Jump to content

Kuran'da Evrim Var Mı ?..


Guest Göktürk

Önerilen Mesajlar

12- And olsun biz insanı, çamurdan, bir sülâleden (süzülüp çıkarılmış çamurdan) yarattık.

 

13- Sonra onu emin ve sağlam bir karargahta (rahimde) nutfe (sperma) haline getirdik.

 

14- Sonra nutfeyi bir alaka (embrio) yarattık, derken o alakayı bir mudga (bir çiğnem et parçası halinde) yarattık, derken o mudgayı bir takım kemik yarattık, derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra onu diğer bir yaratık olarak teşekkül ettirdik. Yapıp yaratanların en güzeli olan ALLAH, pek yücedir.

 

15- Sonra siz bunun ardından, muhakkak ki öleceksiniz.

 

16- Sonra da siz, şüphesiz, kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz.

 

12- 1- Çamurdan bir sülâleden.

 

SÜLÂLE kelimesi sell masdarından alınmadır. Sell, bir şeyi bir şeyden incelik ve yumuşaklıkla sıyırıp çıkarmak demektir. Nitekim dilimizde de bilindiği üzere, kılıcı kınından sıyırıp çekmeye "Sell-i Seyf" denilir. Böyle "fuâle" veznindeki isimler, alındıkları fiile göre bazan gaye olurlar, "hülâsa" gibi ki, sülâle de buna benzer; bazan da olmazlar, "kulâme, künâse" gibi Keşşâf'ın açıklamasına göre bu vezin, bir kıllet (azlık) mânâsıyla da ilgilidir. Dilimizde bu veznin karşılığı (...inti) ekiyle yapılan kelimelerdir ki, süzüntü, kuruntu, kırpıntı, süprüntü gibi. Fakat sell fiilini bir kelime ile ifade edemediğimizden sülâle kelimesini bu şekilde terceme edememişizdir. Şu halde bir şeyin sülâlesi o şeyden sıyrılıp çıkarılan bir netice demek olur. Çoluk çocuğa da sülâle denilmesi bu mânâya göredir. Bundan dolayı, sülâle tabirinden bir silsile mânâsı düşünürüz. Çünkü sülâle aslın değil, ondan süzülüp çıkarılan hülâsanın ismidir.

 

İşte insan, yaratılış evrelerinde önce, böyle çamurdan sıyrılıp çıkarılmış bir sülâleden yaratılmıştır ki, bu mertebe ilk insan olan Âdem'in yaratıldığı ve dolayısıyla insan cinsinin, insan organlarının ilk başladığı evre olmakla, hiçbir insan tohumu ile meydana gelmiş değildir. Bazıları burada "tîyn" Âdem (a.s)in bir ismidir, demiş bazıları sülâleden maksat Âdem'dir demiş ise de ikisi de doğru değildir. Zira Âdem, insandır. "Biz muhakkak insanı yarattık" (Tîn, 95/4) âyetindeki ifadeye dahildir. Ayetin açık mânâsı, bu sülâle'nin Âdem'den önce olmasıdır. Hatta bir kısım tefsircilerin İbnü Abbas, İkrime, Katâde ve Mukatil'den nakledildiğine göre, burada kelimesini Âdem diye tefsir etmişler. "lâm"ı ahid lâmı olarak kabul etmişlerdir. Gerçi tahkîkçi âlimlerin görüşü cins için olmasıdır. Sözün gelişi de buna uygundur. Nitekim

 

Ebussuud, demiştir ki: "el-insan" ile kastedilen cinstir ve anlam şudur: Billahi insan cinsini Âdem'in yaratılmasıyla "tıyn"den, yani çamurdan bir sülâleden toplayıp yaratmakla halk ettik..." Bununla beraber ahd olduğu takdirde de zımnen bu mânâ gerekir.

 

Demek ki, yüce yaratıcı, önce çamurdan seçerek bir sülâle çıkarmış ve insanı ilk defa o sülâleden yaratmıştır. Hıcr Sûresi'nde "Yoluna girmiş, şekillendirilmiş balçık"(Hıcr, 15/26) denilmiş olan bu çamur sülâlesinin, Fahreddîn Razî'nin de kaydettiği üzere, bir kısım tefsircilerin açıklamasına göre insanlara gıda olarak insanlığın organlarına ilk dönüşen maddeler olarak düşünülmesi mümkündür ki, bu maddeler çamurdan sıyrılmış çıkmış madensel veya bitkisel veya hayvansal maddelerdir (elementlerdir). Nitekim sülâle, nutfenin meydana geldiği gıda maddeleri ile de tefsir edilmiştir ki, bu mânâ ile bu âyet, yalnız Âdem'e veya Âdem mânâsında cinse ait olmakla kalmayıp her ferde de doğrudan doğruya uygun olur. Çünkü gıda maddelerinden her insanda insan uzuvları yaratıldığı ve bu şekilde insanın yaratılışına bu maddelerin seçilerek bir başlangıç oluşturduğu bilinmektedir. Bu ise seçilip ayıklanınca ilk insanın yaratılış maddesini idrak için bir delil olur. Ancak sonraki insanlarda bu maddeler, bir insan menisi ile geçmiş olan bir vücut içinde hazım ve temsil olunduğundan bunu, insan bedenine daha önce verilmiş olan hayat gücünün bir eseri olarak düşünmek ve bundan dolayı baba menisinin kuvvetine aitmiş gibi görmek uygun olmaz. Halbuki ilk insanın yaratılışında böyle bir düşünceye imkan yoktur. Çünkü bu maddeleri insan şekline sokmak için henüz bir insan varlığı yoktur.

