Jump to content

Tasavvufun Mistik Sistemler Arasındaki Yeri


Nil.
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Alışılagelmiş mistisizm sınıflandırmalarını ele alıp tasavvufu bunlardan birine bağlamakvirgul.gif meseleyivirgul.gif daha başlangıçta çıkmaza sokmak olur.

Gerek Hintvirgul.gif gerek Hıristiyan mistisizmleri ve gerekse Yeni Eflatuncu mistisizmvirgul.gif tasavvufta yeralan birçok konuyu içermiş olmalarına rağmen her üçü de tasavvuftan ayn disiplinlerdir. İnsan ruhuvirgul.gif Allahvirgul.gif tabiatvirgul.gif hayat ve olayların mistik açıdan gözlenmesini esas almalan itibariyle bu sistemlerin ortak yanları elbette olacaktır. Çünkü mistisizm insanlığın ortak malıvirgul.gif ortak tavrıdır. "Esası itibariyle mistisizm tek ve aynıdır. Somut bir mistiğin falan veya fılân dine mensup oluşu bu gerçeği değiştirmez. Mistisizmvirgul.gif insan ruhunun Yaratıcı Kudret'le doğrudan ilgi kurmasına yönelik evrensel özlem ve duyuşun sürekli ve değişmez belirişidir". Bir başka ifadeyle: "Mistisizmvirgul.gif tarihsel ve psikolojik tanımları gözönünde tutulursavirgul.gif Yaratıcı'yı vasıtasızca sezmek veya Yaratıcı Kudret'e ilişkin doğrudan tecrübelere sahip olmaktır".

Massignon'un şu sözleri gerçeğin ifadesidir: "Mistisizm bir ırkınvirgul.gif bir dilinvirgul.gif bir milletin tekelinde ve yalnız ona has bir müessese değil; aksinevirgul.gif beşerî bir fenomenvirgul.gif ruhsal bir disiplin olup sınırları kesinlikle dondurulmamıştıı''. Yazarvirgul.gif çeşitli mistik sistemlerdeki benzerliği image sensible (duygusal imaj)virgul.gif experience humaine universelle (evrensel insanî tecrübe) olarak ele alıyor ve tasavvfun bazı mistik sistemlerin etkisiyle oluşmuş bir disiplin olduğu yolundaki iddiaları birer birer red ediyor. Bir başka Batılı yazarvirgul.gif Louis Gardet daha da iler giderek şöyle konuşuyor: "Mistik tecrübe her zaman mistisizm şeklinde belirmeyebilir. Bu karmakarışıkvirgul.gif girift fenomenin daha çok poetik belirişlerine şahit oluruznokta.gif.

İnsanlık bir bütündür. Bütün insanlık müesseseleri birbirine benzer. Çünkü realite tektir ve insanoğlu hatalı da olsa realiteyi yakalamak için didinmektedir. Realiteyi Yaratıcı Kudret olarak yani kaynağında ve doğrudan kucaklamanın disiplini olan mistik yaklaşım ise zamanıvirgul.gif mekânı ve sergileyeni ne olursa olsun aynıdır. Buna bakarak tarih içinde değişik zamanlarda yer almış disiplinlerin birbirlerinin kopyası olduğunu söylemek doğru olmaz. Eğer mistik düşünceye ortak bir kaynak aranıyorsa bu kaynak büyük dinlerin beyanları olup İslamiyet bu beyanların en mükemmel sentezi halinde karşımızdadır.

Kuı'anvirgul.gif genel mânâdavirgul.gif "İslam"dan bütün semavî dinleri anlar. Bu evrensellikvirgul.gif değişik pek çok elemanın İslam bünyesi içinde eritilmesini ve özel mânâda İslam'ınvirgul.gif daha değerlendirilişindevirgul.gif önceki değişik düşünce form ve dillerin de değerlendirilmesiyle anlaşılması gerektiğine dikkat çekmektedir. Bu sûfı düşünceyi ifade için muhtelif kültür verilerinin kullanılmasını mümkün hale getirmektedir.

