Jump to content

Meme Kanserinin Tedavisi,Kol Ödemi ve Meme Kanserli Hastaların Takibi...


Renan
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

ÖNSÖZ

 

Değerli Kadınlarımız,

 

Meme kanseri, sürekli duyduğunuz gibi kadınların en sık karşılaşılan tümörüdür. Bu sıklığına rağmen, tarama mamografisi ve etkili bir tedavi ile tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır. Meme kanseri tanısı konulduğu zaman, moralinizin aşırı bir şekilde bozulması ve neden ben diye sormanız normaldir. Ancak, unutmayınız ki bu hastalık tedavi edilebilir ve yaşamınıza kaldığınız yerden sağlıklı bir şekilde devam edebilirsiniz.

 

Meme kanseri tanısı konulduğunda ilk yapılacak olan, bu hastalıkla ilgili araştırmaların, ameliyatların ve diğer tedavilerin en fazla yapıldığı, yeniliklerin uygulandığı meme merkezlerine ve bu konuyla ilgili uzmanlara ulaşmaktır. Meme kanserinin tanı ve tedavisinde deneyimli uzmanlar her yıl yüzlerce meme kanserli hastayı muayene, tedavi ve takip etmektedirler.

 

Meme kanseri tedavisi, cerrahi ve plastik cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve hormonoterapi ile zaman alan bir süreçtir. Bu süre bazen aylar alabilir. Tedavi sırasında psikolojik sorunlarla ve tedavilerin yan etkileri ile karşılaşabilirsiniz. Ancak bu süreyi, iradenizle, sabırla ve size destek olan eşiniz, doktorunuz, akrabalarınız ve arkadaşlarınız ile çok rahat bir şekilde geçirebileceksiniz. Ülkemizde, insanlar arasındaki dayanışma ve yardımlaşma arzusu ve gayreti batı toplumlarından çok daha fazladır. Ancak, çevrenizdeki bazı bilinçsiz insanlar istemeden de olsa moralinizi bozabilirler. Bu nedenle hastalığınızı ve problemlerinizi sadece sizin yanınızdaki yakınlarınız ve doktorunuzla paylaşın.

 

Tedavi süresinde ve sonrasında, yaşama yeniden başlayacağınızı düşünün. Stresle mücadele etmesini öğrenin, karşılaştığınız problemleri çok fazla önemsemeyiniz. Sevmediğiniz konulardan, olaylardan uzak kalmaya çalışınız. Günlük yaşamınız içerisine en az 1 saatlik egzersizi ilave ediniz. Bu yürüyüş, yüzme, aerobik vs. olabilir. Kendinize müzik, resim, seyahatler, yoga gibi hobiler edinin. Var olan hobilerinizi ve yeteneklerinizi geliştirin. Her şeye rağmen kendiniz ve çevreniz için sağlıklı olmaya, mutlu olmaya çalışın. Doktorunuz her zaman, her probleminizde yanınızda olacaktır. Bu dönemi çok hızlı ve başarılı bir şekilde geçirmenizi diliyorum.

 

Saygılarımla,

 

Prof.Dr.Vahit Özmen

Ulusal Kanser Danışma kurulu Üyesi

Meme Kanseri Erken Tanı ve Tarama Kurulu Başkanı

 

1.MEME KANSERİNİN TEDAVİSİ

Meme kanseri, erken tanı ve etkin bir tedavi ile tamamen iyileşebilen bir hastalıktır. Ancak, erken tanı için kadınların yukarıda düzenli olarak kendi kendilerini muayene etmeleri, meme cerrahına muayenelerini yaptırmaları, meme cerrahının önereceği röntgen merkezlerinde meme radyolojisi uzmanları tarafından tetkiklerinin ve meme kanseri konusunda uzman olan hekimler tarafından tedavi ve takiplerinin yapılması gerekir.

 

Meme kanseri konusunda her ay çok sayıda dergi ve kitap yayımlanmakta, kurslar ve kongreler düzenlenmektedir. Tanı ve tedavi sürekli olarak yenilenmekte ve uzmanlar bilgilerini yenilemek zorunda kalmaktadırlar. Bir uzmanın farklı organlardaki farklı kanserlerin tüm özelliklerini bilmesi mümkün değildir. Ancak, meme konusunda uzman olan bir hekim, sağlıklı ve etkili bir tedavi uygulayabilir. Meme kanseri tedavisi, meme konusunda deneyimli uzmanlık alanlarının birlikte çalışmaları ile başarıya ulaşabilir.

 

Meme kanserinin tanı ve tedavisinden sorumlu uzmanlar hangileridir?

Meme Radyolojisi Uzmanı

Memenin filmi (mamografi), ultrasonografisi, EMAR’ı gibi konularda özel bir eğitim almış ve kendini yetiştirmiş olmalıdır. Meme kanseri konusunda yılda binlerce mamografi, ultrasonografi ve meme EMARI’ını çeken ve değerlendiren radyoloji uzmanıdır. Çekilen filmin kalitesini düzelterek, içeriğini en doğru bir şekilde yorumlamaya çalışır. Gerektiğinde filmdeki şüpheli bölgeleri büyütür, mamografiye ultrasonografi veya EMAR’ı ekler. Meme cerrahını yapılacak olan ameliyat konusunda aydınlatır. Hastaların tedavi sonrası gerekli olan tetkiklerini yaparak, meme cerrahına yönlendirir.

