Jump to content

Tükenmişlik Sendromu


silvia.
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

  • Kendinizi sürekli yorgun hissediyor musunuz?
  • Enerjinizin hızla tükendiğini, ancak yerine aynı hızla koyamadığınızı mı fark ettiniz?
  • Önünüzü göremeyecek kadar yoğun mu çalışıyorsunuz?
  • Belli bir nedeni olmaksızın kendinizi huzursuz mu hissediyorsunuz?
  • Üzerinizdeki baskılar nedeniyle duygularınızda hızlı değişmeler oluyor mu?
  • Hiçbir şey yapamayacak kadar isteksiz ve halsiz misiniz?
  • İş yerinizde etrafınıza bir bakın. Bazıları daha coşkuyla çalışırken diğerlerinin pili bitmiş gibi mi?
  • Ya siz? Stres ve yoğun çalışma temposunun etkilerini eskiye oranla daha fazla hissediyor musunuz?
  • Yatağa yapıştığınızı, işe gitmemek için bahane-ler bulmaya çalıştığınızı fark ediyor musunuz?
  • İş yaşamıyla ilgili eski coşkunuzu yitirdiğinizi, işe giderken yol boyunca geri geri gittiğini hissediyor musunuz? Yoğun baş ağrıları çekiyor musunuz?

 

Bu soruların hepsine ya da çoğuna evet diyorsanız Psikonot'tan Özlem Mestçioğlu, şu öneride bulunuyor: 'İş temponuzu düşürmeyi deneyin, iş saatleri içinde kısa ancak sık aralıklı molalar vermeye çalışın, yemek ve uyku saatlerinizi düzene koyun, tatile gitme-ye gayret edin.' Ama eğer bütün bunlara rağmen sıkıntılarınız geçmiyorsa 'tükenmişlik sendromu' yaşıyorsunuz demektir.

 

Psikololog Mestçioğlu, tükenmişlik sendromunun oldukça yaygın görülen bir durum olduğunu belirtiyor: 'Çalışan kişilerin %80'i iş yaşamlarının bir noktasında tükenmişlik sendromuna yakalanabilmekte. Ancak bu durum birdenbire gelişen bir durum değil, yavaş yavaş gelişiyor, bazı faktörlerle besleniyor. Ortaya çıktıktan sonra da kişinin ruhsal dengesini bozuyor, iş- aile- sosyal yaşantıda önemli gedikler açılmasına neden olabiliyor. Tükenmişlik sendromu basit bir yorgunlukla açıklanamaz. Yorgunluk iyi bir uyku ve dinlenme ile düzelebilir. Ancak tükenmişlik sendromunu yaşayan kişiler kendilerini uyuyamayacak kadar yorgun- huzursuz hissedebilirler.'

 

- Hayatın bittiğini sanırlar

- Duygusal açıdan tükendiklerini, hiç kimseye verecekleri bir şey kalmadığını hissederler

- Kendilerini ve yaptıkları işi hep olumsuz kelimelerle tanımlarlar

- Hiç kimsenin onları takdir etmediğini, beğenmediğini düşünür, ancak kendilerini de beğenmezler

- Aşırı heyecanlı, huzursuz, gergindirler

- Kendilerini mutsuz - umutsuz hissederler

- Aşırı öfkelidirler, tepkileri abartılıdır

- Her şeyin daha da kötüye gideceğini zannederler

- Dikkatlerini toplamakta güçlük çekerler, düşünme hızları yavaşlamıştır

- Karar vermekte - inisyatif kullanmakta zorluk çekerler

- Nesnelliklerini kaybetmişlerdir

- Değişimlere karşı tepki duyarlar, engel olmaya çalışırlar

- Fiziksel olarak da enerji kaybı yaşarlar

- Mide - bağırsak şikayetleri, baş ağrıları sık olarak gözlenir

- İştahsızlıktan yakınırlar. Bazen de kendilerini yemeğe verirler

- Çok yorgun olmalarına rağmen geç saatlere kadar uyuyamazlar, sabah çok zorlukla uyanırlar ve uyandıklarında halen yorgundurlar