Konumuzun bir özelliği olarak şu noktayı da unutmamak gerekir: Mistik yaklaşımın Realiteye bakışı ve onu kucaklayışı yatay (horizontal) değilvirgul.gif dikey (verticall)dir. Yanivirgul.gif bu yaklaşımdavirgul.gif deneysel ilimler ve düşüncenin ilk basamaklannda olduğu gibi objeler âleminde genişliğine tetkik yerinevirgul.gif iç aydınlanma (illumination) ve ilhama dayalı direkt bilgi edinme esastır. Böyle olunca sûfinin realiteyle kucaklaşmasına kronolojik ve tarihsel bir zemin ve geçmiş aramakvirgul.gif işin mahiyeti icabıvirgul.gif isabetli değildir. Hüseyin Nasrvirgul.gif bu anlamda olmak üzerevirgul.gif "Hiç kimse sûfı bir yazarın çalışmasından bahsederken 'orijin' veya 'kaynaklar' adıyla alelâde tarihsel bir kavramdan söz edemez." demekte çok haklıdır. Sûnin muhtaç olabileceği başka kaynak ve imkânlar sadece ruhsal tecrübeleri aktanrken dil ve diğer ifade unsurları için söz konusu edilebilir.

Bu noktayı tesbitten sonra şunu söyleyebiliriz: Tasavvufvirgul.gif öncelikle dinsel bir mistisizmdir. Bu bakımdanvirgul.gif felsefı bir mistisizm olan Eflatunculukla daha ilk anda ayrılır. Bu iki disiplinin aynılığını ileri sürenler İskenderiye mektebinin Sudûr (emanation) ve indimaç (immanence) anlayışıyla tasavvuftaki teşbih ve tenzih kavramlarının benzerliğine dayanmak isterler. Tasavvufun tevhit bahsindeki kanaati teşbih veya tenzihten ibaret olsa da bunlarla sudûr ve indimaç arasında farklar vardır. Burada şu kadarını söyleyelim: Filozofların sudûruvirgul.gif iradeye bağlı değilvirgul.gif zorunludur. Tasavufta bir sudûr anlayışının varlığını kabul etsek bilevirgul.gif bu Mutlak Ego (Allah)'nun hürriyetini zedelememek için iradî ve ihtiyarî bir sudûr olabilir. Kısacası tasavvufunvirgul.gif şu veya bu niyetlevirgul.gif Kuı'an ve Sünnetle irtibatını kesmek veya zayıflatmak için onu felsefı mistisizm platforrrıuna çekmek hem isabetli değildir hem de inandırıcı. Hatta onuvirgul.gif Nicholson'ın yaptığı gibi "İslam'ın dinsel felsefesi"s diye tanımlamak da tartışmasız kabul edilemez. Çünkü ovirgul.gif akıl ve felsefe üstü olan İslam vahiylerinin mistik bir yorumu ve yaşanmasıdır.

Tasavvufvirgul.gif bir aksiyon mistisizmidir. Bağlılannın şerde pasif kalmalarını yeterli görmez; onların hayırda aktif olmalarını esas alır. Sûfınin yolu toplumun ve insanların uzağındavirgul.gif sükûn ve yalnızlıktan değilvirgul.gif insan kalabalıklannın ortasındanvirgul.gif hayatın çileli ve dikenli sokaklarından geçer. Bu yüzdendir ki bizvirgul.gif hayatı uzaktan seyretmek yerinevirgul.gif aktif bir unsur olarak onun içine dalan sûfîninvirgul.gif geçici bir olgunlaşma ve bilenme devresi olan fenâ ve halvet devrelerinivirgul.gif hayatın bütünü zannederekvirgul.gif tasavvufla Hint-Budist mistisizmlerini eşitleyemeyiz. Ne yazık kivirgul.gif sûfızmdeki fenâ ve beka kavramlannı Hint-Budist mistisizmindeki Nirvana-Moksa kavramlarıyla aynîleştiren ve hatta birincileri ikincilerin kopyası sayan bazı yazarlar tasavvufu Hint düşüncesinin İslam toplumunda bir uzantısı gibi görebilmişlerdir. Zaehner başta olmak üzere birçok oryantalist bu teraneyi yıllarca tekrarlamıştır. Ne ilginçtir ki Zaehner tasavvufun Hint mistisizmi etkisiyle geliştiğini göstermekvirgul.gif özellikle fena kavramının Nirvana'nın bir tekran olduğunu ispatlamak için çok tuhaf davranışlar da sergilemiştir. Bir örnek verelim: Ona göre fenâ kavramı tasavvufa 261/874'te ölen Bâyezid Bistamî tarafından sokulmuştur. Bâyezid ise bu kavramı mürşidi Ebû Ali es-Sindî'ninvirgul.gif Hint mistisizmine dayalı telkinleri altında benimsemiştir. Zaehner burada Ebû Ali'nin "Sindi' lâkabının Horasan yakınlarındaki bir kasabanın adı olduğunuvirgul.gif hiç değilse Yâkût el-Hamevî'nin Mıi cem el-Buldan'ına bakıp görememiş veya görmezlikten gelerek hayatında Hindistan'a ayak basmamış olan Ebû Ali'yi Hintli yapmış ve böyle bir faraziye üzerine "İslam tasavvufunun Hint'ten kopya olduğu' şeklinde bir iddiayı oturtmuştur.

