Jump to content

Felak Suresi Tefsiri


Sofi.
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Felak ve Nas Suresine “Muavvizateyn” denir. Bu iki sure “İhlâs Suresi” ile beraber “Muavvizât” adını alır. Muavvizat “Allah’a sığınma” anlamına gelmektedir. Peygamberimiz (sav) herhangi bir rahatsızlık duyduğu zaman okur ve bu sureler ile Allah’a sığınırdı. Akşam yatarken ve hasta olduğu zaman üçer defa okur ve kendisine üflerdi. (Buhari, Fedâilu’l-Kur’ân, 14; Megâzî, 83; Müslim, Selam, 51; Ebu Davud, Tıp, 19)

 

Felak Suresi Mekke’de nazil olmuştur. Nüzul sırasına göre 20. Suredir. Fil Suresinden sonra nazil olmuştur. (Şevkânî, 5:615) NÜZUL SEBEBİ:

Yahudi, Lebid b. A’sam müşriklerin isteği üzerine peygamberimize (sav) sihir yapar. Bir tarağa saç bağlayarak on bir düğüm atıp Zervan Kuyusu’na atar. Bu sihrin tesiri ile peygamberimiz (sav) büyük bir sıkıntıya girer. Bu üç gün devam eder. Bu hadise üzerine yüce Allah bu iki sureyi inzal buyurmuştur. Cebrail (as) bu iki sureyi getirdikten sonra durumu peygamberimize (sav) haber verir. Peygamberimiz (sav) Hz. Ali, Zübeyir b. Avvam ve Ammar b. Yasir’i göndererek kuyudan tarağı çıkartır ve peygamberimizin (sav) huzuruna getirir. Her bir ayet okundukça bir düğüm açılır ve on bir ayet okunup bitince on bir düğüm açılır. Peygamberimiz (sav) bağlarından çözülmüş gibi rahatlar. (Buhari, Tıbb, 39; Fedâilu’l-Kur’ân, 14; Ebu Davud, Edeb, 98; Tirmizi, Daavât, 21) Peygamberimize (sav) “O pis herifi öldürelim mi?” dediler. Peygamberimiz (sav) “Allah bana şifa vermiş bulunuyor. Ben insanların aleyhine bir kötülüğü körüklemekten hoşlanmam” buyurdular. (İbn-i Kesir, Tefsir-i Kebir, 4:575)

 

Bu yapılan sihir peygamberimize (sav) bir zarar vermemiş; ancak sıkıntı ve üzüntü vermiştir. Çünkü “Allah seni her türlü tehlikeden koruyacaktır” (Maide, 5:67) ayeti ile yüce Allah peygamberimizi (sav) koruyordu. Ama ne var ki hikmet-i ilâhî gereği “Muavvizateyn” surelerinin fazilet ve değerini göstermek ve sihirden korunmayı öğretmek için sihrin tesirine müsaade buyurmuştur.

Peygamberimiz (sav) sihir yapmanın eski zamandan gelen bir ilim olduğunu, kötüye kullanmanın da caiz olmadığını ifade etmiştir. Hatta “Beyanda sihir vardır” (Buhari, Tıbb, 51) buyurarak bazı sözlerin sihir gibi insanda tesir meydana getireceğini söylemiştir. İnsanları överek, yererek, tenkit ederek ve iftira ederek yanlış yollara sevk etmek mümkün olduğu gibi, yanlış ve kötü telkinler ve fikirler ile bozmak, inancını ve fikrini değiştirmek mümkündür. Yüce Allah bu hususu Hz. Musa (as) zamanında sihirbazların insanların gözlerini boyayarak sihir yaptıklarını bize haber vermektedir. (A’râf, 7:116) Bu ayet bize sihir yapılabileceğini ve insanların gözlerini boyadıkları gibi ruhlarına da tesir edeceklerini anlatmaktadır.

 

MEÂL-İ ÂLİSİ:

Ey Habibim! De ki: “Ağaran sabahın Rabbine sığınırım. Yarattığı varlıkların her çeşit şerrinden… Karanlık çöktüğü zaman gecenin şerrinden… Düğümlere üfleyen büyücü sihirbazların şerrinden… Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden… Rabbime sığınırım.”

