Jump to content

Güzel bir şiir


Guest karlidag
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Kimse kahraman yapmasın seni masalına… Kimse seni ben kadar yazamayacak yar.

Karanlığımdayım… Kimse ışık sunmasın.

Az daha gelmeyin, ölmeyi becereceğim bu kez.

 

Sonsuza dek yazılabilecek masala son düşürmek istemezdim elbet.

Titrek ellerimle yazdığım şiirleri yırttım bugün. Dün ateşe verdim birikmiş yazıları.

Genzimden hala harf kokuları ve ellerimde yıllanmış kelimelerin cinayet bulguları…

Kirpiğimde asılı kalıyor masal. Gözyaşlarıma takılıyor.

Hadi dinin gözyaşlarım. Hatırlamıyor musunuz sizi kaç kez uslandırdım?

Benim masalımda ikinci tekil şahısla başlıyordu tüm çekimler.

Varlığıma hiçbir satır aralığında rastlanılmıyordu. Kayıptım… Kayıbım…

 

Ölmeyi bile beceremeyecek kadar beceriksizken ben,

hangi düşün yıkılışının becerilerindesin sen yar?

Bir yanım dürtüyor dilimi. “Anlat!” diyor.

Madem bu bir sonsa ardında virgül bırakma, soru işareti kalmasın gözünü yumduğun yerde. Haykır! Ve bu sona kattığın tüm işaretleri noktalaştır.”

Hayır diyorum. Susuyorum…

Üşüdüğümde yalnızlığım örtülüyor üstüme. Bu titremeler bitmez yar.

 

Bir bahar göster bana Yar, dünsüz olsun.

Unutulması gerekenler unutulsun.

 

Sol omzumdan bir çığlık düşüyor yere. İrkiliyorum…

Belki de en çok kendimi anlamıyorum.

Ve kalemime pelteklik bulaşıyor, adın yazılacak diye yar.

Boşluğa yazılar döküyorum içimden;

Bir aşkı kaç kez gözlerinizden akıtabilirsiniz?

Ve gözyaşlarınızda kaç kez aynı imzayı görebilirsiniz?

Hadi, içinizi toplayın da cevap verin

Susabilir misiniz?

 

Korkmaktasınız,

Aşk adına çıkılan her yoldan cayarken varlığınız

Unutmayınız

Siz aşkın en ortasındasınız…

Ve bu savaşta payınıza sadece yenilmek düşer

Farkında mısınız?

Cevapları yok yazımın…

Yankılanıyor sadece uzun koridorlu bir boşlukta.

Duyan yok…

Düşe düşe yara bere oldu masal.

Şimdi son düşüşümü bekliyorum. Tutmayın… Düşmeye çabalıyorum.

Tükendim mi yar? Neden bu son?

 

Yorgunum…

Yazmak sen kadar hiçbir şeye yakışmıyor yar.

Bu kalem sen kadar kimseyi yazmıyor. Ama vakit susmak artık...

Nasıl susacağımı bilemesem de…

Hani derdim ya; yazdıklarımın altındakiler sen anla yar.

Şimdi yazamadıklarımı da sen anla…

 

Neydin yar? Adım kadar bilirken nedendi bu giz? – Sebepsiz…

Kırık bir tebessüm iliştiriliyor zorla yanağıma.

Oysa bilseler, gülmek için hiç savaş vermeyeceğim bir dilimdeyim.

Ağlamanın elinden tutmuş yarenliğim.

Bu sona sunulacak tek şey gözyaşlarım..

 

Seni yazarken kendimi nerde unuttum yar?

 

Bir sonu avuçluyorum ellerimle…

Son diyorum… Bitti…

Parantez içlerine bitemedi yazıyorum.

Masal parmaklarımın altında son çırpınışlarını gösterirken,

büyük ağaçlar gölgesinde eskiyen gün itirafçısı oluyor içimin;

“Yaraların sarılmaz, karanlığın artık aydınlığa ulaşmaz…”

Kefareti yok bu acının. Yüzüme astığı hazandan başka duruşu yok.

Ertelenemiyor…

Sen şurada dur acım, parça parça edip seni dirhem dirhem yaşayacağım

Yine yarımım. Nasılsın deme yar. Düşlerimin şah damarını kesiyorum bu sonla.

 

Bir son kadarım. Ağrılı, acılı, sancılı son çırpınışlarım…

Bir şehrin dar sokaklarında yazıyor adım.

