Jump to content

Meditasyon ve tasavvuf


Guest shadow
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

1977 yılında, kendisi halen Hıristiyanlık dinine mensup İsviçreli Maria Teresa Spescha ile hayatını birleştiren ve bu evlilikten birlikte hacca gittiği Tahsin Can ile Selma adında iki çocuğu olan Mustafa Merter, bundan önce de Ankara’da, Güvercinlik’te 18 ay boyunca askerlik vazifesini yapar. Burada psikolojik sorunları sebebiyle terapiden geçmek durumunda kalır: “Sorunların sebebi çok karmaşık bir aile yapısı. Biliyorsunuz psikolojik rahatsızlıkların birinci nedeni kalıtımsal nedenler… Genetik yapı, anksiyete, depresyon gibi şeyler. Bir şekilde genetik altyapınız var, onun üzerine eğer bir de sorunlu, karmaşa dolu bir çocukluk ve ergenlik yaşıyorsanız bu daha da zorlaştırıyor ve sonra rahatsızlık çıkıyor. E bende ikisi de var.”

 

Terapisti çok tanınmış bir psikiyatr olan Engin Gençtan’dır: “Benim için hayatımın bir dönüm noktasıydı. Psikolojik sorunlarımın değişmez olmadığını anladım. Grup terapilerine ve bireysel terapilere katıldım. Psikolojiye büyük bir ilgi duydum; ama yine de korkuyordum, psikiyatri yapmaya. ‘Benim kadar dengesiz bir adam nasıl başkasının derdine derman olur?’ diyordum. Almanya’da iki sene dahiliye ihtisası yaptım. İsviçre’ye döndüğümde dahiliyede iş bulamayınca hasbelkader psikiyatriye girdim.”

 

KAFAYI KAZITMAKTAN SON ANDA KURTULDUM

 

Terapiden geçince insanı biraz anlamaya ve öğrendiklerini mesleğine uygulamaya başlar: “İnsanda mantığa sığmayan bazı sırlar var. Mesela yoğun psikoterapi yaptığımda bir saat, sanki beş dakika gibi geçiyordu. Zamanın bu kadar izafi olabileceğini terapiden evvel yaşamamıştım. Hümanistik psikolojinin büyüklerinden Carl Rogers eşduyumu ön plana çıkartır ve ‘Olduğun gibi görün, şeffaf ol, yargılama, aynı frekansa gir ve duyguları beraber taşı’ der. Onun metodunu uyguluyordum. Bu arada insanlarla çok yoğun göz teması halinde çalıştığım için karşılıklı böyle çok acayip duygular yaşamaya başladım.

 

N’oluyoruz, nedir bu insan derken çalıştığım hastanede birine sordum bunu. Orada bir Amerikalı hastabakıcı vardı. Uzun seneler Hindistan’a gitmiş, meditasyonlar yapmış biriydi. ‘Ooo’ dedi ‘senin meditasyon zamanın geldi.’ O sıralar Zürih Üniversite Hastanesi’ne tayinim çıkmıştı. Meditasyon yapmak yerine önce tasavvufu araştırmayı düşündüm. Zürih’te sufileri aramaya başladım. Nur Hanım diye birinden bahsedildi; ama kendisiyle bir türlü görüşemedik.”

 

Bunun üzerine oradaki bir meditasyon merkezine gitmeye başlar. 12 Eylül sonrası yıllardır bu yıllar. Sabah erken kalkıp günde 4 saat oturup, nefese konsantre olmakla meşguldür; ‘zen meditasyonu’ dedikleri bundan ibarettir. Başkaca seremonisi, inanç sistemi falan da yoktur: “Sanki evvela psikolojik olarak kendimi anladım, sonra biraz insanı anladım, ondan sonra tekrar kendi derinliklerime şöyle bir daldım. Bu bende inziva arayışını başlattı. İşte o dönem dağlarda, bayırlarda, ormanlarda, mağaralarda falan kalırdım.”

 

Mustafa Merter, Bodrum’daki mağaralarda kalır 10-15 gün, Afganistan’a sürüklenir, üç hafta orada kalır, Himalayalar’a savrulur: “Genelde insanlar garipsiyorlar; ama pek de dokunmuyorlardı. Hanım hep anlayışla karşıladı beni. Hatta zaman zaman derdi ki ‘Ya senin vaktin geldi. Sen git.’ (Gülüyor) Uzun seneler süren bir arayış döneminden sonra bir gün bana, ‘Sen bu işi artık çok yapıyorsun. Biz seni Türkiye sorumlusu yapalım.’ dediler. O zaman kafayı kazıtacaktım. Budist rahipler gibi yaşayacaktım çünkü.”

 

Tasavvufa yönelmeden önceki bu döneminde Merter, çok az yemek yer, yırtık elbiseler giyer. Çevresinde insanlar toplanınca guru havalarına büründüğünü fark eder; psikiyatr olmanın da avantajıyla bu tehlikeyi hissettiği anda ‘ben yokum’ der: “O zaman dedim ki ‘Ben psikiyatrım. Eğer bu işi bunlar gibi yapacak, bunlar gibi olacaksam, onlara şöyle bir alıcı gözle bakayım.’ Oradaki o idarecinin gözlerinde çok manalı bir hasret gördüm. Adamın gözlerinde sanki bir hüzün vardı. O adamın gözlerinde yakaladığım o varamamışlık duygusu beni tasavvufa yöneltti.”

 

-Bu yol çıkmaz sokak gibi mi geldi size?

 

O zaman farkında değildim; ama bir şüphe uyandı içimde. Çünkü bu gözlerde bu duygu varsa, ben de psikiyatr olarak üç kuruşluk bilgimle bunu görüyorsam, bu nedir? Ben yapıyorum günde 4-5 saat meditasyon, bu adam senelerdir günde yapıyor 10-12 saat. Ama gözlerinde bir yerlere erişememişlik duygusu var. Bunun üzerine, bütün Avrupalı ve Amerikalı Müslümanların veyahut yeni çağ arayışlarına girenlerin İslam’a giriş kapısı olan Hz. Mevlânâ’ya yöneldim. Onlar gibi Hz. Mevlânâ’nın tezgâhından geçtim.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...