Jump to content

Kanserle Mücadelede Limon


Mâze

Önerilen Mesajlar

dün bir haberde de kışında güneş yağı kremi neyse artık ondan sürün diyordu..

yahu sanki bu ürünler kimyasal değil ..

bu kadar kullanırsan elbette vücut bir yerden patlat verecek çünkü doğal değil..

sanki afrikada insanlar durmadan güneş yağı sürüyor :)

insanlar bulndukları yerin iklimine hayatta kalmak için uyum sağlar biyolojik olarak ve evrim geçirir ..

sen herşeyden korunursan kafesteki kuş gibi yaşarsan nefes üfürüğünden bile hasta olursun zaten..

adamlar uyanık nasıl olsa artık doktorlar reklamlarda bile oynuyor reality showlar yapıyor ..

ayarla adamı ürün için insanları ikna etsin !

ilaç firmalarıyla anlaşmalı zaten çoğu ..

şimdi kozmetiğede el atsınlar ..

 

bu konuda çok haklısın güneş kremi çok kullanan kadınlarda cilt kanseri çoğalmış

kimyasal bişeyi sürüp güneşe yatınca ne gibi bir koruma beklenebilirki.

tamamen pazarlama taktikleri hepsi..

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
konu uyarıcı niteliğinde okunursa eyvallah..ama kalkıpta efendim ameliyata gerek yok, kemoterapi yüzde bilmem kaç bile iyileştirmiyor....amannn haa şu bitkiyi kullanmayı ihmal etmeyin,şu meyve kansere birebir denildiğinde ben yanlış yönlendirilme yapıldığına inanıyorum....Kanser diye bir hastalık var efendim...ve bu hastalıkta uzman kontrolü olmadan o meyvenin bu bitkinin tüketilmesine şiddetle karşıyım....sadece onkooloji uzmanınızın izin verdiği tamamlayıcı tedavileri kullanmanız sizin yararınıza olur diye düşünüyorum...

kemoterapi çok ağır bir tedavi ve yan etkileri oldukça fazla...şimdi bu tür yazıları okuyan, kemoterapi görmekten bıkmış psikolojisi bozuk bir kanser hastası;kemoterapi esnasında (aldığı ilaca göre) narenciye tüketmemesi gerekiyorken limona yüklenirse????? ve değerleri değişir onun için çok daha zor bir durumla karşı karşıya kalırsa!!!!

 

araştırmalara ve bu konuda yapılan bilimsel çalışmalara saygım büyük..Fakat bu tür haberler yayınlanırken psikolojisi bozuk,umudunu yitirmiş her an ölümü düşünen kötü durumdaki kanser hastalarını da gözardı etmemek gerek sanırım....

 

Paylaşım için teşekkürler..:):)

 

bende kendi açımdan şöyle düşündüm drita ben bu haberi okudum ve bu kaçıncı okuyuşum

kanser olan insanlarda okusun belki işlerine yarar diye

b17 vitamini ile ilgili geçende okumuştum o daha ayrıntılıydı, tekrar bulursam paylaşırım

umarım şifadir ne diyebilirimki başka

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
bende kendi açımdan şöyle düşündüm drita ben bu haberi okudum ve bu kaçıncı okuyuşum

kanser olan insanlarda okusun belki işlerine yarar diye

b17 vitamini ile ilgili geçende okumuştum o daha ayrıntılıydı, tekrar bulursam paylaşırım

umarım şifadir ne diyebilirimki başka

 

 

 

Teşekkürler..:):)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
12 yil hastanede çaliştim ve gercekten neler dönuyor neler...insanlari dolandirmak onlari en aciz durumalrinda vurmak aslinda bi anlamda...muhtac olduklari anlari maddiyata dönusturmek...

 

demek ki ben çok şanslı bir hastayım..şükürler olsun hep iyi uzmanlarla karşılaştım...:)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda var.

Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg'un buluşunu öğrenir.

1930'lu yıllarda Warburg kanserin en temel biyokimyasal

sebebini,

yani sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur.

Bu, o kadar önemli bir buluştur ki,

Otto Warburg'a Nobel Ödülü kazandırmıştır.

Otto Warburg'a göre kanserin bir temel sebebi vardır.

