Jump to content

Çekim Tüyoları


Guest MedCezir

Önerilen Mesajlar

arkadaslar erkek arkadasımla durumumu cok köu

ben 1 yıla yakındır cekım yasasıyla onu cektım hep gerı bagladım aldım guzel guzel devam etmeye calıstım

ama asla ıstedıgım gıbı gıtmıyor tam olarak ıstedıgım gıbı olmuyor

ılıskımde cok mutlu degılım

ve ben onu cekmeyı bıraktıgım anda o da son surrat benden kacıyor

bakın evel gece kavga ettık ve cekmeyı bıraktım ben ve bırakmamla onun kacması bır oluyor su an son surrat gıdıyor aramıyr bıle benı

sureklı secrte mı yapmalıyım hem artık nası yapıcagımı bıle bılmıyorum :( cok mutsuzum

ayrıldım senden demek ısterım ama cekıme aykırı olur bu dedıgım.

bana yorumlarınızı beklıyorum özelden de yazabılırsınız tesekkurler

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
arkadaslar erkek arkadasımla durumumu cok köu

ben 1 yıla yakındır cekım yasasıyla onu cektım hep gerı bagladım aldım guzel guzel devam etmeye calıstım

ama asla ıstedıgım gıbı gıtmıyor tam olarak ıstedıgım gıbı olmuyor

ılıskımde cok mutlu degılım

ve ben onu cekmeyı bıraktıgım anda o da son surrat benden kacıyor

bakın evel gece kavga ettık ve cekmeyı bıraktım ben ve bırakmamla onun kacması bır oluyor su an son surrat gıdıyor aramıyr bıle benı

sureklı secrte mı yapmalıyım hem artık nası yapıcagımı bıle bılmıyorum :( cok mutsuzum

ayrıldım senden demek ısterım ama cekıme aykırı olur bu dedıgım.

bana yorumlarınızı beklıyorum özelden de yazabılırsınız tesekkurler

 

sanırım kendini çekim yapmayı bıraktığında sevgilinin senden uzaklaşacağına inandırmışsın ve bu yüzden böyle oluyor, bu durumu da kendin çekmişsin yani, kendini tam tersine inandırırsan problemin ortadan kalkacağını düşünüyorum, mutlu değilsen ilişkiyi sürdürmenin anlamını sorgulamak bana düşmez tabi, bence nasıl mutlu olacaksan öyle yap ve kendi mutluluğunu başkasına bağlama, ama tabi sen bilirsin..

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Aa red teşekkür ederim yazıma yorum yapmışsın, buraya yazı yazdığımı bile unutmuştum girip başlıkların son sayfalarını okuyordum bir yenilik var mı neler yazmışsınız diye,

ben sevgilimle ayrıldım hem de haftalarca, yani o yazdığım tarih beri ayrıydım tekrar barışmaya çalıştıkça ayrıldım,

en sonunda tüm bağları koparmışken onsuz yapamayacağımı anladım geri döndüm, beni tutan bağ secret de değil sevgimmiş bunu öğrendim bu olayla.

 

Secret yapmanın gücüne halen inanıyorum insanın çekim gücü var, elektriği göremesek de elektrik var insanlar birbirine karşı enerjisi uyuşmayabiliyor bunun da varlığına inanıyorum ama göremiyoruz, mühim değil secret de var görmesek de var. Ve aslında bu yüzden yürekten istediklerimiz oluyor, beklentiye girmemize gerek yok zaten oluyor olacaklar.

Moral yükseltmek de en iyisi.

--------------------

sanırım kendini çekim yapmayı bıraktığında sevgilinin senden uzaklaşacağına inandırmışsın ve bu yüzden böyle oluyor, bu durumu da kendin çekmişsin yani, kendini tam tersine inandırırsan problemin ortadan kalkacağını düşünüyorum, .

 

şu yazdığını önceden okusaydım belki hiç ayrılmama gerek kalmazdı, ayrılıp da sevdiğimi düşünüp geri döndüm. ama bu şekilde anlamam gerekiyormuş belki de.

çok güzel yazmışsın bir kez daha teşekkürler. 9_9

--------------------

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

THE SECRET/ SIR

Derleyen: Halit YILDIRIM 16 Mayıs 2007

“Sır” Nedir?

Sâhip olduğunuz her düşünce nesnel bir gerçeklik; bir kuvvettirnokta-1.gif (Prentice Bulford –1834-1891)

Hindistan, Avustralya, Yeni Zelanda, Stockholm, Londra, Toronto, Montreal ya da New Yorknokta-1.gifnokta-1.gifnokta-1.gif Nerede olursanız olun, hepimiz aynı kuvvete, tek bir yasaya bağlı olarak yaşıyoruznokta-1.gif İşte bu kuvvet çekim kuvvetidir!

“Sır” çekim yasasıdır!

Evrenin kusursuz düzeni, yaşamınızın her anı, yaşadığınız her deneyim bu yasaya göre belirleniyornokta-1.gif Kim olursanız olun, nerede yaşarsanız yaşayın; tüm yaşantınız çekim yasası tarafından şekillendirilirken, bu her şeye muktedir yasa, düşünceleriniz aracılığıyla işliyornokta-1.gif Çekim yasasını harekete geçiren ise siz kendinizsiniz ve bunu düşüncelerinizi kullanarak yaparsınıznokta-1.gif

1912 yılında Charles Haanel, çekim yasasını “yaratım sisteminin bir bütün olarak dayandırılabileceği en büyük ve en mutlak yasa” olarak tanımlamıştınokta-1.gif

Benzer Benzeri Çeker

Zihninizde canlandırabildiğinizi, ellerinizde de tutabilirsiniznokta-1.gif JOHN ASSARAF

Siz evrendeki en güçlü mıknatıssınız! İçinizde barındırdığınız manyetik güç, yeryüzündeki her şeyden daha güçlünokta-1.gif Bu akıl sır ermez çekim gücünü yayanı ise, yine sizin düşünceleriniznokta-1.gif

Yaşamınız boyunca hiç mutsuz olduğunuz bir konu üzerinde düşünürken, siz düşündükçe işlerin daha da kötüye gittiğini fark ettiğiniz oldu mu? Bunun sebebi, sabit bir düşünceyi koruduğunuzda, çekim yasasının derhal işlemeye başlaması ve size benzer düşünceleri getirmesidirnokta-1.gif Böylece birkaç dakika içinde, o kadar çok benzer mutsuz düşünceye kapılırsınız ki, durum size daha da kötü gelmeye başlar ve ne kadar çok düşünseniz, o kadar çok mutsuz olursunuznokta-1.gif

Şu an yaşadığınız hayat, geçmiş düşüncelerinizin yansımasıdırnokta-1.gif Buna, yaşadığınız tüm mükemmellikler ve o kadar da mükemmel bulmadığınız her şey dâhilnokta-1.gif Üzerinde en çok düşündüğünüz şeyleri kendinize çektiğinize göre, hayatınızın her alanında baskın olarak neler düşündüğünüzü görmek kolay, çünkü yaşadıklarınız bunlardan ibarettinokta-1.gif Şimdiye kadar! Şimdi ise, “Sır”rı öğreniyorsunuz ve bu bilgiyle her şeyi değiştirebilirsiniznokta-1.gif

Dileğinizi kafanızın içinde şekillendirip, baskın düşünceniz haline getirdiğiniz taktirde onu mutlaka hayata geçirirsiniznokta-1.gif

Birçok insan düşüncelerin frekansları olduğunu anlayamıyor; oysa düşünceler ölçülebilirlernokta-1.gif İşte bu yüzden, bir şeyi defalarca ve defalarca ve defalarca düşünürseniz, örneğin; beğendiğiniz marka otomobile sâhip olmayı, ihtiyaç duyduğunuz parayı kazanmayı, kendi şirketinizi kurmayı, ruh eşinizi bulmayınokta-1.gifnokta-1.gifnokta-1.gif Ve dileğinizi zihninizde canlandırırsanız, gerekli frenkansı tutarlı bir biçimde yaymaya başlarsınıznokta-1.gif

Düşünceler, manyetiktir ve frekansları vardırnokta-1.gif Siz düşünürken düşünceleriniz Evren’e yayılır ve manyetik güçleriyle aynı frekanstaki bütün benzerlikleri mıknatıs gibi çekerlernokta-1.gif Gönderilen her şey kaynağına geri dönernokta-1.gif Ve “Siz” o kaynaksınıznokta-1.gif

Sizler de birer yayın merkezisiniz ve bugüne kadar üretilmiş tüm televizyon vericilerinden daha güçlüsünüznokta-1.gif Evrenin en güçlü verici istasyonu sizsiniznokta-1.gif Sizin ilettiğiniz frekanslar hayatınızı şekillendirirken, hayatınız da dünyayı şekillendirirnokta-1.gif

Düşüncelerinizin iletiminden elde ettiğiniz görüntüler oturma odanızdaki televizyon ekranına yansımazlar; onlar sizin yaşamınıza dair görüntülerdir! Frekansı oluşturan düşünceleriniz benzer unsurları bu frekansa çekerek bunları hayatınızın görüntüleri olarak size geri gönderirnokta-1.gif Hayatınızda değiştirmek istediğiniz herhangi bir şey varsa, düşüncelerinizi değiştirerek kanalı ve frekansı değiştirinnokta-1.gif

 

 

Kötüyü Değil İyiyi Çekmek

İnsanların istediklerini elde edememelerinin tek sebebi, olmasını istedikleri şeyler yerine, olmasını istemedikleri şeyler üzerine düşünüyor olmalarıdırnokta-1.gif Düşüncelerinizi dinleyin; söylediğiniz sözlere kulak verinnokta-1.gif Bu yasa kesindir ve hiçbir yanılma payı yokturnokta-1.gif

Çekim yasası gerçekten itaatkardırnokta-1.gif İstediklerinizi düşünerek bütün kalbinizle bu dileklerinizin üzerine odaklandığınızda size onları mutlaka verecektirnokta-1.gif Olmasını istemediğiniz şeylere odaklandığınızda örneğin “geç kalmak istemiyorum, geç kalmak istemiyorum” dediğinizde ise, çekim yasası sizin bunu istemediğinizi duymayacaktırnokta-1.gif Bu yasa, siz ne düşünüyorsanız onu ortaya koyar ve bu, tekrar tekrar sahnelenmeye başlarnokta-1.gif Çekim yasası neyi arzu edip neyi etmediğinizden etkilenmeznokta-1.gif Bir şeye odaklandığınızda, bunun ne olduğuna bakılmaz ve siz onu yaşamınızda gerçek anlamda varolmaya çağırırsınıznokta-1.gif

Geçmişi, içinde bulunduğunuz anı ya da geleceği düşündüğünüzde çekim yasası mutlaka çalışmaktadırnokta-1.gif Bu, sürekli devam eden bir süreçtirnokta-1.gif “Pause” ya da “Stop” düğmesine basamazsınıznokta-1.gif Düşünceleriniz varoldukça bu yasa da sonsuz işleyişini, sürdürecektirnokta-1.gif Fark edelim ya da etmeyelim, zamanımızın çoğunu düşünerek geçiriyoruznokta-1.gif Biriyle konuşuyor veya birini dinliyorsanız; o an düşünüyorsunuz demektirnokta-1.gif