- Hem iş, hem sosyal hem de aile yaşantılarında ilişkileri bozulmuştur. Özellikle yakın ilişkilerde ciddi sorunlar yaşarlar

- İş ortamındaki müşterilerle çatışmalara girmeye başlarlar

- Giderek değersizleştiklerini, artık işe yaramaz hal geldiklerini düşünürler

- Cinsel ilgilerinde belirgin bir azalma olmuştur

 

 

Kimlerde daha sık görülür?

Tükenmişlik sendromu sıklıkla hizmet sektöründe çalışanlarda gözlenir.

 

- Yönetici kademesindekilerde,

- Kurtarıcı pozisyonundaki kişilerde,

- Yaşamsal önemi olan kararlar vermek durumunda kalacak kişilerde,

- Takım liderlerinde

 

görülme olasılığı daha fazladır. Zaman baskısıyla iş yetiştirmek durumunda kalanlar, dikkatin keskin olmasını gerektiren işlerde çalışanlar, ufak detaylara fazlasıyla önem verilmenin gerekli olduğu işleri yapanlar tükenmişlik sendromuna daha yatkın olabiliyorlar. Hangi işte çalışırsa çalışsın hangi pozisyonda olursa olsun herkes tükenmişlik sendromu için bir adaydır.

 

 

Hangi faktörler artırır?

İşe ait faktörler arasında; fazla iş yükü, daha uzun çalışma saatleri, riskli işler sayılabilir.

 

- Sorumluluk ve yetki arasında dengesizlik

- Profesyonel olmayan bir yönetim anlayışı

- Etkin bir denetimin olmaması, geri bildirim verilmemesi

- İş ortamında arkadaşça olmayan, rekabete dayalı ilişkiler

- Mola vermeye uygun ortamların olmaması

- Yönetici kadronun gerçekçi olmayan beklentileri

- İş ortamının güvenilir olmaması

- İş ortamında çalışanlara karşı eşitsiz davranılması

- İş arkadaşları arasında paylaşımın az olması

- Çalışanların karar verme- insiyatif kullanma yetkilerinin olmaması

 

Çözüm önerileri

 

Öncelikle bu durumun herkesin başına gelebileceğini unutmayın.Unutmayın ki; 'Zayıf değilsiniz, yaşlanmıyorsunuz, paslanmıyorsunuz' 'Sizin hatanız değil'.

 

 

Motivasyonun azalması her zaman bir alarm durumunu işaret etmez. Halen yakıtınız varsa motoru ateşleyebilirsiniz.

 

 

İşinizi yaparken katılımcı, iyimser, yardımcı olun; ancak işinizle bağlantılı olarak çok büyük değişiklikler yapmanın sadece sizinle bağlantılı olmadığını fark edin.

 

 

İş yerinizde her türlü fikre açık olun, kendinize esneme payı bırakın, zaman zaman risk alın, ancak kendinizi tehlikeye atmayın

 

 

İş ortamınızı dengeli hale getirin. Unutmayın ki; hiç kimse her gün her dakika çalışamaz. Bir makinenin bile düzgün çalışabilmesi için düzenli bakımının yapılması gerekir. Mola vermeyi asla unutmayın.

 

 

Yaptığınız işe farklı boyutlar, kendi kişiliğinizden bir şeyler katın.

 

 

İşin sahibi iseniz, çalışanlarınızın kararlara katılımını sağlayın. Çalışanın inisyatif kullanması, karar mekanizmalarının içinde yer alması işin verimini, üretkenliği arttırır.

alıntı

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kendinizi sürekli yorgun mu hissediyorsunuz? Enerjinizin hızla tükendiğini ve yerine aynı hızla koyamadığınızı mı fark ettiniz? Belli bir nedeni olmaksızın kendinizi huzursuz mu hissediyorsunuz?