TEFSİRİ:

1. “Felakın Rabbine sığınırım.” Ağaran Sabah anlamına gelen bir kelime olmakla beraber, her şeyin doğumu demek olan sabahına erdirme ve çıkarma anlamını da içermektedir. Yüce Allah bu manayı “Fâlıku’l-Habb-i Ve’n-Nevâ” ismi ile kendisine izafe eder. “O Allah ki, dâneleri, çekirdekleri patlatıp içinden hayat çıkartır. Ölüden diriyi ve diriden ölüyü çıkaran O’dur. Tan atıp geceden sonra sabahı da çıkaran da O’dur” (En’am, 6:95-96) ayeti ile açıklar. “Falıku’l-Isbah” Sabahı çıkaran tabiri ile yüce Allah’ın bir ismine de işaret eder.

Müfessirler bu ayetten yüce Allah’ın iki ismini çıkarırlar. Birisi “Falıku’l-Habbi ven-Nevâ” (Çekirdekleri çatlatarak hayatı çıkaran) ikincisi ise, “Fâlıku’l-Isbah” (Geceden sonra sabahı çıkaran) Her ikisinde de “Fâlık” kelimesi geçmektedir. Geceden sabahı çıkaran, karanlıkları aydınlığa tebdil eden Allah’tır. Öyle ise her nevi sıkıntınızı ve üzerinize çöken karanlıklardan sizi kurtaracak olan da Allah’tır. Yalnız ona sığının manasını ifade eder.

 

Müfessirler bu ayetten farklı anlamlar da çıkarmışlardır. Bunları maddeler halinde ele alacak olursak:

1. Yokluk karanlıklarından varlığı çıkaran,

2. Gecenin karanlığından gündüzü çıkaran,

3. Kuru ve cansız çekirdeklerden hayatı nebatı çıkaran ve onlardan yaprak çiçek ve tonlarca meyveleri çıkaran,

4. Zulmetten nuru, ölümden hayatı ve ademden vücudu çıkaran anlamları vermiştir.

5. Müfessirlerden Celaleddin-i Suyûtî ve Âlûsî “Felak, cehennemde bir vadinin adıdır. Cehennem bu vadideki azabın dehşetinden Allah’a sığınır” demişlerdir. (Suyutî, 8:688; Âlûsî, 15:359)2. “Halkın şerrinden Allah’a sığınırım.” Bu genel bir ifadedir. Burada halktan kastedilen bütün yaratılan varlıklardır. Allah’ın yarattığı her şeyin hem hayır hem de şer yönü vardır. Ayet umumi olarak bütün varlıkların şerlerinden Allah’a sığınmayı ifade etmektedir. Zarar verecek olan hastalıklar, kaht-u galalar, belâların her nevi, âfât-ı semaviye ve arzıyenin cümlesine şamildir. Peygamberimizin (sav) “Allahım senden yine sana sığınırım” (Kütüb-ü Sitte, Hadis No: 1777) ifadesi ve duası bunu en güzel bir şekilde açıklamaktadır.

 

Şerrin başı nefistir. Her şeyden önce nefsimizin şerrinden Allah’a sığınmak gerekir. Nitekim yüce Allah “Sana isabet eden iyilikler Allah’tan, kötülükler ise nefsinizdendir.” (Nisa, 4:79) çünkü nefis Allah’tan gelen her şeyi kendisine mal ederek büyük şerlere sebep olmaktadır. Kötü niyet ve isyan kasdı ile yapılan her şey sonuçta şerre sebep olmaktadır. Peygamberimiz (sav) “Sizin en büyük düşmanınız iki yakanızın arasında bulunan nefsinizdir.” (Keşfu’l-Hafa, 1:60)

3. “Vukûbu zamanında gâsıkın şerrinden Allah’a sığınırım.” Bu ayet genel olarak “karanlık çöktüğü zaman gecenin şerrinden Allah’a sığınırım” şeklinde izah edilmektedir. Gâsık: dalmak, batmak, korkaklık, akan ve dökülen şeyler anlamında genel bir ifadedir. Bazı müfessirler bunu “Şehvetin kabardığı zaman şerrinden Allah’a sığınmak” şeklinde açıklamışlardır.

