Jump to content

Dinimizdeki dört delil ve dört mezhep


Guest badazz1980
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Sual: Dört hak mezhebin, dört imamına tâbi olmanın vacip olduğu söyleniyor. Bunun delili nedir?

CEVAP

Dinimizde dört delil vardır. Mezhebe uymak bu dört delilden birisinde varsa mesele yoktur. Dört mezhebe uymak, bir değil dört delilde de vardır:

1- Hicri birinci asırdan, bugüne kadar, yani 14 asır bütün Müslümanlar, bu dört imamı taklit etmişler. Bunlara itaat etmekte icma hasıl olmuştur. İcma’ya uymak ise vaciptir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

 

(Ümmetim[in âlimleri] dalalet olan bir şeyde icma yapmaz!) [İ.Ahmed]

(Allahü teâlânın rızası, icmadadır. Cemaatten ayrılan, Cehenneme gider.) [İbni Asakir]

(Cemaatten ayrılan, yüzüstü Cehenneme düşer.) [Taberani]

 

(Ümmetim[in âlimleri], hiç bir zaman dalalette icma yapmazlar. İhtilaf olunca sivad-ı a'zama [Ehl-i süünet âlimlerin ekseriyetinin bildirdiği yola] tâbi olun!) [İbni Mace]

Dört mezhepten başkasıyla amel etmek caiz değildir, bunda icma hâsıl olmuştur. (El-Mesail-ül-müntehabatü fir-risaleti vel vesileti)

2- Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

(O gün, her fırkayı imamları ile çağırırız!) [İsra 71]

Kadi Beydavi hazretleri, bu âyeti (Her ümmeti peygamberleri ve dinde uydukları imamları ile çağırırız) şeklinde açıklamıştır.

Ruh-ul beyan ve Tefsir-i Hüseyni’de ise, (Herkes mezhebinin imamı ile çağırılır. Mesela "Ya Şafii" veya "Ya Hanefi" denir) şeklinde açıklanmaktadır. Bu açıklamalar da, dört hak mezhepten birine uymanın vacip olduğunu göstermektedir. Yine Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:

(Müminlerin [itikad ve ameldeki] yolundan ayrılan Cehenneme gider.) [Nisa 115]

Medarik tefsirinde bu âyetin açıklamasında, (Kitab ve sünnetten ayrılmak gibi icmadan da ayrılmak caiz değildir) buyuruluyor.

Beydavi tefsirinde ise, aynı âyet-i kerimenin açıklamasında (Bu âyet, icmadan ayrılmanın haram olduğunu göstermektedir. Müminlerin yolundan ayrılmak haram olunca, bu yola uymak da vacip olur, şart olur) buyuruluyor.

 

İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:

(Tasavvuf büyükleri ve fıkıh âlimleri, kendilerine uyanlara şefaat ederler. Ruh teslim ederken, kabirde Münker ve Nekir sual ederken ve Haşrda, Neşirde, Hesapta, Sıratta yanında bulunurlar. Onu unutmazlar. Tasavvuf büyükleri, kendilerine uyanları, bütün korkulu yerlerde kolladıkları gibi, müctehid imamlar da korurlar. Bunlar, mezhep imamlarıdır. Bu ümmetin bekçileridir. Sevin ey kardeşim! Dört mezhep imamlarından dilediğini taklit et de saadete kavuş!) [Mizan-ül-kübra]

Görülüyor ki, kıyamette, herkes mezhep imamının ismi ile çağrılacaktır. İmam, kendisini taklit edene, şefaat edecektir. Dört mezhep imamlarının her biri böyle yüksek idi. Bir âyet meali şöyledir:

(Bana inabet edenin yoluna uy!) [Lokman 15 ]

Bu dört büyük imamın, bu inabet yolunda oldukları icma ile bildirilmiştir.

 

3- Bir âyet meali: (Hidayet yolunu öğrendikten sonra, Resule uymayıp müminlerin yolundan ayrılanı, saptığı yola sürükleyip çok kötü bir yer olan Cehenneme sokarız!) [Nisa 115]

İmam-ı Şafii hazretleri, (İcmaın delil olduğunu gösteren bu âyet, müminlerin yolundan ayrılmayı haram ettiği için, bu yola uymak vacib olur) buyuruyor. Müfessir Abdullah Nesefi hazretleri, bu âyeti açıklarken, (İcmaın delil olduğunu ve icmadan ayrılmanın da caiz olmadığını bu âyet göstermektedir) buyuruyor. (Medarik)

 

İmam-ı Kadi Beydavi hazretleri, (Bu âyet, icmadan ayrılmanın haram olduğunu gösteriyor. Müminlerin yolundan ayrılmak haram olunca, bu yola uymak vacip olur) buyuruyor. (Tefsir-i Beydavi)

 

Gerçek âlimler, (Bir mezhebi taklit etmek vaciptir. Mezhepsiz olmak büyük günahtır) buyuruyor. Âlimlerin bu ittifakından ayrılmak, bu âyetten ayrılmak olur) dediler. Bir âyet meali şöyledir:

(Siz, insanlar için en hayırlı ümmetsiniz. İyiyi emreder, kötüyü men edersiniz) [Âl-i İmran 110]

4- Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:

(Bilmiyorsanız, zikir ehline [âlimlere] sorun!) [Nahl 43]Bu âyet, ibadet ve işlerin nasıl yapılacağını bilmeyenlerin, bilenlerden sorup öğrenmelerini emretmektedir. Herkesten değil, âlimlerden sorup öğrenmek emir olunmaktadır. Bunun için, bir kimse, yapacağı şeyi, Kur'an ve hadiste arayamaz, taklit ettiği mezhebin müctehidinden sorup öğrenmesi lazım olur. Yahut mezhebinin âlimlerinin kitaplarından okuyup öğrenir. Sorup, öğrendiğine göre yapan, o müctehidi taklit etmiş olur. Müctehidin sözüne uymayıp inkâr ederse, mezhepsiz olur. Âyetteki zikir ehli mezhep imamı demektir. Çünkü hadis-i şerifte bildiriliyor ki:

(Cihad, oruç, namaz, zekat ve hac ibadetini yapanlar içinde ecri daha büyük olan zikir ehlininkidir.) [İ.Ahmed] İbni Merdeveyh Ebu Bekr Ahmed’in bildirdiği ve Enes bin Malik’in haber verdiği hadis-i şerifte, (Namaz kılan, oruç tutan, hac ve gaza eden; eğer imamını beğenmezse, o münafıktır. Onun imamı, zikir ehlidir) buyuruldu. Demek ki, âyetteki Ehl-i zikir, ulema-i rasihin ve dört mezhebin imamlarıdır. (Ancak âlim olanlar anlar) ve (Ey akıl sahipleri, ibret alın!) mealindeki âyetler, dört mezhep imamlarının üstünlüklerini göstermektedir.

 

Ahmed bin Muhammed Tahtavi hazretleri buyuruyor ki:

(Kur'an-ı kerimdeki (Allahın ipi)nden maksat, cemaattır. Cemaat da, fıkıh ve ilim sahipleridir. Fıkıh âlimlerinden bir karış ayrılan dalalete düşer. Sivad-ı a'zam, fıkıh âlimlerinin yoludur. Fıkıh âlimlerinin yolu da, Resulullahın ve Hulefa-i raşidinin yoludur. Bu yoldan ayrılanlar, Cehenneme gider. Allahü teâlânın rahmeti, Ehl-i sünnet vel cemaat fırkasında bulunanlara, gazabı da bu yoldan ayrılanlaradır. Fırka-i naciyye, bugün dört mezhepte toplanmıştır. Bu dört mezhep, Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbeli’dir. Bu dört hak mezhepten birine uymayan, bid'at ehli olup Cehenneme gider.) [Tahtavi]

Bugün dört mezhepten başkasına uymak caiz değildir. (Hadika)

 

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

Mezhepten ayrılmak, mezhepsiz olmak ilhaddır. (Mebde ve Mead)

[İlhad, doğru yoldan ayrılmaktır.]

 

Kitap, sünnet ve icma

Sual: Din kitaplarında bir hüküm bildirilirken, (Kitap, sünnet ve icma-ı ümmet ile sabittir) deniyor. Kitap ve sünnet, başlı başına bir delil değil mi de, ne diye üçü birden söyleniyor?

CEVAP

Elbette Kur’an-ı kerim ve hadis-i şerifler başlı başına delildir. Ancak farklı teviller yapılmışsa, o âyet-i kerimeyi Resulullah efendimiz nasıl uygulamıştır, müctehidler ona bakar. Mesela namazın beş vakit olduğu kesindir. Ama üç vakit diyenler var. O zaman Resulullah efendimizin uygulamasına bakılır. İcma hangi yönde ona bakılır. Kur’an-ı kerimde namaz yerine kullanılan salât kelimesi için bazı sapıklar, (Salât, dua demektir. İslamiyet’te, şimdi yapıldığı şekilde bir ibadet yoktur. Allah’ı anan, dua eden, namaz kılmış sayılır) diyorlar. Salât’ın bunların dedikleri gibi olmadığı, günde beş vakit kılınan namaz olduğu sünnet ile açıklanmış ve icmayla da uygulandığı gösterilmiştir. Demek ki, Kur’an-ı kerimde bildirilen bir hüküm, Sünnet ile ve İcma ile de uygulanarak farz olduğu inkâr edilemez hale geliyor.

Alinti

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Allahü teâlânın rızası, icmadadır. Cemaatten ayrılan, Cehenneme gider.) [İbni Asakir]

(Cemaatten ayrılan, yüzüstü Cehenneme düşer.) [Taberani]

şimdi o zaman Allah la kul arasına 3. bir oluşum sokulmuş olmuyor mu?

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

 

şimdi o zaman Allah la kul arasına 3. bir oluşum sokulmuş olmuyor mu?

 

hepsi birden Allaha yöneliyor. hepsi Allah rizasi icin calisiyor.

Peygamberimiz Allahtan bazen Cebrail a.s. araciligiyla vahy aliyordu. anlatabildim insallah

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

anlıyorum ama cebrail bir melek o tamamen ayrı bir konu.

fakat bu konuda mevzu bahis kul la Allah arasına 3. bir kulun girmesi.

şunu söylemeye çalışıyorum mesela bir din ehlinden fikir danışılabilir fakat din büyüğünün dediğine karşı gelmek cehennemlik olmak demek değildir.herkesin aklı var kimsenin aklı kimseye üstün değil.

tabi bunlar sadece benim fikirlerim.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ben yine bu konuda yazilar yazabilirim, ama bu uzar gider.. Sadece üc noktaya deginmek istiyorum sayin Badazz

 

1) alintilar ........... sitesindendir gördügüm kadariyla, yani hic güvenilmeyecek bir sitedir!

 

2) Kaynaklar eksiktir,nitekim sadece buhari yazmak eksikliktir! Ben simdi bu kaynaklari Buharide okumak istiyorum, bakmak istiyorum bu durumda hangi baba? hangi sayili hadise bakmam gerkiyor ? Yani iki saat bir kaynak arayamamki ben , dolaysi ile bu kaynaklarin dogrulugu otomatikmen tartisilir!