Hadi çiğne harflerimi, geriye bıkmadan seni yazan ben kalmasın yar

Ne seni yorsun artık tükenmeyen yazılışların;

ne de beni benden etsin her defasında…

 

Ben hiç bitmeyecek bir masalı yazacak kadar cesurluk gösterirken varlığımda,

neden hep cesaretsizlik düştü ki payıma? Yalandı… Bilmedin yar!.. Varsın bana kalsın cesaretsizliğin yüzü. Varsın bende kalsın sustuklarım. Ne faydası var ki konuşmanın?

 

Nerdesin?

Ne önemi var yar.

Düştesin…

 

Giderayak ne demeli sana yar.

Yirmi dokuz harften kurulma en güzel düştün dünyama.

Adından anlamlı değil hüznün tanımı bana.

Üç heceydin satırlarda can buluşunda.

Seni yazmak için kendimi bile silebilirdim yar.

 

Yar! Hayat cümlemin bozuk imlası…

Yar! Adımı unuttuğum adını yazmaktan…

Yar! Masalsı düş…

 

Bir şarkısı yok masalın;

duyulduğunda hatıra geleceği.

Sözleri de bitiyor ya şimdi… Ne desem boş… Ne desem sürükleniyor zifiri karanlıkta.

Hiçbir sözün faydası olmasa da bu sona,

bunca yazılmışlığın ardında bir son çizmeli dedim masala…

Bir cellâda gülümseyecek kadar özlemek ölümü, ne demek bilir misin yar? Bir son yazarken sonunu çizmek yaşam haritana…

 

 

Diyebilir misin ki geçecek? Diyebilir misin ki masallar unutulur, biter, yok olur…

Desen ki inanır mıyım artık?

Bu sonu bırakıyorum ellerine Yar. İster sakla, ister yırt at!

Al götür kendini satırlarımdan…

 

(dır-kısaltılmıstır)

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Genzimden hala harf kokuları ve ellerimde yıllanmış kelimelerin cinayet bulguları…

Bu sonu bırakıyorum ellerine Yar. İster sakla, ister yırt at!

Al götür kendini satırlarımdan…

kurban oluruuuuuum dedirten cümleler...,

ve dahi amenna:)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kimse kahraman yapmasın seni masalına…

Kimse seni ben kadar yazamayacak yar.

Karanlığımdayım… Kimse ışık sunmasın.

 

Az daha gelmeyin, ölmeyi becereceğim bu kez.

Uzundur yaşamak denilen Türkü.

Ve bir ses ile düşer bazen notalarından.

Söyleyeni susar, söyleteni gider, sözler biter…

Bir son için eline kalemi dolamak…

Hadi yeniden / yenilmeden dercesine son diyebilmek…

Hadi son…

 

 

 

 

Sonsuza dek yazılabilecek masala son düşürmek istemezdim elbet.

 

 

1isirganlar-1.png

 

Isırganlar düştü ellerime / yüreğime… Sonuma susadım.

Titrek ellerimle yazdığım şiirleri yırttım bugün.

Dün ateşe verdim birikmiş yazıları.

Genzimden hala harf kokuları ve ellerimde yıllanmış kelimelerin cinayet bulguları…

Kirpiğimde asılı kalıyor masal. Gözyaşlarıma takılıyor.

Hadi dinin gözyaşlarım.

Hatırlamıyor musunuz sizi kaç kez uslandırdım?

Benim masalımda ikinci tekil şahısla başlıyordu tüm çekimler.

Varlığıma hiçbir satır aralığında rastlanılmıyordu.

Kayıptım… Kayıbım…

 

Üstüme atılabilirdi tüm Mecnunluk masalları.

Bitmeyen aşkların çekilmeyen çileleri yıkılabilirdi şahsıma. Ki kayıptım.

Bir masal yazdım. Müebbet hükmü giydirildi parmaklarıma.

Şimdi üstüme bırakılan suçlar olsa ne yazar?

Kayıbım… Bulunsam, önce kendi masalımdan hesap sorulacağım.

Sonum müebbede bakar.

Üstüme atılan düşler ancak müebbedimi idam yapar…

 

Ölmeyi bile beceremeyecek kadar beceriksizken ben, hangi düşün yıkılışının becerilerindesin sen yar?

Bir yanım dürtüyor dilimi. “Anlat!” diyor.