 

Gâsık, ay tutulması anlamına da gelmektedir. Ayrıca ayın burçlara girip çıkması ve ayın başı ve sonu manası da verilmektedir. Buna iman ve ilim nurunu Kur’an güneşinden alamayan kalbin kararması olarak yorumlayanlar da vardır. Akıl bir ay gibi Kur’ana dalıp çıktığı halde kalbi aydınlanmadan ve aklı nurlanmadan çıkması da büyük şer ve fitnelerin başlangıcını teşkil etmektedir. Bundan da Allah’a sığınmak gerekir ki bu mana ayetin şümulüne dâhildir.

 

Bir gün peygamberimiz (sav) aya baktı ve buluta girip çıkmasını sahabelere gösterdi ve buyurdu: “İşte ayın bu batıp çıkmasından Allah’a sığınmalıyız; çünkü aydınlık gittikçe karanlık gelmektedir. ” (Tirmizi, Tefsir, 113) buyurdu.

 

Şerir varlıklar gecenin karanlığından istifade ederek şerlerini ortaya çıkarırlar. Bu sebeple güneşin gurubu gece karanlığının ve şerlerinin başlangıcı sayılır. Gecenin başlangıcı cinlerin yeryüzüne dağılma zamanıdır. Bu vakitte cinler dağılır ve toplanırlar. Bu zamanlarda şerirlerin ve şeytanların şerrinden Allah’a sığınmak gerektiği ayet-i kerime ile ifade edilmektedir.4. “Ukdelere üfleyen nefeslerinden Allah’a sığınırım.” Ukde, düğme anlamına geldiği gibi, düğüm anlamına da gelmektedir. Sihir kelimelerini söyleyerek düğüm atanlar olduğu gibi, düğme şeklinde mikrofonlara konuşarak insanların akıllarını ve fikirlerini şaşırtan, yalan yanlış bilgilerle radyo, televizyon gibi aletlerle yaptıkları propagandalarla akılları şaşırtan ve kalpleri değiştiren ve sihir gibi kalplere ve akıllara işleyenlerin şerrinden Allah’a sığınmak gerektiğini ifade etmektedir. Bunlar fitne ve fesatlarını ortaya döküp her tarafa yayarak insanlığı ifsat ederler. Elbette bunların şerrinden Allah’a sığınmakla kurtulabiliriz.

 

Rukye Yapmak: Kur’ân-ı Kerimi okuyarak şefaatçi yapıp Allah’tan şifa istemeye “Rukye” denir. Peygamberimiz (sav) “Her şeyin bir devası ve ilacı vardır” (Buhari, Tıp, 1) buyurur. Bedeni hastalıkların devası maddi ilaçlar olduğu gibi, ruhani ve ruhî şeylerin devası ve ilacı da manevi devalardır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimin şifa olduğunu ifade eder. “Kur’an mü’minler için şifa ve rahmettir” (İsra, 17:82) buyurur. Bu sebeple peygamberimiz (sav) hastalığında kendisine okur ve rukye yapardı. (Buhari, Tıp, 38) Ağrı ve sızılara okumayı emretmiştir. (Tirmizi, Tıp, 26; Müslim, Zikr, 54; Ebu Davud, Tıp, 19) Peygamberimiz (sav)hem dua ile hem de ayetler ile bilhassa “Muavvizateyn” ile okumayı emretmişlerdir. Biz de bu tavsiyelere uyarak okumalı ve Allah’tan şifa bekleyerek tevekkül içinde olmalıyız.

 

5. “Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden Allah’a sığınırım.” Hasit haset ettiği zaman çok tehlikelidir; bu durumda onun şerrinden Allah’a sığınmaktan başka çare yoktur. Hasetçi hasedini kuvveden fiile çıkarmak için kavlen ve fiilen şer mukaddematını tertip ve icra faaliyetine başladığı zaman şerrinden Allah’a sığınmak gerekir. Haset bil-kuvve kalpte gizli kaldığı zaman mahsuda bir zararı olmaz, ancak hâside olur.