 

Üzerinizdeki baskılar nedeniyle duygularınızda hızlı değişmeler mi oluyor? Yatağa yapıştığınızı, işe gitmemek için bahaneler bulmaya çalıştığınızı mı fark ediyorsunuz?....

 

Bu soruların hepsine ya da çoğuna evet diyorsanız “tükenmişlik sendromu” yaşıyorsunuz demektir. Oldukça yaygın olan tükenmişlik sendromunun nedenlerini ve çözümlerini uzman danışman psikolog Leyla Navaro ile konuştuk.

Sizinle iş hayatında tükenmişlik hakkında konuşmamıza öncelikle şu soru başlamak istiyorum: Tükenmişlik Sendromu nedir?

Leyla Navaro: Tükenmişlik Sendromunun en önemli özelliği kronik bir yorgunluk yaratması. Geçmeyen, tükenmeyen bir yorgunluk ve özellikle de hayattan artık zevk alamama, çabuk sinirlenme, her şeyin batma derecesinde rahatsızlık vermesi, asabi olma, uyku bozukluklarıyla kendini gösteren bir süreç. Kişi çok gergin oluyor ve bunun neticesinde de bedende bazı semptomlar ortaya çıkıyor. Mesela sırt ağrıları, baş ağrıları, migrenler, görme bozuklukları, sindirim bozuklukları çok sık oluyor, uykusuzluk da bunların üstüne eklenebiliyor. Aşırı yorgunluk hissi de bunların sonucu.

Tükenmişliğin sebepleri nelerdir? Peki tükenmişliğe hangi mesleklerde daha sık rastlanılıyor? Ve tükenmişlikte cinsiyet farkı yaşanıyor mu? Mesela çalışan kadınların üzerlerindeki farklı beklentiler ve roller nedeniyle tükenmişlik yaşamasının daha olası olduğunu düşünüyorum. Ne dersiniz?

LN: Kendini tekrarlayan mesleklerde tükenmişliğe oldukça sık rastlıyoruz. Kendini tekrarlayan işler Chaplin''in filmlerinde çok güzel anlatılır, fabrikalarda aynı işi tekrar tekrar yaparlar ve sadece o işi yaparlar. Yani makinenin bir küçük kolu veya minik bir somunu gibi olurlar. Bu tarz mesleklerde çalışanlarda tükenmişliğe çok daha sık rastlanıyor. Sanırım bu nedenle bazı fabrikalarda değişiklik yapmışlar.

 

Mesela Ford''da çalışanlar, artık takım olarak bir arabayı bitiriyorlar. Yani kişi sadece tekrar ve tekrar bir somunu sokan kişi olmuyor, bütün proje bitene kadar aynı projenin içinde kalıyor. O zaman da işin bir anlamı oluyor, çünkü kişi “Bir şeye başladım ve bitirdim” diye düşünüp, bir anlam yakalıyor. Bunu Japonlardan öğrenmişler. Bunun yanı sıra toplumsal cinsiyet farkı var. Erkek işini bitirdiği zaman evine gidiyor. Evi, bir şekilde eşi ya da kendi annesi tarafından kotarılmış, çoğunlukla ev hizmetleri görülen bir konumda.

 

Böylece işi bittiği zaman işi gerçekten bitmiş oluyor. Buna karşılık kadının işi bitmiyor. İşten çıktıktan sonra onu evde bekleyen bir miktar daha iş var. Evin kotarılmasıydı, alış-verişti hele bir de çocukların sorumluluğu varsa, tüm bunlar kadının üstünde çok ağır bir yük oluşturuyor. Genelde çocuk yetiştirmedeki sorumluluk da kadının üzerine kalıyor. Şöyle bir ayırım var: Baba derslerin yapılması gibi konulara ne kadar karışsa da, polislik yani denetim gerektiren roller anneye kalıyor.Bu çok yıpratıcı bir durum.

