun aslı bilinmemektedir.[228]

122. HADİS: "Benim hasmım, benim hükmümü verecek olandır." [229] Büyüklerden birine ait sözdür, hadis değildir.

123. HADİS: "Önemli kişi -yani meşhur- olmamak bir nimettir, halbuki hiç kimse böyle bir şeyi istemez." [230] Selef âlimlerinden birinin sözüdür.

124. HADİS: "Allah'ın kulu için seçtiği şey, kulun kendi nefsi için seçtiği şeyden daha hayırlıdır." [231] Hadis değildir.

125. HADİS: "Karga ve benzerlerini görünce! (Hayırdır, hayırdır) denilmesi."[232] Hadis değildir.

126. HADİS: "Hayır, kıyamete kadar bende ve benim ümmetimdedir." [233] Askalânî diyor ki: Bunu -hadis olarak— bilmiyorum.

127. HADİS: "Zâlimin ülkesi, bir müddet sonra bile olsa harabeye dönüşür." [234] Sehavî: Bunu —hadis ola­rak— görmedim, demiştir.

128. HADİS: "Yurtlarında olduğun müddetçe onlarla iyi geçin." [235] Sehavî diyor ki: Hadis olarak bilmiyorum.

129. HADİS: "Çoluk-çocuğunuza malınızın üçte birini vererek iyi geçinin." [236] Bunun aslı bilinmemektedir.

130. HADİS: "Cennetin kapısını çalmaya devam et." Peygamberimiz (s.a.v), bunu Hz. Aişe'ye söyledi. O da: Ne ile? diye sordu. Efendimiz (s.a.v): "Açlıkla", diye cevap verdi." [237] Irakî diyor ki: Bunun aslım bulamadım.[238]

131. HADİS: "Sallallahu aleyhi ve sellem'in Cuhfe' de [239] hamama girmesi." [240] Sahih değildir.

132. HADİS: "Ezandan sonra okunan duada [241] (ed-Derecetü'r-Refia) ilâvesi." [242] Sehavî: Bu ilâveyi rivayetlerin hiç birinde görmedim, demiştir.

133. HADİS: "Dirhem kadar kan yıkanır ve bundan dolayı namaz iade edilir." [243] Senedinde yalancı (Nuh) [244] vardır. Leâlî'de böyledir.

134. HADİS: "Dünya bir saattir, Onu taâtle değerlendir." [245] Lafzı merfû olarak sahih değildir.[246]

135. HADİS: 'Dünya, ahiretin tarlasıdır." [247] Sehavî: Bunu -hadis olarak- görmedim, demiştir.

136. HADİS: "Bir dirhem bile olsa borç, bir kız bile olsa çoluk-çocuk, Yol nasıl? demek bile olsa sormak[248] (düşüklüktür.)!.." [249] Sehavî: Merfû (Allah Rasûlünün hadisi) olarak hatırlamıyorum, demiştir.

137. HADİS: "Rabbimi (hacıların) Mina'dan ayrılış günü [250] insanların önünde gri renkli bir deve üzerinde, yün bir cübbe ile gördüm." [251] Uydurmadır, aslı yoktur.Leâlî' de [252]; îbn Abbas'dan gelen merfû rivayet şöyledir: "Rabbimi bol saçlı bir genç suretinde —bir başka rivayette: sakalsız bıyıksız bir genç suretinde- gördüm."[253]

İbn Sadaka, "Ebu Zür'anm, İbn Abbas hadisi sahih­tir, bu hadisi ancak mutezile mezhebine mensup olanlar inkâr eder" dediğini nakletmiştir. Hadisin bazı ta­riklerinde "Kalbiyle" denilmiştir. Hadis, "Allah'ı rüyada görme" şeklinde yorumlanır­sa problem yoktur. [254] "Uyanıkken görme" şeklinde yo­rumlanırsa muhakkik İbnü'l Hümam bunun şeklî bir hicab olduğunu ifade etmiştir.[255]

138. HADİS: "Kötü yolda kazanan, kaybetmiş olur." [256] Filozofların sözlerindendir.

139. HADİS: "Kardeşim Hızir'a Allah rahmet eyle­sin. Sağ olsaydı, beni mutlaka ziyaret ederdi." [257] Askalânî: Bu sabit değildir, demiştir.[258]

140. HADİS: "Devesinin yuları elinde olduğu halde beni ziyaret eden kimseye Allah rahmet eylesin." [259] Askalâni diyor ki: Bu lafızla aslı yoktur.[260]

141. HADİS: "Bir dirhemin altıda birinin (yani bu ka­dar küçük bir meblağın bile) ehil olan kişiye verilmesi, yetmiş yıllık ibadetten daha hayırlıdır." [261] Askalânî: Bunun aslını bilmiyorum, demiştir,

142. HADİS: "Kişinin elçisi, onun aklının göstergesidir." [262] Yahya b. Halid'in sözüdür.[263]

143. HADİS: "Ümmetimin ruhbanlığı mescidde oturmaktır." [264] Bulunamamıştır.

144. HADİS: "Mü'minin tükrüğü şifadır." [265] Yine "Mü'minin artığı şifadır." [266] Merfû (Allah Rasûlü'ne ait) hadis olarak aslı yoktur.