 

3) Ayetler eksik yazilmistir, cünkü tümden yazilmis olsa manasi baska oldugu ortaya cikacak ve adamin tezini cürütecektir.. Mehmet Ali Demirbas bunu pek cok yapiyor ve bircok kezde carpitiyor!! Misal olarak su verilen ayete bakalim..

Mehmet Ali Demirbas söyle vermis ayeti:

(Müminlerin [itikad ve ameldeki] yolundan ayrılan Cehenneme gider.) [Nisa 115]

 

Ayetin gercek hali ama söyle:

Nisa Suresi 115 Erdirici kılavuzluk kendisine ayan-beyan geldikten sonra, resulden kopup müminlerin yolunun dışını izleyeni biz, yöneldiğiyle kaynaştırır, sonra da cehenneme sallarız. Ne kötü bir dönüş yeridir o!

 

Görüldügü gibi manasi apayri birsey burda.. Bir verdigi ayete daha bakalimki, tek olmadigini görelim bu tür carpitma yaptiklari..

 

Mehmet Ali Demirbasin verdigi ayet:

(Bana inabet edenin yoluna uy!) [Lokman 15 ]

 

Kuranda ise söyle yazili bu ayet

Lokman Suresi 15 Eğer onlar, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada örfe uygun geçin; ama bana yönelenin yoluna uy. Sonunda dönüşünüz banadır. Yapıp ettiklerinizi size haber vereceğim.

 

Onun icin lütfen kaynaklariniza bir bakin, elinizi vicdaniniza koyun ve nicin bu tür kaynaklari kabul etmedigimi bir parcacik anlayin..Böyle din tartisilmaz, böyle teori kurulmaz, böyle yol gösterilmez! Nitekim bu bilakis kuran ayetlerini kendi idari hükmüne göre degistirmektir, isine geleni almak, isine gelmeyeni kabul etmemekdir! Buda dine karsi en büyük saygisizliktir bence!

Vesselam!

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

anlıyorum ama cebrail bir melek o tamamen ayrı bir konu.

 

fakat bu konuda mevzu bahis kul la Allah arasına 3. bir kulun girmesi.

 

şunu söylemeye çalışıyorum mesela bir din ehlinden fikir danışılabilir fakat din büyüğünün dediğine karşı gelmek cehennemlik olmak demek değildir.herkesin aklı var kimsenin aklı kimseye üstün değil.

 

tabi bunlar sadece benim fikirlerim.

 

 

cehennemlik oldugunu kimse idda etmiyor zaten.

 

ama her kendi Allah a gercekten ulasabilen zaten ulasir. Ama bunu beceremeyenler de var. sonucta her seyi kavramak kolay degil. seytan seni kandirabilir benide kandirabilir ama cemaatler arasinda isi zordur onun.

 

tabi ki herkes kendi akil fikir yürütebilir ancak bilmedigimiz yerde susmaliyiz Peygamberimizin arkadaslarina ve evliya ve veli lere burda bir kac kisinin yaptigi gibi küfür etmemeliyiz. dikkat etmeliyiz. akilli olmaliyiz

--------------------

ben kurani kerimde yazan ayeti veriyorum sana

 

10- Niçin malınızı Allah yolunda harcamıyorsunuz? Oysa gökler ve yer Allah'a miras kalacaktır. İçinizden Mekke fethinden önce mal harcayanlar ve savaşanlar, daha sonra mal harcayanlar ve savaşanlarla bir değildirler. Onların derecesi daha sonra mal harcayıp savaşanların derecesinden daha üstündür. Bununla birlikte Allah her iki gruba da en güzel ödülü vadetmiştir. Allah sizin neler yaptığınızı bilir. Hadid 10

 

 

simdi elimi vicdanima koydum ben onun icin Peygamberimizin arkadaslarinin hic birine küfür etmiyorum oysaki sen ediyorsun. bu durumda elini vicdanina koymasi gereken sensin, ben koydu zaten

--------------------

Farklı ictihad rahmettir

Sual: Mezheplerdeki farklı hükümlerin sebebi nedir?

CEVAP

İctihad, bir ibadet, yani Allahü teâlânın emri olduğundan, hiçbir müctehid, diğer bir müctehidin ictihadına yanlış diyemez. Çünkü, her müctehide, kendi ictihadı hak ve doğrudur. Beyheki’deki hadis-i şerifte, (Müctehid âlimlerin farklı ictihadları rahmettir) buyuruluyor. İmam-ı Şafii hazretleri, imam-ı a’zam hazretlerinden farklı ictihadları olduğu ve Hanefi mezhebinde olmadığı halde, (imam-ı a’zam Ebu Hanife’nin rey ve ictihadını beğenmeyene, Allahü teâlâ lanet etsin!) buyurmuştur. İmam-ı Ebu Yusuf ve imam-ı Muhammed ve diğer imamların, imam-ı a’zama uymayan sözleri, onu beğenmemek, kabul etmemek değildir. Kendi ictihadlarını bildirmektir. Bunu bildirmeye memurdurlar.

 

Mezheplerdeki farklılıkların çoğu, Resulullah efendimizin ibadetleri değişik şekilde yaptığındandır. Bir de âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerden müctehidlerin farklı anlayışları vardır. Müctehid ictihadında yanılabilir. Fakat yanılsa da mahzuru yoktur. Buhari’deki hadis-i şerifte de, (Müctehid, ictihadında isabet ederse iki, yanılırsa bir sevap alır) buyuruluyor. Demek ki ictihad hatası, günah değil, aksine sevaptır. Farklı ictihadlarından dolayı Eshab-ı kirama ve müctehidlere dil uzatılmaz.