 

Baba daha çok oyun oynayan,“Bu kadar disipline gerek yok” gibi karşı çıkan, muhalefette kalan veya boş zamanlarında çocuğu oraya buraya götüren, daha çok eğlenceyi paylaşan rolde kalıyor bizim kültürümüzde. Anneler bu durumlarda da çok yıpranıyor.

Bu durum kadının yükünü iki üç kat artırıyor o zaman...

LN: Kesinlikle öyle. Ev yaşamı kadınların ikinci vardiyası. Kadınlar işten geldikten sonra bir ikinci vardiya daha çalışmak zorunda. Bir kadın sadece kendi ailesinin yani eşi ve çocukları değil aynı zaman kendi aile büyükleri, eşinin aile büyükleri gibi sorumlulukları da üstlenmiş oluyor ve kendine hemen hemen hiç zaman kalmıyor. Kendi ruhunu besleyebileceği nitelikli zamanının kalmaması tükenmişliği oldukça arttırır.

Tükenmişlik ve yaşla ilgili gözlemleriniz var mı?

L.N: Evet. Tükenmişlik evlenip aile kurmuş, evle kariyer arasında veya evle iş arasında sıkışmış, 30-45 yaş arası kadınlarda çok sık görülüyor. Erkeklerde de 40-45- yaşlarında daha sık rastlanıyor, aşırı çalışan, biraz otomatiğe bağlanmış gibi is/ev arasında sıkışmış, yaşam anlamı geliştiremeyen yaşam yorgunu kişilerde.

Hangi faktörler tükenmişlik sendromuna katkıda bulunuyor?

LN: Kişisel faktörler ve işe ait faktörler var. Mükemmeliyetçilik özellikle tükenmişliği çok artıran kişisel bir özellik. Her şeyi mükemmel olarak yapmaya çalışan ve bunu bir değer olarak kabul eden, yapılmasa da olabilecek işlerden vazgeçemeyen, gereken yerlerde esneklik gösteremeyen, takıntılı, ayrıntıları çok fazla önemseyen kişilerde tükenmişlik görülüyor. İşe ait faktörlerse insanlarla değil de banka, borsa işi gibi devamlı sayılarla çalışmanın, çok uzun saatler hizmet bekleyen, rekabet ortamının güçlü olduğu, yerini kaybetme kaygısının yaşandığı işlerin tükenmişliği artırdığını görüyoruz.Cinsel roller de çok önemli.

 

Bir kadın yüksek pozisyonlarda kendini kabul ettirmek için daha fazla çalışmak zorunda. Bu da tabii daha fazla stres yüklüyor. Kadınlar için farklı yüklenmişlik öğeleri de var. Mesela fiziklerine önem vermek zorundalar ve bu nedenle sık sık diyettedirler. Bu durum, hatalı beslenme veya yetersiz, sağlıksız beslenmeyle sonuçlanabilir ki bu da tükenmişliği etkiler. Bir diğer faktör de rekabet ortamlarındaki kadın erkek farkları. Küçük yaştan itibaren futbol gibi erkek oyunları erkekleri rekabet ortamına hazırlıyor. Oysa bir kadınlar rekabet ortamına hazırlıksız giriyor. Yaşanan rekabetin kaygısı ve gerginliği bir kadın için erkekten çok daha ağır.

Peki sizce son zamanlarda tükenmişlikte bir artış var mı?

LN: Son yıllarda ciddi bir artış var çünkü artık iş hayatında “Ne kadar uzun saat çalışırsan o kadar başarılı olursun” gibi bir altyazı var. Dolayısıyla çok çalışmak amaç ve değer haline geldi. İnsanlar kendilerine gerekli nitelikli zamanı ayırmıyorlar. Mesela nitelikli zaman adına spor merkezlerine gidiyorlar ama orada spor bir işmiş gibi yapılıyor. Hani bir dinlenme gibi değil o da bir görev gibi yerine getiriliyor. Yaşam tarzında bir tüketme ve tükenme kısır döngüsü başlıyor.