Geleceğe dair plân yaptığınızda; düşünüyorsunuznokta-1.gif Araba kullanırken, ya da sabahları hazırlanırken de düşünüyorsunuznokta-1.gif Birçoğumuzun düşünmeye ara verdiği tek zaman dilimi uykuda olduğu zaman dilimi olmakla birlikte, çekim kuvvetleri uykuya dalmadan önce düşündüklerimiz üzerinde çalışmaya devam ederlernokta-1.gif Uyumadan önce iyi şeyler düşünmeye çalışınnokta-1.gif

Doğanın tüm yasaları gibi, bu yasada da tam bir mükemmellik vardırnokta-1.gif Yaşamınızı siz kendiniz yaratırsınıznokta-1.gif Ne ekerseniz onu biçersiniz! Düşünceleriniz tohumlar gibidir ve kaldıracağınız hasat, ektiğiniz tohumlara bağlıdırnokta-1.gif

Beyninizin Gücü

Zihniniz düşünceler üretirken, yayınlanan görüntüler yaşam deneyimleriniz olarak size dönmektedirnokta-1.gif Düşüncelerinizle sâdece kendi hayatınızı yaratmakla kalmayarak, onlar aracılığıyla dünyanın yaratımına da güçlü bir biçimde katkıda bulunuyorsunuznokta-1.gif Daha önce hiç kendinizi önemsiz, dünyanın gidişatı üzerinde etkisiz hissettiğiniz oldu mu? Olduysa, bir kez daha düşününnokta-1.gif Çevrenizde yaşananları asıl şekillendiren sizin kendi zihninizdirnokta-1.gif

Bir yasayı anlamanız, onu reddetmenizi gerektirmeznokta-1.gif Elektriği anlayamıyor olabilirsiniz ama yine de ondan faydalanırsınıznokta-1.gif Elektriğin nasıl işlediğini bilmiyorum ama onu kullanarak birisine akşam yemeği pişirebileceğinizi biliyorumnokta-1.gif Hâttâ isterseniz elektrikle o birisin bile pişirebilirsiniz!

Zihninize hâkim olmanızın yollarından biri de onu huzura kavuşturmaktırnokta-1.gif Meditasyon zihninize huzur verir, düşüncelerinizi kontrol etmenize ve bedeninizi canlandırmanıza yardımcı olurnokta-1.gif Burada iyi haber, saatlerce meditasyon yapmanız gerekmediğidirnokta-1.gif Başlangıçta buna günde üç ila on dakikanızı ayırmanız, düşünceleriniz üzerinde kontrol kazanmanız konusunda şaşırtıcı derecede etkili olacaktırnokta-1.gif

Düşünceleriniz üzerinde farkındalık kazanmak için “ben düşüncelerimin efendisiyim” cümlesi ile niyet çalışması da yapabilirsiniznokta-1.gif Bunu sık sık tekrarlayın, bunun üstüne meditasyon yapın, siz bu niyeti tuttukça, çekim yasası sayesinde bu gerçekleşecektirnokta-1.gif

Sır Özetleri

* Hayatın Büyük Sırrı çekim yasasında gizlidirnokta-1.gif

* Çekim yasası “benzer benzeri çeker” dernokta-1.gif Böylece bir şey düşündüğünüzde ona benzeyen diğer düşünceleri de kendinize çekersiniznokta-1.gif

* Düşünceler manyetiktir ve birer frekansları vardırnokta-1.gif Aklınızdan geçirdiğiniz düşünceler, Evren’e yollanarak, aynı frekansta bulunanları manyetik güçlerin etkisiyle size doğru çekerlernokta-1.gif Göndermiş olduğunuz her şey kaynağına-Size geri dönernokta-1.gif

* Siz düşünceleriniz aracılığıyla frekans yayan birer yayın kulesi gibi insanlarsınıznokta-1.gif Hayatınızda herhangi bir şey değiştirmek istiyorsanız, düşüncelerinizi değiştirerek frekansı değiştirinnokta-1.gif

* Şu an düşünmekte olduklarınız, gelecekteki yaşantınızı oluşturmaktanokta-1.gif Üzerinde en çok düşündüğünüz ya da üzerine en çok odaklandığınız şey hayatınız olarak karşınıza çıkacaktırnokta-1.gif

* Düşünceleriniz somutlaşırnokta-1.gif

Sır Basitleştirir

“Bu yolculukta insan, kendi evrenini kendisi yaratırnokta-1.gif”(Winston Churchill)

Yerçekimi yasası gibi, yasaları olan bir evrende yaşıyoruznokta-1.gif Bir binadan düştüğünüzde, iyi ya da kötü bir insan olduğunuzun bir önemi yoktur, kesinlikle zemine çakılırsınıznokta-1.gif

Çekim yasası doğaya ait bir yasadırnokta-1.gif Tıpkı yerçekimi yasası gibi, çekim yasası da tarafsız, genel, kesin ve doğrudurnokta-1.gif

Şikayet ettikleriniz dâhil olmak üzere şu an sizi çevreleyen her şeyi yaşamınıza çeken yine siz kendinizsiniznokta-1.gif Şimdi, henüz işin başında bunu duymaktan nefret ettiğinizi biliyorumnokta-1.gif Hemen “Trafik kazasını ben yaptırmadımnokta-1.gif Bana bir sürü sıkıntı yaşatan o müşteriyi ben çekmedimnokta-1.gif Borçları da ben çekmedim herhalde” gibi tepkiler vereceksiniznokta-1.gif Bense, size “evet siz çektiniz” demek için burada karşınızdayımnokta-1.gif Bu, anlaşılması en zor kavramlardan biri olmakla birlikte, bir kez kabullendikten sonra, hayatınız değişmeye başlayacaktırnokta-1.gif

Şu an vermeniz gereken bir karar var: Kötü şeylerin her zaman başınıza gelebileceğine, bunun şans işi olduğuna ya da yanlış zamanda yanlış yerde olabileceğinize ve koşullar üzerinde kontrolünüz olmadığına mı inanmak istiyorsunuz?

Yoksa yaşam deneyiminizin kendi avuçlarınızın arasında olduğunu bildiğinize ve iyi şeylerin yalnızca sizin onları düşünmenizle hayatınızda yer alacağına mı inanmak istiyorsunuz? Seçme şansınız var ve hangisini düşünmeyi seçerseniz, onu yaşayacaksınıznokta-1.gif

Sizin ısrarla düşünerek çağırmadığınız hiçbir şey yaşamınıza giremeznokta-1.gif MARCI SHIMOFF

Sâhip olduğumuz her düşünceyi denetlememiz imkansızdırnokta-1.gif Araştırmacılar, günde yaklaşık altmış bin civarında düşünce ürettiğimizi söylüyorlarnokta-1.gif Bu altmış bin düşüncenin tamamını kontrol etmeye çalışsak, nasıl bitap düşeceğimizi hayal edebiliyor musunuz? Çok şükür bunu halletmemizi kolaylaştıran bir faktör var: duygularımıznokta-1.gif Duygularımız bize neler düşündüğümüzü anlatırnokta-1.gif

Duygularınız ne düşündüğünüzü size anında hissettirirnokta-1.gif Duygularımızın bir anda çöktüğü bir durumu düşünün; meselâ kötü bir haber aldığınız annokta-1.gif Midenizde ya da üçüncü çakranızdaki (solar Plexus) o his, anlıktırnokta-1.gif Bu da demektir ki, duygularınız ne düşündüğünüzü anlamanız için verilen anlık sinyallerdirnokta-1.gif

• Sizden başka hiç kimse size kendinizi iyi ya da kötü hissettiğinizi söyleyemez; çünkü, bunu yalnızca siz bilebilirsiniznokta-1.gif

• Bilmeniz gereken en önemli şey, iyi şeyler düşünürken insanın kendisini kötü hissetmesinin imkansız olduğunokta-1.gif

• Kendinizi kötü hissediyorsanız, aklınızdan size kendinizi kötü hissettiren düşünceler geçiriyorsunuz demektirnokta-1.gif

• Moraliniz bozuk olduğunda, kendinizi daha iyi hissetmek ve düşüncelerinizi değiştirmek için çaba sarf etmediğiniz taktirde, verdiğiniz mesaj: “Bana kendimi kötü hissetmem için daha fazla sıkıntı vernokta-1.gif Sıkıntıları bana getir!” olurnokta-1.gif

• Hem olumsuz düşüncelere sâhip olup, hem de kendinizi iyi hissetmeniz imkansızdırnokta-1.gif Kendinizi iyi hissediyorsanız, bunun sebebi iyi şeyler düşünüyor olmanızdırnokta-1.gif Görüyorsunuz ki, hayatta her istediğinize sâhip olabilirsiniznokta-1.gif Bunu bir sınır olmamakla birlikte işin içinde bir bityeniği de yok değil: Kendinizi iyi hissetmek zorundasınıznokta-1.gif

• İnsanların ayak parmaklarını yataktan dışarı çıkarır çıkarmaz bir sarmalın içine düşme eğiliminde olmalarının nedeni de budurnokta-1.gif Tüm günleri aynı gidernokta-1.gif Duygularında yapacakları basit bir değişikliğin, günlerini-ve hayatlarını bütünüyle değiştireceğini bilmezlernokta-1.gif

• Güne güzel başlar ve o mutluluk duygusu içinde kalırsanız, herhangi bir şeyin ruh halinizi değiştirmesine izin vermediğiniz sürece, çekim yasası gereğince, yaşadığınız mutluluk duygusunu sürekli kılacak birçok durumu ve insanı kendinize çekersiniznokta-1.gif

ROB PROCTOR

Kendinizi moralsiz hissettiğinizde, bunu çabucak değiştirebileceğinizi biliyor musunuz? Güzel bir müzik çalarak ya da şarkı söyleyerek ruh halinizi değiştirebilirsiniznokta-1.gif Güzel şeyler düşünmek de işe yararnokta-1.gif Bir bebeği ya da çok sevdiğiniz birini düşünün ve bu düşüncede kalınnokta-1.gif Bu düşünceyi zihninizde tutarak, ondan başka hiçbir şeyin size ulaşmasına izin vermeyin; kesinlikle kendinizi iyi hissedeceksiniznokta-1.gif Bunu size garanti ediyorumnokta-1.gif

Sevgi En Müthiş Duygu

“Çekim yasasının karşı konulmaz gücünü oluşturan şey, sevgi ile düşüncenin bir araya gelişidirnokta-1.gif” (Charles Haanel)

Evcil hayvan besliyorsanız, iyi hissetme prensibini uygulamak için ona başvurabilirsiniznokta-1.gif Hayvanlar müthiştir, kendinizi iyi hissetmenizi sağlarlarnokta-1.gif Onları sevdiğinizde, sevginin muhteşem etkisi hayatınıza iyilik getirirnokta-1.gif Zâten bir armağan da böyle olurnokta-1.gif

Evren’de sevginin gücünden daha büyük bir güç yokturnokta-1.gif Sevgiyi duyumsadığınızda, yayabileceğiniz en yüksek frekansı yayarsınıznokta-1.gif Sâhip olduğunuz bütün düşünceleri sevgiyle sarıp sarmalayabilirseniz, her şeyi ve herkesi sevebilirseniz, dönüşümü yaşarsınız, hayatınız değişirnokta-1.gif

Aslında, geçmişteki büyük düşünürlerden bazıları, çekim yasasından sevgi yasası olarak söz etmişlerdinokta-1.gif Üzerinde biraz düşününce bunun nedenini anlamak kolaynokta-1.gif

Örneğin; birisi hakkında hoş olmayan bir şeyler düşündüğünüzde, bu çirkin düşünceleri kendi hayatınızda görürsünüznokta-1.gif Düşüncelerinizle başkalarına zarar vermeniz mümkün değildir; bu yolla ancak kendinize zarar verirsiniznokta-1.gif Sevgiye dair düşündüğünüzde ise, bilin bakalım bundan faydalanan kim olur: tabii ki, siz!