 

Server-i âlem efendimiz, uzak ülkelere gönderdikleri Sahabe-i kirama, güçlük karşısında kalınca, âyet-i kerimelere müracaat etmelerini, orada bulamazlarsa, hadis-i şeriflere müracaat etmelerini, orada da bulamazlar ise, kendi rey ve ictihadları ile hareket etmelerini, kendilerinden daha yüksek ilimli ve fikirli olsalar dahi, başkalarının ictihadına uymamalarını emrederdi.

 

İşte bunun gibi, imam-ı Ebu Yusuf ve imam-ı Muhammed de hocaları olan imam-ı a’zamın reyine tâbi olmayıp, kendi ictihadları ile hareket ederlerdi. Halbuki, imam-ı a’zamın ilmi onların üstünde idi. Dört mezhep arasındaki farklar da, bundan ileri gelmektedir.

 

O halde namaz, oruç ve diğer ibadetlerde, büyük âlim olan mezhep imamlarımızın birbirine uymayan ictihadları için, hiçbiri diğerinin sözüne yanlış dememiştir.

 

Sahabe-i kiram da böylece birçok işlerde birbirlerine uymamışlarsa da, hiçbiri diğerinin ictihadına yanlış dememiş, dalalet, fısk demeyi hatırlarına bile getirmemişlerdir. Mesela, Ebu Bekri Sıddık halife iken, Müslüman olmasını teşvik için, gayrı müslim olan birisini, bir sahabinin yanına katarak, beyt-ül-malın muhafaza memuru olan Hazret-i Ömer’e gönderdi. Buna zekat hissesini versin dedi. Hazret-i Ömer ise, bu parayı vermedi. Müellefe-i kulub ismi verilen bu gibi kimselere zekat verilmesi, âyet-i kerimede emr edilmiş iken, niye vermedin diye sorunca, Hazret-i Ömer, (Kâfirlerin kalblerini yumuşatmak emri, Allahü teâlânın vaad ettiği zafer ve galibiyet başlamadan önce, kâfirlerin azgın olduğu zamanda idi. Şimdi ise, Müslümanlar kuvvetlenmiş, kâfirler mağlup ve aciz olmuştur. Şimdi kâfirlerin kalblerini mal ile kazanmaya lüzum kalmamıştır) buyurduktan sonra, Müellefe-i kulub denilen kâfirlere zekat verilmesi emrini nesh eden, yani yürürlükten kaldıran âyet-i kerimeyi ve Muaz hadisini okudu. Hazret-i Ömer’in bu ictihadının, Sıddık-ı a’zamın rey ve ictihadına uymaması, onun bu emrini red etmek değildir. Beyt-ül-malın muhafazasına ve idaresine memur olduğu için, ictihadını söylemişti. Hazret-i Ebu Bekir de bu ictihadından dolayı ona bir şey dememişti. Hatta, ictihadını değiştirerek, Eshab-ı kiramın hepsi, Hazret-i Ömer gibi ictihad eylediler. (Eshab-ı kiram kitabı)

 

Sual: Selefiye itikadındaki gençler (Ümmetimin ihtilafı rahmettir) hadisi uydurmadır diyorlar. İhtilaf rahmet olunca ittifak gazap olur diyorlar. O zaman dört hak mezhebe de dil uzatmış olmuyorlar mı? Hazret-i Âdem’den beri gelen Allah’ın gönderdiği dinlerde de farklılıklar vardı. Farklı olmak rahmet olmasaydı Allah, peygamberlerin şeriatlarını [ameldeki bilgilerini] hep aynı yapardı. Farklı yapması, mezheplerdeki farklılıkların rahmet olduğunu göstermiyor mu?

CEVAP

Elbette gösteriyor. Mezhepsizlerin inkâr edemediği bir hadis meali şöyledir:

(Müctehid, ictihadında hata ederse bir, isabet ederse iki sevap alır.) [buhari]

 

Hatası bile sevap olan âlimlerin böyle farklı ictihadları bir rahmettir. Bunu inkâr etmek 14 asırdan beri gelen âlimleri yalanlamak ve hak mezhepleri inkâr olur. O hadisi bir çok muhaddis rivayet etmiştir. Muhaddis sıradan insan değildir. Ömürleri hadis ilmi ile geçmiştir. O hadis-i şerif şu mealdedir: (Ümmetimin [âlimlerin] ihtilafı [farklı ictihadları] rahmettir.) [beyheki, İ.Münavi, İbni Nasr, Deylemi]

 

Fıkıh âlimi İbni Âbidin hazretleri, önsözde buyuruyor ki:

Bu hadis meşhurdur. Mekasıd-ı hasene’de yazılıdır. İbni Hacib de Muhtasar’da sahih olduğunu yazmaktadır. Nasrul-mukaddesinin Hucce kitabında ve Beyheki’nin Risalet-ül-eşariyye’sinde sahih hadis olarak bildirildiğini, İmam-ı Süyuti yazmaktadır. Halimi ve kadi Hüseyin ve İmam-ül-Haremeyn de sahih olarak bildirmişlerdir. Mevahib-i ledünniyye’de de yazılıdır.

 

Farklı ictihad, Peygamberlerin farklı şeriatları gibi rahmettir. Bir âlim, öteki âlimin ictihadının yanlış olduğunu söylemez. Çünkü Mecelle’de (İctihad ictihadla nakzedilemez) buyuruluyor. (Madde 16)

 

Müctehidlerin ihtilafları, yani farklı ictihadları rahmet olmasa idi, müctehidin hatasına da sevap verilmezdi. Yanlış bir işe sevap verilmez. Müctehidin hatasına da sevap verildiğine göre, farklı ictihad rahmettir. İhtilaf rahmet olunca ittifak gazap olur demek de yanlıştır. Çünkü bu söz, Peygamberlerin getirdiği dinlerin farklı olmasına ve Selef âlimlerinin birbirinden farklı ictihad etmesine dil uzatmak olur.