 

Bundan dolayı, o yüce yaratıcının ilk evvel yaratmış olduğu açıktır. Âyetin hatırlattığı esas nokta da budur. Bu açıklamadan anlaşıldığına göre demek olur ki, insan cinsinin ilk yaratıldığı çamur sülâlesi, ilk insanın ve ilk insan hücreciklerinin yaratıldığı zamana kadar, çamurdan seçilip çıkarılmış olan ve sonra insanın erzakı, hizmetini yerine getirdiği üç mevcut şey'in özüdür. ALLAH Teâlâ, çamurdan madenleri, bitkileri ve hayvanları sıyırıp çıkardıktan sonra, bunların hülâlasasından da insanı hiç yokken yaratmış ve insan bunların sonucu olmuştur.

 

Bize ulaşan eserlere göre insanın yaratılışı, yukardaki üç maddenin yaratılmasından sonra olduğunda bir ihtilaf görülmüyor. Şu halde topraktan insana kadar üç şeyin bütün cins ve nevileriyle gerçek bir tasnifi tam mânâsıyla bilinse, kuru toprağın ilk insan hücresi haline gelinceye kadar geçirmiş olduğu yaratılış ve seçilme evreleri anlaşılabilecekti. Bundan dolayı madenlerin, bitkilerin ve hayvanların tasniflerine çok önem verilmiş ve zaman zaman değişik bakış açılarından değişik tasnifler yapılmış ve türlü düşünceler ileri sürülmüştür. Netice olarak İbnü Türkete'l-İsfahânî, Füsûs Şerhinde demiştir ki :"Yeryüzünde ilk meydana gelen madenler, sonra bitkiler, sonra hayvanlardır. Ve ALLAH Teâlâ bu mevcut şeylerin cinslerinden her sınıfının sonunu, takip edenin başlangıcı kıldı da madenlerin sonunu ve bitkilerin evvelini mantar, bitkilerin sonunu ve hayvanların evvelini hurma, hayvanların sonunu ve insanın evvelini maymun kıldı ki, birbirine ulanma birliği bozulmadan, değişmeden, aralanmadan, kesilmeden korunsun ve birbirine bağlansın."

 

13-2- Sonra onu emin ve sağlam bir karargahta (rahimde) nutfe haline getirdik, yani o insan cinsini veya neslini sağlam bir karargah olan rahimde yerleşen bir nutfe yaptık. Önce bir çamurdan, bir sülâleden yaratılmış olan insan bundan sonra "Sonra onun zürriyetini nutfeden, hakîr bir sudan üretmiştir" (Secde, 32/8 âyet-i kerimesine göre, hakîr bir su sülâlesi olan nutfeden çoğalma yoluyla yaratılarak diğer bir sülâle oldu. Hem her nutfe'den değil, rahimde yerleşen nutfeden; her rahimde değil, rahimde yerleşen nutfeden; her rahimde değil, sağlam, aldığını tutan, güçlü ve sağlam bir rahimde. Buradan anlaşılıyor ki, Kur'ân'da nutfe yalnız menînin ismi değil, daha çok menî içindeki tohumun ismidir. Zira rahimde karar kılıp yerleşen odur. Bir de zamirinin, çekilmiş, sıyrılmış mânâsı ile sülâleye ait kılınması da caiz görülmüştür ki, o çamur sülâlesini nutfe yaptık, demek olur.

 

İşte nutfe yapıldıktan sonra insan yaratılışı, doğal ve kanunî denilen malum şeklini almış oldu. Yoksa ille başta çamurdan sülâlenin, sülâleden insan veya nutfesinin yaratılışı doğa üstüdür. Çünkü henüz bir insan ve tabiatı yoktu. Demek ki insanı yaratan yaratıcı kudret insan tabiatından başkadır. Herhangi bir şeyin tabiatı ise o şeyin kendisinin dışında olamaz. Onun için bir şey, kendisinin gayrısı olamayacağı gibi, tabiatının gayrısı da olamaz. Bu yüzden tabiat ancak devamlı ve değişmez bir şey olmak üzere düşünülebilir. Ve bir şey kendisi değişmedikçe tabiatının değişmesine imkan yoktur. Bundan dolayı herhangi bir şeyin tabiatında bir değişme görüldüğü zaman, o şeyin kendisinde bir değişme meydan geldiği anlaşılır ve ona dıştan bir etki aranır. Tabiî ilimler adı verilen ilimlerin hiçbiri yoktur ki, tetkik ettiği bir değişmenin ayrı bir sebebini aramasın da kendi kendine tabiatıyla oluvermiş diyebilsin.