“ Masalsılığını düşünün, Anlat!..

Bu kez susma. Madem bu bir sonsa ardında virgül bırakma, soru işareti kalmasın gözünü yumduğun yerde.

Haykır! Ve bu sona kattığın tüm işaretleri noktalaştır.”

Hayır diyorum. Susuyorum…

 

Üşüdüğümde yalnızlığım örtülüyor üstüme.

Bu titremeler bitmez yar.

Ve zoraki de olsa yumulmalı gözlerim gecesini oynayan semaya.

Ki artık uykusuzluğumu uykuya daldıracağım masalım yok.

 

Bir bahar göster bana Yar, dünsüz olsun.

Unutulması gerekenler unutulsun.

Bilinsin yine gözümden sızan kan, bileğimden damlayan yaş…

Kötü gün niyetine saklanmış tüm hüzünler kullanılmalı şimdi.

Gün, kötü gün…

En iyi büyüme şeklidir hüzün yar.

Büyümeli ve hatırlamamalı hiçbir şeyi…

 

3sol-1.png

 

Sol omzumdan bir çığlık düşüyor yere. İrkiliyorum…

Kuşdili cümleler savuruyorum nedensiz. B

elki de en çok kendim anlamıyorum.

Elim her zamanki kekemeliğini yapıyor.

Ve kalemime pelteklik bulaşıyor, adın yazılacak diye yar.

 

 

4bosluga-1.png

 

Boşluğa yazılar döküyorum içimden;

Bir aşkı kaç kez gözlerinizden akıtabilirsiniz?

Ve gözyaşlarınızda kaç kez aynı imzayı görebilirsiniz?

Hadi, içinizi toplayın da cevap verin

Susabilir misiniz?

Emeklerken düşsel kırıklarınızın yolsuzluğunda

Düşebilir misiniz?

Oysa düşmek için yürümek gerek,

Bilmektesiniz…

Korkmaktasınız,

Aşk adına çıkılan her yoldan cayarken varlığınız

Unutmayınız

Siz aşkın en ortasındasınız…

Ve bu savaşta payınıza sadece yenilmek düşer

Farkında mısınız?

Cevapları yok yazımın…

Yankılanıyor sadece uzun koridorlu bir boşlukta.

Duyan yok…

Düşe düşe yara bere oldu masal. Şimdi son düşüşümü bekliyorum. Tutmayın… Düşmeye çabalıyorum.

Tükendim mi yar? Neden bu son?

 

Yorgunum…

Masala kapattım kalem uçlarımı…

Caymıyorum hâlbuki masaldan. Sadece susuyorum yar. Artık bilinmeyecek sözüm…

Geldiğim yolları tekrar çiğniyorum.

Bu kez denizim yok ayak diplerimde.

İçimi yıkayacak, beni hayata yıkacak dalgalar yok.

Olsun…

Bu harf kalabalığında elbet boğulmak düşer payıma…

 

Yazmak sen kadar hiçbir şeye yakışmıyor yar.

Bu kalem sen kadar kimseyi yazmıyor.

Ama vakit susmak artık... Nasıl susacağımı bilemesem de…

Hani derdim ya; yazdıklarımın altındakiler sen anla yar.

Şimdi yazamadıklarımı da sen anla…

 

5sz-1.png

 

Söz tutulacaktır şüphesiz; sonsuza dek yazılacaksın.

Harfler resmetmeyecek sadece yazıldığını, içime karalanacaksın…

Yaz bitti… Masaldı ya yazılanlar, masal kadardı bir yaz…

Mevsim sonbahar, bilmekteyim…

Bilmekteyim; zaman, alışkanlıklar diye başlayan can sıkıcı cümleleri…

 

Zamanlara devrilmeyeceksin yar.

Yüzüme doğan sayısızca gün, avuçlarına sıkıştıramasa da masalını, bitmeyeceksin…

Alışılagelmiş olmayacaksın. Hep ince bir sızı kalacaksın.

Gözlerimin kenarında hazır bekletilen gözyaşlarımda aranacaksın.

Bulunacaksın da üstelik saklanılmayacaksın…

Son sözü defalarca söylenmiş bir yenilişti masal, yar!

Büyük yenilmek için masal yazmış gerçeğim.

 

6kirik-1.png

 

Neydin yar? Adım kadar bilirken nedendi bu giz? – Sebepsiz…

Kırık bir tebessüm iliştiriliyor zorla yanağıma.