 

Resulullah efendimiz de rahmet olması için farklı hadisler bildirmiştir. Hak mezheplerin farklı oluş sebeplerinden birisi de, bu farklı hadislerdir. Mesela üç hadis âlimi şu hadis-i şerifleri ittifakla bildirmişlerdir:

(Ön avretine dokunan erkeğin abdesti bozulur.) [Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]

 

(Ön avretine dokunan erkeğin abdesti bozulmaz.) [Ebu Davud,Tirmizi, Nesai]

 

Hiç birisi uydurma dememiştir. Bu farklılığın rahmet olduğunu bildikleri için kitaplarına almışlardır. Bu büyük hadis âlimlerine dil uzatanın dili kurur. Müctehidin ihtilafı rahmet olduğu gibi, her biri Cennetlik ve müctehid olan eshab-ı kiramın farklı ictihadları da rahmettir. Bir hadis-i şerif meali:

(Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidayete erersiniz. Eshabımın ihtilafı [farklı ictihadları] sizin için rahmettir.) [Taberani, Beyheki, İbni Asakir, Hatib, Deylemi, Darimi, İ. Münavi, İbni Adiy]

 

Görüldüğü gibi bu hadis-i şerifi 8 muhaddis rivayet etmiştir. Müctehidlerin ve hepsi müctehid olan eshab-ı kiramın da farklı ictihadları rahmettir.

Sual: Kitaplarda, İmam-ı Ebu Yusuf’a, Cuma’yı kıldıktan sonra, guslettiği kuyuda fare ölüsü görüldüğü söylenince, “Şafii kardeşlerimize göre guslümüz sahihtir” buyurarak tekrar gusletmediği bildiriliyor. Halbuki İmam-ı Ebu Yusuf müctehid idi. Müctehid, müctehidi taklit edemez. Bu sözünün açıklaması nedir?

CEVAP

Şafiileri taklit etmiyor. O anda Şafiiler gibi ictihadda bulunuyor. Şafiilere uygun ictihad ettim demek istiyor.

Sual: Müctehidin sözü, ayet ve hadis gibi senet olmaz. Ebu Hanife veya İmam-ı Şafii ictihadında yanılsa, hiç araştırma yapmadan, deliline bakmadan bu yanlış ictihada uymamız nasıl caiz olur? Bunun için, mezheplerin içindeki isabet eden hükümleri tespit edip amel etmek daha uygun olmaz mı?

CEVAP

Müctehid olmayanların dört hak mezhepten birisine uymaları şarttır. İmam-ı a’zam veya İmam-ı Şafi bir hükmün doğrusunu bilemiyorsa, biz nasıl bileceğiz? Sizin yapmak istediğinize mezhepsizlik denir. Müctehide ictihad etme yetkisini, dinimiz veriyor. Bizim gibilere de, (Bilmiyorsanız âlimlere sorun) buyuruluyor. (Nahl 43)

 

Müctehid hata etse de, sevab alır. Onun yanlış ictihadı ile amel eden de, kurtulur. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

 

(Müctehid, ictihadında isabet ederse on, isabet etmezse, bir sevab alır.) [buhari, Ebu Davud, İbni Mace, İ.Ahmed]

 

(Müctehid, ictihadında hata ederse bir, isabet ederse iki sevab alır.) [buhari]

 

Eshab-ı kiramdan Ebu Said-i Hüdri rivayet ediyor:

Seferde iki kişi, su bulamadıkları için teyemmüm ederek namazlarını kılıyorlar. Sonra vaktin içinde suyu bulunca, biri abdest alıp namazını iade ediyor, diğeri iade etmiyor. Durum Resulullaha arz edilince, her ikisini de uygun bulup şöyle buyuruyor:

(Namazı iade etmeyen; sünnete uymakla isabet etti. Abdest alıp iade eden de, iki sevab aldı.) [Nesai, Ebu Davud]

 

Peygamber efendimiz, müctehidlerin böyle farklı ictihadlarının Müslümanlar için rahmet olduğunu bildiriyor. Mezheplerin çıkışı da, bu hükme dayanıyor. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:

 

(Farklı ictihad rahmettir.) [beyheki, Deylemi İ. Münavi, İbni Nasr]

 

 

Alinti

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ben kurani kerimde yazan ayeti veriyorum sana

 

10- Niçin malınızı Allah yolunda harcamıyorsunuz? Oysa gökler ve yer Allah'a miras kalacaktır. İçinizden Mekke fethinden önce mal harcayanlar ve savaşanlar, daha sonra mal harcayanlar ve savaşanlarla bir değildirler. Onların derecesi daha sonra mal harcayıp savaşanların derecesinden daha üstündür. Bununla birlikte Allah her iki gruba da en güzel ödülü vadetmiştir. Allah sizin neler yaptığınızı bilir. Hadid 10

 

 

simdi elimi vicdanima koydum ben onun icin Peygamberimizin arkadaslarinin hic birine küfür etmiyorum oysaki sen ediyorsun. bu durumda elini vicdanina koymasi gereken sensin, ben koydu zaten

Bak dostum, yine daldan dala atliyoruz.. Böyle olmaz... böyle oldugu icin ha bire tekrarliyoruz ve bir türlü bir konuya nokta getiremiyoruz.. Ictihat konusuna deginmeden evvel sunun cevabini vermen gerekirdi.. yukardaki adamin verdigi ayetler eksik degilmidir? Kaynaklar eksik degilmidir?

Hadid 10 ayetinide aciklamasi pek basitdir.. Ben kendi dilimle degil , tefsirden alinti yapacagim izninle..

 

"İçinizden Mekke fethinden önce mal harcayanlar ve savaşanlar, daha sonra mal harcayanlar ve savaşanlarla bir değildirler. Onların derecesi daha sonra mal harcayıp savaşanların derecesinden daha üstündür."