145. HADİS: "Mahallenin türkücüsü insanları coşturmaz." [267] Hadis değildir.

146. HADİS: "Zahmet rahmettir." [268] Hadis değildir.

147. HADİS: "İtibarın zekâtı, darda kalanların imdadına koşmaktır." [269] Bu lafızla bilinmemektedir.

148. HADİS: "Takının zekâtı, emanet olarak verilmesidir." [270] Bu söz, Abdullah b. Ömer'in sözüdür.

Beyhakî diyor ki: Abdullah b. Ömer'den merfû ola­rak rivayet edilen; "Takıların zekâtı yoktur", [271] hadisi bâtıldır, aslı yoktur.[272]

149. HADİS: "Zeydiler bu ümmetin mecûsîleridir." [273] Uydurmadır. [274] Makasıd müellifi: Bunu —hadis olarak— görmedim, demiştir.

Fakat bu hadis, bir grup muhaddis tarafından; "Kaderiyye, bu ümmetin mecûsîleridir", lafzıyla rivayet edilmiştir.[275]

Kazvinî'nin; "Kaderiyye, bu ümmetin mecûsîleridir. Hastalandıklarında onları ziyaret etmeyin. Öldüklerinde cenazelerinde bulunmayın", hadisi Mesabîh ha­dislerinden olup uydurmadır, ifadesi ile; "Ümmetim­den iki sınıf insan vardır ki, onların islâm'dan her hangi bir nasibi yoktur. Bu iki sınıf, Kaderiyye ve Mürcie sınıflarıdır", hadisi de aynı şekilde uydurma­dır; ifadesi doğru değildir.[276]

Bu iki hadisi tahric eden muhaddisleri el-Mirkat Şerhul-Mişkât kitabımızda beyan ettik.[277]

150. HADİS: "Mü'minin artığı şifadır." [278] Irakî diyor ki: Halk dilinde bu şekilde meşhur olmuştur. Bu lafızla aslı yoktur."[279]

151. HADİS: "Ashabıma sövmek, affolunmayacak bir günahtır." [280] Ibn Teymiyye: Bu yalandır, uydurmadır, demiştir.[281]

152. HADİS: "Peyganıberimiz'in (s.a.v) şehadet parmağı orta parmağından daha uzundu." [282] İbn Hacer şöyle demiştir: Bunu söyleyen kimse hatalıdır. Bu du­rum Efendimiz (s.a.v)'in ayak parmaklarında vardı.

153. HADİS: "Sır, hür olanlara aktarılır. [283] Ayrıca "Hür insanların gönülleri sırların kabirleridir." [284] Takva erbabından birinin sözüdür.

154. HADİS: "Yolculuk, insanların ahlâkını ortaya çıkarır." [285] Hadis değildir.

155. HADİS: "Mekke'nin beyinsizleri Cenneti dolduracaktır." [286] Askalânî: Bunu görmedim, demiştir.[287]

156. HADİS: "Selâmet, yalnız yaşamaktadır." [288] Hadis değildir.

157. HADİS: "Misvak kullanma, kişinin fesahatini arttırır." [289] Saganî: Uydurma olduğu açıktır, demiştir.[290]

158 HADİS: "İçinizde en zayıf olan kişinin hızıyla yürüyün." [291] Sehavî: Bu lafızla bilmiyorum, demiş­tir.[292]

159. HADİS: "Bilâl'ın (sîn) harfi, Allah nezdinde (şîn)'drr." [293] İbn Kesir diyor ki: Bunun aslı yoktur.

160. HADİS: "Hanımlarınıza danışın ama onların görüşlerine uymayın." [294] Bu lafızla sabit değildir.

161. HADİS: "En şerh olanlarınız, çocuklarınızın öğretmenleridir. [295] Onlar, yetimlere merhameti en az olan ve yoksullara karşı en katı davrananlardır." [296] Uydurmadır. Süyûtî, bunu Leâli'de zikretmiştir.[297]

162. HADİS: "Hayatın kötüsü, ölümden iyidir." [298] Filozofların sözlerindendir. Bunu İbn Hacer söylemiştir.

163. HADİS: "Allah'ın mahlûkatma şefkat, Allah'ın emrini ta'zim etmek demektir." [299] Sehavî diyor ki: Bu­nu bu lafızla bilmiyorum.