Sizce tükenmişlik önlenebilir mi?

LN: Önlenebilir. En kesin çare insanın kendine nitelikli zaman ayırmasını öğrenmesi. Bu çok küçük adımlarla başlayabilir: “günde yarım saat bana ait” diyebilir. O yarım saatte kahve içmek, gazete, kitap okumak, uzun bir banyo yapmak, bir arkadaşıyla sohbet etmek gibi ruhuna iyi gelecek şeyler yapabilir. Hafta sonları kendine daha fazla vakit ayırabilir. Tatil almak ve tatillerini iyi kullanmak da çok önemli. Zaten çok tüketici işlerde, çok yoğun iş temposunda çalışanların iki ya da üç ayda bir küçük bir hafta sonu tatili yapması çok yardımcı oluyor.

 

Sadece tatil yapabilme düşüncesi bile insanın temposunda tükenmişlik yaratan düşünceyi arındırabiliyor. Bizim kullandığımız bir yöntem de tükenmişlik yaşayan kişilere sabahtan akşama kadar neler yaptıklarını listeletmek. Bu listeyi okudukları zaman bazı şeyleri yapmasalar da yaşamın devam ettiğini kendileri de fark ediyor. İnsan iş bitirdikçe daha çok iş alıyor üzerine. Dolayısıyla, bunu somut olarak kağıt üzerinde görmeleri, bazı şeyleri yapmasalar da işlerin yürüyeceğini görmelerine ve seçimlerini buna göre yapmalarına yardımcı oluyor.

Tükenmişlik yaşayan biri bununla nasıl baş edilebilir?

LN: Kişinin kendi hayatına dışarıdan bakmasını sağlamak önemli. Yaptıklarının hangilerini eleyebilir, hangi işleri devredebilir. Tükenmişlikte hem kendinden beklentiler, hem de karşıdan beklentiler çok yüksektir. Beklentilerin karşılanmaması,kişide öfke yaratır. Öfke de tükenmişlikteki kalan enerjiyi de çeker.

 

Tükenmişlikte bir süre sonra yalnızlaşma da başlıyor. Kişi kimseyle görüşmek istemiyor. Zaten buna gücü kalmıyor. Bu durumda onu canlandırabilecek bir yakınıyla paylaşması iyi gelebilir. Bundan başka yukarıda bahsettiğim gibi seyahat etmek, hafta sonu tatili gibi değişiklikler de çok önemli. Bu durumu biraz önleyici hekimlik gibi de görmek lazım. Tükenmişlik yaşamaması için kişinin yaşam ve nefes duraklarını hayatının içine işlemesi gerekir. Bunların işe yaramaması durumunda psikoterapiye başvurulabilir.

Tükenmişlik nasıl sonuçlar verebiliyor?

LN: Örneğin depresyon görülebiliyor. Sonuçta depresyon yaşamdan ya da yüklerinden bir kaçıştır. Yani bilinçaltı bir uzaklaşmadır. Belki kendinin bile farkında olmadığı bir iç direnç sonucunda kişi bir şekilde hastalanıyor, iş göremez hale geliyor veya iş kazası gibi bir şey geçirebiliyor. Böylelikle işe gidememe gibi somut bir nedeni var. En ağır durum olan depresyon yaşamak istememek, yaşam sevincinin yok olması, hiç bir şeyden keyif alamamak olarak kendini gösteriyor.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

L.N: Ömer Hayyam rubailerinde şöyle der: Eğer her şeyini kaybetmişsen ve cebinde bir ekmek alacak kadar paran kalmışsa, git kendine bir demet menekşe al ve ruhunu besle. Bence bu çok anlamlıdır ve kişinin öncelikle ruhunu beslemesi lazım.

 

 

 

Yazar: Pelin Atasoy

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Tükenmişlik Sendromu Nasıl Engellenir?..

