Jump to content

"Gazaba Uğrayanlar" ve "Sapıklıklar"


EZEL
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

"Gazaba Uğrayanlar" ve "Sapıklıklar" Sahabilerden Adiy b. Hatem[1] (r.a.) diyor kî:

"Bir gün Rasulullah'ın (s.a.v.) yanma girdim. O sırada mescidde oturuyordu. Yanındakiler kendisine:

"Bu Adiy b. Hatim'dir." dediler. Elimde ne emanname ve de bir tavsiye mektubu vardı.

Yanına götürüldüğümde elimi tuttu.Daha Önce bir defasında benim için:

"Allah'dan onun elini benim elime koymasını dilerim" demişti. Elimi tutarak ayağa kalktı, birlikte Mescid-den çıktık. Yolda önüne bir kadınla bir çocuk çıktı. Kadın:

"Sen'den bir dileğimiz var" dedi. Bunun üzerine elimi bırakıp onların yanına gitti ve dileklerini yerine getirdi.

Arkasından yine elimden tutarak beni evine götürdü. Cariyesi Velide'nin getirdiği bir yer minderi üzerine oturdu. Ben de karşısında oturdum Allah'a hamd-ü sena ettikten sonra bana:

"Lailahe İllallah (Allah'dan başka ilah yoktur) demekten mi kaçınıyorsun? Yoksa Allah'dan başka ilah olduğuna dair bir bildiğin mi var?" diye sordu. Kendisine:

"Hayır, yok" diye cevap verdim. Bu cevabım üzerine bir süre konuştuktan sonra bir ara yine bana dönerek:

"Allahu ekber (Allah en büyüktür) demekten mi kaçınıyorsun? Yoksa Allah'dan daha büyük bir şey olduğuna dair bir bildiğin mi var?" diye sordu. Ben kendisine yine:

"Hayır, böyle bir bilgim yok" diye karşılık verince sözlerine:

"Yahudiler, gazaba uğramışlar ve hristiyanlar da sapıklardır" diye devam etti. Ben kendisine:

"Ben dosdoğru yolu benimsemiş bir müslümanım" deyince yüzünün sevinçle parladığını gördüm."

Daha da uzun olan bu hadis Tirmizi'de yer almış ve "Hasen" ve "Garib" olarak nitelenmiştir.[2]

Bu hadisin anlamını pekiştiren Kur'an-ı Kerim'in bir yerinde şöyle buyuruluyor:

"De ki, Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi? Allah'ın kendilerine lanet ve ga-zab eylediği ve aralarından bir kısmını maymun, domuz veya tağut tapıcısı yaptığı kimseler." (Maide: 5/60)

Ayetin daha öncesinden kolayca anlaşılabileceği üzere burada yahudiler kasdedilmektir.

Yine Cenab-ı Allah başka bir ayette şöyle buyuruyor:

"Allah'ın gazabına uğramış bir kavmi dost edinenleri görmüyor musun? Onlar ne sizdendirler ve ne de onlardan." (Mücadele: 58/14)

Burada sözü edilenlerin yahudileri dost edinen münafıklar olduğu tefsir alimlerinin sözbirliği ve bu ayetin daha öncesinin işareti ile sabittir.

Başka bir ayette de şöyle buyuruluyor:

"Nerede olurlarsa olsunlar, üzerlerine zillet damgası vurulmuştur. Ancak Allah Man ve insanlardan cman alarak bu zilletten kurtulabilirler. Onlar Allah'ın gazabına uğramışlardır." (AI-i İmran: 3/112)

Aynı ifade Bakara suresinde "Onlar Allah'ın gazabına uğramışlardır" ve "Onlar gazab üstüne gazaba uğradılar" (Bakara: 2/61, 90) şeklinde iki yerde tekrar edilmiştir.