Oysa bilseler, gülmek için hiç savaş vermeyeceğim bir dilimdeyim.

Ağlamanın elinden tutmuş yarenliğim. Bu sona sunulacak tek şey gözyaşlarım..

 

Kendime dönük soruyorum, kendimi bana yabancılaştırıp;

Siz gözleriniz kapalı masal yazabilir misiniz?

Aşinaysa acılar tanırsınız kalemi.

El yordamıyla bulabilirsiniz satırınızı ve yürekten sızan bir hüzün yoluyla dümdüz gidebilirsiniz.

 

Yazdıklarınızı dönüp okumamak ve canınızı daha fazla yakmamak için kapalıdır gözleriniz.

Yazabilirsiniz. Bu masalın okuru siz değilsiniz…

Seni yazarken kendimi nerde unuttum yar? Nasıl oldu da kendime “siz” oldum?

 

7gece-1.png

 

 

Güneş suya düşüyor, titriyor varlığı.

Gece doğuyor şehrime. Maviler kararıyor. Vapurlar denizi parçalarcasına geçiyor karşı kıyıya. Ortaköy’ e uzanıp gidiyor gözlerim.

Serseri adımlarımı özlüyorum, sahil boyu düşülmüş.

 

 

8son-1.png

 

Ve SoN diyorum içimi yararcasına.

Kız Kulesi şaşkın.

Ve SoN diyorum.

Kule ağıtlar iğneliyor masalımın sonuna...

 

ALINTI

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hayatı az konuşup, çok düşünerek ve basitleştirerek yaşamanın daha yaşanılır olacağını düşünüyorum. Basitmi karmaşık mı ikileminde söylerken ve yaşarken basit olanı, ama zihinsel süreçlerimin kendi içindeki işleyişinde karmaşık olanını tercih ediyorum. Konuşmadan, söylemeden, yapmadan, yaşamadan, düşüncenin felsefesine, psikolojisine, olayların sosyolojisine, yaratılanın fıtratına dair her bir ayrınıtısını değerlendriyor, zihnimi çatlatıyorum. İş yaşamaya konuşmaya gelince her şey çok daha basit oluyor.En anlaşılırını söylüyor, imkanlarımın elverdiği en basitini yaşıyorum.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kimse kahraman yapmasın seni masalına…

Kimse seni ben kadar yazamayacak yar.

Karanlığımdayım… Kimse ışık sunmasın.

 

Az daha gelmeyin ölmeyi becereceğim bu kez.

Uzundur yaşamak denilen türkü.

Ve bir ses ile düşer bazen notalarından.

Söyleyeni susar söyleteni gider sözler biter…

Bir son için eline kalemi dolamak…

Hadi yeniden / yenilmeden dercesine son diyebilmek…

Hadi son…

 

Sonsuza dek yazılabilecek masala son düşürmek istemezdim elbet.

Isırganlar düştü ellerime / yüreğime… Sonuma susadım.

Titrek ellerimle yazdığım şiiri yırttım bugün.

Dün ateşe verdim birikmiş yazıları.

Genzimden hala harf kokuları ve ellerimde yıllanmış kelimelerin cinayet bulguları…

Kirpiğimde asılı kalıyor masal. Gözyaşlarıma takılıyor.

Hadi dinin gözyaşlarım.

Hatırlamıyor musunuz sizi kaç kez uslandırdım?

Benim masalımda ikekşi tekil şahısla başlıyordu tüm çekimler.

Varlığıma hiçbir satır aralığında rastlanılmıyordu.

Kayıptım… Kayıbım…

 

Üstüme atılabilirdi tüm Mecnunluk masalları.

Bitmeyen acıların çekilmeyen çileleri yıkılabilirdi şahsıma. Ki kayıptım.

Bir masal yazdım. Müebbet hükmü giydirildi parmaklarıma.

Şimdi üstüme bırakılan suçlar olsa ne yazar?

Kayıbım… Bulunsam önce kendi masalımdan hesap sorulacağım.

Sonum müebbede bakar.

Üstüme atılan düşler ancak müebbedimi idam yapar…

 

Ölmeyi bile beceremeyecek kadar beceriksizken ben hangi düşün yıkılışının becerilerindesin sen yar?

Bir yanım dürtüyor dilimi. “Anlat!” diyor.

“ Masalsılığını düşünün Anlat!..