 

Hatta bu noktada, iyice düşünülünce "Tabii ilimler" denilen ilimler, tabiatların kendi kendine değişmesini kabul etmeyip, değişmenin dış etkenlerini arayan ve bu şekilde hiçbir olayın tabiî olmadığını ispat eden ilimlerdir, denmekte tereddüt edilmez. Çünkü bir tabiatın, kendisinin dışında bir eşinden etki almasıyla izah edilen olaylara tabiat demek çelişki olur. Evet tabiatta değişme, seçilme, gelişme yok değildir. Fakat o seçimi ve gelişmeyi yapan tabiat değil, tabiatlar üzerinde hakim olan yaratıcıdır. Eğer tabiat hakim olsaydı, çamur normal olarak kalır, ondan bir sülâle çıkamaz, insan ve nutfe gelişmesi ve seçilip çıkarılması olamazdı. Hatta nutfe yaratıldıktan sonra nutfe tabiatından ileri geçemezdi. Bu takdirde bilinmesi lazım gelir ki insanın, tabiî sayılan nutfeden meydana gelmesi evrelerinde de insanı yaratan nutfe tabiatı değil, nutfeye ve rahime o yaratılış değişimini veren yüce yaratıcıdır. Onun için buyuruluyor ki:

 

14-3- Sonra nutfeyi aleka olarak yarattık. Rahime iliştirip aşılama yaptırarak tutturup pıhtı kan gibi bir tutuk haline değiştirdik.

 

okuma Zorlugu olanlara Isin özünü Buraya yazayim:

 

 

Ayetin açık mânâsı, bu sülâle'nin Âdem'den önce olmasıdır. Hatta bir kısım tefsircilerin İbnü Abbas, İkrime, Katâde ve Mukatil'den nakledildiğine göre, burada kelimesini Âdem diye tefsir etmişler. "lâm"ı ahid lâmı olarak kabul etmişlerdir. Gerçi tahkîkçi âlimlerin görüşü cins için olmasıdır. Sözün gelişi de buna uygundur. Nitekim

 

Ebusuud, demiştir ki: "el-insan" ile kastedilen cinstir ve anlam şudur: Billahi insan cinsini Âdem'in yaratılmasıyla "tıyn"den, yani çamurdan bir sülâleden toplayıp yaratmakla halk ettik..." Bununla beraber ahd olduğu takdirde de zımnen bu mânâ gerekir.

 

Demek ki, yüce yaratıcı, önce çamurdan seçerek bir sülâle çıkarmış ve insanı ilk defa o sülâleden yaratmıştır. Hıcr Sûresi'nde "Yoluna girmiş, şekillendirilmiş balçık"(Hıcr, 15/26) denilmiş olan bu çamur sülâlesinin, Fahreddîn Razî'nin de kaydettiği üzere, bir kısım tefsircilerin açıklamasına göre insanlara gıda olarak insanlığın organlarına ilk dönüşen maddeler olarak düşünülmesi mümkündür ki, bu maddeler çamurdan sıyrılmış çıkmış madensel veya bitkisel veya hayvansal maddelerdir (elementlerdir).

 

( MÜMINUN )

 

13. "Ne oluyor size de ALLAH için bir vakar ümidinde olmuyorsunuz?"

 

14. "O ki, sizi halden hale/evreden evreye geçirerek yarattı."

 

15. "Görmediniz mi, ALLAH yedi göğü ahenkli bir bütün olarak nasıl yarattı?"

 

16. "Ve Ay'ı, bunlar içinde bir nur yaptı ve Güneş'i bir kandil haline getirdi."

 

17. "Ve ALLAH sizi bir bitki olarak yerden bitirdi."

 

18. "Sonra sizi yere geri gönderiyor ve sonra bir çıkarışla tekrar çıkarıyor." ( NUH )

 

 

Ayrica ISLAM filozoflari tarafindan Evrim in ele alinmasi Darwin den 850 yil önceye gider.