 

Meme Cerrahisi Uzmanı (Meme Cerrahi Onkoloğu)

Genel cerrahi uzmanı olduktan sonra, özellikle meme kanseri konusunda eğitim almış, kendini geliştirmiş, her yıl yüzlerce meme kanserli hastayı değerlendiren, ameliyat ve takip eden uzmandır. Bu konuda çok sayıda araştırma yapmış, makale ve kitap yazmış, konferanslar vermiş olması gerekir. Meme kanserinin tanı ve diğer tedavileri konusunda mutlaka temel bir bilgiye sahip olmalıdır. Meme kanserli hastayı ilk muayene eden, genellikle ilk tedavisini yapan ve tedaviler tamamlandıktan sonra kontrollerini yapan, hastanın esas doktorudur.

 

Meme Patolojisi Uzmanı (Meme Patoloğu)

Meme kanserinde çok sayıda farklı hücre ve dokular bulunmaktadır. Teşhis koymak için bazen iğne ile alınan az sayıdaki hücreyi (Sitoloji) değerlendirmek gerekebilir. Ameliyat sırasında çıkarılan dokuların ve işaretlenmiş sınırlarının, lenf bezlerinin değerlendirilmesi (Frozen tanısı), ameliyat sonrası yeni kesitlerle incelemeler, meme kanseri konusunda deneyimli ve bu işlemleri binlerce yapmış olan meme patolojisi uzmanlarının görevi olmalıdır. Bu uzmanlar, yapılacak tüm tedavileri yönlendirecek bazı özel testleri (reseptörlerin tayini vs.) de gerçekleştirirler.

 

Meme Medikal Onkoloğu (Meme Kemoterapisi Uzmanı)

Meme kanserli hastaların çoğunda kemoterapi verilmektedir. Bu tedavi sırasında genellikle birden fazla ilaç daha çok damar yoluyla hastaya uygulanır. Tedavideki sürekli gelişmeler, meme kanseri üzerinde uzmanlaşmış meme onkoloji uzmanlarını gerektirmektedir. Tedavi öncesi hastaların bilgilendirilmesi ve ilaçların belirlenmesi, tedaviye bağlı komplikasyonların önlenmesi ve tedavisi bu uzmanların görevidir.

 

Meme Radyasyon Onkoloğu (Meme Radyoterapisi Uzmanı)

Meme kanseri tanısı konulan bazı hastalarda radyasyon (ışın) tedavisi de gerekli olmaktadır. Memesi ameliyat sırasında alınmayan kadınların tümüne radyoterapi gereklidir. Memesi alınan kadınların bazıları da radyoterapi alabilir. Radyasyon tedavisinin, meme kanseri konusunda tecrübeli, tedavi sırasındaki yan etkileri bilen ve tedavi edebilen bir uzmanca (Meme Radyasyon Onkoloğu) yapılması gerekir.

 

Bu esas uzmanlıkların dışında; plastik ve rekonstrüktif cerrahi uzmanı, psikolog, psikiyatri uzmanı, fizyoterapist, moleküler biyoloji uzmanı, nükleer tıp uzmanı gibi uzmanlar tanıda, tedavide ve komplikasyonların önlenmesinde çok önemli katkılar sağlamaktadır.

 

Meme Kanserinin Cerrahi Tedavisi

Erken evre meme kanserinde, tanı konulduktan sonra ilk uygulanan tedavi cerrahi tedavidir. Meme Cerrahı, hastayı muayene ettikten sonra gerekli olan tetkikleri ister. Bazen hasta tetkikleri yapıldıktan sonra gelmektedir. Bu tetkikler kalitesiz veya yetersiz bulunabilir. Yeni bir mamografi, ultrasonografi, bazen EMAR istenebilir. Zorunlu olan durumlarda kısa sürede iki defa mamografi çekilebilir, çekilen film büyütülebilir. Verilen radyasyonun dozu az olup, çekilecek filmin yararı daha fazladır. Tümör ele geliyor ise, cerrah ince bir iğne ile veya otomatik bir alet ile (tru-cut) bir miktar doku alarak patoloji uzmanına gönderir ve kesin teşhisin mikroskopla konulmasını sağlar. Bazen tümör muayene sırasında ele gelmeyecek kadar küçük olabilir. Bu tümörler mamografi, ultrason veya EMAR’da fark ediliyor olabilir. Bu takdirde Meme Radyolojisi Uzmanı, röntgen merkezinde bu yöntemleri kullanarak tümörden iğne ile bir parça alarak patoloji uzmanına gönderir. Eğer sonuç meme kanseri olarak alınır ise; bu takdirde bu ele gelmeyen kitle yine radyoloji uzmanı tarafından işaretlenir ve meme cerrahı tarafından ameliyathanede çıkarılarak filmi çekilir ve patolojiye gönderilir.

 

Meme Kanserli Hastaların Ameliyat Öncesi Hazırlığı

Meme kanserli hastaların, meme kanseri konusunda deneyimli meme radyolojisi, cerrahisi ve patolojisi uzmanının bulunduğu merkezlerde ameliyat olmaları gerekrir. Hastalar genel anestezi açısından dahiliye, kardiyoloji ve anestezi uzmanları tarafından değerlendirilirler. Erken evre meme kanseri tanısı konulan hastalara ameliyattan önce, kan sayımı, karaciğer enzimleri, tümör belirteçleri (CA 15-3, CEA) gibi biyokimyasal tetkikler yapılır, akciğer grafisi çekilir. Daha ileri kanseri olduğu düşünülen hastalarda; karaciğer ultrasonografisi, bilgisayarlı karın ve göğüs tomografisi, kemik sintigrafisi, tümör belirteçleri (CA 15-3, CEA) ve bazen PET(Pozitron Emisyon Tomografisi) gibi ileri tetkiklere ihtiyaç vardır.