Bu kez susma. Madem bu bir sonsa ardında virgül bırakma soru işareti kalmasın gözünü yumduğun yerde.

Haykır! Ve bu sona kattığın tüm işaretleri noktalaştır.”

Hayır diyorum. Susuyorum…

 

Üşüdüğümde yalnızlığım örtülüyor üstüme.

Bu titremeler bitmez yar.

Ve zoraki de olsa yumulmalı gözlerim gecesini oynayan semaya.

Ki artık uykusuzluğumu uykuya daldıracağım masalım yok.

 

Bir bahar göster bana Yar dünsüz olsun.

Unutulması gerekenler unutulsun.

Bilinsin yine gözümden sızan kan bileğimden damlayan yaş…

Kötü gün niyetine saklanmış tüm hüzünler kullanılmalı şimdi.

Gün kötü gün…

En iyi büyüme şeklidir hüzün yar.

Büyümeli ve hatırlamamalı hiçbir şeyi…

 

Sol omzumdan bir çığlık düşüyor yere. İrkiliyorum…

Kuşdili cümleler savuruyorum nedensiz.

Belki de en çok kendim anlamıyorum.

Elim her zamanki kekemeliğini yapıyor.

Ve kalemime pelteklik bulaşıyor adın yazılacak diye yar.

 

Boşluğa yazılar döküyorum içimden;

Bir yaşı kaç kez gözlerinizden akıtabilirsiniz?

Ve gözyaşlarınızda kaç kez aynı imzayı görebilirsiniz?

Hadi içinizi toplayın da cevap verin

Susabilir misiniz?

Emeklerken düşsel kırıklarınızın yolsuzluğunda

Düşebilir misiniz?

Oysa düşmek için yürümek gerek

Bilmektesiniz…

Korkmaktasınız

Aşk adına çıkılan her yoldan cayarken varlığınız

Unutmayınız

Siz savaşın en ortasındasınız…

Ve bu savaşta payınıza sadece yenilmek düşer

Farkında mısınız?

Cevapları yok yazımın…

Yankılanıyor sadece uzun koridorlu bir boşlukta.

Duyan yok…

Düşe düşe yara bere oldu masal. Şimdi son düşüşümü bekliyorum. Tutmayın… Düşmeye çabalıyorum.

Tükendim mi yar? Neden bu son?

 

Yorgunum…

Masala kapattım kalem uçlarımı…

Caymıyorum hâlbuki masaldan. Sadece susuyorum yar. Artık bilinmeyecek sözüm…

Geldiğim yolları tekrar çiğniyorum.

Bu kez denizim yok ayak diplerimde.

İçimi yıkayacak beni hayata yıkacak dalgalar yok.

Olsun…

Bu harf kalabalığında elbet boğulmak düşer payıma…

 

Yazmak sen kadar hiçbir şeye yakışmıyor yar.

Bu kalem sen kadar kimseyi yazmıyor.

Ama vakit susmak artık... Nasıl susacağımı bilemesem de…

Hani derdim ya; yazdıklarımın altındakiler sen anla yar.

Şimdi yazamadıklarımı da sen anla…

 

Söz tutulacaktır şüphesiz; sonsuza dek yazılacaksın.

Harfler resmetmeyecek sadece yazıldığını içime karalanacaksın…

Yaz bitti… Masaldı ya yazılanlar masal kadardı bir yaz…

Mevsim sonbahar bilmekteyim…

Bilmekteyim; zaman alışkanlıklar diye başlayan can sıkıcı cümleleri…

 

Zamanlara devrilmeyeceksin yar.

Yüzüme doğan sayısızca gün avuçlarına sıkıştıramasa da masalını bitmeyeceksin…

Alışılagelmiş olmayacaksın. Hep ince bir sızı kalacaksın.

Gözlerimin kenarında hazır bekletilen gözyaşlarımda aranacaksın.

Bulunacaksın da üstelik saklanılmayacaksın…

Son sözü defalarca söylenmiş bir yenilişti masal yar!

Büyük yenilmek için masal yazmış gerçeğim.

 

Neydin yar? Adım kadar bilirken nedendi bu giz? – Sebepsiz…

Kırık bir tebessüm iliştiriliyor zorla yanağıma.

Oysa bilseler gülmek için hiç savaş vermeyeceğim bir dilimdeyim.

Ağlamanın elinden tutmuş yarenliğim. Bu sona sunulacak tek şey gözyaşlarım..