Marci Shimoff, büyük dahi Albert Einstein’ın sözlerinden yapmış olduğu şu alıntıdaki görüşü paylaşıyor: “Herhangi bir insanoğlunun kendisine sorabileceği en önemli soru: ‘Bu Evren bana dost mudur?’ sorusudurnokta-1.gif

Bu soruya, çekim yasasını bilerek verilecek tek cevap “Evet, Evren dostumdur” olurnokta-1.gif Neden? Çünkü, çekim yasasına göre, ne cevap verdiyseniz onu yaşamanız gerekiyornokta-1.gif Albert Einstein bu etkili soruyu sordu; çünkü “Sır”ra vakıftınokta-1.gif Bu soruyu sorarak bizi düşünmeye ve bir seçim yapmaya zorlayacağını biliyordunokta-1.gif Sâdece soruyu sormakla bile, bize müthiş bir fırsat tanımıştınokta-1.gif

Evren’in dostunuz olduğunun bilincine varın!

Sır Nasıl Kullanılır?

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Alaaddin’in lambası hikayesini düşününnokta-1.gif Alaaddin lambayı alır, ovalar ve “Cin” lambanın içinden çıkarnokta-1.gif Cin sürekli aynı şeyi söyler:

“Dileğin benim için emirdir!”

Bunun üzerinde düşününnokta-1.gif Şimdi, gelin bu benzetmeyi alıp, hayatınıza uygulayalımnokta-1.gif Hatırlarsanız Alaaddin sürekli bir şeyler isteyen bir tiplemeydinokta-1.gif Cin ise burada Evren’i temsil ediyornokta-1.gif Birçok gelenekte kutsal koruyucu meleğiniz ya da yüksek benliğiniz gibi birçok farklı adla anılmış olsa da, bizden büyük, yüce bir varlık olduğu konusunda hemfikir olunmuşturnokta-1.gif Bu yüzden bizler ona istediğimiz adı verebiliriz, siz de kendinize en uygun tanımlamayı seçebilirsiniznokta-1.gifnokta-1.gifnokta-1.gif

Ve Cin daima aynı şeyi söyler:

“Dileğin benim için emirdir!”

Cin sâdece emirlerinizi yerine getirirnokta-1.gif Cin, çekim yasasıdır ve sizin düşündüklerinizi, konuştuklarınızı ve yaptıklarınızı izlemek için daima işbaşındadırnokta-1.gif

Siz, Evren’in Hakimisiniz; Cin ise, size hizmet etmek için hazır beklemektenokta-1.gif Cin emirlerinizi asla sorgulamaznokta-1.gif Siz düşünürsünüz ve O, dileğimizi gerçekleştirmek için gücünü kullanarak, insanlar olaylar ve durumlar aracılığıyla Evren’i harekete geçirirnokta-1.gif JAMES RAY

 

 

Yaratım Süreci

“Sır”da kullanılan Yaratım Süreci, isteklerinizi üç adımda gerçekleştirmenize yarayacak basit bir kılavuzdur:

1nokta-1.gif Adım: İstemek

İlk adım istemektirnokta-1.gif Evren’e komut verin ve ne istediğinizi bilmesini sağlayın; düşüncelerinize cevap verecektirnokta-1.gif

Gerçekten istediğiniz şey nedir? oturup düşünün ve bunu bir kağıda yazınnokta-1.gif Yazarken şimdiki zaman kipi kullanınnokta-1.gif

İstemek Yaratım Süreci’nin ilk adımıdır; bu yüzden istemeyi alışkanlık haline getirinnokta-1.gif Bir seçim yapmak zorunda olduğunuzda, ne yöne gitmeniz gerektiğini bilmiyorsanız, bunu Evren’e sorun! Hayatınızdaki hiçbir şey için bunalmanız gerekmiyornokta-1.gif Sâdece isteyin yeter!

2nokta-1.gif Adım: İnanmak

İsteğinizi elde ettiğinize inanınnokta-1.gif Benim mutlak inanç olarak adlandırmayı sevdiğim bu inanca siz de sâhip olunnokta-1.gif Mutlak inanç, görünmeyene inanmaktırnokta-1.gif İnancınız tam ve eksiksiz olmalınokta-1.gif Katalogdan bir şey ısmarladıysanız, rahat olun, siparişinizin size ulaşacağını ve bunun hayatınızın bir parçası olacağını bilinnokta-1.gif

“İstediğiniz şeyleri zâten sizinmiş gibi görünnokta-1.gif İhtiyaç duyduğunuzda size geleceklerini bilin ve gelmelerine izin verinnokta-1.gif Huysuzlanıp kaygılanmayınnokta-1.gif Eksiklikleri üzerinde düşünmeyinnokta-1.gif Sizin, size ait ve zâten sizin malınız olduklarını düşününnokta-1.gif” Robert Collier/1885-1950)

Tatil rezervasyonu yaptırdığınızda, yepyeni bir araba ısmarladığınızda ya da bir ev satın aldığınızda bunların sizin olduğunu bilir; gidip aynı dönem için bir tatil rezervasyonu daha yaptırmaz ya da ikinci bir araba veya ev satın almazsınıznokta-1.gif Piyangodan ikramiye kazansanız, ya da büyük bir mirasa konsanız, parayı nakit olarak elinize almadan önce de onun size ait olduğunu bilirsiniznokta-1.gif Bu, onların sizin olduklarına inanma duygusudurnokta-1.gif Onlara dokunmadan önce bile sâhip olduğunuza, parayı olduğunuza inandığınızı gösterirnokta-1.gif

Tıpkı bir çocuk gibi davranın ve dileğinizin gerçekleştiğine hayali olarak inanın ve istediğiniz zâten olmuş gibi davranınnokta-1.gif Gerçekmiş gibi davrandıkça, duruma inanmaya başlayacaksınıznokta-1.gif Cin, tam olarak dilekte bulunduğunuz anda ne istediğinizle değil, sürekli ve ısrarlı düşüncelerinizle ilgilenirnokta-1.gif İşte bu yüzden, ondan bir şey istedikten sonra, inanmaya ve bilmeye devam etmeniz gerekirnokta-1.gif Güven duyunnokta-1.gif İstediklerinizi elde edeceğinize dair inancınız, ölmez güveniniz en etkili gücünüzdürnokta-1.gif Elde etmekte olduğunuza inandığınızda, hazır olun ve başlayan sihri izleyin!

Dileğinizin nasıl gerçekleşeceği, Evren’in onu size nasıl getireceği sizin sorununuz ya da meseleniz değildirnokta-1.gif Evren’in bunu sizin için yapmasına izin verinnokta-1.gif

3nokta-1.gif Adım: Almak

Sürecin üçüncü ve son adımı, almaknokta-1.gif Önce bir kez isteyin, isteğinizi aldığınıza inanın, onu gerçekten almak için yapmanız gereken şey ise, kendinizi iyi hissetmekten ibaretnokta-1.gif

Elde ettiğinizde sizi mutlu etmeyecek bir şeyi dilemezdiniz değil mi? Bu yüzden, kendinizi iyi hissetme frekansına alın, böylece istediğiniz olacaknokta-1.gif Kendinizi bu frekansa geçirmenizin hızlı yollarından biri de; “Şu an isteğimi elde ediyorumnokta-1.gif Yaşantımdaki bütün iyi şeyleri şu an alıyorumnokta-1.gif Şu an [nokta-1.gifnokta-1.gif.burada kendi arzunuzu söyleyinnokta-1.gifnokta-1.gifnokta-1.gif] alıyorum” demektirnokta-1.gif Ve bunu hissedinnokta-1.gif Arzunuzu elde etmiş olduğunuzu hissedinnokta-1.gif

• “İnanarak, yakararak istediğin ne varsa, hepsini alacaksın” (Matthew 21:22)

• “Ne istemiş olursan ol, dileğin için dua ederken, onu elde etmekte olduğuna inan, ona erişeceksinnokta-1.gif”(Mark 11:24)

Esin veren faaliyetle, faaliyet arasındaki fark şudur: Evren’den istediğinizi almak için harekete geçtiğinizde, ırmakla birlikte aynı yöne aktığınızı hissedersiniznokta-1.gif Çaba sarf etmenize gerek yok gibidirnokta-1.gif İşte bu esin veren eylemin sizde yarattığı duygudur ve Evren’le ve yaşamla birlikte akmaktırnokta-1.gif

Bu iş o kadar keyiflidir ki, bazen elde etmek istediğinizi alana kadar bu “eylem”i kullandığınızın farkına bile varmazsınıznokta-1.gif

İçgüdülerinize güveninnokta-1.gif Evren size ilham verir ve elde etme frekansında sizinle iletişim kurarnokta-1.gif Sezgisel ve içgüdüsel hisleriniz olduğunda, onları izleyin; Evren’in sizi manyetik bir biçimde istemiş olduğunuz şeyi elde etme noktasına doğru götürdüğünü anlayacaksınıznokta-1.gif

Her şeyi kendinize çeken bir mıknatıs olduğunuzu unutmayınnokta-1.gif Zihninizde ne istediğinizi net olarak belirlediğiniz zaman, onları kendinize çeken bir mıknatısa dönüşürsünüz ve istekleriniz de size doğru manyetize olurnokta-1.gif

“İnanma yolunda ilk adımı atınnokta-1.gif Merdivenin tamamını görmeniz gerekmiyornokta-1.gif Sâdece ilk adımı atınnokta-1.gif”(Drnokta-1.gif Martin Luther King, Jrnokta-1.gif / 1929-1968)

Bedeniniz ve “Sır”

Gelin, Yaratım Sürecini, kendisini şişman hisseden ya da kilo vermek isteyen insanlar için kullanmayı deneyelimnokta-1.gif

Bâzı insanlar tiroitlerinin az çalıştığını, ağır bir mekanizmaya sâhip olduklarını, ya da vücut biçimlerinin genetik yapılarından geldiğini söyleseler de, bütün bunlar “şişmanlık düşünceleri’ne” sâhip olmak için birer kılıftırnokta-1.gif Bu bahanelerden herhangi birinin size uygun olduğunu kabul ediyor ve buna inanıyorsanız, bu sizin için bir yaşantıya dönüşmüş demektir, böylece siz fazla kilolu olma durumunu kendinize çekmeye devam edersiniznokta-1.gif