 

Memenin Korunduğu Ameliyatlar (Meme Koruyucu Cerrahi)

Meme koruyucu ameliyatların yapılabilmesi, meme konusunda yılda yüzlerce meme kanseri ameliyatı yapan meme cerrahı, meme radyolojisi uzmanı ve meme patolojisi uzmanının birlikte organize çalışmalarıyla mümkün olabilmektedir.

 

Meme kanseri tanısı konulan hastalarda, meme cerrahı muayene ve tetkikleri değerlendirdikten sonra, memenin alınıp alınmaması konusunda kararını verir. Bu kararını hasta ile paylaşır. Ameliyat öncesi alınan karar, ameliyat sırasında çıkarılan tümör patologla beraber değerlendirilerek kesinleştirilir. Çok az sayıdaki hastada karar vermek için ameliyat sonrası patolojik değerlendirmelerin sonucunu beklemek gerekebilir.

 

Memenin korunabilmesi için gerekli olan şartlar:

1.Hastanın memesinin korunmasını istemesi

2.Aynı memenin diğer kadranlarında başka bir kanser odağı olmaması

3.Hastanın radyoterapi (ışın tedavisi) almasına bir engel olmaması

4.Kanserin memeden tamamen temizlenmiş olması

5.Kanserli doku çıkarıldıktan sonra kalan meme dokusunun estetik görüntüsünün kabul edilebilecek görünümde olması.

 

Memeyi Koruyucu Ameliyat Nasıl Yapılır?

Memedeki tümörün üzerinden yarım ay tarzında kesi yapılarak kitleye ulaşılır. Etrafındaki sağlıklı dokulardan da bir miktar alınarak tümör çıkarılır. Çıkarılan dokular, ameliyathanede bulunan meme patolojisi uzmanı ile birlikte kesilerek tümörün tam çıkarılıp çıkarılmadığına karar verilir. Patolog, mikroskopta bakarak kararını kesinleştirir. Eğer kanser etrafındaki sağlıklı dokularla tam olarak çıkarılmış ise, kanama kontrolü yapılır ve tümörün çıkarıldığı boşluğa metal klipsler (titanyum) konulur. Bu metal klipsler daha sonra bu alana ışın tedavisi verilmesini kolaylaştırır. Bunlar vücudunuzda kalacağı için, daha sonra çekilen meme ve akciğer filminde de görülebilir. Bu nedenle telaşa kapılmamak gerekir. Deri altı dokusu ve deri dikilir ve üzeri ince bantlarla (strip) kapatılır. Deri, sonradan eriyen dikişlerle içeriden kapatıldığı için, sonradan dikiş alınmasına gerek yoktur. Hasta ertesi günü ameliyat yerindeki pansumanını kaldırır ve striple yapıştırılmış yara yeri açıkta bırakılır. Hemen banyo yapabilir. Tümörün çıkarıldığı boşlukta öncelikle kan ve serum birikecektir. Daha sonra vücut bu boşluğu tamir etmeye başlayacaktır. Bazen hastalar hareket sırasında bu alanda bir çalkantı sesi duyabilirler. Bu nedenle, hastalarımıza ameliyattan hemen sonra destekli sıkı sütyen giymelerini önermekteyiz. Hastalar ameliyat oldukları günün akşamı veya ertesi günü taburcu edilebilirler. Daha sonra kontrole gelirler. Ameliyat sonrası ağrı azdır ve parasetemol grubu ağrı kesiciler yeterli olmaktadır. Ameliyat alanındaki aşırı şişkinlik, akıntı ve kızarıklık durumunda ameliyatı yapan doktorlarını aramalıdırlar.

 

Koltuk Altının Değerlendirilmesi

Meme kanserinde tümör hücrelerinin genellikle ilk ulaştıkları yer, aynı taraftaki koltuk altı lenf bezleridir. Ameliyattan önce yapılan değerlendirmelerde bu bölgede büyümüş lenf bezi var ise, memedeki tümör çıkarıldıktan sonra bu lenf bezleri de buraya yapılan ayrı bir kesi ile çıkarılır ve değerlendirilmesi için patoloji uzmanına verilir. Ameliyatta ortalama 10 tane lenf bezinin çıkarılması yeterlidir. Bu lenf bezlerine mikroskopik olarak yayılım var ise, bu hastalığın tedavi şeklini belirlememize yardımcı olur. Lenf bezlerinin çıkarıldığı boşluğa, burada birikecek lenf sıvısı, serum ve kanı dışarıya akıtacak bir silikon tüp (diren) konularak ucu dışarıya alınır ve toplanacığı negatif basınç (vakum) uygulanabilecek bir torbaya bağlanır. Hastalar bu direnle taburcu edilirler. Hastayı evinde takip edebilecek yakınına biriken sıvıyı 24 saatte bir ölçerek dökmesi öğretilir. Bu miktar, 24 saat içerisinde 30 ml.nin altına düştüğünde hasta doktoruna gelir ve diren çıkarılır. Diren pansumanı üzerine yapıştırılacak bir koruyucu sayesinde hastalar ameliyatlarının ertesi gün duş alabilirler.

 

Koltuk Altı Lenf Bezleri Alındıktan sonra ne gibi komplikasyonlar görülebilir?

