Jump to content

Bebek Kokusunda Kalan İki Gönüle....


Guest ARZU
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Bebek kokusunda kalan iki gönüle

Ayrı iki şehrin insanıydı onlar

ama bildik isimlerdi

Bir kadın ve bir erkek

Yabancı...

ama bildik öykülerdendi

 

Hiç görmedi adam kadını,

Kadınsa zaten habersizdi

Bilindiğinden.

Uzaktılar

ama bilmedikleri kadar yakınlardı.

 

Altıyol'da gri bir dikiz aynasında

Kavuştu gözleri

Sözler düştü bir anda

Saçılmış iğneler misali

Laf yarışıydı

 

Bir kadın ve bir erkek, iki deli

Büyümemiş iki çocuk misali

Sürtüştüler yol boyu

İki kıta arasında asma köprüde

Unuttular büyüdüklerini

 

Yollar uzun

Yollar kapalı

Ufuk açık

Yürekler açık

Bir de sessiz şahit vardı ki...şaşkın!

 

Tozlu rampanın şık pastanesinde

Limonatanın serinliğinde soluklandı kadın

Önde iki adam, hesap ödeme savaşında

Küçük yanları ne kadar saklı kalmış aslında...

Kim almış, kim götürmüş, kim yemiş sahi çikolatalı pastayı

 

Ihlamurların altına bırakıldı araba

Merdivenler çıkıldı

Kapı açıldı

Gözlerinde baharı saklayan bir kadın açtı kapıyı

Çekilen dalgalar gibi gülümsedi, pırıl pırıl ve dingin

 

Kadınla adam hala yabancı

Ordan burdan isimler dolandı dile

Küçüklü büyüklü kahkahalar

Masa üstünde çizildi çizgiler

İnce bardaktaki çay yudumlanırken

 

Sonra beyazlar içinde

Unutulan bir koku getirdi bahar gözlü kadın

Ellerinde kavradığı küçücük bir beden

Bebek şaşkın

Çocuğu kapma telaşıyla kalktı adamla kadın

 

Hasretti, hayaldi...

Unuttu her şeyi.

Bütün kiri pası gitti dünyanın

Bebeğin saçlarını soluklayana kadar

Kim kimle ne konuşuyordu, kim kime bakıyordu, umursamadan!

 

Sonra adam geldi,

Belli ki o da çok hayalleri sıkıştırmış göğsünde

Usulca aldı kadının kollarından

Hasretlerini çekti,

Boğazında kaldı bir kaç solukluk kokusu, buruklukla sustu.

 

Uzaktan seyretti

Derinlere daldı resmetti

Bir ninni söyledi içinden

Doğmamış çocuklara ya da doğuramadığı çocuğuna

Bezden bebeği geldi aklına, annelik yaptığı

 

Bebek gülüşte

Bebek adamın ellerinde.

Dayanamadı kadın,

Alıp yatırdı koltuğun üstüne

Küçük gözlerinde, iki büyük surat şaşkınlığı

 

Gıdıkladı bebeği kadın

Adam güldürmeye çalıştı

Minik ayaklarını öptü,parmaklarıyla oynadı

Adam da dokundu ince tenine

İki yabancı küçük bedenin avuçlarında dokundu birbirine

 

Kimdi yabancı?

İsimler mi? şehirler miydi bilmedik?

Oysa bir bebeği ortak sevip,

Hayallerine saracak kadar tanıdıktı ikisi de

Kim kimin yüreğinde soluklandı bilmedi

 

Geri çekildiler

Bebek ortada tekme tekme

Cinsiyeti önemsizdi o an

Hayallerdekiydi ya yaşanan

Renkleri dökülmemiş resimdi

 

Belki bir daha söylenmeyecek türküler çalındı

Uyudu bebek

Yumdu gözlerini kadın, kolları boş

Bebeğin başı hala göğsünde sanki, kokusunda sarhoş

Konuşuyordu bahar gözlü, sessiz şahit ve yabancı

 

Akşam yemeğinde geçti zamanın yarısı

Leziz gecenin sonunda çaldı veda çanları

Telefon telefon üstüne

Gitmeliydi kadın

Aklı kalacaktı, akılda kalacacaktı

 

Gecenin koyu kahvesini yudumlarken

Tüm yaşananları çekiyordu kokusunda

Bir fincan kahve bitimi kadardı süresi

Kalktı, kalktılar...bebek uykuda

Hayaller dört duvarda kaldı.

 

Üç kişiydiler arabada

Ama üç yabancı değillerdi artık

Ne olduğuna şaşkın bir kadın

Ne olduğunun bilincinde bir adam

Dile geldi, dilsiz şahit.

 

Kadın uğurlamak için, indiler centilmence

Öylesine yoğundu ki gece,

Yabancı kolllar sarılırken ay öylesi parlaktı ki

Bir umut daha astı ince elleriyle geceye

Başı hala omuzundaydı adamın.

 

işte böyle başladı hikaye...

Sonu mu! ! !

Yollar aldı adamı

Kadını buruk hayaller

Ama bir bebek avucunda kaldı iki gönül

 

Dedim ya bildik öykülerdendi

Sonu yazılmamış...

ama adam dedi

Kızım olsun istiyorum...başka hiç bir şey değil.

 

Kadının dilinde sabah sessizliğinde bir şarkı

'Ağlarsan kıyamam kıyamam ki küçüğüm

Gözlerine bakıp da sana yalan diyemem

Söylesene diyorsun söylemek zor küçüğüm

Başkası var gönlümde sana yalan diyemem

Deyip de çektin gittin'

 

Şarkının finalinde belki de adam hala yollarda...

'Unutmak kolay mı kolay mı küçüğüm

Ayrılık ölümden beter be küçügüm

Kızımız olacaktı gittin küçüğüm

Kızımsız yollardayım'

 

Doğmamış kızın D e r i n adına

Günün kutlu olsun yabancı(m)

 

Ayrı iki şehrin insanıydı onlar

Hiç görmedi adam kadını,

Altıyol'da gri bir dikiz aynasında

Bir kadın ve bir erkek, iki deli

Yollar uzun...

 

Tozlu rampanın şık pastanesinde

Ihlamurların altına bırakıldı araba.

Kadınla adam hala yabancı

Sonra beyazlar içinde

Hasretti, hayaldi...

 

Sonra adam geldi,

Uzaktan seyretti

Bebek gülüşte

Gıdıkladı bebeği kadın

Kimdi yabancı?

Geri çekildiler...

 

Belki bir daha söylenmeyecek türküler çalındı

Akşam yemeğinde geçti zamanın yarısı

Gecenin koyu kahvesini yudumlarken

Üç kişiydiler arabada

Kadın uğurlamak için, indiler centilmence

 

işte böyle başladı hikaye...

Dedim ya bildik öykülerdendi.

Kadının dilinde sabah sessizliğinde bir şarkı

Şarkının finalinde belki de adam hala yollarda...

 

 

Sahi olabilir miydi k ı z l a r ı! ! !

 

 

 

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...