Jump to content

Bu Dünyadaki Hayatın Kıymetini Bir Bilebilseydik


EZEL
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Bu Dünyadaki Hayatın Kıymetini Bir Bilebilseydik

Rabia Christine Brodbeck

 

 

Bu dünyada yaşarken inananlar için en büyük kazanç Allah’ın kendi varlığının güzelliği ile onları ödüllendirecek olmasıdır. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) yoluna inananlar için hedef; varlık çölünde hayat suyunu aramanın bir görev olduğu bilincine ulaşmaktır. Bu dünyadaki iş, insanın var olma amacı olan Alemlerin Rabbine sığınmayı “fiziksel” olarak öğrenmektir. Kullar, Yaradanına yalnızca O’na sığınarak yaklaşabilirler.

 

İnsanın göğsündeki en değerli hazinesi kalbidir. Bu, Allah’ın en değerli eseridir. Kalbin özel dokusunun farkına sadece bu dünyadaki hayatda varılabilir: Örneğin farkındalık meyvesinin hasadı, inancın saflığının tadılması, ilahî inanç yükünün taşınması ile olabilir. Kalbimizin tam kapasitesini anlamak için, kendi değerimizi ölçmek için, bizler Allah’ın bütün sıfat ve isimlerini benimsemeliyiz. Bu dünyadaki hayata ve bize eşlik eden varlıklar ile birlikte ıstıraplara, kargaşalara, felaketlere, acı çekmeye, özlemeye, mücadele etmeye ihtiyacımız var. Kesin olan şu ki; bu dünyadaki kırılganlığımız, zayıflığımız, yalvarışlarımız, dualarımız, ağlamalarımız kalplerimizin hasretle kavrulmasına yol açacak ve biz yüce Mevlamıza karşı doymak bilmez bir yöneliş ve ihtiyaç içinde varlıklar olacağız. İnsanî kusurlar aşkın kusursuzluğuna götürür. En yüksek düzeye, Cenabı Allah’ı bu dünyada temsil eden halifelik makamına ulaşmak için insanlara en alt düzey olan bu dünyadaki varlık gerekmektedir. Kur’an-ı Kerim “Sonra onu aşağının aşağısına attık” der (95:5). İbn Arabi “Cennet bu dünyada bulunur. Yükselişiniz düşüşünüzdedir” der. İki türde insan varlığı bulunur; çoğunluk ne yaparsa cezalandırılma korkusu ve cennete gitme ümidi ile yapar, diğer tarafta ise yaptığı her şeyi Allah’a, peygambere, velilere ve insanlara olan sevgisinden aldığı motivasyonla yapanlar vardır. Cenabı Allah Hz. Adem’in çamurunu bizzat kendi eli ile kırk gün boyunca yoğurdu, fakat bütün evreni ve içindeki herşeyi sadece altı günde yarattı. Cenab-ı Allah Hz. Adem’in çamuruna kendi ruhunu üfledi. Hz. Adem’e bütün isimleri öğretti. Bu gruptakiler kendi anlamlarını, amaçlarını, değerlerini ve dünyadaki hayatlarının değerini kesin olarak bilirler.

 

Bu dünyadaki hayatın kıymetini bir bilebilseydik! Rumi “Evlat, bu evrendeki herşeyin akıl ve güzellik ile ağzına kadar dolu bir testi olduğunu bilesin. Evren Onun Güzelliğinin Dicle’sinin bir damlasıdır, hiç bir ten bu güzelliği barındırmaz. Onun güzelliği saklı bir hazineydi, çatlayana kadar doldur ki bu dünya cennetten daha fazla ışık saçsın.” diye haykırır (I/2860-2862).

Bu dünyadaki hayatın kıymetini bir bilebilseydik! Peygamberimiz bu dünyayı onurlandırdığı zaman, insanlığa muazzam bir değer kattı. Allah’ın ilahî rehberliğinin ışığı bütün evrende parlamaya başladı. İnsan varlığının ufuklarından sevginin tatlı tadı yükseldi. İlahî rahmet tüm dünyaya yayıldı. Evrensel gerçeğin güneşi doğup gafleti, cehaleti, bilinçsizliği dağıttı.