Koltuk altı lenf bezleri çıkarıldıktan sonra, kol iç kısmında uyuşukluk ve duyu kaybı, omuzda hareket kısıtlılığı ortaya çıkabilir. Bu yakınmalar zamanla azalır ve kaybolabilir. Ameliyattan hemen sonra o taraftaki kolunuzu günlük ihtiyaçlarınız için (yemek yeme, saç tarama gibi) kullanabilirsiniz. Kol ve omuz hareketlerinizi, koltuk altına alınan konulan diren alındıktan sonra istediğiniz gibi yapabilirsiniz. Kolunuzu bir duvar üzerinde en yüksek bir noktaya ulaşıncaya kadar yukarıya kaldırınız, buraya bir işaret koyunuz ve bu hareketi günde 4-5 defa tekrarlayınız. Kolunuzu hergün bu işaretli yerin biraz daha yukarısına çıkarmaya çalışınız. Omuzunuzu öne ve arkaya doğru çevirerek hareket ettiriniz. Kol ve omuz hareketlerinizin eski düzeyine kavuşması için düzenli olarak hareketlerinizi yapınız. Yüzme bu amaçla yapılabilecek en iyi spordur.

 

Koltuk Altındaki Tüm Lenf Bezleri Alınmayabilir mi?

Meme kanseri tanısı konulan hastaların muayenesi ve tetkiklerinde koltuk altı lenf bezlerinde büyüme saptanmamış ise, bu hastalara son 10 yıldır uyguladığımız ve deneyim gerektiren bir yöntem uygulanmaktadır. Bekçi lenf bezi biyopsisi (sentinel lenf nodülü biyopsisi) adı verilen bu yöntemde amaç, memedeki tümörden giden lenf kanallarının koltuk altında ilk ulaştığı lenf bezi veya bezlerini bularak çıkarmak ve bunları ameliyat sırasında patolojik olarak değerlendirmektir. Eğer lenf bezinde kanser hücresi yok ise, hastalığın koltuk altına ulaşmadığına karar verilerek diğer lenf bezleri çıkarılmaz. Aksi söz konusu ise, yani çıkarılmış lenf bezinde kanser hücresi var ise, koltuk altındaki diğer lenf bezleri de aynı anda çıkarılır. Bazen ameliyat sırasında buna karara verilemeyebilir. Bu takdirde hastaya kısa bir süre sonra yapılacak küçük bir cerrahi girişimle diğer lenf bezleri çıkarılır.

 

Bekçi lenf bezi biyopsisi (sentinel lenf nodülü biyopsisi), iki şekilde yapılabilmektedir. En sık kullandığımız mavi boya yönteminde, mavi boya meme derisi altına verilerek bunun koltuk altına ulaşması için 4-5 dakika beklenir. Daha sonra koltuk altı kesisi ile mavi boyanın gittiği mavi kanal ve maviye boyanmış lenf bezi bulunarak çıkarılır. Diğer yöntemde ise, ameliyat öncesi tümörlü memeye radyoaktif madde (radyoizotop) verilerek, ameliyat sırasında özel bir aletle bu maddenin en yoğun olarak toplandığı lenf bezi bulunarak çıkarılır. Bazen bu iki yöntem birlikte uygulanabilir. Mavi boya, ameliyattan sonra idrar ve dışkı ile atılacağından bunların rengi maviye boyanabilir. Hastalar korkmamalıdırlar. Mavi boyanın verildiği yerlerde mavi renkli bir sertlik olabilir, bu uzun sürebilir. Doktorunuz gerekli önlemleri ve tedavisini size söyleyecektir.

 

Memenin yerinde bırakılması hastalığın tekrarını kolaylaştırır mı?

Son 30 yılda yapılan çalışmalar ve bizim tecrübelerimiz, deneyimli meme merkezlerinde meme uzmanları tarafından yapılan meme koruyucu tedavilerin memenin alındığı ameliyatlardan farklı sonuçlar vermediğini göstermektedir. Hastaların uzun süreli takiplerinde yaşam süreleri bakımından iki hasta grubu arasında hiç fark yoktur. Burada önemli olan uygun hastaların seçilmesi ve tedavilerinin bu konuda deneyimli uzmanlarca yapılmasıdır.

 

Memenin alınmasının zorunlu olduğu ameliyatlar (Mastektomi)

Hastalığın memede birden fazla yerde olması, tümörün büyük olması, hastanın arzusu, radyasyon verilememesi durumlarında meme cerrahınız memenizin alınmasına karar verebilir. Öncelikle önemli olan şeyin sizin sağlıklı ve uzun yaşamanız olduğunu unutmayınız. Biraz sonra sözünü edeceğimiz gibi, size aynı seansta yeni bir meme de yapılabilir. Bu ameliyat sırasında, meme dokusu arkasındaki örtü (pektoral fasya) ve eğer yayılım (metastaz) var ise, koltuk altı lenf bezleri birlikte çıkarılırlar. Memenin çıkarıldığı alandaki deri altına ve koltuk altına iki ayrı diren konularak uçları dışarı alınır ve negatif basınçlı pompalara bağlanır. Hastalar ameliyatın ertesi günü taburcu edilirler. Direnlerin ayrı ayrı 24 saatte bir defa hasta yakını tarafından boşaltılması ve toplanan miktarların kaydedilmesi gerekir. Bu miktar 24 saatte 30ml’nin altına düştüğünde doktorunuz tarafından alınacaktır. Bu süre genellikle 5-7 gün kadar olmaktadır.

 

Memenin alınmasının gerekli olduğu durumlarda, aynı seansta yeni bir meme yapılabilir mi?

