Jump to content

Sağlığımızı Koruyalım


Guest inanna

Önerilen Mesajlar

SAĞLIKLI YAŞAM LİSTEMİZ

 

Sevgili okurlar, her şeyden önce bunun bir rejim listesi olmadığını belirtmeliyim. Şöyle ki; rejim bilinci genellikle geçici bir tavırlanma olarak kalmaktadır! Halbuki bilincen gerçekten sağlığımızı düşünerek hareket etmek ve yaşamak ise kalıcı olabilmektedir.

Sağlıklı yaşam listemiz bu bağlamda sizlere sağlıklı yaşamanız, enerji ve titreşimlerinizi daha da yükseltmeniz... amacıyla sunulmaktadır. İçinde bulunulan bu botyutsal geçiş döneminde doğal yaşayarak sağlıklı olmak, bilinç-enerji-ve titreşimlerimizi her boyutta tezahür ettirebilmek... gibi özgür olgulara ihtiyacımız vardır.

 

Bunların yanında müzik ruhu beslediğinden yeni çağ -şimdi çağı veya enerjimizi yükseltici müzikleri dinlemeyi tercih etmeliyiz. Ayrıca yine enerjimizi yükseltici kitle iletişim araçları yayınlarını tercih etmeliyiz. Fakat boyutsal yaşam enerjimizi doğru bir şekilde alabilmemiz açısından radyasyon yayan ortamlarda fazla kalmamaya da özen göstermeli -veya önlemler almalıyız... Enerjimizi sürekli dengelemeli ve yaşam enerjisinin yaşadığımız mekanlara doğru bir şekilde girmesini sağlamalıyız

 

Temel listeyi oluşturanlar

 

1- Sevgi ve bağışlama

2- Kozmik enerji

3- Güven ve huzur

4- Diyaframlı soluma

5- Bitkisel çaylar

6- Meyveler ve sebzeler

7- Kuru yemişler

8- Turunçgiller ve patlıcangiller

9- Baklagiller ve buğdaygiller

10- Süt ve yumurta

11- Suyla bol temas

12- Spor

vs.

 

Listeden çıkartılacaklar

 

1- Rekabet ve kıskançlık

2- Nefret ve saldırganlık

3- Stres ve endişe

4- Nikotin

5- Alkol

6- Et

7- Kafein

8- Un

9- Tuz

10- Şeker

11- Doyma bilinci ve açlık kavramı

12- Hızlı yemek yeme

vs.

 

Bunların yanında ise bedeniniz size sadece meyve yiyerek de yaşayabilirim vs. diyorsa onu dinleyebilmelisiniz! Ayrıca listeden çıkartılacaklar bölümünde bulunan yiyecek ve içeceklerden herhangi birini tüketmek durumunda kalırsanız; onu bilincen kendi enerjinizle dönüşüme uğratabilirsiniz -nötrleştirebilirsiniz. Fakat genelde temel listeyi uygulamak tercihiniz olabilmelidir.

 

kaynak kitap: Kozmia Sa, kozmik hafızadan akışlar

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Ömrü Uzatan 7 Gıda

Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü (AICR), 2007’ye sağlıklı bir başlangıç yapmanız için, vücudu kanser, kalp krizi, Alzheimer ve diyabet gibi ciddi rahatsızlıklara karşı koruyan besinlerin listesini açıkladı.

 

Kalbi koruyor

 

BADEM: Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.

 

Diyabeti önlüyor

 

KAHVE: Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.

 

Sinirleri rahatlatıyor

 

TARÇIN: Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.

 

Patatesi haşlayın

 

PATATES: Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi'ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17. sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdikten sonra yemeyi tercih edin.

 

Kaslar için faydalı

 

SEBZE ÇORBASI: Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellikle sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor.

 

Kansere karşı birebir

 

ZEYTİNYAĞI: Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı

alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren “8oxodG” adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanı sıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağla¤¤¤¤¤ kalbi koruyor, 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.

 

Kanseri engelliyor

 

ÇAY: Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60'a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor.