 

--------------------

Bu şerefli vücudun yükseliş başlangıcı madenler olmuştur ki, onların başlangıcı kaygan çamurdur. Sonra ondan taşlar mertebesine yükselmiştir. Ondan eriyen cevherler mertebesine ulaşmıştır; demir, kalay, bakır, gümüş ve altın gibi madenlerdir. Bundan sonra la'l, yakut ve zümrüt gibi cevherlerin mertebesine yükselmiştir. Ta mercana varıp, bitkisel belirtilerle gelişip, o mertebeden dahi yükselip, tohumsuz biten bitkiler mertebesine gitmiştir. Bundan sonra tohumla biten bitkiler mertebesine ve ondan ağaç suretine varıp, ta hurma ağacı olmaya yetmiştir. Hurma mertebesinden, hayvan mertebesine yükselip yıllarca o mertebede yaşamıştır. Ta iş ve surette insana benzeyen goril ve maymun mertebesini bulmuştur. O mertebeden dahi yükselip, insan suretine gelmiştir. O insan ki, kemâl mertebelerinin suret ve sîretinde ilerleyip, kâmil insan mertebesine gidip, İlâhî ahlâk ile dolmuştur. O, bilginin olgunluğuna erip, külli akla ulaşmıştır. Bu mertebede varlık dairesi birleşip, nihayet bulmuştur. Zira ki, umumî vücut işinin devri böylece bulunmuştur ve bu geçici vücut, bir daire şeklinde resmolonmuştur. Onun başlangıcı ilk akıl, sonucu kâmil insan kılınmıştır. Böylece vücut dairesinin sonu öne gelip, kâmil insanda birleşip, tamam bilinmiştir.

Ibn Miskeveyh ( el-Fevzü'l -Asgar )

ISLAM in en büyük Kuran yorumcularindan biri olan Bu zat-i Muhterem Darwin den 850 yil önce yasamistir.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kuran Evrim i tanir !..

Fakat Kuran Evrimi Tamamen Cenab-i Hakk'in Kontrolünde bildirir.

 

ISLAM bilginlerinden sonra Konuyu ele alan Darwin ise Bunu tesadüfe baglamistir.

Günümüz bilimi su soruya söyle cevap verir.

Materyalist ve Darwinistlerin ise Cevabi yoktur.

 

 

Soru : Insan Mental yeteneklerini nasil elde etti ?

Günümüzde Moleküler biyolojinin verdigi yanit:

Evrim halinde veya evrim geciren bir canlinin Mental yeteneklere kavusmasi bir dis müdahale olmadan Gerceklesemez.

Yani kendiliginden veya tesadüfen olmasi Mümkün degildir.

Darwinizimin Yani Tesadüfcülerin Yaniti yoktur.

 

 

Kuran in Yaniti Ise Ortadadir.

 

Evrim gecirmis olan sülaleden Insan yaratmak.

O'na ALLAH in ruhundan üflemek ve meleklerle imtihana tabii tutmak.

 

Yani Akil kazandirmak ve Ilk "Perfeckt " insan olan Hz. Adem i meydana getirmek.

Tafsilati Kuran da var.

 

Iste Bilimin söyledigi " Dis Müdahale "

iSTE Insanin mental yeteneklerini kazanmasi..

 

Milyonlarca yildir Bir Cubuga Keskin bir tas Baglayip Ok yapmayi akil edememis Ilkel insan Birden bire Bütün parlak Buluslara Imza atmaya baslamistir.

 

Her sey gözümüzün önünde..

Ve Bu baglamda Adem soyunun Ensest iliski ile cogalmasi da söz konusu degildir.

Yani Bir baba ve anadan olan cocuklar evlenip soy agaci Kurmamislardir.

 

Cünkü Adem ve Havva dan baska Binlerce insan bulunuyordu.

 

Onlarin cocuklari Bu insanlarla evlenip Cogaldilar ve Akilli nesiller meydana getirdiler Yani " Perfeckt insan " in genlerini gelecek nesillere asiladilar.

 

Cenab-i Hak Her seyi Hakki ile bilen Ve kontrol edendir.

Bu evrende her sey ölcü iledir Hesap iledir.

 

Tesadüf e yer yoktur !..

--------------------

Efendim bu vesile ile zamanin göreceligi hususna da deginelim ki ateist arkadaslar sacmalamalarina bir nokta koysunlar:

 

 

ZAMANIN GÖRECELİĞİ

Zamanın göreceliği konusu bugün ispatlanmış bilimsel bir gerçektir. Ancak bu gerçek, yüzyılın başlarında Einstein'ın görecelik kuramı ile ortaya çıkmıştır. O döneme dek insanlar zamanın göreceli bir kavram olduğunu, ortama göre değişkenlik gösterebileceğini bilmiyorlardı. Ama ünlü bilim adamı Albert Einstein, görecelik kuramı ile bu gerçeği açık olarak ispatladı. Zamanın, kütleye ve hıza bağımlı bir kavram olduğunu ortaya koydu. Daha evvel hiç kimse bu konuyu açıkça dile getirmemişti.

Tek bir istisnayla; Kuran'da, zamanın izafi olduğunu gösteren bilgiler veriliyordu. Bu konuyla ilgili bazı ayetleri şöyle sıralayabiliriz:

 

... Gerçekten, senin Rabbinin Katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir. (Hac Suresi, 47)

Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O'na yükselir. (Secde Suresi, 5)

Melekler ve Ruh (Cebrail), O'na, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir. (Mearic Suresi, 4)

 

610 yılında indirilmeye başlanan Kuran'da böylesine açık bir şekilde zamanın göreceliğinden bahsediliyor olması, onun İlahi bir kitap olduğunun bir başka delilidir.