Bazen meme başı ve meme derisi korunarak, bazen de sadece meme derisi korunarak meme dokusu çıkarılabilmektedir. Bu durumlarda, meme konusunda deneyimli bir plastik cerrahi uzmanı tarafından ya silikon protez ya da hastanın sırtı veya karnındaki kaslar kullanılarak yeni bir meme yapılabilmektedir. Bu ameliyatın yapılabileceği hastalar, meme cerrahı ve plastik cerrahi uzmanı tarafından ameliyattan önce titizlikle seçilmeli ve yapılabilecek ameliyat hastaya detaylı olarak anlatılmalıdır. Meme başı alınan hastalara daha sonra yeni bir girişim ile meme başı ve çevresi yapılır. Memenin yeniden yapılması ve istenen estetik görünümü alması bazen birkaç işlem gerektirebilir. Hastaların bu konuda sabırlı olmaları gerekir. Ameliyat sırasında gerekiyor ise, diğer meme üzerinde de estetik bir düzeltme (küçültme veya büyütme) yapılabilir.

 

Memenin alınmasının gerekli olduğu durumlarda, daha sonra yeni bir meme yapılabilir mi?

Meme kanseri ameliyatı sırasında yeni bir meme yapılması mümkün olmayabilir. Bu durumda dış protezleri içeren sütyenler ameliyattan 3-4 hafta sonra kullanılmaya başlanabilir. Bu sırada gerekli olan kemoterapi, radyoterapi gibi tedaviler tamamlanır. Eğer hastalar bu boşluğu bir estetik girişimle dolduracak yeni bir memeye sahip olmak isterlerse, takiplerini yapan meme cerrahı ve plastik cerrahi uzmanı ile birlikte değerlendirilerek yeni cerrahi girişim planlanır. Memenin alındığı durumlarda, memenin arkasındaki kaslar yerinde bırakılmaktadır. Meme alındıktan 6-8 ay sonra, bu kaslar arasına silikon protez konularak veya hastanın karın duvarı veya sırtındaki kaslar kullanılarak yeni bir meme yapılabilir.

 

Meme kanserinde ilaçla tedavi (Kemoterapi)

Meme kanseri tanısı konulan hastalarda, tümör hücrelerinin uzak organlara gitme ihtimali (uzak metastaz) vardır. Bu durum, bugün elimizdeki mevcut tanı yöntemleri ile fark edilemeyebilir. Tedavinin tamamlanabilmesi için, bu olası hücrelerin de adjuvan=destekleyici kemoterapi ile yok edilmesi gerekir. Bu amaçla, meme kanseri tanısı ile ameliyatı yapılan hastalarda, çıkarılan dokuların tetkiklerinin sonuçlarına göre, ilaçla tedavi yapılıp yapılmayacağına karar verilir. Bu tetkikler, tümörün çapı, koltuk altı lenf bezlerinin tutulup tutulmaması, hormon reseptörleri vs. gibi çok sayıdaki faktörleri içermektedir. Kemoterapi kararı, meme kanseri konusunda yukarıda sözü edilen uzmanların katıldığı bir toplantıda (meme kanseri konseyi) verilir. Kemoterapi, meme kanseri konusunda deneyimli medikal onkoloji uzmanı tarafından genellikle 3 haftada bir tekrarlanır. Tedavi sırasında, ameliyatlı olmayan taraftaki kolun toplardamarı kullanılır. Ancak, verilen ilaçlara bağlı olarak bu damarlarda sertleşme, kızarıklık ve tıkanıklık (tromboflebit) olabilir. Bu nedenle, uzun süren tedavilerde köprücük kemiğinin altındaki uygun bir yerden deri altına bir alet (port) ameliyathanede yerleştirilir. Buna bağlı olan tüp kalbe yakın ana toplardamarın (vena cava superior) içerisindedir. Port, deriden kolayca hissedilerek özel ince bir iğne ile buraya girilir ve daha sonra medikal onkolog tarafından hazırlanan 2 veya 3 ilaç karışımını bulunduran özel tedavi sıvısı birkaç saat içerisinde buradan dolaşıma verilir. Tedavi, genellikle 4 veya 6 seans (4X3=12 veya 6X3=24 hafta ) olur. Bazı özel durumlarda, daha uzun süreli ve her hafta tekrarlanan tedavi gerekebilir. Bu tedaviler sırasında hastaneye yatmanıza gerek yoktur. Tedaviniz yapılırken, diğer hastalarla hastalığınızla ve onun hastalığı ile ilgili konuları kesinlikle konuşmayınız. Aynı hastalık, her hastada farklı seyredebilir ve farklı tedaviler gerekebilir. Duyduğunuz eksik, yanlış ve arzu etmediğiniz şeyler moralinizi bozabilir.

 

Kemoterapinin Komplikasyonları (yan etkileri) nelerdir?