 

Haset, bir nimetin müstahakkından zevalini istemektir. Bunun için kavlen ve fiilen çalışmaya başlar. Sözleri ile yalan, gıybet, iftira ve söz taşıyıcılık yapmaya başlar. Kavga çıkarır. Alay ve dalga geçmeye ve her yaptığını irdelemeye ve tenkide başlar. Nimet sahibinin başına sıkıntının gelmesini ve nimetin elinden çıkmasını, belanın devamını ister.

Peygamberimiz (sav) “Mü’min gıpta eder; münafıklar haset eder” (Ebu Nuaym, Hilye) buyurmuştur. Mü’minin iki nimete gıpta edebileceğini, bunun dışındaki şeylerin imrenmeye değmeyeceğini de sahabelerine ders vermiştir. “Ancak iki şeye gıpta edilir. Birincisi, Allah’ın kendisine mal verdiği bir zengindir ki, malını gece gündüz Allah yolunda harcar. Buna gıpta edilir. İkincisi de Allah kendisine ilim vermiştir. O da bunu gece gündüz insanlara öğretmeye ve ilmi yaymaya çalışır. Bir de buna gıpta edilir” (Buhari, Zekât, 5) buyurur.

 

Gıpta, hamiyet, gayret ve çalışmayı teşvik eder. Haset ise, her nevi kötülüğün kaynağıdır. Şeytan Hz. Âdem’e Allah’ın ihsan ettiği nimetlere haset ettiği için her türlü fitne ve fesadı çevirmeye başlamış, kalbi kin ve nefretle dolmuş ve kalbinden ilim, hikmet ve marifet çıkmış gitmiştir. Bu sebeple nasıl ki şeytanın şerrinden Allah’a sığınıyor isek, aynı şekilde hasetçinin de şerrinden Allah’a sığınmak gerekir.

 

Peygamberimiz (sav) “Üç sınıf insan vardır ki Allah onların duasını kabul etmez: Haram yiyenler, çok gıybet yapanlar, kalbinde mü’minlere karşı kin ve haset bulunan kişiler” buyurmuşlardır. (Ali Aslan, Büyük Kur’ân Tefsiri, 16:264-268) Çünkü hasetçi beş cihette Allah’a karşı gelmiştir. Allah’ın verdiği nimetlere karşı öfke duymuş, Rabbin taksimine razı olmamış, Allah’ın fazlından dildiğine vermesine razı olmamış, Allah’ın kullarının mahrum kalmasını istemiş ve şeytana yardımcı olmuştur. Bu durumda hasetçi pişmanlıktan başka bir şey kazanmaz. Melekler katında lanete maruz kalır, kendi kendine sıkıntı ve üzüntü içinde kalır. Allah’tan uzaklaşır ve ahirette hüsran ve ateşte girmektir.

 

Fazileti:

Peygamberimiz (sav) “Bu gece bana misli görülmemiş ayetler inzal edildi. Bunlar ‘Kul Eûzu bi-Rabbi’l-Felak ve Kul Eûzü bi-Rabbi’n-Nâs’ sureleridir” (Müslim, Müsafirîn, 264) buyurmuşlar ve bu surelerin en güzel sığınma duaları olduğunu açıklamış ve okunmasını tavsiye etmiştir. (Dârimî, Fezâilu’l-Kurân, 25)

 

alinti.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Tamamı çok güzel Allah Razı Olsun teşekkür ederim....

 

Bu yapılan sihir peygamberimize (sav) bir zarar vermemiş; ancak sıkıntı ve üzüntü vermiştir. Çünkü “Allah seni her türlü tehlikeden koruyacaktır” (Maide, 5:67) ayeti ile yüce Allah peygamberimizi (sav) koruyordu. Ama ne var ki hikmet-i ilâhî gereği “Muavvizateyn” surelerinin fazilet ve değerini göstermek ve sihirden korunmayı öğretmek için sihrin tesirine müsaade buyurmuştur

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...