 

 

 

ALTI GÜNDE YARATILIŞ

Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden ALLAH'tır… (Araf Suresi, 54)

Kuran ile modern bilim arasındaki uyumun bir örneği, evrenin yaşı konusudur: Kozmologlar evrenin yaşını 16-17 milyar yıl olarak hesaplamışlardır. Kuran'da ise tüm evrenin 6 günde yaratıldığı açıklanmaktadır. İlk bakışta farklı gibi görünen bu zaman dilimleri arasında aslında çok şaşırtıcı bir uyum vardır. Gerçekte, evrenin yaşı ile ilgili elimizde bulunan bu iki rakamın her ikisi de doğrudur. Yani evren, Kuran'da bildirildiği gibi 6 günde yaratılmıştır ve bu süre bizim zamanı algıladığımız şekliyle 16-17 milyar yıla karşılık gelmektedir.

 

 

1915 yılında Einstein, zamanın göreceli olduğunu, mekana, seyahat eden kişinin süratine ve o andaki yerçekimi kuvvetine bağlı olarak zamanın akış katsayısının da değiştiğini öne sürmüştür. Kuran'da 7 farklı ayette bildirilen evrenin yaratılış süresinin, zamanın akış katsayısındaki bu farklılıklar göz önünde bulundurulduğunda bilim adamlarının tahminleri ile büyük bir paralellik içinde olduğu görülür. Kuran'da bildirilen 6 günlük süreyi, 6 devre olarak da düşünebiliriz. Çünkü zamanın göreceliği dikkate alındığında, "gün" sadece bugünkü koşullarıyla, Dünya üzerinde algılanan 24 saatlik bir zaman dilimini ifade etmektedir. Ancak evrenin bir başka yerinde, bir başka zamanda ve koşulda, "gün" çok daha uzun sürelik bir zaman dilimidir. Nitekim bu ayetlerde (Secde Suresi, 4; Yunus Suresi, 3; Hud Suresi, 7; Furkan Suresi, 59; Hadid Suresi, 4; Kaf Suresi, 38; Araf Suresi, 54) geçen 6 gün (sitteti eyyamin) ifadesindeki "eyyamin" kelimesi, "günler" anlamının yanı sıra "çağ, devir, an, müddet" anlamlarına da gelmektedir.

Evrenin ilk dönemlerinde, zaman bugün alışık olduğumuz akış hızından çok çok daha hızlı akmıştır. Bunun nedeni şudur: Big Bang anında evren çok küçük bir noktaya sıkıştırılmıştı. Bu büyük patlama anından bu yana evrenin genişlemesi ve evrenin hacminin gerilmesi, evrenin sınırlarını milyarlarca ışık yılı uzağa taşıdı. Nitekim Big Bang'den bu yana uzayın geriliyor olmasının evren saatinin üzerinde çok önemli sonuçları oldu.

 

 

Big Bang anındaki enerji, evrensel saatin zaman akış hızını milyon kere milyon (1012) defa yavaşlatmıştır. Evren yaratıldığında, evrensel zamanın akış katsayısı -bugün algılandığı şekliyle- milyon kere milyon kat kadar daha büyüktü, yani zaman daha hızlı akmaktaydı. Dolayısıyla biz Dünya'da milyon kere milyon dakikayı yaşadığımız esnada, evrensel saat için yalnızca bir dakika geçmiş olur.

 

 

6 günlük zaman dilimi, zamanın göreceliği dikkate alınarak hesaplandığında, 6 milyon kere milyon (trilyon) güne denk gelmektedir. Çünkü evrensel saat, Dünya'daki saatin akış hızından milyon kere milyon daha hızlı akmaktadır. 6 trilyon günün karşılık geldiği yıl sayısı, yaklaşık olarak 16,427 milyardır. Bu rakam günümüzde evrenin tahmin edilen yaş aralığındadır.

 

6.000.000.000.000 gün / 365,25 = 16.427.104.723 yıl

 

Diğer yandan yaratılışın 6 gününün her biri -bizim zaman algımızla- birbirlerinden farklı zamanlara karşılık gelmektedir. Bunun sebebi zamanın akış katsayısının evrenin genişlemesiyle ters orantılı olarak azalmasıdır. Big Bang'den itibaren evrenin büyüklüğü her ikiye katlandığında, zamanın akış katsayısı yarıya düşmüştür. Evren büyüdükçe, evrenin ikiye katlanma hızı da gittikçe artan bir şekilde yavaşladı. Bu genişleme oranı, Fiziksel Kozmolojinin Temelleri adlı ders kitaplarında anlatılan, dünyanın her yerinde yaygın olarak bilinen bilimsel bir gerçektir. Yaratılışın her gününü, Dünya zamanıyla hesapladığımızda karşımıza aşağıdaki durum çıkar:

 

* Zamanın başladığı andan itibaren bakıldığında, yaratılışın 1. günü (1. devre) 24 saat sürmüştür. Ancak bu süre, bizim zamanı Dünya'da algıladığımız şekliyle 8 milyar yıla eşittir.

