Jump to content

Muhasebenin Tarihçesi


Nil.
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Muhasebe, ekonomik eylemlerden elde edilen değerlerin hareketlerinin para birimiyle değerlendirilip kaydedilmesini, bu hareketlerin sınıflandırılmasını ve doğru olup olmadıklarının denetlenmesini, kısaca «hesapların tutulması»nı konu alan bir bilim dalıdır.

İster bir devletin, ister tek bir kişinin olsun, ister rakamları basit bir deftere geçirmekle, ister karma makineler, delikli kartlar, manyetik şeritlerle tutulmuş olsun; muhasebenin temel görevleri hep aynıdır:

Ekonomik olguları ölçme ve kaydetme yoluyla saklamak, bunları çeşitli amaçlarda kullanılmak üzere sınıflandırmak, gerekli denetlemeler için elde hazır araçlar tutmak. Kayıt, sınıflandırma ve denetlemenin amaçları hukuki, ekonomik ve toplumsal olabilir.

Hukukî amaçlar özel ve kamuya özgü olmak üzere ikiye ayrılır. Ticaret yapan bir kimsenin muhasebesinin herhangi bir uyuşmazlık durumunda, mahkemede kanıt olarak kullanılmasını öngören kanun hükümleri özel hukuk çerçevesine girer; buna karşı muhasebenin vergilemeye esas olarak alınması durumlarında defter tutmada görülecek eksiklikler ve düzensizliklerle ilgili ceza kanunu hükümleri, genel hukuk içinde yer alır. Bu hukukî yön, muhasebenin gerçek amacı yanında ikinci derecede bir yer tutar. Muhasebenin asıl amacı ekonomik alandadır. Ekonomik amaçları da iki çeşittir: malî amaçlar ve dar anlamda ekonomik (sınaî ve ticarî) amaçlar.

Genel muhasebe veya «malî» muhasebenin görevi bir kuruluşun varlığının değerini belirtmektir; bu da, belirli bir anda kuruluşun elinde bulunan kaynakları, bu kaynakların o sırada yatırılmış olduğu mal ve haklarla karşılaştırmaktan doğar. Malî muhasebenin temel belgesi «bilanço»dur.

Ancak ister müteşebbis, ister hissedar olsun, muhasebeden yararlanan kimsenin malvarlığında (mamelek, patrimuan) değer belirtmesi yeterli değildir. Daha önemli olan nokta, işletmenin dinamik yüzüdür; bu da sınaî ve ticarî muhasebeyle kendini gösterir. Muhasebenin bu çeşidinin amacı, üretim eyleminin sonuçlarını ölçmektir. Bunu yaparken muhasebe belirli bir süre içinde elde edilen kârla bu amacı gerçekleştirmekte harcanan parayı karşılaştırır.

İktisadî muhasebenin temel belgesi «kâr-zarar hesapları» dır. Bu, işletme hesaplarıyle elde edilir. İşletme hesaplarında çeşitli gelir ve giderler yer alır.

Muhasebenin geçmişi: Muhasebenin yukarida kısaca belirtilen amaçları ekonomik ve toplumsal evrimin son aşamasını gösterir. Bu son aşamaya zamanla varılmıştır. Ekonomik yaşamın geçmişindeki aşamaların her birinin muhasebe tekniğinde de bir paraleli olmuştur. Muhasebenin en ilkel biçimi, hiçbir sınıflandırmaya yer vermeden değerlerin girişi çıkışını tutmak ve bunu zaman sırasına göre düzenlemektir. En eski uygarlıklarda bile bu ilkel muhasebenin varlığı bilinmektedir. Hıristiyanlığın kutsal kitabında bundan sözetmektedir. İnka uygarlığında (Güney Amerika) bu ilkel muhasebeden yararlanıldığını gösteri belgeler vardır. Muhasebe tekniği evriminin ilk gelişme aşaması giriş - çıkışları veya gelir - giderleri iki ayrı sütunda dizmek olmuştur. Bu iki sütunlu muhasebe Romalılarda kullanılmıştır. Plinius ve Cicero'nun yazılarında bu sistemden sözedilir. Ancak, ortaçağda bile tek sütunlu muhasebe büsbütün kaybolmamıştır. Bu dönemden elde kalan en eski belgeler 1157 tarihini taşımakta olup Cenevre'li noter Ansaldus Boilardus'un kâğıtları arasında bulunmuştur.

Tek bir temel hesabı olan, bu temel hesabı sınıflandırma amacıyla alt-hesaplara bölünebilen basit muhasebe, bugün bile devlet muhal sebesinde kullanılmaktadır. Devletin muhasebesinin temel belgesi bütçedir. Bütçe bir gelir gider hesabından başka bir şey değildir. Devlet bütçesi muhasebe tekniği bakımından orta çağ muhasebesinden öteye gitmemiştir. Tıpkı ortaçağ muhasebesi gibi, o da, zimmet (gider) ve matlubun (gelir) üçüncü şahıslarla olan ilgisine bakmadan yalnız bunların hareketini kaydeder. Halbuki ticaretle uğraşan bir kimsenin durumu böyle değildir. Böyle bir kimse malvarlığının, gelirinin hem kaynağı hem de sınırı olduğunu bilir ve bu malvarlığı ile üçüncü kişilerle arasındaki alacak - verecek durumunu belirler.

Uzak ülkelerle yapılan ticaretin gelişmesi, ticarete yatırılan paraların artması, kredinin yayılması; ortaçağda muhasebe tekniğine yenilikler getirmiştir. Yeniliklerin başında çifte hesap tutulması gelir. Bu yöntemle uygulanmakta olan gelir gider hesaplarına iki yeni hesap çeşidi daha eklenmiştir. Bunlar üçüncü kişilerin hesapları ile çeşitli işletme hesaplarıdır. Üçüncü kişilerin hesapları ve kuruluşun alacak ve borçları bu kişilerle olan ilişkiler açısından ele alınma başlanmıştır.

Ortaçağda bile uzak bir ülkedeki bir üçün kişiye olan borcun aynı piyasada yerleşmiş bir kimseye verilen krediyle kapanması, yaygın bir yöntem olmuştur. Daha sonraları bu tür işlemlerin kapsamını genişletmek, yaymak düşüncesi doğmuştur. Her alışverişte iki taraf, yani bir alıcı, bir satıcı bulunduğu gerçeği, ikili hesap tutma yöntemlerini gittikçe geliştirmiş, kolaylığa varmak amacıyle üçüncü kişilerin hesapları, birbirinin tersi sütunlarda gösterilmeye başlanmıştır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...