Jump to content

İnsan Denen Meçhul -23


Visall
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

10.jpg

 

"Vücuttaki suyun ve tuzların miktarını ayarlamanın yanında, azotlu atıkların atılması gibi çok önemli işler gören böbreklerin, bu süzme ve geri emme faaliyetini aksatmadan yürütebilmesi için, kendilerinin de beslenmeleri gerekir. Bütün organlara gıda ve oksijen getiren dolaşım sisteminden bir atardamarla (arteria renalis) getirilen kan, bir toplardamarla (vena renalis) geri alınır.

 

70 kg'lık sağlıklı ve ergin bir kişinin her iki böbreğinden günde yaklaşık 1.700 litre kan geçirilir. Bunun için bir böbrekten dakikada 1,2 litre kan geçer. Vücuttaki bütün kan (yaklaşık 6 litre), 5 dakikada böbreklerden süzülerek geçirilir ve günde 300 kere böbreklerden deveran ettirilir. Bu durumda, kalbin bir dakikadaki faaliyetinin % 23'ü böbreklere tahsis edilmiştir denebilir.

 

Hâlbuki böbrekler, toplam vücut ağırlığının ancak binde beşini teşkil eder. Böbreklerin sağlıklı çalışabilmesi için, bir gramının dakikada 4 ml. kana ihtiyacı vardır. Böbreklerin ölçülü miktardaki kan ihtiyacı, her dakika otomatik olarak Rabb'imizin sonsuz ilim ve kudretiyle hassas bir şekilde ayarlanır.

 

Kandaki maddelerin süzülebilmesi için, kanın, böbreğin süzücü birimleri olan kılcal kan damarı yumağı (glomerulus) içinden nispeten yüksek bir basınçla geçirilmesi gerekir. Bu sebeple, böbrek atardamarındaki basıncın her zaman yüksek tutulması gerekir. Bu basınç düşerse, böbrekte süzme olmaz; hipertansiyonlularda olduğu gibi çok yükselirse de, süzgeçler tahrip olur. Oldukça hassas dengeler gözetilerek ayarlanması gereken kan basıncının değeri 46–48 mmHg'dır. Böbreğe giren kanın % 92'si kabuk kısmına (cortex), % 8'i de öz kısmına (medulla) dağıtılır.

 

Böbreklerin kanla getirilen gıda maddelerinin yanında, oksijene de ihtiyaçları vardır. Her iki böbreğin günlük oksijen ihtiyacı yaklaşık 35 litredir. Bir diğer hesapla 100 gramlık böbrek dokusunun dakikada 8 ml. oksijenle nefes almaya ihtiyacı vardır. Bunun 6,7 ml'si kabuk kısmına, 1,2 ml'si öz bölgesinin dış kısmına, 0,9 ml'si öz bölgesinin iç kısmına taşınır.

 

Bu kadar önemli işler yapan böbreklerin ortalama sıcaklığı vücut ısısından daha yüksek olup, 41,3 °C'dir. Bu yüzden böbrekler üşütülmemeli, sıcak tutulmalıdır. Bu sıcaklığı korumak için, günde 600 kJ (kilojoule) kadar enerji harcanır. Bu miktar, vücudun istirahat hâlinde ihtiyaç duyduğu toplam enerjinin % 13'ü kadardır. Böbrekler ihtiyaç duyduğu enerjinin % 35'ini glutaminden, % 20'sini laktatdan, % 15'ini glikozdan ve % 15'ini de yağ asitlerinden elde etmek üzere programlanmıştır. Böbreklerin ihtiyaç duyduğu enerjinin temin edildiği maddeler nazar-ı dikkate alındığında, dengeli beslenmenin ehemmiyeti de anlaşılmaktadır.

 

Nefronlarda harika süzülme

Her iki böbreğin süzme işini yapan filtrelerinin toplam satıh alanı 3.000 cm3'ü bulur. Süzülme işleminin yapıldığı kılcal damar yumağının çeperlerindeki süzgeç deliklerinin genişliği 70–90 nm, kan damarı yumağını içine alan kapsülün taban zarının kalınlığı 0,3 µm, kan damarı yumağı ile kapsül arasındaki mesafe ise 25 nm'dir. Süzme işleminin yapıldığı kılcal damar yumağı ve bunu saran kapsülün (Bowman kapsulü) birlikte teşkil ettiği filtrenin hususi yapısı sayesinde, kandaki 2–4 nm çapına kadar olan atık maddeler süzülür. Bir nefron kapsülünden 50 nanolitre (nl) süzülme yapılır.