      Tükenmişlik sendromu kişinin bu durumu duygusal çöküş, duyarsızlaşma ya da azalmış olan başarma motivasyonu şeklinde yaşamasıdır. Bu etkiler kişilerin işlevselliğini, günlük yaşamı ve tepkilerini ciddi sayılan bir şekilde etkiler. Kişinin mesleğini, ailedeki ilişkilerini, sorumluluklarını, yapması gerekli olan işlerini, isteklerini, gayretini ve olumlu duygularını etkileyip, kişinin yetersizliğini ortaya çıkarır. Bu etki istek ve ilgi kaybıyla beraber bireyde enerji kaybına, kendisiyle alakalı o

      , Yer: Ruh Sağlığı

    • Tükenmişlik Sendromu Yaşadığınızın 10 Göstergesi...

      Günümüzün stresli ve yoğun iş ortamlarında çalışan bireylerin bir çoğu, erken yaşlarda tükenmişlik sendromu problemiyle baş etmeye çalışmak durumunda kalıyor. American Psychological Assosiation (APA) ya da Türkçe adıyla Amerikan Psikoloji Derneği’ne göre tükenmişlik sendromu “Geniş bir zaman diliminde kişinin bitkin düşmesi, etrafındaki olaylara ve gelişmelere olan ilgisinin azalması ve bunlara bağlı olarak performans düşüklüğü yaşaması.” olarak tanımlanıyor.   APA Psychologically Healthy Wor

      , Yer: Ruh Sağlığı

    • Tükenmişlik Sendromu Hakkında Bilgiler...

      Çok fazla çalışma ve bu çalışmaya rağmen bir türlü beklentiye ulaşamama, yemek ve uyku saatinin düzenli olmaması, monoton bir yaşama sahip olma, kişinin kendine gereken zamanı ayıramaması gibi nedenlerden doğan tükenmişlik sendromu tedavisi hakkında detaylı bilgileri sizlerle paylaşıyoruz.   Halsizlik çekme, uykuya meyilli olma, yaşama karşı isteksizlik, çaresizlik, vücutta ağrı ve iştah bozukluğu gibi belirtiler tükenmişlik sendromuna işaret eder. Bu belirtiler ortaya çıktığı zaman tükenmişl

      , Yer: Ruh Sağlığı

    • Tükenmişlik Sendromu Hastalığı...

      Tükenmişlik sendromunda yaşanan duyguların, depresyondaki umutsuzluk, çaresizlik, boşluk, hastalık v.b. duygular ile benzerlik taşıdığı ifade edilmiştir. Tükenmişlik belirtilerinin çeşitliliği ve tükenmişliğin gizli bir süreç olması bu sendromun tanınmasını zorlaştırmakta, depresyon, anksiyete, stres gibi durumlarla karışmasına neden olmaktadır. Bu nedenle tükenmişlik depresyonla çoğu zaman iç içe gelişebilmektedir. Bir başka deyişle, tükenmişlik kişinin kendi içine çekilmesi, çevresine karşı il

      , Yer: Ruh Sağlığı

    • Tükenmişlik Sendromu Nedir?..

      Günlük hayatın koşuşturması ve geçim sıkıntısı içinde çoğu insan aslında kendisi de farkında olmasa da tükenmişlik sendromu yaşamaktadır. Özellikle orta yaşlı bireylerde ve ergenlik sonrasında görülen bu psikolojik rahatsızlıkların tedavisi genel olarak kişinin kendisinde yatmaktadır.   Aşırı huysuzluk ve gerginlik, karar vermekte zorlanma, fiziksel enerji kaybı ve yenilenememesi, mutsuz ve umutsuz olma, mide ve bağırsak bozuklukları ve buna benzer birçok sıkıntıyı yaşayan insanlar tükenmişli

      , Yer: Ruh Sağlığı

×
×
  • Yeni Oluştur...