İnsanların kilo konusunda sâhip oldukları en yaygın düşünce, ki ben de buna inanıyordum, kilo almanın sorumlularının yiyecekler olduğudurnokta-1.gif Bu işinize yaramayan bir inanıştır, hele benim şu anki bakış açıma göre, zırvalamanın dik alasıdır! Yiyecekler alınan kilolardan sorumlu değillerdirnokta-1.gif Yiyecekleri kilolardan sorumlu tutan düşüncenizdir, yiyeceklerin kilo almanıza sebep olmalarını sağlayannokta-1.gif Unutmayın, düşünceler, herşeyin başlıca nedenleri, geri kalan ise, o düşüncelerin etkileriydinokta-1.gif Aklınızdan mükemmel düşünceler geçirirseniz, sonuç mükemmel bir vücut ağırlığı olacaktırnokta-1.gif

Sizin için mükemmel kilo, sizin kendinizi mükemmel hissettiğiniz kilodurnokta-1.gif Sizden başka hiç kimsenin bu konudaki fikrinin önemi yokturnokta-1.gif Size uygun kilo, size kendinizi iyi hissettiren kilodurnokta-1.gif Sizin için mükemmel kiloyu ve bedeni kendinize çekmek için Yaratım Süreci’nin üç adımını kullanın:

1nokta-1.gif Adım: İsteme

Kaç kilo olmak istediğiniz konusunda net olunnokta-1.gif Beyninizde, sizin için mükemmel olduğunu düşündüğünüz o kiloya ulaştığınızda, bedeninizin görüntüsüne dair bir imge oluşturunnokta-1.gif Mükemmel kilonuzda olduğunuzda çekilmiş resimleriniz varsa, onlara sık sık bakınnokta-1.gif

2nokta-1.gif Adım: İnanmak

Mükemmel kiloya ulaşacağınıza inanmalı ve zâten o kiloda olduğunuzu düşünmelisiniznokta-1.gif

Sizin için mükemmel olduğunu düşündüğünüz bu kiloyu bir kağıda yazarak, tartınızın üzerine yapıştırmalı, ya da hiç tartılmamalısınıznokta-1.gif Düşünceleriniz, sözleriniz ve davranışlarınız, isteğinizle çelişmesinnokta-1.gif

Mükemmel kiloya ulaşmak, Evren’in kataloğundan bir şey sipariş etmek gibidirnokta-1.gif Kataloğa bakın, mükemmel kiloyu seçin, siparişinizi verin ve size teslim edilsinnokta-1.gif Fazla kilolu insanlar gördüğünüzde onları incelemeyin ve zihninizi hemen, sâhip olduğunuz mükemmel vücut görüntünüze kaydırarak bunu hissedinnokta-1.gif

3nokta-1.gif Adım: Almak

Bedeninizden dolayı mutsuzsanız, bu etkili bir duygudur ve bedeninizden dolayı mutsuz olmayı çekmeye devam etmenize sebep olurnokta-1.gif Bedeninize karşı eleştirel olduğunuz, ve ona kusur bulduğunuz taktirde, daha fazla kiloyu bedeninize çekersiniznokta-1.gif

Ne Kadar Zaman Alır?

İnsanların merak ettiği bir diğer konu da, “Diledikleri arabaya, ilişkiye ya da paraya kavuşmalarının ne kadar süreceği”dirnokta-1.gif Elimde bunun otuz dakika, üç gün ya da üç ay süreceğini yazan bir yönetmelik yoknokta-1.gif Evrenle aynı doğrultuya gelip işbirliği yapmak daha çok size bağlınokta-1.gif

Zaman bir yanılsamadırnokta-1.gif Bize bunu söyleyen kişi de Einstein’dırnokta-1.gif Bu cümleyi ilk kez duyuyorsanız, bu kavramı anlamakta biraz zorlanabilirsiniz; çünkü çevrenizde olan biten her şeyin birbiri ardına gerçekleştiğini görürsünüznokta-1.gif Kuantum fizikçileri ve Einstein’ın bize anlatmak istedikleri şey her şeyin eş zamanlı meydana geldiğidirnokta-1.gif

Zamanın varolmadığını anlayabilir; bu mefhumu kabul ederseniz, gelecek için istediğiniz her şeyin zâten varolduğunu da görürsünüznokta-1.gif Her şey aynı zamanda meydana geliyorsa, sizin istediğiniz şeye sâhip paralel bir versiyonunuz da şimdiden vardır!

Evren için zaman ve boyut sıkıntısı yokturnokta-1.gif Bir doları hayata geçirmek ne kadar kolaysa, bir milyon doları ortaya koymak da o kadar kolaydırnokta-1.gif Süreç aynıdırnokta-1.gif Birinin diğerinden daha yavaş gelme ihtimalinin tek sebebi, sizin, bir milyon doların çok para, bir doların ise bir değerinin olmadığını düşünmenizdirnokta-1.gif Küçük şeylerden başlamak, çekim yasasını bizzat yaşamanızın en kolay yollarından biridirnokta-1.gif DAVID SCHIRMER

İnsanlar bu kadar kolay park yeri bulmama hayret ediyorlarnokta-1.gif “Sır”rı ilk kavradığım zamandan beri bunu yapabiliyorumnokta-1.gif Tam olarak nereye park etmek istiyorsam orayı gözümde canlandırdıktan sonra, yüzde doksan beş olasılıkla, tam düşündüğüm gibi park yerinin orada beni beklediğini görüyor, tek yapmam gereken şeyi yaparak, doğruca girip pak ediyorumnokta-1.gif Geri kalan yüzde beşlik zaman diliminde ise, oradan çıkmakta olan arabanın çıkabilmesi için bir iki dakika beklemem gerekiyornokta-1.gif Bunu sürekli yapabiliyorumnokta-1.gif

Herhalde şimdi; “Her zaman park yeri bulabiliyorum” diyen birinin bunu nasıl başardığını ya da “şansım gerçekten çok iyidir, sürekli bir şeyler kazanırım” diyenlerin neden sürekli bir şeyler kazandığını anlamışsınızdırnokta-1.gif Bu insanlar bu olanları umuyorlarnokta-1.gif Büyük beklentiler edinmeye başlayın, bunu yapmaya başlayınca hayatınızı önceden yaratmış olacaksınıznokta-1.gif

“Kendi kendinize; ‘Bugün güzel bir yere gideceğim ya da güzel bir ziyaret yapacağım’ dediğinizde, ziyaretinizi ve yolculuğunuzu güzelleştirecek eleman ve kuvvetleri bedeninizden dışarı doğru göndermiş oluyorsunuznokta-1.gif Yapacağınız bir ziyaretten, yolculuktan ya da alışverişten önce, moraliniz bozuk olduğunda, kaygı duyduğunuzda ya da keyifsizlikler yaşayacağınızdan endişelendiğinizde ise, size tatsızlık yaşatacak birtakım görünmez ajanları ileri doğru göndermiş oluyorsunuznokta-1.gif Düşüncelerimiz ya da başka bir deyişle zihinsel durumumuz olayları önceden iyi ya da kötü diye ‘düzenlemek’ için daima iş başındadırnokta-1.gif” (Prentice Mulford)

Prentice Mulford bu cümleleri 1870’lerde yazmışnokta-1.gif Ne büyük bir öncü! Böylece, her gün, her olayı önceden düşünmenin ne kadar önemli olduğunu açıkça görebiliyorsunuznokta-1.gif

Telaşlandığınız ya da acele ettiğiniz zamanlar, bilin ki, buna dair düşünceleriniz ya da hareketlerinizin temelindeki duygu korkudur (geç kalma korkusu), ve bu duygu sizin, kötü şeyleri, önünüze çıkmaları için “ayarlamanıza” sebep olurnokta-1.gif Acele etmeye devam ettikçe, kötü şeyleri birbiri ardına kendinize çekersiniznokta-1.gif

Durmalı ve kendinizi bu frekanstan çıkarmalısınıznokta-1.gif Kötü şeyleri kendinize çekmek istemiyorsanız, birkaç dakika dinlenip, düşüncelerinizi de değiştirmelisiniznokta-1.gif

Bir çok insan, özellikle de Batı toplumlarında, “zamanın” peşinde koşar ve zaman yokluğundan şikayet edernokta-1.gif Aslında, insanlar zaman bulamadıklarını söylediklerinde, bunun sebebi yine çekim yasasıdırnokta-1.gif Zamanın sınırlı olduğunu düşünerek kuyruğunu kovalayanlardansanız, şu andan itibaren; vurgulu bir tonlamayla; “Gerekenden fazla zamanım var” demeye başlayarak, hayatınızı değiştirinnokta-1.gif

Yaşamınızdaki her olayı, düşünceleriniz aracılığıyla önceden belirlemeyi günlük alışkanlığınız haline getirinnokta-1.gif Yaptığınız her şeyde, gittiğiniz her yerde, olayları yaşamak istediğiniz biçimiyle önceden düşünerek Evren’e dair güçleri arkanıza alınnokta-1.gif O zaman, hayatınızı kendi istekleriniz doğrultusunda yaratmış olursunuznokta-1.gif

Etkili Süreçler

Şimdiki gerçekliğiniz ya da şu an yaşamakta olduğunuz hayat, daha önce düşünmüş olduklarınızın sonucu olarak varnokta-1.gif Siz duygu ve düşüncelerinizi değiştirmeye başladığınız taktirde, yaşadığınız hayat da tamamıyla değişeceknokta-1.gif

“Bir insanın kendisini değiştirebilmesi, nokta-1.gifnokta-1.gif.ve kaderini yenmesi, doğru düşünmenin etkisini kavramış her beynin ulaşabileceği bir sonuçturnokta-1.gif” (Christian Dnokta-1.gif Larson / 1866-1954)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Beklenti etkili bir çekici güçtür, çünkü nesneleri ve olayları size doğru çekernokta-1.gif Bob Proctor’un da söylediği gibi; “Arzu etmek, sizi arzuladığınız nesneyle birleştirir, ummak ise onu hayatınıza doğru çekernokta-1.gif” İsteklerinizin gerçekleşmesini umarken istemediğiniz şeylerin olmasını beklemeyinnokta-1.gif

JAMES RAY

Birçok insan yaşamakta olduğu hadiselere bakar ve, “işte ben buyum” dernokta-1.gif Siz bu değilsiniznokta-1.gif Siz buydunuznokta-1.gif Diyelim ki, bankada yeterince paranız yok ya da istediğiniz gibi bir ilişkiniz yok, ya da sağlığınız ve formunuz iyiye gitmiyor; bunlar sizin hakkettikleriniz değil, geçmişteki düşünce ve davranışlarınızın bugüne sarkan sonuçlarınokta-1.gif Geçmişte edindiğimiz düşünceleri ve davranışları değiştirmezseniz, sürekli bu artık sonuçlar içinde yaşarsınıznokta-1.gif Şimdiki durumunuza bakarak, kendinizi bununla tanımlarsanız, kendinizi gelecekte de bundan farklı bir şey elde etmemeye mahkûm edersiniznokta-1.gif