İslam inancı ağır baskılar altındayken, taraftarları az sayıdayken; ufukta çıkar, mevki ve servet belirtileri yokken mal harcayanların ve savaşanların fedakârlıkları, güvenli günlere kavuşulduktan, yeni dinin taraftarları çoğaldıktan; zafer, üstünlük ve başarı elle tutulur yakınlığa geldikten sonra mal harcayanların ve savaşanların fedakârlıkları ile aynı değerde değildir. Birinci grubu oluşturan öncülerin fedakârlıklarında tek etken doğrudan doğruya yüce Allah'a bağlılıktır. Bu fedakârlık her türlü kuşkudan yüzde yüz uzaktır. Sadece Allah'a duyulan köklü güvenin ve bağlılığın eseridir. Her türlü dış beklentiden ve yakın vadeli hesaptan tamamen uzaktır. İnanca bağlılıktan başka hiçbir dayanağı, hiçbir özendirici unsuru yoktur. Oysa ikinci grubu oluşturan müslümanların yaptıkları fedakârlıkların yardımcı ve özendirici faktörleri vardır. onlar da ilk gruptakiler kadar temiz niyetli ve içtenlikli olsalar bile aralarında bu açıdan büyük fark vardır.

Nitekim İmam-ı Ahmed'in Ahmed b. Abdülmelik, Zübeyr ve Humeyd Tavil kanalı ile verdiği bilgiye göre sahabilerden Hz. Enes diyor ki: "Birgün Halid b. Velid ile Abdurrahman b. Avf arasında tartışma çıktı. Tartışma sırasında Halid, Abdurrahman'a `Eski günlerdeki hizmetlerinizi öne sürerek bize karşı üstünlük taslıyorsunuz' dedi. Duyduğumuza göre bu söz Peygamberimizin kulağına varınca şöyle buyurdu:

"Sahabilerimi bana bırakın, onlara ilişmeyin. Nefsimi elinde tutan Allah adına yemin ederim ki, eğer siz Uhud dağı -ya da dağlar- kadar altın harcasanız onların yaptıkları bağışların derecesine eremezsiniz." ( Bu hadisten anlaşılıyor ki, Peygamberimizin kendilerine dil uzatılmasını sık sık yasakladığı "sahabilerinin" özel bir anlamı vardır. Bu sahabiler işte o ' `öncü" müslümanlardır. Çünkü Peygamberimiz çevresindekilere, yakınında yer alanlara "benim sahabilerime ilişmeyin" dediğine göre bu sözü ile özel bir sahabi kesimini kastettiği ortaya çıkıyor.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

kuranda verdigim ayet apacik feth den önce ve feth den sonra. daha bunun neresini irdeliyorsun. hepsinin yapmis oldugu günahlar sevaba döndü. sen hala fitnelerin üstüne gidiyorsun. hata yokmu? var hemde cok var. "sizin" alimleriniz dedigin ehli sünnetin icinde AbulKadir Geylani Hzretleri de var. ve "sizin" kaynaklariniz dedigin ehli sünnet kaynaklarinda Hz. Ali k.v. nin hakli oldugu yazmis. yani "bizim" kaynaklarda sadece bir kisi tarafindan yazilmiyor herkes kendi yorumunu yapiyor sende buna celiski diyorsun. Hz. Ali k.v. nin hakki verilmis Hz. Hasan Ve Hz. Hüseyin kv. haklari verilmis ancak icitihad farkligindan bazi olaylar meydana gelmis. ve hata yapanlarin günahlari Peygamberimizin hatirina Allah tarafindan affedilmistir.nokta. yani daha neresini kurcaliyorsun. Sen Abul Kadir Geylani Hzlerinden daha bilgilimisin???????

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hafız Abdülaziz ibni Revvad der ki: `Ebu Hanife`yi seven, Ehl–i sünnet vel–cemaat mezhebindedir. Ona buğz eden, kötüleyen bid`at sahibidir. Ebu Hanife bizimle insanlar arasında miyardır (ölçüdür). Onu sevenin, ona yüzünü dönenin Ehl–i sünnet olduğunu; buğz edenin bid`at sahibi olduğunu anlarız.` İbrahim bin Muaviye–i Darir der ki: `Ebu Hanife`yi sevmek sünnetin tamamındandır. Ebu Hanife adaleti gözetir, insafla konuşur, ilmin yollarını insanlara beyan eder ve herkesin müşkillerini çözerdi.`

 

 

Hakikate varmış evliyanın büyüklerinden Sehl bin Abdullah Tüsteri; `Eğer Musa ve İsa aleyhimesselamın kavimlerinde Ebu Hanife hazretleri gibi alimler bulunsaydı, bunlar doğru yoldan ayrılıp, dinlerini bozmazlardı` buyurmuştur.

 

İmam–ı Şafii; `Ben imam–ı a`zam Ebu Hanife`den daha büyük fıkıh alimi bilmem. Fıkıh öğrenmek isteyen onun talebesinin ilim meclisinde otursun, onlara hizmet etsin` buyurmuştur. İmam Ahmed ibni Hanbel; `İmam–ı a`zam, vera (haramlara düşme korkusuyla şüphelilerden sakınan) ve zühd (dünyaya düşkün olmayan), isar (cömertlik) sahibiydi. Ahirete olan arzusunun çokluğunu kimse anlayacak derecede değildi` buyurmuştur. İmam–ı Malik`e; `İmam–ı a`zamdan bahsederken onu diğerlerinden daha çok methediyorsunuz?` dediklerinde; `Evet öyledir. Çünkü, insanlara ilmi ile faydalı olmakta, onun derecesi diğerleri ile mukayese edilemez. Bunun için ismi geçince, insanlar ona dua etsinler, diye hep methederim` buyurmuştur.

