Jump to content

Musa as la Rabbül Aleminin Konuşması Nasıl Bir Seslenişti


Guest shadow
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Ey Musa sen beni göremessin dedi görmeden kasıt ne idi ve bu ses nerden geldi.bir sohbet daha edelim sizlerle isterseniz bilgi adına lütfen tartışma,incitme ve hakaret olmasın.bunlar olsun diye konu açmadım.herkes edebiyle ve nezaketiyle anılsın

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

kaynaklara göre;

Kaf Suresi'nin 16. Ayeti şöyledir. "İnsanı Biz yarattık. Onun için, nefsinin kendisine neler fısıldadığını, neler telkin ettiğini de Biz pek iyi biliriz. Çünkü Biz ona şahdamarından daha yakınız."

 

Kuran ayetlerinde Allah'ın kullarıyla konuştuğunu doğrudan açıklayan ve bildiren bir ayet bilmiyoruz. Ancak Kuran okuyan ve dinleyen her mümin Allah'ın kelamını konuştuğu ve dinlediği için Onunla konuşmuş ve onu dinlemiş demektir. Bu anlamda Allah Kuran okuyan her mümin ile konuşur denilebilir.

Allah'ın mahlukatıyla konuşması vardır. Cenâb-ı Allah ezelî ve ebedî kelâm Sahibidir. Peygamberlerine vahiy gönderdiği gibi, mahlûkâtıyla da ilhâm yoluyla konuşur, mahlûkâtının her ihtiyâcını onlara ilham yoluyla bildirir, onlara imdat eder. Kullarının kalbine dilediği bilgileri ilhamla aktarır, doğruları ilham eder.

 

Cenâb-ı Hak, Peygamberleriyle vahiy yoluyla konuşur. Hazret-i Mûsâ’nın (as) Tûr dağında vahye mazhar kılınışını ve Allah’ın kelâmına muhatap oluşunu Kur’ân’da şöyle buluruz: “Mûsâ tayin ettiğimiz vakitte gelince, Rabb’i onunla konuştu.”1 Bir sonraki âyet: “Ey Mûsâ! Seni gönderdiklerimle ve konuşmamla insanlar arasından seçtim.”2 Bir başka âyette şöyle buyurulur: “Bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık. Bir kısmını ise sana anlatmadık. Allah Mûsâ ile gerçekten konuştu.”3

 

Şu âyet de, Cenâb-ı Hakk’ın kullarıyla konuşmasının keyfiyeti hakkında bize bilgi vermektedir: “Allah bir insanla ancak vahiy sûretiyle veya perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderir; izniyle dilediğini vahyeder.”4

 

İlhamlar da Allah’ın çok perdelerden geçmiş konuşmalarıdır. Fakat vahiy kadar gölgesiz ve sâfî değildir. ilhamların husûsiyet ve külliyet cihetinde çok çeşitli dereceleri vardır. En cüz’îsi ve en basiti hayvanların ilhamıdır. Onlardan biraz yüksek, avam insanların ilhamları gelmektedir. Sonra sırayla ilhamlar, avam melâikenin ilhamları, evliyâ ilhamları ve melâike-i izam ilhamları tarzında derece derece yükselmektedir. İlham sırrına binâen her bir velî kalbinin telefonuyla: “Kalbim benim Rabb’imden haber veriyor” diyebilmektedir.5

 

Cenâb-ı Hak yaratıklarına vazîfelerini ilhamla bildirir, ilhamla telkin eder, kullarına istikâmeti ilhamla gösterir ve hidâyet verir. Bilhassa hayvanâtın hemen hepsi dünyaya geldikleri zaman nasıl hareket edeceklerini, rızıklarını nelerden ve nasıl elde edeceklerini, hastalıklarında nasıl şifâ bulacaklarını, hayat şartlarına nasıl ayak uyduracaklarını bir içgüdü de denilen İlâhî sâik hâlinde, yani sevk-i İlâhî tarzında, yani telkin edilmiş bilgi paketleri tarzında beyinlerinde bulmaktadırlar. Cenâb-ı Hak tüm canlılara yaşadıkları sürece ihtiyaçları olan şeyleri eksiksiz telkin ve ilham etmektedir.

 

Dipnotlar:

1- A’râf Sûresi, 7/143;

2- A’râf Sûresi, 7/144;

3- Nisâ Sûresi, 4/164;

4- Şûrâ Sûresi, 42/51;

5-Sözler, s. 124

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...