* Yaratılışın 2. günü (2. devre) 24 saat sürmüştür. Ancak bu, bizim algılarımızla bir önceki günün yarısı kadar sürmüştür. Yani 4 milyar yıl.

* 3. gün (3. devre) ise yine bir önceki gün olan 2. günün yarısı kadar sürmüştür. Yani 2 milyar yıl.

* 4. gün (4. devre) 1 milyar yıl,

* 5. gün (5. devre) 500 milyon yıl,

* ve 6. gün (6. devre) 250 milyon yıl sürmüştür.

 

* Sonuç: Yaratılışın 6 günü, yani 6 devresi, Dünya zamanı türünden toplandığı zaman, 15 milyar 750 milyon yıl bulunur. Bu rakam günümüzdeki tahminlerle büyük bir paralellik içindedir.

 

Bu sonuç 21. yüzyıl biliminin ortaya koyduğu gerçeklerdir. Bilim, 1400 yıl önce Kuran'da haber verilmiş bir gerçeği bir kere daha tasdik etmektedir. Kuran ve bilim arasındaki bu uyum, Kuran'ın, herşeyi bilen ve yaratan ALLAH'ın vahyi olduğunun mucizevi kanıtlarından biridir.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

bilimcede dünayanın oluşumu uzun sürmüştür. ve bilimsel dünyanın oluşumu ile Kuran aynıdır. Bu demek değildir ki Allah c.c hiç bunlara gerek duymadan hemen evreni yaratamazdı. Tabi ki de hemen yaratabilirdi ama burada bir hikmet vardır insanlara ders vardır, yani bir işi adım adım yavaş yapmak. Yoksa Allah hemen ve mükemmel şekilde yaratabilir tabi ki de. Evrim diye birşey şu manada yoktur, önce maymundu döndü döndü insana:) , herhangi bi hayvanın başka hayvana dönüşmesi de söz konusu değildir. mesela katır at ile eşek karışımı ve katır kısırdır daima yani bir tane karışım olsa da bunun devamı gelmiyor. kurbağa örneği ise birşeyin başka şeye dönüşmesi değil bu zaten kurbağa bu yumurtanın civciv sonra tavuk olması gibi birşey. :D bazıları kurbağaları evrime delil gösteriyor da

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
bilimcede dünayanın oluşumu uzun sürmüştür. ve bilimsel dünyanın oluşumu ile Kuran aynıdır. Bu demek değildir ki Allah c.c hiç bunlara gerek duymadan hemen evreni yaratamazdı. Tabi ki de hemen yaratabilirdi ama burada bir hikmet vardır insanlara ders vardır, yani bir işi adım adım yavaş yapmak. Yoksa Allah hemen ve mükemmel şekilde yaratabilir tabi ki de. Evrim diye birşey şu manada yoktur, önce maymundu döndü döndü insana:) , herhangi bi hayvanın başka hayvana dönüşmesi de söz konusu değildir. mesela katır at ile eşek karışımı ve katır kısırdır daima yani bir tane karışım olsa da bunun devamı gelmiyor. kurbağa örneği ise birşeyin başka şeye dönüşmesi değil bu zaten kurbağa bu yumurtanın civciv sonra tavuk olması gibi birşey. :D bazıları kurbağaları evrime delil gösteriyor da

 

aslinda Evrim demek dogru degil..#

 

" Tekamül " daha dogru..

Bir de " Kuran da Evrim var " diye bir idda da yok..

 

Baslik " Kuran da Evrim var mi "

 

Ben Kaynaklar deliler getirdim..

Karsit görüslü olan arkadaslar da kendi delillerini getirsinler..

Var mi yok mu karar veriririz. :)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Ahhhh evrim ah ne takıntı oldun bizim millete sanki evrim demeselerdi herşey güllük gülüstanlık olacaktı bu arada evrim teorisi aldı başını gitti siz hala mutasyona takıN

--------------------

Friedrich Nietzsche, Darwin'e doğal seleksiyon kuramı sebebiyle karşı çıkar ve tamı tamına zıttı bir görüş belirtir. Çünkü Nietzsche'ye göre seleksiyon, daha güçlü olanı seçmez, tersine zayıf yapılı olanlar her defasında kazanır ve çoğunlukta olmaları sebebiyle güçlü ve yetenekli olanın yok olmasına yol açabilir. Aslına bakılırsa Nietzsche ve Darwin'in bu tezatlığı, hayata bakış açıları ile ilintilendirilmelidir. Çünkü Nietzsche'nin Kudretin iradesini, iktidar savaşını gördüğü yerde, Darwin yaşam savaşını görür. Böylelikle bu iki insanın görüş farklılıkları tezatlaşır.