Bu ayetler yahudüerin "gazaba uğramışlar" olduklarını açıkça belirtmektedirler. Öte yandan Cenab-ı Allah (c.c.) hristiyanlar hakkında da şöyle buyuruyor:

"Allah üçün üçüncüsüdür diyenler kesinlikle kafir olmuşlardır. Oysa, tek ilahdan başka hiçbir ilah yoktur. Onlar bu dediklerinden vazgeçmedikleri takdirde aralarındaki kafirler kesinlikle acı bir azaba çarpılacaklardır. Onlar halâ tevbe edip Allah'ın mağfiretine sığınmayacaklar mı? Allah bağışlayıcı ve esirgeyicidir. Mesih oğlu İsa sadece bir peygamberdir. O'ndan önce de bir çok peygamberler gelip geçmiştir. Annesi de doğru yolda idi. Her ikisi de (diğer inanlar gibi) yemek yerlerdi. Bak biz onlara ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz da sonra onlar nasıl iftiralar düzüyorlar? De ki, Allah'ı bırakıp ne fayda ve ne de zarar verme gücü olmayan nesnelere mi tapıyorsunuz? Hiç şüphesiz Allah işiten ve bilendir. De ki, ey kitaplılar (ehl-i kitab) dininizde hiçbir haklı gerekçe-

ye dayanmaksızın aşırılığa düşmeyiniz; daha önceleri sapmış, bir çoklarını saptırmış ve doğru yolu kaybetmiş bir kavmin keyfine uymayınız." (Maide:5 /73-77)

Bu ayetler sözün gelişinden kolayca anlaşılacağı üzere hristiyanlara sesleniyor. Görüldüğü gibi Cenab-ı Allah onları aşırılıktan, yanı sınırı aşmaktan sakınmaya çağırıyor. Nitekim aynı çağın ayette de tekrarlanıyor:

"Ey Kitaplılar, sakın dininizde aşırılığa düşüp, Allah hakkında aslı olmayan sözler söylemeyiniz. Meryem oğlu İsa Mesih sadece Allah'ın Rasulü, Meryem'e sunulmuş kelimesi ve O'ndan gelen bir ruhtur." (Nisa: 4/171)

Buna göre yahudiler hakkın (gerçeğin) gerisinde berisinde kalanlar, hritiyanlar da gerçek çizgisini aşanlar, ötesine taşanlardır. Bu arada yahudilerin "gazaba uğramışlık" ve hristiyaniarm "sapıtrmşhk" damgaları ile damgalanmalarının gerek kolayca anlaşılabilecek (zahiri) ve gerekse derinliğine düşünmeyi gerektiren (batini) bir çok sebebi vardır ki, ele alınmalarının yeri burası değildir

Sözün kısası, yahudilerin kafirliği, bildiklerini uygulamalarından ileri gelir. Onlar gerçeği bildikleri halde kimi zaman ya söz ya da davranışları İle kimi zaman da ne söz ve ne de davranışları ile buna uymamaktadırlar. Bunun yanında hristiyan kafirliği ilme dayalı olmayan amelleri yüzündendir. Çünkü onlar, Allah katından gelen bir şeriatın kılavuzluğuna bağlı olmaksızın bir çok ibadetler yapıyor ve Allah ile ilgili aslını bilmedikleri çeşitli iddialar ileri sürüyorlar. Bu yüzdendir ki, aralarında Süfyan b. Uyeyne'nin[3] de bulunduğu bazı islam büyükleri şöyle demişlerdir:

"Alimlerimiz arasında kim yoldan çıkarsa bazı bakımlardan yahudüere benzemiş, buna karşılık ibadetle uğraşanlarımız arasmda yoldan çıkanlar da kısmen hristiyanlara benzemiş demektir." Bu görüşü açıklamanın yeri de burası değildir.