164. HADİS: "Yüze karşı teşekkür etmek ayıptır." [300] Hadis değildir. Bunu İbn Deyba' söylemiştir.

165. HADİS: "Kişinin kendi aleyhine şahitliği iki şahide bedeldir." [301] Hadis değildir.

166. HADİS: "Müslümanların birbirleri aleyhine şahitlik etmeleri caizdir. Alimlerin birbirleri aleyhine şahitlik etmeleri caiz değildir. Çünkü onlar birbirlerine hased ederler." [302] Hadis değildir. İsnadı birçok yönden çürüktür. LeâJîde böyledir.[303]

167. HADİS: "Şöhret, elbisenin kıs angındadır." [304] Hadis olarak sahih olamaz.

168. HADİS: "İnsan şeytanları, cin şeytanlarını yener." [305] İbn Dinar'ın sözüdür.[306]

169. HADİS: "Kavmi içindeki şeyh, ümmeti içindeki Peygamber gibidir." [307] Bunu İbn Hıbban ve Deylemî tahric etmiştir. Çok zayıftır. Makasıd' da şöyle denilmiştir: "Üstadımız [308] ve başkaları bu hadisin uydurma olduğunu kesin ifade ile belirtmişlerdir. Bu söz, selef âlimlerinden birinin sözüdür."

170. HADİS: "İhtiyaç sahibi kördür." [309] Sehavî: Bu­nu hadis olarak bilmiyorum, demiştir.

171. HADİS: "Sabrr, Cennet hazinelerinden bir hazinedir." [310] Irakî: Bunu hadis olarak bulamadım, demiştir.[311]

172. HADİS: "Az sadaka, çok belâyı engeller." [312] Hadis değildir.

173. HADİS: "Hadis yazarken kalemlerin çıkardığı gıcırtı, Allah nezdinde Askalân ve Abadan ribatmda getirilen tekbire eşittir. Kim kırk hadis yazarsa, Abadan ve Askalân'da öldürülen şehitlerin sevabı verilir" [313] Mizan'da, Bu, bâtıl bir haberdir, denilmiştir.[314]

174. HADİS: "Bir toplumun küçükleri, gelecekte o toplumun büyükleridir." [315] (Yani bugünün küçükleri, yarının büyükleridir.) ilim öğrenmeyi teşvik etmek için sahabeden birinin söylediği sözdür.[316]

175. HADİS: "Ekmeği küçültün ve sayısını çoğaltın ki, size bereket verilsin." [317] Çürüktür. Îbnü'l-Cevzî bunu Mevzuat (Uydurma Hadisler) kitabında zikretmiştir.[318]

176. HADİS: "Tüzükle kılınan namaz, yüzüksüz kılınan yetmiş namaza eşittir." [319] Askalânî'nin dediği gibi, uydurmadır.

177. HADİS: "Sarıkla kılınan bir namaz, sarıksız kılman yirmi beş namaza eşittir. [320] Sarıkla kılman Cuma namazı, sarıksız kılınan yetmiş Cuma namazına eşittir. Sarıkla kılınan namaz, on bin hasene ile mükâfatlandırılır." [321] Uydurmadır. [322] Menûfî [323] diyor ki: Bütün bunlar batıldır.

178. HADİS: "Alimin arkasında kılınan namaz, dört bin dört yüz kırk namaza eşittir." [324] Batıldır. Muhta- böyledir.

179. HADÎS: "Gururlu kişinin namazı başından yukarı çıkmaz." [325] (Allah'a yükselmez.)

180. HADİS: "Gündüz namazı [326] dilsizdir." [327] Darakutnî ve Nevevî: Batıldır, aslı yoktur, demişlerdir.[328]

(Müellif Âliyyül Kari diyor ki:) Ben de derim ki: Mübarek günlerde ve muazzam gecelerde kılınacak namazlarla ilgili olarak bazı alimlerin zikrettikleri hadisler -aynı şekildedir. (Batıl ve asılsızdır.)[329]

181. HADİS: "İlim, kadınların baldırlarında kayboldu." [330] Bişr el-Hâfî'nin sözüdür.[331]

182. HADİS: "Zaruretler, haramları mubah kılar." [332] Hadis değildir.

183. HADİS: "İki zayıf, bir güçlüyü yener." [333] Hadis değildir.[334]

184. HADİS: "Ana yoldan git, yol dolaşsa bile. Bakire ile evlen, yaşı geçse bile." [335] Hadis değildir.

185. HADİS: "Boşanma, fâsıkların —günahkâr kişilerin— yeminidir." [336] Sehavî: hadis olarak göremedim, de­miştir.

186. HADİS: "Mü'minin sırtı [337] kıbledir." [338] Sehavî: Bunu bilmiyorum, demiştir.

187. HADİS: "Delinin dostluğu yerine, akıllı kişinin düşmanlığı.." [339] Hadis değildir.

188. HADİS: "Düşmanlık ailede, kıskançlık komşular arasında, menfaatçiük de kardeşler arasında olur." [340] Sehavî: Bu konuda bilgi sahibi değilim, demiştir.[341]

189. HADİS: "Kişinin düşmanı, [342] kendi işinde çalışandır." [343] Hadis değildir.

190. HADİS: "Özrü, günahından daha büyüktür." [344] Hadis değildir.[345]

191. HADİS: "Araplar, arap olmayanların efendileridir." [346] Aslı yoktur.

192. HADİS: "Bana ümmetimin amelleri arz edildi. Onların arasında makbul amel de makbul olmayan amel de gördüm. Bana getirilen salavat müstesna".[347]

(Yani salavat daima makbuldür.) Bunun senedini görmedim. Bunu Süyûtî zikretmiştir.