 

Kendime dönük soruyorum kendimi bana yabancılaştırıp;

Siz gözleriniz kapalı masal yazabilir misiniz?

Aşinaysa acılar tanırsınız kalemi.

El yordamıyla bulabilirsiniz satırınızı ve yürekten sızan bir hüzün yoluyla dümdüz gidebilirsiniz.

 

Yazdıklarınızı dönüp okumamak ve canınızı daha fazla yakmamak için kapalıdır gözleriniz.

Yazabilirsiniz. Bu masalın okuru siz değilsiniz…

Seni yazarken kendimi nerde unuttum yar? Nasıl oldu da kendime “siz” oldum?

 

Güneş suya düşüyor titriyor varlığı.

Gece doğuyor şehrime. Maviler kararıyor. Vapurlar denizi parçalarcasına geçiyor karşı kıyıya. Ortaköy’ e uzanıp gidiyor gözlerim.

Serseri adımlarımı özlüyorum sahil boyu düşülmüş.

 

Ve SoN diyorum içimi yararcasına.

Kız Kalesi şaşkın.

Ve SoN diyorum.

Kule ağıtlar iğneliyor masalımın sonuna...

 

 

(alıntı)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Asuman-Visal Ablama Guzel Bır Şiir alıntı Bu Nasıl Sevgi Sevgi Böyle..

      Bu nasıl sevgi böyle? Bu nasıl tutku? Bu nasıl özlem? Ne zaman gözlerini görsem Bir çoğalıyorum, bir eks...iliyorum Mutluyum varsın diye Al uzattım ellerimi Seni sarsın diye Ceylanım! Belki bir gün duyarsın diye Çıkmışım bir dağ başına sana türkü söylüyorum Ne güzel ellerin var incecik Ne güzel saçların var sapsarı Anlasana o yalansız gözleri O kirpikleri,ıDüşündükçe baştanbaşa özlem kesiliyorum Al desem, sana ömrümü versem Korkarsın, alamazsın k iDur desem, kaçarsın yine c

      , Yer: Şiirler

    • Üstad Necip Fazıl'dan Güzel Bir Şiir...

      İnsan , yaklaştığınca yaklaştığından ayrı; Belli ki; yakınımız yoktur Allah'tan gayrı   Tel tel ve iplik iplik dikselerde ağzımı; Tek ses duysalar: Allah yoklayanlar nabzımı ** Tutuşturanlar , lügat kitabını elime, Bilsinler: Allah'tan başka bilmiyorum kelime ** Ellerime uzanan dudakları tepeyim; Allah diyen , gel , seni ayağından öpeyim! ** Güzel Allah'ım , Sen'den ne gelecekse gelsin; Sen ki, rahmetinlede , kahrınla da güzelsin   Necip Fazıl KISAKÜREK

      , Yer: Şiirler

    • Güzel Bir Şiir...

      güzel bir şiir... şimdi her yer karanlık. Varlığında olan tüm renkler, terk ettiğin gün siyahları giydirdi üzerime. Gökkuşağı dahi sadece tek rengi gösteriyor oda gece karanlığında. Artık ihtiyaç duymuyor yağan bir yağmur sırasında doğan güneşe...   Yarasalar gibi dolaşıyorum etrafta sessizce. Kimseye zarar vermeden, kaldırım taşlarına bakarak yürüyorum yosun tutmuş boş sokaklarda. Elimdeki ucuz biranın tek mezesi oldu şu yalnızlık. Daha bir efkarlı oluyormuş meğer sensiz içmek..   Beni a

      , Yer: Düz Yazı (Nesir)

    • Güzel bir şiir okumanızı tavsiye ederim

      göçebe mevsimlerde geliyorsun aklıma yorgun duvarlara yaslanan nefesi tükenmiş rüzgar gibisin güneşin ölümle buluştuğu anda kabusun karanlığında doğuyorsun hayata kırılıp dökülüşünü izlerken bir camın doğaya olan intikamını alırken sonbaharın içinde bulunduğu tükenmişlik ezilmişlik duygularında rastlıyorum sana seni özenti hislerinden tanıyorum durdurak bilmeyen hevesinden ben düşlerimin penceresinden yağmur olup yağarken gözlerine sen aşka tutulurum endişesinden cekip perdeyi müh

      , Yer: Üyelerimizden Şiirler & Denemeler

×
×
  • Yeni Oluştur...