 

 

Bu dünyadaki hayatın kıymetini bir bilebilseydik! Eğer Allah bu dünyayı var etmiş olmasaydı, O’nun isimleri ve sıfatları görülmeyen diyarlarda saklı kalırdı. İnsanlık Cenab-ı Allah’ı bu dünyada temsil eden halifenin onuruna kavuşmazdı. İnsanlık O’nun güvenini gözetme, O’nun ilahî hazinelerini muhafaza etme onurunu elde etmezdi. Yaradan’ın kudret ve azametinin vizyonu ile O’nun sevgili Peygamberi, bütün dünyaların merhametlisi, Hz. Muhammed’in sınırsız güzelliği ve iyiliği insanlığa ulaşmazdı. Dünyada insan hayatı olmadan, insan Allah’ın kendisine öğrettiği ilahî isimlerin değerini ve anlamını kavrayamaz. İnsan Allah’ın güzelliğini ve kusursuzluğunu algılayamaz. İnsan Allah’ın cömertliğini, rahmetini, bağışlayıcılığını tadamaz. Dolayısıyla insan kendine eşlik eden varlıklarla birlikte Allah’ın bu dünyada kendisi için tayin ettiği sahnede oynanan bütün senaryoları oynayarak kusurlarını, sefaletini ve yetersizliğini kabullenmelidir. Çünkü hizmet etmeden aşkın sırrına ulaşmaz, yalvarmadan, ağlamadan, acı çekmeden aşkın sırrına varmaz. Eğer insan yalnızlık ve ayrılık nedir bilmezse O’na nasıl kavuşacağını da bilmez. Eğer açlık çekmezse Allah’ın lütfunun kıymetini bilemez. Eğer yoksulluk nedir bilmezse, Allah’ın zenginliklerinin değerini bilemez. Allah ihtiyacı ve sevgisi ancak deneyim, hasret, özlem, yoğun arayış, yüksek emeller vasıtasıyla ortaya çıkabilir. İnsan ancak Allah aşkı ile farkındalık meyvesinin mahsulünü alabilir ve Allah’ın isim ve sıfatlarının sonsuzluğunun deneyimini edinebilir. Çektiğimiz sıkıntılar ahiret için değilse bu bir kayıptır. Bir hiç uğruna katlanılan cefadan daha trajik, daha büyük bir kayıp yoktur. Demek ki bu dünyada gayesizce yaşamaktan daha büyük bir kayıp yoktur.

 

 

Bu dünyadaki hayatın kıymetini bir bilebilseydik! Veliler sizi ağlatırlar, çünkü Allah aşkını uyandırırlar! Derin denizlerde bulabileceğiniz incilerden çok daha değerli inciler vardır. Yanaklardan aşağı inen inciler vardır; bunlar insanın gözyaşlarıdır. Sadece bu dünyada akıtılan gözyaşları insanların gözlerinde yanaklardan aşağıya süzülebilir. Pişmanlık gözyaşları acizliğin, ihtiyacın, yoksulluğun ve alçakgönüllülüğün kapısını açar. Tövbe utancı doğurur, utanan da aşkın farkındadır. Gözyaşları kişinin hizmetkârlığı ve Allah’a tamamen bağımlı ve muhtaç olduğunu kabul etme ufkunu açabilir. Rumi “Bulut ağlamadan bahçe nasıl gülebilir? Bulutun ağlaması ve güneşin yanması bu dünyanın direkleridir: bu iki teli bir arada bükün. Güneşin yakıcı sıcaklığı ve bulutların nemi ile dünya taze ve tatlı olur, zekanızın güneşi pırıl pırıl parlasın ve gözleriniz gözyaşları ile parıldasın” demiştir.

 

 

Bu dünyadaki hayatın kıymetini bir bilebilseydik! Yalnızca bu dünyada aşkın karşılıklı olduğunu deneyimle öğrenir ve anlarız. “O onları sever, onlar da O’nu sever” ve “Neredeysen O da seninledir.” Ahmed Samani “Allah katından bu dünyaya insanın kederi ve neşesi dışında ne olursa olsun hiç bir aşk satılmamıştır. Mahkemede pek çok günahsız ve saf melek vardı, fakat yalnızca bir avuç dolusu bu toz bu ağız sulandıran, gönül yakan ayetin yükünü taşıyabiliyordu; O onları sever ve onlar da O’nu severler.” demiştir.