Kemoterapinin bazı hastalarda çok az, bazı hastalarda daha fazla görülen yan etkileri olabilir. Bulantı, kusma, halsizlik, ağız kuruluğu ve iştahsızlık en sık karşılaşılan problemlerdir. Hoşa gitmeyen yemek kokularından kurtulmak için, daha çok kokusuz, kuru ve soğuk yiyecekleri tercih ediniz. Gün içinde daha sık ve az yemek yiyiniz. Yemekleriniz pirinç, şehriye çorbası, patates püresi, yağsız et ve tavuk suyu, haşlanmış sebzeleri içermelidir. Küçük yudumlarla çok sıvı alınız. Daha fazla su, açık çay, ıhlamur, yeşil çay, nane, papatya çayı gibi içecekleri tercih ediniz. Kızartılmış, yağlı, gaz yapıcı ve baharatlı yiyeceklerden kaçınınız. Saç dökülmesi, hastaların en çok arzu etmediği yan etkidir. Ancak, genellikle tedaviden 10-15 gün sonra dökülmeye başlayan saçlarınızın, tedavi bittikten kısa bir süre sonra yeniden çıkacağını unutmayınız. Hastalarımıza saçlar dökülmeye başladığında saçlarını çok kısa kestirerek, önceden yaptırdıkları peruğu saçları yeniden çıkıncaya kadar kullanmalarını önermekteyiz. Bulantı ve kusmaların önlenmesi için doktorunuz size bazı ilaçlar önerecektir.

 

Kemoterapinin bir diğer komplikasyonu da, kemik iliğini etkileyerek özellikle akyuvarların sayısını azaltmasıdır. Bu nedenle her tedavi öncesi kan sayımı yapılmalıdır. Akyuvar sayısı çok azaldığında, kemoterapiye ara verilerek özel ilaçlarla sayının artması sağlanır. Tedavi sırasında kan verilmesi de gerekebilir.

 

Meme kanseri tanısı konulan hastalarda ameliyatdan önce kemoterapi yapılabilir mi?

Meme kanseri tanısı konulan seçilmiş bazı hastalarda, kemoterapi (destekleyici ilaç tedavisi) ameliyattan önce, 3 veya 4 defa verilerek, kanserli dokuların küçülmesi ve ameliyatın daha kolay yapılabilmesi sağlanabilir. Bu sayede verilen ilaçların etkili olup olmadığı da anlaşılabilir. Ameliyetınızın yapılması, bu tedavi bittikten sonra (10-12 hafta) mümkün olabilecektir. Yapılan muayene ve tetkiklerinde, tümör çapı büyük olan, deriyi tutmuş veya koltuk altında büyük lenf bezleri saptanan kadınlarda bu tedaviyi tercih etmekteyiz.

 

Meme kanserinin radyasyonla (ışın) tedavisi

Meme kanseri tanısı ile ameliyat edilen ve memesi alınmayan hastaların tümüne radyoterapi (ışın) verilmektedir. Amaç, ameliyatlı memenin diğer kadranlarında mevcut olabilecek tümör hücrelerinin de yok edilmesi ve aynı memede hastalığın daha sonra tekrar etme ihtimalini azaltmaktır. Bu tedavi, haftanın 5 günü yapılır, yaklaşık 7 hafta devam eder ve ayaktan uygulanır. Tedaviden önce ışın alanı, kolay çıkmayan boyalı kalemle çizilir. Tedavinin uzun sürmesi size sıkıcı gelebilir, ancak kolayca tamamlayabileceğinizi unutmayınız. Işın tedavisine, kemoterapi verilecekse kemoterapi bittikten sonra, kemoterapi almayan hastalarda ameliyattan sonraki 2-3 ay içerisinde başlanır. Tedavi yapılan bölgede kızarıklık, pullanma, şişme çok nadiren yara oluşabilir. Bu yan etkiler, özellikle sıcak yaz aylarında daha fazla görülür. Hastalarda halsizlik ve yorgunluk hissi olabilir. Tedaviyi sabahları yaptırmaya çalışınız, daha sonra 1-2 saat dinlenip, yürüyüş yaparak rahatlayınız. Tedavi alanında uygulanmak üzere gerekli pudra ve kremlerin reçetelerini radyasyon uzmanınızdan alınız. Derideki değişiklikler hafifleyinceye kadar, ılık su ve özel vücut losyonları ile duş alınız. Derinizi tahriş edebilecek losyon, krem, şampuanlar, plaster, romatizma kremleri kullanmayınız. Bu bölgeye masaj yaptırmayınız. Çok sıkı ve sentetik sütyenler yerine memeyi hafifçe destekleyici ve pamuklu sütyenler kullanınız. Işın tedavisi sırasında, A,E ve C vitaminlerini içeren beslenme rejimi uygulayın, bol meyve ve sebze yiyiniz. Bu tedaviden sonra, vücudunuzun bu bölgelerinin güneş ışınlarından korunması gerekir. Bu konuyu uzmanınıza sorunuz .

 

Memesi alınan hastalarda ışın tedavisi gerekli midir?

Memesi alınan bazı hastalarda, göğüs duvarı ve lenf nodüllerinin bulunduğu alanlara ışın tedavisi verilmesi gerekir. Radyasyon tedavisi uzmanınız bu tedavinin süresi ve yan etkileri konusunda sizi aydınlatacaktır.

 

Meme kanserinde hormon tedavisi (Hormonoterapi)

Meme kanserinin meydana gelmesinde kadınlık hormonlarının (östrojen ve progesteron) rolü olduğu bilinmektedir. Bu hastalarda yeniden hormon tedavisinin uygulanması, bu konuyu bilmeyenlere çelişkili gelmektedir. Aslında bu tedavi bir anti-hormon tedavidir. Bazı hastalarda (meme kanserli hastaların 2/3’ü), kanser hücreleri üzerinde östrojen ve progesteron hormonlarının alıcıları (reseptör) vardır. Bu alıcılar kan dolaşımındaki hormonlarla uyarılarak yeniden meme kanseri oluşmasına neden olur. Bu nedenle tümör hücrelerinde reseptörleri pozitif olan hastalarda, östrojen hormonunun etkisini ortadan kaldırıcı tedavilere gereksinim vardır.