 

Süzülme için gerekli olan basınç, kalbin atardamarlara kan pompalaması esnasında ortaya çıkar. Böbrek atardamarından kaynaklanan bu basıncın 48 mmHg olduğunu yukarıda belirtmiştik. Fakat bu basınca karşı duran iki basınç daha vardır. Bunlardan birincisi, kılcal damarlardaki kanın, 25 mmHg değerindeki koloidal osmotik basıncı (veya kanın yoğunluğunun ortaya çıkardığı basınç); diğeri ise, kapsülün içindeki sıvının 12 mmHg değerindeki basıncıdır.

 

Kanın süzülmesi için, kılcal damardan kapsüle doğru iten basınca karşı koyan bu iki basıncın toplam değeri 37 mmHg'dır. İten basınç (48 mmHg) daha büyük olduğundan (48-37=11), süzülme aradaki farkın büyüklüğü nispetinde hızlı, yavaş veya normal olur. Karşı duran basınçların toplamı, iten basınca eşit olduğunda ise, süzülme durur (anüri) ve idrar çıkmaz. Kan plâzmasının % 20'si idrar olmak için kapsülden süzülür; fakat bu miktarın tamamı idrar olsaydı, günlük 180 litre idrar çıkarılması gerekecekti.

 

Hâlbuki dakikada kapsüllerden süzülen 125 ml. sıvının 124 ml'si nefronların tüpçük kısımlarında geri emilir ve neticede atılacak olan yoğunlaşmış toplam idrar miktarı 1.500 ml. (veya 1,5 litre) kadar olur. Sonsuz şükürler olsun ki Rabb'imiz, tüpçüklerdeki geri emme mekanizmasını mükemmel bir hassasiyette yaratmıştır! Aksi takdirde her gün 180 litre su içmek mecburiyetinde kalacak, hiç durmadan su peşinde dolaşacak, belki de mide ve bağırsaklarımız bu suyu içine alamayacaktı. Bu durumda, birçok mineral maddenin miktarını ayarlamak da oldukça zorlaşacaktı. Demek ki, hiçbir hücre ve doku boşuna yaratılmamış, abes hiçbir iş yapılmamış!

 

Süzme işinin yapıldığı kılcal damar yumaklarındaki (glomerulus) süzülme hızı, kadınlarda erkeklere nazaran % 10 daha azdır, 40 yaşından sonra da bu süzgeçlerin sayısı her yıl % 1 kadar azalır. Kandaki hücreler büyük olduğundan, normal olarak bu süzgeçlerden geçemez. Ancak bazı hastalıklarda idrarda kan hücreleri görülür ki, bu durumda ya süzgeçlerden veya idrar yollarındaki bir yaralanmadan idrara kan hücresi geçmiş demektir.

 

Kanın plâzma kısmı (kan hücreleri dışındaki 3 litrelik sıvı) her gün 60 defa böbreklerden deveran ettirilir. Hücreler arasında bulunan (extracelüler) sıvı da, her gün 13 defa böbreklerden geçirilerek temizlenir. Görüldüğü gibi vücutta hiçbir şey yerinde sâbit durmamakta, her şey devamlı yenilenmekte ve temizlenmektedir.

 

Böbrek süzgeçlerinden takılmadan geçecek, belli miktarlarda geçecek veya hiç geçemeyecek olan maddelerin hususiyeti, söz konusu maddelerin molekül büyüklükleri ile alâkalıdır. 5.500 Dalton (molekül büyüklüğü birimi -Da-) büyüklüğüne kadar olan moleküller, kılcal damar yumağından kapsüle hiç takılmadan geçer. 5.500 Da ile 69.000 Da arasındaki maddelerin süzülme nispeti, molekül büyüklüklerine bağlı olarak giderek azalır. Aşağıdaki tabloda bazı maddeler, molekül ağırlıkları ve çaplarına göre dizilmiştir.