Bu da, vücudun normal hücrelerinin oksijenli solunumunun,

oksijensiz -anaerobik- hücre solunumuyla yer değiştirmesidir.

Warburg'un buluşu bize başka neleri anlatmaktadır?

Birincisi,

kanser, normal hücrelerden çok farklı bir biçimde metabolize olmaktadır.

Normal hücreler oksijene ihtiyaç duyar;

kanser hücreleri oksijenden kaçınır.

Hiperbarik oksijen terapisi alternatif kanser tedavisi uygulayan

kliniklerde kullanılan bir yöntemdir.

Bu buluşun bize anlattığı başka bir şey de,

kanserin bir mayalanma (fermantasyon) süreciyle metabolize olduğudur.

 

Kanserin metabolizması normal hücre metabolizmasından 8 kat daha büyüktür.

Yukarıda söylediğimiz her şeyi birleştirirsek ortaya şu tablo çıkıyor:

 

Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde çalışır.

Kanser devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep etmektedir.

Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye başlar.

Tabii kendisini beslemek için vücudun şeker üretmesini sağlayamazsa...

Proteinlerden şeker.

Bu ziyan sendromuna kaşeksia (cachexia) denir.

Kaşeksia vücudun proteinlerden

(evet, doğru duydunuz,karbonhidratlardan veya yağlardan değil de, proteinlerden)

"glükoneogenez"

(yeniden glükoz yapımı)işlemiyle, şeker elde etmesidir.

 

Bu şeker kanseri besler.

Vücut sonunda, kanser hücresini beslemeye çalışırken kendisi açlık çeker.

Şimdi, kanserin şekerle beslendiğini öğrenmişken,

onu şekerle beslemek mantıklı geliyor mu size?

Yani karbonhidratlardan zengin bir diyet uygulamak?

Bugün, kansere karşı uygulanan birçok besin terapisi mevcuttur (işe de yaramaktadırlar).

Çünkü günün birinde birisi şeker ve kanser arasındaki bağlantıyı görmüştür.

Bu terapilerde, karbonhidratlar bakımından zengin gıdalara izin verilmez.

 

Terapilerin hiçbirinde şekere de izin verilmez.

Çünkü şeker kanseri beslemektedir.

Peki doktorunuz bu gerçekleri size neden söylemez?

Kim bilir?

Belki doktorunuz kanseri tedavi edecek kişinin siz değil, kendisi olduğunu düşünmektedir.

Belki Otto Warburg'un buluşunu duymuştur ama geri kalan parçaları tamamlayamamıştır.

Belki de beslenmeyle ilgili hiçbir şey öğrenmemiştir.

Aslında 1978'e kadar ABD'nin resmi kuruluşlarından biri,

beslenmenin kanserle bir ilgisi olmadığını iddia etmekteydi!!!!

Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise,

dikkate değer terapilerle ortaya çıktılar.

Bunlardan biri 'Laetrile'dir.

Kaşeksialı hastaların yüzde 50'den fazlasında glükoneogenez sürecini durduran

hidrazin sülfat bunlardan bir diğeridir.

Bugün, Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir "akıllı bomba"

üzerinde çalışmaktadır.

 

Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir kaplama vardır.

İlaç,

vücutta oksijensiz bir bölge ile karşı karşıya geldiğinde bu kaplamayı üzerinden atar.

Kanseri yok etmek için kemoterapiyi serbest bırakır.

Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir.

Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır.

Kanserin ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten kaçınır.

Kanser, çiğ yiyeceklerdense, pişmiş yiyecekleri sever.

Pişirme işlemi, besinlerdeki enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir.

Bir de, kanserin şeker sevdiğini aklınızdan çıkarmayın.

Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin!

 

Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil

Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız,

başka bir tuzağa düşmüş olursunuz.

Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu,

yapılan araştırmalarla kanıtlandı.

Örneğin,

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA),

sakarin içeren her türlü gıda maddesinin üzerine

"Sağlığa zararlıdır.

Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde kansere yol açmıştır."

ibaresinin konmasını şart koştu.

Aspartam ve sükraloz gibi diğer tatlandırıcılar da

yan etkileri nedeniyle uzak durulması gereken gıdalar arasında.