Neville, her günün sonunda, uykuya dalmadan önce, o gün yaşadıklarınızı düşünmeyi önerir ve istediğiniz gibi gitmeyen bir olay ya da an olduysa, bunu da zihninizin içinde sizi mutlu edecek biçimde gelişmiş gibi yeniden düşünmenizi söylernokta-1.gif Bu olayları beyninizde tam istediğiniz gibi yeniden yarattığınızda, o günün frekansını temizleyerek, ertesi gün için yeni bir frekans yaymaya başlarsınıznokta-1.gif Böylece, geleceğiniz için kendi isteğiniz doğrultusunda yeni görüntüler oluşturmuş olursunuznokta-1.gif Resimleri değiştirmek için asla çok geç değildirnokta-1.gif

Minnettarlığın Güçlü Etkisi

Şükretmek, yaşamınıza daha çok şey katmanın mutlak yollarından biridirnokta-1.gif (MARCI SHIMOFF)

Hayatınızı değiştirmeye başlamak için şu an yapabileceğiniz bir şey var mı? Yapabileceğiniz ilk şey, sâhip olduğunuz için şükrettiklerinizin listesini yapmaknokta-1.gif Bunu yapmak, enerjinizi ve dolayısıyla düşüncelerinizi değiştirerek, düşüncelerinizi değiştirmeye başlayacaknokta-1.gif

Şükretmek benim için son derece etkili bir alıştırma oldunokta-1.gif

• Sabahları uyandığımda; “Teşekkür ederim” diyorumnokta-1.gif

• Her sabah, ayaklarım zemine değdiğinde buna şükrediyorumnokta-1.gif

• Sonra, dişlerimi fırçalayıp yeni güne hazırlanırken şükrettiğim şeyler sayesinde koşturmaya başlıyorumnokta-1.gif

• Rutin işlerimi yaparken, bir yandan da minnettarlığımı duyumsuyorumnokta-1.gif

James Ray’i bu etkili minnettarlık alıştırmasını bizimle paylaşırken filme aldığımız gün, yaşamım boyunca asla unutmayacağım günlerden biri oldunokta-1.gif

Her sabah, yaşayacağım bu yepyeni gün ve sâhip olduğum için şükrettiğim her şey için ne kadar minnettar olduğumu duyumsamadan yatağımdan kakmamayı alışkanlık haline getirdimnokta-1.gif Sonra, yataktan kalkarken, yere değen ilk ayağımla birlikte “teşekkür”, ikincisiyle de “ederim” diyorumnokta-1.gif Banyoya giderken attığım her adımda teşekkür ediyorumnokta-1.gif Duş alıp giyinirken de teşekkür edip, bunu hissetmeyi sürdürüyorumnokta-1.gif Güne başlamaya hazır olduğumda, yüzlerce kez “teşekkür etmiş” oluyorumnokta-1.gif

Şükretmek, tarihte rastlanan bütün büyük avatarların öğretilerinin temel unsuru olmuşturnokta-1.gif Wallace Wattles tarafından 1910 yılında yazılan ve hayatımı değiştiren kitap olan “Science of Getting Rich” (Zengin Olmanın İlmi)nin içindeki en uzun bölüm de minnettarlığa ayrılmıştınokta-1.gif

Ayrıca, “Sır”da yer alan öğretmenlerin tamamı da şükretmeyi günlerinin bir parçası olarak görüyor; birçoğu güne şükran duyguları ve düşünceleriyle başlıyornokta-1.gif

Okuduğum her metinde ve “Sır”rı kullanarak yaşadığım bütün deneyimlerde gördüm ki, şükretmenin etkisi diğer bütün etkileri geçiyornokta-1.gif “Sır”dan öğrendikleriniz içinde yalnızca birini uygulayacaksanız, şükretmeyi kullanın ve onu yaşam biçiminiz yapınnokta-1.gif

Çevrenize bakıp; “İstediğim gibi bir arabam yoknokta-1.gif İstediğim gibi bir evim yoknokta-1.gif İstediğim gibi bir eşim yoknokta-1.gif İstediğim kadar sağlıklı değilim” diyebilirsiniznokta-1.gif

Aman! Geriye sarın, geriye sarın! Bunlar sizin istemediğiniz şeylernokta-1.gif Odaklanmanız gereken şey, sâhip olduğunuz için şükrettikleriniznokta-1.gif Örneğin; bunları okumak için gözleriniz olduğuna şükredebilirsiniznokta-1.gif

Sâhip olduğunuz giysiler için de teşekkür edebilirsiniz; evet belki daha güzellerini tercih ederdiniz ama, sâhip olduklarınız için şükretmeye başlarsanız dilediğiniz gibilerini çok yakında almanız da mümkünnokta-1.gif

“Diğer yöntemleri kullanarak hayatlarını doğru biçimde düzenleyen bir çok insan, şükretmeyi bilmedikleri için yoksul kaldınokta-1.gif”(Wallace Wattler)

Sâhip olduklarınıza karşı nankörlük ederseniz, daha fazlasını yaşamınıza getirmeniz imkansızlaşırnokta-1.gif Neden? Çünkü, nankörlük ettiğinizde, yaydığınız duygu ve düşüncelerin tamamı olumsuzdurnokta-1.gif Kıskançlık, alınganlık, doyumsuzluk, “açgözlülük” de, size istediğinizi getiremeyecek duygulardandırnokta-1.gif

LEE BROWER-SERVET YÖNETİMİ EĞİTİMCİSİ VE UZMANI, YAZAR VE ÖĞRETMEN

Her insanın, “işlerin yolunda gitmediği; ya da kötü gittiği” dönemlerinin olduğunu düşünüyorumnokta-1.gif Bir defasında aileme dair yolunda gitmeyen bir şeyler yaşandığında, yerde bir taş buldum ve eğilip aldımnokta-1.gif Taşı cebime koyarak; kendi kendime “bu taşa her dokunduğumda, varlığına şükrettiğim herhangi bir şeyi düşüneceğim” diyerek söz verdimnokta-1.gif Sonra, her sabah uyanır uyanmaz taşı çekmeceden çıkararak, cebime koydum ve şükrettiğim şeyleri gözden geçirdimnokta-1.gif Bilin bakalım gece yatarken ne yapıyordum? Ceplerimi boşaltıyordum ve taş yine oradaydınokta-1.gif

Bu fikir sayesinde birçok şaşırtıcı deneyim yaşadımnokta-1.gif Taşı yere düşürdüğümü gören Güney Afrikalı bir arkadaşım; “ne taşı bu?” diye sordunokta-1.gif Durumu ona açıkladım, o da taşa “Şükran taşı” adını verdinokta-1.gif İki hafta sonra bana Güney Afrika’dan bir e-posta gönderdinokta-1.gif İletisinde; “Oğlum pek sık rastlanmayan bir hastalıktan ölüyornokta-1.gif Hastalık bir tür hepatitmişnokta-1.gif Bana üç tane şükran taşı gönderir misin?” yazmıştınokta-1.gif Bahsettiği taşlar yoldan bulduğum sıradan taşlardınokta-1.gif “elbette” diye cevap verdim ve ona göndereceğim taşların çok özel olmalarını istediğim için yakınlardaki dereye giderek uygun taşları seçip ona gönderdimnokta-1.gif

Dört, beş ay sonra arkadaşımdan bir e-posta daha aldımnokta-1.gif Şöyle yazmıştı; “Oğlum artık daha iyinokta-1.gif Müthiş bir hızla iyileşiyornokta-1.gif Bilmen gereken bir şey daha var; tanesi on dolardan binden fazla şükran taşı sattık ve tüm parayı hayır kurumlarına dağıttıknokta-1.gif Çok teşekkür ederiznokta-1.gif

Gerçekten de, insanın bir “şükretme davranışı” geliştirmesi son derece önemlinokta-1.gif

Bob Proctor da, Yaratım Süreci’nin ilk adımı olan “İsteme” bölümünde, isteklerinizi yazarken; her cümleye “Şu annokta-1.gifnokta-1.gifnokta-1.gifnokta-1.gifnokta-1.gifnokta-1.gifnokta-1.gifnokta-1.gifsâhip olduğum için çok mutlu ve minnettarım” (boşluğu kendinizi dolduracaksınız) diye başlamanızı önermiştinokta-1.gif

Arzunuza şimdiden kavuşmuş gibi, şükrettiğinizde, Evren’e çok güçlü sinyaller yollarsınıznokta-1.gif Bu sinyaller, şükrettiğinize göre, dileğinize kavuşmuş olduğunuzu ifâde ederlernokta-1.gif Sabahları yatağınızdan kalkmadan önce, yaşayacağınız güzel gün için, sanki o günü mükemmel yaşamışsınız gibi önceden şükretmeyi alışkanlık haline getirinnokta-1.gif

Visualization’ın (Zihinde Canlandırma) Güçlü Etkisi

“Visualization”ın (zihinde canlandırma) bu kadar etkili olmasının sebebi, zihninizde, kendinizi dileğinize kavuşmuş olarak canlandırdığınızda, onu elde ettiğinize dair duygu ve düşünceler ürütmenizdirnokta-1.gif

Visualization (zihinde canlandırma) düşünceleri imgelere odaklamaktan ibaret basit bir işlem olmakla birlikte, gerçeğiyle aynı derecede güçlü duygular yaratırnokta-1.gif Bir şeyi zihninizde canlandırdığınızda, siz söz konusu güçlü frekansı Evren’e yayarken; çekim yasası bu güçlü sinyalleri alarak, yarattığınız görüntüleri aynen zihninizin içinde görmüş olduğunuz biçimiyle size geri gönderirnokta-1.gif

“Bunu bilsin, bilmesin herkes bir şeyleri zihninde canlandırabilirnokta-1.gif Başarılı olmanın büyük sırrı, zihinde canlandırmadır (visualization)”nokta-1.gif (Genevieve Behrend / 1881-1960)

 

Uygulamanın Güçlü Etkileri

Aşağıda, çekim yasasının etkisini ve Evren’in uygulamalarına dair kusursuz sistemi örneklerle anlatan iki yaşanmış öykü verilmektedir:

Öykü, “Sır”rı izleyip, ondan etkilenen on yaşında bir erkek çocuğun, Colin’in başından geçiyornokta-1.gif

Colin ailesiyle birlikte bir haftalığına Disney World’e gitmiştinokta-1.gif Parktaki ilk günlerinde uzun kuyruklarda beklemek zorunda kalmışlardınokta-1.gif O gece, Colin uykuya dalmadan hemen önce “yarın bütün büyük oyuncaklara binmek ve hiç sıra beklememek istiyorum” diye düşündünokta-1.gif

Ertesi sabah Colin ve ailesi, park açıldığında Epcot Center’ın giriş kapısında dururken, bir Disney görevlisi yanlarına gelerek, “Günün ilk Epcot Ailesi” olmak isteyip istemediklerini sordunokta-1.gif Günün ilk ailesi olarak VIP statüsü kazanmış, kendilerine refakat eden bir Disney görevlisiyle gezerek, Epcot’taki tüm büyük oyuncaklara kuyruk beklemeden binebilmişlerdinokta-1.gif Bu Colin’in dilediğinden de fazlaydı!