 

Adet gören kadınlarda (premenapozal=menapoza girmemiş), vücudun en önemli östrojen kaynağı yumurtalardır (overler). Meme kanserli ve reseptörü pozitif olup, adet gören bu kadınların bazılarında 3 yıl süre ile geçici olarak, ayda bir veya üç ayda bir defa karından yapılan iğnelerle adetlergeçici olarak kesilir. Ayrıca, ağızdan beş yıl süre ile verilen bir ilaçla (tamoksifen) hastalığın aynı meme veya diğer memede tekrarı önlenmeye çalışılır. Tamoksifeni, günde 2 defa (2X10 mg) veya 1 defa (1X20mg) alabilirsiniz. Bu ilacın 2 tane önemli yan etkisi vardır. Bunlardan birincisi 3-4/10.000 gibi çok düşük sıklıkta görülebilen rahim kanseridir. Bundan korunmak için kadınların 6 ayda bir jinekolojik muayeneleri ve rahim iç tabakası (endometriyum) kalınlığını ultrasonla ölçtürmeleri gerekir. Gerektiğinde kadın doğum uzmanınız rahimden parça alabilecek veya rahimi alıcı ameliyat yapabilecektir. İlacın 2. yan etkisi ise, kan dolaşımında yavaşlama ve kanın koyulaşması, vücutta pıhtılaşma olasılığıdır. Doktorunuz bunu önlemek için gerektiğinde size kan sulandırıcı ilaçlar (aspirin, plaviks gibi) verebilecektir.

 

Adet görmeyen ve hormon reseptörü pozitif olan kadınlarda ise, yine 5 yıl süre ile östrojen reseptörlerini tutan tamoksifen veya böbreküstü bezi aracılığı ile östrojen yapımını engelleyen aromataz inhibitörü denilen nispeten daha yeni bir ilaç kullanılmaktadır. Aromataz inhibitörlerinin tamoksifene göre daha az yan etkileri vardır. Ancak bunlar biraz daha pahalıdırlar. Bazı çalışmalar, 2-3 yıl tamoksifen kullanıldıktan sonra aromataz inhibitörü ilaca geçilmesinin daha faydalı olduğunu göstermektedir.

 

Meme kanserinde hormon tedavisi (anti-hormon tedavi), kemoterapi bittikten sonra başlar ve 5 yıl süre ile devam eder. Anti-hormon tedavisi sırasında özellikle adet gören kadınlarda sıcak basması, terleme, vücutta yağlanma ve kilo alma ve kemik erimesi (osteoporoz) gibi yakınmalar ve bulgular olabilir. Kemik erimesi, menapozdaki kadınlarda da çok belirgin olarak ortaya çıkabilir ve kemiklerde kırıklarla kendini gösterebilir. Bunlara yönelik önlemleri ve ilaçları uzmanınıza sorunuz. Meme kanserli hastalarda, hastalığın tekrarlama riskini artırma olasılığından dolayı menapoz tedavisini tavsiye etmiyoruz.

 

2.KOL ÖDEMİ

El, önkol ve kolun lenf sıvısını taşıyan lenf kanallarının önemli bir kısmı koltuk altı lenf düğümlerine uğrar veya buradan geçerler. Meme kanseri ameliyatı sırasında bazı hastalarda koltuk altındaki lenf bezleri ve kanalları temizlenir. Bu nedenle, lenf sıvısının akışında yavaşlama ve duraklamalar oluşur. Bu bölgeye radyoterapi verilmesi de lenf dolaşımının bozulmasına neden olur. Bu nedenle hem koltuk altı lenf bezleri temizlenen hem de radyoterapi alan hastalarda özellikle ameliyattan sonraki ilk 5 yıl içerisinde kol ödemi olma ihtimali fazladır. Şişman hastalarda da bu risk biraz daha çoktur.

 

Günümüzde yapılan ameliyatlardaki tekniğin düzeltilmesi, hastaların daha dikkatli davranmaları ve bekçi lenf bezi yönteminin uygulanması sayesinde kol ödemi ile daha az karşılaşmaktayız. Bekçi lenf bezi yönteminin uygulanması, koltuk altı lenf bezlerinin tümünün çıkarılmasını ve kol ödemini yarıdan fazla oranda azaltmıştır.

 

Kolda lenfödem oluşmasını önlemek için, hastaların o taraftaki kollarını fazla yormamaları, yaralanmalardan, yanıklardan, böcek sokmalarından, aşırı sıcak ve soğuklardan, kol kaslarını aşırı yoracak bilinçsiz masajlardan, ağır şeylerin taşınmasından ve itilmesinden kaçınmaları gerekir. Kolu sıkacak giysiler, saat ve bilezikler kullanılmamalıdır. Ameliyatlı koldan serum takılması, iğne yapılması, kan alınması ve kan takılması yasaklanmalıdır. Bahçede ve mutfakta çalışırken koruyucu eldiven, dikiş dikerken yüksük kullanınız. Unutmayınız ki önemli olan, kol ödeminin meydana gelmemesi için dikkatli olmak ve titiz davranmak gerekir.

 

Lenf dolaşımı yavaşlayan ameliyatlı kolunuzda meydana gelen kesiler, yanıklar, böcek sokmaları sonucu bakteriler burada kolayca yerleşerek çoğalır ve iltihaplanmaya (lenfanjit) neden olurlar. Böyle bir durum söz konusu olduğundan, yaralı bölgeyi sabunlu su ile yıkayınız ve doktorunuzu arayarak bilgi veriniz. Sıklıkla yaranın düzenli pansumanı ve antibiyotik kullanmanız gerekli olacaktır.