Yine ilginçtir kivirgul.gif Zaehner'in bu tutarsızlı~ı ilk defavirgul.gif Batılı iki meslektaşıvirgul.gif Arberry ve Nicholson tarafından tespit edilmiş ve kendisi "desteksiz atan" adam ilân edilmiştir. Bazı İslam bilginlerivirgul.gif özellikle Mes'ûdî (345/956) ve Birûnî (440/1048) tasavvufla Hint mistisizmi arasında aynılık gören bir kanaat sergilemektedirler. Gerçekten de Birûnî tasavvuf taki vahdeti vücûdvirgul.gif zuhûr-i küllîvirgul.gif marifetvirgul.gif ârifvirgul.gif cehennem vs. anlayışlarının Hind'den alındığı yolunda iddialarla doludur. Aynı kanaat Mes'ûdî'devirgul.gif başka örnekler verilmek suretiylevirgul.gif belirtiliyor. Bu bilginlerin yaptıklarıvirgul.gif alabildiğine geniş bir sistemin küçük bir parçasını yakalayıp bu parça ile öteki sistem arasındaki sathî benzerliğe takılarak iki düşüncenin aynı olduğunu ileri sürmekten ibarettir. Ve tabiî ki çok aldatıcı bir tutumdur. Fenâ ile Nirvana'yı ele alalım: Ferdiyyetin üniverselde erimesi veya Nirvana'da yok olmak Hint mistisizminin gayesidir. Sûfilikteki fenâ ise çok başka bir mânâ taşır. Sûfivirgul.gif fenâ'ya ulaşmakla işini bitirmiş değilvirgul.gif en büyük görevin eşiğine gelmiş olur. Fenâ fıllâhtan sonravirgul.gif varlığınvirgul.gif olayların içine dalmak ve Allah'ın halifesi sıfatıyla eşya ve olaylarıvirgul.gif tanrısal yönde yürütmek onun biricik meşgalesi olacaktır. Gerçekten devirgul.gif insanlardan ayrılıp uzlete çekilmekle başlayan sülûkvirgul.gif yedi aşamadan geçtikten sonra "nefs-i kâmile" mertebesine ulaşmaktadır. Sûfi bu mertebedevirgul.gif ayrıldığı topluma dönerek onlara hizmete başlayacaktır. Bu onun kemâlinde zirvedir. Tasavvufta bu incelikvirgul.gif "Nihayetin (sonun) kemâli bidâyete (başlangıca) dönüştedir" şeklinde ifadeye konmuştur.

Anlaşılan odur kivirgul.gif sûfînin iç tecriibesi yaratıcı bir tecrübedir ve aktiviteye yöneliktir. Bu tecrübevirgul.gif temel mânâsıyla ele esas alınırsa peygamberâne tecrübenin bir uzantısı olup onunla aynı ideal ve gayeyi izler ve aynı psikolojik temele oturur. Böyle olunca davirgul.gif mistik şuuruvirgul.gif peygamberâne şuurla karşılaştırırken tasawufu mistik şuur hanesine değilvirgul.gif nebevî şuur hanesine yazmak gerekir.