Cenab-ı Allah (c.c.) bizleri yahudilerle hristiyanlara özenmeyelim, onların peşlerine takılmayalım diye uyardığı halde bu konudaki takdiri geçerli olmaktan geri kalmamış ve ezeli bilgisinin kavramış olduğu bu takdiri vaktiyle Peygamberimize (s.a.v.) bildirmiştir. Nitekim Ebu Said-i Hud-ri'nin rivayet ettiğine göre Rasurullah bir gün sahabilere:

"Sizden öncekilerin geleneklerine kılı kılına kesinlikle uyacaksınız. Öyle ki, onlar kertenkele deliğine girse siz de (mutlaka bir hikmeti vardır) diyerek oraya gireceksiniz"[4] buyurunca sahabiler:

"Ya Rasulallah, bizden öncekilerden kasdınız yahudilerle hristiyanlar mıdır?" diye sordular. Peygamberimize de kendilerine:

"Başka kimler olabilir" diye karşılık vermiştir.

Diğer yandan Buhari'nin Ebu Hureyre'den[5] Allah ondan razı olsun- rivayet ederek kaydettiği bir hadise göre Peygamberimiz (s.a.v.) bir defasında:

"Ümmetim karış karış ve kulaç kulaç eski devirlerin adet ve geleneklerini benimsemedikçe kıyamet kopma-yacaktır." buyurmuştur ve sahabilerin:

"Ya Rasulallah, Bizans ve Pers , devirlerini mi kasdedî-yorsunuz?" şeklindeki sorularına:

"Onlardan başka kim olabilir ki ?" diye cevap vermiş-tir.[6]

Görülüyor ki, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hem ehl-i kitap olan yahudiler ile hristiyanlara ve hem de Bizanslılar ile eski İranlı'lara benzeyeceklerini, onların yaşama tarzlarına özeneceklerini vaktiyle açık açık bildirmiştir. Bu yüzden Peygamberimiz hayatı boyunca müslümanlara hem berikilere ve hem de ötekilere benzemeye kalkışmayı kesinlikle yasaklamıştır.

Yalnız Peygamberimizin (s.a.v.) çok önceden haber verdiği bu tehlike ümmetin tümünü kapsamaz. Çünkü bu hadisler yanında O'nun şöyle buyurduğunu da biliyoruz:

"Kıyamet gününe kadar ümmetim arasında hakkı tutup destekleyenler her zaman varolacaktır." [7]

Şu hadisler de aynı anlamdadır:

"Hiç şüphesiz Allah bu ümmeti sapıklıkta birleştirmez." [8]

"Hiç şüphesiz Allah her dönemde bu dinin toprağına yeni fidanlar diker ve onları kendisine ibadet etmeye yöneltir." [9]

Demek ki, Peygamberimizin verdiği doğruluğu kesin bu haberlerden açıkça anlaşılıyor ki bu ümmetin bir kesimi O'nun katıksız islam dini demek olan rehberliğine sımsıkı bağlı kalırken, diğer bir kesimi yahudi dininin bazı unsurlarına başka bir kesimi de hristiyan dininin bazı geleneklerine sapacaklardır. Her ne kadar kimi durumlarda insan bu sapma yüzünden kafir, hatta fasık (günahkar mümin) olmasa bile, bazan bu sapma, sahibini kafirlik veya fasiklığa sürükler. Bazan bu sapma günah ve bazan da hata niteliği taşır. ,

Bu sapma insan tabiatının hoşuna giden ve şeytan tarafından göze alımlı gösterilen bir hastalıktır. Bu yüzdendir ki, Cenab-ı Allah (c.c.) kullarından bizleri ne yahudiliğe ve ne de hristiyanhğa hiçbir şekilde sapmayan dosdoğru yola iletmesi için kendisine dua etmemizi istemiştir. [10]

 

[1] Sahabi'nin büyüklerinden olan Adiy bin Hatem'in asıl adı, Adi bin Hatem bin Abdullah bin Sa'd el-Taid'ir. Cahiliye döneminde iyilik ve co-mertliğiyle ünlüydü. H. 10. yılında müslüman oldu. Cahiliye döneminde de müslüman olduktan sonra da kabilesinin lideriydi. Riddet günü, -İslam'dan dönmelerin olduğu dönem- müslüman kaldı. Irak ve diğer ülkelerin fethinde bulundu. Daha sonra Kııfe'de yaşarmi sürdürdü, Sıffiyn olayında Ali'nin (r.a.) yanında yer aldı. H. 68'dc 121) yaşında öldü. Bkz. el-İsabe, Fi Temyiz el-Sahabe, c. 2, sh. 468-469.)