 

İmam–ı Gazali; `İmam–ı a`zam Ebu Hanife çok ibadet ederdi. Kuvvetli zühd sahibiydi. Marifeti tam bir arif idi. Takva sahibi olup, Allahü tealadan çok korkardı. Daima Allahü tealanın rızasında bulunmayı isterdi` buyurmuştur.

 

Yahya bin Muaz–ı Razi anlatır: Peygamber efendimizi rüyada gördüm ve; `Ya Resulallah, seni nerede arayayım?` dedim. Cevabında; `Beni, Ebu Hanife`nin ilminde ara` buyurdu.

 

İmam–ı Rabbani hazretleri buyurur ki: `İmam–ı a`zam, abdestin edeplerinden bir edebi terk ettiği için kırk senelik namazını kaza etmiştir. Ebu Hanife takva sahibi, sünnete uymakta ictihad ve istinbatta (şer`i delillerden hüküm çıkarmakta) öyle bir dereceye kavuşmuştur ki, diğerleri bunu anlamaktan acizdirler. İmam–ı a`zam, hadis–i şerifleri ve Eshab–ı kiramın sözünü kendi reyine (ictihadına tercih) ederdi.` İmam–ı Rabbani hazretleri Mebde ve Mead risalesinde de şöyle buyurur: `Derecesinin yüksekliğini ve kıymetini anlatmaktan aciz olduğumuz o büyük imamın şanından ne yazayım! Müctehidlerin en vera sahibiydi. En müttekisi (Allah`tan korkarak haramdan çok sakınanı) o idi. Şafii`den de, Malik`ten de, İbni Hanbel`den de her bakımdan üstündü.`

 

Yine İmam–ı Rabbani ve Muhammed Parisa hazretleri buyurdular ki: `İsa aleyhisselam gibi ülülazm bir peygamber gökten inip İslam diniyle amel edince ve ictihad buyurunca, ictihadı imam–ı a`zamın ictihadına uygun olacaktır. Bu da imam–ı a`zamın büyüklüğünü, ictihadının doğruluğunu gösteren en büyük şahittir.`

 

Feridüddin–i Attar hazretleri imam–ı a`zamı şöyle anlatır;

 

`Şeriatın ve milletin ışığı, din ve devletin mumu, hakikatler menbaı, manevi cevherler ve ince bilgiler denizi, arif, alim, sofi, cihanın imamı, methi bütün dillerde dolaşan, her mil­letin makbulü olanı ben nasıl anlatabilirim? Onun riyazet ve mücahedeleri, onun halvet ve müşahedelerinin sonu yoktur. Firasette, siya­sette, akıllılıkta ve zekilikte bir tane idi. ­rüvvet ve fütüvvette bir hilkat garibesi idi. Cihanın kerimi, zamanın en cömerdi, devri­nin efdali ve vaktinin en alimi idi. En yüksek derece ve eşsiz mertebede idi. Hazret–i İmamı–ı Ebu Hanife Kufi`nin şemaili, vasıfları Tevrat` ta, yazılı idi.`

 

(Riyazet nefsin istediklerini yapmamak­tır, Mücahede ise nefsin istemediklerini yapmaktır.)

Son asrın, zahir ve batın (kalb) ilimlerinde kamil, dört mezhebin fıkıh bilgilerinde mahir, büyük alim Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyurdu ki: `İmam–ı a`zam, imam–ı Yusuf ve imam–ı Muhammed de, Seyyid Abdülkadir Geylani gibi büyük evliya idiler. Fakat alimler kendi aralarında iş bölümü yapmışlardır. Yani herbiri zamanında neyi bildirmek icap ettiyse onu bildirmişlerdir. İmam–ı a`zam zamanında fıkıh bilgisi unutuluyordu.

 

 

Evet kurani kerimi 2 3 okumayla evliya olunuyor.

Bir iki din bilgisi okumayla alim olunuyor.

onca riyazat yapmis.

Basini secdeden kaldirmamis.

agzindan allah allah tespihi ve zikri dusmemis.

ve Peygamberimiz s.a.v tek kelimesine harfiyen uymus kisilerden

daha ustun oldugumuzu saniyoruz ve seytan bizimle dalga geciyor.

fitneye ne cabuk dusuruyorum diye.

 

Zatin birisi mezarligin yanindan gecerken seytani gormus uzanmis yatiyor.

Zat diyor ki Seytan senin ne isin var burada.

Artik insanlar seytan oldu bize is kalmadi.

 

Allah c.c hepimizi Seytanin serrinden,Cinlerin Serrinden Ve insanlarin serrinden korusun.

 

Seytanin serrinden korkmam sadece vesvese verir..Alah c.c siginirim.

Cinlerin serrinden korkmam.. isim olmaz onlarin dunyasiyla..Allah c.c siginirim.

 

Insanin serrinden korkarim Direk yasama mudahale eder ve insanin beynini karistirir ESAS SERRIN TA kendisi insanin kendisi oluyor bu acidan.

 

Selametle kalin.

Allah c.c Ehli Sunnet Vel Cemaat Itikadindan Gonlunu Baglayanlari Ayirmasin..

 

Hamd Alemlerin Rabbi Allah c.c,

Selam Ve Salat Peygamberimiz s.a.v ehli-beytine,ezvacina ve sahabelerinin ustune olsun sonsuza kadar...

 

Sahabeler derken dikkat edin kimlerin ustune tartismalar yaptiginizi..

 

Elhamdulillah muslumanim diyorsan.

 

Sahabelere dil uzatmaktan sakinmalisin.

 

Sahabeye dil uzatan Peygamberimiz s.a.v dil uzatmis olur.