 

konu.jpg

Bu tablodan da anlaşılacağı üzere, oldukça hassas hesaplar gerektiren bu işleyişi serseri ve kör tesadüfler yürütemez. Vücutta böyle âhenkli bir işleyişin varlığı; moleküllerin vücuttaki vazifelerini, büyüklüklerini, hangi maddenin hangi miktarda süzülüp, hangi miktarlarda geri emileceğini bütün detaylarıyla bilen kudreti ve ilmi sonsuz bir Yaratıcı'yı işaret eder.

 

 

 

 

Prof.Dr. Arif SARSILMAZ

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • İnsan Denen Meçhul 40...

      İnsan Denen Meçhul 40   Organların büyüklüğü ile gördükleri fonksiyonun ehemmiyeti arasında doğrudan bir münasebet görülmez. Oldukça küçük olan bir hipofiz bezi hayatî birçok hormonun kaynağı olduğu gibi, küçük bir et parçası görünümündeki (100-150 gr) pankreas da hayatî hormonlar salgılar. Hormonlar, pankreasın içine gömülmüş adacık şeklindeki küçük hücre topluluklarından (Langerhans adacıkları) salgılanır. Koskoca bir vücudun şeker metabolizmasının kontrolünden mesul bu hücre adacıklarının t

      , Yer: Ansiklopedi

    • İnsan Denen Meçhul -1

      Selimiye Camii’ni gezerken onun duvarlarındaki çinilere, kemer ve kubbelerindeki taşlara, kapısındaki ağaç işlemelere, minarelerindeki işçiliğe dikkat ettiğimizde bir anda karşımıza büyük usta Mimar Sinan çıkmakta ve içimizde bu zâtı tanıma arzu ve iştiyakı doğmaktadır.   Aslında bu cami gibi pek çok sanat eserini incelediğimizde onların mermer, demir, taş, ağaç ve cam gibi maddelerden yapıldığını görürüz. Bu malzemeler karışık hâlde yeryüzünde mevcuttur. Fakat Mimar Sinan kendine verilen cüz

      , Yer: Ansiklopedi

    • İnsan Denen Meçhul -2

      Geçen sayıda hücrelerimizin sayısı ve büyüklüğünden bazı hücrelerin ömürlerinden söz etmiştik. Gâyemiz Allah’ın yarattığı en mükemmel varlık olan insanın vücudundaki sanat inceliklerinden hareketle Rabb’imizin kudretine küçük bir ışık tutabilmektir.   Bu yazıda, hücrelerin yapısında kullanılan parçacıklar olan ve herbirine farklı vazifeler yüklenen organellerle (küçük organlar) alâkalı bazı rakamlar vererek, biraz daha mikro dünyaya girmeye çalışacağız. Ancak bundan önce bir hücrenin genel kim

      , Yer: Ansiklopedi

    • İnsan Denen Meçhul -3

      Hücre dediğimiz en küçük canlı birimin kendi içinde bir âlem olduğunu geçen sayımızda belirtmiş ve bu müthiş dünyanın içine yerleştirilmiş, birbiri ile mükemmel bir uyum içinde çalıştırılan küçük makineler hükmündeki organel adı verilen cihazlardan bahsetmiştik.   Ayrıca hücre zarının ince yapısının ne kadar hassas bir şekilde tanzim edildiği hususunda da bazı rakamlar vermiştik. Hücrenin sınırını belirlemek, içe ve dışa çeşitli maddelerin taşınmasına vasıta olmak, hücreyi parçalanmaktan koru

      , Yer: Ansiklopedi

    • İnsan Denen Meçhul -5

      “Yaratılmışların en şereflisi” olarak tavsif edilen insanın; kalbî, vicdanî ve ruhî boyutlarındaki sırlı güzellikleri, dergimizin orta sayfalarına bırakarak, burada sadece maddî bedenine ait mu’cizevî rakamları incelemeye devam edelim. Bu ölçü ve rakamları verme gâyemiz insanları sayılar içinde boğup, kafalarını karıştırmak değil.   Bütün bunlardan muradımız, tek saç telinin bile ölçüsüz ve hesapsız yapılmadığını; her hücrede binlerce hikmetli güzelliğin ne kadar hassas ölçülerle inşa edildiği

      , Yer: Ansiklopedi

×
×
  • Yeni Oluştur...