193. HADİS: "Bazı şeyleri görmezden gelerek değerinizi yüceltin." [348] Hadis değildir.

194. HADİS: "Her hayra bir engel vardır." [349]" Hadis değildir.

195. HADİS: "(Bir şeye Allah tarafından) İzin verilmesinin alâmeti, onun kolaylaştırılmasıdır." [350] Bilinmiyor.[351]

196. HADİS: "Ümmetimin âlimleri, Israiloğulları Pey­gamberleri gibidir." [352] Demiri, Zerkeşî ve Askalânî'nin dedikleri gibi, aslı yoktur.

197. HADİS: "İlim iki çeşittir: Din ilmi, beden ilmi." [353] Uydurmadır. Hulâsa'da böyledir.[354]ZeyIHe [355] deniliyor ki: Hasen'den, o da Huzeyfe (r.a)'den müselsel olarak rivayet edildiğine göre; Huzeyfe (r.a) diyor ki: -Ben Peygamberimiz (s.a.v)'e "Bâtın İlmi" nedir? di­ye sordum. Peygamberimiz (s.a.v) buyurdu ki: -Ben bunu Cebrail'e sordum. Cebrail bana dedi ki: Allah şöyle buyurdu: "O, benimle sevdiklerim, dostlarım ve seçkin kullarım arasında bir sırdır. Ben bunu onların kalplerine koyarım. Bu konuda Allah'aen yakın hiçbir melek ve gönderilen hiçbir Peygamber bile bilgi sahibi olamaz." [356] Askalânî diyor ki: Uydurmadır, Hasen (el-Basri), Huzeyfe (r.a) ile görüşmemiştir.

198. HADİS: "İlme gidilir, ilim (kimseye) gitmez." [357] Bir başka rivayette: "İlme koşulur", [358] denilmiştir. Bir başka rivayette ise şöyle denilmiştir:

"İlim, yüceltilmeye ve kendisine gidilmeye daha lâyıktır."[359]Bu söz, Abbasî Halifesi Mehdî'nin, iki çocuğunun İmam Malik'den hadis dinlemeleri için onu saraya da­vet etmesi üzerine, İmam Malik'in Halife Mehdi'ye söylediği sözdür. Yine bu söz, Halife Harun er-Reşid, İ-mam Malik'den özel ders talep ettiğinde, İmam Ma­lik'in Halife Harun er-Reşid'e söylediği sözdür.

199. HADİS: "Yaşlıların dinine sarılın." [360] Sehavî: Bu lafızla aslı yoktur, demiştir. Saganî: "Dünyanın sonu gelip arzular değiştiğinde, bedevilerin ve kadınların dinine sarılın", [361] hadisi uydurmadır, demiştir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

200. HADİS: "Üzüm çift çift, hurma tek tek (yenir)." [362] Bunun aslı yoktur.[363]

201. HADİS: "Salihlerin anıldığı yere rahmet iner." [364] Süfyan b. Uyeyne'nin sözüdür.[365]

202. HADİS: Levrri Mahfuz'da (kayıtlı olan bir emir hakkında) "Arşın üzerinden Allah'ın bir şeye "ol!.." dediğini işittim o da oluverdi. Daha Kâf harfi Nûn harfine varmadan olacak olan o şey hemen oluverdi." [366] Hiç şüphesiz uydurmadır.

203. HADİS: 'Müzik zinanın [367] nağmesidir". [368] Fudayl'in sözüdür.[369]

204. HADİS: "Fatiha hangi niyetle okunursa; o gerçekleşir". [370] Bu lafızla aslı yoktur. [371] Sûrelerin faziletlerine dair bazı müfessirlerin zikrettikleri hadislerin pek çoğu da aynı şekildedir.

205. HADİS: "Cesur olan lezzeti kazanır". [372] Sehavî: Bunu -hadis olarak- bilmiyorum, demiştir.

206. HADİS: "Recep ayının diğer aylara üstünlüğü, Kur'ân'ın diğer sözlere olan üstünlüğü gibidir. Şaban ayının diğer aylara üstünlüğü, benim diğer Peygamberlere olan üstünlüğüm gibidir. Ramazan ayının di­ğer aylara üstünlüğü, Allah'ın kullarına olan üstünlüğü gibidir". [373] İbn Hacer: Bu, uydurmadır, demiştir.

207. HADİS: "Fakirlik benim övüncümdür. Ben fakirlikle iftihar ederim". [374] Askalânî ve başkaları: Bu bâtıldır, uydurmadır, demişlerdir.