Bu dünyadaki hayatın kıymetini bir bilebilseydik! Peygamberler ve veliler araştırıldıkça sevilir. Sevdiklerimizi takip ederiz. Hz. Adem’in hayatını araştırmak demek onu sevmeye başlamak demektir. Onu sevince, insanlığı severiz, çünkü o bizim babamızdır. Hz. Adem’in dünyaya gelmesi insanlığa herşeyi kapsayan gerçeği ile Allah’ı sevme potansiyelini verdi. O’nun bilinme arzusuna cevap verebilecek olan da bu aşktır: Allah aşkı. Hz. Adem’in düşüşündeki bilgelik; dünyadaki cenneti bulmak üzere cennetten kovulmuş olmasıdır! Dünyadaki hayatın nedeni ahiretteki hayatı kazanmaktır. Kalpte gizlenen hazine yalnızca dünyada açığa çıkartılabilir. Hz. Adem’in düşüşü kendisini bilmesinin başlangıcıdır. Cennetten çıkıp dünyaya ulaşmak var olmamak ile ilahî farkındalığını ve kendini tanıma ufkunun yükselmesi arasındaki değişikliğe işaret eder. İnsan ancak dünyadayken ruhanî hayatı nihai olarak gerçekleştirebilir. Dünya insanın içindeki gizli potansiyeli tam anlamı ile keşfedebileceği bir yerdir. Yani, insanın orijinal yaratılışının potansiyeli yalnızca dünyadaki hayatın kazandırdığı deneyim ile gerçekleştirilebilir. Dünya insanın var olmasını ister. Dünyanın gövdesi en değerli misafirini, ilk insan olan Hz. Adem’i karşılamak için büyük bir hüsnükabul gösterdi. Dünya bu insanın ortaya çıkmasını bekliyordu. Dünyanın bu insana ihtiyacı vardı, ihtiyaç içindeki dünya, amacının yerine getirilmesini, gerçekleşmesini bekliyordu. Dünya şöyle konuştu: “Eğer insan için olmasaydı, ben yaratılmazdım, gel hoş geldin, gel ve beni kullan, üzerimde yürü, benden faydalan.” Hayat suyunu bulmak için dünyanın karanlık gerçeğine ihtiyacımız vardır. Derinlere gömülü saklı hazineyi bulmak için bu elemente ihtiyacımız vardır. Rumi; “Bu dünyayı severiz, çünkü isteğimize boyun eğmiştir. Bu dünyayı seven ve bu dünyanın sevdiği pek çok (binlerce) varlık bu dünyadan dolayı ağlar, sızlar, özler ve bizi arar. Tıpkı yoksulların önüne yemek lokmaları koyduğumuz gibi, dünyaya bu üstünlüğü bağışlarız. Dünya donuk ve tozlu görünebilir, ama içinde pek çok parlak obje vardır. Allah rızası için kendi nefsiyle savaşanların varlığı kokuların ve renklerin düşmanı olur.” (IV/1002-1004-1006-1007-1021)