(Editörün notu: Ama maalesef hiç birinin üzerinde böyle bir ibare yok).

Kaynak:

 

*********

International Wellness Directory.

Son iki yüzyıldır şeker tüketimi nasıl arttı?

İngiltere'de 1815'de 5 kg cıvarında olan kişi başına

yıllık çay şekeri tüketimi 1970'de 50 kg 'ın üzerine çıkmıştır. 1

970-2000 yılları arasında ABD vatandaşları önceki yıllara oranla

yılda 100 litre daha fazla şekerli meşrubat tüketmişlerdir.

Türkiye'deki durum da artık çok farklı değildir.

Çocuğu ile büyüğü ile çılgınca şeker ve beyaz un kullanılmaktadır.

Bütün bu bilgiler kanserlerin niçin arttığını göz önüne açıkça sermektedir.

Aşağıdaki tedbirlerle kanserlerin

en az üçte ikisi önlenebilir;

 

1..Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.

2..Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren 'light'

hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.

3..Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin.

Taş devri diyetini uygulayın.

4..Bol taze sebze ve meyve yiyin.

5..Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği,

mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın.

Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları

(tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı)

yiyin.

6..Kefir, yoğurt, turşu, sirke,

nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden

(faydalı mikroplar)zengin gıdalarla beslenin.

7..Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.

8..Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının.

Kutu sütü tüketmeyin.Mümkünse marda (?) sütü kullanın.

Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.

 

9..Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.

10..Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin.

11..Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz!!!! ).

12..Stresten uzak durun.

13..İyi uyuyun.

14..Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.

15..D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde

güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın.

16..Yeteri derecede egzersiz yapın!!!!

17..Aşırı alkol kullanmayın.

18..İşlenmiş soya ürünü yemeyin.

19..Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin.

Turbo fırınlar da kullanılabilir.

20..Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar;

ayrıca kanserojen olabilirler !!!!

21..Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin.

Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir.

22..Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın.

 

**************************

Prof. Dr. Ahmet AYDIN

İÜ Cerrahpaşa Tıp Fak.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD

Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

limon vb şeylerin kadının doğurganlığını azaltığını okumuştum bi yerde çok tüketediliğinde kısırlı yol açıyor diyordu.şimdi kadın kanserle mücadele ederken her şey çözüm ve kurtarııcı gibi görünebilir ama en iyi ilacı moral ve destek.tabi tıp ile de bağı koparmamak lazım.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kanserin Ölümü ve Vitamin B17

 

Buğday çimi ekin...

Buğday şırası için.

 

Kanseri engelleyen besinlerin başında atalarımızın Orta Asya`da içtikleri Buğday şırası geliyor. Klasik tedavi yöntemlerini reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi. Pakistan`daki Hunzakut Prensliği`nde kanserden ölüm yok. Ayrıca Hunzakutlular, acı badem ve kayısı çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar.

 

Türkiye`de acı badem ve kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor.

Ödemiş`le Salihli arasında, binbir efsaneye konu olmuş Bozdağ`ın eteklerinde cennet gölcük kıyısında kanseri yenen, bu zaferi kazandıktan sonra mücadelesi herkese örnek olsun diyerek bir de kitap yazan Doktor İlhami Güneral ile sohbetimiz sürüyor. Önemli olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek çok da zor bir şey değildir.

 

Buğday müthiş bir kanser ilacıdır. Buğday şırası kanseri önler ve bu önemli bir bitkisel tedavi aracıdır. Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir. Taze olarak kullanılan Buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunmaktadır.

Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir.

Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi doğanın en güçlü anti kanseri olan `laetril` içermektedir.

 

Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır. (Japon Bilim Adamı Nagivara)

Japon Bilim Adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.

 

- Buğday çimini evde üretebilir miyiz?

- Evde de üretilebilir, küçük bir saksıda bile üretilebilir ve olduğu gibi yenebilir, evde üretemeyenlere tavsiyemiz ise buğday şırası üretmeleri...

- Buğday şırasını herkes üretebilir mi?

- Evet herkes üretebilir.

 

İsterseniz tarif edelim.

Bir bardak aşurelik buğday, önce tertemiz yıkanarak bir litrelik cam kavanoza konur.