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Vücudumuzu Kışa Hazırlama Rehberi

E04E2D0639B2A5428E482973r.jpg

Uzmanlar uyarıyor: Kış depresyonunu yenmek için balık yiyin, kış hastalıklarından korunmak için probiyotik yoğurt kullanın ve kefir için

sp-1.gif

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Emel Unutmaz, kış aylarını sağlıklı beslenerek geçirmenin önemine dikkat çekti. Kışın gelmesiyle birlikte, beslenme alışkanlıklarının da sosyal hayatta meydana gelen değişikliklere paralel olarak farklılaştığını belirten Unutmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kışın, evde oturma saatleri artar ve fiziksel aktivite imkanları azalır. Giyilen kıyafetler kiloyu örttüğü için kilo kontrolü gözardı edilebilir. Ayrıca enfeksiyon hastalıklarına yakalanma riski de artar. Kişilerin mutsuzluk eğilimleri de artabilir ve buna bağlı olarak da basit şekerli gıdalara eğilim ortaya çıkar." Emel Unutmaz, kışı sağlıklı bir şekilde geçirmek isteyenlere şu önerilerde bulundu:

VİTAMİN ALMAK ŞART!

* Gribal enfeksiyonları önlemek ve vücut savaşçılarını güçlendirmek için antioksidan vitaminler açısından zengin besinleri, günlük beslenme düzenimizde mutlaka bulundurmalıyız. Almamız gereken başlıca vitaminler; A vitamini, E vitamini, selenyum, çinko ve C vitaminidir.

* Probiyotikler de bağışıklık sistemine destek olan besinlerdendir. Günlük beslenmenize, süt veya yoğurdun yerine probiyotik yoğurt veya kefiri koyabilir ve bu besinlerin olumlu etkilerinden yararlanabilirsiniz.

* Stresi kontrol altına almak için B grubu vitaminlerinden zengin beslenmekte fayda var. Tam tahıllı ekmekler, kurubaklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, et ve süt ürünleri tüketilebilir. Sebze ve meyve tüketmek, bol su içmek ve balık tüketmek; depresyon hali ile başetmenizde size yardımcı olur.

AKILCI BESİNLER YİYİN!

* Ev veya kapalı mekanlarda fazla zaman geçiriyor olmak, sosyal aktiviteleri yemekle sınırlandırmaya neden olabilir. Böyle bir döngüye girdiyseniz; 'akılcı besin' tercihleri yapmalısınız. Tatlı ihtiyacını meyvelerden, sıvı ihtiyacını ayran ya da maden suyu gibi sağlıklı ve kalorisi düşük besinlerden sağlamalısınız. Yemeklerinizi doğru yöntemlerle pişirilmiş, karbonhidrat, protein ve yağı dengeli sağlayacak besinlerden tercih etmelisiniz.

* Azalan fiziksel aktivite için önlem almalısınız. Yürüyüş yapmak, asansör kullanmamak ve evde düzenli egzersizler yapmak gibi önlemler alabilirsiniz.

SABAH

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Ellerinizi Yıkarken Yüzüğünüzü Çıkarın

 

elleriyikamak-1.jpg

 

Kış aylarının gelmesiyle birlikte cilt sorunları da artıyor. Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi'nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Şerafettin Saraçoğlu, sıcak ve soğuk değişiminin ani olarak yaşandığı kış döneminde cildin yıprandığını söyledi ve ekledi:

Egzama hızlı yayılır!

 

"Cildin yüzeyinde bulunan ve bir yağ karışımı olan sebumun azalması, önce ellerde kuruluğa neden olur. Yüzük takma geleneği nedeniyle, kadınlarda yüzük altında egzamalar çok sık görülür. Müdahale edilmeyen bu rahatsızlıklar, tüm ele yayılabilir." Bu durumun yüzük altında kalan sabun, deterjan ve krem ile birlikte gelişebildiğini belirten Dr. Şerafettin Saraçoğlu, şöyle devam etti: "Egzama hızla yayılan bir cilt rahatsızlığıdır. Bu yüzden elinizi yıkarken veya deterjan gibi maddelerle temasta olduğunuzda, yüzüğünüzü çıkardıktan sonra ellerinizi yıkayıp kurulamalısınız. Egzama başladığında ise bir cilt uzmanına gitmelisiniz."