O sabah yüzlerce aile Epcot’a girmek için bekliyordu ama, Colin kendi ailesinin İlk Aile seçilmesinin nedeni konusunda en ufak bir tereddüdü bile yok; çünkü o, bunun “Sır”rı kullandığı için gerçekleştiğini biliyornokta-1.gif On yaşındayken, dünyayı harekete geçirme gücünün kendi içinizde olduğunu keşfetmenin nasıl bir şey olduğunu bir düşünün!

Şüphe düşüncesinin beyninize girmesine izin verdiğinizde, çekim yasası bir kuruntuyu diğerinin ardından size göndermekte gecikmeyecektirnokta-1.gif Aklınıza sizi şüpheye düşürecek bir düşünce geldiğinde, onu o an derhal terk ederek geldiği yere geri gönderinnokta-1.gif Onun yerine düşüneceğiniz şey ise “İstediğimi şu an elde etmekte olduğumu biliyorum” düşüncesi olsunnokta-1.gif Bunu hissedinnokta-1.gif JOHN ASSARAF

Çekim yasasını bilen biri olarak, onu kullanmak ve neler olacağını görmek istedimnokta-1.gif 1995 yılında, Düş Panosu (Vision Board) adını verdiğim bir pano hazırladımnokta-1.gif Panonun üzerine, güzel bir araba, bir saat ya da düşlerimdeki ruh eşim gibi başarmak, veya kendime çekmek istediğim şeylerin resmini asıyordumnokta-1.gif Her gün ofisimde oturup bu panoya bakıyor, oraya astıklarımı zihnimde canlandırıyordum (Visualization)nokta-1.gif O sırada kendimi gerçekten şimdiden bunları elde etmiş gibi hissediyordumnokta-1.gif

Bir gün taşınmamız gerekti ve tüm mobilyalarımızı, eşyalarımızı koyduğumuz kutularla birlikte depoya kaldırdıknokta-1.gif Bunu izleyen beş yıl içinde ise, üç farklı yere taşındıknokta-1.gif Sonunda, Kaliforniya’ya gelerek bu evi satın aldımnokta-1.gif Bir yıl boyunca onarılmasını bekledikten sonra, nihayet beş yıl önceki eski evimde kalan bütün eşyalarımı buraya taşıdımnokta-1.gif Bir sabah oğlum Keenan çalışma odama geldiğinde, beş yıl önce kapatılmış olan kutulardan biri kapının girişinde duruyordunokta-1.gif Oğlum bana; “Bu kutularda ne var baba?” diye sordunokta-1.gif “Bunlar benim Düş Panolarım” dedimnokta-1.gif Sonra; “Düş panosu nedir?” dedinokta-1.gif “Tüm hedeflerimi koyduğum yer” dedim; “Hayatımda başarmak istediğim şeylerin birer resmini bulup, onları kesiyor ve bu panoya hedeflerim olarak asıyorum” henüz beş buçuk yaşında olduğu için ne demek istediğimi anlamadı tabiinokta-1.gif Bunun üzerine; “Tatlım izin ver sana göstereyim; sana bunu en kolay böyle anlatabilirim” dedimnokta-1.gif

Kutuyu keserek açtım; düş panolarımdan birinin üzerinde, beş yıl önce zihnimde canlandırmış olduğum evin resmî vardınokta-1.gif Bizi şoke eden şey ise, şu an o evde yaşıyor olmamızdınokta-1.gif Benzer bir evde değil, o evde yaşıyorduknokta-1.gif Düşlediğim evi, aynı ev olduğunu bile fark etmeden satın almış ve onartmıştımnokta-1.gif Eve bakıp ağlamaya başladım, dağılmıştımnokta-1.gif Keenan; “Neden ağlıyorsun?” diye sordunokta-1.gif “Sonunda çekim yasasının nasıl çalıştığını, zihinde canlandırmanın gücünü, okuduğum, hayatım boyunca çalıştığım her şeyi, şirketlerimi nasıl kurduğumu anladımnokta-1.gif Evim için de çalışmış, düşlerimizdeki evi satın almış ve bunun farkına bile varmamıştımnokta-1.gif

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Paranın Sırrı-JACK CANFIELD

Stone’la çalışırken, kendisi bana; “Senden bir hedef belirlemeni istiyorum; bu öyle büyük bir hedef olsun ki, onu elde ettiğinde, seni çıldırtsın ve ona ulaşmanın tek nedeninin sana ona ulaşacağını öğretmiş olmam olduğunu anlamanı sağlasınnokta-1.gif

Yılda yaklaşık sekiz bin dolar kazanıyor olduğum o dönemde; “Yılda yüz bin dolar kazanmak istiyorum” dedimnokta-1.gif Bunu nasıl başarabileceğime dair hiçbir fikrim yoktunokta-1.gif Hiçbir stratejim olmamasına, hiç ihtimâl vermememe rağmen; “Bunu ifâde edeceğim, buna inanacağım, bu doğruymuş gibi davranıp, bunu yayacağım” dedim ve öyle yaptımnokta-1.gif

Bana öğrettiği şeylerden biri, her gün gözlerimi kapayarak, hedeflerime şimdiden ulaşmış olduğumu zihnimde canlandırmaktınokta-1.gif Yüz bin dolarlık bir banknot hazırlayarak bunu tavana yapıştırdımnokta-1.gif

Böylece, uyandığımda ilk yaptığım şey yukarı bakıp o banknotu görmek olacak, bu da bana böyle bir dileğim olduğunu hatırlatacaktınokta-1.gif Sonrasında ise, gözlerimi kapatarak, bu yılda-yüz-bin-dolarlık-yaşam-biçimini yaşadığımı zihnimde canlandıracaktımnokta-1.gif Otuz gün boyunca önemli bir şey yaşanmaması yeterince dikkat çekiciydinokta-1.gif Ne bana atılım yaptıracak herhangi bir büyük fikir aklıma gelmişti, ne de kimse bana para teklif etmiştinokta-1.gif

Bunu izleyen dört hafta, aklıma yüz bin dolarlık bir fikir geldinokta-1.gif öyle birdenbire aklıma geliverdinokta-1.gif Yazmış olduğum bir kitap vardı; “Her biri bir çeyrekten, dört yüz bin âdet satarsam, yüz bin dolar kazanırım” dişe düşündümnokta-1.gif Söz konusu kitap zâten vardı ama, hiç böyle düşünmemiştimnokta-1.gif (Sırlardan biri de, size ilhamla gelen bir fikriniz varsa, ona güvenip, harekete geçmenizdir)nokta-1.gif Dört yüz bin âdet kitabı nasıl satacağımı bilmiyordumnokta-1.gif Sonra, markette “National Enquirer” gazetesini gördümnokta-1.gif Bu gazeteyi daha önce defalarca görmüştüm ama daima arka planda kalmıştınokta-1.gif O gün ise, sanki birdenbire üstüme atlamış ve ön plana geçmişti ve ben; “Bu gazetenin okuyucuları kitabımdan haberdar olurlarsa, dört yüz bin kişinin mutlaka gidip kitabımı alacağını” düşündümnokta-1.gif Altı hafta kadar sonra, New York’taki “Hunter College” da altı yüz kişilik bir öğretmen grubuna vermiş olduğum konferanstan sonra, bir kadın yanıma yaklaştı ve; “Harika bir konuşmaydı, sizinle röportaj yapmak isterimnokta-1.gif Buyrun kartım burada” dedinokta-1.gif Kartta yazılana göre, “National Enquirer” gazetesi için serbest çalışan bir yazardınokta-1.gif Kafamın içinde “Alacakaranlık Kuşağı” (Twilight Zone) filminden bir parça çalmaya başladı; “vay be, malzeme gerçekten işe yarıyor” dedimnokta-1.gif Beklenen makale geldi ve kitabımızın satışları yükselişe geçtinokta-1.gif

Burada belirtmek istediğim nokta, bu kişi de dâhil olmak üzere, bütün bu olayları ve insanları hayatıma çekmiş olmamnokta-1.gif Kısa kesmek gerekirse, o yıl yüz bin dolar kazanamadımnokta-1.gif Kazandığım para, doksan iki bin üç yüz yirmi yedi dolardınokta-1.gif Buna bozulup, “işe yaramadı” dediğimizi mi düşünüyorsunuz yoksa? Hayır, böyle bir şey söylemediknokta-1.gif “Bu olağanüstü bir şey!” dediknokta-1.gif

Sonra eşim bana; “Yüz bin dolarda işe yaradığına göre, bir milyon dolar için de işe yarar mı ne dersin?” diye sordunokta-1.gif Cevabım; “Bilmiyorumnokta-1.gif İşe yarayacağını düşünüyorumnokta-1.gif Haydi gel deneyelim” oldunokta-1.gif

Yayıncım, ilk “Tavuk Suyuna Çorba” kitabımın telif hakkı için bana yazdığı çekin üzerine imzasıyla birlikte bir gülen yüz yapmıştı, çünkü bu onun hayatı boyunca yazdığı ilk bir milyon dolarlık çektinokta-1.gif

Böylece sonucu kendi deneyimimle görmüş oldu, çünkü onu test etmek istedimnokta-1.gif “Sır” gerçekten işe yarıyor mu? Bunu test ettik; kesinlikle işe yaradı ve ben artık hayatımın her gününü “Sır”la yaşıyorumnokta-1.gif

Parayı kendinize çekmek için, zenginlik konusuna odaklanmalısınıznokta-1.gif Yeterince paranız olmadığını vurgulayarak, parayı hayatınıza çekmeniz imkansızdır; çünkü, bu yeterli paranız olmadığına dair düşüncelere sâhip olduğunuz anlamına gelirnokta-1.gif Az paranız olduğuna odaklanarak, yeterince paranız olmamasına dair anılmamış diğer koşulları da oluşturmanıza sebep olurnokta-1.gif Hayal gücünüzü sahneye davet etmek ve istediğiniz kadar paraya şimdiden sâhip olduğunuza kendinizi inandırmak zorundasınıznokta-1.gif Aslında bunu yapmak o kadar eğlenceli ki! Kendinizi zengin rolü yapıyor, ya da zenginlik oyunu oynuyor gibi düşünürken, paraya dair güzel şeyler hissedecek, bunu hissettikçe de paranın hayatınıza aktığını göreceksiniznokta-1.gif

Parayı sizden esirgeyen Evren değildir, çünkü dilediğinizi paranın tamamı şu an görünmeyen alanda mevcutturnokta-1.gif Yeterince paranız yoksa, bunun sebebi, paranın size akmasını durdurmanız ve bunu düşünceleriniz aracılığıyla yapmanızdırnokta-1.gif

Geçmişte, paranın size gelmesinin tek yolunun işiniz olduğunu düşündüyseniz, bundan hemen vazgeçinnokta-1.gif Size düşen, istemek, istediğinizi almakta olduğunuza inanmak ve kendinizi mutlu hissetmeknokta-1.gif Dileklerinizin size nasıl geleceği konusundaki detayları Evren’e bırakınnokta-1.gif

