Jump to content

Hayvanlara Otenazinin İslamda Yeri


Sofi.
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Ötenazi;

 

İnsanı en güzel sûrette yaratan Rabbimiz, onu bütün mahlûkatın efendisi, yeryüzünün halifesi olarak dünyaya göndermiştir. Ayrıca insanı merkez bir nokta olarak kabul edersek, varlık âleminde olan herşey de onun emrinde, onun hizmetinde ve onun ihtiyaçlarını temin etmek için çalışmakta, çabalamakta, gayret sarf etmektedir.

 

Yine dünyada umumi bir yardımlaşma ve mahlûkatın birbirinin imdadına koşması gibi aklılara durgunluk veren bir düzen, en mükemmel şekilde işleyen bir nizam vardır. Cansızlar bitkilerin imdadına, bitkiler hayvanların yardımına koşmaktadır.

 

İnsanların en çok yanında yer alan ve her halleriyle bizlerin ihtiyacını gören en küçük canlılardan file kadar binlerce tür teşkil eden hayvanlar, insan için çalışmaktadır. Onlardan çok farklı ve değişik şekillerde istifade etmekteyiz. Bu da bizlere Allah’ın bir ikramı ve ihsanıdır. Bu hususlar Kur’ân-ı Kerim’de şöyle ifade edilir:

“Allah, kimine binesiniz, kimini yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır. Onlarda sizin için daha nice faydalar vardır. Gönüllerinizdeki bir arzuya onlara binerek ulaşırsınız. Onlar ve gemilerin üstünde taşınırsınız.”1

 

“Hayvanları da O yarattı. Onlardan sizin için ısıtıcı (şeyler) ve birçok faydalar vardır. Onlardan bir kısmını da yersiniz. Sizin için onlarda ayrıca akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken bir güzellik (bir zevk) vardır.”2

 

Bu durumda, hayvanların bir kısmının etinden, derisinden, sütünden, yününden, bir kısmının da gücünden faydalanmamız ne kadar hakkımız ise, onları yemek için kesmek, ağırlıklarımızı taşıması için yük vurmak ne kadar normalse, bir kısmını da yine insanların sağlığı ve hastalıklarının tedavisi için kullanmak da o nisbette tabiî ve yerindedir.

 

Zaten onların yaratılış hikmetlerinden birisi de çeşitli şekilde onlardan faydalanmak değil midir? Birtakım hastalıkların tedavisinde denenmek istenen ilâçların başlangıçta fare, kedi, köpek gibi hayvanlar üzerinde tecrübe edilmesi ilk anda o hayvana bir eziyet gibi görülse de, neticede insanların hayatına hizmet olduğundan garip karşılanmamalı. Eğer o ilâç, hayvana acınır da, bir insan üzerinde denenir ve o ilâcın aksi tesir göstermesiyle o insanın hayatına mal olursa, onun ölmesi, hayvanın telef olmasından daha mı hafiftir?

 

Şüphesiz, bir insanın şifa bulması için bir hayvanın kesilmesi ve tedavide kullanılması caiz ve uygundur. Hıristiyanların bu meseleye “hayvanseverlik” iddiasıyla karşı çıkmaları dinî taassuptan başka birşey değildir.

 

Hayvanların tedavisi mümkün olmadığında veteriner hekimlerinin verdikleri karar sonucunda hayvanların ötenazi yapılması caizdir. Ancak yaşlılık gibi bir sebepten dolayı hayvanların öldürülmesi doğru değildir.

 

1. Mü’min Sûresi, 79, 80.

2. Nahl Sûresi, 5, 6.

 

Mehmed Paksu Helal – Haram

 

 

 

 

 

sorularla islamiyet

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

şimdi mesela yaralı atı vurarak öldürüyorlar bir daha yürümüse zor bi ihtimal diye...peki aynı şekilde insanda çok büyük acılar çektiği bir hastalığıa yakalanırsa sırf bu acılarından kurtulsun diye o kişiye ötenazi yapılması nasıl bir durum??

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Benimde okuyup dogruladigim bir aciklama var paylasiyorum sizlerle..

 

[h=2]Hasta olan ve acı çeken bir kişinin kendi isteğiyle yaşamına son vermesi intihardır[/h]Ağır bir hastalık geçirerek, acı ve ağrılarının dayanılmazlığından dolayı kendi isteğiyle yaşamına son veren veya velisinin isteğiyle yaşamına son verilen kişi açık bir şekilde intiharı seçmiş demektir. Bu olay günümüzde ötenazi olarak adlandırılmaktadır.