Nietzsche'ye göre üstünlük kurup seçilime uğrayan canlılar, güçlü ve yetenekli olanlar değildir.Zira Darwin'e göre en iyi uyum sağlayanlar en güçlülerdir. Halbuki Nietzsche, en iyi uyum sağlayanın güçlü olarak kabul edilmesine de karşı çıkar ve her zaman için sürünün, istisnaya olarak yetenekliye karşı koyuşundan bahseder. Bu da güçlü olanın hayatta kalması ihtimalini oldukça zora sokar. Böylelikle egemen olan tip, çoğunlukta olan olur. Haliyle güçlü olanın sürüye egemen olması fazlasıyla zorlaşır

 

"En güçlüler ve en mutlular (şanslılar) onların teşkilatlandırılmış sürü içgüdüsünü ve zayıfların korkaklığını karşına aldıkları ve sayıca çok olanların karşılarına çıktıklarını düşünürsek zayıftırlar.Değerler dünyasına ilişkin toplu nokta-i nazarının bugün isanlığın üzerinde asılı duran en üst değerlerde şanslı hallerin, seleksiyon tipleri egemen olmadığını gösterir: Bunun tersine yozlaşanların tipleri egemenlik kurarlar.Belki de dünyada bu arzu edilmeyen tiyatro oyunundan daha ilginç birşey yoktur"

"Hiçbir geçiş birimi yoktur.Varlıkların büyüyen gelişimi iddia edilir.Bunun için her türlü temel mevcut değildir.Her tipin sınırı vardır:Onu aşacak olan hiçbir gelişme yoktur.Oraya kadar mutlak düzenlilik egemendir."

"Toplu hayvan ve bitki dünyası alçakta olandan yüksekte olana gelişmez.Tersine herşey aynı zamanda gelişir ve birbirinin üzerinde, iç içe olur bu gelişme.Birbirine karşı cereyan eder."

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Evrim teorisinin alip basini bir yere gittigi yok kardesim..

Adi üstünde: TEORI !..

 

Bu soruya Yanit veremedigi sürece de hic bir yere gidecek hali yok..

 

Insanlar Mental yeteneklerini nasil kazandi ?..

Tek bir baba dan Irklar nasil türedi ?..

Kan guruplari nasil meydana cikti ?..

Diyorlar ki DNA nin oyunu..

 

Diyelim ki Hanimin dogum yapti..

Elinde bir siyah bebek Sana bakiyor ve Ekliyor:

 

"Sevgilim DNA nin bir oyunu bu "

 

Yer misin ?..

Yemezsin !..

 

O halde bir baba dan gelmemiz hikayesi biraz sacma..

--------------------

Demek ki baska babalar da var - di..;) analar da..

 

Hz. Adem in Cocuklari da onlarla birlesti ve insanlik zeki nesillere kavustu..

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Adem a.s ve Havva, birinin kan gurubu A0 diğerinin kan grubu B0 olursa 4 tane kan grubu çıkar ve bu sayı ne azalır ne artar.

 

bioloji okumuş herkes bunu bilir. kan grupları ikişerlidir

AA, olursa A denilir A0 olursa A denilir çünkü A baskın 0 çekiniktir.

BB olursa B , B0 olursa B denilir.

00 olursa 0 kan grubu denilir.

 

biri A0 diğer B0 olsun çocuklarda olabilcek kan grupları şöyledir.

 

AB A0 B0 00 yani AB ,A , B , 0

 

sonra bu çocuklar birbiri ile evlenir bir sürü çocuk olsun bir kısmı

AB AB A0 A0 B0 00 00 AB A0 B0 vs

 

bunların çocukları şu şekil olabilir

 

A0 ile A0 evlensin

AA 00 A0 şeklinde çocukları olabilir yani A,0 , A

 

B0 ile B0 evlensin

BB , B0 , 00 şeklinde çocukları olur.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Evrim teorisinin alip basini bir yere gittigi yok kardesim..

Adi üstünde: TEORI !..

 

Bu soruya Yanit veremedigi sürece de hic bir yere gidecek hali yok..

 

Insanlar Mental yeteneklerini nasil kazandi ?..

 

Tek bir baba dan Irklar nasil türedi ?..

Kan guruplari nasil meydana cikti ?..

 

Diyorlar ki DNA nin oyunu..

 

Diyelim ki Hanimin dogum yapti..

Elinde bir siyah bebek Sana bakiyor ve Ekliyor:

 

"Sevgilim DNA nin bir oyunu bu "

 

Yer misin ?..

Yemezsin !..

 

O halde bir baba dan gelmemiz hikayesi biraz sacma..

:derisive::derisive::D:D:D:D:D:D

Valla o annenin genlerinden kaynaklanıyor babanında saflığındaN:D:D

Valla süper bi yerden yakalamışsın hiç aklıma gelmedi ben bunu bizim biyolojicilerle konuşim bulurlar onlar bir cevaP :)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Adem a.s ve Havva, birinin kan gurubu A0 diğerinin kan grubu B0 olursa 4 tane kan grubu çıkar ve bu sayı ne azalır ne artar.