“Gücüm yetmiyor” sözleri sizin dudaklarınızdan da döküldüyse, şu an bunu değiştirme gücüne sahipsiniznokta-1.gif Bu sözlerinizi, “Buna gücüm yetiyor! İstediğim şeyi satın alabilirim!” cümleleriyle değiştirin ve tıpkı bir papağan gibi tekrar tekrar söyleyinnokta-1.gif Gelecek otuz gün için, çevrenizde görüp beğendiğiniz her şeye bakarak, kendi kendinize “Buna gücüm yeternokta-1.gif Onu satın alabilirim” demeyi âdet haline getirinnokta-1.gif Düşlerinizdeki otomobili gördüğünüzde, ona doğru gidin ve; “Buna gücüm yeter” deyinnokta-1.gif Beğendiğiniz kıyafetleri gördüğünüzde, harika bir tatil programı düşündüğünüzde de yine; “Buna gücüm yeter” deyinnokta-1.gif

Bunu yaptıkça, kendinizi başka bir frekansa taşıyacak, para konusunda daha iyi hissetmeye başlayacaksınıznokta-1.gif Kendinizi bütün o düşündüklerinizi alabileceğinize inandırmaya başladıkça, hayatınızın görüntüleri değişeceknokta-1.gif

“Gözle görülen tüm serveti sağlayan mânevî öz asla tüketilemeznokta-1.gif O daima sizinledir, ona olan inancınıza ve ondan istediklerinize yanıt verirnokta-1.gif”(Charles Jillmore / 1854-1948)

“Başkalarına verecek kadar param yok” diye düşünüyorsanız; bingo! Artık neden yeterince paranız olmadığını biliyorsunuz! Vermeye yetecek kadar paranız olmadığını düşündüğünüz zaman, vermeye başlayınnokta-1.gif Vermeye dair inancınızı gösterdiğinizde, çekim yasası size, daha çok vermeniz için, daha çok verecektirnokta-1.gif

Vermekle, fedakarlık etmek arasında çok fark vardırnokta-1.gif

• Bir şeyleri kalpten vermek, dolup taşmaktır ve çok güzel bir duygudurnokta-1.gif

• Fedakarlık etmek ise insana kendisini iyi hissettirmeznokta-1.gif

İkisini karıştırmayın; birbirleriyle tümüyle karıştılarnokta-1.gif Biri eksiklik sinyali yayarken, diğeri yetip-de-arttığı sinyalini veriyornokta-1.gif Biri mutlu ederken, diğeri mutlu etmiyornokta-1.gif

Fedakarlık, sonuç olarak içerleme duygusuna yol açarnokta-1.gif İnsan bir şeyleri tüm kalbiyle verdiğinde ise, yapabileceği en keyifli işi yapmış olur ve çekim yasası bu sinyali yakalayarak daha bile fazlasını hayata geçirirnokta-1.gif Aradaki farkı hissedebilirsiniznokta-1.gif

İlişkilerin Sırrı

Düşüncelerimiz, kullandığımız sözcükleri, hissettiklerimizi ve yaptığımız hareketleri oluşturuyornokta-1.gif Davranışlarımızın ise ayrı bir etkisi var, çünkü onlar bizim harekete geçmemize neden olan düşüncelernokta-1.gif En derindeki düşüncemizin ne olduğunu fark edemediğimiz zamanlarda bile, yaptığımız hareketlere bakarak, neler düşündüğümüzü anlayabiliriznokta-1.gif

Hayatınıza bir şeyleri çekmek istediğinizde, davranışlarınızın arzularınızla çelişmediğinden emin olunnokta-1.gif Buna dair en müthiş örneklerden biri de, “Sır”da yer alan öğretmenlerden biri olan Mike Dooley tarafından “Levaraging the Universe and Engaging the Magic” (Evreni Harekete Geçirmek ve Sihirle Buluşmak) adlı sesli kurslarında verilmektenokta-1.gif

Bu, mükemmel eşini hayatına çekmek isteyen bir kadının öyküsünokta-1.gif O bunun için gereken herşeyi doğru biçimiyle uygulamıştı: Bulmak istediği eşin niteliklerini kafasında netleştirmiş, bunlara dair ayrıntılı bir liste hazırlamış ve onunla birlikte yaşamak istediği hayatı zihninde canlandırmıştınokta-1.gif Bütün bunları yapmasına rağmen, beklediği eşle ilgili herhangi bir işaret yoktunokta-1.gif

Sonra bir gün, eve geldiğinde, arabasını garajının tam ortasına park ederken, birden davranışlarının isteğiyle çeliştiğini fark ettinokta-1.gif Arabasını, böyle garajın ortasına park ettiğinde, mükemmel eşine park edecek yer kalmıyordu! Davranışlarıyla Evren’e verdiği mesajda, istediği şeyi alacağına inanmadığını söylüyordunokta-1.gif Böylece hemen garajı temizledi ve arabasını mükemmel eşine yer bırakacak şekilde park ettinokta-1.gif Sonra, giysilerle tıkış, tıkış dolup taşan gardırobunu açtı; burada da mükemmel eşe yer yoktunokta-1.gif Yer açmak için giysilerinin bir kısmını oradan çıkardınokta-1.gif Yatağının ortasında yatmaktan da vazgeçti ve mükemmel eşinin yatacağı yeri boş bırakarak, “kendi” yerinde yatmaya başladınokta-1.gif

Söz konusu kadın, bir gece hikayesini Mike Dooley’e anlatırken, yanında oturan kişi, onun mükemmel eşiydinokta-1.gif Bütün o etkili hareketleri yaptıktan ve mükemmel eşine zâten ulaşmış gibi davranmaya başladıktan sonra, o insan hayatına girdi ve mutlu bir evlilik yaptılarnokta-1.gif

Evren’den ne istediğinizi düşünün ve davranışlarınızın, elde etmek istediğiniz bu dileğinizi yansıttığından, onunla çelişmediğinden emin olunnokta-1.gif İsteğiniz gerçekleşiyormuş gibi davranınnokta-1.gif Onu elde ettiğinizde neler yapacaksanız, bugün de aynılarını yapın ve bu büyük beklentiyi hayatınıza yansıtacak şekilde davranınnokta-1.gif Arzularınıza ulaşmak için onlara yer açın; böyle yaptığınızda, umudun güçlü sinyallerini Evren’e yaymış oluyorsunuznokta-1.gif

Herkes Kendisinden Sorumludur

Kendinize, başkalarının size davranmalarını istediğiniz gibi davranmadığınız sürece, olayların gidişatını değiştirmeniz mümkün değilnokta-1.gif Davranışlarınız, etkili düşüncelerinizdir, bu yüzden kendinize sevgi ve saygı göstermezseniz, yeterince önemli, değerli ve iyi şeyleri hakeden bir insan olmadığınız sinyalini yayarsınıznokta-1.gif

Bu sinyal yayılmaya devam ettikçe de, insanların size iyi davranmayacağı birçok durumla karşılaşacaksınıznokta-1.gif Bu insanların davranışları sâdece sonuçtur; sebep ise, düşüncelerinizdirnokta-1.gif Kendinize sevgi ve saygıyla yaklaşmaya başlamalı, bu sinyali vermeli ve bu frekansa geçmelisiniznokta-1.gif Böylece, çekim yasası tüm Evren’i harekete geçirecek, hayatınız sizi sevip sayan insanlarla dolacaknokta-1.gif

Kimseyi kendi mutluluğunuzdan sorumlu tutmayın ve; “Bana borçlusun ve benim için daha çok şey yapmalısın” demeyinnokta-1.gif Bunun yerine, kendiniz için daha çok şey yapın, kendinizi mutlu etmeye zaman ayırınnokta-1.gif Ancak kendi içinizi sevgiyle doldurduğunuzda, taşarak başkalarına sevgi verme noktasına gelebilirsiniznokta-1.gif

“Sevgiyi elde etmek içinnokta-1.gifnokta-1.gifnokta-1.gifiçinizi onunla öyle bir doldurun ki; sevgiyi çeken bir mıknatıs olun”nokta-1.gif(Charles Haanel)

Birçoğumuza kendimizi sona bırakmamız öğretilmiştir, bunun sonucunda üzerimize çektiğimiz duygu ise, değersizlik ve bir şeylere layık olmama hissidirnokta-1.gif Bu duygular içimizde yerleştikçe, bize kendimizi değersiz ve yetersiz hissettirecek daha fazla yaşam koşulunu da üzerimize çekeriznokta-1.gif Bu düşünce değiştirilmelidirnokta-1.gif

Önce kendinizi doyurmadığınız sürece, başkasına verecek hiçbir şeyiniz olamaznokta-1.gif Dolayısıyla önce kendinize eğilmeniz zorunludurnokta-1.gif Başta kendi mutluluğunuzla ilgileninnokta-1.gif İnsanlar kendi mutluluklarından sorumludurnokta-1.gif Kendi mutluluğunuza yönelip, sizi keyiflendiren şeyler yaptığınızda, ortamın neşesi olur, çevrenizdeki çocuklar ve hayatınızdaki herkes için parlak bir örnek oluşturursunuz. Mutluluğu hissettiğinizde, insanlara bir şeyler vermeyi düşünmenize gerek bile kalmaz, çünkü bu doğal bir akıştır.

Kendinizden hoşnut olmadığınız zaman, Evren’de sizin için varolan tüm iyilik ve sevgiyi bloke etmiş oluyorsunuz. Halinizden memnun olmadığınızda, hayatı kendinizden uzaklaştırıyor gibi olursunuz, çünkü iyiliğinize olan her şey, sağlık, zenginlik, aşk dâhil tek tek her bir konu, mutluluk ve mutlu olma frekansındadır. Kendinizle ilgili mutlu değilseniz, “Siz”i mutsuz edecek, pek çok durum, insan ve olayı kendinize çekmeye devam edeceksiniz demektir.

Çoğunlukla başkaları tarafından mutlu edilmeyi bekleriz; ve genellikle onlar, bizi, bizim istediğimiz gibi mutlu etmeyi başaramazlar. Neden? Çünkü yalnızca bir kişi sizin mutluluğunuzdan ve sonsuz saadetinizden sorumlu tutulabilir; o kişi sizsiniz. Bu yüzden, anne-babanız, çocuğunuz ya da eşiniz de olsalar, sizin mutluluğunuzu yaratma şansına sâhip değiller. Onlar, sâdece sizin mutluluğunuzu paylaşabilirler. Mutluluğunuz kendi içinizde saklı.

Sevebileceğiniz her şeyi sevin. Sevebileceğiniz herkesi sevin. Yalnızca sevdiğiniz şeylere odaklanın, sevgiyi hissedin; o sevginin ve mutluluğun size geri geleceğini göreceksiniz. Katlanmış olarak! Çekim yasası size seveceğiniz şeyleri çoğaltarak göndermek zorunda. Sevgi ışınları yaydığınızda, Evren’in tamamı sizin iyiliğiniz için her şeyi yapıyor, bütün keyifli şeyleri, iyi insanları sizin için harekete geçiriyormuş gibi hissedersiniz.

