Jump to content

Fikir Çilesi


Visall
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Bugün herkes geleceğin ma'mûreleri için formüller arayıp durmaktadır. Biz, mızrabımızı bir kere daha ızdıraplı gönüller hesabına vuracak ve (fikir çilesi) deyip inleyeceğiz...

 

Izdırapsız gönüllerde, zonklamayan şakaklarda, rahata alışmış ruhlarda yapılacak tenbihin tesiri ne olursa olsun, bizler insanımızın gerçek mânâda mutluluğa ermesini, fikir çilesiyle pişmiş şerha şerha sinelerin aydınlık düşüncelerine teslim olmada görmekteyiz.

 

Bütün varlığı, hergün sabah-akşam ruhunda hallac edip iplik iplik savuran, sonra da onu çeşitli kanaviçelerden geçirerek rengarenk gergefler hâline getirip teşhir eden bu muzdarip fakat duru gönüller, durmadan arılar gibi dörtbir yana seferler tertib edecek, rastladıkları çiçeklerin yapraklarına tahtlar kuracak ve onlara bal olma düşüncesini fısıldayacaklardır.

 

Yerinde emekleyecek, yerinde kanatlanıp pervaz edecek; yüreğinde hep sancı, şakaklarında zonklama; uyuyamadığı haftalar, dinlenemediği aylar ve istirahat etme fırsatını bulamadığı yıllar peşipeşine uçup gidecekte o bunların farkına bile varamayacaktır. Mevlâna anlayışıyla hep bir pergel gibi kalacak: bir yanıyla halkın içinde, diğer yanıyla da Hak'la beraber...

 

Her lahza, O'nun, önümüze serdiği eserleriyle coşacak, tekrar tekrar gerilip huzuruna varacak. Sonra da doyup tattığı o akıl almaz ruhanî zevkleriyle halkın içine dönerek derin bir vazife şuuruyla kanatlanacaktır.

 

Günde birkaç defa düşünce mekiğini, yerle-gök arasında gezdiren ve her seferinde gönül atlasına yeni renk ve yeni buutlar kazandıran bu kudsîler ordusu sayesinde bizler, dimağlarımızda mihrab bağlamış küflü düşüncelerden sıyrılmaya muvaffak olur ve yosun tutmuş gönüllerimizi arındırarak insanlığımızı hatırlarız. Pencere ve kapıları sonsuza karşı daima açık ve daima onunla harman olan; kuşları dinleyip ağaçlarla inleyen; yıldızları okuyup denizlerle dertleşen: esen yelden, yağan yağmurdan, uçan kuştan, düşen yapraktan aldıkları ayrı ayrı mesajlarla gönüllerinde Hak'la konuşan; "yol bu!" deyip süvarisini bulmuş bir küheylan gibi çatlayıncaya kadar koşan bu Hak katının kutluları, halk içinde gam yükünü çeken birer hammal, onların ızdıraplarını sinelerinde yaşıyan birer müşfik hekim; elemde lezzete, ızdırapta mutluluğa ermiş birer teslimiyet eridirler.

 

Başlangıcı ve sonu düşünülmeyecek kadar geniş şu mekân boşluğunda, şimşeklerin ışığı, yıldırımların gürültüsü, güneşin rengarenk cilveleri, havanın tatlılık ve güzelliği aydınlık kollarıyla hep onların düşüncelerini sarar; bahar çi-çekleriyle, yaz olgunlaşmış meyveleriyle onlara birer fikir sofrası olur. Duyup sezdiklerinde, tadıp bildiklerinde güzeller güzelinden çizgiler görür ve O'ndan fısıltılarla ürperirler. Onların irfanlaşan fikir ufkunda, nizam kendine has diliyle bambaşka şeyler mırıldanır; ışık renklerle sarmaş dolaş olur, ruh bu bezme pervane kesilir. Zaman gelir yıldızlar ayakları altında toz ve ayaklar altındaki tozlar da nebüloz olur.

 

Ebedleşen gönüllerinde kurup yaşattıkları cennetlerden ötürü ne aşk ve şevkleri söner, ne de çektiklerinden dolayı geriye dönerler. Her sabah yeni bir ümit, yeni bir şevkle ufkumuzda güneşle beraber doğar ve bize ötelerden birşeyler fısıldarlar.

 

Bugün topyekün dünya, hayatı güzellikleriyle kavramış ve bir mercan sabrı ve sessizliği içinde ruhunda mayaladığı gerçeği her bucağa aşılama ateşiyle yanıp tutuşan bu kutlular kervanının yolunu gözlemektedir. Bunlar makam ve mansıp, nam ve şeref sevdasına kapılmayacak; hep doğruluğun, emanetin, vazife şuuru, akıllılık ve iffetin timsali olarak kalacaklardır.

 

Kusurlarını bilip nedametle kıvranacak, başkalarına karşı da Yaratıcının tanıdığı müsamaha hakkını son sınırına kadar kullanacaklardır. Servet yerine dâvâ ve düşünce şerefinin, menfaat yerine gerçeğin, lüzumsuz gösteriş yerine alçak gönüllülüğün; şiddet, hiddet, öfke yerine yumuşaklık ve anlayışın koruyucusu olacak; istidat ve kabiliyetlerinin bütününü, evvelâ kendi dünyalarının, sonra da umum insanlığın gerçek hayata ermesi ve yükselmesi uğrunda seferber edeceklerdir. Yalan ve aldatmaya ruhlarında yer vermeyecek, bencillik ve gururdan, yılandan çıyandan kaçar gibi kaçacaklardır.

 

Önceden belirlenmiş yüksek idealleri ve mâkul mefkureleri istikametinde şerefle ilerlerken, karşılarına çıkan engelleri çelikleşmelerine vesile sayacak, darılmalara ve kırılmalara düşmeyeceklerdir.

 

Ve birgün gelecek onların, nefis ve bencillikleri adına yokluğa erdikleri aynı noktada yarınki nesillerin baharı alkışlayan çoşkun nârâları duyulacaktır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...