 

[2] Sünen e3-Tirmizi, Kitab'u Tefsir el-Kur'an, Fatiha Suresinin Açıklaması Babı, H. No: 2953, c. 5, s. 202, 203, 204. Tirmizi, hadisin "Hasen" ve "Garib" olduğunu, Simak bin Harb'den başkasının rivayet ettiğini bilmediğini söylüyor. Hadisin başka tanıkları ve çoğu kısaltılmış diğer bîr takım rivayet yollan da vardır. Bkz. Ahmed'in Müsned'i, c. 4, s. 378.)

 

[3] Selef imamlarından olan Süfyan bin Uyeyne'nin asıl adı, Süfyan bin Uyeyne bin Ebi İmran'dır. Beni HilaPin dostudur. Künyesi, Ebu Muhammed'dir. 107 h'de Kııfe'de doğdu. Rivayet ettiği hadislerin bir çoğu delil olabileceği kanıtlanmış Sika (sağlam) bir ravidir. Mekke'de yaşadığı dönemde Hicaz'ın Muhaddisi (hadisçisi)ydi. İmam Şafii hakkında, "Eğer İmam Malik ve süfyan olmasaydı. Hicaz'da ilim yok olurdu." der. Mekke'de yaşadı ve orada vefat etti. (198. H) Bkz. el-Tabakat el-Küb-ra, İbn Sa'd, c. 5, s. 497; ayrıca. Zerkeli el-Alam, c. 3, s. 105)

 

[4] Bu hadis, yaygın sahih hadis kitaplarında (Buhari Müslim) Sü-nen'lerde (Süneni Ebu Dayud, Süneni Tİrmizi, Süneni Nesa-i, Süneni îbn Mace) ve Müsned'lerde (Ahmed îbn Hanbel'in müsnedi) nakledilmiştir. Buhari, Müslim, hadisi bir takım yollardan rivayet ediyorlar. Neki, orada "Hazvel kuzzeti bil-kuzze" ibaresine rastlanılmadı. Sahihayn'in (Buhari-Müslim) söz birliğiyle rivayet ettikleri sözcükler Ebu Said el-Hudri'nin rivayetidir. O da "Le tetbe anne sünene men kane kabieküm şibran bi şib-rin ve zira'an bi zira in..."-Yani, "Sizden öncekilerin geleneklerine karış karış adım adım uyacaksınız" kelimelerim içeren rivayettir.

Bkz. sahih el-Buharİ, Kitab el-İ'tisam, Peygamberin: "Sizden öncekilerin geleneklerine mutlaka uyacaksınız" hadisi babı, H. No: 7320; Feth'ul-Bari, c. 3, s. 200; Müslim, kitab el-İlim, Yahudi ve Hristiyanla-rm Yollarına Uyma Babı. H. No: 2669, c. 4, s. 2054.

Hadisi yukarıda geçen metniyle Ahmed bin Hanbel Müsned'in de 4, s. 125'detahriçetti. Ayni sözcüklerle İbn el-Esir, Cami el-usul isimli eseri, c. 10, s. 34'de anlatmış.)

 

[5] Büyük Sahabilerden olan Ebu Hureyre'nin asıl adı, Abdurrahman bin Sahra el-Dusi'dir. Hicretin yedinci yılında müslüman oldu. Çoğunlukla Rasulullah'la birlikte olduğu ve onun hizmetinde bulunduğu için çok hadis rivayet etti. Ayrıca Ashab-ı Suffa'dandı. Rasulullah'a (s.a.v.) unutkanlığından yakındı. Rasulullah gömleğini yaymasını emretti. O da yay­dı sonra topladı. Ebu Hureyre bu olaydan sonra hiçbir hadisi unutmadığını söyledi. Hz. Ömer (r.a.) onu Bahreyn'e gönderdi. Oradan döndükten sonra Medine'de yaşadı ve orada öldü. (H. 59). Bkz. el-Bidaye ve'n-Nihaye, İbn Kesir, c. 9, s. 103-114; Esed el-Gabe, c. 5, s. 315-316.