Sağlığın Sırrı

Burada her gün binlerce farklı tanı ve hastalıkla karşı karşıya kalıyoruz. Bunlar birbiriyle hassas bağlantılar içeriyorlar. Hepsi de tek bir şeyin; stresin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Zincire ve sisteme yeterince stres yüklediğinizde, halkalardan birinin kırılması kaçınılmaz oluyor.

Bütün stres bir tek olumsuz düşünceyle başlar. Kontrolden kaçan bir tek düşünceyi diğerleri izler ve sonunda stres oluşur. Stres sonuçken, neden olumsuz düşüncedir; ve her şey küçük bir olumsuz düşünceyle başlamıştır. Başınıza ne gelmiş olursa olsun, bunu değiştirebilirsiniz...bir küçük olumlu düşünceyle başlayıp, diğerleriyle devam ederek bunu başarabilirsiniz.

Sevmek ve şükretmek, denizleri ikiye ayırabilir, dağları yerinden oynatabilir, mucizeler yaratabilir. Sevgi ve Şükran tüm hastalıkları ortadan kaldırabilir.

Bana en sık sorulan soru; Birinin vücudunda bir hastalık baş gösterdiğinde veya hayatında bir sıkıntı yaşadığında, bu durum “doğru düşünerek” ters çevrilebilir mi? Sorusudur; ve cevap, kesinlikle evettir. MICHAEL BERNARD BECKWITH

 

CATHY GOODMAN: BİR KİŞİSEL ÖYKÜ

Göğsüme kanser teşhisi konduğunda, güçlü inancım ve tüm kalbimle şimdiden iyileşmiş olduğuma inandım. Her gün “İyileştiğim için şükürler olsun” diyordum. Buna günlerce ve günlerce devam ederek; iyileşmiş olduğuma tüm kalbimle inandım. Kanserin vücuduma hiçbir zaman uğramadığını düşündüm.

Kendimi iyileştirmek için yaptığım şeylerden biri de çok komik filmler izlemekti. Tüm yaptığımız gülmekten ibaretti, gülmek, gülmek ve gülmek. Herhangi bir stres kırıntısının hayatıma girmesine izin veremezdim, çünkü iyileşmeye çalışırken, en büyük zararın stresten geldiğini biliyordum. Teşhis konulduktan yaklaşık üç ay sonra iyileştim, üstelik bu süre içinde herhangi bir ışın tedavisi ya da kemoterapi de görmedim.

Cathy Goodman’dan dinlediğimiz bu güzel ve etkileyici hikâye, bizi etkileyen üç faktörün nasıl işlediğini gösteriyor: Bunlar;

1. İyileşmiş olduğuna şükretmenin etkisi,

2. Dileğinin yerine geldiğine inanmanın etkisi ve,

3. Kahkaha ile neşenin vücudumuzdaki hastalıkları yok etmek üzerindeki etkisi.

Bütün vücudumuzun bir kaç yıl içinde yenilendiği düşünülürse ki, bilim bunu ispat etmiştir, bir bozukluk ya da hastalık nasıl olur da yıllarca vücudumuzda varlığını sürdürebilir? Hastalığın orada kalmasının tek sebebi bizim onu düşünmemiz, sürekli hastalığı gözlemleyerek, dikkatimizi hastalığa vermemizdir.

Bir hastalığınız olduğunda, dikkatinizi hep bu hastalığa yöneltip, insanlara bundan bahsederseniz, bunun sonucunda daha fazla hastalıklı hücre yaratırsınız. Mükemmel sağlıklı bir bedenin içinde yaşadığınızı düşünün. Bırakın hastalıklarla doktorlar ilgilensin.

Hastalığı olan insanların çok sık yaptığı şeylerden bir de devamlı hastalıktan bahsedip durmaktır. Bunun sebebi, sürekli hastalığı düşünmeleridir, gerisi sâdece düşünceleri söze dökmekten ibarettir. Kendinizi bir parça kötü hissettiğinizde, bundan bahsetmeyin; sıkıntınızın artmasını istemiyorsanız tabii. Bu durumdan, düşünme biçiminizin sorumlu olduğunu bilin ve elinizden geldiği kadar çok; “Kendimi harika hissediyorum. O kadar iyiim ki” deyin ve bunu hissedin. Birisi size nasıl olduğunuzu sorduğunda kendinizi harika hissetmiyorsanız bile, kendinizi iyi hissetme düşüncesini aklınıza getirdiği için ona teşekkür edin ve cevap olarak; nasıl olmak istiyorsanız onu söyleyin.

Bedeninizin içinde ya da dışında, ne tür bir sıkıntıyla karşılaşmış olursanız olun, bu durumu değiştirebilirsiniz. Size mutluluk veren konular düşünmeye ve mutlu olmaya başlayın. Mutluluk varoluşa dair bir duygudur. Parmağınız “Mutlu hissetme” düğmesinin üzerinde duruyor. Düğmeye hemen basın ve çevrenizde olan bitene bakmadan parmağınızı orada basılı tutun.

Hastalığın üstesinden gelmek için savaşmanız gerekmez. Sâdece olumsuz düşünceleri uzaklaştırmak gibi basit bir süreç bile, normal sağlık durumunuza geri dönmenizi sağlar ve bedeniniz kendi kendisini iyileştirir.

MICHAEL BERNARD BECKWITH

Kendi kendine iyileşen böbrekler, yok olan kanserler gördüm. Görme yeteneğinin arttığına ve geri kazanıldığına da şahit oldum.

Düşüncelerimle varolmaya çağırdığım bir şeyi değiştirebileceğimi bildiğim için, hemen yirmi bir yaşındayken ne kadar net görüyorsam şimdi de o kadar net görüyor olduğumu imgelemeye başladım. Kendimi loş restoranlarda, uçakta, bilgisayarımın başında kolayca ve gayet net okurken düşledim ve defalarca; “Gayet net görebiliyorum. Gayet net görebiliyorum” dedim. Berrak bir görüşe sâhip olmaktan dolayı heyecan duyup, buna şükrettim. Üç gün içinde görme yeteneğim yenilendi ve artık okuma gözlüğü kullanmadan gayet net görebiliyorum.

Unutmayın Evren’de zaman ve boyut yoktur. Bu yüzden, bir hastalığı iyileştirmek de, bir sivilceyi iyileştirmek kadar kolaydır. Süreç her ikisi için de aynı olmasına rağmen, farkı yaratan bizim zihnimizdir. Böylece herhangi bir sıkıntıyı kendinize çektiğinizde, onu beyninizde bir sivilce boyutuna indirin, tüm olumsuz düşünceleri kafanızdan atın ve sağılığın mükemmelliğine odaklanın.

 

 

İyileşmeyecek Hastalık Yoktur-MORRIS GOODMAN

YAZAR VE ULUSLARARASI KONUŞMACI

Hikayem 10 Mart 1981 tarihinde başlıyor. O gün gerçekten hayatım değişti. Asla unutmayacağım bir gündü. Uçak kazası geçirmiş ve tamamen felç olmuş bir vaziyette hastaneye yatırılmıştım. Omuriliğim ezilmiş, birinci ve ikinci boyun omurlarım kırılmıştı. Yutma refleksim yok olduğundan bir şey yiyip içemiyor, diyaframım zedelendiğinden nefes alıp veremiyordum. Yapabildiğim tek şey gözlerimi kırpmaktı. Doktorlar ömrümün geri kalanını bitkisel hayatta geçireceğimi söylediler tabii. Bundan sonra yapabileceğim tek şey gözlerimi kırpmak olacaktı. Bana baktıklarında gördükleri tablo bu olmasına rağmen onların ne düşündüğünün bir önemi yoktu. Asıl önemli olan, benim ne düşündüğümdü. Kendimi yeniden normal bir insan gibi o hastaneden çıkıp giderken hayal ettim.

Hastanede yaparken yapabileceğim tek şey zihnimi çalıştırmaktı ve şuurunuz yerinde olduktan sonra, gerisini tekrar eski haline getirebilirsiniz. Solunum cihazına bağlı yaşıyordum. Doktorlar diyaframım parçalandığı için bir daha asla kendi kendime nefes alamayacağımı söylemişlerdi ama, içimdeki küçük bir ses bana “derin nefes al, derin nefes al” diyordu. Sonunda solunum cihazından çıkarıldım. Doktorlar bu duruma bir açıklama getiremediler. Bense, beni amacımdan ya da zihnimde canlandırdığım görüntüden uzaklaştıracak herhangi bir şeyin aklıma girip, dikkatimi dağıtmasına izin veremezdim.

Noel’de hastaneden yürüyerek çıkmayı kendime hedef koymuştum ve bunu başardım. Kendi iki ayağım üzerinde yürüyerek hastaneden çıktım. Bunun olamayacağını söylemişlerdi: O günü asla unutmayacağım.

Şu an dışarıda bulunan ve acı çeken insanları düşünerek hayat hikayemi özetlemem ve onlara hayatta neler yapabileceklerini kısaca anlatmam gerekseydi, her şeyi dört sözcükte toplayarak özetlerdim “insan düşündüğü şey olur”.

Şimdi sizi Dr. Ben Johnson’ın sağlık konusundaki aydınlatıcı görüşleriyle baş başa bırakıyorum:

“Artık enerji tıbbı diye adlandırdığımız bir çağa giriyoruz. Evren’deki her şeyin bir frekansı var ve sizin yapmanız gereken tek şey frekans değiştirmek ya da karşıt frekansı ortaya çıkarmaktır. Bu şekilde dünyadaki her şeyi değiştirmek kolaydır, ister hastalık, ister duygusal konular olsun, aklınıza ne gelirse. Bu çok büyük bir şey. Şimdiye kadar karşı karşıya kaldığımız en büyük şey budur.”

Dünyanın Sırrı-JACK CANFIELD

Rahibe Terasa çok zeki bir insandı; “Savaş karşıtı bir toplantıya asla katılmayacağım; beni, barışa dair toplandığınızda davet edin” demişti. Biliyordu. “Sır”rı çözmüştü. Dünya üzerinde gerçekleştirdiklerine batığımızda bunu görebiliyoruz.

Savaş karşıtıysanız, bundan vazgeçerek barış yanlısı olun. Açlığa karşıysanız da, insanların tüketebileceklerinden fazla yiyecek bulmalarından yana olun. Bir politikacıya karşı olduğunuzda ise, onun rakibini destekleyin. Seçimler genellikle insanların karşı çıktığı politikacının lehine sonuçlanır, çünkü o, odak noktası olmuş ve bütün enerjiyi çekmiştir.

Dünyadaki her şey tek bir düşünceyle başladı. Büyük şeyler daha da büyür, çünkü, bir kez ortaya çıktıktan sonra daha çok insan tarafından düşünülürler. Sonra bu düşünceler ve duygular, söz konusu sonucu hayatımızda tutarak daha da büyümesini sağlarlar. Zihinlerimizi o düşüncelerden uzaklaştırır, sevgiye odaklarsak, öyle bir sonuç ortaya çıkamaz; b

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...