208. HADİS: "Suskun ağız ve himaye eden Rab." [375] Benzeri "Allah, susan kimsenin dostudur". Ibn Deyba': Hadis değildir, manası sahihtir, demiştir. Ben de derim ki: Birinci terkibin ifadesi ilk bakışta küfürdür. Ancak araya bir atıf harfi takdir edilirse bu durum değişir.

209. HADİS: "Ahir zamanda Rum diyarının soğuğu Şam'a, Şam'ın soğuğu Mısıra geçecektir". [376] Sehavî'nin, üstadı Askalani'den naklettiği gibi, bunun aslı yoktur.

210. HADİS: "Hareketlerde bereketler vardır". [377] Selef âlimlerinden birinin sözüdür.

211. HADİS: "Allah Rasûlü Cebrail'e: — Güneş zevale doğru meyletti mi? diye sordu. Ceb­rail: — Hayır ve Evet, dedi. Allah Rasûlü - Niçin Hem Hayır, hem de Evet dedin? deyince; Cebrail: "Hayır" dememden "Evet" dememe kadar geçen bu kısa süre içerisinde güneş beş yüz yıllık mesafe gitti."[378] buyurdu. Bunun aslı bulunamamıştır.

212. HADİS: "Mercimek, sonuncuları İsa aleyhisselâm olan yetmiş Peygamber tarafından takdis edilmiştir."[379] Batıldır. Pek çok hadis hafızı bu hükmü açıkça ifade et­mişlerdir.

213. HADİS: "Kur'ân Allah'ın kelâmıdır, Kur'an sonradan yaratılmamıştır. Kim bundan başkasını söylerse küfre girer." [380] Saganî: Bu uydurmadır, demiş; Sehavi ise: Bu hadis bütün yollarıyla batıldır, demiştir. İbnü'l-Cevzî, bu hadisi Mevzuat (Uydurma Hadisler) kitabında [381] zikretmiştir.

214. HADİS: "(Kul) kelimesiyle başlayan sûreleri [382] okumak, fakirlikten kurtuluş teminatıdır." [383] Sehavî: Bunun aslı yoktur, demiştir.[384]

215. HADİS: "Tırnakların kesilmesi." [385] Tırnak kesme şekli veya tırnak kesme için gün belirlenmesi konusunda Peygamberimiz (s.a.v)'den her hangi bir şey gelmemiştir. Sehavî diyor ki: Bu konuda Hz. Ali b. Ebî Talib'e veya üstadımıza [386] nisbet edilen beyit, her ikisi hakkında da batıldır.

216. HADİS: "Hz. Osman halifeliğe geldiğinde ilk Cuma günü hutbe okumak üzere minbere çıktı, Elhamdulillah, dedi ve titredi. Bunun üzerine şöyle dedi: Ebu bekir ve Ömer bu makam için söz hazırlarlardı. Oysa siz konuşan devlet başkanından çok, faal devlet başkanına muhtaçsınız. Hutbeler daha sonra gelecek. Ben hem kendim için hem de sizin için Allah'dan mağfiret diliyorum, dedi ve minberden inip Cuma namazını kıldırdı".[387] İbnüTHümam [388] diyor ki: Bu hadis, hadis kitaplarında pek geçmez, daha çok fıkıh kitaplarındageçer.[389]

217. HADİS: "Kalb, Rabbin evidir." [390] Zerkeşî ve başkaları: Aslı yoktur demiş, İbn Teymiyye: Uydurmadır, demiştir. Zeyî'&e [391] ise, Bu, aynen onun dediği gibidir, denilmiştir.

218. HADİS: "Az başarı, çok ilimden daha hayırlıdır." [392] Bu hadis, Thya'da zikredilmiştir.[393]

Irakî diyor ki: Bunun aslını bulamadım. Firdevs sahibi bunu Ebu'd-Derdâ hadisi olarak zikretmiş, ancak (Akıl) yerine (İlim) demiştir. Oğlu Müsnedü'1-Firdevs kitabında bunu zikretmemiştir.

(Müellif AliyyüTKari diyor ki:) Ben de derim ki: Ebu'kHattab Irakî'ye Tenkit ederek şöyle demiştir. Firdevs kitabında zikredilen bu hadisi İbn Asakir Ebu'd-Derdâ' (r.a) dan rivayet etmektedir. Taberanî ise bu hadisi İbn Ömer'den; "Az fıkıh, çok ibadetten daha hayırlıdır", şeklinde rivayet etmişlerdir.