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sağlıklı Yaşam İçin 16 Tüyo

 

saglik.jpg

 

Günümüz yaşam koşulları sağlığa zararlı o kadar çok etkenle iç içe ki, eski topraklarımız gibi değiliz! Bu sebeple de hepimizin sağlıklı yaşam adına önerileri var.

 

1- Sabah güçlü bir kahvaltıyı mutlaka yapın. (poğaça, simit, börek ve çay, kahveden oluşan kahvaltıların hemen hiç besleyici değeri olmadığını unutmayın.)

 

2- Kahve yerine çay özellikle doğal bitki çayları için. Çocuklarınızın ise her öğün süt içmelerine özen gösterin.

 

3- Bütün besinlerin doğal olanlarını tercih edin. Dondurulmuş yemekler, konserveler, hatta kurutulmuşlar yerine tüm besinleri taze olarak tüketin. Katkı maddesi içeren her türlü besinin zararlı olma ihtimalini unutmayın.

 

4- Detoks ve barsak sağlığınız için öğünlerinize yoğurt ya da kefir eklemeyi ihmal etmeyin.

 

5- Maydanoz, nane, fesleğen, roka gibi yeşil yapraklıları mümkün olduğunca sık tüketin. Akşamları televizyon karşısında bir tabak yemiş ya da cips yerine bol limonlu böyle bir yeşillik tabağı hazırlayın. C vitamini takviyesi yapmış olursunuz.

 

6- Sürekli tek yönlü beslenerek ve aç kalarak sağlıklı kilo veremezsiniz. Bu sebeple dengeli beslenmeye özen gösterin. Et, balık, tavuk, bakliyat vb ana besin gruplarını haftada iki kez tüketmeye özen gösterin.

 

7- Kahverengi ekmekle beyaz ekmek arasında kalori olarak önemli bir fark yoktur. Ancak kahverengi ekmeği lifli içeriği zengin olduğu için tercih edin.

 

8- Yemeklerinizi günlük yapmaya özen gösterin. Yapıldıktan sonra ertesi gün yeniden ısıtılan yemeğin besin değerini çok fazla kaybettiğini unutmayın.

 

9- Yemeklerinizi hazırlarken çok pişirmeden, kavurmadan, çok bekletmeden hazırlayarak besin değerlerini koruyun.

 

10- Akşamları yemeklerinizi sekize kadar yemeye çalışın. Bu saatten sonra da ancak meyve yeyin ya da sıvı tüketin.

 

11- Sabahları güne erken başlamaya çalışın. Uyandığınız zaman yataktan kalkmadan önce birkaç dakika nefes teknikleri ile kendinizi güne hazırlayın. (Nefes tekniklerini bir sonraki yazımda anlatacağım)

 

12- Bulunduğunuz ortamı gün içinde birkaç defa klimalarla değil temiz hava ile havalandırın.

 

13- Her gün sadece 20 dakika bile olsa düzenli olarak yürüyüş yapın ya da evde kendinize zaman ayırarak spor yapın.

 

14- Fırsat buldukça toprak, çimen ve su (deniz, göl, dere vb) ile temasa geçin.

 

15- Her gün yarım saat kendi kendinize kalın. Kendinize bir yemek, çay ısmarlayarak, hiçbir şey düşünmeden zihninizi dinlendirerek, yürüyüş yaparak vb kendi kendinizle olmanın tadını çıkartın.

 

16- Uyku kalitenize dikkat edin. Uyuduğunuz odada elektronik aletler (televizyon, cep telefonu vb) bulundurmayın.

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Doğru Beslen, Kanserden Uzak Dur!

 

gp_382367.jpgspacer-1.gif

 

Beslenmede taze sebze ve meyvelere ağırlık verilmesinin kanserden koruyucu etki yaptığı bildirildi.

 

Türk Gastroentoroloji Derneği Bursa Şube Başkanı ve Uludağ Üniversitesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Faruk Memik, son yıllarda artış gösteren kanser vakalarında, insanların beslenme alışkanlıklarının etkili olduğunu savundu.