 

[6] Sahih el-Buhari, Kitab el-1'tisam, "Sizden öncekilerin yollarına mutlaka uyacaksınız" Bölümü, H. No: 7319,Feth'ul-Bari, c.3, s. 300.

 

[7] Bu hadis, ünlü hadis kitaplarının hemen hepsinde naklediliyor.

Biz burada sadece Sahihayn'm yani, Buhari ve Müslim'in rivayetlerine değinmekle yetineceğiz. Buhari hadisi, Kitab el-Menakib, bab, 27, H. No: 3640'da tahriç ediyor. Bkz. Feth'ul-Bari, c. 6, s. 632 H. No: 7311. Aynı hadis 7459 numara ile Muğire bin Şu,'be'den rivayet ediyor. Muaviye'den de başka sözcüklerle tahriç etmektir. Fethu'1-Bari, H. No: 3641. Müslim bu hadisi Kitab el-îmare, Peygamber'in "Ümmetimden bir topluluk..." sözü babında naklediyor. Hadis numaraları, 1920, Sev-ban'dan, 1921. Muğire'den, 1037, Muaviye'den.

 

[8] Hadisi Tirmizi İbn Ömer'den naklediyor. Rasulullah (s.a.v.) buyurdu:

"Kuşkusuz Allah ümmetimi -ya da Muhammed ümmetini- sapıklık üzerine birleştirmez. Allah'ın eli toplulukla birliktedir. Kim topluluktan (cemaat) ayrılırsa ateşe yaklaşır." Bkz. Tirmizi, Kitap el-Fi-ten, Cemaatin Gerekliliği babı, H. No: 2167, c. 4, s. 466. Tirmizi, hadis bu yönüyle "gariptir" diyor. Hakim'in Müstedrek'inde hadisin başka ravileri de vardır. Bkz. c. 1, s. 115-116. İbn Ebi Asım'ın Sünne'sinde hadis şu numaralarla naklediliyor: 80, 82, 83, 84, 85, s. 39,41,42; Aynı hadisi Suyuti, Cami el-Sağir isimli eserinde -Allah'ın eli cemaat üzerindedir. Kim cemaatten ayrılırsa ateşe yaklaşır- fazlalığıyla anlatıyor. Ve ha­disin "Hasen" olduğunu söylüyor. el-Cami el-Sağir, c. 1, s. 278, H. No: 1818; Hadis Müsned'de başka ravi'den naklediliyor. Ebu Zer şöyle anlatıyor; Peygamber'den:

"Kuşkusuz Allah azze ve celle kesinlikle ümmetimi hidayetten başka bir şeyde toplamaz." Müsned c. 5, s. 145. Sünen el-Daremi, c. 1, s. 29. Giriş kısmında, Peygamber'e Verilen Üstünlükler Babı. Burada: "Onlar sapıklık üzerine birleşmezler" ibaresi kaydedilmiş.

 

[9] İbn Mace hadisi, eserine giriş kısmında tahriç ediyor. Bkz. Süneni İbn Mace, Rasulullah'ın Sünnetine Uyma Babı, H. No: 8, c. 1, s. 5.

Ebİ Unbe el-Havlani -Allah ondan razı olsun- anlatıyor: Rasulul-lah'dan şöyle duydum:

"Allah her zaman bu dinîn toprağında, kendisine itaatte kullanacağı fidanlar diker (yetiştirir)."

Ahmed'in Müsned'inde aynı raviden, buna benzer bir şekilde riva­yet ediliyor. el-Müsned, c. 4, s. 200. Hadisten söz eden imamlara rastlanmadı. Ancak hadisin ravileri, hadisi reddedecek ölçüde zayıf değillerdir

 

[10] İbn-i Teymiyye, Sırat-ı Mustakim, Tevhid Yayınları: 14-23.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...