Peygamberimize dil uzatan Allah c.c Dusmani olmus olur.

Elhamdulillah muslumanim derken insanin uzun uzun dusunmesi gerekiyor.

 

Uzun uzun...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hafız Abdülaziz ibni Revvad der ki: `Ebu Hanife`yi seven, Ehl–i sünnet vel–cemaat mezhebindedir. Ona buğz eden, kötüleyen bid`at sahibidir. Ebu Hanife bizimle insanlar arasında miyardır (ölçüdür). Onu sevenin, ona yüzünü dönenin Ehl–i sünnet olduğunu; buğz edenin bid`at sahibi olduğunu anlarız.` İbrahim bin Muaviye–i Darir der ki: `Ebu Hanife`yi sevmek sünnetin tamamındandır. Ebu Hanife adaleti gözetir, insafla konuşur, ilmin yollarını insanlara beyan eder ve herkesin müşkillerini çözerdi.`

Öncelikle yine alintilar Dinimiz islam sitesinden.. Oysa bircok kez göstermisdimki ve yine göstericem bu adamin kaynaklari carpittigini..

 

Buhari Ebu Hanefiden tek bir hadis nakletmemistir, cünkü Buhariye göre Imami Azam güvenilir degildir..Sunuda sormak gerekir, nicin Ebu Hanefiden tek bir hadis nakletmemis ama Mervan bin Hakem gibi fasiktan hadis nakletmeyi hos görmüsdür? Asil bunlara cevap aramak gerek bence!

 

 

 

Evet kurani kerimi 2 3 okumayla evliya olunuyor.

Bir iki din bilgisi okumayla alim olunuyor.

onca riyazat yapmis.

Basini secdeden kaldirmamis.

agzindan allah allah tespihi ve zikri dusmemis.

ve Peygamberimiz s.a.v tek kelimesine harfiyen uymus kisilerden

daha ustun oldugumuzu saniyoruz ve seytan bizimle dalga geciyor.

fitneye ne cabuk dusuruyorum diye.

Yine burda bir daha belirteyimki ben dört mezhep imamini bugüne kadar suclamadim, cünki onlar mezhep kurmamislar, hatta tam tersini söylemislerdir.. Imam Saafi Rafizilikle suclanmistir.. Yalanmi? Tarihde böyle gecmiyormu? Yine dört imamin dördüde " Biz mezhep kuruyoruz " dememislerdir.. Ve yine imamlar tam tersine " Biz nerden aliyorsak sizde orda alin demislerdir!" Bunlari bildigimiz halde nasil olurda bu tür seyleri görmezden geliriz... Yukardaki alimlerin sözlerine gelince, yine kaynak belirtilmemis, ben nerden bilecegim bunlarin dogru yahut yanlis oldugunu? Nitekim Sayin Mehmet Ali Demirbas kuran ayetlerini bile cimbizlayip yazan biri olugunu bircok kez gösterdim, onu yapan bunun alasini cimbizlar;)

 

Zatin birisi mezarligin yanindan gecerken seytani gormus uzanmis yatiyor.

Zat diyor ki Seytan senin ne isin var burada.

Artik insanlar seytan oldu bize is kalmadi.

 

Allah c.c hepimizi Seytanin serrinden,Cinlerin Serrinden Ve insanlarin serrinden korusun.

Amin!

 

 

 

 

 

 

Hamd Alemlerin Rabbi Allah c.c,

Selam Ve Salat Peygamberimiz s.a.v ehli-beytine,ezvacina ve sahabelerinin ustune olsun sonsuza kadar...

Eyvallah!

 

Sahabeler derken dikkat edin kimlerin ustune tartismalar yaptiginizi..

 

Elhamdulillah muslumanim diyorsan.

 

Sahabelere dil uzatmaktan sakinmalisin.

Dil uzatan biz degiliz , bilakis ehli sünnet kaynaklarinda var.. Ne yani simdi Ehli Sünnet kaynaklarinda yazani burda paylasamicazmi? Bunlari görmezdenmi gelecegiz ? Ben HAKK ve Batili ayirmak istiyorum, hangi sahabenin hakk hangi sahabenin haksiz oldugunu bilmek istiyorum.. Bu benim hakkim degilmi? Misal olarak Siffin savasinda Muaviye Hz Aliye karsi savas etmisdir, bittabi biri hakli digeri haksiz idi.. Ben kim hakli ise onun yaninda olmak diliyorum, bu benim ve diger arkadaslarin hakki degilmi ?? Hem ictihat olayi vardir Ehli Sünnete göre.. Birakinda bizde ictihat edelim, nitekim ne ALLAH, ne Peygamberler, nede sahabeler ictihat kapisini kapamamistir.. Öyle ya isabet ediyorsam iki sevap, etmiyorsam bir sevap kazanirim... Simdi diyeceksinki Sen 17 ilim ögrendinmi, ama dikkatini cekeyim ben Fetva vermek icin yazmiyorum, sadece peygamberin zamaninda kim hakli kim haksiz oldugunu ögrenmek icin yaziyorum.. Dolaysi ile 17 ilime degilde, Islam tarihini ve kurani kerimin nuzul sebeblerini bilmem yeterli olacaktir degilmi;)

 

Sahabeye dil uzatan Peygamberimiz s.a.v dil uzatmis olur.

Peygamberimize dil uzatan Allah c.c Dusmani olmus olur.

Elhamdulillah muslumanim derken insanin uzun uzun dusunmesi gerekiyor.

 

Uzun uzun...

O zaman Ehli Sünnet alimleri dinsizdir bu deyime göre, nitekim kaynak hep ehli sünnet kaynaklari idi!! :nea:

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Misafir
Bu konu artık başka yanıtlara kapalıdır.
 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...