219. HADİS: "Sanki sen dünyadasın ama dünyada hiç bulunmamış gibisin. Sanki sen ahirettesin ama ahiretten hiç ayrılmamış gibisin." [394] Ömer b. Abdülaziz'in sözüdür.[395]

220. HADİS: "Allah vardı. Onunla birlikte hiçbir şey yoktu. O'ndan başka hiç bir şey yoktu. O'ndan Önce hiçbir şey olmadı." Bütün bu ifadeler sabittir.[396]

Ancak "Allah, eskiden olduğu gibi şimdi de aynı durumdadır", [397] şeklindeki ilâve tasavvuf erbabının sözüdür."[398]

221. HADİS: "Cömert, günahkâr olsa bile Allah'ın sevgilisidir. Cimri, ibadet ehli olsa bile Allah'ın düşmanıdır." [399] Bunun aslı yoktur.

222. HADİS: "Kötülükten uzak ol ki, kötülük de senden uzak olsun." [400] Bunun aslı bilinmemektedir.

223. HADİS: "Kelâm, Mütekellim olan Allah'ın sıfatıdır." [401] Hadis değildir. Mutlak ifade olarak kabul edilmez.

224: HADİS: "Sofrada konuşmak [402] (caiz midir?)": Sehavî: Bu konuda olumlu veya olumsuz hiçbir şey bilmiyorum, demiştir.[403]

 

Aliyyü'l-Karî / el-Masnû fi Ma'rifeti'l-Hadisi'l-Mevzû

 

[15] bkz. Sehavî, Makasıd: s.46; Îbnü'd-Deyba': Temyiz: s.14; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s. 105; Aclunî, Keşf: 1/44. Sehavî'nin sözü­nün devamı şöyledir: "Bu söz, selef âlimlerinden birinin sözü o-labilir. Herkes için geçerli bir ifade değildir. Değerli kimseler hakında değil, seviyesiz kimseler hakkında söylenmiş olmalıdır/'

[16] Lâ a'rifuhu/Bunu bilmiyorum) ifadesi veya benzeri bir ifa­de, hadis hafızlarından biri tarafından kullanılmışsa ve ciddî bir tenkide uğramamışsa; o hadisin uydurma olduğuna hükme-dilmesi için yeterlidir.

Ibn Arrak, Tenzihü'ş-ŞerîatiTMerfûa'da (1/7-8) şöyle diyor: "Uydurma hadisin bazı alâmetleri vardır: Bunlardan biri, İ> mam Fahreddin Razî'nin zikrettiği gibi; hadisin, hadislerin is­tikrar bulup derlenip toplandığı bir zamanda rivayet edilmiş olup araştırıldığı halde ne ravilerin hafızalarında ne de kitap­ların derinliklerinde bulunamamasıdır. Sahabe asrı ile ona ya­kın dönemde henüz hadisler istikrar bulup derlenmemişti. O dönemde râvilerden biri başkalarının bilmediği bir hadisi riva­yet edebilirdi."

Hafız Alâî diyor ki: "Böyle bir araştırmayı ancak; İmam Ahmed, Ali b. Medînî, Yahya b. Maîn ve bunlardan sonra yaşayan Buharı, Ebu Hatim, Ebu Zür:a ile sonrakilerden Nesaî, Darakut-nı gibi bütün hadisler hakkında ya da hadislerin büyük çoğunlu­ğu hakkında bilgi sahibi olan büyük hadis hafızı yapabilir. Zira bir hadisin uydurma olduğuna hükmedebilmek, genellikle hadi"

sin bütün tariklerim toplamak ve uzak beldelerde rivayet edilen hadislerin tamamı veya büyük bir kısmı hakkında bilgi sahibi olmakla mümkündür. Râvilerin rivayet ettikleri hadislerle riva­yet etmedikleri hadisler ancak bu şekilde ayırd edilebilir. Bu mertebeye ulaşmayanlar, bulamadığı bir hadis için nasıl uydur­madır diye hükmedebilirler?"

İbn Arrak devamla diyor ki: ''Bundan anlıyoruz ki, Hafız Alâi'-nin zikrettiği hadis hafızlarından biri veya onların emsali (Me­selâ: Hafız Ziyaeddin Makdisî, İbn Salâh, Münzirî, Nevevı, İbn DakikıTIyd, ibn Teymiyye, Mizzî, Zehebi, Sübkî, Zeylaî, İbn Kesir, İbn Receb, Irakî, Heysemî, İbn Hacer, Sehavî, Süyûtî gi­bi son dönem, hadis hafızları da bu listeye ilave edilebilir, diyorum. Abdülfettah Ebu Gudde) böyle bir zat bir hadis hak­kında; 'Ben bunu hadis olarak bilmiyorum", ya da "Bunun aslı yoktur", derse bu ifade, o hadisin uydurma olduğuna hükme-dilmesi için yeterlidir. Doğrusunu en iyi bilen Allah dır!.." İbn Arrak'm ifadesi, parantez arası ilavesiyle birlikte burada sona ermektedir. Bu konunun geniş açıklaması mukaddimede (s.28" 39 arası) geçmişti. Oraya bakınız.

 

[17] bkz. Sehavî, Makasıd: s.17; AliyyüTKarî, Kübrn: s. 104; Aclunî, Keşf: 1/39; Hut, Esne'bMetaiih s.29.