 

Kol ödemi nasıl tedavi edilir?

Ameliyatlı kolunuzda ödem, genellikle el sırtında şişme, önkol ve kolda genişleme ile birliktedir. Kolda bir ağırlık hissi, gerginlik, duyu azalması ve parmaklarda uyuşukluk olabilir. Kol ödemini fark ettiğinizde kolunuzu boynunuza asarak dinlendirin, yatarken kolunuzun altına yastık koyarak vücudunuzdan daha yukarıya çıkarınız ve doktorunuza haber veriniz.

 

Kol ödemi tedavisini bu konuda eğitim görmüş fizyoterapistler yapmalıdır. Lenf sıvısının boşalmasını hızlandırmak için, elden başlayarak omuza doğru aşırı basınç yapmadan masaj yapılmalıdır. Böyle bir tedavi uzun sürse de (aylarca) ve oldukça başarılı olabilir. Tedaviden hemen sonra, kola bası yapan bir bandaj veya çorap uygulanabilir.

 

Çok yaygın lenf ödemlerde hastaneye yatarak tedavi başarılı olabilir. Hastanede drenajı kolaylaştıracak tedaviler birkaç hafta sürebilir, tedaviye daha sonra ayaktan devam edilir.

 

3.MEME KANSERLİ HASTALARIN TAKİBİ

Meme kanseri, tanı konulduktan ve tedaviler tamamlandıktan sonra düzenli bir takip gerektirir. Hastalığınızın takibini, size ilk tanıyı koyan ve ilk tedavinizi yapan meme cerrahisi uzmanınız yapacaktır. Cerrahınız, ameliyatınızı yapıp, direnlerinizi aldıktan sonra, size ait bir rapor hazırlayacaktır. Bu raporda, tanı yöntemleriniz, yapılan ameliyatlar, patoloji, radyoloji ve nükleer tıp ile ilgili laboratuar sonuçlarınız bulunacaktır. Raporunuzu ve laboratuar sonuçlarınızı en az 5 kopyası ile birlikte bir klasöre yerleştirerek, yaşamınız boyunca saklayınız. Bu kopyalardan bazılarını diğer tedavi yapacak uzmanlara vereceksiniz. Doktorunuz, elindeki bulguları diğer uzmanların da bulunduğu ve tüm meme kanserli hastaların tartışıldığı toplantıya (konsey) sunacaktır. Bu toplantıda, size bundan sonra uygulanacak tedaviler için karar verilecektir.

 

Toplantıda kemoterapi kararı verildiğinde cerrahınız sizi meme kemoterapisi uzmanına gönderecektir. Kemoterapiye genellikle ameliyattan 3 hafta sonra başlanır. Kemoterapiniz bittikten sonra, şayet radyoterapi (ışın) gerekiyor ise, o zaman eldeki rapor kopyanız ile meme radyoterapisi uzmanına gönderileceksiniz. Kemoterapi gerekmeyen hastalarda, doğrudan radyoterapi uzmanınıza gideceksiniz.

 

Meme kanserli hastalara ilk 3 yıl 3 ayda bir defa, 3 ila 5. yıllar arasında 6 ayda bir, 5. yıldan sonra yılda bir defa kontrol muayenesi yaptırmasını önermekteyiz. Bu kontroller sırasında zaman zaman gerekli olan tetkikler istenecektir. Çok sık ve çok sayıda yapılan muayene ve tetkiklerin size yararı olmamakta, ekonomik, psikolojik ve fiziksel bir yük getirmektedir. Bu nedenle düzenli muayenenizi yapan meme cerrahınız, tetkiklerinizi isteyecek ve gerektiğinde sizi diğer uzmanlara gönderecektir.

 

Değerli hastalarımız, hastalığınızın kontrollerinde strese gireceğinizi ve zaman yaklaştıkça heyecanlandığınızı, korktuğunuzu biliyoruz. Ancak, hastalığınızın özellikle ilk 5 yılında, düzenli takibi gereklidir. Zaten doktorunuzun muayenenizi ve tetkiklerinizi normal bulması, sizi oldukça rahatlatacaktır.

 

Prof.Dr.Vahit Özmen

Ulusal Kanser Danışma kurulu Üyesi

Meme Kanseri Erken Tanı ve Tarama Kurulu Başkanı

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

'''Tedavi süresinde ve sonrasında, yaşama yeniden başlayacağınızı düşünün. Stresle mücadele etmesini öğrenin, karşılaştığınız problemleri çok fazla önemsemeyiniz. Sevmediğiniz konulardan, olaylardan uzak kalmaya çalışınız. Günlük yaşamınız içerisine en az 1 saatlik egzersizi ilave ediniz. Bu yürüyüş, yüzme, aerobik vs. olabilir. Kendinize müzik, resim, seyahatler, yoga gibi hobiler edinin. Var olan hobilerinizi ve yeteneklerinizi geliştirin. Her şeye rağmen kendiniz ve çevreniz için sağlıklı olmaya, mutlu olmaya çalışın. Doktorunuz her zaman, her probleminizde yanınızda olacaktır. Bu dönemi çok hızlı ve başarılı bir şekilde geçirmenizi diliyorum''''

 

Doktor tavsiyesi.Tüm hastalıklarda hastanın moralinin yüksek olması ve yaşama tutunması tedavinin cevap vermesi açısından çok önemli.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...