Jump to content

Hicret


Guest saliha.hatice
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Takvimler 22 Temmuz 622 tarihini gösteriyordu. Bundan, kameri yılla tam 1430 yıl evvel, insanlık tarihine damgasını silinmez bir biçimde vuracak bir olay gerçekleşti HİCRET. İnsanlığın ‘merhamet pınarı’ Efendimiz, susuz yürekler ve aç ruhların önüne kendisine indirilen gök sofrasını cömertçe sundu.

 

Bir güneş gibi doğmuştu o; yalnız kuzuların değil sırtlanların da, yalnız güllerin değil dikenlerin de, yalnız bülbüllerin değil akbabaların da, yalnız masum bebelerin değil, azgın haramilerin de üzerine doğan bir güneş gibi. Tek derdi vardı: Bu gök sofrasına bir fazla insanı oturtmak. Bir fazla aç ruhu doyurup, sahici ve kalıcı özgürlüğün ve güvenliğin adresini göstermek. Mutluluk ırmağının Mutlak’tan doğduğunu öğretmek. Gerisinin hoş olsa da boş olduğunu, laf u güzaf olduğunu göstermek...

 

Su ile serabı ayıracak akletme yeteneğine sahip olanlar Merhamet Pınarı’nın başına koştular. Kana kana içtiler. Onunla gönderilen gök sofrasının başına oturdular. Ruhlarını doyurdular. Gözlerine fer, ellerine güç, dizlerine derman geldi. Çünkü yüreklerine ferman geldi. İlahi ferman sayesinde imanın sınırsız imkân olduğunu keşfettiler. Önce kendi zindanlarını yıktılar. Vahyin inşa ettiği bir tasavvur, akıl ve şahsiyetle hayatlarını yeniden inşaya koyuldular. Su ile serabı ayıracak yetiden yoksun olanlar, bir serap uğruna Merhamet Pınarı’na cephe aldılar. Bunun anlamı; yalanın hatırına gerçeğe nişan almak, “yok” için “var”ı feda etmek, karanlığı savunmak adına güneşi mahkûm etmek demekti. İnsanların bu suya erişmesini engellediler. Ulaşanların içmesine mani oldular. İçenleri tahkir ettiler, tehdit ettiler, taciz ettiler. O da olmadı işkence ettiler. O da olmadı canlarına kastettiler. Giden kurtuldu, gitmeyeni katlettiler.

 

Merhamet Pınarı’nı acımasızca taşladılar. Suyunu kirletmeye yeltendiler. Beceremeyince bu pınarın suyunu kesmenin tek yolunun onu ortadan kaldırmak olduğuna karar verdiler. Her kararın üstünde bir karar vardı. O karar geldi ve “Büyük İslâm Medeniyeti”nin doğum süreci başladı. Hicret, işte bu sürecin adıdır. Hicret, imkânların tükendiği yerden imkânların üretileceği yere taşınmaktır. Hicret, “Bittim Ya Rab!” diye dua edene, “Yettim kulum!” diye gelen icabettir. Hicret; elde etmek için feda etmek, sahip olmak için kurban etmek, bulmak için yitirmek, almak için vermek, kalkmak için (yola) düşmek, girmek için çıkmak, kalmak için gitmek, kavuşmak için terk etmektir. Hicret; düşmanla sınanmak, dostu sınamaktır. Hicret; düşmanla, hem de gücünün son noktasına kadar sınanmaktır. ‘Devrim Dağı’nın yani Sevr’in tepesine, en tepesine, ‘bittim noktası’na çıkmaktır. Tepede gelecek yardım, eteğinde de gelir diyerek süklüm püklüm oturmamaktır. “İlahi yardımın ne zaman?” diye göğün kapılarını sarsmak, açılması için de Ğayûr’u gayrete getirecek bir çaba ve gayret sergilemektir. O yardımın en tepeye çıkmadan gelmeyeceğinin Allah’ın sünneti olduğunu bilmektir.

 

Sevr’in tepesine çıktıktan, yani ‘bittim noktası’na vardıktan sonra, artık telaş etmemektir. “Lâ havle ve la kuvvete illa billah”ın sırrına ermektir. Telaş eden olursa, “Üçüncüsü Allah olan iki kişiye kim ne yapabilir ki?” diyerek, dünyaya meydan okumaktır.

 

Hicret sadece düşmanla sınanmak değil, dostu sınamaktır da. Gözü dönmüş yeminli katillerin saldıracağı yatağa kimin yatacağını sınamaktır. “Bin canımı vermeye hazırım, yeter ki onun ayağına tek diken batmasın” diyenlerin sadakatini sınamaktır. “Canım, anam, babam sana feda olsun ya Rasûlallah!” sözlerini sınamaktır. Hicret, hepsi de ilahi bir kredi olan akıl, fikir, zeka, tedbir, himmet ve insani gayretin yok sayıldığı içi boş bir tevekkül değildir. İnce bir hesap, detaylı bir plan, üzerinde iyi çalışılmış bir projedir. Hicret korku ile umut, havf ile reca arasında harekettir. Hicretin Mekke’si korkudur, Medine’si umut. Umudu olmayanın eli kolu dökülür, oturduğu yerde kalakalır. Umudun olduğu yerde hicret, hicretin olduğu yerde umut var demektir. Hicret, medeniyettir.