 

bioloji okumuş herkes bunu bilir. kan grupları ikişerlidir

AA, olursa A denilir A0 olursa A denilir çünkü A baskın 0 çekiniktir.

BB olursa B , B0 olursa B denilir.

00 olursa 0 kan grubu denilir.

 

biri A0 diğer B0 olsun çocuklarda olabilcek kan grupları şöyledir.

 

AB A0 B0 00 yani AB ,A , B , 0

 

sonra bu çocuklar birbiri ile evlenir bir sürü çocuk olsun bir kısmı

AB AB A0 A0 B0 00 00 AB A0 B0 vs

 

bunların çocukları şu şekil olabilir

 

A0 ile A0 evlensin

AA 00 A0 şeklinde çocukları olabilir yani A,0 , A

 

B0 ile B0 evlensin

BB , B0 , 00 şeklinde çocukları olur.

 

Buyrun ;

 

Ne kadar güzel bir delil..

Tebrik ediyorum..

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Benzer Konular

    • Herkes İçin Evrim / David Sloan Wilson

      Darwin'in doğal seçilim teorisini ortaya atmasının üzerinden bir buçuk asır geçti. Bu süre içinde toplanan kanıtlar o kadar güçlü ki, evrimi artık teoriden öte bir olgu görüyoruz. Fakat, diyor Amerikalı evrimci David Sloan Wilson, diğer disiplinlerle harmanlanmadığı ve günlük hayata uyarlanmadığı sürece evrim teorisinin hakkını vermiş sayılmayız. Zira evrim olup bitmiş bir şey değil, daima gözümüzün önünde, tüm hayatımıza sinmiş durumda. Canlıların tarihi upuzun bir evrim sürecinden ibaret olduğ

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

    • Paleontoloji Ve Evrim / Derek Turner

      Paleontoloji yeryüzündeki yaşamın tarihini anlayabilmek için fosilleri kullanır. Fakat sadece fosil kayıtlarındaki şablonları ve yönelimleri belgelemekle uğraşmaz; aynı zamanda bunların altında yatan evrimsel süreçlere dair sonuçlar da çıkarmaya çalışır. Darwin, Türlerin Kökeni’ni yayımladığında, daha yaşlı türler ile daha genç olanlar arasındaki “kayıp halkalar”ın neden bulunamadığına ilişkin bir açıklama getirmek zorunda kalmıştı. Bu konuda Darwin, jeoloji kayıtlarının tam olmadığını, tarihönc

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

    • Evrim Bilimi Ve Yaratılış Efsanesi / Ardea Skybrek

      Evrim teorisi hakkında merak edilen her şey! Günümüz dünyasında evrim bilimi olmaksızın bilimden söz edilemezdi. Hem bilimsel bakış açısına sahip hem de bilimle hiç tanışık olmayan okurlara hitap eden anlaşılır ve akıcı bu kitap, evrim bilimi ile ilgili gerçekleri detaylı olarak ele alıyor. Gezegen üzerindeki yaşamın farklılaşmasını ve karmaşıklığını ve insanlar da dâhil olmak üzere bütün yaşam formlarının nasıl evrimleştiğini inceliyor. Pek çok farklı alanda karşılıklı olarak birbirini güçle

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

    • Yaratılış Mı Evrim Mi? / Andrew J. Petto, Laurie R. Godfrey

      Bu olağanüstü çalışma, Kevin Padian, John R. Cole ve Wesley Elsberry gibi kendi alanlarının en önemli savunucuları tarafından kaleme alınmış on altı parlak denemeyle, evrim karşıtlığını incelemektedir. Yaratılışçılığın tarihini gözler önüne seren bu güçlü seçki, evrim karşıtları tarafından kullanılan en yeni taktikleri boşa çıkarmakta, evrim karşıtı itirazlarına dini ve politik temeller bulan bu kişilerin fikirlerini çürütmekte ve okurlara evrim bahsinde bilimsel kanıtlar sunmaktadır. Evrim

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

    • Reddedilemez Evrim Ve Yaratılış Bilimi / Corey S. Powell, Bill Nye

      “Evrim, insanoğlunun bulduğu en mantıklı yaratılış hikâyesidir.” “Bu kitabı okuduktan sonra umarım evrenle ilgili daha derin bir öngörü kazanacak ve kendi yerinizi daha kolay belirleyebileceksiniz. Bizler, milyarlarca yıllık kozmik olaylar neticesinde ortaya çıkan yaşanılabilir gezegenin birer ürünüyüz. Hepimiz aynı evrimsel sürecin ürünleriyiz.” BİLL NYE   Dünyadaki tüm yaşamı tanımlayabilecek evrim, bilim tarihinde geliştirilen en güçlü ve en önemli fikirlerden biridir. Türlerin birbir

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

×
×
  • Yeni Oluştur...