Kesin olan şu ki; yalnızca bu dünyadaki hayatta kazanılan sevgi Allah’ı herşeyi kapsayan gerçeğinde sevebilir. Hz. Adem’in iki nedenle aşağıdaki dünyaya gitmesi gerekti: dünyada cenneti elde etmek ve aşkın Adem’i olmak. Aşka karşılık olarak Adem bize kraliyetler, taçlar, saraylar ve bahçeler verdi. O cennetin harikalarını bıraktı ve öğrenen bir köle, alçakgönüllü bir öğrenci, gözleri yaşlı bir hayran, samimi bir arayıcı, ihtiyaç sahibi bir yaratık, sohbet edilebilecek mahrem biri oldu. Kraliyetten, tahttan, taçtan kovuldu ve kalplerin kralı olma ihtiyacı ile dünyaya indi. Sarayları, ırmakları, bahçeleri bıraktı ve ilahî rahmetin sarayına girmek üzere ibadet görevlerini yerine getirenlere katılmak için aşağıya indi. Muhafaza eden Allah’ın güveninin, peygamberliğin, temsilciliğin, hizmetkârlığın, köleliğin, aşkın onurunu kazanmak için muazzamlıktan, coşkudan, gururdan, zaferden, egemenlikten, yükselmeden kovuldu. Cennetten, güzellikten, birlikten, meleksi varlıklardan, harikalardan kovuldu ve hayal kırıklıklarının, yakıcı arama tutkusunun, aşkın sıcaklığının dünyasına girdi. Mahremin cennetine karşılık resmi cenneti terketti. Adem cennette zaferdeki, kraliyetteki, kuvvetteki, liderlikteki yansımasını gördü. Dünyada yoksulluktaki, hiçlikteki, yetersizlikteki, kusurlardaki, noksanlardaki yansımasını gördü. Ahmed Samani “Allah dramayı sahneledi, böylece O’nun yarattıkları farkındalık meyvesini biçebilecek ve tam mutluluğa ulaşabileceklerdi.” “Adem’i ilgisizlik tahtından aşağıya, ihtiyaç dünyasına indirmek istiyoruz - aşkın sırrını belirgin kılmak istiyoruz.” dedi. Adem kusursuz davranışı ile insanın dünyadaki hayatının gerçekten de eğitici olduğunu kanıtlar. Allah insanı insanî yükselmenin, onurun ve gururun güzelliğini kazanması için eğitir. O insanı bu dünyadaki hayatta aşkın kusursuzluğu için eğitir.

Hz. Adem cennette kraldı ama ihtiyaçları, özlemleri, hasretleri kesinlikle kaybolmamıştı. Hz. Adem’in sırrı, O’nun Allah ihtiyacının kendi hiçliğinden, yaptığı hatalardan, günahlarından, kendi kusurlarından beslenmiş olmasındadır. Yaratıcısının büyüklüğü, kudreti ve haşmeti karşısında kendi yetersizliğini, zayıflığını, çaresizliğini gördü. Allah’a olan aşkından dolayı utanç ve tevazu hissetti. Dolayısıyla, Hz. Adem’in bütün çocukları, tüm insanlık onun varlığının sırrını paylaşmalıdır; kendimizi bir hiç olarak görmeliyiz. Ahmed Samani; “Yoksulluk olan öğretmen aşkın bütün alfabesini yazacaktır. Adem kraldı ama yoksulluğu yok olmadı” dedi.

Sonuçta öteki dünyadan bu hikâyeleri dinleyince, öteki dünyanın tatlılığının ve güzelliğinin tadını alınca, uykulu ve yorgun yüzümüze atılan bu tokatla uyandırılınca, kuruyan dudaklarımızla hayat suyunun katıksız akıntıları olduğunu duyunca, ilahî farkındalığın küçücük bir parçasını tadınca her şey değişecek. Rumi’nin kendi cehaletinin hapishanesinde uyanmaya başlayan bir adam hakkındaki sözleri:“Kalbine bir ateş düşecek, çünkü şöyle söyleyecek; “Bu dünyada böyle şeyler var ve ben henüz canlıyken mezara gömüldüm.” Hapishanede haykırarak orada bulunanlara şunları söyleyecek; “Hey insanlar! Bunların fani olduğunu bilin! Ayağa kalkın, semavî dünyaya yolculuk yapın! Sizin iskeletinizde ruh kusursuzluğa ulaştı, siz hâlâ yok olan gövdenizden bahsediyorsunuz. İsa karşınızda duruyor, fakat aptal kalbiniz onun eşeğinin toynaklarına hizmet etmeye karar veriyor! Hey saf ruhlar! Daha ne kadar çöp ve cehennemlikler gibi bu toz yığınlarında yaşayacaksınız? İyi şans trompeti bir süre önce üflendi; yaşamak için doğan sizler, başınızı bu tozdan kaldırın! (MS 28)

Hayattayken gömülmek demek bu dünyada yaşarken ruhen ölmek demektir. Allah’ın cehaletten ve gafletten uyandırmayı seçtiği kişi kim olursa olsun tek seçeneği bu dünyada cehaletin karanlık mezarında gömülen insanlardan biri olduğu için bağırmak, ağlamak, şikayet etmek olacaktır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...