 

[18] Ebu'd-Derdâ (r.a) sahabî olup, Allah Rasûlü (s.a.v)'nden sonra da uzun bir müddet yaşamış, Hz. Osman'ın halifeliği es~ nasında hicrî 32 yılında vefat etmiştir. Soğuktan öldüğü sabit değildir.

 

[19] bkz. Sehavî, Makasıd: s.18; İbnü'd-Deyba': Temyiz: s.13; Alıyyü'1-Karî, Kübra: s. 104; Aclunî, Keşf: 1/40; Hut, EsneTMe-talih s.29

 

[20] Sehavî'nin el-Makasıdü'1-Hasene (s.l8)'deki ifadesinin de­vamı şöyledir: Bulaşıcı hastalığa yakalananlardan sakınma emri, halkın zannettiği gibi -bulaşıcı hastalığa yakalanan­lardan uzaklaşma anlamında- olmayıp hastalığın bulaşmasın­dan korkarak kaçınma anlamında olabilir. Buharî'nin Sa­hibinde (Tıb 19 Fethu'bBarî: 10/158 Hadis No: 5707) ve Müs­lim'in Sahih'iade (Selâm Bab 33 Şerhu'n-Nevevî: 14/213 Hadis No: 2220) Ebu Hureyre (r.a)'den rivayetine göre Allah Rasûlü (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: "Bulaşma, kuşların uğursuzluğu, baykuş uğursuzluğu, S a fer ayı uğursuzluğu yoktur. Cüzamlı­dan aslandan kaçar gibi kaç." Hadisin lafzı Buharî'ye aittir. Sehavî'nin ifadesi basit tasarrufla birlikte burada sona ermek­tedir.

Abdülfettah -Ebu Gudde- diyor ki: Bana göre bu hadisin ma­nası şu şekildedir: (Lâ advâ) "Bulaşma yoktur" demek, birbiri­nize hastalık bulaştırmayın demektir. Yani bulaşıcı hastalığa yakalanan kişi, Allah'ın takdiriyle hastalığı bulaştırmaktan kaçınarak sağlıklı kişilerle beraber olmaktan sakınsın. Bura­daki (lâ advâ) kelimesindeki (lâ); "Kime bu aylarda hac farz o~ lursa, hacda cinsel davranışlarda bulunmak, günaha yönelmek ve tartışmak yoktur. "(Bakara: 197) mealindeki ayetinde geçen (lâ rafese) kelimesindeki (lâ) gibi nehiy (yasaklama ve sakın­dırma) anlamındadır: Yani hac görevlerini yerine getirme es­nasında -ihramlı iken- cinsel davranışta bulunmasın, günaha yönelmesin, tartışmasın, demektir.

Bu sahih hadisin devamındaki (ve-lâ tıyerate) kelimesindeki (lâ) da aynı şekilde nehiy (yasaklama ve sakındırma) anlamın­dadır. "Kuşların uğursuzluğu yoktur", demek kuşların uçuşunu uğursuz saymayın, demektir. Zira araplar Cahiliyet döneminde kuşların uçuşundan uğursuzluk anlamı çıkarırlar, onları gide­cekleri yerden engellemeye çalışırlardı.

"Baykuş uğursuzluğu yoktur" (ve-lâ hâmete), demek, baykuşu uğursuz saymayın, demektir. Cahiliyette Araplar, öldürülen kişinin intikamı alınmazsa, onun ruhunun baykuş olacağına, bu baykuşun onun intikamı alınıncaya kadar "beni kanla sula­yın", dediğine inanırlardı. İslâm, bu çeşit bütün batıl inançları yasaklamıştır.

& a fer ayı uğursuzluğu yoktur"'(ve-lâ safera), demek Safer ayı­nı uğursuz saymayın, demektir. Araplar, savaşın, baskınların, intikamın yasaklandığı mübarek harara aylarından çıkıp da Ölümün, savaşın, soygun ve baskınların yapıldığı Safer ayma girdiklerinde bu durum onlara çok ağır geliyordu. Bu da, Ca-hiliyette arapların Safer ayını uğursuz saymalarına sebep ol­muştu. İslâm ise bu inancı yasaklamıştır. Zira vakit; mücerret vakit olması açısından uğursuzluk veya zarar getirmez. Uğur­suzluk veya zarar, insanın bu vakitte yaptığı kötülükten doğ­maktadır. Kötü kişi kötülüğü işlemek suretiyle, zamana da ze­mine de uğursuzluk getirmektedir, aksi ise doğru değildir. Peygamberimiz (s.a.v)'in "Cüzzamhdan aslandan kaçar gibi kaç", ifadesi; aynı hadisin devamı olup bazı âlimlerin zannetti­ği gibi ayrı bir hadis değildir. Böylece hadisin başı ile sonu ara­sında tam olarak irtibat kurulmaktadır. Hikmet deryası Rasul-i Ekrem (s.a.v), sağlıklı insanın Allah Teâlâ'mn takdiriyle ken­disini koruması için, hastalığa sebep olan şeylerden kaçınma­sını emrettiği gibi; bulaşıcı hastalığa yakalanan hastanın da. yine Allah Teâlâ'nın takdiriyle başkalarına hastalığı bulaştırıp onları da hasta etmemesi için, sağlıklı insanlarla birlikte olma' sini yasaklamaktadır.