Üzerine 3 bardak su -klorlu olmamak şartıyla- ilave edilir.

Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak serin bir yerde 24 saat bekletilir.

Bu ilk su kullanılmaz, dökülür.

Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir.

24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba aktarılır.

 

Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın ise günde 3 kez şıra alınır. Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir. O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir içecek ortaya çıkar.

- Az önce sözünü ettiğimiz `laetril` buğday çiminden başka nelerde bulunur? Çünkü anlaşılıyor ki, `laetril` kanserin tedavisinde en etkin maddelerden biri...

Elmanın çekirdeğini de yiyin!

- Evet, Türkiye`de en kolay laetril`e ulaşabileceğimiz yer acı badem ve kayısı çekirdeğidir.

 

Ayrıca laetril elma çekirdeğinde de vardır. Elmanın çekirdeği yenilirse çok da iyi olur. Amerika`daki ilaç sanayinin maşaları bu `laetril` adlı ilacı yasaklatmayı başarmışlardır ama Meksika`da satılan `laetril` bu ülkeden alınıp kaçak olarak ABD`ye sokulmaktadır.

Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar alınmaktadır. `Kanserin Ölümü` adlı kitabında Manner, laetril ile yüzde 90 başarı kazandığını söylemişti.

- Acı badem ve kayısı çekirdeği de laetril içeriyor öyle mi?

- Evet öyle. Türkiye`de acı badem ve kayısı çekirdeğinin sıkça tüketildiği yerlerde resmi bir istatistik yok ama kanser vakalarının az olduğuna inanılıyor. Resmi istatistik yapılan bir ülke var...

Pakistan`a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut`ta şimdiye kadar hiç kanser olayına rastlanmadı.

Hanzakut`un özelliği temel besinleri kayısı ve kayısı çekirdeği...

 

- Dünyada bugün kullanılmakta olan kemoterapi ve radyoterapi bağışıklık sistemini bozduğunu iddia ediyorsunuz alternatif tedavilerin bir sıralamasını yapsak en öne hangisini koyarsınız?

- Önceliği bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere veririm, daha sonra biyolojik tedaviler ve bitkisel tedaviler gelir.

Bağışıklık sistemi konusunda Alman doktor Issel`in tüm beden tedavisi bugün bu ülkedeki 60/70 klinikte başarı ile uygulanmaktadır.

 

Başarılı bir yöntem: Tüm beden tedavisi

 

- Tüm beden tedavisi nedir?

- Joseph Issel de bizim gibi kanseri lokal bir hastalık olarak değil, tüm vücudu ilgilendiren sistemik bir hastalık olarak ele alıyordu.

Ona göre vücutta sürekli olarak kanser hücreleri ürüyor fakat sağlıklı bir bağışıklık sistemi bu hücreleri hemen tahrip ediyordu. Issel`in bir diğer tedavi yöntemide, ayda bir olmak üzere, özel olarak muamele görmüş bir kolibasil aşısı olan Pyrifer ile ateş şoku tedavisi idi. Bu yöntemle hastadan bir miktar kan alınıyor, bunu ozon oksijen birleşim ile karıştırarak yeniden hastanın damarından enjekte ediyordu. Binlerce kanser hastası bu yöntemle iyileşmişti. Eski Sovyetler`de, şimdiki Rusya`da bu yöntem halen kullanılıyor.

Kaynak: Dr. Serap KIRMIZI,Uludag University Faculty of Science and Arts Department of Biology, Paylasim: Tuana BİROL

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

kayısı çekirdeğini fazla yediğimizde bağırsaklarımızdaki bakteriler çekirdek içindeki bazı maddeleri değişime uğratarak zararlı öğeleri açığa çıkartıyorlar.

içindeki nitrozit bakteriler tarafından serbest siyanür, benzaldehit,

aseton, şeker gibi yapılara parçalanıyor.

fazla miktarda tükettiğimizde vücudumuzda eser miktarda bulunan

siyanür gibi bazı ağır metal zehirlenmeleri ölüme neden olabiliyor.

Eğer B17 almak istiyorsanız günde 1-2 kayısı çekirdeği yemeniz yeterli.

 

 

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...