 

Araştırmaların, özellikle kolon, mide, yemek borusu, akciğer ve meme kanserlerinde beslenme ve çevre etkisinin önemli olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Memik, şöyle konuştu:

 

''Dünya kolon kanseri haritasına bakarsak, bu kanser türüne daha çok Avrupa'da, özellikle Kuzey Avrupa'da çok rastlandığını görüyoruz. Ekonomik olarak ilerlemiş, zengin, yani çok beslenen, enerji alımı çok, fiziksel harcaması az olan insanlarda kolon kanserinin arttığı belirlenmiştir. Demek ki, bu kanser türünün beslenmeyle direkt ilişkisi var. Bu ilişki toplumlardaki şişmanlık oranıyla da direkt ilişkilidir.''

 

Türkiye'de de sanayide ilerlemiş bölgelerde kolon kanserinin, kırsal bölgelere göre daha çok görüldüğünü anlatan Memik, şunları kaydetti:

 

''ABD'de kolon kanseri çok fazla, Japonya'da çok az ama ABD'ye göç eden Japonlarda da kolon kanserinin yükseldiği görülmüş. Yani Japon, Amerikalı gibi yemek yemeye başladığında kanser olma riski artıyor. Gelişmekte olan ülkelerde yemek borusu ve mide kanseri daha fazla görülürken, gelişmiş ülkelerde kolon, meme ve akciğer kanseri artıyor. Demek ki, kanser çevreye, beslenmeye göre artan veya azalan bir hastalık. Bu da şunu gösteriyor ki, kanser önlenebilir bir hastalıktır. Bu sorunu yemek şeklimizi değiştirerek çözebiliriz.''

 

gp_382369.jpg

 

''POSALI YİYECEKLER KOLON KANSERİ RİSKİNİ AZALTIYOR''

 

Prof. Dr. Memik, araştırmaların, kanserlerin yüzde 50 oranında beslenme, yüzde 33 oranında da sigara ve diğer tütün ürünlerine bağlı olarak ortaya çıktığını gösterdiğine dikkati çekti.

 

Kuzey Avrupa ve ABD'nin kolon kanserinde ilk sıralarda yer almasının nedeninin, bu bölgelerde taze meyve ve sebze tüketiminin çok az olmasından kaynaklandığını anlatan Memik, şöyle devam etti:

 

''Ne kadar fazla et ve yağ tüketirseniz, kalın bağırsak kanserine yakalanma riskiniz o kadar çok artıyor. Ne kadar fazla posalı yerseniz kansere yakalanmama şansınız o kadar artıyor. Nitekim Akdeniz bölgesi insanında bu tip kanserler daha az görülmektedir. Demek ki, yeşil sebzeleri, meyveleri bol miktarda yiyeceğiz. Kanser önleyici birçok madde bitkilerde mevcuttur. Bunları dışarıdan ilave olarak almaya da gerek yoktur. Beslenmesinde, bitkisel ürünleri eksik etmeyen bir insanda, kolon, prostat, meme ve mide kanserine karşı büyük bir doğal koruyucu mekanizma gelişmektedir.

 

Mesela sebzelerde, zararlı böcekleri öldürmeye yarayan, kendilerini korumak için geliştirdikleri salisilik asit gibi bazı maddeler vardır. Bunların kansere karşı insanları koruma özellikleri olduğu da belirlenmiştir. Örneğin brokolide, turpta acı buruk tadı veren madde, sulpharaphen denilen maddedir. Bunlar kansere karşı koruyucudur. Kırmızı acı biberin, tarçın ve narenciye meyvelerinin içeriğinde kanser oluşumunu önleyecek önemli maddeler vardır.

 

İnsanlar diyetlerinde sebzelere ağırlık vererek, zararlı yiyeceklerden uzak durarak, kanserden korunabilirler. Kanser oluşumunda çevre ve beslenme ön plandadır. Uygun yiyecekleri yiyerek kanserden korunmak mümkündür. Ülkemiz gibi bu besinlerin bol ve ucuz olduğu bir ülkede, dışardan alınacak vitamin, mineral gibi ilave maddelere bazı şartlar dışında gerek yoktur.''

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...