Burada bir noktaya daha değinmek istiyoruz: Çağımızınvirgul.gif hatta bir kabule görevirgul.gif son beş asnn en büyük İslam düşünür ve şairi olan ve bu satırların yazarının düşünce mirasını büyük ölçüde borçlu olduğu Muhammed lkbal (ölm. 1938)virgul.gif üzerinde olduğumuz meseledevirgul.gif somut örnekleri esas alarak hükme vardığı için olacakvirgul.gif bir yanılgı içine düşmüştür. Düşünce hayatının bütün besleyici unsurları tasavvuftan gelen ve "Çağın Mevlânâ'sı" diye anılan bu büyük dehavirgul.gif tasavvuf konusunda hem çelişik hem de isabetsiz fıkirler sergileyebilmiştir.Burada şu kadarını söyleyelim: Tasavvuf konusunda lkbal'in kabul edilmesi en zor tespitivirgul.gif Reconstruction'nda ortaya koyduğu "mistik şuur-nebevî şuur" ayrımıdır. Böyle bir ayırımvirgul.gif Hristiyan mistisizminde St. Augustin'den beri görülen Vita Contemplativa (gözlemleyici hayranlık duyucu şuur)-Vita Activa (dinamikvirgul.gif yapıp edici şuur) ayrımının bir tekrarı olup İslam bünyesinde yeri yoktur. Son aşamayı başlangıca dönüşün içinde gören bir anlayış tamamen nebevîdir. Vardığı ruhsal menzilden ıstıraplı dünyaya geri dönen ruhvirgul.gif bunuvirgul.gif İkbal'in de ifade ettiği gibivirgul.gif "yeni bir ahlâksal cihan yaratmak için" yapar. Her ne kadar velî bu davranışında nebî gibi vazifelendirilmiş değilse de gayesi ve hareket tarzı nebîninki ile aynıdır. lkbal bu noktayıvirgul.gif her nasılsa karıştırmıştır. Şöyle diyor: "Mistikvirgul.gif birliğe erdirici tecrübenin lezzet ve sükûnundan aynlıp geri dönmek istemez; faraza dönse bile onun dönüşündenvirgul.gif insanoğlu için pek fazla bir şey beklenmez. Hz.Peygamber'in (ruhen yükseldiği menzillerdenvirgul.gif mesela İsra'dan) dönüşü ise yaratıcıdır. Ovirgul.gif zamansal kuvvetlere hâkim olmakvirgul.gif tarihsel kuvvetleri kontrol etmek ve böylece yeni bir idealler dünyası vücuda getirmek için döner. Mistik içinvirgul.gif birliğe erdirici tecrübe son noktadadır; peygamber için ise buvirgul.gif birleşmeleri insanlık dünyasını değiştirecek ruhsal kuwetlerin kendi iç dünyada uyanmasıdır. Peygamber için en yüksek ideal ve gayevirgul.gifdinsel tecrübesinin yaşayan ve hayat veren bir dünyevî kudrete dönüştüğünü görmek zevkidir".

lkbal'in anlatımı yerindevirgul.gif fakat vardığı sonuç doğru değildir kanaatindeyiz. Sûiı içinvirgul.gif nebînin hareket tarzı kadar arzu ve idealleri de esastır. 0 da yeni bir cihan yaratmanınvirgul.gif eşya ve olayları tannsal irade ve istek yönünde yönlendirmenin sevdasıyla yanıp tutuşmaktadır. Kendini kurtarnıakla işini bitirmiş olacağını aklından bile geçirmez. Tasavvuf tarihinevirgul.gif şöyle bir göz atmak bu gerçeği görmek için yeterlidir. İkbalvirgul.gif birazvirgul.gif yaşadığı topraklar olan Hindistan'ın genel etkisiylevirgul.gif biraz da çağımızdavirgul.gif bütün İslam kurumlan gibi tasawufun düştüğü yozlaşmanın etkisiylevirgul.gif adı geçen ayrımı yapmış olabilir.

Ruhbaniyet (monastisizm) Hristiyan mistisizmiyle tasavvufun ayrıldığı noktaların bir kelimeyle ifadesi sayılabilir. Ruhbaniyetin aslıvirgul.gif Allah'a gitmek için hayattan ve insanlardan kopmaktır. Tasavvuf ise Allah'a gidişi bunun tam aksi bir yoldan sağlamayı esas alır. Sufînin sülûku (Allah'a gidişi) hayatın ve olayların dikenli yollarından geçer. Halvet ve uzlet-gerçek anlamından saptırılmış olanlar hariç ruhbaniyetle en küçük bir alâka belirtmezler. Bunlar birkaç giinvirgul.gif bazen birkaç saat gibi kısa süreli yalnız kalışlar olup benliği kontrol etme egzersizleridir. Cinsel perhizvirgul.gif evlenmeme gibi hayat kanunlarına aykırı tutum ve davranışlar ise İslam Peygamberinin sünnetine aykırı olduklarından tasavvuf bünyesindevirgul.gif yerleri yoktur

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...