Sözlükte "iyi ölüm, güzel ölüm, kolay ve rahat ölüm" anlamına gelen "ötenazi" terim olarak;

“İyileşmesi imkânsız bir hastalığa yakalanmış ve dayanılmaz acılar içerisinde kıvranan bir kişinin hayatını, kendi veya kanunî temsilcisinin isteği üzerine, acı vermeyen bir yöntemle sona erdirilmesi” ne denir. Ötenazi iki kısma ayrılır:

a) Aktif Ötenazi; iyileşmesi tıbben mümkün olmayan bir hastanın, acı ve ıstırabını gidermek amacıyla, hayatına son verecek maddelerin, kendisinin veya kanunî temsilcisinin isteği üzerine bilerek kullanılmasına denir. Hastanın, zehirli iğne ile öldürülmesi gibi.

b) Pasif Ötenazi; hastanın hayatının devâmı için zorunlu olan tıbbî tedavinin durdurulması ve böylece ölüme terk edilmesine denir.

[h=2]Ötenazi, intihar etmenin bir çeşididir, intihar ise dinen kesin olarak yasaklanmıştır[/h]Kişinin kendi canına kıyma hakkı yoktur. Ötenazi yöntemi ile bir insanın canına kıyması şöyle dursun, Allah'tan ölüm istemesi bile hoş karşılanmamıştır. Hz. Peygamber (asm), "İçinizden hiç kimse, sakın ölümü temenni etmesin" buyurmuştur. (Buhârî)

Aktif ötenazi, intihar ile aynı anlama gelir ve bu yöntemle hayatını sona erdiren kimse günaha girdiği gibi, böyle bir eylemi onaylayan ve hastanın yaşaması için gerekli tedaviyi uygulamayan kimseler de günahkâr ve sorumlu olurlar. (Diyanet İşleri Başkanlığı)

[h=2]Dinimiz kişinin intihar etmesini yasaklamış, haram ilan etmiştir[/h]“….nefislerinizi (kendinizi ve birbirinizi) öldürmeyin! Şübhesiz ki Allah, size karşı çok merhametlidir.”(Nisa, 29)

Dinimiz kişinin intihar etmesini yasaklamış, haram ilan etmiştir. Bu haramı hiç birşey meşrulaştırmaz.(Kütüb-i Sitte)

[h=2]İntihar ederek ölen kişi cehennemliktir[/h]Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: "Resulullah (asm) buyurdular ki:

"Kim kendisini dağdan atarak intihar ederse o cehennemlik olur. Orada ebedî olarak kendini dağdan atar.

Kim zehir içerek intihar ederse, cehennem ateşinin içinde elinde zehir olduğu halde ebedî olarak ondan içer.

Kim de kendisine demir saplayarak intihar ederse, cehennemde ebedî olarak o demiri karnına saplar."(Buhari)

Açıklama:

Hadisin zahirine göre, şu veya bu şekilde intihar ederek canına kıyanlar, ebedî olarak cehennemde kalacaktır.

Ehl-i Sünnet, ayrıca tevhid ehlinin günahları sebebiyle azaba maruz kalmakla birlikte cehennemde ebedî kalmayıp ondan çıkarılacağını mühim bir esas olarak kabul eder.

Bu hususu te'yid eden sahih rivayetler var. Ehl-i Sünnet, sadedinde olduğumuz hadisi, istihlâle hamleder. Yani: "Kim intihar etmenin helal olduğuna itikad ederek canına kıyarsa o ebedî cehennemliktir" der. Çünkü böyle bir inançla haramı helal addettiği için kâfir olmuştur. Kâfir ise ebedî cehennemliktir.

Şöyle de denmiştir: "İntiharın gerçek cezası budur, ancak Allah müminlerin ehl-i tevhid olmalarına ikram olarak, tevhidlerinin hatırı için onları cehennemden çıkaracak, ebedî olarak orada bırakmayacaktır.”

Bazı âlimler, "Allah dilerse" takdiriyle, "Allah dilerse, ebedî olarak cehennemde kalıcıdırlar" şeklinde anlarlar.

Bazıları: "Ebediyet"ten murad, devamın hakikatı değil, uzun müddettir" demiştir. Buna göre mana: "...Uzun müddet cehennemde" olur.

"Ceza amel cinsinden olur" kaidesine binaen müntehir ne suretle canına kıymışsa, o şekilde azaba maruz kalmaktadır. Zehir içerek intihar eden, hep zehir içer şeklinde; kendini dağdan atarak intihar eden, hep dağdan atılarak; kendini (hançer, bıçak gibi kesici olan) demir bir şeyle öldüren de yine o şey vücuduna saplanarak ceza görecektir. (Kütüb-i Sitte)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...