Bu mana, Buharî'nin Sahih inde (Tıb 54 FethuTBarî: 10/243 Hadis No: 5774) ve Müslim'in Sahihinde (Selâm Bab 33 Şerhu'rrNevevî: 14/215 Hadis No: 2221 ) Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet ettiği şu hadise tam olarak uygunluk arz etmektedir: Allah Rasûlü (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: "Hastalıklı olan, sa­kın sağlıklı olanla beraber olmasın. "Hadisin lafzı Buhari'ye a-ittir. Bu hadiste Rasûlullah (s.a.v), hastalıklı develerin sahibi­ne, bu develeri sağlıklı develerin yanma koymayı yasaklamak­tadır. Bunun sebebi, Allah Teâlâ'mn takdiriyle meydana gele­cek olan bulaşma olayıdır.

Dolayısıyla İslâm, maddî varlıklarda bulaşma olayım kabul etmektedir. Hatta manevî konularda bile bulaşma olayı kabul edilmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyorlar ki: "Kişi, arkadaşının dini üzerinedir. Sizden biriniz, kiminle ar­kadaşlık yaptığına iyi baksın. "Bu hadisi Ebu Davud (4/259) ve Tirmizî (9/223 Zühd 45); Ebu Hureyre'den rivayet etmişlerdir. Yine Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: "Sadece mü'minle arkadaşlık yap. Yemeğini de sadece takva sahipleri yesin."Bn hadisi Ahmed (3/38), Ebu Davud (4/259 Edeb 16), Tirinizî (9/242 Zühd 56), İbn Hıbban (1/383) ve Hakim (4/128); Ebu Sa-id el-Hudrî'den rivayet etmişlerdir.

Yine Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: "Her doğan çocuk, fıtrat üzerine doğar. Onu yahudi, nıecusı veya nasranî yapan ana-babasıdır."Bu hadisi Buharı (3/197 Cenaiz 80) ve Müslim (16/207 Kader 35) rivayet etmiştir. Bu lafız, Buhari'ye aittir. Yani ana-baba, çocuğunun Yahudi, Nasranî ve Mecusilerle bir­likte olması sebebiyle onun Yahudi, Nasranî ve Mecusi olması­na sebep olmaktadır.

 

[21] bkz. İbn Hacer el-Askalânî, îsahe: 2/118; Sehavî. Makasıd: s.22; İbnü'd-Deyba': Temyiz: s. 14. Aliyyü'1-Kari, Kübra: s. 106; Aclunî, Keşf: 1/49.

 

[22] bkz. Süyûtî, Leâlî: 1/198; AliyyüTKarî, Kübra: s. 107; Ac­î Kf 1/49.

 

[23] bkz. Süyûtî, Leâlî: 1/198; Aliyyül-Karî, Aclunî, Keş£ 1/49.

 

[24] Süyûtî, Leâlî: 1/198-199

 

[25] bkz. Süyûtî, Leâlî: 1/198; Aliyyü'1-Karî, Kühra: s.107; Aclunî, Keşû 1/49.

 

[26] Süyûtî, Leâlî: 1/199. Müellif Aliyyü'1-Karî, bu ve bundan sonraki hadisi 5. hadisle birlikte zikretmiştir. Ben de bu iki hadisi dikkat çekmek için iki ayrı rakamla bağımsız iki hadis olarak zikrettim.

 

[27] hkz. Süyûtî, Leâlî: 1/198; Aliyyü'1-Karî, Kühra: s. 107; Ac­lunî, Keş£ 1/49.

 

[28] Süyûtî, Leâlî: 1/198

 

[29] bkz. Sehavî, Makasıd: s.87; İbnü'd-Deyba': Temyiz: s.38; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.132; Aclunî, Keşf: 1/210; Hut7 ^sne'7-Metalib: s.72,

 

[30] Bunun yerine aynı manadaki şu —hasen- hadis yeterli­dir: "Allah'ım/.. Şu iki adamdan: Ebu Cehil veya Ömer b Hat tab'dan hangisi sana daha sevgili ise onunla islâm'ı aziz eyle." Bu hadisi Ahmed Müsned' inde (2/25), Tirmizî Cami' inde (Menakıb 17), İbn Sa'd Tahakat'ta, Beyhakî Delâil'de; Harice b. Abdillah b. Süleyman b. Zcyd b. Sabit'ten; o Nafi'den; o da Ibn Ömer'den bu lafızla merfû olarak rivayet etmiştir. (Sehavî, el-MakasıdüTHasene: s.87)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...