 

Bedeviyetten medeniyete yürüyüştür. Medine medeniyetin ana rahmidir. Tohumun kabuğunu çatlatıp filiz vermesidir. Bire bin verecek bir başağa durmasıdır. Hicret bitimsiz ibadettir. Bir kaçış ve sığınıştır; küfürden imana, şirkten tevhide, Şeytan’dan Rahman’a, günahtan sevaba, benlikten ruha, şehvetten muhabbete, bilinçaltından bilinçüstüne. Hicret, ilahi sıfatlar arasında bir ‘seyr-i sülûk’tür; gazaptan rahmete, kahırdan lûtfa, Celâl’den Cemâl’e ve nihayet Allah’tan Allah’a... Büyük hicretin üzerinden 1430 yıl geçti. Büyük medeniyetimiz, yeni Medine’ler kurma potansiyeline hâlâ sahip. Büyük ailemizin son kayıp çocuğunu bulup yuvasına döndürünceye kadar hicret sürecektir.

 

Sözün özü: Hayat hicrettir, mümin müebbet muhacir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

gerçekten ya 1430 yıl geçti.

Hicret bitimsiz ibadettir. Bir kaçış ve sığınıştır; küfürden imana, şirkten tevhide, Şeytan’dan Rahman’a, günahtan sevaba, benlikten ruha, şehvetten muhabbete, bilinçaltından bilinçüstüne.

çok güzel paylaşım:)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

:(:(:(:( PEYGAMBERİMİZİ öz yurdunda barındırmayanlar elinize ne geçti acaba???mahşerde O değerli zatın karşısına hangi yüzle çıkıp hesap vereceksiniz acaba???

dünya hangi birinize kaldı???

saltanatınızı sürdünüz mü???

masumlar masumu sadece insanlığın iyiliğini isteyen O muhteremi kovdunuz da başınız göğe mi erdi???

ALLAH razı olsun saliha.hatice bizlere hicret ruhunu yaşattığın için...emeğine sağlık

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Efendimiz (s.a.v)'in Hayatı "Hicret"

      Son Akabe biatıyla Medine müslümanlar için rahat edecekleri ve sığınacakları bir yer olmuştu. İkinci Akabe biatini duyan Mekkeli müşriklerin müslümanlara tutumları çok şiddetli ve pek tehlikeli bir hâl almıştı. Müslümanlar için Mekke’de kalmak tahammül edilemeyecek derecede güçleşmişti. Peygamberimize (sallâllâhü aleyhi ve sellem) durumlarını arz ederek, Mekke’den hicret için müsâade istediler. Peygamberimiz (sallâllâhü aleyhi ve sellem) “Sizin hicret edeceğiniz yurdun, iki kara taşlık arasında

      , Yer: Peygamberler ve Önemli Dini Kişiler

    • Efendimiz (S.A.V ) Habeşistan'a Hicret

      Peygamberimiz (sallâllâhü aleyhi ve sellem) ilk müslümanların ağır işkencelere ve zulüm altında zor duruma düşmeleri üzerine “Siz Habeş ülkesine gidiniz, Allah sizi orada ferahlığa kavuşturur ve sizi yine toplar.” buyurdu. Bi’setin beşinci yılında Eshâb-ı kirâmdan 10’u erkek, 5’i kadın olmak üzere 15 kişilik bir kafile Mekke’den ayrılarak Habeşistan’a hicret ettiler. Müşrikler bu hicrete de mani olmak için harekete geçtiler. Fakat hicret edenler süratle uzaklaştıkları için engelleyemediler. Bi’s

      , Yer: Peygamberler ve Önemli Dini Kişiler

    • İslam Tarihinde Peygamber Efendimiz ve Hicret

      İlk Hicret Habeşistan'a Yapıldı: Müslümanların başına gelenlere çok üzülen Peygamberimiz (a.s), bir grup Müslümanın Habeşistan'a hicret etmesine izin verdi.     Ambargo İmtihanı: Müslümanlara üç yıllık boykot uygulandı. Kız bile alınıp verilmedi, alış veriş yapılmadı ama mü'minler inançlarından taviz vermediler.     Taif : Hazreti Peygamberin destekçisi olan Ebu Talib'in ölümü, müşriklere fırsat verdi, onların işkence ve baskıları dayanılmaz hale geldi. Böyle bir ortamda İslam’ı tebliğ e

      , Yer: İslam Tarihi

    • Hicret ve İradi Ümmiyet

      ‘Kültür; bir cemiyetin dil, terbiye, âdet ve san’at gibi değerlerinden doğmuş, sonra da işlene işlene o toplumun hayat tarzı hâline gelmiş, hemen her parçası çok ehemmiyetli bir kısım esasların bütünü’ şeklinde tarif edilir.   Bir toplumda hayat tarzı hâline gelen esaslar, evrensel değerleri ihtiva ettiği gibi, o topluma has değerleri de içine alır. Çünkü üslûp; ahlâk, görgü kuralları, mimarî gibi evrensel hususiyet taşıyan kültür unsurlarına millîlik kazandırır. Kültür, bir milletin k

      , Yer: İslamiyet

    • Habeş Ülkesine Hicret

      Peygamberimiz Aleyhiselam; Kureyş müşriklerinin, kendi kabilelerinden iman edenleri dinlerinden döndürmek için[1] hapsettiklerini,[2] işkencelere uğrattıklarını,[3] işkencelerini şiddetlendirdiklerini[4] görünce[5], Müslümanlara:   "Siz şimdi yeryüzüne dağılın[6]   Yüce Allah sizi yine biraraya toplar!" buyurdu.   Müslümanlar   "Yâ Rasûlallan! Nereye gidelim " diye sordular.   Peygamberimiz (a.s.), Habeş ülkesinin bulunduğu yana eliyle işaret ederek:   "İşte, oraya![7] Habeş toprağın

      , Yer: İslam Tarihi

×
×
  • Yeni Oluştur...